Pazar, Nisan 5, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 278

Yeni Amasyasporu kim destekleyecek?

0

  Türk milleti olarak spora önem veren bir kültüre sahibiz.  Spor kültürü yaşamımızda önemli bir yer tutar. Spor yapan insanlar dinç bir yapıya sahiptir. Spor sayesinde insanlar bir araya gelirler ve spor olarak ortak payda da buluşurlar. Bu nedenle mahalli idarelerin spor aktivitelerini desteklemeleri gerekir. Kısaca yerel yönetimlerin mahalli spor kulüplerini özellikle de yörelerini temsil eden spor kulüplerini desteklemelerinin yararlı olacağı düşüncesindeyim.

  Geleceğimizin teminatı olan gençlerin spor kulüplerine yardımcı ve destek olmak gençliğe yapılan bence en büyük yatırımların bir parçasıdır. Sporun bir yörenin tanıtımında da önemli yer tutar. Böylece dalında başarılı spor kulüpleri ve o yörenin sporcuları, dolaylı olarak o yörenin turizm yönünden tanıtımına katkı yaparlar.  O yörede yapılan büyük maçlar o yöre esnafına belirli sürelerde de olsa ekonomik yönden katkı yaparlar.

  Şimdiye kadar spora katkı yapmanın önemine geldikten sonra, futbolda Amasya’yı  temsil eden Yeni Amasyaspor üzerinde durmak istiyorum. Yaklaşık 7-8 yıl önce faaliyette bulunan Amasyaspor sayesinde  Amasya  12 Haziran stadyumunda bir hareketlilik vardı.Haftada  bir günde olsa ortak duygular çerçevesinde insanlar bir araya gelir, Amasya’ya bir canlılık katarlardı. Daha sonra ise o dönemlerdeki Amasyaspor yönetimleri mevcut kulübü ekonomik nedenlerden ve bilinmeyen bazı denklemlerden dolayı Amasyaspor kulübü faaliyetine ara verdi ve o dönemdeki Amasyaspor futbolcuları kulüp kapandıktan sonra çeşitli spor kulüplerine gittiler.

  Böylece o dönemden itibaren Amasyaspor tarihe karışmış oldu. Bir yıl önce Amasya Üniversitesi Rektörlüğü Amasya sporu canlandırmak adına Yeni Amasyaspor adında gençlerden oluşan bir futbol takımı kurdu. Bu futbol takımı amatör kümede yaptığı maçlarda birçok başarıya imza attı. Bu başarıda Amasya Üniversitesi Rektörlüğünün başarısı önemlidir. Amasya Üniversitesi Rektörlüğünü spora yaptıkları katkılardan dolayı tebrik etmek gerekir. Gençlerden oluşan Yeni Amasya Spor futbol takımı yerel yönetimlerin gerekli ekonomik katkı yapmamalarından dolayı onlarda faaliyetlerini bir yıl ancak sürdürebildiler.

  Yine amatör kümede kulüpler arası maçlar yapılmaya başlandı. Gençlerden oluşan Yeni Amasyaspor futbol takımı yeterli araç bulamadığı için örneğin takım halinde Sivas’a maça gidemediler. Futbolcular Sivas’a maça kendi harçlıklarından ayırarak o maça gittiler. Gençler kulüpleri para veremediği için maçta kullandıkları spor ayakkabılarını kendileri aldılar. 

  Daha önce maçlarda galibiyet kazanan grup şampiyonu olmaya ramak kalan Yeni Amasyaspor futbol takımı bugünkü maçlarda farklı skorlarla yenilmeye başlandı. Demek ki sporun diğer dallarında olduğu gibi futbolda da başarıda moral ve motivasyon önemlidir. Çünkü futbolcu maça gidecek para bulmaya mı uğraşsın, yoksa maçı kazanmayı mı düşünsün. Siz ilinizi futbolda temsil eden gençlere Amasya yerel yönetimleri olarak gerekli maddi ve manevi desteği veremezseniz, onlardan da gereken başarıyı yakalama şansı bekleyemezsiniz.

  Bu durum Amasya yerel yönetimlerinin gençlerden oluşan Yeni Amasyaspor futbol takımına gereken önemi vermediklerini göstermektedir. Bu durum sporda gençlere verilen değerde eksi bir puandır. Gençlerden oluşan  ve geçmişte maçlarında başarılı olan Yeni Amasyaspor futbol takımına Amasya yerel yönetimlerinin gereken maddi ve manevi desteği vermesi dileğiyle.

Mesudiye Kaymakamı Rıza Gençoğlu’nun Köydes projelerindeki rekor çalışması

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Ordu iline bağlı Mesudiye ilçesi, Ordu’nun deniz sahilinden en uzak ilçelerinden birisidir. Ordu-Mesudiye arasında ulaşım; toplu taşıma araçlarıyla yaklaşık 3 saat, binek araçlarıyla ise 2 saat 15 dakika sürmektedir. Mesudiye ilçesinin turizm yönünden geleceği parlaktır. İlçe merkezinden geçecek olan ve yapımı devam eden, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan Dereyolu’nun faaliyete geçmesiyle birlikte Mesudiye özellikle turizm yönünden hızlı bir gelişme sürecine girecektir. Mesudiye Kaymakamı Rıza Gençoğlu görevine bağlı ve çalışkan kaymakamlarımızdan birisidir. Mesudiye Kaymakamlığından edinilen bilgilere göre Mesudiye ilçesinde 2009-2010 yılında gerçekleştirilen Köydes projesi çalışmaları şunlardır;

2009 yol sektörü

  2009 yılında ilçeye  gelen ve 2008 yılından devreden ile birlikte toplamda  1.083.702,00 TL ödenek tespit olunmuştur, bu ödenek ile ;

  Beyağaç Köy Yolu Sanat Yapıları  18.000,00 TL, Beyağaç Köy Yolu 4,5 km stabilize  82.000,00 TL,Beyağaç-Zile-Çambaşı 9.5 km ve Sanat Yapıları  138.000,00 TL, Beyseki Köy Yoluna 5 Adet Sanat Yapısı  19.000,00 TL, Kale – Beyseki Grup Yolu 7 km Stabilize Kaplama  121.000,00 TL, Kale – Beyseki Grup Yolu ek Sanat Yapıları  19.500,00 TL,Yardere Köy Yoluna 1 Adet Menfez, 1 adet 18m Duvar Sanat Yapısı  15.000,00 TL ,Çukuralan Köy Yoluna 104m İstinat Duvarı 40,000,00 TL, Hamzalı- Güzelce Grup Yolu 3 adet kutu menfez 23.000,00 TL, Darıcabaşı  Köy Yolu 3 Adet Kutu Menfez 23.000,00 TL,Karacaören Grup Yoluna 1 Adet Büz Menfez 1.500,00 TL, Yeşilçit-Musalı Grup Yoluna 1 Adet Kutu Menfez  5.500,00 TL, Güzle-Sarayderesi-Bekiş-Yardere-Hamzalı-Güneyce -Ambardüzü  Yollarına Büz Menfezler 29.000,00 TL   Arpaalan Köy Yolu Sanat Yapıları,  17.000,00 TL Karacaören Köy Yolu Yol Genişletmesi ,  18.500,00 TL  projelerin ihaleleri yapılarak 2010 yılı Nisan ayına kadar ertelenmiş ve Haziran ayında bitirilmiştir. Toplamda 15 proje tamamlanmıştır,

2009 yılı su işleri

  Güzelce Köyü içme suyu tesis geliştirme 19.000,00 TL.,Yağmurlar Köyü İçme Suyu  34.000,00 TL.,Türkköyü Sıcaklı Mah. İçme Suyu projeleri  28.000,00 TL olmak üzere toplamda 3 proje tamamlanmış, Abdili Köyü Merkez Mah. İçmesuyu Projesi  100.000,00 TL  havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmadığı için 2010 yılı Nisan ayına kadar ertelenmiş ve Haziran ayında ihalesi yapılarak bitirilmiştir.

2010 yol sektörü

  2010 yılında ilçeye  gelen ve 2009 yılından devreden ile birlikte toplamda  1.440.000,00 TL olan ödenek,  Ek Ağustos ayı ödeneği ile toplamda 2.575.000,00 TL’ye ulaşmıştır.

2010 ilk ödeneği ile yapılan işler: Mirahor-Kale ‘ de 1 adet menfez,80 m. istinat duvarı, ,Esatlı’da 250 m. beton yol,  Dursunlu’da 100 m. beton yol, 2 adet menfez,

Yeveli’de 200 m. beton yol, Konacık’ta 200 m. beton yol, 1 adet menfez,

Celal’de 100 m. beton yol, 1 adet menfez, Darıcabaşı’nda 6 adet menfez, Musalı’da 50 m. istinat duvarı, Hergözü’nde 100 m. istinat duvarı, Bayırköy’de 1 adet menfez.

