Cuma, Nisan 3, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 279

Milli Eğitim Bakanlığının unutulan sessiz neferleri

0
  İl-İlçe ve Bakanlık merkez teşkilatında her türlü yazışma işlerinden şefler sorumludurlar. Kurumdaki evrak arşivleme işleri,  ihale ve öğretmenlerin maaş işlemlerinin gerçekleşmesi gibi birçok işin mutfağında bulunan neferler; şeflerdir. İl müdürlüklerine ya da bakanlığa yazılan her türlü yazıdan onlar sorumludurlar. Ama onlarda, müdürleri gibi astlarından daha az mali haklara sahiptirler. 2011 yılında ek ödemeye yapılan 80TL zam ile VHKİ den daha az maaş alacaklardır.
  İl-ilçe milli eğitim müdürlüklerinde görev yapan şefler, amirleri durumundaki şube müdürlerinin kaderini paylaşmaktadırlar. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı ile atanan şeflerin mali hakları günden güne azalmaktadır. Memur ile şef arasındaki kurumsal hiyerarşi bozulmuştur. Maaşlardaki bu adaletsizlik iş barışını da baltalayacaktır. Bugün, Bakanlığımız şeflik için bir sınav yapacak olsa kaç memur katılır, diye doğrusu merak ediyorum. 
  İl-İlçe ve Bakanlık merkez teşkilatında her türlü yazışma işlerinden şefler sorumludurlar. Kurumdaki evrak arşivleme işleri,  ihale ve öğretmenlerin maaş işlemlerinin gerçekleşmesi gibi birçok işin mutfağında bulunan neferler; şeflerdir. İl müdürlüklerine ya da bakanlığa yazılan her türlü yazıdan onlar sorumludurlar. Ama onlarda, müdürleri gibi astlarından daha az mali haklara sahiptirler. 2011 yılında ek ödemeye yapılan 80TL zam ile VHKİ den daha az maaş alacaklardır.
23 Ocak 2009 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle, (anılan Kararın 25’nci maddesi değiştirilmiş ve Karara bir ek madde eklenmek suretiyle) İl Milli Eğitim Müdür yardımcıları, İlçe Milli Eğitim Müdürleri ve Şube Müdürlerinin ek ders ücretlerine, haftada 10 saat daha eklenmek suretiyle, haftalık 25 saate, eğitim müfettişlerinin ek ders ücretlerine ise, haftada 5 saat daha eklenmek suretiyle, haftalık 20 saate çıkarılarak iyileştirilmiştir. Ama şefler bu iyileştirmeden yararlanamamıştır.
  Anayasamızda eşit işe eşit ücret ilkesi olmasına rağmen MEB şeflerinin özel hizmet tazminatları emsallerinden daha düşüktür. Diyanette çalışan şefin özel hizmet tazminatı % 110, maliyede çalışan şefin özel hizmet tazminatı % 60 ayrıca ek ödemeye esas tazminatları % 95 olmasına rağmen, Bakanlığımızda çalışan şeflerin özel hizmet tazminatı % 60’dır.  Karakollarda görev yapan bir bekçinin tazminatı ise % 72’dir. Milli Eğitim Müdürlüklerinde görev yapan eşi çalışmayan  ¼ ündeki şefin maaşı toplam 1.600TL, müftülükte çalışan şefin 1.700TL, malmüdürlüklerinde çalışan şefin ise toplam maaşı 1.900TL ye yakındır.
  Şefler; ek ders ücreti adı altında ücret aldıkları için öğretmenler tarafından çoğu zaman eleştirilmektedirler. Ek ders ücreti şeflere ödenmese toplam ücretleri 1.200 TL dir. Kaldı ki her ay 430 TL olarak ödenen ek ders ücretinden gelir vergisi kesilmektedir. Emsalleri şeflere ve astlarına ödenen ek ödemeden ise sadece damga vergisi kesilmektedir. Bu uygulamada büyük bir haksızlıktır. Bu neden ile şeflerin Mayıs ve Haziran ayından itibaren maaşlarından kesilen gelir vergisi oranı % 20’ye çıkmaktadır. Yani bu uygulamadan şeflerde memnun değildir. Şeflere ek ders ücreti adı altında ödeme yapmak onlar içinde adaletsiz bir uygulamadır.
  Öncelikle bu adaletsiz uygulamanın giderilmesi için ek ödemenin şeflere de ödenmesi gerekir. Yine şeflerin özel hizmet tazminatı diğer kurumlarda görev yapan emsalleri kadar arttırılmalıdır. Aslında emsallerinden fazla arttırılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığının iş yükü diğer bakanlıklara göre daha fazladır. 5000–6000 nüfuslu bir ilçede bir yıl içerisinde giden evrak sayısı 4500–5000 arasındadır. Sadece kayıtlı evrak sayısı budur. Kayıtlı olmayıp da hazırlanan evrak sayısını da dikkate alırsak bu sayı 8000 ni bulur. Yazılan bu resmi yazıların tamamını birkaç şef yazmaktadır. Onların emeği vardır. Oysa müftülükte ve maliyede çalışan şefler aynı oranda yazışma yapmamaktadırlar. İş yükleri daha azdır. Dolayısıyla sorumlukları da daha azdır.
  Küçük ilçelerde yine şefler ihale komisyonlarında komisyon üyesi olarak da yer almaktadırlar. İhalede yapılacak en küçük hatadan onlarda müdürleri gibi sorumludurlar. Savcılıklarda soruşturmaya tabi tutulabilirler. Yani risk almaktadırlar. Oysa diğer bakanlıklarda ki emsalleri hiçte bu kadar risk almadan daha fazla ücret almaktadırlar.
  Milli Eğitim Bakanlığımızın unutulan sessiz neferleri olarak tanımladığım şeflerinde artık seslerini daha fazla duyurmaları lazımdır. Eğitim sendikalarının sadece öğretmen sendikası olmadıklarını gösterip öğretmen dışında çalışanlarında varlığını görmeleri gerekir. Öncelikle sayıca büyük kitleye sahip sendikaların bu sorunları bıkmadan usanmadan gündeme getirmeleri gerekir.

Eceabat Kaymakamlığı’dan Çanakkale Savaşları anısı hediyelik eşya tasarım yarışması

0

Haber: İlker  ÇAKAN

  Çanakkale- Eceabat Kaymakamlığı Çanakkale Zaferi anısına üniversite öğrencileri arasında hediyelik eşya tasarım yarışması düzenledi. Bu yarışmaya katılacakların projelerini 07.02.2011 tarihinde en geç saat 17:00’ye kadar Eceabat Kaymakamlığı’na ulaşması koşuluyla elden veya posta yoluyla teslim etmeleri gerekir. Bu yarışma; Eceabat Kaymakamlığı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü ve Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi işbirliğiyle Kültür ve Turizm Bakanlığının himayesinde, Opet Petrolcülük A.Ş sponsorluğunda düzenlenmiştir. Bununla ilgili Eceabat Kaymakamlığının yaptığı açıklama şöyledir;

  “1.Yarışmanın amacı: Çanakkale Zaferi Anısına Üniversite Öğrencileri Arası Hediyelik Eşya Tasarım Yarışması, Çanakkale’de oluşan hediyelik eşya kirliliğinin önüne geçmek amacıyla düzenlenmektedir.Tarihi mesajları doğru vermenin yanında, adayların tasarıma bakış açılarını genişletmek ve tasarımcı kimliğine katkıda bulunmak, başarılı öğrencileri desteklemek, konuya yönelik yeni ve özgün fikirler ortaya koyarak mesleki gelişime katkı sağlayacak bir tartışma platformu oluşturmak yarışmanın öncelikli hedefleri arasındadır.  

   2.Yarışmanın konusu: Yarışmanın konusu”Çanakkale Zaferi”nin anısını yaşatacak objelere ait tasarım olarak belirlenmiştir. Katılımcılardan şartnameye uygun tasarımları hazırlamaları beklenmektedir. Tasarlanan objelerin mekanda kullanımına ilişkin proje de istenilenler arasındadır.

  3.Yarışmaya katılma şartları: 1.Yarışmaya T.C. ve KKTC’de bulunan üniversitelerin lisans ve lisansüstü öğrencilerine açık olup katılımcıların yarışma tarihinde bu şartı yerine getirdiklerini belgelemeleri gerekmektedir.2.Katılımcıların 7. Maddede belirtilen istenenleri eksiksiz yerine getirmeleri gerekmektedir. 3.Jüri üyelerinin birinci derece yakınları ile çalışanları bu yarışmaya katılamazlar.

  4. Ödüller: Birinciye 6.000 TL., ikinciye 4.500 TL., üçüncüye 3.000 TL., mansiyonlara (3 adet) 1.000 TL. Ödül kazanan projelerle birlikte, seçilen bazı projeler de sergilenecektir. Ayrıca, sergiye seçilen projelerin bir kısmına (jürinin uygun gördüğü sayıda) “satın alma” ödülü de verilecektir.

  5.Yarışmanın şekli: Yarışma, tematik hediyelik eşya tasarım yarışması olup T.C. ve KKTC’de bulunan üniversitelerin lisans ve lisansüstü öğrencileri arasında bu şartname esasları içerisinde tek aşamalı olarak düzenlenmiştir. Yarışma şartnamesi ve ekleri yarışma Eceabat Kaymakamlığı resmi internet sitesi www.eceabat.gov.tr adresindeki yarışma linkinden temin edilebilir.

  7.Yarışma takvimi: Projelerin Teslimi : 07.02.2011 Jüri Değerlendirmesi: 10.02.2011 Sonuçların İlanı : 14.02.2011 Ödül töreni ve Sergi : 16.03.2011.”

Kırklareli Valisi Muammer Muşmal: “Kırklareli, bir sanayi kenti haline gelecek”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Kırklareli, doğal güzellikleri ve verimli toprakları ile Trakya Bölgesinde bulunan önemli illerimizden birisidir. Kırklareli Valisi Muammer  Muşmal daha önce görev yaptığı yerlerde de önemli devlet hizmetlerine imza atmış valilerimizden birisidir. Kırklareli’nde bir ay gibi kısa bir süre önce göreve başlamasına rağmen ilin tüm ilçelerini gezmiş ve ilçelerin ve il merkezinin ekonomik ve sosyal yönden kalkınması çeşitli toplantılar yapıyor. İlin daha iyi tanıtılması için kitaplar ve tanıtma CD’si hazırlattırmış ve tüm basın ve yayın organlarına dağıtımını başlattırmıştır. Vali Muammer Muşmal ilin tanıtıma ihtiyacı vardır. Bunun için hemen vakit kaybetmeden çalışmaya başladık diyor. Kırklareli Valisi Muammer Muşmal, ayrıca halkla sosyal diyalogu çok iyi olan valilerimizden birisidir. Çok yönlü sosyal kişiliği ile Kırklarleli’li vatandaşlarla kısa zamanda kaynaşmıştır. “Ben yapı olarak, kişilik olarak insanlarla çabuk kaynaşabilen, çabuk ilişki kurabilen, onlarla çok sıkı diyologa girebilen bir yapıya sahibim Hiçbir ziyaretçimi oturarak karşılamam ve uğurlamam bu benim hayat felsefem, bizim yönetim felsefemiz insanların yerine kendimizi bakarak olaya bakmış olacağız diyor. Devlet adamlığı ve net duruşu, samimi ve sevecen tavırlarıyla herkesin takdirini kazan Kırklareli Valisi Muammer Muşmal Kırklareli konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

 
                              
                                                                   Kırklareli
 
Gelişmeye, ilerlemeye, değişmeye ihtiyacı vardır

  “Kırklareli’nin il genel nüfusu 333.000, 7 ilçesi bir merkez ilçesi ile sekiz ilçesi mevcuttur. 26 belediyemiz, 174 köyümüz vardır. Kırklareli’nin tabi zenginlikleri, doğal güzellikleri, denizi, barajları, verimli toprakları ile aslında her şeye rağmen görülmeye değer bir ilimizdir. Yüzonbin büyükbaş hayvanı ve ikiyüellibin küçükbaş hayvanı ile ayçiçeği, buğday tarlaları, Türkiye ilk şeker fabrikası olan Alpullu Şeker Fabrikası ile gerçekten Türkiye’nin önemli şehirlerinden birisidir. Ama yaşantı olarak batı kültürü olmasına rağmen,  görüntü olarak Anadolu’nun ayrılmaz bir parçası durumundadır. Merkezi nüfusu 62.000 olup, büyük kasaba görünümündedir. Henüz gelişmeye, ilerlemeye, değişmeye ihtiyacı vardır.

