Pazartesi, Mart 30, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 321

Dikmen Kaymakamı Cahit Karatepe: Orman zengini ilçe

0
 Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
     Dikmen, Sinop ilinin deniz sahilinden iç kısımda kalan ilçelerinden birisidir. Sinop iline olan uzaklığı 73 km. olup. Sinop’un doğusunda, Samsun ili sınırında bulunmakta ve Durağan ve Gerze ilçeleri ile komşudur. 1990 yılına kadar Gerze’ye bağlı bir bucak olan Dikmen, bu tarihte ilçe olmuştur. Batı Karadeniz havzasında yer alan Dikmen ilçesinin toplam 30 köyü olup, Güzelce Çay vadisinde, çam ormanları arasında kurulmuş küçük bir yerleşim yeridir. Yerleşim havzasının genel özelliğine paralel olarak, dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olan Dikmen ilçesi, 1.derece heyelan bölgesidir. İlçe halkının temel geçim kaynağı orman işçiliğidir. İlçede eğitim seviyesi çok düşüktür. İlçe merkezi nüfusu kenar mahalleler hariç 600–700 civarındadır.
      İlçe Kaymakamı Cahit Karatepe ilçede göreve başladıktan sonra yoğun bir çalışma temposuna girerek, ilçenin kültürel ve sosyal yönden gelişmesi için çeşitli aktiviteler yapmıştır. Kaymakam Cahit Karatepe halkla iyi diyalog kurarak devlet- vatandaş kaynaşmasını sağlayarak, Dikmen halkının sevgisini kazanmıştır. İlçede sosyal aktivite adına ilçe merkezine mahalli imkânlarla halı saha yaptırıyor. Halı saha yapım çalışmalarını bizzat kendisi takip ediyor. Bu da kendisinin devlet işlerinin takibi konusunda önemle durduğunu göstermektedir. Kaymakam Cahit Karatepe şöyle diyor; “Düşüncesi ve aklı fakir olanlar, ömür boyu ekonomik olarak fakir olmaya mahkûmdur. Ülkemizin diğer yerlerinde ormanları vatandaş işgal ederken, Dikmen, Sinop’ta orman vatandaşın arazisini işgal etmektedir.
     Nüfusu binin altındaki belde ve ilçelerin kapatılması gerekir. Bunlar kanunla olacak işlerdir. Böylece tasarrufa gidilmiş olacaktır. Bir kaymakamın yetişmesi için çok iyi bir eğitim gerekiyor. Bu kadar bilgi birikiminden sonra bir kaymakamın küçük ilçede görev yapması sonucu insan köylüleşiyor. Bunu köylüyü kötü görme ve küçük görme anlamında söylemiyorum. Kültür ve bakış açısından ufuk daralıyor. Kaymakamların ve eğitimli insanların böyle yerlerde karışılacağı en büyük risk geldikleri yerlerde körleşmeleri, köylüleşmeleri, yerinde saymalarıdır.” Dikmen Kaymakamı Cahit Karatepe, Dikmen konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;
Bu bölgede devletin hizmet sunması çok zordur
     “İlçemiz 1990 yılında ilçe olmuştur. İlçe kurulduğunda 18.000 olan nüfus bugün binin altına düşmüştür. Sinop’un en küçük ilçelerinden birisidir. Dikmen iş imkânı olan bir bölgemiz değildir. Toplam 30 köyümüz olup, 178 yerleşim yerinden oluşmaktadır. İlçemizde Karadeniz Bölgesine has bir yapılanma vardır. Bir köyün 8–10 mahallesi olabiliyor ve bu mahallelerde birbirinden çok uzaktır. Bu mahallelerin birbirine uzaklığı 3–8 km. arasında değişmektedir. Bu bölgede devletin hizmet sunması çok zordur.
Temel geçim kaynağı orman işçiliğidir
     İlçemizin temel geçim kaynağı tarım, ormancılık ve hayvancılıktır. İlçemizde tarım ve hayvancılığın yeri çok azdır. İlçemizin daha ziyade temel geçim kaynağı orman işçiliğidir. Tarım ilkel imkânlarla yapılmaktadır. Tarımda öküzler kullanılmaktadır. Ancak mevcut tarlalar da traktör kullanmaya müsait değildir. Susuz topraklar olması nedeniyle, mevcut araziler verimli değildir. Köylerimiz orman bölgesi olması nedeniyle, evler daha ziyade ağaçtan yapılmıştır. Nüfus ise genelde yaşlı insanlardan oluşmaktadır.15 yıl önce yirmi bin olan nüfus, bugün binin altına düşmüştür. 
                         
