Perşembe, Şubat 5, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 337

Kaymakamdan farklı bir yönetim bakışı

0
     Başyayla Kaymakamı Mehmet Demir; genç, dinamik, halkın içinde ve halktan birisi gibi davranış sergileyen, çalışkan, kararlı ve değişik modern yönetim anlayışı ile görevinde başarılı olmuş ve görev yaptığı her yerde halkın takdirini kazanmış kaymakamlarımızdan birisidir. Kaymakam Mehmet Demir; Başyayla ilçesinin ekonomik ve sosyal, kültürel, eğitim yönünden kalkınması için büyük gayret gösteriyor. 1978 Ankara Hukuk Fakültesi mezunu ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi 3. sınıf öğrencisi olan, İngilizce ve Fransızca olarak iki yabancı dil bilen Kaymakam Mehmet Demir eğitim üzerinde önemle durarak şöyle söylüyor; “Merak etmeyen, oradaki havayı solumayan, hedefinin ne olduğunu bilmeyen üniversite öğrencisi yeterince başarılı ve motive olamaz. Buçalışmamızın çocuklarımızın gelişimine katkı sağlayacağını düşünüyorum.” “Klasik anlamda mesaivalisi ve kaymakamı yöneticiliği artık bitmiştir.” diyerek günümüz kamu yöneticiliğinde farklı bir yönetim uygulayan, vali ve kaymakamlara da günümüzde farklı bir yönetim bakışı konusunda önemli mesajlar veren Başyayla Kaymakamı Mehmet Demir’in şöyle diyor. 
    “Vatandaşa hizmet etmek, vatandaşa kapıyı açmak, vatandaşla görüşmek modern anlamda artı değildir. Bunlar 1980’li yıllarda yöneticiler için bir motivasyondu ve bir hedefti. Bunlar olması gereken şeylerdir. Arkadaşlarımızın bunları yaptığına inanıyorum. Bunları yapmamak değişiklik, yapmak siyasi değildir. Kapısı açık, mütevazi, güler yüzlü v.s. bunlar 1990’lı yıllardan itibaren değişen dünyanın ve değişen Türkiye’nin gereğidir. Yönetici böyle olmalıdır. Böyle oldukça herkes kazanılır.
Mesai valisi ve kaymakamı yöneticiliği artık bitmiştir
    Klasik anlamda mesai valisi ve kaymakamı yöneticiliği artık bitmiştir. Bu tür yöneticilik 1980’li yıllardan önceydi. Bu tür yöneticiliği günümüzde yapan arkadaşımız yoktur. Gençler daha idealist, daha değişik, daha yetişmiştir. Yurtdışına gittiğimiz için karşılaştırma fırsatımız oluyor. Vatandaşımızın her kesimiyle diyalog kuruyorsunuz. Onların size ayak uydurmasını sağlamak zorundasınız. Siz onlara uyarsanız sıkıntı olur. Devletin size yapmış olduğu yatırım boşa gitmiş olur.
 Bizim görevimiz vatandaşımızı ufkunu ve önünü açmaktır
     Bizim görevimiz vatandaşımızı ufkunu ve önünü açmaktır. Siz vatandaşa tabi olursanız, o zaman vatandaşa benzersiniz ve bir umut olmaktan çıkarsınız. Vatandaş kapıdan girdiğinde gözünüzdeki umudu, ışığı kendinde görmelidir. Bunu gördüğünde vatandaş mutlu oluyor. Türkiye’nin her tarafında çalışırız. Burada oturan insan devleti temsil ettiği gibi milletten müteşekkil bir kurumdur. Milletin organik olarak kurumsallaşmasıdır. Aynı zamanda milletin temsilcisiyiz. Bu nedenle millete önayak, onlara çözüm bulmakla yükümlüyüz. 1990 yılların düşüncesi değişti. 1000 yılı devirdik. Yeni bir 1000 yılın içine giriyoruz. Bu değişime ayak uyduran bir Türkiye vardır. Bu süre bizim dönemimiz çalışanları bir şanstır. Ne kadar adaptasyon sağlayan, uyum sağlayan yönetici olursanız, o kadar başarılı yönetici olursunuz.
Değişen Türkiye’nin değişen yöneticileri böyle olmalıdır.
Gençler, eskilere oranla daha başarılıdır
    Değişen Türkiye’nin değişen yöneticileri böyle olmalıdır. Bu nedenle vizyonu geniş, dünyayı ve Türkiye’yi bilen genç yöneticilerimiz vardır. Bu nedenle gençler, eskilere oranla daha başarılıdır. Türkiye bugün toplumsal olarak bazı şeyleri aşmışsa, bunda kaymakam ve valilerin, özellikle yeni kaymakamların çok büyük bir payı vardır. Maddi değişiklikleri yapabilirsiniz, ancak zihinsel değişiklikler bir süreçtir. Bu nedenle Türkiye zihinsel değişimi kısa zamanda gerçekleştirdi. Bu değişimde kaymakam ve valilerin özellikle yeni kaymakamların büyük bir katkısı olmuştur. Bizden öncekileri beğenmesekte, bizden sonrakiler bize göre daha şanslıdır. Bu bir dönüşümdür. Dönüşüme ne kadar adapte olursanız, o kadar başarılı olursunuz. Önemli olan yöneticinin bakış açısı ve kafasındaki zihinsel değişimdir. Maddi konular özellikle köy yolları yapımı gibi konular önemli ama, üzerinde konuşulacak konular değildir. Fikirlerden bahsetmek gerekir. Somut işlerden bahsederseniz küçülmüş olursunuz Önemli olan yöneticinin bakış açısı, kafasındaki zihinsel değişim önemlidir.”
2000’li yılların Türkiye’sine yakışır bir yönetici olmak gerekir
     Topluma neyi vaat ettiği, toplumu nereye götürmek istediği önemlidir.2000’li yılların Türkiye’sine yakışır bir yönetici olmak gerekir. Bunun için çok okumak, çok gezmek, çok düşünmek gerekir. Vaktinz değerini bilmek, boş işlerle uğraşmamak gerekir. Değişen bir dünyaya, Türkiye’ye tanık oluyoruz. Bu nedenle şanslıyız. 1980-1990’lı yıllardan çok bir değişim oldu. Vatandaşla iç içe olan, vatandaşın yüzüne gülen, devletin sıcakkanını gösteren, her konuda daha başarılı oluyor. Dediğim gibi bunları yapmak değişiklik değil, yapmak siyası değildir. Büyük yerlerde kaymakam ve valinin vatandaşa ön ayak olması gerekir. Bunları zaten yapamıyorsan bir eksik var demektir. Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve muhtarlarla ilçemizin gelişmesi konusunda görüş alışverişinde bulunuyoruz.
Modern anlamda yöneticilik, kaymakamlık ve valilik temsili bir makamdır
    Modern anlamda yöneticilik, kaymakamlık ve valilik temsili bir makamdır. Devleti ve milleti temsil ediyorsunuz. Bu temsili tam yapmak gerekir. İkinci olarak da kaymakam ve vali organizatör olmalıdır. İşin ayrıntısına girerseniz yapılamayacağını düşünüyorum. İşleri organize etmeniz için, motive etmeniz gerekir. İyi bir yönetim anlayışında güven verip, sahip çıkmalısınız. Kaymakam olarak vali beni motive edip, sahip çıktığını hissettiğim an daha çok verimli olup ve iş üretirim. Bunları maiyetimdeki memurlara uygulamaya çalışıyorum. Yönetici olarak bana güvenmelerini söylüyorum. Kaymakamların her türlü işi ayrıntısına kadar takip etmesini uygun bulmuyorum. Eğer öyle olsaydı diğer memur ve amirlere ihtiyaç olmazdı. Önemli olan motivasyon ve organize etmektir. Ne beklediğini ve istediğini açıkça söylemektir. İşlerin nasıl gideceği ve nasıl olacağı konusunda maiyetindeki memura birazda güvenmek gerekir. İyi bir kaymakam ve vali iyi yolda olandır. Ekonomik anlamda sıkıntı olduğu için, mümkün olduğu kadar vali ve kaymakamın bu işlerle uğraşması gerektiğini düşünüyorum.
Kaymakam ve vali yeşil kart için günlerini ve saatlerini ayırmamalıdır
    Bir kaymakam ve vali yeşil kart için günlerini ve saatlerini ayırmamalıdır. Günümüzde SYD Vakfı işleri tecrübesi olan işlerdir. Kısaca bir kaymakam ve valinin bu işlerle vakit harcamamasını düşünüyorum. Ekonomik anlamda daha çok vatandaşın cebine girecek projeler düşünülmelidir. Kültürel anlamda hizmetlere ağırlık verilmelidir. İdareci sosyal olmalıdır. Makamda oturupta, sabah saat 8, akşam saat 5 yapıp, önüne gelen evrakları imzalarım düz mantığı bırakılmalıdır. Kaymakam ve vali organizatör olmalı, ne yapabilirimi düşünmelidir. Bir konuda vatandaşlarla görüşüp, onları organize edersiniz. Kaymakam sosyal olmalı, ekonomik yönden girdi nasıl olmalıdır, ona bakmalıdır. Rutin işlerin vali yardımcıları ve yöneticiler tarafından yapılacağını biliyorum. Modern yönetimde kontrol mekanizması vardır. İyi denetlersiniz ve ayrıntılarla uğraşmazsınız.” Yönetimde daha iyi başarılı olmak için farklı bakış açısı sergileyen yöneticilerimizin çoğalması dileğiyle.
    