2010 yılı ek Ağustos ödeneği ile yapılan işler:

  Yeveli 200 m. beton yol, 1 Kutu menfez, Konacık 100 m. beton yol, Yağmurlar 100 m. beton yol, Celal 100 m. beton yol, Ç.Sarıca 150 m. beton yol, Pınarlı 300 m. beton yol, Türkköyü 300 m. beton yol, Çerçi 200 m. beton yol, Güneyce 150 m. beton yol, Yuvalı 100 m. beton yol, Göçbeyi 100 m. beton yol, Çardaklı 1 kutu menfez. Köykent Yolu 120m3 Taşduvar,

Çerçi-Kale-Beyseki Grup, Balıklı-Keyfalan Grup yolu 5km 1.kat asfalt.

Su işlerinde 2010 yılında programa alınan köyler;

  Hamzalı – Su getirme, Çukuralan – Su getirme, Aşıklı – Depo, Bekiş/Kale – Depo,

Doğançam – Depo. Ç.Sarıca – Depo (Bitti)Y.Gökçe – Depo, Şebeke.

Mesudiye Kilisesi

  Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından çıkarılan ödenek ile 289.000,00 TL bedelle ihale edilen Mesudiye Kilisesi yapım -onarım işi, Aralık ayı başında bitirilmesi beklenirken, şu anda % 99 oranda tamamlanmış  durumdadır. 

Ordu Ticaret Borsası Başkanı Necdet Gürsoy: “Fındığın sistemi kurulmadı”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Fındık; özellikle Karadeniz Bölgesinde Ordu, Giresun, Trabzon yöresinde halkın temel geçim kaynağı olup, aynı zamanda en önemli tarım ihracat ürünlerinden birisidir. Fındığın sorunları ve çözüm yolları konusunda uzman görüşleriyle tanınan İşadamı ve Ordu Ticaret Borsası Başkanı Necdet Gürsoy, fındık üretimi konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

Lisanslı depoculuğun kurulması

  “Fındık, geçmiş yıllardaki hiçbir sorununu halletmeden 2010 yılı sezonuna girdi. Sorunu çözülmeyen fındığın geleceğinde bana göre soru işaretleri vardır. Bu soru işaretleri nedir? Fındığın sistemi kurulmadı Bu sitsem içerisinde mutlaka üç önemli sorun gözüküyor. Fındığın sisteme kavuşması için üç önemli ayak vardır. Birinci ayak lisanslı depoculuğun kurulmasıdır. Bu durum artık hükümetin gündemine girmiştir. Bunu kısa zamanda yapma zorunluluğunu herkes görmüştür. İkinci ayak ürün borsasının kurulmasıdır. Bunun kurulması için Türkiye’nin değişik bölgelerinde lisanslı depoculuğun kurulması şart görünüyor. Bundan sonra fındığın son çözümü ise vadeli işlem borsasının kurulmasıdır. Şu andaki şekil ise serbest piyasa koşullarında fındığın bir sistem olmadan gelişigüzel birkaç tane alıcı ile beraber fındığın fiyatının oluşmasından kaynaklanıyor. Bu tabi ki bir sistem değildir. Bu sistemde şöyle söylemek gerekirse fındık şahısların değil, bir borsanın içerisinde bir fiyat oluşturulması gerekir. Bu yıl fındık fiyatı 3,6 TL. ile başladı ve aynı fiyatlarda seyir ediyor. Bunun en büyük etkeni rekoltenin 600.000 tondan aşağı olmamasıdır.

2011 fındık yılından sonra 150 TL. dediğimiz

desteklemenin kalkması geliyor

  Dünyadaki gelişmeler ve devam eden durgunluğun bazı ülkelerde ekonomik olarak atlatılmamasıdır. Onların bol fındık almaları veyahut stok yapmaları gündemden kalktığı için fındık günlük ihtiyaçlarda karşılanıyor. Bu bakımdan fındık zikzak çizeceğe benzemiyor. 2010 yılında fındıkla ilgili değerlendirmeye baktığımız zaman en önemli olayın 2011 fındık yılından sonra 150 TL. dediğimiz desteklemenin kalkması geliyor. Bu süreç içerisinde fındığın mutlaka şekillenmesi gerekiyor. Çünkü 150 TL. desteğin kaldırılması demek, fındığın tamamen serbest koşullara bırakılması demektir. Bu üç yıllık süreç içerisinde fındıkta sistemin kurulması ile ilgili adımlarında atılması gerekiyor. Son iki yıl içerisinde gerekli adımlar atılmazsa, sorunlarla karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır. 2011 yılı sonunda 150 TL’lik destekten sonra, gizli destek görmesi için veya serbest piyasa koşullarında alternatifsiz, rakipsiz olmaması için mücadele edilecek bir ortamın oluşması için üretici ayağının desteklenmesinin şart olduğu görünüyor.

Türkiye’deki tarım ürünlerine baktığımız zaman

hiçbirisinin ne sistemi, ne politikası vardır

  Serbest piyasa koşullarında alan ve satan arasında bir dengesizlik olursa hangi taraf daha güçlü ise fiyat o tarafın lehine kuruluyor. Fındık üreticisinin fındık fiyatını beğenmediği yerde, fındığı serbest piyasaya getirmemesi konusunda bir direnç oluşturacak güce eriştirilmesi şarttır. Açıklanan serbest fındık piyasasına baktığımız zaman yıl sonuna geldiğimiz halde bir artış olmadı. Buna rağmen bu yıl fındık fiyatında en az düşme olmadığı gibi artış da olmadı. Bu fiyatın yılbaşına kadar devam edeceği görülüyor. Bununla ilgili olarak 2011 yılında ne yapmamız gerekir? diye düşündüğümüzde mutlaka artık lisanslı depoculuğu kurmamız gerekiyor. Fındık sorunun çözümü için bununla ilgili sistemin kurulması gerekir. Türkiye’deki tarım ürünlerine baktığımız zaman hiçbirisinin ne sistemi, ne politikası vardır. Bana göre hepsinin bir sistemi olması gerekir.

Fındığın bir sisteme kavuşması şarttır

  Bu nedenle artık fındığında bir sisteme kavuşması şarttır. Bunları söylemek, yazmak ve çizmek artık bana göre bir netice değildir. Bunun icraatını yapmak şarttır. Dolayısıyla lisanslı depoculukta bunun ilk ayağıdır. 2011 yılında üreticiler en azından fındığını satmadığında veya fiyatı beğenmediğinde fındığını geçici olarak bir yere teslim edebilecek, bekletebilecek depolara kavuşması gerekiyor. Bunun da lisanslı depoculuk altında yapılması gerekiyor. Bunlar en önemli konulardır. Bölgeler arasına baktığımız zaman değerlendirilmesi gereken ikinci bir husus vardır. Bölgeler arasında bir fiyat ayrımcılığı doğuyor. Doğu Karadeniz Bölgesinde bir hektara 150 kg fındık düşüyorsa, Düzce ve Sakarya ovalarında ise bir hektara 250 kg düşüyor. Bafra’da da bir hektara düşen fındığın 300 kg’a çıktığını görüyoruz. Bu nedenle bu verimlilik üreticiler arasında fiyat bakımından bir dengesizlik oluşturuyor. Bafra’da bir insan bir dönümden 300 kg. fındık alıyorsa, Ordu’da 100 kg alıyorsa, o insan yarın fındığını 3 liraya satsa dahi bir dönümden 900 TL gelir elde etmiş oluyor. Burada üreticinin 3TL. maliyeti olmuş oluyor. Buda maliyeti kurtarmıyor. Fındığın bakanlığın bünyesinde geniş bir şekilde ele alınması gerekir.

Gürcü ve Azeri fındığının ileride Türk fındığına rakip olacağından,

rakipsiz bir yolda devam etmesi için strateji geliştirmek gerekir

  Türkiye’de iç tüketim 100 milyon kilogramı bulmuyor. Üretilen 400 milyon kilogramı ise yurt dışına satılıyor. Fındığın iç piyasada yeni yeni pazarları oluşuyor. İnsanların alım gücü açısından fındık hala pahalı bir ürün olarak görülmektedir. Bu nedenle fındık iç piyasada az tüketiliyor. Dış piyasada yeni pazarlar bulmamız gerekiyor. Bazı ülkeler artık fındık yetiştirmeye başladı. Gürcü ve Azeri fındığının ileride Türk fındığına rakip olacağını belirtmiştik. Bu ülkelerde yetiştirilen fındıklar 5-10 yıl içerisinde Türk fındığını rahatsız edecektir. Bunun içinde dış ülkelerde yetişen fındıklar karşısında daha cazip hale getirip, rakipsiz bir yolda devam etmesi için strateji geliştirmek gerekir. Aksi takdirde bunlar üretilmezse, fındık rakipli Azeri ve Gürcü fındığı ile dış piyasada rekabet koşullarlında bana göre zorlanacaktır.”