                                          
Dikmen  ilçe merkezi

Bahar aylarında dua ve şükür bayramı diye
her köyde bir koyun, inek kesilir
     İlçemizde yazın güzel faaliyetler olmaktadır. İlçemizde diğer yörelerden farklı olarak, bahar aylarında dua ve şükür bayramı diye her köyde bir koyun, inek kesilir. İnsanlara ziyafet verilir. Bu sırada öğle namazı kılınır ve dua edilir. Yağmur yağması için dua bayramı yapılır. Bu güzel bir gelenektir. Bu bayramı sadece bu yörede gördüm. Bu geleneğin korunması gerekir. İstanbul’da 30–35 bin civarında Dikmenli yaşamaktadır. Bu nüfusun büyük bir kısmı yazın ilçemize gelir. Bu nüfus ilçemizde yazın sosyal ve kültürel etkileşim sağlamaktadır. Oradaki güzellikler ve yenilikler köy yaşamına aktarılıyor. Bu nedenle bu güzel bir uygulamadır. Böylece kültürel ve sosyal etkileşim sağlanıyor.
Saray Köyümüzde sırık kebap ve güreş şenlikleri yapılır
      İlçemize bağlı Saray Köyümüzde sırık kebap ve güreş şenlikleri yapılır. Yaklaşık günde bin civarında sırık kebabı ve kuzu satılır. Böylece güzel bir festival olur. Tarım arazisi az ilçemiz topraklarının % 70’i ormanlarla kaplıdır. Halkımızın geçim kaynağı daha ziyade ormanda çalışmadır. Hayvancılık halkımızın ikinci temel kaynağıdır. Fakat tarımdan gelir elde edilip, satılan bir şey yoktur. Kendisini besleme adına tarımcılık yapılmaktadır. Kısaca üretim yapıp, dışarıya satış yoktur. Buna uygun arazi ve su yoktur.
İlçemizin eğitim seviyesi çok düşüktür
      İlçemizin eğitim seviyesi çok düşüktür. Bunun nedeni birleştirilmiş sınıf dediğimiz köy okullarıdır. Bunun için çok uğraştık. Köylerdeki okulları velilerin isteği ile kapattırıp, bu öğrencilerimizi daha iyi eğitim görmeleri için ilçemizde bulunan üç tane yatılı bölge okuluna almaktır. Köy okullarımızda 5 sınıf bir arada tek öğretmenle çok sağlıklı bir verim alınmamaktadır. Köylerdeki vatandaşları çocuklarını yatılı bölge okullarına göndermeleri konusunda ikna edemedik. Birleştirilmiş sınıf olan köy okullarımızda çocuklarımız okuma yazmayı zor öğreniyor ve okuma yazmayı öğrenemeyen çocuklarımız da oluyor. Bu okullardan mezun olan çocuklar, yatılı bölge okullarına geldiklerinde aradaki beş senelik kaybı telafi edemiyorlar. Bu nedenle ilçemiz eğitimde son sıralardadır. Bunun için çok uğraştık. Köylerdeki okullarda beş sınıf bir arada kalınacak yerler çok sağlıklı değildir. Oralara normal öğretmen bulamıyoruz, vekil öğretmen görevlendiriyoruz. Bu imkânların bu çocuklara fazla bir şey vereceği yoktur. Bu konuda bu yıl da çok uğraştık, başarılı olamadık. Vatandaşı ikna edemedik. Vatandaş çocuğunun okuldan sonra hayvanın peşinde koşmasını ve yanında kalmasını istiyor. Düşüncesi ve aklı fakir olanlar ömür boyu ekonomik olarak fakir olmaya mahkûmdur.

                              
                                        
Dikmen ilçesi genel görünüşü

Her şartlarda köylerimize ulaşma imkânını sağladık
      Köydes çalışmalarında önemli mesafeler aldık. Göreve başladığımda gidilemeyen köy yollarına, artık bugün rahatlıkla gidilebiliyor. İlçemizde yaz ve kış aylarında gidilemeyecek hiçbir yerleşim yeri yoktur. Bazı grup köy yollarımızı asfaltla kapladık. Her şartlarda köylerimize ulaşma imkânını sağladık. İçme suyu yönüyle yöremiz fakirdir. Bakanlığın su yönünden acil eylem planına aldığı yerlerden biriside Sinop ilidir. Yöremizde sular çekiliyor. Dikmen ilçemizin etrafı 15–20 sene öncesi boş arazi iken, bugün ormanlarla kaplıdır. Ülkemizin diğer yerlerinde ormanları vatandaş işgal ederken, Dikmen, Sinop’ta orman vatandaşın arazisini işgal etmektedir. Orman ağaçlarının tohumları rüzgârla çevresindeki tarlalara dağılır. Bir yıl sonra buralar fışkırırcasına kızılçam ormanlarla kaplanır. 
Yöremiz fazlaca ormanlaşma sürecine girdiği için ormanlar suyu tutuyor
     Yöremiz fazlaca ormanlaşma sürecine girdiği için ormanlar suyu tutuyor. İlçemizden geçen ve eskiden ismi Kanlıçay olan bu derede yazın su olmaz, kışın olur. Bu su kıtlığına rağmen içme suyu olmayan köy bırakmadık. İlçemizin toplam 7000 nüfusu olmasına rağmen üç tane doktor vardır. İlçemizin sağlık hizmetleri yönünden sağlık sorunu yoktur. İlçemiz kalkınmada öncelikli bir yöre olmasına rağmen, ilçemizde çok iyi bir imkân yoktur. İlçemizden yoğun göç olması nedeniyle, ilçede çalışacak insan bulunmamaktadır. İlçemizin Kanlıçay mevkiinde iki tane balık fabrikası, salyangoz fabrikası vardır. İstanbul’da bulunan Dikmenli iş adamlarımız ilçemizde fabrika kurmak için girişimde bulundular. Kendilerine yardımcı olacağımı söyledim.    