Lüleburgaz hariç ilimiz genelinde planlı bir kalkınma olmamıştır

  Lüleburgaz hariç ilimiz genelinde planlı bir kalkınma olmamıştır. Lüleburgaz biraz sanayi vardır ama orası sanayi olarak yapılmadığı için maalesef dağınık bir sanayi vardır. Lüleburgaz ilçemiz 100 bin nüfusu ile nerdeyse nüfus yönünden il merkezimizin iki katına ulaşmıştır. Ama son yıllarda il merkezimizde organize sanayi bölgesi kurulmuş ve organize sanayi bölgesinde şu anda 750 civarında insan çalışmaktadır. Bizim hedefimiz iki yıl içerisinde bunu 3-4 bine çıkarmaktır. Bunun için iyi bir tanıtım başlattık, insanları davet ediyoruz ve sanıyorum yakın gelecekte artık Kırklareli’de doğasını bozmadan, insan yapısı fazla değişmeden bir sanayi kenti haline gelecektir.

 
                                         
                                         Kırklareli Valisi Muammer Muşmal
 
40-50 km. sonra Bulgaristan sınıra başlamaktadır

  Çünkü burası hemen 40-50 km. sonra Bulgaristan sınıra başlamaktadır. Bizim burada Dereköy sınır kapımız vardır. Türkiye’nin Dereköy’e kadar olan kısmını Avrupa Birliği fonları aslında destekliyor. Fakat bizim kendi ülkemiz, gerek sınır kapısına kadar yolları çok mükemmel yaptığı halde, karşı taraf olan Bulgaristan tarafı yolları yapamadığı için TIR geçişine henüz müsaade edilmemiştir. Sadece yay geçişleri ve taksi geçişine müsaade edilmiştir. Buna rağmen bu kapıdan yılda 500 bine yakın insan gidip, gelmektedir. Bu durum hakkında Bulgaristan yetkilileri ile kısa sürede görüşme yaparak, Bulgaristan tarafındaki yolunda düzgün hale getirilerek, TIR geçişine açabilirsek, Kırklareli’nin bu yakın sınırı olan Bulgaristan’la ve Yunanistan’la rahatlıkla ticari ilişkilerle buranın çehresinin değişeceğine inanıyorum.

Bir ayda ilin tamamına yakınını tanımış oluyoruz

  Onun için sizin söylediğiniz gibi ben burada göreve başlayalı bir ay oldu. Biz bir ayda ilin tamamına yakınını tanımış oluyoruz. Çünkü bizim uyum problemimiz diye bir problemimiz yoktur. Ben yapı olarak, kişilik olarak insanlarla çabuk kaynaşabilen, çabuk ilişki kurabilen, onlarla çok sıkı diyologa girebilen bir yapıya sahibim. Öyle olunca şu anda Kırklareli’lerle bütünleşmiş durumdayız.

 
                                   
                                  Kırklareli Valisi Muammer Muşmal öğrencilerle
 
Yeraltı ve yer üstü kaynaklarını harekete geçireceğiz

  İnşallah Kırklareli’nin dinamiklerini, kamu kurum ve kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerini harekete geçirerek buradaki yeraltı ve yer üstü kaynaklarını harekete geçireceğiz. Bunlardan en önemlisi üzümcülük buradadır. Üzümcülüğün burada milattan önceye dayanan bir geçmişi vardır. Onu harekete geçireceğiz ve önce üzüm sayısını artıracağız ve arkasındanda üzümle ilgili yeni entegre tesisler kurmak için planlama yapacağız. Karadeniz kıyısında gittiğimizde bizim orada sınırımız vardır. Burada İğne Adamız var ve orada dünyanın en önemli ve en büyük longos ormanlarının olduğu bir yer vardır. Oraları tanıtacağız. Şu anda Kırklareli tanıtımı ile ilgili kitapçığımız ve CD’miz çıkmış durumdadır. Bunu tüm basın ve televizyon kuruluşlarına bugünden itibaren göndermeye başlayacağız.

Kırklareli farklı bir tanıtımı olacaktır

  Sizin de Kırklareli tanıtımında faydanız olur. Bunun sonunda onların ve bizim tanıtımızla Kırklareli farklı bir tanıtımı olacaktır. Kırklareli müziği ile farklı bir ilimizdir. Diğer değerleri ile birlikte yeni bir sunumla Kırklareli’yi Türk turizmine, kültürüne, tarımına, hayvancılığına inşallah sunacağız. Yakın gelecekte Kırklareli’yi yi noktalara getireceğiz. Kırklareli- sınır kapısı Dereköy’ün arası çok  yakın olup, mesafe 40 km.’dir. Kırklareli İstanbul’a çok yakın bir yerdir.

Bir kısmı ile Avrupa, bir kısmı ile Anadolu’dur

  Ama bir kısmı ile Avrupa, bir kısmı ile Anadolu’dur. Şimdi bu tanıtımından sonra, Kırklareli  bir kere bu ülkenin hayvan ve tarım potansiyelinin olmuş olduğu yerlerin  ambarı olabilir. Dericilik çok iyi noktaya gelebilir. Karadeniz Bölgesindeki turizmi deniz ile beraber, müthiş ormanlarımız, doğa turizmi vardır. Kırklareli’nin %  67’si ormandır. Türkiye’de hemen hemen, Karadeniz hariç hiçbir ile kısmet olmayacak şekilde orman ürünlerimiz vardır. Burada ormanın her çeşidinin boy gösterdiği bir alana sahibiz. Burası eko turizmine, doğa turizmine, avcılığa, balıkçılığa burası her şeye sahip bakir bir topraktır. Bu bakir ilimizi Türkiye’ye tanıtacağız.

Başarılı bir mülki idare amiri bir kere güler yüzlü olmalıdır

  Başarılı bir mülki idare amiri bir kere güler yüzlü olmalıdır. Bir adım gidene iki adım gelinir diye bir atasözümüz vardır. Bir adım gidersen sana iki adım gelirler. Bizim yönetim felsefemiz insanların yerine kendimizi bakarak olaya bakmış olacağız. 35 yıldır bu devlete hizmet ediyorum. Otuzbeş yıldır benim odama gelen herkesi ayakta karşılarım ve ayakta uğurlarım. Allahın bir kuluna oturarak hoş geldin dememişimdir. Güle güle de dememişimdir. Felsefemin başında bu gelir.

İnsanlara değer vereceksin. Sen insanlara değer

verdiğin oranda, insanlarda sana değer verir

  Samimi olacaksın. İnsanlar senin samimi olduğunu görecektir. İşten pazarlıklı olmayacaksın. Mevlana’nın dediği gibi ya olduğun gibi görüneceksin, ya da göründüğü gibi ol düsturunu hep biz uygulamışızdır. Birde insanlara değer vereceksin. Sen insanlara değer verdiğin oranda, insanlarda sana değer verir. Bizim kinci felsefemiz budur. Mevlana’nın hoşgörüsünü uygulamaya çalışıyoruz. İnsan olarak ilk önce kendini seveceksin. Sonra insanları seveceksin.

 
                                  
                               Kırklareli Valisi Muammer Muşmal’a vatandaş sevgisi
 
Ben hiç kimseyi satmam. Neysem oyumdur. Satışa da asla gelmem

  Kendisini seven herkes insanları sever. Ben vali yardımcılarına, kaymakamlara yöneticilere diyorum ki; 1- Arkadaşlar bir kere samimi olacaksınız 2- Ben hiç kimseyi satmam. Neysem oyumdur. Satışa da asla gelmem. Bunu açıkça söylüyorum. Benim parayla, pulla asla işim olmaz. İhaleyle işim olmaz. Devletin verdiği bana verdiği maaş çok bile geliyor. Bu beni hep rahatlatıyor. Beni hem de kamu görevlilerinin karşısında benim ne olduğumu ortaya koyuyor. Vali beyin böyle şeylerle ilgisi yoktur.

Düzgün adamın sonuna kadar arkasındayım

  Arkasından diyorum ki ben düzgün adamın sonuna kadar arkasındayım. Hatta kendimi riske alarak bile bu insanlara destek veriyorum. Ama düzgün olmayan adamında sonuna kadar karşısındayım. Hiç yardımcı olmam. Ben gelir gelmez kamu kurumlarına bu samimiyeti iletiyorum. Bana sonuna kadar güvenebilirsiniz. Ben hiç kimseyi yarı yolda bırakmam. Bu benim yapımdır. Ama yarı yolda da bırakılmak istemem. Bu şekilde arkadaşlarımız bana inanıyor, bende inanıyorum. İnsanların vakti saati doluncaya kadar ben insanlara güvenirim. İnsanlara güvenmeyi severim.

Herkesin bu ülkeye bir borcu olduğuna inanıyorum. Herkes borcunu ödesin
  Baştan ön şartlı, pazarlıklı insanlara bakmam. İşin felsefesinin bu olduğuna inanıyorum. Herkesin bu ülkeye bir borcu olduğuna inanıyorum. Herkes borcunu ödesin. Başka hiçbir şey istemiyorum. Bu maddi borç değil, manevi borçtur. Çalışarak, didinerek, ülkeye hizmet ederek, proje üreterek bu ülkeyi kim kalkındıracak. Her yerde söylüyorum. Bir yeri kalkındıracak olan, o yerin sahipleridir.
 
                              
                                            Kırklareli Valisi Muammer Muşmal
                                            Geleneksel El Sanatları Atölyesinde
 
Bir yeri kalkındıran o yerin sahipleridir

  Bir yeri kalkındıran o yerin sahipleridir. Eğer Kırklareli’nin ilerlemesi, gelişmesini başka yerden beklersek, sabaha kadar bekleriz. Onun için önce kendin bir iş yapacaksın. Onda sonra diğerlerini harekete geçireceksin. Yeniden talep edeceksin. Ama Kırklareli’nin bir kere illerinin kalkınması ve gelişmesi için ne gerekiyorsa onu yapmaları lazımdır.  Ön pazarlıklı değilim. Hiç kimseyi hakikaten yarı yolda bırakıp, satmam. Ama satmam  ve satılmayı da sevmem.”

 
                              T.C. KIRKLARELİ VALİLİĞİ RESMİ WEB SİTESİ
                                      http://www.kirklareli.gov.tr/index.asp
 Kırklareli Valisi Muammer Muşmal: “Kırklareli, bir sanayi kenti haline gelecek”…
                                                Röportaj  04.11.2010 12:50:02
                           Röportajı okumak için aşağıdaki linke tıklayınız.

Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur: “Çanakkale Savaşları konulu kısa film yarışması yapmayı planlıyoruz”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Çanakkale-Eceabat ilçesi sınırları içerisinde bulunan Gelibolu Yarımadası Milli Parkı Çanakkale savaşlarının geçtiği bir alandır. Çanakkale şehitliğini görmek ve gezmek amacıyla gelen yılık ziyaretçi sayısının yıllık ortalama 2 milyon olduğu söyleniyor. Gerçekten atalarımızın bu savaşı nasıl kazandıklarını görmek için Eceabat’a gelmek gerekir. Burayı gördükten sonra hafızasında insan tarihi yeniden yaşıyor ve buraya gelişte duygulanmamak mümkün değildir. Her Türk vatandaşının ömründe en az bir defa burayı görmesini tavsiye ederim.

Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur daha önceki görev yaptığı yerlerde de başarılı işlere imza atmış kaymakamlarımızdandır. Eceabat’da da şehitlerimizi gelecek nesillerle aktarmak adına o bölgede çeşitli çalışmalar ve Çanakkale ile ilgili olarak prestij yayınlar çıkarmış, bu konuda ayrıca yeni projeler üzerinde çalışıyor. Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur ülkesine ve milletine hizmet vermede üstün gayret gösteren, kadirşinaslığı, dik ve net duruşu, hizmette mütevaziliği, devlet adamlığı vasfı ile ilçede herkesin takdirini kazanmıştır. Kısaca atalarımızın şanına yakışır çalışma yapan Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur, Eceabat konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

 
                               
                                                      Çanakkale-Eceabat
 
Eceabat, Avrupa kıtasının en güney ucu konumundadır

  “Eceabat ilçesi Çanakkale’mizin 11 ilçesinden birisidir. Çanakkale’nin Avrupa kıtasında Gelibolu ve Eceabat ilçeleri bulunmaktadır. Eceabat ilçesi Gelibolu Yarımadasının güney kısmında bulunmaktadır. Eceabat ilçemiz aynı zamanda Avrupa kıtasının en güney ucu konumundadır. Coğrafi konumu itibariyle İstanbul, Bursa, İzmir’e yaklaşık 350 km. uzaklıktadır. Çanakkale ile ulaşımı boğazdan geçen feribotlarla yapılmaktadır.