 

Hizmet mi? Şov mu?

0
      Amasya; tarihi ve turistik değerleriyle herkesi büyüleyen ve kurtuluşumuzun temelleri atılan manidar illerimizden birisidir. Kısaca kültür ve tarihi mirası bir şehrimizdir. Amasya Üniversitesi, Amasya Valiliği kültürel faaliyet konusunda adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Ama ne yazık ki bunların yaptıkları etkinliklere genelde halk katılmıyor. Faaliyetlerini kendi kurumları bünyesinde yapmış oluyorlar. Protokol etkinliğinden başka bir şey olmuyor. 
      Özelikle Amasya Üniversitesinin yaptığı reklamlar adeta şov gösterisinden başka bir anlam taşımadığı düşüncesindeyim. Birçok organizasyonlar yapılıyor. Halkın bundan haberi yok veya haberi var gelmiyor. Bunun sebebini araştırmak gerekir. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Adatepe Amasya’ya getiriliyor. Program Amasya şehir merkezine uzakta, Amasya Eğitim Fakültesi Kültür Merkezinde yapılıyor. Katılanlar öğrenciler ve protokol, halk yine yok. 
     Kurtuluşumuza vesile olan Amasya Tamiminin yazıldığı Amasya’da, kurtuluş meşalesini yakan Amasya halkı Atatürk’ümüzün manevi kızı Ülkü Adatepe’yi göremiyor. Atatürk’ümüzün hayatını manevi kızından dinlemekten mahrum ediliyor. Halbuki bu program Amasya şehir merkezinde bulunan kültür merkezinde yapılsa daha iyi olamaz mıydı? Buna bir anlam veremiyorum. Bu tür faaliyetlerin il merkezinde yapılsa daha iyi olmaz mı? İl merkezinde bulunan Hamit Kaplan Kapalı Spor Salonunda yine çeşitli kültürel ve spor etkinlikleri yapılıyor. Buraya gelen yine mevcut sporcular ve il dışından gelen insanlar. 
      Programlara katılan Amasya halkı yok. Başbakanımız ve diğer üst devlet yöneticilerimiz  diyorlar ki halkın içinde olmadığı hiçbir faaliyet ve iş başarılı olamaz. Günümüz modern yönetim anlayışında herkes bunu vurguluyor. Demek ki Amasya Üniversitesi Rektörlüğü, Amasya Valiliği ne kadar faaliyet yapsa da, bu tür faaliyetlere Amasya halkının katılmasında başarılı olamadılar. Bundan anlaşılıyor ki halkın katılmadığı hiçbir organizasyon başarılı olamıyor. Bu tür faaliyetler zayıf kalıyor. Burada bir eksiklik var. Halkın içinde olmadığı hiçbir işte başarılı olamazsınız. Halkın içinde olmadığı organizasyonla ve etkinlikle başarı elde edilemez. Onun için bu tür faaliyetleri yapan kurum yöneticileri halkın içine girip, onlarla beraber olup, bu tür faaliyetlere halkın katılımının sağlanması gerekir. 
      Halkın içinde olduğu organizasyonlar, o şehrin turizm yönünden tanıtımına da büyük katkısı olur. Amasya ilini tanıtırken ve faaliyet yapılırken mutlaka sivil toplum örgütlerini almak gerekir. Yoksa yaptığınız faaliyeti kendiniz yapıp, kendiniz seyredersiniz. Şu ana kadar yapıldığı gibi. Halksız yönetim ve faaliyet olamaz. Herkesin bildiği gibi, yalnızlığa oynarsınız. 
      Halka tepeden bakmakla değil, halkın yanında, halkla beraber, mütevazi bir yönetim anlayışı sergilerseniz, halkımız her zaman sizin yanınızda olur. Yoksa faaliyeti kendiniz yapar, kendiniz ve personeliniz izler. Yaptığınızdan kimsenin haberi olmaz. Yetkililerin bu tür faaliyetlere halkımızın niçin katılmadığını bir düşünmesi ve ders alması gerekir. Anlayana ne güzel!