                                 
                               
Dikmen Kaymakamı Cahit Karatepe yaptıracağı
                               halı saha inşaatında çalışmaları  kontrol ediyor
                          
Kültür ve bakış açısından ufuk daralıyor
      Dikmen ilçe merkezi nüfusu kenar mahalleleri ile birlikte bindir. Bu mahalleler dışındaki nüfus 600–700 civarındadır. Bu ilçede kaymakamlık teşkilatı olmadığı zaman ilçe ne kaybeder diye sorarsanız? Sosyal Yardımlaşma ve Nüfus İdaresinin burada bir birimi kurulur. Kısaca Gerze ilçesinden burası rahatlıkla idare edilir. Buda devletin düşüneceği ve karar vereceği bir husustur. Nüfusu binin altındaki belde ve ilçelerin kapatılması gerekir. Bunlar kanunla olacak işlerdir. Böylece tasarrufa gidilmiş olacaktır. Bir kaymakamın yetişmesi için çok iyi bir eğitim gerekiyor. Bu kadar bilgi birikiminden sonra bir kaymakamın küçük ilçede görev yapması sonucu insan köylüleşiyor. Bunu köylüyü kötü görme ve küçük görme anlamında söylemiyorum. Kültür ve bakış açısından ufuk daralıyor. Kaymakamların ve eğitimli insanların böyle yerlerde karışılacağı en büyük risk geldikleri yerlerde körleşmeleri, köylüleşmeleri, yerinde saymalarıdır.”
 
 
    
 

 





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Ali KOPLAY, 15.09.2008 19:12:57:
Sayın ve Değerli İlker ÇAKAN bey, Sayın Kaymakam beyle çok hoş ve bilgilendirici bir ropörtaj gerçekleştirmiş.Sayın ÇAKAN’ın bu nitelikteki ropörtajlarının giderek artması dileğiyle…..Saygılarımla. www.alikoplay.org ww

Çatalpınar Kaymakamı Bilgehan Bayar: “Eğitim üzerinde önemle duruyoruz

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
     Çatalpınar ilçesi Ordu ilinin iç kesiminde kalan ilçelerinden birisidir. Çatalpınar ilçesi ekonomik yönden Fatsa ilçesine bağlı olup, Fatsa’ya uzaklığı 20 km’dir. Çatalpınar Kaymakamı Bilgehan Bayar vatandaş- devlet kaynaşmasını en iyi şekle getirerek, ilçenin her yönüyle gelişmesi konusunda gayret gösteriyor. Çatalpınar Kaymakamı Bilgehan Bayar, Çatalpınar konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;
Ekonomisinin % 95’i fındığa, % 5’ide bal üretimine dayanır
      ” Çatalpınar 1991 yılında kurulan ilçelerden birisidir. Ekonomisinin % 95’i fındığa, % 5’ide bal üretimine dayanır. Ekoonmisi genel anlamda Fatsa ilçesine bağlıdır. İlçenin zengin adamları Fatsa’da iş yapmaktadır. Bal üreticileri Karadeniz’in doğusuna, Doğu Anadolu’ya gitmekteler. Önümüzdeki ayın ortalarında ise ilçeye geri dönmekteler. Fındık halkın tek geçim kaynağıdır. Fındık fiyatlarının artması veya düşmesi buradaki esnafı direkt etkiliyor. 2007 yılında göreve başladım. Köydes projesi kapsamında çok ciddi çalışmalar yaptık. İçme suyu ve yol çalışmaları konusunda çalışmalarımız devam ediyor. İçme suyu olmayan köyümüz yoktur. Köy yollarımızda sıkıntılarımız var. Bu sorunları elimizden geldiği kadar gidermeye çalışıyoruz. Biz yatırımcı bir kuruluş değiliz. Bu konuda belediyenin çok güzel yatırımları var. Şu anda 10 km.lik asfalt yol çalışması vardır. İlçe çok güzeldir.
        
                         
                                             Çatalpınar ilçesi
 
Eğitim üzerinde önemle duruyoruz
       Eğitim üzerinde önemle duruyoruz. Öğretmen ve öğrencilerimizle sık sık toplantılar yapıyoruz. Kız çocuklarımızın orta öğretimden sonra lise ve diğer okullara kayıt olması için elimizden geleni yapıyoruz. Bununla ilgili dershanelerle anlaşmalar yapıyoruz. Bununla ilgili kitap ve kırtasiye alımları yapıyoruz. Çeşitli okullarımıza yatılı öğrenci gönderme konusunda çalışmalarımız var.
Halka çok güzel diyalogumuz var
      Sosyal diyalog olarak halka hizmet, hakka hizmet anlayışı ile hareket ediyoruz. Eğer halka hizmet etmekle halkın rızasını kazanıyorsan, halka hizmet ediyorsun demektir. köylerimiizn her birine en az 2–3 defa tüm daire müdürlerimizi de alarak gidiyoruz. Vatandaşlarla karşılıklı sohbet ediyor, onların sıkıntılarını dinliyoruz. Biz onlardan istediklerimizi onlara aktardık. Halkımızın tüm etkinliklerinde, acılı ve tatlı günlerinde beraberiz. Halka çok güzel diyalogumuz var. Sosyal olarak ileri düzeyde bir ilçe değildir. Fatsa’ya göre bu anlamda geri kalmış bir ilçedir. Bu nedenle eğitime çok ihtiyaç vardır. Eğitim açığı vardır. Biz bu açığı kapatmaya çalışıyoruz. Eğer bir evde üniversite okumak isteyen öğrenci olursa, buna maddi anlamda destek yapıp, evine giderek okuması için ikna ediyoruz.”   
 