İsrail’in Mavi Marmara gemisine yaptığı devlet terörü

0

  Gazze’de abluka altında tutulan ve zor şartlar içinde bulunan insanlara yardım götürmeyi amaçlayan gönüllülerin silahlı korsanların saldırısı karşısında gösterdikleri misyonlarını devam ettirme kararlığı ve canları pahasına emanetlerine sahip çıkma cesareti her türlü takdirin üstündedir. Ayrıca olayın önemli siyasi, hukuki, ekonomik ve askeri sonuçlar doğurma potansiyeli yanında bu gönüllülerin silahlı korsanlara karşı dik duruşları dünya kamuoylarında da şaşkınlık ve saygı uyandırdığı kaçınılmaz.         

  Filistin-İsrail sorunu,  21.yüzyılda da dünya siyasal gündeminin ilk sıralarında yerini korumaktadır. Filistin ya da İsrail olarak adlandırdığımız yer aslında Akdeniz‘in doğu kıyısında bulunan küçük bir toprak parçasıdır. Filistin dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olup tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. 
  Günümüzde örtülü ve asimetrik bir savaş yöntemi olarak kullanılan terörizm, gelişen teknoloji ile birlikte yıkıcı etkisini gittikçe arttıran küresel bir tehdit haline gelmiştir. Terörist eylemler, uluslar arası hukukta tanımlanan suçlar olmakla birlikte, gerek işlenişinde duyulan saik, gerek işleniş tarzı itibariyle “terör suçu” olarak nitelendirilirler.  Uluslar arası kanununda suç olarak tanımlanan bu fiillerin bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ile, devletin ana yapısını, bu yapının dayandığı temel prensipleri değiştirmek veya yıkmak, toplumda korku ve panik yaratmak amacının güdülmüş olması durumunda, bu suç bir “terör suçu” niteliğini kazanmaktadır.

  İsrail’in işgalci kuşatma yüzünden, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dünya devletleri suskun. İsrail’in işgal güçleri, Filistin halkına karşı kaçırma, tutuklama, kuşatma ve ambargo, Gazze halkını toplu cezalandırma, Batı Yaka’da da utanç duvarı yaparak Filistin halkına baskı ve Kudüs şehrini Yahudileştirme uygulamalarını sürdürüyor. Gazze’deki insanlık dramı tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşmiştir.  İkinci Dünya savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın Yahudilere soykırım uygulamaya girişmeye başlamasıyla Filistin’e büyük bir Yahudi göçü başladı. 14 Mayıs 1948’de BM paylaşım planı uyarınca David Ben-Gurion tarafından İsrail devleti’nin kuruluşu ilan edilmiştir. İsrail kuruluşundan bu yana çevresindeki Arap ülkeleri ve Filistin topraklarını işgal etmeye başladı.

  Bugün de bu gerginlikler sürmektedir. Bir taraftan Filistin topraklarını işgal ederken, bir yandan da orantısız güç kullanarak yaşlı, genç, çocuk, kadın demeden insanları öldürüyor. 19 Haziran’da Mısır’ın arabuluculuğuyla 6 aylık ateşkes ilan edildi. 24 Haziran’da İsrail bir İslami Cihad komutanını öldürdü.  Ateşkes bozulduktan sonra İsrail karadan, havadan, denizden Gazze’ye saldırdı. İsrail’in Gazze’de başlattığı saldırı sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısı 1000’i, yaralıların sayısı 4 bini aştı. İsrail sivil yerleşim yerlerini, hastaneleri, camileri, okulları vuruyor. Filistin’de Kızılay’ın hastanesi vuruldu, BM Mülteciler sığınma binası vuruldu, medya mensuplarının bulunduğu bina vuruldu.

  İsrailli korsanlar (zira tek tip bir üniforma giymelerine rağmen yaptıklarıyla bilinen askere pek benzemiyorlar) hükümetlerinin talimatı ile Türk vatandaşlarının çoğunlukta olduğu sivil yardım filosuna uluslararası sularda baskın düzenleyerek Türk vatandaşlarının ölmesine ve yaralanmasına sebep olarak sonunda baltayı taşa vurmuş oldu. Kasım 2009’da yine uluslararası sularda (Kıbrıs açıklarında) İsrail’e bağlı silahlı unsurlar Frankop isimli bir gemiye baskın düzenlemiş ve gemide İran’dan Hizbullah’a götürüldüğünü iddia ettiği silahlar bulduğunu açıklamıştı. O zaman bu hukuk dışı olan ama İsrail açısından sonuç alıcı operasyon ciddi biçimde eleştirilmemişti. Ancak şimdi konjonktür tamamen farklı. Sivil inisiyatif olarak başlayan Gazze’ye yardım hareketinin uluslar arası hukuk kuralları ihlal edilerek kanlı bir baskınla şimdilik durdurulması konuyu devletlerarası, uluslararası bir konuma taşımış oldu. Türkiye’de doğru bir biçimde konuyu İsrail’le kendi meselesi olarak değil tüm uluslararası sistemin İsrail’le olan meselesi biçiminde ele alarak Birleşmiş Milletlerin (BM) desteğini arkasına almış durumda. Ancak ölen ve yaralanan gönüllülerin çoğunluluğunun Türk vatandaşı olması meselenin asıl sahibinin ve takipçisinin Türkiye olduğunu, bundan sonraki gelişmelerin Türk hükümetinin girişimleri ile şekilleneceğini gösteriyor. Yani uluslararası sistemin konu hakkındaki karar ve yaptırımlarını Türkiye’nin kararlı talepleri ve bu konudaki ısrarı belirleyecektir. Avrupa Birliğinin de Ortadoğu’da nüfuz ve sempati kazanma gayretleri içinde olması Türkiye ile paralel bir politika yürüteceğinin işaretlerini göstermektedir. ABD de ise egemen güçlerin çatışması ve sonucunda muhtemelen Obama’nın iktidarını daha da güçlendireceği ve İsrail’e karşı bir harekete girmese bile buna engel olmayacağı beklenmelidir. Özetle şu an inisiyatif Türk hükümetinin eline geçmiştir ve atılacak adımlar sadece Gazze ile kısıtlı değil tüm Ortadoğu’yu şekillendirebilecek mahiyette olabilir.

  BM tarafından oluşturulması planlanan bağımsız araştırma komisyonunun etkinliği İsrail’in iç dengelerinde önemli değişikliklere sebep olabilir, sorumlular yargılanıp cezalandırılabilir. Yaşanan bu olaydan sonra İsrail’in fütursuz hukuk dışı operasyonları büyük ihtimalle artık sınırlanmış, belki de sonlanmış olabilir. Bu doğrultuda İsrail’in saldırgan tutumunun zirve noktasında bulunduğu, artık bu tür faaliyetlerinin ciddi biçimde azalacağı beklenmelidir. Hatta saldırgan politikalar yürüten güçlerin İsrail yönetiminden uzaklaştırılması gerçekleşebilir. Ancak bundan önce İsrail’in komsuları ile barış ortamı ve özellikle sınır anlaşmazlıklarının giderilmesi sağlayacak gelişmeler yaşanabilir.

  Yaşanan olayda olduğu gibi bundan sonra sivil inisiyatiflerin, özellikle Türk vatandaşlarının içinde olduğu hareketlerin güvenliklerinin sağlanmadan Doğu Akdeniz’de yürütülmesi beklenmemelidir. Zira Doğu Akdeniz’in uluslararası sularının güvenli olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu bölgede uluslararası suların güvenliği BM UNIFIL Deniz Gücü’nün benzerinin bu ihtilaflı sularda da oluşturulması ile sağlanabilir.

  Özetle inisiyatif büyük ölçüde Türkiye’nin elindedir. Sayılan bu gelişmelerin bir kısmının veya daha fazlasının gerçekleşmesi Türkiye’nin bu süreç sonrasından ne beklediğine ve bu maksatla ne kadar kararlı girişimlerde bulunacağına bağlıdır. Görünen ipuçları bölgede değişmez sanılan güvensizlik ortamından bir değişim sürecine doğru gidildiği, tüm tarafların kabul edebileceği barış ortamının oluşabileceğini gösteriyor olabilir.

 

Ah Hüseyin.. Vah Hüseyin..