Türkiye örneği müdür

0
   Ordu; Karadeniz bölgesinde, fındığı, doğal güzellikleri ve Boztepe’si ile ünlü, türkülerimizde de yer alan ünlü şehirlerimizden birisidir. Ordu insanı genellikle sıcak, samimi ve hareketlidir. Kısaca ülkemizin kültürel, sosyal, ekonomik yönden realitesi yüksek olan illerimizden birisidir.
     Neden yazınıza böyle başladınız derseniz. Böyle bir ilde bürokratlık ve hizmet yapmak her kişinin yapacağı bir iş değildir. İlin kültürel ve soysal realitesinin yüksekliği nedeniyle çok faal bir görev yapmak zorundasınız, Aksi takdirde pasif bir görev yapayım da, oturayım diye düşünemeziniz. Bu nedenle Ordu’nun bürokratlık seyir defterine baktığınız zaman bürokratların sık değiştiğini görmekteyiz.
     Gazetecilik mesleğim gereği ülkemizin değişik yerlerine ve yurt dışına zamanla gezilerim oluyor. Kendini övüyor diye yanlış düşünmeyin de kısaca deyim yerindeyse artık bir insan sarrafı oldum. Benim kişilik özelliğimin temel kriteri olaylara tümden bakışta müspet görmek ve o noktadan hareket etmektir. Yoksa bakışınız art niyetli olursa tam anlamıyla menfi ve müspet fikir davranış sezginleme durumunda olamazsınız. Konuyu buraya getirmemim nedeni bir kişiyi ve kurumu ve olayı değerlendirirken, çok iyi gözlem ve süzgeçten geçirdikten sonra kaleme alır ve yazarım. Bu benim kişisel karakteristik özelliğimden kaynaklanmaktadır. Ülkemizin, milletimizin geleceğine yönelik hizmet yapanları yazmaktan mutluluk duyarım. Diğer taraftan ülkemizin ve devletimizin zararına menfi olayları gazeteci olarak kamuoyuna duyurmayı da kendime görev addediyorum.
     Bu anlamda Ordu Tedaş Müdürü Halil Mermer’in Ordu’da yaptığı ve kurum içinde yaptığı ve Türkiye’de örnek teşkil edecek hizmetlerden size bahsedeceğim. Ordu’da uzun süredir Tedaş Müdürlüğü yapan Halil Mermer;  personeliyle bir takım ruhu içinde çalışması ile herkesin takdirini kazanmış, ülkemizin örnek bürokratlarımızdan birisidir. Tedaş İşletme Müdürlüğü içinde vatandaşın daha rahat elektrik faturaların yatırması için Bankacılık sisteminde yürüdüğü gibi, elektronik numaralama sistemi kurmuş ve bilgisayar ekranında vatandaş vezneye ödediği parayı rahatlıkla görebiliyor. Bu Türkiye genelinde ilk bir uygumladır. Bence bu sistem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca örnek alınıp, tüm Türkiye’de uygulanacak bir sistemdir. Bu sistem vatandaş için çok kolaylıklar getirmektedir. Müdür Halil Mermer sağlam vatandaşların yanında, sakat vatandaşları da düşünerek onların Tedaş binasına rahat girmeleri için özel giriş yolu yaptırmıştır.
     Diğer taraftan Tedaş Personellerinden oluşan Türk Sanat Müziği korosu kurmuş ve bu koro il içinde ve dışında konserler vermektedir. Yine mahalli imkânlarla yaptırdığı bina içindeki konferans salonu, estetik ve günümüzü teknolojisine uygun özelliği ile Ordu’da örnek teşkil edecek bir salondur. Müdür Halil Mermer yaptığı diğer hizmet ise mahalli imkânlarla yaptırdığı üç yıldız kapasitesindeki misafirhanesidir. Müdür Halil Mermer personelinin daha iyi bir ortamda yemek yemeleri için güzel bir yemekhane yaptırmış. Bina bahçesinde, insanın içini rahatlatacak güllerin ve çiçeklerin açtığı harika ve örnek teşkil edecek bahçe düzenlemesi yaptırmıştır. Ordu Tedaş Müdürü Halil Mermer’in sosyal realitesi yüksek,  insan ilişkilerinde ayrıntıyı kaçırmayan, herkesin   gönlünü almaya çalışan, tüm personelinin sevincine ve üzüntüsüne ortak olan, devlet hizmetinin vatandaşa zamanında ulaşmasını sağlayan, hiçbir vatandaşın mağdur olmasın istemeyen, sergilediği performansla devletin gelirlerini yükselten ve elektrik kaçaklarını ortadan kaldıran kısaca devlete ve millete hizmette örnek çalışması ile iyi sosyal ilişkiler uzmanı özelliği taşıması nedeniyle, Türkiye’de herkesin örnek alınması gereken bir  bürokrat olarak düşünüyorum.