 

Safranbolu Kaymakamı İzzettin Küçük: “Müze kent Safranbolu”

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN         
     Karabük iline bağlı ve UNESCO tarafından koruma altına alınan müze kent Safranbolu, Türkiye’nin markasıdır. Safranbolu Kaymakamı İzzettin Küçük; devlet yönetiminde engin tecrübeleri olan, samimi, içten davranış ve söylemleri ile devlet adamı duruşu sergileyen,  ilçenin turizm yönünden kalkınması için yaptığı çalışmalar ve bu çalışmaları turizmcilerle beraber yürüttüğü için, yöre halkının takdirini ve sevgisini kazanmıştır. Safranbolu Kaymakamı İzzetin Küçük, Safranbolu konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;
Osmanlı mimarisinin canlı örneği
      “Safranbolu 1995 yılında dünya mimari milat listesine girdi. UNESCO tarafından koruma altına alının bir kenttir. Türkiye’de şehir olarak korunan tek yer Safranbolu’dur. Safranbolu’da yaklaşık 1200 ev koruma altındadır. 97 çeşme, 27 cami, han, hamam, köprüleriyle bir şehir yaşıyor. 17–18. yüzyılda yapılmış Osmanlı mimarisinin günümüze taşınmış canlı örneğidir. Bu nedenle Safranbolu; koruma altına alınan diğer yörelerden çok farklıdır. Müze kent Safranbolu denmesinin nedeni budur. İlçeye girdiğiniz zaman adeta müzeye giriyorsunuz ve tarih içinde yolculuk yapıyorsunuz. Bir şehri şehir yapan tüm unsurlar yaşıyor. 2003 yılında Rodos’ta yapılan Avrupa tarihi Kentler Birliği toplantısında Avrupa’nın en iyi korunan 23 şehrinden birisi seçildi. İstanbul’da yapılan Tarihi Kentler Sempozyumunda ise  9 yerde korunan en iyi şehir Safranbolu seçildi. Kısaca Safranbolu Türkiye’nin markası olmaya adaydır.
 
                               
                                                         
 Safranbolu 
      
Safranbolu % 85 yerli turizmle ayakta duruyor
     Safranbolu % 85 yerli turizmle ayakta duruyor. Yabancı turist sayısı ise % 15’tir. Bu şu anlama geliyor. Safranbolu yabancılar tarafından çok iyi bilinmiyor. Safranbolu turizm yönünden olumsuz etkenlerden birisi de, yol itibariyle güzergâh dışı kalıyor. Çünkü İstanbul’a gelen bir turist deniz ve tarih turizmini birlikte istiyor. Bu nedenle turistler Akdeniz bölgesindeki tarihi mekânlara gidiyor. Bu sorunu aşmak için İstanbul’daki tur acenteleriyle çalışmalar yapıyoruz. Safranbolu’yu bir havuz olarak değerlendiriyoruz. Amasra, Ilgaz Dağları çerçevesinde Batı Karadeniz Bölgesinin parçası olarak düşünüyoruz. Bu şekilde bunu da aşacağımıza inanıyoruz. Safranbolu’nun tanıtımı için pek çok çalışma yapılıyor. Ankara’da 100 yere Safranbolu’yu tanıtıcı resimler astık. Bunun geri dönüşümü muhakkak olacaktır. Fuarlara katılıyoruz. Böylece Safranbolu Türkiye’nin markasıdır. Gelen turist sayısı her geçen gün artacaktır.
Tanıtım atağına devam edeceğiz
      Safranbolu yaşamında turizm ayrılmaz bir parçadır. Tarihi kent dediğimiz yerde tarihi konaklarımız var. Pek çok otelimiz, lokantalarımız var. Bunlar Safranbolu ekonomisinin % 25-30’nu teşkil ediyor. Bu rakamın daha da gelişeceğine inanıyorum. Safranbolu’da turizmin gelişmesi için hedefimiz kongre merkezi yapmaktır. İnsanlar artık toplantı ve seminerlerin tarihi mekânlarda yapılmasını istiyorlar. Bu nedenle kongre merkezine ihtiyacımız vardır. Bu yapıldığı takdirde, Safranbolu turizmine büyük katkısı olacaktır. Tanıtım atağına devam edeceğiz. Tanıtım için İstanbul’da da 200 adet billboard kiralama düşüncemiz var. Üç yıl içinde 50 çeşme, 17 cami, 30 ev restore, eski hükümet konağı, hıdırlık tepesi restore edildi. Turizmde önemli mesafeler kaydettik. Yıllık turist sayımız 400–420 bin civarındadır. Bu rakam birkaç yıl içinde bir milyonu aşacaktır.
Otantik ürünlerimizi üretmek istiyoruz
      Evrensel, globalleşen dünyada kendi farklılıklarını ortaya koyabilen ülkeler daha öne çıkacaktır. Globalleşme tek düzeleşmeyi getiriyor ama globalleşen, evrenselleşen dünyada farklı özellikleri ve nitelikleri olan yerler kendilerini ifade ettiklerinde dünya ve ülke konjonktüründe daha iyi yer edineceklerdir. Safranbolu lokumu ve el sanat ürünleri tanıtımda yeterli değildir. Türkiye’de bir gerçek var, o da Safranbolu’yu etkiliyor. Çin malı hediyelik eşyalar çok ucuz. Bunlar her yeri istila ettiği gibi, Safranbolu’yu da istila etti. Buna karşı biz kendi otantik ürünlerimizi üretmek istiyoruz. Bu konuda çalışmalarımız var. Safranbolu evi, Safranbolu el dokumaları, Safranbolu yemenisi, semer üretimi gibi çalışmalarımız var. Demirciler çarşımızı ayakta tutuyoruz. Türkiye tek demirciler çarşısı Safranbolu’dadır. Tarihimizden gelen hediyelik eşyaları üretmemiz hususunda gayret ettirmemiz ve artırmamız gerekiyor. Fedakârlık yaparak bize yer verdiğiniz teşekkür ederim.” 
 