0

  Hüseyin Seyrek…

  On üç yaşındaydı Hüseyin…

  Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde kalabalık bir ailenin en küçük çocuğuydu Hüseyin…

  Bu yazıya konu olmasına sebep ise başı mor yazmalı kadınların hastane kapısında Kürtçe olarak yaktıkları ağıtlardı… Ağıtlarda neler denildiğini anlayamıyorum ama “Ah Hüseyin, Vah Hüseyin” kısımları, acının ortak dili olsa gerek…

  Evet… Hiç kimseler fark etmedi Hüseyin’i… Yoksul bir ailenin çocuğuydu, yoksulluklarını da çocukluğunu da kimseler fark etmedi…

  “Çocuk İşçiliğine Hayır!” diyen lakırtılara, projelere aldırmayın siz, Hüseyin’in çöplükten topladıklarını satarak ailesine destek olmaya çalıştığını kimseler fark etmedi… Hey şey gözümüzün önünde oluyordu ama biz fark etmiyorduk, önemsemiyorduk… Öyle ya, hayat dediğin şey zordur zaten…”Hayat, sarp, dolambaçlı ve dikenli bir yoldur” öyle der ya, çok bilenlerimiz…

  Hüseyin 13 yaşındaydı… Karakaşlı, kara gözlü bir oğlancıktı Hüseyin…

Kalabalık bir ailenin en küçük çocuğuydu… Yoksuldu, etrafında ne varsa yoksuldu… Neye ihtiyacı varsa “kıt”tı… Ama o aldırmadı yoksulluğa… O, küçücük yüreğini hep temiz tuttu… O, küçücük yaşında helal yoldan kazanmanın yolunu tuttu… Hayatın sarp ve dolambaçlı bir yol olduğuna dair beylik söylemlere aldırdığı da yoktu Hüseyin’in, o, yüreğine ve bileğine güveniyordu…

  Yoktu, yoksuldu, kimseler bilmedi, kimseler fark etmedi Hüseyin’i… Fark edilmeden ama dünya çilesinin farkında olarak yaşadı Hüseyin…

  Hani çöplükler vardır, yanından yöresinden geçerken göynü bulanır insanın… İşte Hüseyin ekmeğini o çöplükten çıkartıyordu… Abisiyle beraber her gün geliyordu çöplüğe ve hurda niyetine ne bulursa biriktiriyor ve birkaç liraya satıp evin geçimine katkıda bulunuyordu…

  On üç yaşındaydı Hüseyin ve ekmek davasına tırnaklıyordu çöpleri… O,çöplerin arasında, bir zaman sonra, o çöplerden biri haline geliyordu ve kimseler fark etmiyordu…

  Tenekelerle yığılı bir çukuru fark edince hiç düşünmeden girdi çukurun içine… Bir sürü teneke demek daha çok para demekti zati… Tenekenin, demirin hurdası daha makbuldür, hem ağır basar hem de kâğıttan, plastikten daha iyi para ederdi… Kimseler fark etmedi o tenekeleri ve Hüseyin’in o çukura girdiğini… Bir buldozer de çöpleri istifliyordu aynı zamanda… Ve buldozer geldi, Hüseyin’in bulunduğu çukurun üzerini çöplerle kapattı… Kimselerin fark etmediği Hüseyin’i buldozer şoförü de fark etmemişti… Kimselerin fark etmediği ve çöplükteki çöplerden biri haline gelen Hüseyin’in hikâyesinin üzeri çöplerle örtüldü…

  Hüseyin’i kimseler fark etmedi… Öldü Hüseyin ve ana haber bültenlerine konu oldu, Hüseyin ölünce fark edildi…

  Ve şimdi kulaklarımızda Kürtçe bir ağıt…Ah Hüseyin!…Vah Hüseyin!..

Kırklareli Valisi Muammer Muşmal’a Lüleburgaz’dan vatandaş sevgisi

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Kırklareli Valisi Muammer Muşmal, ziyaret amacıyla Kırklareli’ne bağlı Lüleburgaz ilçesine gitti. Lüleburgaz ilçesinde; Lüleburgaz Belediye Başkanı Emin Halebak’a, Hürfikir Gazetesi’ne, Görünüm Gazetesi’ne, Köknar Kağıt Karton A.Ş. ye ve Sarımsaklı Çiftliğine ziyarette bulundu. Vali Muammer Muşmal, yaptığı ziyaretlerde yaya olarak gezerek vatandaş ve esnafla da görüştü. Onların isteklerini dinledi, birlik beraberlik mesajları vererek, Kırklareli halkının en iyi hizmeti hak ettiğini belirtti.
 
                              
                              Kırklareli Valisi Muammer Muşmal’ın Lüleburgaz’da
                                      Serpil Özcengiz seramik sergisi ziyareti
 
  Bir gün içinde bir çok konuda aktif olarak çalışan, yorulmak nedir bilmeyen, vatandaşı memnun etme, hizmet götürme çabasında bulunan Vali Muammer Muşmal, davet üzerine Serpil Özcengiz tarafından seramik sergisini gezdi. Daha sonra sergi çıkışında öğrenci grubu ile karşılaşan Vali Muammer Muşmal, öğrencilerin arasına karışarak isteklerini sordu ve öğrencilerle sohbet ederek, öğrencilerin alkışları eşliğinde sergiden ayrıldı.

Çanakkale Valisi Abdülkadir Atalık: Çanakkale, Anadolu’nun en eski uygarlık merkezi

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Çanakkale Valisi Abdülkadir  Atalık, Çanakkale konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

Çanakkale’nin mevcut ekonomik ve sosyal durumu nasıldır?

   “Çanakkale, 9.933 km2 lik yüzölçümü, 11 ilçesi, 34 belediyesi, 565 köyü, 671 km. kıyı uzunluğu, % 53 e varan ormanlık alanı ile Avrupa ve Asya’yı birbirinden ayıran ve kendi adını taşıyan boğazın iki yakasında kurulmuş bir ilimizdir. 5.000 yıllık tarihi ile Anadolu’daki en eski uygarlık merkezlerinden Troya, Assos, Alexandreia- Troas, Neandria, Abydos ve Sestos’ a ev sahipliği yapmıştır. Antik çağdan kalma kalıntı ve buluntuların yanı sıra, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalma çok sayıda eseri ve dünyada sayılı Mevlevihanelerden olan Gelibolu Mevlevihanesini barındırır.

  Çanakkale’nin toplam nüfusu, 2009 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt sonuçlarına göre 477.735’dir. Toplam nüfusun % 53’ü  il merkezi ve ilçe merkezlerinde, % 47’si  köylerde yaşamaktadır. Yıllık nüfus artış hızı binde 6.18, Nüfus yoğunluğu ise 48’dir. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sonuçlarına göre nüfus itibarıyla en kalabalık ilçemiz merkez ilçeden sonra 80.849 ile Biga ilçesi, en az nüfusa sahip ilçemiz ise 2.496 ile Bozcaada’dır.

  İlimizde eğitim göstergeleri, olanakları ile altyapısı iyi düzeydedir. Gerek okuma yazma oranları, gerekse, okullaşma oranları ülke ortalamalarının üzerinde seyretmekte olup,  sağlık alanında da aynı olumlu gelişmeler izlenmektedir. İl çapında Askeri Hastaneler hariç 10 adet Devlet Hastanesi, 1 adet Üniversite Araştırma ve Uygulama Hastanesi, 2 adet özel hastane, 4 adet Dispanser, 1 adet Ana Çocuk Sağlığı Merkezi vardır.Temmuz 2010 itibariyle aile hekimliğine geçilmiş olup 50 aile sağlığı merkezi,130 aile hekimliği birimi,100 sağlık evi ile hizmet verilmektedir.

  Eğitim- spor alanında son dönemde tamamlanan tesislerden bazıları Çanakkale Olimpik Yüzme Havuzu, Merkez kapalı Spor Salonu olup, Merkez Fen Lisesi, Yenice Anadolu Lisesi, Çan Kocayayla 12 Derslik İlköğretim Okulu, Lapseki Çardak 16 Derslik İlköğretim Okulu, Lapseki Bağımsız Anaokulu yapımları ile Ezine Meslek Yüksekokulu yapımları da yatırım programdadır.

  Sağlık hizmetlerine ulaşımda da çok önemli adımlar atılmakta olup, ,  Çanakkale Merkezde 400 yataklı -Devlet Hastanesi,   18 Mart Üniversitesi Yeni Araştırma ve Uygulama Hastane inşaatı projeleri 2010 yılı yatırım programında yeralmaiştır. Son yıllarda çok sayıda ambulans ve 2 iki adet deniz ambulans botu ile 2009 yılında ambulans helikopter de İlimizde hizmete başlamıştır. Artık İlimizin en ücra köşesindeki sağlık problemine dahi çok kısa sürede müdahale edilebilmektedir.