Çanakkale Boğazı üzerinde bir köprü yapılması ile ilgili somut adımlar atılmakta

  Çanakkale Boğazı üzerinde bir köprü yapılması artık hayal olmaktan çıkmakta ve bununla ilgili somut adımlar atılmaktadır. Çanakkale Boğazı üzerinde köprü yapılırsa, bu köprünün stratejik olarak Avrupa’dan gelen nüfusun Anadolu’ya yayılmasında sadece İstanbul’dan değil, Çanakkale, İzmir Ege Bölgesi hattında kullanılacağı malumdur. Eceabat ilçesi aynı zamanda birçok savaşların üzerinde geçtiği bir coğrafya konumundadır. Bundan yaklaşık 3000 yıl önce Akalılar ve Truvalılar arasında yapılan savaşlar Çanakkale’nin Asya tarafında geçmiştir. Bu savaştan 3000 yıl geçtikten sonra ise tamamı Eceabat ilçesi sınırları içerisinde geçen Birinci Dünya Savaşının Çanakkale cephesi savaşı burada olmuştur.

Onlar bu savaşa başlamadan önce 15 günde Harem’deyiz diyorlardı

  Çanakkale Cephesi Savaşı içinde, İngilizler ve Fransızlar 20’den fazla sömürge ülkelerinden topladıkları askerlerle birlikte küçük bir kara parçası olan bu topraklarda biz Türklerin gücünü yoklamak istediler. Onlar bu savaşa başlamadan önce 15 günde Harem’deyiz diyorlardı. Ama 9 ay sonra arkalarına dönmeden bu topraklardan ayılmak zorunda kaldılar. 18 Mart 1915 tarihinde Seyit Onbaşının atmış olduğu bir topla geri döndüler. 5 Nisan 1915 tarihinde 500.000 kişilik bir ordu ile bu küçük bir çıkarma yaptılar. Ancak karşılarında; göğüslerinde iman, vatan, millet sevgisi olan Mehmet’i buldular. Yahya Çavuş karşılarına bir kale gibi çıktı. Birinci Dünya Savaşında kazandığımız ender cephelerden birisi Çanakkale Cephesidir. Çanakkale cephesinde kazandığımız zafer savaşın hem uzamasına neden olmuş ve Türk ve dünya savaşında bir dönüm noktası olmuştur.

 
                                        
                                         Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur
 
56 adet Türk sembolik şehit anıtları ve mezarlıklar, 34 yabancı mezarı ve anıtı

  Çanakkale denildiği zaman akla ne geliyorsa, Eceabat denildiği zamanda akla o geliyor. Çanakkale Savaşlarının tamamı, bugün 1973 yılından bu tarafa Gelibolu Yarımadası Milli Parkı olarak isimlendirilen toprakların tamamı Eceabat ilçemiz sınırları içerisindedir. İlçemiz sınırları içerisindeki topraklarda 34 yabancı mezarı ve anıtı bulunmaktadır. Bunlar İngiliz, Fransızlar gibi ve diğer müttefik ülkelere ait mezarlardır. Buna karşılık 56 adet Türk sembolik şehit anıtları ve mezarlıklar bulunmaktadır. Buranın sorumluluğu Çevre ve Orman Bakanlığı- Milli Parklar Genel Müdürlüğüne aittir. Özellikle son 7-8 yılda bu konuda ciddi bir çalışma yapılmaktadır. Yaklaşık 60 trilyon şehitliklerin bakım ve onarım, şehitlik yapımı için sağlanmıştır. Bunun dışında Kabatepe Müzemiz yıkıldığı için Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yeni müze yapımı ihalesi yapıldı.  Türkiye’de eşi ve benzeri olmayan bir müze yapılacaktır.

Her köyümüzün bir müzesi olsun çalışmasını başlattık

  Çanakkale’deki şehitlerimizin şanlarına yakışır şekilde bu müzenin temelleri Eceabat ilçemiz sınırları içinde atıldı. Bu müzenin bir yıl sonra bitimini beklemekteyiz. Göreve gelmezden önceden yapılan çalışmalardan da güç ve destek alarak Mili Park içinde bulunan her köyümüzün bir müzesi olsun çalışmasını başlattık. Bunun sonucu Gelibolu Yarımadası Milli Parkı sınırları içinde bulunan her köyümüzün müzesi var. Müzesi olamayan köyümüz bulunmamaktadır. Bu müzelerde savaş esnasında kullanılan savaş araç ve gereçleri sergilenmektedir.

Eski köy okullarımız müzelere dönüştürülmüş durumdadır

  Eski köy okullarımız müzelere dönüştürülmüş durumdadır. Bölgemizde OPET’in 2006 yılından itibaren yürütmüş olduğu tarihe saygı projesinin süresinin 2015 yılına kadar uzatılması için bakanlığa başvurduk ve uygun görüldü. Bu projenin onayını beklemekteyiz. Bu proje kapsamında bütün köylerimizin köy içi yolları parke taşı döşenmiştir. Ortak kullanım alanları güzelleştirilmektedir. Bu bölgeye gelen yerli ve yabancılar nezdinde köylerimiz bir yerde imajımızdır. İyi gösterilmesi konusunda gayret sarf etmekteyiz. Köylerimizin bütün yolları asfalttır. Köyün elektriği, suyu gibiler konular artık Türkiye’nin gündeminden artık kalktı.

Alt yapı sıkıntısı olan köyümüz bulunmaktadır

  Bu tarz sıkıntıları olan köyümüz bulunmaktadır. Bunun yanında Türkiye’de iki tane uluslar arası tören yapılmaktadır. Bunun ikisi de ilçemizde yapılmaktadır. Avustralya, İngiltere, Fransa, Yeni Zelanda anıtlarında 24-25 Nisan günlerinde törenler gerçekleştirilmektedir. Bu törenlerin gerçekleştirilmesinde; Çanakkale Valiliğimiz, Gelibolu’da bulunan Kolordu Komutanlığımız, Gelibolu’da bulunan 18. Piyade Tugay Komutanlığı, Kaymakamlık, Yerel Yönetim, Milli Parklar Genel Müdürlüğü üstün gayretler göstermekte ve alnımızın akıyla bu işin altından kalkmaktayız. İlçemize genel olarak baktığımızda bir tarım ilçesidir. Bu nedenle ilçemizin temel geçim kaynağı tarımdır.

İlçemizde her yıl domates festivali yapmaktayız

  Tarımın ilçeye 50 tür üzerinde girdisi vardır. İlçemizde her yıl domates festivali yapmaktayız. Eceabat’ın İstanbul’a yakınlığı nedeniyle İstanbul’un domatesi Eceabat’tan üretilmektedir. Ayrıca diğer tarım ürünleri de yetişmektedir, İlçemizin sınırlarının Gelibolu Milli park alanında olması ve sit alanlarının yaygın olması nedeniyle yerleşim noktasında kısıtlamalar olmaktadır. Köylerimize ait toplam on bin nüfusumuz bulunmaktadır. Bu nüfusumuzun beşbini köylerde, beşbini ise belediye sınırları içinde yaşamaktadır.

Çanakkale’de yangın helikopteri dahil her türlü tedbir alınmıştır

   Toplam 12 köyümüz olup, bunun 8 tanesi Milli Park sınırı içinde, 4’ü Milli Park dışında bulunmaktadır. Sekiz köyümüzün bir kısmının imar planları onaylandı, bir kısmı ise onay aşamasında, bir kısmının ise imar planı yapımı devam etmektedir. Kadastro geçmeyen arazimiz yoktur. Orman varlığımız oldukça iyi ancak yangın riski oldukça yüksek olan bir bölgedir. 1994 yılındaki yangından ders çıkarmış durumdayız. Çanakkale’de bu konuda yangın helikopteri dahil her türlü tedbir alınmıştır.

Eğitim alt yapısı olarak çok iyiyiz

  Eğitim olarak binin üzerinde öğrencimiz vardır. İlçemizin nüfusu çok büyük değildir. Eğitim alt yapısı olarak çok iyiyiz. Ancak, il ve Türkiye sıralamasında sıkıntılarımız vardır. Milli Eğitimin yeni kadrosuyla Eceabat’ın eğitimini daha ilerilere götürme hedefindeyiz. Geçen yıl 40 tane akıllı ders tahtası aldık. Bu yılda geriye kalan iki okulumuzu akıllı ders tahtasına kavuşturmayı almayı hedefliyoruz. Sağlıkta Çanakkale’ye bağlı sayılırız. Çanakkale’de aile hekimliği uygulaması üç aydır devam ediyor. Bu durumdan vatandaşımız oldukça memnundur. Her köye artık hafta da bir defada olsa bir doktor hemşiresi birlikte gidiyor. Bu durumda iyi bir noktadayız. Vatandaşımız bu noktada oldukça ziyadesiyle memnundur. Bu uygulamayı başlatanlardan   ve devamını sağlayanlardan. Allah razı olsun diyoruz.

 
                                    
                                       Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur
                                       köy okullarında çocuklarla birlikte
 
Halk Kütüphanesi açtık

  İlçemizde Halk Kütüphanesi olmadığından bakanlık onaylı yeni kütüphane açtık. İlçemize kapalı spor salonu yapılması işi ihale aşamasındadır. İlçemizin amatör futbol takımı futbol sahası olmadığından bütün maçlarını deplasmanlarda yapıyordu. Eceabat Belediyesi kendine ait 12 dönümlük bir alanı futbol sahası olarak tahsis etti. Çanakkale’nin 11 ilçesinin 9’unda yüksek okul var. Maalesef Çanakkale’ye en yakın ilçe Eceabat’ta bir yüksek okul bulunmamaktadır.

Meslek Yüksekokulu umarım önümüzdeki yıl açılmış olacaktır

  Bu konuda Sayın Rektörü birkaç kez ziyaret ettik. Yer ve arazi tahsisi yaptık. Eceabat Meslek Yüksekokulu umarım önümüzdeki yıl açılmış olacaktır. Eceabat’ta önemsediğimiz konulardan bir tanesi de bakım ve restorasyonları yapılması gereken şehitliklerin bakım ve restorasyonlarının yapılmasıdır. Bu konuda diğer ilgili kuruluşlarla çalışmalarımız yürüyor.

 Bunun yanında temel sıkıntılarımızdan bir tanesi de Çanakkale Savaşlarının geçtiği bölgeyi ziyaret eden vatandaşlar, buradan ayrılırken evlerine bir hatıra götürmek istiyorlar.

Çanakkale Savaşları konulu  hediyelik eşya yarışması

  Ancak bizim bölgemizdeki hediyelik eşyaların standardı oldukça kötü durumdadır. Bu konuyu nasıl çözebiliriz sonucunda üniversite öğrencilerine yönelik olarak Çanakkale Savaşları konulu bir hediyelik eşya yarışması açalım dedik. OPET’in sponsorluğunda ve Kültür ve Turizm Bakanlığımızın desteğiyle bu yarışmayı 10 Ekim 2010 tarihi itibariyle ilan ettik. Bunun bir başlangıç olacağına inanıyorum.

Gelibolu Yarımadası Milli Parkının Uzundere girişi planı 2003 yılında yürürlükte

  Böylece önemli bir sorunu çözmüş olacağız. Bunun yanında Gelibolu Yarımadası Milli Parkının Uzundere girişi planı 2003 yılında yürürlüğe girmiş durumdadır. Bu plan Ankara’da hazırlandığı için buradaki vatandaşa getirmiş olduğu kısıtlamalar da bazı sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Bu konuda vatandaşı dinledikten sonra Uzundere Planının değiştirileceği kanısıyla Çevre ve Orman Bakanımız buraya ziyarete geldiklerinde durumu kendilerine arz ettik. Bu konuda başkanlığımda bir komisyon kuruldu ve komisyon çalışmalarını tamamladı. Bu planın revize edilmesi konusunda bakanlığa bir teklif sunacağız. Böylece vatandaşın temel yakındığı noktalarda ortadan kalkmış olacaktır.

Panorama 1915 Müzesinin yapılması noktasında çalışmalar devam ediyor

  Bununla birlikte İstanbul’da Panorama 1453’ün benzeri Panorama 1915 Müzesinin yapılması noktasında çalışmalar ilçemizde devam ediyor. Mecidiye Tabyasının restorasyonu bitti. Şimdi çevre düzenleme işi ihale edildi. Bunun yanında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gönderilen ödenekle Özel İdaresi tarafından Avize Müzesinin restorasyonu yapıldı. Bu tür kamu hizmetlerini bizim devlet düsturumuzun geleneği olan “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturundan hareketle  vatandaşımızın rahat etmesi, mutlu olması için tüm kamu kurumlarında çalışan personelimle birlikte  hizmetlisinden en üsteki müdürüne kadar yerel yönetimin güvenlik ve asayiş birimleri olarak çalışmaktayız.