Azdavay Kaymakamı Salih Ayhan: “Milletin hizmetindeyiz, hizmetkârıyız”

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
    Azdavay ilçesi Kastamonu ilinin turizm ve tarihi yönüyle önemli ilçelerinden birisidir. Azdavay şehir merkezi adeta ıhlamur ağaçlarıyla süslenmiştir. Azdavay yazın ıhlamur kokusundan insanı büyülemektedir. Azdavay diğer yönüyle de yöresel kıyafetlerin giyildiği ender şehirlerimizden birisidir.
    Azdavay ilçesi kaymakam yönünden şanlı bir ilçedir. Kaymakam Salih Ayhan çalışkanlığı, cesareti, kararlılığı ve samimiyeti ile Azdavay halkı ile bütünleşmiş ve onların takdir ve sevgisini kazanmıştır. Kamu görevlilerinin bütünlük içinde daha iyi görev yapması için piknikler düzenlemektedir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle düzenlenen etkinlikler sayesinde bayrama büyük katılım sağlanmıştır. Azdavay ilçesine katkılarından dolayı Azdavay Belediye Meclisince kendisine fahri hemşehrilik beratı verilmiştir. Kaymakam Salih Ayhan bizim görevimiz halkımıza en iyi hizmeti ermektir diyor. Azdavay Kaymakamı Salih Ayhan, Azdavay konulu yaptığım röportajda şunları söyledi:
Yol standartlarımız yükseldi ve ulaşım kolaylaştı
     “Azdavay’ın; 49 köyü, 4 mahallesi, bir beldesi olup, 780 km. yol ağına sahiptir. Doğal güzelliği ile ülkemizin önde gelen ilçelerinden birisidir. Özellikle eko turizm yaz mevsiminde gelişme gösterir. İlçenin nüfusu yazın artmakta, kışın ise azalmaktadır. Geçmiş tarihine baktığımız zaman; 1987 yılında ilçemizin nüfusu 35.000, köy ilkokulu sayısı ise 135’dir.bugün ise ilçenin genel nüfusu 7.800, köylerdeki ilkokul sayısı ise 5’dir.Bu rakamlar ilçemizin ne kadar göç verdiğini göstermektedir. İstanbul’da bulunan Azdavay Dernekler Birliğine kayıtlı Azdavay’lı sayısı 80.000’dir. Son iki yolda Köydes’le ilgili yoğun bir çalışma vardır. Böylece köylerdeki alt yapı sorunları çözülünce, Azdavay’dan göç eden vatandaşlarımız bugün köylerimize ev yapmaya başladılar. Yaptığımız yollar gönül köprüsü oldu. Yol standartlarımız yükseldi ve ulaşım kolaylaştı. Bugün Ankara’ya 3 saatte, İstanbul’a 4,5 saatte ulaşılabiliyor.
İlçemizde genç nüfus yoktur
    İlçemizde genç nüfus yoktur. Kış döneminde 21 tane kahvehane açıktır. Bu rakam ilçemizdeki işsizliğini ne kadar fazla olduğunu göstermektedir. Kendi kurumsal imkânlarımızla imkân ve ihtiyaçlarımızı dengeleyerek hizmet sunmaya çalışıyoruz. Kış dönemlerinde kapalı spor salonunu olması, ilçemizin en önemli konularından birisidir. Böylece bir nebzede olsa insanlarımızı kahvehaneden kurtaracağını düşünüyorum. Halk Eğitim merkezi kaynaklarını artırarak halkın eğitim ve kültür seviyesini artırmaya çalışıyorum. 600 milyar ödenekle ilçemizde kapalı spor salonu yapılacaktır. Bu gelişme ilçemiz için sevindiricidir.
Turizme öncelik verilmesi gerekir