Türkiye örneği başsavcının başarısı

0
   Adalet Bakanlığı teşkilatlarında Cumhuriyet Başsavcılarının önemi ve temsil ettiği makamlar itibariyle kariyerleri çok önemlidir. Görevleri sırasında kanun ve devlet adına hareket ederler. Genellikle vakitlerini mevcut kanunların uygulanması için gece gündüz demeden; mevcut kanunları okumak, uygulamak, yenilerini takip etmek, görev yaptıkları adliye teşkilatlarında üst makamda oldukları için mevcut sistemini en iyi şekilde yürütmekle uğraşırlar. Kısaca Cumhuriyet Başsavcılığı görevi herkesin saygı göstereceği ve hukuk kurallarının uygulanmasının sağlandığı kutsal bir görevdir. Bu makamlar milletimiz nezdinde takdire şayan makamlardır. Cumhuriyet Başsavcılarından rutin görevlerinin dışında, kendi görev alanları dâhilinde ülkenin sorunları ile ilgili çözüm önerileri ortaya koyan ve bunları gerçekleştirmeye çalışanlar ve görev yaptıkları yöreye gelişmişlik katkısı yapanlar azınlıkta olmuştur. Bu nedenle Amasya Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Aksu’yu “Türkiye örneği başsavcının başarısı” olarak örnek vermek istiyorum
      Başsavcı Hüseyin Aksu Amasya’da kısa bir süre önce göreve başlamasına rağmen görev yaptığı adliye teşkilatının daha iyi bir konuma gelmesi ve performansını yükseltmek için üstün gayretinin yanında; Amasya ilinin turizm yönünden tanıtımına katkı yapmak amacıyla ünlü sinema aktörü Kadir İnanır’ın son cellât filminin Amasya Kapalı Cezaevinde çekilmesini sağlamıştır. Başsavcı Hüseyin Aksu bu filmin Amasya’da çekilmesine katkı yapması nedeniyle Amasya’nın tanıtımına büyük katkısı olmuştur. Yıllar sonra Amasya’da filmler ve diziler çekilmeye başlamıştır. İşte Başsavcının kendi kamu görevi yanında görev yaptığı tanıtım katkısı örneği.
      Başsavcı Hüseyin Aksu; genç, dinamik, çalışkan, görevine son derece bağlı tutum ve davranışı ve devlet adamı vasfı sergilediği için herkesin takdirini kazanan bir kişiliğe sahiptir. Böyle bir savcıdan kendi görev alanı konularındaki olaylara farklı boyutla bakarak çözüm önerileri gerekir. Bu noktadan hareket eden Amasya Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Aksu yıllarca ülkemizin biriken sorunlarından olan ve gün gittikçe suç oranın artığı, ülkemizde insanların suçlu olarak kanun önüne gelmeden, suçla mücadelede aile eğitimin önemli olduğu düşüncesinden hareketle Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek “Suçla mücadelede aile eğitiminin önemi ve Türkiye’de denetimli serbestlik uygulamaları” sempozyumunun görev yaptığı yer olan Amasya’da yapılmasını sağlamıştır. Bu sempozyuma ülke genelinden her üniversiteden konu ile ilgili öğretim üyesi katılarak, yapılan sempozyum ulusal düzeyde oldu. Bu sempozyumda sunulan bildirilerde; suçu önlemede aile eğitiminin önemini değerlendiren Amasya Valiliği bu konu ile ilgili sempozyuma katılan üniversite öğretim görevlilerine bilgi vermeleri isteğinde bulunmuş. Bu çalışma gerçekleştirildiği takdirde Amasya ilinde yaklaşık otuzbin öğrenci velisine bilgi verilmesi düşünülmektedir. Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Aksu’nun ülkemizde aile yapısına ve gençlerimizin geleceğine olumlu katkıları ne kadar büyük değil mi? İşte geleceğimizin emaneti olan gençlerimizin geleceğini düşünme. Gerçek vatanseverlilik ve milletseverlik örneği.  Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünce örneği.
      Amasya Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Aksu yapılan sempozyumla ilgili şunları söylüyor “Suçla mücadelede aile eğitiminin önemi, ailelerin bilinçlendirilmesinin çocukları suçtan uzaklaştıracağı hususu tartışılmıştır. Suçla mücadelede ailenin eğitimi ve denetimli serbestlik uygulamaları düzenlemiş olduğumuz bu sempozyumda tartışılmıştır. Kısaca suçu önlemenin yolu eğitimli aileden geçer. Suçun azalmasını sağlamak istiyorsak ailelerin bilinçlendirilmesine önem verilmelidir.”Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Aksu’nu bu sempozyumla ilgili görüşleri;  ülkemizin geleceği ile ilgili bu başarılı çalışmasını ve organizasyonu neden yaptığını kısaca özetliyor. Ülkemizde eğitimli aile yapısının oluşmasını sağlamak ve gençliğimizin geleceğine dönük olumlu katkılarından ve başarısından dolayı Türkiye örneği Amasya Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Aksu’yu tebrik ederim. Böyle değişik çözüm önerileri olursa, ülkemizin gelişmesine katkı sağlar. Ülkemizdeki suç oranları azalır. Ülkemizde kendi görev alanlarında; Başsavcı Hüseyin Aksu örneğinde olduğu gibi, ülkemizin geleceği ile ilgili sorunlarını ve çözüm yollarını  ortaya koyan bürokratların çoğalması dileğiyle.

Halkın valisi

0
    Kastamonu doğal ve tarihi kültürü ile ender illerimizden birisidir. Tarih ve kültür deyince aklımıza Kastamonu gelir. Cumhuriyet döneminde de tarihi şapka devrimi ile önemli bir konuma oturmuştur. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kastamonu’ya gelmiş ve Kastamonuluları onurlandırmıştır. Bu ilimiz ayrıca Kurtuluş Savaşında’ da İnebolu limanından yapılan lojistik destekle bir ilke imza atmıştır. Böylece Kastamonu ilimiz; tarihi ve kültürel yönüyle tarihimizde birçok ilklerde yer almıştır. Ayrıca Kastamonu inanç turizmi yönünden de önemli bir konuma sahiptir. Kastamonu’nun her tarafı tarih kokmaktadır. İnsan buraya geldiği zaman ecdadı ve tarihi yâd ediyor. Kısaca Kastamonu ülkemizin gezip, görülmesi gereken önemli yerlerinden birisidir.
     Sözü buraya getirmişken ve Kastamonu’dan konu ederken Kastamonu Valisi Nurullah Çakır’dan bahsetmeden geçemem. Vali Nurullah Çakır tam kültür ve tarih aşığı valilerimizden birisidir. Kastamonu’yu turizm yönünden geliştirmek için mesai mefhumu tanımadan çalışıyor. Vali Çakır diyor ki önce insanlara kültür ve tarih bilincini yerleştirmemiz gerekir. Kastamonu halkı ile adeta bütünleşmiş, halkı arasına girerek onlarla oturuyor ve sohbet ediyor. Onların Kastamonu ile ilgili düşüncelerini alıyor. Halk da bundan oldukça memnun kalıyor. Halk bizimle beraber oturup, sohbet eden, bizim düşüncelerimizi alan bir valiyi ilk defa görüyoruz. Valimiz bizden birisi gibi davranıyor. Bu valimiz sayesinde devletimize tüm düşüncelerimizi aktarıyoruz. Artık özel kalem müdürlüğünde valiyle görüşmek için saatlerce beklemiyoruz. Çünkü valimiz bizim yanımıza geliyor. Halkımızla bütünleşen ve Başbakanımızın tarif ettiği vali örneği. Vali Nurullah Çakır gecenin geç saatleri de olsa hizmet etmekten zevk alıyor.
     Yukarıda bahsettiğim örneklemeleri Kastamonu gezisi sırasında gözlerimle gördüm. Vali Nurullah Çakır gece saat 23’e kadar Kastamonu il merkezinde Kastamonu esnafı ile oturdu onların sorunlarını dinledi ve Kastamonu ile ilgili düşünce ve önerilerini aldı. Valinin böylece hakla oturup sohbet etmesi, geçmişteki bürokrasi anlayışını hatırladığımda beni gerçekten duygulandırdı. Bu sırada; bir bugünkü bürokrasi anlayışı ile geçmişteki bürokrasi anlayışı aklıma geldi. İşte halka bütünleşen vali dedim. Demek ki bürokrat olarak halkımızın içine girdiğiniz zaman halk sizi bağrına basıyor. Size destek oluyor. Bu ne güzel örnek davranış değil mi? 

İlçenin idare ettiği kaymakam mı? İlçeyi idare eden kaymakam mı?