  Devlet İstatistik Enstitüsü verileriyle 2001 yılı cari fiyatlarla Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla cari fiyatlarla iller sıralamasında 2.335 $ ile 19. sıradadır. TUİK tarafından İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması 2. Düzeye karşılık gelen 26 bölge için yapılan Gayri Safi Katma Değer Hesabı (GSKD) tahmini çalışmaları sonuçlarına göre; Balıkesir ile Çanakkale illerinden oluşan TR22 Balıkesir Çanakkale bölgesinde 2006 yılında Gayri Safi Katma Değer 13 Milyar 68 Milyon TL,  kişi başına gayri safi katma değer de 8.248 TL  (5.725 $)  olarak hesaplanmış olup, bölgemiz 26 bölge içinde 10. sırayı almıştır.TÜİK verilerine göre Çanakkale – Balıkesir Bölgesi Gayri Safi Katma Değer  Hesabında en önemli payı % 58 ile hizmetler sektörü, 22 ile tarım sektörü, % 20 ile sanayi almaktadır. TÜİK kaynaklı 2009 yılı işsizlik verilerine göre ilimizde işsizlik oranı   % 7.3’dür. Çanakkale ili sanayi iş kolunda çalışanların toplam istihdama oranı bakımından Türkiye ortalamalarının altında, kişi başına gayri safi yurtiçi hâsıla ve tarım kolunda çalışanların toplam istihdam oranı bakımından ise Türkiye ortalamasının üstündedir.

  İl ekonomisinde, tarım en önemli faaliyet olmakla beraber son yıllarda tarıma dayalı sanayi kolları gelişme göstermekte, orta ölçekli sanayi ve turizm sektörleri sahip olunan potansiyeli arttırıcı bir şekilde gelişmektedir. Önemli ve verimli ve bir coğrafya üzerinde konuşlanmış olan Çanakkale tarım alanında ülkemizin en önemli ve verimli üslerinden birisidir. İlimizde üretilen sebze ve meyve gerek iç, gerekse de dış pazarda aranır ve tanınır hale gelmiştir.   Nitekim Türkiye toplam domates üretiminin % 5’i, zeytin üretiminin % 4’ü, şeftali üretiminin % 11’i, şaraplık üzüm üretiminin % 7’si, kanola üretiminin % 11’i, bakla üretiminin % 4’ü, yağlık ayçiçeği üretiminin % 4’ü ve elma üretiminin % 3’ü ilimizde gerçekleştirilmektedir. Gerek tarım ürünleri gerekse hayvansal ürünlerdeki üretim miktarı göz önünde bulundurulduğunda tarıma dayalı sanayi kollarının gelişmesi için önemli bir potansiyel mevcuttur. 

  Son yıllarda yapımı tamamlanan baraj, gölet ,sulama projeleri ve halk sulamaları ile toplam sulama alanı 76.256  ha ulaşmıştır.  İlimizde halen 2 adet baraj, 3 adet sulama ve 7 adet gölet sulaması ile 4 adet taşkın koruma inşaatının yapımına devam edilmektedir.  Yatırım programında bulunan sulama projelerinin tamamlanması ile yaklaşık 25 Bin ha alan daha sulamaya açılacak olup,  hem ürün çeşitliliğinde hem de verimi ve kalitesinde sağlanacak artış ilimizin tarım  potansiyelini daha da yükseltecektir.

  İl geneline yayılmış çoğunlukla tarıma dayalı küçük orta ölçekli üretim tesislerinin dışında 2009 yılı Türkiye’nin ilk 500 firması içinde İÇDAŞ,  KALEBODUR, AKÇANSA, DARDANEL gibi marka olmuş, önemli yere sahip 4 büyük firma da ilimizde faaliyet göstermektedirler. Belli başlı işletmeler arasında Doğtaş Mobilya, Tahsildaroğlu Süt Ürünleri, Kalemaden, Çan Linyitleri İşletmesi öne çıkan sanayi kuruluşlarıdır. Çanakkale Merkez ve Biga’da iki Organize Sanayi Bölgesi bulunmaktadır.

   İlimizde özellikle orta ölçekli sanayinin gelişmesi açısından Organize Sanayi Bölgelerinin gelişimine önem vermekteyiz. Çanakkale Organize Sanayi Bölgesi’nde 96 adet parselin 79 adedi tahsis edilmiş olup 22 adet firma faaliyete geçmiştir. Biga Organize Sanayi Bölgesi’nde ise 51 adet parselin 43 adedi tahsis edilmiş durumdadır.  Organize Sanayi Bölgelerinde yatırımcılara arsa tahsisleri de devam etmektedir.

  Çanakkale, Gelibolu Yarımadası’ndan Edirne ve Tekirdağ vasıtasıyla Trakya’ya, Biga Yarımadası’ndan Balıkesir ve İzmir vasıtasıyla Anadolu’ya karayolu ile irtibatlıdır. İlin toplam karayolu uzunluğu 1.064 km. olup, bu ağın  % 98’i asfalttır. Ayrıca il’de yolu olmayan köy bulunmamaktadır.

  Dış ticaret hacmimize bakacak olursak,  2009 yılı sonu itibariyle ihracatımız 1 Milyar 72 Bin USD olarak görülmekle birlikte, Çanakkale’de üretim ve ihracat yapan firmaların bir kısmının ihracatının farklı gümrüklerden gerçekleşmesi nedeniyle ihracatımız 1.5 Milyar USD civarında olmaktadır.  En çok ihraç edilen ürünler ise,  inşaat demiri, seramik, karo fayans, çimento ve dondurulmuş gıdadır.  İthalatımız ise 1 Milyar 25 Bin USD civarındadır. Hurda demir, seramik malzemesi, dondurulmuş balık ve taş kömürü en çok ithal edilen mallar arasındadır.

Çanakkale şehitlikleri ile ilgili valiliğin yeni yaptığı çalışma var mı?

Varsa bu çalışmalar nelerdir?

  Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, 2 Kasım 1973 tarihinde 33,000 hektarlık alanı kapsayacak şekilde Milli Park olarak tescil ve ilan edilmiştir. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Türkiye’de müstakil müdürlük olarak teşkilatlanmış olup, ayrıca 2000 yılında “Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park Yasası” adı altında çıkarılmış özel yasası olan tek milli parktır. Milli Parkın anayasası hüviyetinde olan Milli Parka ait Uzun Devreli Gelişme Planı 2003 yılında onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Milli park alanında bir ilçe ve sekiz (8) köy mevcuttur. Bu yerleşim yerlerinde yaklaşık 10,000 nüfus yaşamaktadır. Milli Park Müdürlüğünde muhtelif zamanlarda inşa edilmiş anıt, tesis ve şehitlikler bulunmaktadır. Ayrıca yabancılara ait otuz dört noktada anıt ve mezarlıklar mevcuttur.

  Türk ve dünya tarihinde önemli olaylara sahne olmuş Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nda;  bölgedeki tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkılması ve yerli ve yabancı ziyaretçilere daha iyi hizmet verilmesi amacıyla Uzun Devreli Gelişim Planı çerçevesinde çalışmalar yoğunluk kazanmıştır.2003-2009 yılları arasında 10 adet şehitlik ihyası, 3 adet tanıtım merkezi ve ziyaretçi noktası yapımı, 3 adet tabya restorasyon ve çevre düzenlemesi, 7 adet kitabe onarımı ve 100 km asfalt yol yapımı gerçekleştirilmiş ve 2003-2009 yılları arasında yaklaşık 40 Milyon TL. harcama yapılmıştır.

  2010 yılında ise dünyadaki emsalleriyle yarışacak interaktif bir müze ile ayrıca panoramik bir müze yapımı için çalışmalar sürmekte, Simülasyon Merkezi ve şehitlik onarım çalışmalarına ise başlanmıştır. Kabatepe’de yapımına başlanan Simülasyon Merkezi çeşitli görsel ve ileri tekniklerle donatılarak Çanakkale Kara ve Deniz Savaşlarını bütün ayrıntılarıyla ziyaretçilere anlatmayı amaçlamaktadır. Temmuz 2011’de tamamlanması öngörülmüştür. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nınyılında açılışı yapılan 57. Alay Şehitliğinde tören alanı oluşturulması ve çevre düzenlemesi projesi, Anafartalar Sahil Yolu ve Milli Park içerisindeki yolların bakım onarımları devam etmekte, Mecidiye Tabyaları Restorasyonu tamamlanmış, çevre düzenlemesi işi ihale edilmiştir. Jandarma Kireçtepe Şehitliği yapımı, Havuzlar Akbaş, Alçıtepe Şehitliklerinin onarımları da yeni ele alınan çalışmalar arasındadır. Milli Park içerisinde 30 adet tescilli çeşme ise aslına uygun olarak restore edilecektir. Vilayetler Hizmet Birliği tarafından ziyaretçilere daha iyi hizmet vermek üzere bölgede bir misafirhane yapımı da planlanmaktadır.

  Eceabat esnafı Çanakkale’ye gelen ziyaretçilerden yeteri kadar ekonomik girdi sağlayamadıklarından söz ederek gelen turların yiyeceklerini getirdikleri ve arabalarıyla turistleri şehitlik içerisinde taşıdıklarından ekonomik olarak kendilerine hiç yansımadığını söylüyorlar. Bu konuda görüşünüz nedir?   