     Turizme öncelik verilmesi gerekir. Bu nedenle alt yapı, konaklama, ulaşımın gelişmesi gerekir. İlçemizde bir otel vardır. Yakında bir otel daha açılacaktır. Tanıtım iyi yapıldıktan sonra, ilçemizde yaz döneminde hareketlilik daha da artacaktır. İlçemizin ekonomik olarak üç değeri vardır. Kömür madeninde 300 iş istihdamı bulunan iş yerlerimiz vardır. Kastamonu’da en çok orman alanına sahip ilçeyiz. Orman ürünlerimizin yıllık 8 trilyon cirosu vardır. Bunlar yeterli değildir. İlçemizde mermercilik de gelişmeye başladı. Mermer, kömür, madenciliğimizi iyi değerlendirmemiz gerekir. Bunun için yatırımcıyı teşvik edeceğiz. Bu nedenle ilçemizi iyi tanıtmamız gerekir. Özellikle orman ürünlerinin ilçede işlenerek, ilçeye katkısı olması gerekir. Bunun için ilçemizde kereste fabrikası kurulması gerekir. Sunta fabrikamız vardır.
Devlet olarak rutin görevleri yapıyoruz
     Nüfus piramidimize baktığımız zaman genç nüfusumuz çok azdır. İlçemizde nüfus yaş ortalaması 43’dür.Bu rakam Türkiye nüfus yaş ortalamasının üzerindedir. Türkiye ortalamasına baktığımız zaman Azdavay emekliler ilçesi olmuştur. Böylece üreten değil, tüketen ilçe olmuştur. Buna çözüm bulmak gerekir. Bu nedenle kurumsal olarak üzerime düşenleri yapmaya çalışıyorum. Devlet olarak rutin görevleri yapıyoruz. Ancak farklı bir şey yaparak rutin görevlerin dışına çıkmak gerekir. Bunlar özel yurt yapımı, fabrika açtırma gibi. Bürokrasi; iş istihdamı için bir takoz değil, adeta takozu alıp, gaza basan insan olmalıdır.
Azdavay giysisi dünya literatürüne girmiş ve dünya üçünçüsü
      Azdavay tarihi yönüyle köklü bir ilçedir.1800 yıllarda Kastamonu’ya bağlı 30 kadıdan birisidir. Bu da tarihteki değerini göstermektedir. İlçemiz 1946 yılında ilçe olmuştur. İlçemizin köklü ve geleneksel bir yapısı vardır. Bunun için ilçemizde kültürün canlandırılması gerekir. Folklorik bebeğimiz vardır. Şu anda giyilen ve kullanılan kıyafetler geçmiş kültürümüz yansıtıyor. Böylece ilçemizin kendine has bir giysisi vardır. Azdavay giysisi dünya literatürüne girmiş ve dünya üçüncüsü olmuştur. Azdavay bebekleri, Azdavay giysisine uygun olarak yapılmaktadır. Bu giysilerin bir kişiye maliyeti 500 YTL’dir. Sadece bir kuşak 150 YTL’dir. 
Modern idarecinin olması gerekir
      Bu yıl dünya çocukları Azdavay bebekleri giydi. TBMM Başkanlığı 1000 adet Azdavay bebeğini dünya çocuklarına dağıttı. Azdavay bebek yapımı için kadınlarımıza Halk Eğitim Merkezinde kurslar açtık. Azdavay bebekleri 10 aile tarafından yapılmaktadır. Bugün Ardahan bebekleri Çin’e ihraç edilmektedir. Artık; işletmeden, projeden, planlamadan anlamayan idarecinin olmaması gerekir. Modern idarecinin olması gerekir. Kaymakamlar oturmakla da maaşların alırlar, iş yaparak da maaşlarını alırlar. Çalışmakla insan haz alır, mutlu olur. Yurtdışı eğitim sayesinde Avrupa’yı gezmiş oldum. Bundan şunu çıkardım. Avrupa’ya göre bizim ülkemiz çok güzel. Avrupalılar kendi ülkelerini tanıtmışlar. Biz yatmışız, Ülkemizi tanıtmamışız. Bizim ülkemiz, kültürümüz, doğal dokumuz Avrupa’dan daha üstündür. Biz değerlerimizi, kültürümüzü, doğal varlıklarımız yansıtmıyoruz, tanıtmıyoruz. 1200 metreyi aşan yüksekliği eşsiz bir gözetleme noktasına sahip Çatak kanyonu Azdavay’ın benzersiz doğal harikalarından birisidir. Azdavay coğrafyasının barındırdığı gizili doğal hazinelerinden birisi de Medil Mağarasıdır. Ayrıca ilçenin sembolü olan Aşıklar Köprüsü Azdavay’ın doğasına eklenen romantik bir simgedir. İlçenin sembollerinden biride ana cadde üzerinde karşılıklı sıralanmış ıhlamur ağaçlarıdır. Bu nedenle Azdavay yazın adeta ıhlamur kentine döner. Azdavay florasındaki çiçek zenginliği bu çiçeklerden elde edilen doğal çiçek balı ile de ünlüdür.