Kabatepe Bölgesinde Jandarma Karakolumuzda

24 NATO generalini öğle yemeğinde ağırladık

  Şunu da belirtmek isterim. Kabatepe Bölgesinde Jandarma Karakolumuz vardı. Bu karakolu Köylere Hizmet Götürme Birliği olarak tamamen yeniledik. NATO’nun Çanakkale’deki seminerinde 24 generali  biz orada öğle yemeğinde ağırladık. Şunu gösterdik ki Türk Silahlı Kuvvetlerinin en ücra karakolunda bile NATO’nun üst seviyede generallerinin ağırlanabileceği bir konfor mevcuttur. Bu noktada ilçemizde görev yapan tüm kamu personeline şahsım adına teşekkür ediyorum. Eceabat’a gelerek şehitlerimizi ziyaret edecek olan tüm vatandaşlarımıza da şunu acizane söylemek isterim.

Askerlerimizin ailelerine yazdıkları mektupları bir kitap haline getirdik

  Burayı Aspendos Antik Tiyatrosunu gezmiş gibi gezmesinler. Burayı daha farklı bir halinde gezmelerini, burayı gördükleri zaman gönül tellerinin oynamasını, içlerindeki bazı boşlukların buradan giderken dolmasını bekliyoruz. Son olarak Çanakkale Savaşları sırasında daha sonra şehit olan askerlerimizin ailelerine yazdıkları mektupları bir kitap haline getirdik. Bu kitabı geçen yıl gelir, gelmez 18 Mart’a yetiştirdik.

Türkiye’de ilk defa üç boyutlu özel gözlükle bakılabilecek bir kitap hazırlıyoruz

  Bu senede OPET’in sponsorluğunda Türkiye’de ilk defa üç boyutlu özel gözlükle bakılabilecek bir kitap hazırlıyoruz. Tüm şehitliklerimizden, yabancı anıt ve mezarlardan görüntülerin olduğu elit bir kitap olacaktır. Bunun da müjdesini vermek istedim. Gelibolu Yarımadasında yaklaşık 50’ye yakın tescilli çeşme vardır. Bu çeşmelerin restorasyonu için şu an projeler yapılıyor.

Askerlerimizin su içtiği çeşmelerin hepsini bir sponsor kanalıyla yaptıracağız

  Bu projeler kuruldan geçtikten sonra askerlerimizin su içtiği bu çeşmelerin hepsini bir sponsor kanalıyla yaptıracağız. Bunun yanında ilçemiz sınırları içinde bulunan Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içindeki tüm mezarlıklardaki Osmanlıca mezar taşlarını Türkçeye çevirip mezar taşlarının bir kitap haline getirilmesi konusunda bir çalışma başlattık ve bu çalışma devam ediyor.

 
                       
                                Çanakkale-Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur
 
Çanakkale’yi dahi doğru-dürüst yazamadık

  Maalesef bugüne kadar Çanakkale’nin bir filmini yapamadık.   Bırakın Çanakkale filmini, Çanakkale’yi dahi doğru-dürüst yazamadık. Çanakkale Savaşları ile ilgili birçok hikaye var. Çanakkale Savaşları konulu bir kısa film yarışması yapmayı planlıyoruz. Bununla ilgili bir ekip kurduk, çalışmalar devam ediyor. Kısaca Eceabat’ta yapılacak çok iş var. Eceabat’ın çalışkan insanlara ihtiyacı var. Umarım bizde bu yolda bir toz oluruz. Buradan ayrılıp, arkamıza döndüğümüzde ne mutlu bizlere diyebileceksek işimizi başarmışız demektir. Eceabat ilçe merkezinde iskele yakınındaki Tarihe Saygı Parkında OPET’in yaptırdığı Çanakkale Savaşlarını konu eden minyatürler vardır. Ancak bir yerde Eceabat’ın kendisi bir yerde minyatürdür. Burası çok büyük bir alan değildir. Tüm Eceabat’taki şehitlikleri 6-7 saatte gezebilirsiniz.

Eceabat Kaymakamı olmak ayrı bir duygudur

  Bugüne kadar tayinim nedeniyle İçişleri Bakanlığı nereye gönderdiyse orada görev yaptım. Şimdiye kadar istekli tayin dilekçesi vermedim. Ancak ilk defa Eceabat ilçesinde görev yapmak istiyorum diye bakanlığa dilekçe verdim. Eceabat Kaymakamı olmak ayrı bir duygudur. Türkiye’mizin her tarafı değerlidir ama Eceabat’ın değeri ayrıdır. Bu soruyu 1000’e yakın kaymakam ve vali yardımcısına sorun herkes ayın cevabı verir. Bu bizim ayrıcalığımız değil, Eceabat’ın ayrıcalığıdır. Bu ayrıcalıktan bize düşen nasibi almaya çalışıyoruz.

Buraya hizmet etmek için geldik. Buranın hizmetkarıyım

  Ama biz buraya hizmet etmek için geldik. Buranın hizmetkarıyım diyorum. Atalarımız Mekke ve Medine’yi feth ettikleri zaman padişahım artık Mekke-Medine’nin de hadimi oldunuz denildiği zaman padişah da biz o yüce insanın hakimi değil, hadimi, hizmetkarı olduk  diyorsa, bizde Eceabat’ın  hizmetkarıyız. Sonuçta ilçe kaymakamısınız. Ama hizmet etmek için buraya geldik. Bu görevi birçok yerde kendi adıma yaptığımı düşünüyorum. Bizden önceki meslektaşlarımızın da ilçede güzel çalışmaları var. Onların da her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Devletin işi bitmez, bizden sonra gelen meslektaşlarımız da  1-2 saatte ne yaptıklarından, ne yapacaklarından bahsedeceklerdir. Yerel yönetimle beraber güzel çalışmalar yapmaya çalışıyoruz.”

Uzunköprü Kaymakamı Uğur Kolsuz: “Balkanlara açılışta kurulan ilk Osmanlı-Türk şehridir”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Edirne-Uzunköprü ilçesi tarihi misyonu itibariyle önemli şehirlerimizden birisidir. İlçenin temel ekonomik kaynağı tarımdır. İlçenin ekonomisinde ayçiçeği ve çeltik üretimi önemli yer tutar. İlçe adeta bölgenin ayçiçeği ve çeltik üretiminde ambar durumundadır. Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odasının kuruluşu 1876 yıllarına dayanır. Ticaret Borsası ise 1925 yılında kurulmuştur. Türkiye’de Ziraat Bankası şubelerinin ilk kurulduğu yerlerden birsidir. Türkiye’deki ilk hürriyet abidesi Uzunköprü’dedir. Demiryolu Uzunköprü’ye 1876 yıllarında gelmiştir. Buraya kurulacak Çakmak Barajına Trakya’nın GAP’ı denilmektedir. Kısaca bu özellikleri nedeniyle Uzunköprü, Trakya Bölgesinde konumu itibariyle önemli ilçelerimizden birisidir. Ergene Ovası bol ve bereketli bir ovadır. Ancak ilçe içinden geçen Ergene Nehri’nden, arıtılmayan sanayi atıkları nedeniyle  adeta zehirli su akmaktadır. Bu durumun bölgede yapılan tarım ürünleri üretiminde zararları olduğu söylenmektedir.

  Uzunköprü Kaymakamı Uğur Kolsuz ilçede yaklaşık bir yıldır görev yapmasına rağmen ilçenin ekonomik ve sosyal yönden gelişmesi için önemli projeleri harekete geçirmiştir. Beş yıllık Bilimsel Meslek Yüksekokulu binası yapımı, Kredi Yurtlar Kurumu Yurdu binası yapımı, 26 konut yapımı projeleri önemli projelerdir. Uzunköprü Kaymakamı Uğur Kolsuz, Uzunköprü konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

Sultan 2. Murat buraya 1427 yılında buraya bir köprü yapılması emrini veriyor

  “Uzunköprü çok tarihi bir ilçedir. İstanbul fethi olmadan, Osmanlı orduları Çanakkale üzerinden gelip, Uzunköprü’den geçerek Balkanlara akınlar düzenliyorlardı. .Fatih Sultan Mehmet’in babası 2. Murat askerleri ile Uzunköprü’den yazın ilkbahar ve kışın sonbaharda coşan büyük bir nehir olan Ergene Nehrini geçerken zorlanıyorlardı. Sultan 2. Murat buraya 1427 yılında buraya bir köprü yapılması emrini veriyor. Bu köprü 1392 m. uzunluğunda Mimar Muslihittin Efendi tarafından yapılmış, 174 kemerden oluşan muhteşem bir taş köprüdür. İngilizler ancak bu uzunluktaki köprüyü 19. yüzyılda yapmışlardır. Atalarımızın yapımına 1427 yılında başladığı ve yapımı 16 yıl süren yapımı süren bu köprüyü 19. yüzyılda yapmışlardır. O zaman sultan 2. Murat buraya bir şehir kurulması emrini veriyor.

Ergene ovası bol ve bereketli bir ovadır

  Manisa ve Konya’dan o zamanki güçlü Türkmen ailelerinden 200 aile getirilip, Uzunköprü’ye yerleştiriliyor. Uzunköprü için diyebiliriz ki Balkanlara açılışta kurulan ilk Osmanlı Türk şehridir. Uzunköprü’nün tarihte böyle özel bir yeri vardır. Bu aileler ayın zamanda ticareti de bildikleri için Evliya Çelebi’nin seyahatnamesi nede baktığımız zaman Evliya çelebi diyor ki Uzunköprü’ye gittim, gezdim ve burada alışveriş merkezi gibi 200 dükkan vardı diyor. Ergene ovası bol ve bereketli bir ovadır. Bu ovayı Ergene Nehri beslemektedir.  Bu nedenle tarımın başlıca ürün olan çeltik, ayçiçeği, buğday üretimi yapılmaktadır. Uzunköprü’de üretiminin yanında ayrıca ciddi bir sanayide vardır. Yaklaşık 120 civarında çeltik fabrikamız,10 civarında ayçiçeği yağı, 10 civarında da un fabrikamız vardır. Uzunköprü’de tarım öve sanayi gelişmiş durumdadır. Uzunköprü’nün 52 köyü, 2 kasabamız vardır. Köy ve kasabalarla birlikte toplam nüfusumuz 72.000’dir.Uzunköprü’de 3.000 esnaf vardır.

Uzunköprü ayrıca bir ilkler şehridir

  Ticaret Borsası 1925 yılında kurulmuştur. Ticaret ve sanayi Odasının kuruluş ise 1875 yıllarına gitmektedir. Uzunköprü ayrıca bir ilkler şehridir. Türkiye’deki ilk hürriyet abidesi Uzunköprü’dedir. 1908 yılında o zamanki Kaymakam Mazhar Müfit Kansu ve Belediye Başkanı Ahmet Bey hürriyet abidesini bugünkü köprünün ayaklarının başına kuruyorlar. Abidenin dört köşesinde şunlar yazmaktadır.”Hürriyet, eşitlik, adalet, kardeşlik” Demiryolu Uzunköprü’ye 1876 yıllarında gelmiştir. O zamanki ilk demiryolunun geçtiği yerlerden birisidir. Türkiye’deki Ziraat Bankası şubelerinin ilk kurulduğu yerlerden birisidir. Uzunköprü eski ve güzel bir yerleşim yeridir. Buraya geçen yıl atamamız yapıldı ve Ağustos 2009 yılında geldim. Burada olmaktan ve görev yapmaktan son derece mutluyum. İş yapma kapasitesi yüksek olan bir yerdir.

 
                                        
                                       Uzunköprü Kaymakamı Uğur Kolsuz
 
Çakmak Barajı, Meriç Nehri üzerinde 2011 yılında tamamlanacak

  Vatandaşın devletle pek sorunu yoktur. Genelde herkes kendi işinde ve gücündedir. Ticaret ve tarım, sanayi gelişmiş durumdadır. Uzunköprü’de büyük projeler vardır. En önemli projemiz Çakmak Barajı projemizdir. Bu proje çakmak köyünde yapılmaktadır. Meriç Nehri üzerinde 2011 yılında tamamlanacak olan barajdır. Meriç’ten deniz akan boş giden su, Saroz Körfezine giden su buraya basılacaktır. Yapılacak bu baraj sayesinde 550.000 dönüm yer sulanacaktır. Bu baraja Trakya’nın GAP’ı denilmektedir. Burada Çakmak ve Hamzadere adında iki tane büyük baraj vardır. İkinci önemli çalışma ise şudur. Köprümüz 550 yıllık bir köprüdür. Bu köprünün üzerinden TIR’lar, ağır araçlar geçmektedir. Bu köprü eski olmasına bu ağır yükü taşıyabilmektedir.

Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu inşaatı başladı

  Ancak yeni köprümüz olan ikinci köprümüz yapıldı. Bu köprü 930 m. uzunluğunda olup, 2011 yılında çevre yolları ile birlikte hizmete açılacaktır. Duble yol çalışmaları tamamlanmak üzere hızlı bir şekilde devam ediyor. Ayrıca bu Çakmak Barajının kanalları ile ilgili proje de çok iyi bir projedir. Bu iletim kanalları ile sular barajdan araziye taşınacaktır. Bu kanalların da 2011 yılında tamamlanması öngörülüyor. Barajın toplulaştırılması çalışması vardır. Bu da köylerde yapılan çok önemli bir çalışmadır. Bunun haricinde Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu inşaatı başladı. Mevcut Meslek Yüksekokulumuz vardı. Bu okulda 2000 öğrencimiz vardır.

 
                             
                              Uzunköprü Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu inşaatı
 
Sivil toplum kuruluşlarından ve hayırsever vatandaşlardan

bir trilyon 700 milyar 70 milyar katkı topladık

  Açılacak olan Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu beş yıllık olacaktır. Bu çalışmayı bir dernek eliyle yürütüyoruz. Buradaki sivil toplum kuruluşlarından ve hayırsever vatandaşlardan bir trilyon 700 milyar katkı topladık. Bu inşaat 13.000 metrekarelik bir inşaattır. Bu inşaata Mayıs ayında başlandı ve inşaatın % 95’i tamamlandı. Geri kalan inşaatın ise 2011 yılında tamamlanması planlanmaktadır. Ayrıca Kredi Yurtlar Kurumu bu sene yatırım programına 500 öğrenci kapasiteli yurt inşaatını aldı. Bununla ilgili alışmalar tamamlanmış ve ihale aşamasına gelmiştir. Bunun ihalesi Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yapılacaktır. İlçemizin iki mahallesinde ağırlıklı olarak Roman vatandaşlarımız yaşamaktadır. İlçemizde Roman kökenli 8.000 vatandaşımız vardır.

Roman vatandaşlarımız için SYD Vakfından 26 konut yaptırdık

  Bunlar için SYD Vakfından 26 konut yaptırdık. Bu konutlar 6 Kasım’da Sayın Bakanımız Hayatı Yazıcı’nın teşrifleriyle hak sahiplerine dağıtılacaktır. Bunun ötesinde Roman vatandaşlarımızla ilgili şöyle bir tespit çalışma yaptık. 1- Konutu oturulabilir olanlar 2-Konutu onarım ihtiyacı olanlar 3-Konutu oturulamaz durumda olanlar. Konutu oturulabilir durumda olanlar yaklaşık 250 civarındadır. Bir o kadarının da onarım ihtiyacı vardır. Bunu projeler halinde Sosyal ve Dayanışma Genel Müdürlüğüne gönderiyoruz. Genel Müdürlük bu Roman vatandaşlarımızın durumlarının iyileştirilmesine olumlu bakıyor. Bunlarla ilgili onarım ödeneği gönderiyor. Bir yandan tuvalet, banyo, çatı yapmaya başladık. Konutu tamamen oturulamaz durumda olanlar ise yaklaşık 240-250 aile civarındadır. Bunlar içinde arsa satın aldık.

  

                               

                              Roman vatandaşlar için SYD Vakfının yaptığı  26 konut
 

  Hazine yeri olmadığı için 28 dönüm arsa aldık ve TOKİ’ye devrini yaptık. TOKİ şimdi bunlara ayda 100 TL geri ödemeli 240 adet konut yapacaktır. Bununda tüm işlemleri tamamlandı ve yakında ihalesine çıkılacaktır. Bu çalışmalar ilçemiz için güzel gelişmelerdir. Ayrıca 200 öğrenci kapasiteli öğrenci yurdu yapılması çalışması vardır. Bununla ilgili çalışmalar devam etmektedir. KÖYDES kapsamında bu yıl yaklaşık 22 km. asfalt kaplama çalışması yapıldı. Bunun haricinde içme suları depolarının onarımları ve içme suyu deposu yapıldı. Ayrıca bir köyümüzün kapalı sistem sulama işi yapıldı. Hasanpınar Köyümüzün suyunu göletten kapalı sistemle aldık. Böylece 3.500 dönüm arazi sulanacaktır. Bunun maliyeti yaklaşık 250.000 TL civarındadır. Bu sistem çok kısa bir sürede yapıldı. Bize bu desteği veren başta hükümetimiz olmak üzere, sayın valimize, ilgili bakanlıklara şükranlarım arz ediyorum.

Uzunköprü Tarihi Kentler Birliği üyesi oldu

  Ayrıca burası tarihi bir yer olduğu için belediyemizin müracaatı üzerine.  Uzunköprü Tarihi Kentler Birliği üyesi oldu. Kütüphanemizin olduğu bina tarihi ve eski bir binadır. Bu binanın restorasyon olarak çalışmasına başladık. Tekel binasının projesini Ankara ziyaretimizde Belediye Başkanımız sayın Kültür ve Turizm Bakanımıza takdim etti. Bu yakında Tekel binasının da  restorasyon çalışması başlayacaktır. Belediyenin envanterinde olan Askerlik Şubesi binasının restorasyonu da ele alacağız.

Trakya Bölgesi Türkiye’nin tarım ambarıdır

  Trakya Bölgesi Türkiye’nin tarım ambarıdır. Ayçiçeği, çeltik, mısır üretiyor. Ayçiçeği ve çeltik üretiminde Türkiye üretiminin yarısını üretiyor. Ayçiçeği üretiminde büyük bir kısmını üretiyor. Barajlar devriye girerse mesela petrolden sonra sonra bizim en büyük ithalat talebimiz ayçiçeği yağıdır. Barajlar devriye girdiğinde bu yağlar bu bölgede üretilecektir. Tarımdaki toprakların % 60’ı tarımda kullanılmaktadır. Bu Türkiye ortalamasının iki katıdır. Türkiye tarımda kullanılan toprakların oranı % 30 civarındadır. Bu durum Türkiye ortalamasının iki katıdır. Dolayısıyla bu topraklar çok değerli topraklardır. Ergene Nehri Istranca Dağlarından çıkıp; Çorlu, Çerkezköy, Muratlı güzergahını takip ederek bize gelen bir nehirdir. Bu bölgede sulama çoğunlukla Ergene Nehri ile yapılmaktadır.

Atık sularını arıtmadan Ergene’ye veriyorlar

  Deri ve tekstil sanayi İstanbul’dan çıkarıldığından bu sanayilerin çoğu Çerkezköy’e gelmiştir. Dolayısıyla Çerkezköy’deki Organize Sanayi Bölgesinde arıtma tesisleri var ama bunlar herhalde zaman zaman çalıştırılıyor ve zaman zaman çalıştırılmıyor veya bu bölgenin dışında olan tesisler var. Atık sularını arıtmadan Ergene’ye veriyorlar. Buda tabii bölge tarımı için büyük bir dezavantajdır. Çevre ve Orman Bakanlığı bu konuda sürekli çalışmalar yapmaktadır. Bu konuda raporlar tanzim etmek ve konunun üzerine gitmektedir. Bizim sanayicilerimizden beklediğimiz şudur. Tarım hakikaten stratejik bir sektördür. Biz tarımın önemini belki yeni yeni farkına varıyoruz. Dünyadaki gelişmiş ülkelere baktığımız zaman tarım sanayii çok önemli yer tutmaktadır. Kuzey Amerika’ya baktığınız veya Amerika kıtasına baktığınız zaman, Hollanda gibi ülkelere baktığınız zaman ekonomilerinde tarım çok büyük yer tutmaktadır.

Çeltikte; Trakya Bölgesi özellikle Edirne dünya ortalamasının üzerinde verim alıyor

  Dolayısıyla bizimde Trakya Bölgesini ve Ergene Havzasını göz ardı etmememiz gerekiyor. Bu sene Salarlı Köyümüz Kırklareli’nden barajdan Ergene suyuna karıştırmak için su satın aldı. Böylece 2.000 dönüm yer ektiler. Ama şu var. Çeltikte; Trakya Bölgesi özellikle Edirne dünya ortalamasının üzerinde verim alıyor. Şu anda çeltikte bizde dönüm başına 800-1000 kg. alınmaktadır.

Edirne’de üretilen çeltiğin % 10’u Uzunköprü’de üretilmektedir

  Uzunköprü’nün yıllık çeltik üretimi 45.000 tondur. Edirne’de üretilen çeltiğin % 10’u Uzunköprü’de üretilmektedir. Çeltik üretiminde İpsala ve Edirne ağırlıklıdır.

Başarı bir idareci sorunları görebilmeli

  Başarı bir idareci sorunları görebilmeli, yaşadığı sorunları kendi hayatının bir parçası kabul etmelidir. Sorunları dert edinmelidir. Eğer sorunları dert edinirse, onları çözmeye uğraşırsa başarılı olur. Geçen yıl Ankara ziyaretimizde bir büyüğümüz ve değerli bir genel müdürümüz  “Türkiye’de kaynak sorunu yoktur ve Türkiye’de kaynakları iyi kullanılamaması sorunu vardır.” dedi. Türkiye’deki sıkıntı budur. Etkin, yerinde, gerektiğinde hızlı karar almak, kaynakları kullanmak, iş birliğini en üst seviyeye çıkarmak, bulunduğunuz yerde kamu kurumlarında, yerel yönetimlerde dayanışmayı, işbirliğini sağlamaktır. Bunlar başarının sihirli anahtarlarıdır.”

Malkara Kaymakamı Yunus Fatih Kadiroğlu: “Eğitim seviyemiz Türkiye ortalamasının üzerindedir”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Tekirdağ-Malkara ilçesi Trakya Bölgesinde hayvancılık ve süt ürünleri konusunda marka olmuş ilçelerimizden birisidir. İlçede özellikle peynircilik üretimi yaygın olup, yurt içinde Pazar payı olan marka peynir fabrikaları vardır. Tekirdağ ilinin en çok köyü olan ilçesidir. Malkara Kaymakamı Yunus Fatih Kadiroğlu ilçede kısa bir süre göreve başlamasına rağmen özellikle eğitim konusunda başarılı çalışmalar yapmıştır.

  Okumayı teşvik amacıyla dört yılık fakülteyi kazanan öğrencilere 500 TL. ile ödüllendirmiştir. Okul öncesi eğitimde okula devam oranı  % 80’dir. Roman mahallerindeki okul öncesi eğitim kapasitesi Malkara Kaymakamı Yunus Fatih Kadiroğlu’nun gayretleri sonucu geçen seneye göre iki misline çıkmıştır. Kaymakamlık Köylere Hizmet Birliğine bağlı olarak kurulan bölge de hayvan yemi fiyatlarını dengede tutarak fiyat artışlarına engel olmaktadır. “Türkiye’de terör gibi aklınıza gelebilecek her türlü problem eğitimsizlikten ileri geliyor Biz öğrencilerimizin okumasını istiyoruz. Üniversitenin dört yılık bir biriminin gelmesi için çalışma başlattık.”diyen Malkara Kaymakamı Yunus Fatih Kadiroğlu, Malkara konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

Trakya Bölgesinde hayvancılığın yoğun yapıldığı bir bölge

  “Malkara, Trakya Bölgesinde hayvancılığın yoğun yapıldığı bir bölgemizdir. İlçemizde yoğun olarak büyükbaş hayvancılık yapılmaktadır. İlçemizde 15.000’e yakın büyükbaş hayvan varlığımız vardır. Bölgemizde yoğun olarak süt ürünleri ile ilgili olarak mandıra boyutunu aşmış süt fabrikası diyebileceğimiz işleme tesisleri vardır. Günlük 300 ton süt kapasitesiyle çalışan Ünal Peynircilik vardır. Ayrıca Kaanlar, Yaman peynircilik vardır. Bu fabrikalar yöremiz sütlerini işlemektedirler.  Ayrıca yöremiz sütleri yeterli olmadığından Marmara Bölgesinin diğer yerlerinden de tankerlerle süt gelmektedir. Ziraat Bankasının sön dönemlerde verdiği faizsiz kredilerle yoğun olarak hayvan alışları vardır. Bölgemizdeki mevcut süt fabrikaları özellikle iki tanesi kapasite artırımına gitti.

Ünal Peynirciliğin kapasite artırımı çalışmaları devam ediyor

  Kaanlar süt kapasite üretimini 300 tondan 1.200 tona çıkardı. Bununla ilgili ihale yatırımlarını yaptılar. Ünal Peynirciliğin kapasite artırımı çalışmaları devam ediyor. İlçemizde ayrıca 50-100 kişinin çalıştığı tekstil atölyeleri vardır. Buda vatandaşımıza iş alanı için önemlidir. Ayrıca irili ve ufaklı 30’a yakın kömür ocağı vardır. Buralarda da yoğun olarak işçi çalışıyor. İlçemizde organize sanayi bölgemiz vardır. Buranın alt yapısı tamamlanmış olup, 69 tane parselimiz vardır. Şu anda bunun görüşmelerini yapıyoruz. Yatırımcılara tanıtım aşamasındayız. Birkaç aya kadar tamamlanıp, yatırımcıların temel atması durumuna gelecektir.