  Bilindiği gibi Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı her yıl düzenlenen Ulusal ve Uluslar arası törenlere sahne olmaktadır. 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitler Günü Zafer Haftası, 24-25 Nisan Kara Savaşlarının Yıldönümü haftası olarak kutlama ve anma etkinlikleri ile 10 Ağustos Anafartalar Zaferi kutlanmaktadır. Bu törenlere gerek yurtiçi gerekse yurt dışından gelen hem üst düzey devlet yetkilileri hem de yerli yabancı ziyaretçiler katılmakta ve Gelibolu Yarımadası bu özel günlerde binlerce ziyaretçi akınına uğramaktadır.

  Bunların dışında son yıllarda Milli Parkta yapılan çalışma ve düzenlemelerle Milli Parka olan ilgi artmış olup, yurdun dört bir yanından yıl boyunca gerek öğrenci grupları,  gerekse yerli ve yabancı olarak, yılda 2-2,5 milyon civarında bir ziyaretçi Milli Park’ta misafir edilmektedir.

Eceabat esnafının bu ziyaretçi akınından pay almadığı söylenemez, ancak gelen misafirlere daha iyi hizmet verilmesi konusunda, gerekli düzenlemelerle esnafın bilinçlendirilmesi çalışmaları yapılmakta ve hem daha iyi hizmet ve çevre temizliği açısından, hem de mekana yaraşır hizmet etme açısından çalışmalar sürmektedir. Turizmde; “Bir memnun olan kırk kişi getirir, bir memnun olmayan bin kişi götürür” deyimiyle ilişkilendirirsek; Yarımadaya ve Çanakkale’ye her yıl artarak devam eden turizm trafiğine bakıldığında esnafın payı da giderek artacaktır.

Turistik yerler olan Bozcaada ve Gökçeada’nın turizm yönünden

daha iyi bir duruma gelmesi için neler yapmayı düşünüyorsunuz?      

  Çanakkale son yıllarda gerek ülkemizdeki gerek dünyadaki turistler için giderek artan bir ilgi ile turizm çekim merkezi olmaktadır. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Truva Antik Kenti, Assos, Sestos, Abidos, Kaz Dağları, Gökçeada ve Bozcaada’sı, Gelibolu Mevlevihanesi gibi ilgi çekici mekanlar çok sayıda ziyaretçi akınına uğramaktadır.

  Ülkemizin en büyük adası olan Gökçeada ile en batısındaki ilçe konumunda olan Bozcaada önemli turizm cazibe merkezlerimizdir. Bozcaada ve Gökçeada tarihi ve kültürel mirası, doğal güzellikleri, uzun ve elverişli kıyıları, bakir sahil şeridi ile deniz turizmciliğinden,  su sporlarına,  eko turizmden, sağlık turizmine,  dalış turizminden, sörf ve yelken turizmine birçok alanda potansiyel cazibe merkezidir.  Ayrıca Gökçeada ilçemiz dünyanın en güzel doğal akvaryumlarından birine sahiptir.

  Bozcaada’da bağcılığın yanında, turizm sektörü 90’lı yılların başlarından itibaren gelişmeye ve adanın en önemli faaliyet konusu olmaya başlamıştır. Kendine özgü tarihi mimari dokusu, farklı kültürleri bir arada barındırması, denizi, şarabı ve mutfağıyla, yerli ve yabancı turistler tarafından keşfedilmiş ve turizm olgusu başlamıştır. Ulaşım imkanlarının artmasıyla da halkın en önemli gelir kaynağı olmuştur. Bozcaada’da b yıllarda özellikle Anakaraya 32 mil uzaklıktaki Gökçeada’ya ulaşımı bir hayli zor iken, her iki adanın deniz ulaşımında İl Özel İdaresi iştiraki GESTAŞ eliyle mevcut gemilerin yanında yeni gemiler devreye girmiş ve adalara hızlı feribot seferleri konularak ulaşım sorunları büyük ölçüde çözülmüştür. Yaz aylarında ulaşımı daha kolaylaştırarak ilave seferler GESTAŞ tarafından konulmakta, her iki adaya daha iyi hizmet vermek için yaz aylarında ek seferler düzenlenmekte, kiralama ve satın alma yoluyla yeni gemiler devreye sokulmaktadır. Hızlı feribot seferleri her iki adaya 1-1,5 saatte ulaşım sağlanmaktadır. Ulaşımdaki bütün bu gelişmeler adaların turizmine, ekonomik ve sosyal hayatına önemli ölçüde yansımaktadır.

  Ayrıca Gökçeada’da İnsani Yardım Amaçlı Havaalanı altyapı ve üstyapı ile tamamlanmıştır. Resmi açılışı yapılmış olan İnsani Yardım Amaçlı Gökçeada Havaalanının ada ulaşımına katkı sağlaması için bir an önce Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce uçuş izni verilerek, uçuşlara açılması konusunda da çalışmalar sürdürülmektedir.

  Acil durumlar için il merkezinde helikopter bulunmakta olup, Gökçeada’da sağlık motorbotu da hizmet vermektedir.İlimizi ve adı geçen adalarımızı ziyaret edeceklere hizmet edecek organik çiftlik gibi,  aquapark, SPA gibi tesisleri de içeren entegre turizm yatırımları ilimize ve yatırımcıya önemli katma değer katabilecek alanlarımızdandır. Bu alanların tanıtımı konusunda çalışmalar sürdürülmektedir. Bu yıl içinde Gökçeada ve Bozcaada’da 3’er tesis için kamu arazilerinden kiralama yoluyla yeni turistik tesis yapmak amacıyla işlemler devam etmektedir.Yatırım teşvikleri bakımından; Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı ile adalarımız 4. bölge kapsamında yer almaktadır. Gökçeada ve Bozcaada ilçeleri ayrıca Kalkınmada Öncelikli Yöre ve 5084 sayılı Teşvik Kanunu kapsamında yatırım ve projeler desteklenmektedir. Her iki adanın turizmden daha çok pay alması için festivaller, şiir günleri, film festivali gibi etkinlikler düzenlenmekte, İnternet yoluyla da tanıtım çalışmalarına ağırlık verilmektedir.

Çanakkale’nin ekonomik, sosyal, kültür ve eğitim yönünden daha

iyi bir seviyeye gelmesi için neler yapmayı düşünüyorsunuz?

  Çanakkale’nin ekonomik, sosyal ve kültürel yönden gelişmesi bütün sektörler için ana sektör olan ulaşıma bağlıdır. Çanakkale, Gelibolu Yarımadası’ndan Edirne ve Tekirdağ vasıtasıyla Trakya’ya, Biga Yarımadası’ndan Balıkesir ve İzmir vasıtasıyla Anadolu’ya karayolu ile irtibatlıdır. İlin toplam karayolu uzunluğu 1.066 km. olup, bu ağın  % 98’i asfalttır. Ayrıca il’de yolu olmayan köy bulunmamaktadır.

  Jeo-stratejik konumuna, doğal tarihi ve kültürel zenginliklerine karşın Çanakkale’nin gelişmişlik düzeyinin,  büyük ölçüde ulaşım problemleri nedeniyle potansiyelinin gerisinde olduğu söylenebilir. Ancak bu konuda son yıllarda büyük ulaşım yatırımları gündemde olup,  Çanakkale’yi İstanbul, İzmir ve Ankara’ya bağlayan üç hana yol hattından Trakya ve İstanbul’u ilimize bağlayan bölünmüş yolun Gelibolu’ya kadar olan kısmı devam etmekte, Eceabat kısmının ise 2011 yılında tamamlanması planlanmaktadır. İlimizi Bursa ve Ankara’ya bağlayan bölünmüş yolunda da gelişmeler hızla sürmekte ve bu yıl bitirilmesi hedeflenmektedir. Çanakkale – İzmir yolu ise bu yıl ihale edilmiş olup, çalışmalar sürmektedir.  Ayrıca Kınalı Kavşağından başlayarak Tekirdağ – Çanakkale – Balıkesir ve oradan da Ege ve Akdeniz’e bağlayan otoyol projesi ve Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün etüt çalışmaları yapılmaktadır. Bu otoyol yapıldığında Çanakkale, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan güzergahta İstanbul’un alternatifi olacaktır.

  Karayolu dışında il içi denizyolu ulaşımı Çanakkale-Eceabat, Eceabat – Kepez,  Lapseki-Gelibolu, Çanakkale-Gökçeada ve Bozcaada-Yükyeri arasında karşılıklı feribot seferleri ile gerek GESTAŞ’a ait gemilerle gerekse de özel sektör tarafından işletilen gemilerle gerçekleştirilmekte olup, ayrıca Bozcaada ve Gökçeada’ya Çanakkale’den hızlı feribot seferleri yapılmaktadır. Deniz ulaşımında da son yıllarda çok önemli gelişmeler sağlanmış olup, bir yıl içerisinde 5 adet yeni gemi daha seferlere katılacaktır. Son dönemde Yunanistan’ın Limni adasına da sefer düzenlenmeye başlanmış olup,  İstanbul’a da sefer düzenlenmesi için çalışmalar sürdürülmektedir. GESTAŞ’a ait gemilerle Avşa – Erdek hattında da seferler düzenlenmiştir.