Azdavay’ı samimi olarak seviyorum
    Kaymakamın görevi; görev yaptığı ilçeyi en iyi temsil etmek, değerlerini ortaya çıkarmak, sorunlarını gidermek, onlarla hem dem olmaktır. Buna layık olmaya çalışıyorum. Akşam yatağa yattığım zaman; ne hata ettim, bugün ilçemiz için ne yaptım diye düşünüyorum. Meslektaşlarımızın görev yaptıkları ilçelere bağlılıkları vardır. Azdavay’ı samimi olarak seviyorum. Bu nedenle; eğitime verilen destek, mimari tarzdaki restorasyon çalışmaları ve ilçemiz adına her hizmet alanında fedakarlığı büyük dirayet ve cüretkarlılıkla sürdürüp neticeye ulaştırdığımdan dolayı tarafıma Azdavay Belediye Meclisince Fahri hemşehrilik beratı verildi.
Halkın içinde olmaktan zevk almak gerekir
     Başarılı olmak için; görev yapılan yerde doku uyuşması gerekir. Halkın içinde olmaktan zevk almak gerekir. Ufkumuzu geniş tutmak gerekir. Yerel idarecilerle iş birliği yapmak gerekir. Vizyonumuzu dış dünyaya açık tutmak gerekir. Makamına kapanmaması gerekir. Başarının yolları budur. Görev yapacağımı en iyi şekilde araştırarak, o yere giderim. Kısaca görev yapacağım yere gitmeden önce, o yeri tanıma açısından dersime iyi çalışırım. Görev yapacağım yeri en iyi şekilde tanımam gerekir. Halka ilgili diyalogun iyi korunması gerekir.
Sayın valimiz Nurullah Çakır’ın halkın içinde olması takdire şayandır. Doku uyuşmazlığının olmaması gerekir. Evrensel bilginin yerele aktırılması gerekir. İlçeler artık sırça köşkten yönetilmiyor. Yönetimler artık halkla birlikte yapılıyor. İlçemizdeki kurum amirleri ve adliye personeli ile iyi bir diyalog kurmak amacıyla piknikler düzenliyoruz. Görevde liyakat, ehliyet önemlidir.
Biz milletin hizmetindeyiz, hizmetkârıyız
      Azdavay’a iki yıl içinde 4,5 trilyon para geldi. Kaymakamlık şantiyesinde 12 araç var. Bu nedenle Kastamonu ilinin en büyük araç şantiyesi ilçemizde bulunmaktadır.700 milyara iki araç daha aldım. İlçenin idare ettiği kaymakam; vatandaş tarafından bu kaymakam nasıl denildiğinde idare ediyorum denilen kaymakamdır. İlçeyi idare eden kaymakam ise vatandaş tarafından bu kaymakam nasıl denildiğinde bu kaymakam çalışıyor denilen kaymakamdır. Biz milletin hâkimi ve amiri değiliz. Biz milletin hizmetindeyiz, hizmetkârıyız. Bizim güvenimiz milletimizin sevgisi, vizyonumuz bize olan itimatlarıdır. Azdavay’a hizmet yapacak herkese ihtiyacımız vardır. Bizim görevimiz, onların bize olan samimiyet derecesinden bu kişileri yakalamak gerekir.
Gerçek vatanseverlik, ülkesine, milletine hizmet etmektir
     Türkiye değişiyor. Gerçek vatanseverlik, ülkesine, milletine hizmet etmektir. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor; “Yorulmadan, çalışmadan rahat yaşamanın yollarını arayan insanlar; önce hürriyetlerini, sonra istikballerini, sonra, haysiyetlerin kaybederler.” Onun için gayret göstermeliyiz, çalışmalıyız, ter dökmeliyiz. Bu gemi su alırsa hepimiz batarız. Bunun için herkesin özellikle dikkatli olması gerekir. İlçemizi tanıtmak için sertifikalı rehberlerimiz var. Konaklamada sıkıntımız yok. Herkesi Azdavay’a bekliyoruz.”
                     