0
    Kastamonu ilinde; doğa turizminde önemli bir yer teşkil eden Azdavay ilçesine gittim. Gazetecilik mesleği gereği halkın ve esnafın değişik kesimleriyle Azdavay’la ilgili söyleşiler yaptım. Kaymakam Salih Ayhan’ın kararlılığı ve halkın içinde olması, ilçenin daha iyi bir konuma gelmesi için üstün gayret göstermesi nedeniyle ilçe halkının ve kamu görevlilerinin takdirini ve sevgisini kazanmış. Kaymakamın çalışmasını; halkın ve o yörede görev yapan kamu görevlilerinin takdir etmesi önemlidir. Modern idarecilik anlayışında halka beraber olmak daha çok önem arz etmektedir. Başarı halkla bütünleşerek olur.
       Azdavay Belediye Meclisi; Kaymakam Salih Ayhan’ın ilçe için gösterdiği üstün gayretten dolayı hemşehrilik beratı vermiş. Bu güzel bir gelişme olup, Türkiye’de bir ilk gerçekleşmiştir. Bu nedenle; çalışkan, kararlı, vizyon sahibi bir kaymakamın Azdavay’da görev yapması, Azdavay için büyük bir şanstır. Halk ve esnaf söyleşisinin ardından Kaymakam Salih Ayhan’ı ziyaret ettim. Kendisiyle yaptığım özel röportajda; Türkiye’de yönetim ve idarecilik anlayışı hakkında özellikle meslektaşlarına ve herkese geleceğimizle ilgili önemli mesaj, tavsiye yüklü sözler söyledi; 
      ” Kaymakamın görevi; görev yaptığı ilçeyi en iyi temsil etmek, değerlerini ortaya çıkarmak, sorunlarını gidermek, onlarla hem dem olmaktır. Buna layık olmaya çalışıyorum. Akşam yatağa yattığım zaman; ne hata ettim, bugün ilçemiz için ne yaptım diye düşünüyorum. Meslektaşlarımızın görev yaptıkları ilçelere bağlılıkları vardır. Azdavay’ı samimi olarak seviyorum. Bu nedenle; eğitime verilen destek, mimari tarzdaki restorasyon çalışmaları ve ilçemiz adına her hizmet alanında fedakarlığı büyük dirayet ve cüretkarlılıkla sürdürüp neticeye ulaştırdığımdan dolayı tarafıma Azdavay Belediye Meclisince Fahri hemşehrilik beratı verildi.
      Başarılı olmak için; görev yapılan yerde doku uyuşması gerekir. Halkın içinde olmaktan zevk almak gerekir. Ufkumuzu geniş tutmak gerekir. Yerel idarecilerle iş birliği yapmak gerekir. Vizyonumuzu dış dünyaya açık tutmak gerekir. Makamına kapanmaması gerekir. Başarının yolları budur. Görev yapacağımı en iyi şekilde araştırarak, o yere giderim. Kısaca görev yapacağım yere gitmeden önce, o yeri tanıma açısından dersime iyi çalışırım. Görev yapacağım yeri en iyi şekilde tanımam gerekir. Halka ilgili diyalogun iyi korunması gerekir. 
      Sayın valimiz Nurullah Çakır’ın halkın içinde olması takdire şayandır. Doku uyuşmazlığının olmaması gerekir. Evrensel bilginin yerele aktırılması gerekir. İlçeler artık sırça köşkten yönetilmiyor. Yönetimler artık halkla birlikte yapılıyor. İlçemizdeki kurum amirleri ve adliye personeli ile iyi bir diyalog kurmak amacıyla piknikler düzenliyoruz. Görevde liyakat, ehliyet önemlidir.
      Artık; işletmeden, projeden, planlamadan anlamayan idarecinin olmaması gerekir. Modern idarecinin olması gerekir. Kaymakamlar oturmakla da maaşların alırlar, iş yaparak da maaşlarını alırlar. Çalışmakla insan haz alır, mutlu olur. Yurtdışı eğitim sayesinde Avrupa’yı gezmiş oldum. Bundan şunu çıkardım. Avrupa’ya göre bizim ülkemiz çok güzel. Avrupalılar kendi ülkelerini tanıtmışlar. Biz yatmışız, Ülkemizi tanıtmamışız. Bizim ülkemiz, kültürümüz, doğal dokumuz Avrupa’dan daha üstündür. Biz değerlerimizi, kültürümüzü, doğal varlıklarımız yansıtmıyoruz, tanıtmıyoruz.
      İlçenin idare ettiği kaymakam; vatandaş tarafından bu kaymakam nasıl denildiğinde idare ediyorum denilen kaymakamdır. İlçeyi idare eden kaymakam ise vatandaş tarafından bu kaymakam nasıl denildiğinde bu kaymakam çalışıyor denilen kaymakamdır. Biz milletin hâkimi ve amiri değiliz. Biz milletin hizmetindeyiz, hizmetkârıyız. Bizim güvenimiz milletimizin sevgisi, vizyonumuz bize olan itimatlarıdır. Azdavay’a hizmet yapacak herkese ihtiyacımız vardır. Bizim görevimiz, onların bize olan samimiyet derecesinden bu kişileri yakalamak gerekir.
      Türkiye değişiyor. Gerçek vatanseverlik, ülkesine, milletine hizmet etmektir. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor; “Yorulmadan, çalışmadan rahat yaşamanın yollarını arayan insanlar; önce hürriyetlerini, sonra istikballerini, sonra, haysiyetlerin kaybederler.” Onun için gayret göstermeliyiz, çalışmalıyız, ter dökmeliyiz. Bu gemi su alırsa hepimiz batarız. Bunun için herkesin özellikle dikkatli olması gerekir.”
      Kaymakam Salih Ayhan’ın bu önemli mesajlarından bence herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır. Anlatılanlar ve konuşmalardan şu sonuca vardım. Kısaca Azdavay Kaymakamı Salih Ayhan; ilçenin idare etiği kaymakam değil, ilçeyi idare örnek kaymakamlarımızdanbirisi olup, ülkemizin ve milletimizin böyle yöneticilere ihtiyacı vardır.