25-30 yıl önce Malkara Keşan’la yarışır durumdaymış

  Buna rağmen ilçemizde işsizlik sorunu hala vardır. Yöreden göç olmuştur. Bundan 25-30 yıl önce Malkara Keşan’la yarışır durumdaymış. Şu anda Keşan, Malkara’yı epeyce geçmiş durumdadır. Fakat organize sanayi bölgesinin faaliyete geçmesiyle birlikte tersine göç alacaktır diye düşünüyorum.

Üniversiteyi özellikle dört yıllık fakülteleri kazanan

tüm öğrencilerimize 500’er TL ödül verdik

  Biz eğitime önem veriyoruz. Eğitim seviyemiz, Türkiye ortalamasının üzerindedir. Üniversiteyi kazanan öğrencilerimizi ödüllendiriyoruz. Ben bu ilçede göreve başlayalı 5 ay oldu. Üniversiteyi özellikle dört yıllık fakülteleri kazanan tüm öğrencilerimize 500’er TL ödül verdik. Diğer taraftan iki yıllık yüksek okulu kazanıp ta maddi durumu iyi olmayanlara yardım yapıyoruz. Bunlara sadece yarım ediyoruz. Ama dört yıllık okulları kazanan tüm öğrencilerimizin maddi durumu şartı aranmaksızın 500’er TL. yardım verdik. Böyle bir çalışmamız oldu.

İlköğretim okullarının tüm sınıflarına kitaplık kuracağız

  Dönem sonunda takdirname alan öğrencilerimizi ödüllendireceğiz. Başka bir uygulama ise bunu daha önce görev yaptığım ilçelerde de uyguladım. İlköğretim okullarının tüm sınıflarına kitaplık kuracağız.Şu an çalışmalar başladık ve kitap tespit aşamamsındayız.Milli Eğitimden arkadaşlarımız kitapları teslim ediyorlar. Her sınıfın seviyesine göre o sınıfa kitaplık kurulacaktır. Liselerin de okul kütüphanelerini zenginleştireceğiz. Okul kütüphanelerine 150-200’şer kitap alarak okul kütüphanelerini zenginleştireceğiz. Daha önce benim Bolvadin ilçesinde uyguladım bir proje vardır.

Öğretmenlerinde okumasını istiyoruz

  Biz öğrencilerimizin okumasını istiyoruz. Fakat biz öğretmenlerinde okumasını istiyoruz. Tüm öğretmenlerimize orada birer tane kitap hediye ettik. Mili Eğitim Müdürlüğünden arkadaşlarımızın tespit ettiği kitapları aldık. Daha sonra bu kitapları okullara giderek masanın üzerine serdik. Bir okul da 20 tane öğretmen varsa, orada 150 çeşit kitabımız var. Onlar burada bu kitapların seçme yaptılar. Böyle bir uygulamamız oldu. Bunu daha sonra yaygınlaştırdık. Bu kitaplardan yüksek okulda okuyan öğrencilerimize hediye ettik. İlçe Jandarma Komutanlığında bulunan askerlerimize, Emniyet Müdürlüğündeki polislerimize Diyanetteki imamlarımıza, kurum amirlerimize kitap hediye ettik. Böylece herkes kendi okuyabileceği kitabı seçti. Ama biz sana şu kitabı veriyoruz, okuyun demedik.Aldığımız kitaplar geniş bir yelpazeden oldu. Her insanın hoşuna gidebileceği kitaplardan seçtik. Bir kulda 20 tane öğretmen varsa,  o okula 20 tane kitap alındı. Her öğretmen o okulda 20 tane kitabı okuyabilecek duruma geldi.

Trakya’daki tüm yem piyasasının fiyat dengesini biz sağlıyoruz

  İlçemizde bizim yem fabrikamız vardır.  Trakya’daki tüm yem piyasasının fiyat dengesini biz sağlıyoruz. Yem hammaddesine bir önceki ay çok büyük zam geldi. Bu nedenle fiyatlarımızın % 15-20 civarında artması gerekiyordu. Biz yem fiyatlarını artırmadık, zararına sattık. Biz fiyat artırımı yapmayınca, diğer yem fabrikaları da fiyat artışı yapamadı. Tüm Marmara Bölgesinin hemen yem fiyatlarını biz belirliyoruz. Biz yemi daha ucuza satınca, diğer fabrikalarda zam yapamıyorlar.

Yem fabrikamızın aylık üretim kapasitesi 4,500-5.000 tondur.

 
                                
                                 Tekirdağ-Malkara Kaymakamlığı- Köylere Hizmet
                                                Götürme Birliği Yem Fabrikası
             
Yem üretim kapasitesini iki misline çıkarıyoruz

  Yem fabrikamızın aylık 4,5500-5.000 ton civarında üretim kapasitesi vardır. Pazar alanımız yoktur. Vatandaş yem almak için sırada bekliyor. Ürettiğimiz yemleri vatandaşımıza 2-3 ay gecikmeli olarak verebiliyoruz. Bununla bağlantılı olarak ilave bir yatırım planladık ve ihalesini yaptık. Böylece yem üretim kapasitesini iki misline çıkarıyoruz. Bu yapılan ek yatırım üç ay sonra faaliyete geçecektir. Yemimizin kalitesi piyasadaki yemlerden daha çok kalitelidir. Vatandaş gönül rahatlığı ile hayvanına yediriyor. Ürettiğimiz yemin piyasadaki yemlerden tamamından daha kaliteli olduğunu iddia ediyoruz. Vatandaş bu yemleri gönül rahatlığı ile kullanıyor. Bizim bu çalışmalarımızla vatandaş hayvanına daha ucuz yem yedirecektir.

Malkara nüfusunun  % 20-25’ini Roman vatandaşlarımız teşkil ediyor

  Okul öncesi eğitimle ilgili olarak sayın valimizin de talimatları iki okulumuz hizmet girdi. Burada Roman vatandaşlarımız var. Bu oran Malkara ilçesi nüfusunun  %  20-25 ‘ne tekabül ediyor.  Ancak bunların ekonomik seviyeleri düşüktür. Eğitimden diğerlerine göre daha az faydalanmışlardır. Onları eğitimin içerisine daha çok çekmeye çalışıyoruz. Biz buna okul öncesi eğitimden başladık.

Roman vatandaşlarımızın çocuklarının

okul öncesi eğitime devam etmesini arzu ediyoruz

  Bütün vatandaşlarımızın çocuklarının okul öncesi eğitime gitmesini arzu ediyoruz ama öncelikle Roman vatandaşlarımızın çocuklarının devam etmesini arzu ediyoruz.   Böylece daha çabuk sosyalleşmiş oluyorlar ve diğer çocuklarla kaynaşıyorlar. İlkokula başladıkları zaman, okul öncesi eğitime devam ettikleri için eğitime daha ileriden başlamış oluyorlar, daha çabuk mesafe alıyorlar. Şu Roman mahallerindeki okul öncesi eğitim kapasitesi geçen seneye göre iki misline çıktı.

TOGEM’in Başkanı Saadet Gülbaran ikişer derslikli  iki ana okulu yaptırdı

  Bu konuda hayırsever vatandaşlarımız var.  Üsküdar Belediyesi bünyesinde kurulmuş olan  (TOGEM )Toplumsal Gelişim Merkezi şu anda Türkiye çapında faaliyet gösteriyorlar. TOGEM’in  Başkanı Saadet Gülbaran, Emine Erdoğan Hanımın abisinin hanımıdır.  Bunların vasıtasıyla ikişer derslikli iki ana okulu yapıldı. Bu iki okul bu sene faaliyete geçmişti. Geçen hafta da Devlet Bakanımız Selma Aliye Kavaf  bu okulların açılışını  yaptı. Okul öncesi eğitimde Türkiye ortalamasının üzerinde eğitime devam oranımız vardır.  Okul öncesi eğitimde okula devam oranı % 80’nin üzerindedir. Bunlarla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Özelliklede Roman mahallelerimizde maddi durumu zayıf olan ailelerimizin çocuklarının okul öncesi ile ilgili tüm masraflarını kaymakamlık olarak biz karşılıyoruz. Bunların yeter ki okula devam etmelerini arzu ediyoruz. Roman mahallerimizdeki vatandaşlarımızın çocuklarından dışarıda okuyanlar var.

40 vatandaşımızın çalışacağı bir ağaçlandırma projesi yaptık

   Bunları özellikle destekliyoruz.  Bu çocukların;  bizde okuyoruz, bizde meslek sahibi oluyoruz, bizde giyinebiliyoruz diye diğerlerine örnek olmasını istiyoruz. Bu çalışmamızın epeyce faydalı olduğunu görüyoruz. Bu vatandaşlarımızın işsizlik daha az etkilenmeleri için Çevre ve Orman Bakanlığı ve bizimde dışarıdan desteklediğimiz projeyle 40 vatandaşımızın çalışacağı bir ağaçlandırma projesi yaptık. Buradan belli bir süre asgari ücretten ücretlerini alacaklar ve sigortaları yapılacaktır. Böylece ağaçta dikilmiş olacaktır. Bu proje Türkiye çapında uygulanan bir İŞKUR projesidir.

 
                                           
                                    Malkara Kaymakamı Yunus Fatih Kadiroğlu
 
40 kişi çalışacak yere 25 kişi ancak bulabildik

  Bizde bu projeyi Malkara’da da uygulamış olduk.  Fakat işin garibi Türkiye’deki terslik, işsizlik vardır gelin diyoruz biz burada 40 kişi çalışacak yere 25 kişi ancak bulabildik. Burada tekstil atölyeleri var. İnsanlar işsizlik var diye şikayet ediyorlar. Fakat tekstil atölyelerinde çalışacak elaman bulunmuyor. Bunlar tabii düşük ücret ve asgari ücretle çalıştırıyorlar. Bu ücret bir aile reisinin evini geçindirecek kadar yeterli olmayabilir ama genç bayan ve erkekler burada çalıştıkları zaman aile bütçelerine katkıda bulunurlar.

Çalışan işçi sayısını 750’ye çıkarmak istiyorum ama çalışacak elaman bulamıyorum

 Geçen Pazartesi günü yanına gittiğim bir tekstilci; “Şu anda 100 kişi çalıştırıyorum.  Ancak bu çalışan işçi sayısını 750’ye çıkarmak istiyorum ama çalışacak elaman bulamadığım için kapasiteyi artıramıyorum.” dedi. Muhakkak çalışma şartları çok hoşlarına gitmeyebilir olabilir ama insan mecbur kaldığı zaman çalışabilir. Biz bütün sorunların anasının eğitimsizlik olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de terör gibi aklınıza gelebilecek her türlü problem eğitimsizlikten ileri geliyor. Biz insanlarımızın eğitim seviyesini yükseltebilirsek, topluma faydalı bireyler haline getirirsek başarılı oluruz. Münferit olarak insanımızı yetiştirirsek, o insanımızın Türkiye’de çalışması şart değildir.  Global dünya küre haline geldi diyoruz. İnsanımız gidiyor. Bulgaristan, Rusya, Romanya, İngiltere’de çeşitli işler yapıyorlar. Bir bilgisayar mühendisinin illa da Türkiye’de çalışması şart değildir.

Nitelikliyseniz Türkiye’de dünyanın her tarafında iş bulabilirsiniz

  Dünyanın her tarafında çalışabilir. Bunun örnekleri de vardır. Bunun örnekleri de vardır. Ben daha önce çalıştığım Ezine’de bir fabrikanın müdürü Uzakdoğu’ya yıllık milyondolarla ölçülebilecek çok yüksek bir transfer ücretiyle genel koordinatör olarak gitti. Eğer siz kendinizi geliştirip, nitelikliyseniz Türkiye’de dünyanın her tarafında iş bulabilirsiniz. İnsanlarımızın nitelikli olarak yetişmesini arzu ediyoruz. Başka bir çalışmamızdan bahsediyorum.