  İlde, Merkez Kepez Limanı ile Ezine’de Akçansa Çimento Fabrikasına, Biga’da İçdaş’a ait liman bulunmaktadır. Ayrıca Çanakkale Merkez, Eceabat, Gelibolu, Lapseki, Ezine-Geyikli Yükyeri, Bozcaada, Gökçeada, Çardak ve Kabatepe’de iskeleler bulunmaktadır. Kepez Limanı gerekli altyapı eksikliklerinin tamamlanmasıyla konteyner yükleme boşaltma lojistik merkezi olmaya adaydır.

  İl Merkezinde stol tipte bir havaalanı mevcut olup, THY tarafından haftada üç gün İstanbul bağlantılı tarifeli seferler yapılmaktadır. Çok yakında Çanakkale-Ankara seferlerinin de yapılabilmesi mümkün olacaktır.  Daha büyük kapasiteli uçakların sefer yapabilmelerini teminen havaalanı ile ilgili modernizasyon, genişletme ve donanım yatırımları devam etmekte olup. Bölgesel uçuşlar ve charter seferleri gibi konular da gündemimizdedir. Bölünmüş yolların tamamlanması, köprü ve otoyolların yapımı başta olmak üzere ulaşım alanındaki bu gelişmeler, İlimizin imajını tamamen değiştirecek ve Çanakkale önümüzdeki yıllarda hem halkımızın hem de yatırımcıların daha çok ilgisini çekecektir. Teknoloji alanında ise;  önemi hemen herkes tarafından bilinen Arge çalışmaları ile ilgili olarak, ilimizin innovasyon ekonomisiyle de tanışması teşvik edilmekte,  üniversitemizde Teknopark kurma çalışmaları sürdürülmektedir. 

  Turizm alanında; diğer bir Milli Parkımız olan Troya’da büyük bir müze yapılması ve çevresinde o günkü yaşamı hatırlatacak bir destinasyon alanı oluşturulması için bu yıl ihaleye çıkılması planlanmaktadır. Proje tamamlandığında Troya çok daha büyük bir ilgi odağı olacaktır.  Ayrıca Kazdağları’nın ilimiz sınırları içerisinde kalan kısmının Milli Park ilan edilmesi için çalışmalar sürdürülmektedir. Çanakkale’nin uluslararası tanıtımına önem verilmektedir. Dünya mirası Truva yurt dışında da tanınmakla birlikte ilimizin diğer turizm değerlerini de cazibe merkezi haline getirmek için çalışmalarımız sürmektedir. Bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İl Özel İdaresi katkılarıyla çeşitli dillerde kitap, broşür ve CD gibi tanıtım materyalleri hazırlanıp dağıtılmakta ve Valiliğimiz internet sitesi başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının internet siteleri ile tanıtım çalışmaları desteklenmektedir. İl genelinde belediyelerimizin katkıları ile festivaller, panayırlar ve şenlikler düzenlenmektedir. Çanakkale Belediyesi’nce düzenlenen Troia Festivali, Lapseki Kiraz Şenlikleri, Bayramiç Ayazma Festivali bu etkinliklere örnektir. 

  Yurt içinde ve dışında uluslararası fuarlara katılmaya önem verilmektedir. Bu yıl yapılan 78. İzmir Enternasyonel Fuarı’nın onur konuğu olan Çanakkale’nin kamu kurum ve kuruluşları ile önde gelen sanayi kuruluşlarınca tanıtımı yapılmıştır. Ayrıca bu yıl Bulgaristan ve Romanya’da yapılan Uluslararası Turizm Fuarlarında da Çanakkale’nin tanıtımı yapılmıştır. Mahalli idarelerimizin kardeş şehirleri aracılığı il ilimizin tanıtımı yapılmakta ayrıca gerek Ulusal Ajans gerekse diğer kurumların koordinatörlüğünde uygulanan AB projeleri ile görsel ve kültürel paylaşımlarda bulunularak tanıtım faaliyetlerine katkı sağlanmaktadır.

  Diğer taraftan Avrupa Komisyonu desteğiyle uygulanan ve Türkiye’nin farklı kentlerinin Avrupa’da tanıtımına fayda sağlamayı ve bu kentlerde sanat ve kültür alanlarına yatırım yapmayı amaçlayan “Benim Kentim” projesinde ilimiz Konya, Trabzon, Mardin ve İstanbul illerimizle birlikte seçilen beş il arasında yer almıştır.

  Eğitimde, son yıllarda her önemi vurgulanan Okul Öncesi Eğitimin Güçlendirilmesi alanında ilimiz pilot il olarak belirlenmiş olup, konuyla ilgili  bölgesel  düzeyde bilgilendirme çalışmalarının yapılarak çocuklarını okul öncesine ve ilköğretime zamanında kayıt ettirmeyi isteyen ailelerin sayısının arttırılması, ilköğretim okulları bünyesindeki okul öncesi eğitim sınıfları ve anaokullarına ekipman, eğitim materyali ve mobilya desteğinin sağlanması konularında tüm çalışmalar desteklenmekte, özel sektörün bu alanda yaptığı tüm katkılarda olumlu karşılanmaktadır. Eğitim alanında ülke ortalamalarının üzerinde seyreden göstergelerin daha da iyi seviyelere yükselmesi için gerek fiziki olanakların arttırılması gerekse de niteliklerinin güçlendirilmesi alanında çalışmalar devam etmektedir. Yatırım programında yer alan Merkez Fen Lisesi, Yenice Anadolu Lisesi, Çan Kocayayla 12 Derslik İlköğretim Okulu, Lapseki-Çardak 16 Derslik İlköğretim Okulu, Lapseki Bağımsız Anaokulu yapımları ile Ezine Meslek Yüksekokulu yapımlarının hızla tamamlanması için çalışmalar sürdürülmektedir.

  Yükseköğrenimde de, 2 entitüsü, 9 fakültesi ve yüksekokulları ile yaklaşık 26 bin öğrencinin eğitim gördüğü Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, ulusal ve uluslararası etkinliklerle ilin sosyo kültürel ve eleonomik hayatına katkı yapmaktadır.   Ekim 2010’da “?” bir Dünya Üniversiteler Kongresi’ni organize ederek dünya üniversitelerini Çanakkale’de buluşturmuştur. Yükseköğrenim alanında da yatırımlar hızla sürmekte olup, eğitimin fiziksel imkanlarının attırılmasına çalışılmaktadır. Ayrıca Valiliğimizde Avrupa Birliği ve dış kaynaklı fonlardan yararlanmak üzere,birim oluşturulmuş olup kamu, STK’lar ve üniversite işbirliği ile dış kaynaklı hibe ve fonlardan azami yararlanılması için çalışmalar yapılmaktadır.

  Enerji alanında; yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları potansiyelinin değerlendirilmesi çerçevesinde, ilimiz rüzgar enerjisi konusunda önemli yatırım ve projelere ev sahipliği yapmaktadır. İlimiz de ulusal sisteme entegre edilmiş; Bozcaada ilçesinde (10 mw gücünde),  Çanakkale Merkezde (İntepe 30.2 mw gücünde),   Gelibolu’da  (15.2 mw gücünde),  Ezine – Üvecik (21 mw gücünde)  rüzgar enerji santralleri bulunmakta olup, Lapseki – Gelibolu Denizaltı Kablosu Geçiş projesi ile il genelinde enerji hatlarını yer altına alma çalışmaları yatırım programındadır. 

  İlimizde sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda, rasyonel kaynak kullanımı  sağlayan, ekonomik kararlar ile ekolojik yapı arasında denge kurarak bölgemizde kullanım bütünlüğünün   planlanması     için  Çevre ve Orman Bakanlığından  bölge ve havza bazında  1/100.000 ölçekle Çevre Düzeni Planı yapımının 2011 yılı programına alınması talep edilmiştir.  Sosyal, tarihsel, coğrafi ve stratejik bakımdan zengin bir arka planı olan ilimizde, yenilenebilir enerji kaynakları, eğitimli insan gücü, verimli topraklarımız,  geliştirmeye devam eden altyapımız, uluslar arası arenada söz sahibi olmayı hedeflemiş üniversitemiz, işbirliğine ve dayanışmaya açık sivil toplum örgütlerimiz, girişimci özel sektörümüz ile ilimizde dünya mirası varlıklarını, tarihi ve turistik değerlerini koruyan çevreye ve insana duyarlı, istihdam olanaklarını arttıracak, ilimize katma değer kazandıracak,  sürdürülebilir kalkınma modeline ulaşmaya yardımcı olan/olacak tüm çabaları desteklemek, yeni yatırım projelerinin yönünü ilimize döndürmek,  başta Valiliğimiz olmak üzere tüm Çanakkale’nin ortak çabasıdır.