Almus-Çubuk-Niksar-Taşova izlenimlerim

0
      Ülkemiz doğal yönden adeta cennet görünümündedir. İnsan gezdikçe gezmeye doyamamaktadır. Adeta saatlerce izleseneniz gözünüz tabiat güzelliğine doymuyor. Geçen günlerde Tokat iline bağlı Pazar ve Almus, Niksar ilçeleri ile Amasya iline bağlı Taşova ilçeleri ile Ankara-Çubuk ilçesin gezdim.Taşova adeta bir tarım kenti, her türlü ürününün yetiştirildiği geleceğin tarım ürünleri üretimi merkezi durumundadır.Genel ve geleceğe dönük projeler uygulandığında ekonomik yönden geleceği parlak bir ilçemizdir Taşova’ya gitiğimde Belediye Başkanı Mustafa Korkmaz’ıda ziyaret ettim. Başkan ilçeyi ve yaptıkları hizmetleri anlattı.Başkan hizmet yapmakta sıkıntı çekiyorum diyor.Geçmişte yapılan yanlışlıkları düzelttiğim ve yanlış yapanların üzerine gittiğim için bu yanlış yolda olanlar bana saldırıyorlar diyor. Ama ben işlerimiz doğru yapıyorum. Kimse bana yanlış iş yaptıramaz diyor. Başkan konuşmasına devam ederek şöyle diyor. İlçemizde şimdiye kadar bir hamam yoktu. İlçemiz için bu bir ihtiyaçtı. Şimdi bölgemizde herkesin örnek alacağı çok amaçlı modern bir hamam yaptırıyorum. Tarihe baktığımızda atalarımız bir ilçeye önce hamam yaptırmıştır diyor.
     Almus ilçesi Almus barajı kıyısında kurulmuş ve modern bir şehir görünümünde, tepeye hakim bir noktaya çıktığınızda barajın verdiği doğal güzelliğe insan bakmaya kıyamıyor. Baraj sade konumu itibari ile su sporları için uygun bir yer, bundan yıllarca önce eski Tokat Valisi rahmetli Recep Yazıcıoğlu görev yaptığı yıllarda baraj kıyısında baraja hakım noktada turizm amaçlı çok  güzel ağaç işlemeli bir tesisi yaptırmış. O tesis ve bina iyi bakım yapıldığında dinlenmek için ideal bir yerdir. Ancak işsizlik yüzünden ilçe göç veriyor. Almus Kaymakamı Zafer Oktay “ilçenin geleceği turizmdir. Bu nedenle burada bulunan Almus Barajı turizm açısından şimdiye kadar değerlendirme yapılmamıştır. Su sporlarının ilçemizde bulunan Almus Barajında yapılması için girişimlerde bulunacağım.” diyor.
     Niksar ilçesi yapısı itibariyle yeşillik diyarı ve tarih kokan bir ilçemizdir. İlçe ekonomik ve eğitim yönünden büyük gelişmeler kaydetmiştir. Özellikle Niksar Belediye Başkanının gayretleri ile ilçedeki tarihi eserlerin büyük bir kısmı onarılmıştır. Ankara-Çubuk ilçesi de Belediye Başkanı Adem Tuğluca’nın gayretleri ile şehircilik ve ekonomik yönden büyük bir gelişme içindedir. İlçede yapılan festival Belediye Başkanı Adem Tuğluca’nın sosyal gayretleri ile Ankara’da elçilikleri bulunan ülkelerin büyük bir kısmının ilçede stand açmasıyla birlikte festival uluslar arası boyuta taşınmıştır. Bunlar ülkemizdeki güzel çalışmalardan örneklerdir.




Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: hamza yaraşır, 13.12.2008 17:39:25:
yazı çok güzel hayırlı günler

Bir kaymakam portresi

0
     Tokat iline bağlı Niksar ilçesi tarihi ve tabii güzellikleriyle ve sıcak kanlı insanlarıyla güzel ilçelerimizden birisidir. Böyle bir ilçeye de sosyal aktivitesi yüksek olan ve halkla iyi bir iletişim kuran Kaymakam Uğur Turan yakışır. Gazetecilik mesleğim gereği Türkiye’nin değişik yerlerine gidiyorum. Oraların güzelliklerinden, ülkemiz ve milletimiz adına yapılan güzel çalışmalardan konu ediyorum. Ülkesi için çalışan belediye başkanı, kaymakam. Vali gördüğüm zaman onların çalışmalarını kamuoyuna yansıtmak bana ayrı bir mutluluk ve sevinç veriyor. Onların çalışmalarıyla gurur duyuyorum. Çünkü yapılan çalışmalar vatanım ve milletim içindir.
     Niksar’da kaldığım süre içinde Niksar’ı ve Niksar’ın güzelliklerini, Niksar Kaymakamı Uğur Turan ile Niksar Belediye Başkanı İdris Şahin’in olumlu çalışmalarını gördüm. Şimdiye kadar birçok kaymakam ve vali ile röportaj yaptım. Ama kaymakam Uğur Turan ile yaptığım röportajım bir başka idi. Yöneticilere mesaj yüklü bir röportaj oldu. Kaymakam Uğur Turan görevine son derece bağlı, ülkeye hizmet aşığı, görev yaparken her konuya hakim, her mekana uygun konuşan, devletimizi en iyi temsil etmek için üstün gayret gösteren bir devlet adamı vasfına sahiptir. Konuşmamız sırasında kaymakam ve yönetici olarak neler yapılması gerektiği üzerinde önemle durdu ve görevlerini yaparken çok dikkat etmelerinin gerekliliğini vurguladı. 
     Niksar Kaymakamı Uğur Turan’ın her yöneticinin örnek alması gereken, mesajlarla dolu sözleri; “Kaymakam olarak görevimiz kutsaldır. Ben bundan onur duyuyorum. Allah’a dua ediyorum. Beni ve bizleri mahcup etmesin. Biz halkımızın içindeyiz. Halkımızla sadece makamda karşılaşmıyoruz, evlerine de gidip konuk oluyoruz. Allah gurur ve kibir sahibi kimseyi etmesin. Hakkımızı helal ettirmemiz lazımdır. Bu nedenle halkımızı ve milletimizi çok seveceğiz. Sevmeden hiçbir görev yapılmaz, olmaz. Halkımızın dertlerini dinleyeceğiz. Onları sıkıntılarını dinlerken tebessümü yüzümüzden eksik etmeyeceğiz. Halkımızı dinleyin, sabır gösterin, ön yargılı olmayın. Halkımızın ayağına gidin, dertlerini dinleyin ve çözüm odaklı çalışın.
     Sevgili vatandaşlarımızı Allah rızası için seveceğiz ve onlara güzel hizmetler edeceğiz. İşlerime halkımızın destekleri ve duaları ile devam ediyorum. Bizler vatandaşımızın hizmetkârıyız. Hasta gittiği zaman önce ilgi ve alaka görmek ister. İnsanın nefsi güzel şeyler duymak istiyor. Büyüklerimden öğrendiğim şey şudur; “büyüklerinizi, ülkenizi, milletinizi seviniz. Vatandaş merkezli kamu yönetimi çok önemlidir. Vatandaşlarımızı kucaklamaktan ve onların sorunlarıyla uğraşmaktan mutlu oluyorum. Akşam evime gittiğimde beni mutlu eden yegane şey; “yapılan binalar değil, binalar yapılır ama, yapılan binaları onarmak önemli değil, kalpleri onarmak, kalpleri güzelleştirmek, ferahlaştırmak gerekir. Adaçayı kalplere ferahlık verir. Bu konuda adaçayı gibi olmak lazımdır.”
     İnsanlar devlet dairesine rahatlıkla girebilir miyim? Beni kabul eder mi? diye düşünüyor. Bana yakın ilgi gösterir mi? Sonucundan da bana bilgi verir mi? Diye düşünüyor. Ben arkadaşlarıma diyorum ki işin sonucundan vatandaşıma bilgi verin. Çalışmada takım ruhu oluşturmak çok önemlidir. Bunu yapmaya gayret ediyoruz. Yüce dinimiz de halden anlayan, vefalı, sevgi dolu insan olun diyor. Mevlana’nın sözlerini arkadaşlarımla paylaşayım diye bununla ilgili kitabı yanımdan ayırmıyorum. Mevlana şöyle diyor; “Sevgide güneş gibi ol, dostlukta, kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol; ya olduğun gibi görün ol, ya göründüğün gibi ol.”
     Bu nedenle idareci; affedici, sevgi dolu, dirayetli, baba olacak, içten olacak, ölçüleri güzel olacak, Allah’tan korkacak samimi, ölünceye kadar samimi olacak, herkesi sevecektir, çok çalışacaktır. Bana kötü alışkanlıkları söylenen insanlarla ilgileniyorum. O insanlarla ilgilenildiğinde, o insanlar değişiyor. Belki bugünden yarına düzelmez, sabretmek gerekir.