Üniversitenin dört yılık bir biriminin gelmesi için çalışma başlattık

  İlçemizde Namık Kemal Üniversitesine bağlı yaklaşık 550-600 civarında öğrencinin olduğu bir yüksekokul var. Biz göreve başladıktan sonra vatandaşlarımızla bir toplantı yaptık. Daha önce Bolvadin’de de aynısını uygulamıştım. Buraya üniversitenin dört yılık bir biriminin gelmesi için çalışma başlatalım dedik. Bununla ilgili derneği kurduk. Vatandaşlarımızda bizi destek oldular. Dernek aracılığı ile binayı yapıp, buraya dört yıllık okul kazandırmak için çalışmalara başladık. Ben iki yıl içerisinde yapılacak bu okula iki yıl içinde öğrenci alabileceğimizi ümit ediyorum. Yapılacak bu binanın maliyeti 4 milyon TL civarındadır. Böylece yaklaşık 1.000 öğrencinin eğitim göreceği dört yıllık bir üniversite çalışması başladı. Bu okul faaliyete geçtiğinde Malkara’nın çehresi bir kat daha değişmiş olacaktır. Bütün vatandaşlarımız iş adamından esnafına, köylüsünden memuruna kadar tüm vatandaşlarımız bu konudan memnunlardır. Buraya dört yıllık bir üniversitenin gelmesini arzu ediyorlar. Bunun çok yönlü etkileri vardır. İlçeye ekonomik katkısı da olacaktır.

Başarılı bir yönetici vatandaşı dinlemeli

  Başarılı bir yönetici vatandaşı dinlemeli, vatandaş kendisine rahatça derdini anlatabilmeli, vatandaşın arasında olmalı,  köylünün, kentlinin yanında olmalı, insanlara biraz daha tatlı dil, güler yüzle yaklaşmalı, vatandaşın beklediği aslında budur. Kaymakamlıkların çok fazla bütçesi yoktur. Çok fazla para harcama şansımız yoktur. Biz devletin güler yüzü olursak, herhalde başarılı olmuş oluruz  diye düşünüyorum.”

Edirne Tarih Turizm ve Kültür Derneği Başkanı Sami Gültekin: “Türkiye’nin aynası Edirne’dir”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Edirne Tarih Turizm ve Kültür Derneği ile Türk Bulgar-Yunan Dostluk ve Kültür Derneği Başkanı- Balkanları Sesi Sınır Ötesi Kültür ve Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Sami Gültekin, “Edirne’de kültür, turizm ve tarih” konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

Yapılacak kuleden Yunanistan ve Bulgaristan rahatlıkla görülebilecektir

  Edirne turizm yönünden çok ileriye gidilecek bir şehrimizdir. İlimizin nüfusu şu an150.000’dir. Fakat turizmle verilen değer neticesinde onbeş sene içinde Edirne’nin nüfusu dörtyüzbine kadar çıkacak bir olay vardır.  Bu nüfusu neden bu kadar büyüyecektir? Şu anda yapılan çalışmalar; 1- Tunca Nehrinin temizlenip, ıslah edildikten sonra etraflarının turistik etkinliklere açılması 2- Devam eden Meriç nehrinin temizleme çalışmaları sonucu kenarlarına yürüyüş parkurları yapılacaktır.3-Yıldırım’da Hıdır Baba denen yerde belediyemiz 55 m. yüksekliğinde bir anıt dikiyor. Burası kule olacak ama bu kuleye çıkacak insanlar Yunanistan ve Bulgaristan’ı rahatlıkla görebileceklerdir. Bunun etrafında ayrıca 65 bin dönümlük bir turistik alan oluşturuluyor. Bunun içinde gölet, insanların yaşam alanları olacaktır. Böylece burası inanıyorum çok güzel olacaktır. Başkanımız da bu konuda iddialıdır. Hıdır Baba’da içine bir tugayı yerleştirecek tabyalar var.

Selimiye Camimizin dışında 40 tane camimiz var

  Burası çok geniş bir alanı kaplıyor. Burası Şükrü Paşa’nın da savaş anında karargâhı olan bir yerdir. Buranın projesi şu an bitmiş durumdadır. Kısa zamanda buranında ihalesi yapılacaktır. Edirne’nin her tarafı zaten tarih kokuyor. Şu anda eski sarayın inşaatı başladı. Şu anda mutfakları yapılıyor. Tahminim önümüzdeki senede mutfaklarda insanların görüşüne sunulacaktır. Selimiye Camimizin dışında 40 tane camimiz vardır. Selimiye cami ile ilgili proje yapıldı. Buranın çevre düzenlemesinin ihalesi en geç önümüzdeki sene içinde yapılacaktır. Burası çok muazzam bir görüşe sunulacaktır. Bunun dışında önemli yatırımlar olup, bunların hepsi proje aşamasındadır.

Sağlık Müzesi Avrupa’da iki defa dereceye girerek birincilik aldı

  Ayrıca ilimizde sağlık müzemiz vardır. Avrupa’da iki defa dereceye girerek birincilik aldı. Dünyada ilk defa akıl hastalarının tedavi edildiği bir yerdir. Burada iki tane Bulgar kilisesi vardır. Bunlarda çok önemlidir. Sadece bununla ilgili olarak Sveti Gorci Kilisesi nedeniyle ilimizi geçen yıl 150.000 turist ziyaret etmiş durumdadır. Bunlar çok önemli şeylerdir. Bu kiliselerin birisi ibadet olarak kullanılıyor, diğeri ise müze olarak kullanılıyor. Edirnenin tarihi saymakla bitmez.

Selimiye Camisisinin kopyasını yapmak mümkündür

  Depremde Selimiye Camisinin bir minaresi depremde yıkıldı. Bunun onarımını yapamadılar. Bu Selimiye Camisisinin kopyasını yapmak mümkündür. Bunu yapmak tek kelimeyle ayıp bir şeydir. Mimar Sinan’ın eserini kopya etmeye kalkmak baştan başa ayıp bir şeydir diyorum. En çok üzerinde durduğum konu budur. Aynısı yapmaları mümkün değildir. Gitsinler, görsünler, baksınlar, incelesinler. Demek ki bunlar Selimiye camin yeterince incelememiş, içeriye girmemişlerdir. Şu an onarımı yapılan minareye baktığınız zaman, minarenin eğik olduğunu görürsünüz. Bu minareyi benim bildiğim kadarıyla iki sefer yapmaya kalktılar fakat yapamadılar. Dikkatlice baktığınız zaman minarenin çarpık olduğu bariz şekilde belli olur. Bu caminin aynısı nasıl yapılır siz söyleyin.

Her Edirnelinin bir rehber olması gerekir

  Edirne Turizm Müdürlüğünün çalışmalarından şahsen memnun değilim. Yeterli çalışmayı göstermiyorlar. Turizm Müdürlüğü şu anda turizmle ilgili bir şey yapmıyor.Turizm Müdürlüğü çok şeyin üzerinde olması lazımdır. Turistin nasıl ağırlanacağı insanlığa öğretilmesi lazımdır. Her Edirnelinin bir rehber olması gerekir. Bu konuda hiçbir kimsenin çalışma yaptığı yoktur. Edirne’nin Turizm Müdürlüğü insanlara tanıtılması lazımdır. Edirne’de bir turizm rehberi, ilgili broşür bulamazsınız. Bu konuda bu kadar zayıf bir çalışmadır. Gelen bir turistin Edirne haritası yoktur, bulamazsınız. Buraya gelen kişiler Edirne haritasını nerede bulabileceğini soruyorlar. İki senedir benden harita soruyorlar. Bende kendilerine sürekli fotokopi veriyorum.

Ülkemiz yurt dışında yeteri kadar tanıtılamamıştır

  1992 yılında gazeteci olarak Bulgaristan’a gittim. Bulgaristan’da insanlarla görüştüğümde onlar bizleri tanımadığını gördüm. Tanıyanlar bizleri kötü tanıyorlar. Bulgaristan’daki kişiler Türkleri ve Türkiye’yi çok kötü tanıyorlar. Onun için Bulgaristan’dan geldim ve döndüm, acilen Türk-Bulgar-Yunan Kültür ve Dostluk Derneğini kurdum. Bu nedenle ülkemi tanıtmak için Bulgaristan’dan dernekleri buraya davet ediyorum. Böylece burada ve orada etkinlik yaptık. Kendimizi tanıtmaya ve onları tanımaya çalıştık. Hatta şöyle bir anım vardır. Kaptan Andora’ya gittik. Burada 3-5 kişi toplandık orada kahve içiyoruz. Orada güzel Türkçe konuşan bir Bulgar Türkiye’den ve Türklerden utanıyorum dedi. Hayrola neden utanıyorsun dedim. Ben Türkiye’de o kadar ders verdim ve öğrenci yetiştirdim ki aklınız durur dedi. Ben böylece Türkiye’ye gittim ve Türkleri tanıdım dedi. Onun için kötülediğimden dolayı utanıyorum. Türkler iyi insanlarmış dedi. Anlattığı şeylerle Türkiye ve Türklerin hiç alakası yoktur. Ben bundan farklı bilmiyordum ki dedi. Bana Türkiye’yi böyle anlattılar. Türkiye’yi daha önce tanımış olsaydım bu dersi iptal ederdim dedi. Böylece güzel anılarım oldu. Biz şimdi Makedonya-Kosova’ya ulaşmaya çalışıyoruz. Ülkemiz yurt dışında yeteri kadar tanıtılamamıştır.

 
                                             
                                       Edirne Tarih Turizm ve Kültür Derneği
                                                   Başkanı Sami Gültekin
 
Turizmi iyi bilen birisi gelsin

  Edirne biliniyor ama Edirne tanınmıyor. Türkiye’miz de de Edirne biliniyor ama yeterince tanınmıyor. Gelen ziyaretçilere Edirne’yi tanıtım kitapları ucuz fiyatla valiliğimiz veya Turizm Müdürlüğümüz tarafından halka sunulmalıdır. İnsanlar sadece Selimiye Camiini sorup gidiyorlar. Gezilebilecek o kadar yer var. Mesela Mimar Sinan tarafından yapılmış ikinci bir cami burada vardır. Edirne’ye turizmden anlayan hareketli bir kültür müdürü gelmedi. Buraya turizmi iyi bilen birisi gelsin. Valimizin desteğini de alarak Edirne’de her türlü hizmeti versin. Edirne’nin en fazla 15 yıl içerisinde nüfusu 400 bine ulaşacaktır. Böylece bu şehirde turizmin hareketliliği olacaktır. Edirne tanınıyor ama bilinmiyor. Edirne’yi herkesin bilmesi lazımdır.

Selimiye Camii biliniyor ama tanınıyor mu?

  Selimiye Camii biliniyor ama tanınıyor mu? Yeterince tanınmıyor. Edirne’de şu anda Osmanlı döneminden kalma 40 tane camimiz vardır. Binlerce tarihi eserimiz vardır. Bunların ne kadar tanıtılabiliyor?  Şüphelidir. Turizm Müdürü bu konuda çok emek sarf etmesi lazımdır. Ben bu emeği maalesef bugüne kadar görmedim.Bu emeğe şimdiye kadar hiçbir turizm müdüründen görmedim.Herkes bana dokumasın  hesabından hareket ediyorlar.Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’dan  dileğim, arzum , mesajım şudur; turizmi bilen, Edirne’yi turizmde kalkındıracak öyle laf olsun değil, aman koltuğu doldurmak için değil, içten  hareketli bir turizm müdürü istiyoruz.

Turizm Müdürü koltuğunda oturmamalı

  Turizm Müdürü koltuğunda oturmamalı, Edirne’nin her tarafını gezmeli, görmeli, tarihi eserleri insanlara tanıtabilmelidir. Kitap yapıyor kendi çapında kalıyor. Edirne’nin turizm danışma bürosunun Selimiye Camiinin en yakın noktasına gelmesi lazımdır. Edirne’de bir tane turizm bürosu vardır ve oda sapa bir yerdedir. Oraya kimsenin gittiğini sanmıyorum. Yunanistan ve Bulgaristan’dan gelen turistler genel olarak buraya alışveriş yapmak için ve kiliseleri ziyarete geliyorlar. Yapılan kiliseyi bir sene içinde 150.000 kişi ziyaret etmiştir. Bununda ekonomik açısından ilimize büyük katkısı oluyor. Burada iki tane Bulgar kilisesi vardır. Bizim Turizm Müdürlüğümüz İstanbul’da turizm fuarına katıldı. Tanıtım ile ilgili her şey çekmecede bekledi. Tanıtım kitabı, CD hatırı sayılır kişilere verildi.