  Amacımız öncelikle turizm değerlerimizden azami ölçüde yararlanmak, kaliteli ve çok çeşitli tarım ürünlerimizi pazarlamak, çevreye duyarlı orta ölçekli sanayimizi geliştirmek, il, bölge ve ülke ekonomisine en üst seviyede katkı sağlamaktır.

Sizce başarılı bir mülki idare amiri nasıl olmalıdır?

  Ülkemizde Mülki İdare Amirliği geçmişten günümüze idare gelenekleri yanında yaşadığımız iletişim ve bilgi çağının gereksinimlerine göre de şekillenmektedir. Mülki İdare Amirliği görevi; İlde atanmışların, seçilmişlerin ve aynı zamanda sivil toplum ve halkın karar süreçlerine katılmalarının sağlanması, koordinesi, adeta orkestra şefliği görevine benzetilebilir. Kanunların kendilerine verdiği görev, yetki ve sorumluluklar yanında Mülki İdare Amirleri; kanunda yazılı olmayan hallerde de; ildeki yerel kalkınma çabalarına, kaynak yaratılmasına, vatandaş odaklı açık ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla sorunlara çözüm bulma becerisiyle, farklılıklar gösterebilme yönleriyle başarılı sayılırlar. 

  Vatandaş istek ve eğilimlerine duyarlı ve aynı zamanda sonuç odaklı, objektif yaklaşım sergilenmesi, idarede yönetişim yaklaşımının benimsenmesi başarıya götüren anahtardır. İdarenin bütünlüğü esasıyla tüm kuruluşlarımızla koordineli ve işbirliği içerisinde çalışmaya özen gösteriyoruz. Valiliğimizin her türlü iletişim kanalları vatandaşlarımıza açıktır.”

Erbaa’lı Yerel Türk Halk Müziği Sanatçısı ve Bestekar Kışlalı Gökhan Sözal

0

Haber: İlker ÇAKAN         

  Tokat-Erbaa ilçesinde, Erbaa Belediye Başkanlığı Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezinde Türk Halk Müziği enstrümanı  olan saz  konusunda kurs veren Erbaa’lı genç yetenek  Yerel Türk Halk Müziği Sanatçısı Kışlalı Gökhan Sözal’in bugüne kadar toplam 110 beste yazmış. Kışlalı Bestekar Gökhan Sözal; 1984 Erbaa doğumlu olup, 19 Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim-İş Bölümü mezunudur.8 yıldır söz-beste yazdığı öğrenildi.

   

    BEYAZ GÜLÜM

Gülüm senden ayrılamam

Bu acıya katlanamam

Atma beni ataşlara

Aşk ataşında yanamam.

   

Gülüm gülüm, beyaz gülüm

Sensiz hergün bana zulüm

Senden ayrı düşer isem

Varsın gelsin bana ölüm.

 

Gülüm beni bülbül ettin

Bir başıma koyup gittin

Bülbül gülden ayrılır mı?

Beni bu canımdan ettin.

                          Kışlalı Gökhan Sözal

                                        

                                        

    

Of Kaymakamı Tuncay Sonel’den büyüklere saygıda vefa örneği

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Trabzon-Of’ta 29 Ekim kutlamaları kapsamında Of Kaymakamlığı tarafından ilçe genelinde tespit edilen 1923 doğumlu cumhuriyetle yaşıt 87 yaşındaki 65 dede ve nine ile şehit aileleri ve gaziler ilçe merkezinde düzenlenen yemekle bir araya getirildi. Hafta içerisinde Of Kaymakamı Tuncay Sonel başkanlığında,Stajer Kaymakam Hakan Balsüzen, Müftü Mehmet Genç ve Doktor, Hemşireden oluşan sağlık ekibi tarafından evlerinde ziyaret edilen Cumhuriyet yaşıtları sağlık kontrollerinden geçirilerek  gönülleri alınmıştı.

  Of Kaymakamı Tuncay Sonel’in 2008 yılında Of’a atanmasıyla birlikte uygulamaya konulan ve üç yıldır uygulanan projeden oldukça memnun olan Cumhuriyet yaşıtı nine ve dedeler, hatırlanmaktan oldukça mutlu olduklarını söyleyerek, Allah devletimizi ve milletimizi her zaman korusun diyerek duygularını dile getirdiler. Amaçlarının  devletimizin sıcaklığını ve şefkatini cumhuriyet yaşıtlarımıza göstermek olduğunu söyleyen Of Kaymakamı Tuncay Sonel,  Cumhuriyet bayramı öncesi istedik ki yemekte Şehit ailelerimiz, Gazilerimiz ve Cumhuriyet yaşıtlarımızla birlikte olalım ve Cumhuriyet Bayramımızı daha anlamlı kutlayalım dedi.

  

                                  
                           Of Kaymakamı Tuncay Sonel’den büyüklere saygı örneği
 
  Yemeğe Of Kaymakamı Tuncay Sonel ve eşi Handan Sonel, Stajer Kaymakam Hakan Balsüzen, Belediye Başkan Vekili Muhammet Yılmaz, Cumhuriyet Savcısı Semih Akgün, Emniyet Müdürü Atıl Çiçek, İlçe Müftüsü Mehmet Genç, Belediye Başkanları, Cumhuriyetle yaşıt dede ve nineler ile Şehit aileleri ve Gaziler katıldı. Duygusal anların yaşandığı yemeğin sonunda Of Kaymakamlığı tarafından hazırlanan çeşitli hediyeler Cumhuriyet yaşıtlarına, Şehit ailelerine ve gazilere takdim edildi.

Of Kaymakamı Tuncay Sonel’den “Hatırlanmak Bir gün Değil Her Gün Projesi” uygulaması

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Trabzon-Of Kaymakamlığı tarafından gerçekleştirilen “Hatırlanmak Bir Gün Değil Her Gün projesi kapsamında engelli Emine ve Kader tedavilerinin yapılabilmesi için uçak ile İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Hastanesine gönderildiler. Of Kaymakamı Tuncay Sonel’in 2008 yılında Of’a atanmasıyla birlikte uygulamaya koyduğu proje kapsamında; doktor, hemşire, imam ve Muhtardan oluşan ekipler tarafından  ev ev, mahalle mahalle ,köy köy gezilerek tespiti edilen 585 engelli vatandaşa destek, ilgi, yardım ve ziyaretlere düzenli şekilde yapılıyor ve  tedavileri için eldeki tüm imkanlar kullanılıyor.

  Bu kapsamda Emine Kabahasanoğlu(30) ile ilkokula bu yıl başlayan yedi yaşındaki Kader Haşlaman tedavilerinin yapılabilmesi için sağlık personeli ve Of engelliler derneği üyesi Efsun Avcı eşliğinde aileleri ile birlikte umuda uçtular.

Engelli vatandaşlarımızı yılın bir günü değil yılın 365 günü hatırlanıp baş tacı yapmamız gerektiğini belirten Of Kaymakamı Tuncay Sonel,siz ne yaparsanız yapın eğer bizler engellimize , yetim öksüzümüze, yaşlımıza sahip çıkamıyorsak binada yapsak yolda yapsak onların hiçbir anlamı olmaz dedi.

 
                                           
                                         Fiziksel engelli Emine Kabahasanoğlu
                                                tedavi için İstanbul’a giderken
 
  Ayrıca Emine ve Kader’in tedavilerinde kendilerine her türlü desteği veren  İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.Ali Akyüz ile İstanbul’da konaklamadan ulaşıma kadar t üm ihtiyaçları karşılayan Of Hayrat Vakfı Başkanı Reşat Aksu ve yönetim kurulu üyelerine tüm Oflular adına teşekkür eden Kaymakam Sonel, inşallah yavrularımız en kısa sürede sağlığına kavuşarak aramıza dönecekler diyerek duygularını dile getirdi.

  Onbir yıldır bu anı beklediğini belirten otuz yaşında ki fiziksel engelli Emine Kabahasanoğlu’nun mutluluğu gözlerden kaçmazken, bu yıl İlkokula başlayan ve omiriliğinden ameliyat olacak olan Kader Haşlaman’ın havaalanında annesine ve babasına sarılarak gülücükler atması umuda uçaçak aile için mutlulukların en güzeliydi. Yapılanlar karşısında çok mutlu ve heyecanlı olduğu söyleyen Kader’in annesi Hatice Haşlaman, inşallah kızım yapılacak ameliyat sonrası iyi olacak ve sağlığına kavuşarak okuluna kaldığı yerden devam edecek.Başta sayın kaymakamımıza ve emeği geçen herkese sonsuz şükranlarımızı sunuyorum dedi.

error: Content is protected !!