Kaymakam ve valilerin başarısı

0
   Yöneticiler kamu ve özel sektörde önemli görevleri üstlenirler.Tarihi seyrimize baktığımızda yönetici olarak önemli başarılara imza atılmıştır. Özellikle resmi kurumlarda yönetici olmak hem kolay, hem zordur. Burada il ve ilçeyi temsilen görev yapan, devletimizi temsil eden kaymakam ve valilerimizin üstlendiği görevler daha  da çok önemlidir. Çünkü vali ve kaymakamlar kendi bölgelerindeki devlet hizmetlerinin yürütülmesinden sorumludurlar. İl ve ilçelerdeki kamu hizmetlerini en iyi şekilde yürüttükleri taktirde ülke olarak kalkınmamızda büyük katkıları olur.
     İnsan görev yaparken, severek bir işi yaparsa başarılı olur, şayet istemeyerek yaparsa başarılı olamaz.Yönetici başarılı olursa ülkesine katkı yapmış olur. Son olarak Hükümetimiz tarafından yürütülen Köydes ve beldes projeleri kapsamında vali ve kaymakamlar olağanüstü gayret sarf ediyorlar. Kendi bölgelerindeki  köy ve kasabaları tarayarak köy ve kasabaların alt yapı sorunlarını çözüyorlar. Adeta hizmet yapmakta yarışıyorlar.Vali ve kaymakamlarımızın ülkenin kalkınması ve gelişmesi yönünde olağanüstü gayret sarf ettiklerini görüyorum. Özellikle genç kaymakam ve valilerin çalışma hızına, diğer kamu yöneticilerinin ayak uydurması oldukça zor. Onlarda durmak yok, proje üzerine proje çalışarak bulundukları yerin en iyi şekilde kalkınmasına adeta seferber olmuşlardır.
     Ülkemizde köy ve kasabaların alt yapı hizmetlerinin tam ve doğru olarak yapılmasında vali, kaymakamların önemli hizmetleri olmuştur.Yapılan işleri bizzat takip ediyorlar. Köy yollarında taş temizleyen kaymakamlar gördüm. Samsun-Asarcık Kaymakamı Zafer Coşkun’un köy yolu yapımında orada çalışanlara yardımcı olması, kaymakamın hizmet aşkı beni duygulandırdı. Kendi kendime dedim ki işte örnek yönetici böyle olur dedim. Kaymakam Coşkun kalkınma eğitimden başlar. Eğitimin üzerinde çok durmamız gerekir diyor. Bu nedenle ilçede eğitime önem verdiğinin göstergesi olarak, bu yıl dershanelere gidemeyen öğrenciler ilçede ücretsiz kurs açtırmış. Gençler yeter ki okusun diyor.  
     Kaymakam, valiler artık masa başında oturmak yerine, hizmet yapmak için bölgelerini karış karış geziyorlar. Kaymakam, valiler bölgelerindeki kimsesiz insanlara  da yardımcı oluyorlar. Evi olmayanlara ev, işi olmayanlara iş, onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar.Vali ve kaymakamlar sosyal devletin görevlerini hakkıyla getirmeye gayret ediyorlar.Geçenlerde Tokat’a gittiğimde Tokat Valisi Dr. Recai Akyel’i ziyaret ettiğimde yaptıkları hizmetleri anlattığında bir Türk vatandaşı olarak gururlandım.Vali Akyel adeta Tokat’ın tüm sorunlarını kucaklamış.Onları çözmeye çalışıyor. Mesai mefhumu olmadan çalıştığını söylüyor. Köyden kente göçü durdurmak gerekir diyerek, bu konuda projelerim var diyor. Diğer taraftan genç ve dinamik ve programlı çalışan Amasya-Taşova Kaymakamı Özkan Demirel’de Taşova ilçesinin sorunlarını çözeceğim diyerek.Taşova’nın ekonomik yönden en iyi şekilde gelişmesi için projelerim var, Taşova gelecekte ekonomik yönden cazibe merkezi olacak diyor. Ordu Valisi Dr.Said Vakkas Gözlügöl’den de bahsetmeden duramam. Ordu Valisi Gözlügöl sayesinde Ordu’da bir topyekün kalkınma seferberliği başlatılmıştır. Vali adeta Ordu halkı ile bütünleşmiş. Zaman zaman halkın içine girerek onlarla sohbet ediyor. Ordu’nun tüm ilçe ve köylerini gezmiş.
     Kısaca kaymakam, valilerimizin ülkemizin kalkınması ve gelişmesi yönündeki çalışmaları gurur verici. Onların bu çalışmalarına herkesin destek olması dileğiyle.