Edirneli olduğumdan dolayı utandım

  Halbuki oraya gelen her insana bu CD ev broşürler zorla verilmelidir. İkramlarımızın içtenlikle yapılması lazımdır. Ben bunları orada görmedim. Bende oraya gittim ve açtıkları etkinliği gördüm. Diğer illerin bu konudaki uğraşlarını gördükten sonra, ben şahsen Edirneli olduğumdan dolayı utandım. Şu anda ilin turizm haritasını her yerde bulmak mümkün değildir. Ancak Turizm Müdürlüğüne gittiğinizde ilin turizm haritasını rica üzerine alabilirsiniz. İlimizde turizm rehberleri var ama maalesef bizim rehberlerimiz turisti kazıklıyor. Nasıl kazıklıyor; turizm rehberi zaten yevmiye sini alıyor. Turizm rehberi turisti lokantaya götürüyor ve daha sonra lokanta çıkışında ciğerciye götürüyor. Turizm rehberi diyor ki örneğin ciğerciye ciğer 7 TL. ise bunun 2 TL’sini bana vereceksin diyor. Böylece turizm rehberi kişi başına 2 TL. alıp, çekip gidiyor. Bu turisti kazıklatmaktır.

Edirne’de yeterli turist rehberi yoktur

  Turisti kazıklatmak yoktur. Halbuki turizm rehberi o lokantacıya ben sana 50 tane turist getireceğim, sen bunda 2 TL. İndirim yapmalısın demesi gerekir. Böylece bu turistin tekrar buraya gelmesini sağlayalım. Turisti kazıklatmayalım, tam tersine kollayalım ve koruyalım. Edirne’de yeterli turist rehberi yoktur. Benim bildiğim onbir tane kokartlı turist rehberi var ama burada bunların üç taneden fazlasını görmüyorum. Edirne’de turisti kokartsız sıradan insanlar  gezdiriyor.

Çingeneler burada turizm rehberliği yapıyor

  Onları küçümsemiyorum ama Çingeneler burada turizm rehberliği yapıyor. Düşünün burada turizmi bu noktaya kadar düşürebiliyoruz. Edirne’de mutlaka turiste yeterli hizmeti verecek rehberin bulunması şarttır. İlimizde turistik rehber, harita yoktur, bulamıyoruz. Ben bulamıyorum ve bulan varsa söylesin. Kültür ve Turizm Bakanlığının Edirne turizm politikasını sil baştan yeniden ele alması gerekir. Avrupa’dan Türkiye’ye gelen insanlar ilk önce bizi görüyor. Türkiye’nin aynası Edirne’dir. Edirne içinde turizm danışma bürosu bulamıyoruz. Selimiye Camisinin dibinde, en yakınında mutlaka bir turizm danışma bürosunun olması lazımdır.

Selimiye Cami’nin yanına masa koyduk ve kişilere yol gösterdik

  Biz turizm derneği olarak Ramazan ayında Edirne Belediyesinden izin alarak Selimiye Cami’nin yanına masa koyduk ve kişilere yol gösterdik. Örneğin kişi Beyazıt Külliyesine gitmek istiyor, biz oraya nereden gidilir, anlatıyoruz. Ben Şükrü Paşa anıtına, Balkan Savaşları Müzesine gitmek istiyorum diyenlere nereden gidilir diye anlatıyoruz. Biz Sınır Ötesi gazetemizin son arka sayfasına Edirne’de gezilecek yerlerin fotoğraflarını koyduk. Bu gazeteyi insanlara ücretsiz dağıttık. Biz ancak böyle dar imkanlarımızla bu kadar Edirne turizmine hizmet etmeye çalıştık. Bizi bu konuda bir yerden beş kuruş destek yoktur.

Yunanca-Bulgarca bilen turizm rehberine ihtiyaç vardır

  Bizim şart olarak Yunanca-Bulgarca bilen turizm rehberine ihtiyaç vardır. Edirne’ye en çok turist Yunanistan ve Bulgaristan’dan gelmektedir. Rehberlik yapanların arasında bu iki dili bilen yoktur. Bu iki dile ilgili burada rehberlik kursu açılması lazımdır. Bu konu çok önemlidir. Bu konuda Bulgaristan’daki Üniversiteden geldiler ve biz burada rehber kursu açmak istiyoruz dediler. TURSAB bu konuya karşı çıkarak yetki bizim siz bu işi yapamazsınız dedi. Daha sonra rehberlik kursu olmayınca gelenler Bulgaristan’a geri döndüler. Onlarda biz Türkiye’den insanları Bulgaristan’a götürüp, dil konusunda orada eğitelim dediler. Ancak Bulgaristan’da verilen eğitim ancak orada yeterli olup, Türkiye için bu eğitim yeterli olmuyor.

Edirne‘de halk turizm konusunda bilinçlendirilmelidir

  Edirne’de turizm rehber kursu açılması şarttır. Cumartesi ve Pazar günleri Edirne’de çarşı içinde gezen insanların her on kişiden birisi Yunanlıdır. Böylece Edirne’de Cumartesi-Pazar günleri çarşıyı gezen insanların % 10’u Yunanlıdır. Edirne’ye ortalama günde 100-200 kişi yabancı turist gelmektedir. Bu oran yıllık 200-300 bin kişidir. Edirne’ye günlük gelen turist oranı itibariyle aynı oranda Bulgarlarda gelmektedir. Bu konuda Edirne ‘de geniş toplantılar yapılarak halk turizm konusunda bilinçlendirilmelidir. Bu konuyu maalesef çok fazla düşünen yoktur. Ben Edirne turizmi konusunda çok dertliyim. Ramazan ayında Edirne’ye günlük en azından Türkiye içinden 20-30 tane otobüs gelirdi. Günlük Edirne’ye 1000-2000 kişinin de geldiği oluyor. Bu insanlara Edirne’yi tanıtmak için bu gelen insanların ellerine Edirne’yi tanıtan bir belge vermek gerekir. Bu iş fazla para tutmaz. Nerelere para harcanıyor ki? Bu gelenler Edirne’yi anlatarak, başkaları Edirne’ye gelsinler.”

Eceabat Mehmet Akif Ersoy Lisesi Halk Oyunları Ekibi başarılı

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Çanakkale-Eceabat ilçesi Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nda gerçekleştirilen tüm törenlerde, Eceabat Mehmet Akif Ersoy Çok Programlı Lisesi Halk Oyunları Ekibi oynadıkları efe oyunları  ile izleyenlerin takdir ve beğenisini  kazanıyor.
 
                                

                               Eceabat Mehmet Akif Ersoy  Lisesi Halk Oyunları  Ekibi 

El sanatları ustası Halil Kara’dan Çanakkale Savaşları hatırası

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Çanakkale-Eceabat’ da 2002 yılından bu tarafa  el sanatları işiyle uğraşan Halil Kara amaçlarının Çanakkale Savaşlarını el sanatımıza işleyerek o günün anısını gelecek nesillere taşımak olduğunu söyledi.El sanatlarında satın alınan hediyelik eşyaların kırılmasının önemli olduğunu belirten Halli Kara bizim son olarak yaptığımız; alçı, polyester,seramik ağırlıklı el sanatlarımız artık düştüğünde kırılmıyor.

  El sanatlarımızın genişletilmesi konusunda devletimizden destek bekliyoruz Genellikle seyit Onbaşı, Yahya Çavuş, Şehitler Abidesi  gibi tarihe mal olmuş şahsiyetlerin figürlerine ekseriyet olarak yaptıklarını söyledi. Özelikle heykel türü el sanatlarımızı Yunanistan, Romanya’dan gelen yabancı turistler tarafından satın alarak ülkelerine götürdüklerirni söyledi.

 
                 El sanatları ustası Halil Kara’dan Çanakkale Savaşları hatırası eserleri

                        

 
 
 
 

Bankalar ve hizmet anlayışı

0

  Günümüz ekonomisinde bankalar önemli bir yer tutar. Tüm ekonomik işlemlerin bir bölümü bankalardaki işlemler dayanır. Bankalar günlük ekonomik hayatta artık işlemlerin bir parçası olmuştur. Özelleştirme politikaları sonucu bazı özel ve resmi bankalar özelleştirilmiştir. Bankacılık sektöründe hizmet verme noktasında bankacılık hizmeti resmi ve özel anlamında devam etmektedir. Emekli olun, esnaf olun, çalışan ve çalışmayan olun yaşam tarzınızda bu konudaki işlerinizin bir parçası olarak özel veya bir resmi bankaya uğramak zorundasınız. Vatandaş olarak gittiniz bankacıkla bir insan olarak gerekli ilgi alakayı beklersiniz. Zaman zaman bu halka dayalı hizmet verme anlayışında olumusuz davranışlar görülmektedir.

  Özel ve resmi bankacılık sektöründe çalışan personellerin insan ilişkilerinde özel kurslara tabi tutulması ve bilgilendirme toplantıları yapılarak hizmet sektöründe daha iyi hizmet verilemez mi? Bazı resmi ve özel banklarda denetim yetersizliğinden halka karşı kaba davranışlar görülmektedir. Vatandaşın işi muhakkak bana düşecek ve onun işini benden başkası yapamaz anlayışından hareket etme noktasını düşünerek siz vatandaşa kaba davranma hakkınız yoktur. Onlar sizin müşterinizdir, siz onlara güzel davranış sergilemek zorundasınız. Zamanla bankalarda güzel örnek davranışlar görülmektedir ama kendi birim içinde yeterli denetim olmaması nedeniyle zamanla olumsuz davranışlar da görülmektedir. Bankalar müşterilerine en güzel davranış örneği sergilemek zorundalar.

  Çünkü mevcut yeni bankacılık düzenlemeleri çerçevesinde devletimize, vatandaşımıza en iyi hizmet vereceğiz diye hizmet akdi imzalamışlardır. Devletle yapılan hizmet antlaşması gereği resmi ve özel bankalar vatandaşa güler yüzle hizmet etmeleri gerekir. Ülkemizde bankacılık sektörü gelişmiştir ama halka hizmet etme noktasında vatandaşa gerekli hassasiyet ve önemin yeteri derecede gösterilemediği gözükmektedir. Nedense hiçbir kurum ve kuruluş tam olarak yapılması gerekenleri yapmıyor.

  Vatandaşımıza hizmetin en iyisi yapmaları onların asli görevlerindendir. Bankalar hizmet noktasın da personelinin performansını ekonomik kazanma noktasında bankaya kazandırdığını düşünmeleri nasıl doğal hakları ise bu hizmeti verirken vatandaşa güler yüzle ve samimi bir diyalogla hizmet verme noktasında personellerine gerekli uyarıları yapmaları gerekmez mi? Bu konuda hizmet noktasında olumsuz durumlar hala görülmektedir. Sonuç ta  hizmet yaptığınız kişi bir insandır. Her insan doğal olarak hizmet alma noktasında güler yüz ve ilgi bekler.

  Bankacılık sektöründe; bizim yanımızda parası olanın değeri var,  parası olmayanın değeri yoktur anlayışının yıkılmasında yarar vardır düşüncesindeyim. Personellerinize böyle sözlerle telkinde bulunursanız bankaya gelen vatandaşa ilgide farklı davranış özelliklerini sergilediklerini görürsünüz. Sonuçta bankaya gelen herkes insandır. Siz bu noktadan hizmete başlarsanız, insanlara hizmet verme noktasında daha başarılı olursunuz ve daha çok kazanmış olursunuz. Vatandaşın işini benden başkası yapamaz onun işini ancak yapacağım düşüncesinden hareketle sizin vatandaşa olumsuz davranma hakkınız olamaz. Çünkü siz devlete hizmet noktasında bankacılık olarak en iyi hizmeti vereceğiz diye söz verdiniz.

  Ayrıca bankalar günümüzde alacaklarını alma noktasında gösterdikleri davranışı, vatandaşın mağduriyeti konusunda nedense aynı davranışı göstermiyorlar. İşte size bir örneği sizin bir nedenle borcunuzu zamanında ödemediği zaman ilgili banka sizi hemen merkez bankasına kara listeye bildiriyor. Bunu bildirmesi doğaldır. Bankacılık sektöründe hizmet noktasında doğru olabilir. Ancak siz aynı borcu ödediğiniz halde yıllarca geçse ilgili bankaya tekrar ben borcumu ödedim,  merkez bankasında bulunan olumsuz kaydımı sil demediğiniz müddetçe silmek istemiyorlar. Siz ancak bir bankaya kredi almak için gittiğinizde karşınıza çıkıyor. Siz bankada böyle bir işiniz olmasa, merkez bankasında olumsuz kaydınız hala durur. Şimdi bankalara soruyorum.

  Siz vatandaştan alacağınız konusunda göreviniz gereği tüm işlemleri yapıyorsunuz da,  neden vatandaş borcunu ödediği halde siz hala o vatandaşın müracaatı olmadan merkez bankasındaki o kişi ile ilgili olumsuz kaydı silmekte aynı hassasiyeti göstermek istemiyorsunuz. Bu durum vatandaşa hizmet etme anlayışında etik bir davranışmıdır?  Bankaların vatandaşa hizmet noktasında gerekli hassasiyetleri göstermeleri dileğiyle…      
error: Content is protected !!