Siyasetçiye güven neden azaldı

0
     Bir ülkenin demokrasi tarihinde siyaset önemli yer tutar. Siyaset demokrasinin bir parçasıdır.Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu tarafa birçok siyasi partiler kurulmuş ve liderler değişmiştir. Halka güven veren liderler hep ayakta ve hatırda kalmış. Seçimlerde vaat edip, iş başına geldiklerinde vaatlerini  yerine getirmeyenleri halk sandıkta hep mahkum etmiştir. Siyasette devamlık esastır.Ülkemizin birçok yerine gittiğimde halkımızın çeşitli kesimleriyle karşılaştığımda siyaset ve siyasetçiyi sorduğumda genellikle halkımız şöyle diyor; ” bizim siyasetle işimiz yok, bizim amacımız ekmek kazanmak, çocuklarımıza ekmek götürmek gerekir. Siyasetçiler hep kendi ceplerini dolduruyorlar ve yakınlarını zengin ediyorlar. İktidara gelemeden önceden seçim sırasında verdikleri sözleri iktidara geldiklerinde unutuyorlar. Seçim sırasında her şeye evet diyorlar, seçimden sonra hayır diyorlar. Seçim zamanında bizim hatırımızı soruyorlar, seçim sonrası bizleri unutuyorlar. İktidara geldiklerinde yanlarına gittiklerimizde havalarından geçilmiyor?  Acaba seçimden önceki bu insan mı? diye insanın inanası gelmiyor. Siyasetçinin bugünkü sözü yarınki sözüne uymuyor. Seçimden seçime yanımıza uğruyorlar. Biz bunlara nasıl güvenelim. Seçim geçtikten sonra bizleri unutuyorlar. Biz onları artık basın ve yayın organlarından takip ediyoruz. 
     Meydanlarda ve cadde, sokaklarda hangi müzik dinletirlerse dinletsinler biz herkesi tanıyoruz. Herkes iktidara geldiğinde hep kendine ve yakınlarına çalışıyor. Bizleri unutuyorlar. Siyasetçilerin birbirlerinden farkı yok diyorlar. Seçim meydanlarında hep birbirleriyle  aşıkların birbirleriyle atışması gibi kendi aralarında atışıyorlar. Kimse  işsizliği önleyeceğini, geçim şartlarınızın iyileştirilmesi konusunda bir programız var demiyor, ancak tek yaptıkları şey birbirleriyle slogan yarışı yapıyorlar. Birde üstüne üstün bazı değerleri kullanarak ülkemizi insanlarını germeye çalışıyorlar.Bunun kimseye ne faydası var? anlamıyoruz. Bunlar ülkemizin geleceği için hiç iyi değildir diyor.”. Siyasetçiler merkezden slogan yarışına giriyor, ama taban sloganlardan rahatsız. Birde halkımız iktidara gelen ve iktidardan düşen siyasetçilere ve yakınlarına bakıyor. Geçmiş dönemlerdeki durumlarına baktığında, gördükleri ve duyduklarına göre siyasete ve siyasetçiye güven gittikçe azalıyor. 
     Bu konu ile ilgili olarak 2004 mahalli seçimleri ile ilgili olarak bir anımı sizinle paylaşmak istiyorum. İsmini vermek istemediğim bir ilimizin iki ilçesinde çıkarılan özelleştirme kanunu gereği iki işletme kapatılıyor. Bu ilçelerden birinde belediye başkanı adayı olan ve şu anda belediye başkanı olan kişi   kapatılan fabrikanın, seçimden sonra tekrar açılacağını ve seçimden sonra 500 kişi alınacağını ve işsiz olanların ilde bulunan İş Kurumu şubesine kayıt olmalarını söyler. İşsiz olanlar seçimden önce il merkezine gelerek kayıt olurlar.( Seçimden sonra konu edilen bu fabrika açılmaz.) 
      Bunu duyan aynı partinin diğer ilçedeki belediye başkanı adayı olup, seçilemeyen kişi de kapatılan fabrikanın benzerinin kendi  ilçesinde olduğunu Ankara’da kendi partisinin milletvekili yanında söyler. Kapatılan bu fabrikalar seçimden sonra açılacak  mı? diye sorar. O da açılmayacak, seçimi kazanmak için  bunu yaptım.Arkadaş sende aynısını yapsana? Kurumun tapusunu  mu? verdik der. O da ben bunu yapamam, halkı kandıramam der, belediye başkanlığı seçimini kaybeder. İşte size halkın siyasetçiye güveninin neden azaldığının bir versiyonu. Yine 2004 mahalli idareler seçimlerinden sonra ülkemizin bir başka yerinde bir belediye başkanının yanına ziyarete gittiğimde; başkanım seçimde vatandaşa verdiğin sözlerin hepsini nasıl yerine getireceksiniz” diye sorduğumda, odasında aynı sırada 6 kişi olduğu halde şöyle dedi; “halka her şeyi söz vermesek bize oy verir mi? Seçimden sonra bu sözlerin geçerliliği yok dedi” Bir seçmen  ve vatandaş olarak başkanın bu sözleri üzerine şoke oldum. İşte size halkın siyasetçiye neden güveninin azaldığının diğer bir versiyonu.  
     Ülkemizin geneline baktığımızda halkın siyasetçi hakkında tam olumlu bir görüşü yok. Bu da ülkemizin siyasi geleceği için hiç de hoş değil. Bunun için siyasi partiler tüm kadrolarını iyi seçmeleri gerekir. Küçük bir yanlışlık toplumun geneline yansıdığında o parti hakkında olumsuzluklar başlıyor. Her ne kadar o parti yetkilileri   ilgililere gereken cezalar verildi dese de, halk o siyasi parti hakkında olumsuz duygular taşımaya başlıyor..Olumsuz duygular  ülke genelinde çığ gibi büyüyor. Bu nedenle  siyasi partiler kadrolarını seçerken çok titiz davranmaları gerekir. Dürüstlüğüne bakmaksızın, sadece  adayın zenginliğine ve politik gücünü bakarak  aday gösterirseniz  o dönemde seçimi kazanabilirsiniz ama, o adayın yapacağı bir yanlışlığın partiye büyür zararı olacağını düşünmek gerekir. Gelecekte partiyi çok güç durumda bırakabilir.Yanlışlıklar halkın kalbinden kolay çık çıkmıyor. Siz unutsanız da halk yanlışı ve doğruluğu unutmuyor. 
    Günümüzde böyle olan birçok siyasi partiler gelip geçmiştir. Bu yüzden siyasi partiler kadrolarını kurarken çok itina göstermeleri gerekir. Adaylar belirlenirken tabana dayalı aday ve kadroların belirlenmesi gerekir. Tavandan gösterilen adaylara ve partilere halk iyi gözle bakmıyor. Nedense tüm partiler bunlara dikkat etmiyor. Halk diyor ki seçeceğimiz kişiyi biz belirlemiyoruz. Siyasi liderler belirliyor diyor. Siyasi liderler bizi oy kullanacak kişi olarak görüyorlar. O yüzden de biz de siyasi partilere tam olarak güvenemiyoruz.  O adayın bir çok yanlışlıkları ve halkın sevmediği birisi  olduğu halde, lider kendisine yakın olduğu için seçimde onu aday gösteriyor. Biz bu siyasilere nasıl güvenelim. Onlar kendi bildiklerini okuyorlar. Bizim düşüncemizi almıyorlar. Bu yüzden bizde onlara tam olarak güvenmiyoruz. 
     Seçim meydanlarında siyasi liderler hep slogan yarışması yapıyorlar. Genelde ülkemizin geleceğine dönük projeli programlar sunmuyorlar. Genellikle siyasi parti mitinglerine  partili üyeler katılıyor. Esas katılması gerekenler katılmıyor ve ilgi göstermiyor. Ülkemizde siyasi partilere ilgisizlik ve güvensizlik gün geçtikçe artıyor. Bu da siyasi partiler için olumlu bir gelecek değildir. Eski bir siyasi lideri şöyle diyor; günümüz siyasi liderleri tabana dayalı  siyaset yerine, tavana dayalı siyaset yapıyor diyor. Bu siyasi liderin söylemi de halkın siyasilere olumsuz baktığının bir tespitidir. Siyasete ve siyasetçiye güvenin artması dileğiyle.
error: Content is protected !!