Sarıkaya Kaymakamı Yaşar Dönmez: Türkiye’deki üç önemli şifalı kaplıcadan birisi Sarıkaya’da

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN        
    Sarıkaya, Yozgat ilinin en büyük ilçelerinden birisi olup, şirin bir ilçedir. İlçenin il merkezine uzaklığı 80 km. uzaklıktadır. Yozgat-Kayseri devlet karayolu ilçe merkezinden geçer. Şifalı kaplıcalarıyla ünlü bir ilçemizdir. İlçe merkezi nüfusu 22.200 olup, ilçenin gelişmesi termal turizmine bağlıdır. İlçede termal turizminin gelişmesi için mevcut tesisler yeterli olmayıp, bu konuda yeni yatırımlara ihtiyaç vardır.
     Sarıkaya Kaymakamı Yaşar Dönmez, ilçede kısa bir süre önce göreve başlamasına rağmen, yöre halkına en iyi hizmet vermek için tüm köyleri gezmiş ve vatandaşlarımıza devlet hizmetini vermek için büyük uğraş veriyor. Kaymakam Yaşar Dönmez, Sarıkaya’nın ekonomik ve turizm yönünden gelişmesi için büyük gayret sarf ediyor. Daha önce görev yaptığı yerlerde de vatandaşa yaptığı hizmetlerle, alçak gönüllüğü, vatandaştan biri gibi davranıp ve devlet adamlığı duruşu sergilediği için halkın sevgi ve takdirini kazanmıştır. Sarıkaya’da da aynı şekilde devlet-vatandaş birlikteliğini en iyi şekilde sağlamaya çalıştığı için ilçe halkının takdirlerini kazanmıştır. Çalışkan ve görevine son derece bağlı Sarıkaya Kaymakamı Yaşar Dönmez, Sarıkaya konulu yaptığımız röportajda şunları söyledi; 
Sarıkaya denilince akla kaplıca gelir
     “Sarıkaya ilçemiz, Yozgat il merkezine 80 km. uzaklıkta olup, en son nüfus sayımına göre ilçe merkezi nüfusu 22.200’dür.Toplam nüfusumuz ise 60.000 civarındadır. İlçemize bağlı 3 kasabamız, 56 köyümüz vardır. İlçemizin temel geçim kaynağı tarımdır. Tarım için uygun arazi bulunmaktadır. İlçemizin tarımdan sonra, diğer geçim kaynağı hayvancılık ama buda ileri seviyede değildir. Diğer taraftan yurtdışında işçi olarak çalışan Sarıkayalıların da ekonomik yönden ilçemize büyük katkıları vardır. İlçemizde kaplıca çok önemlidir. Sarıkaya denilince aklımıza kaplıca gelir. İlçemizde mülkiyeti özel idareye ait olan iki tane kaplıcamız vardır, Diğer taraftan da bir vatandaş tarafından yaptırılan kaplıca termal otel vardır. İlçemizde kaplıca yönüyle 3 tesis bulunmaktadır. 
Yaz aylarında nüfus iki katına çıkıyor
    İlçemizin yaz aylarında nüfusu ciddi boyutta artarak nüfus iki kata çıkmaktadır. Kaplıcalarımıza çevre il ve ilçelerden vatandaşlarımız gelmektedir. Bu nedenle Sarıkaya ilçemizde yaz aylarında ticari ve nüfus yönünden hareketlilik yaşanmaktadır. İlçemizin alt yapısı iyi durumdadır. Özellikle son üç yılda KÖYDES kapsamında ciddi çalışmalar yapılmıştır. Bu nedenle köylerimizin alt yapı sorunları büyük ölçüde giderilmiştir. Toplam 56 köyümüzden, sadece iki köyümüzün yolu asfalt değildir. Bu iki köyümüzün yolu da 2008 yılında asfalt yapılacaktır.
KÖYDES’te önemli başarı
    İlçemizde KÖYDES kapsamında güzel çalışmalar yapılmıştır. 2007 yılında köylerimizde; 43 km. 1.kat, 50 km. 2. kat asfalt yapılmıştır. 20 köyümüzde de içme sularına ek çalışmalar yapılmıştır. Bunlar son derece önemli, güzel ve ciddi rakamlardır. Bu konuda başta ilimiz valisi olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ayrıca 2007 yılında iki köyümüzde de özel idare kaynaklı kanalizasyon yapılmıştır. Bu tüm çalışmalar, KÖYDES konusunda Yozgat’ta ve Sarıkaya ilçemizde önemli bir başarının sağlandığının göstergeleridir.
Türkiye’deki üç önemli şifalı kaplıcadan birisi
    İlçemiz güvenlik yönünden son derece huzurlu bir ilçedir. Ciddi bir olay yaşanmamıştır. Vatandaşlarımız devletine, milletine bağlı, birbirlerine saygılı huzur içerisinde yaşıyorlar. İlçemizde bu konuda güzel bir tablo vardır. Mevcut kaplıcaları ve vatandaşları birbirine sevgi ve saygı ile birbirine bağlı, şirin, huzurlu, mutlu bir ilçemizdir. Kaplıcalarımızın suyunun sıcaklık derecesi 42–45 derece arasında olup, yapılan tahliller sonucunda romatizmalı hastalıklara iyi geldiği tespit edilmiştir. Kaplıcalarımız; sıcaklığı ve içerdiği mineraller yönünden Türkiye’deki üç tane önemli şifalı kaplıcadan birisi olduğu biliniyor. Ülkemizdeki üç önemli kaplıca; Denizli, Yalova, Sarıkaya(Yozgat)’dadır. Böylece Sarıkaya Kaplıcamız şifa yönünden ülkemizde üçüncü sırada yer almaktadır. İlçemizin konaklama amaçlı; 300 termal otel olmak üzere, toplam 800 yatak kapasitesi vardır. İlçemizde iş istihdamı yönünden 200 kişinin çalıştığı ayakkabı fabrikası vardır. Diğer taraftan istihdam yönünden kaplıca otelde de 50 kişi çalışmaktadır. 
Kaplıca suyundan seracılık projesi
    Bunun yanında ilçemizde kaplıca suyundan faydalanmak suretiyle seracılık düşünülmektedir. Bununla ilgili özel teşebbüs tarafından proje hazırlandı. Arazi temini konusunda çalışmalara başlandı. Kaplıca suyu serayı ısıtmada kullanılacaktır. Böylece Sarıkaya’da kış aylarında da serada sebze üretilecektir. Bu nedenle ilçemizde seracılık konusunda önemli gelişme olacaktır. Sarıkaya’nın ekonomik ve sosyal yönden gelişmesi kaplıcaya bağlıdır.
Kaplıca turizmine yönelik yatırımlara ihtiyaç var
    Sarıkaya’da kaplıca turizmine yönelik yatırımlara ihtiyaç vardır. Şu anda ilçemizde özel teşebbüsün yaptığı bir termal otel vardır. İlçemizde bu otelden daha kapsamlı yeni termal otellere ihtiyaç vardır. İlçemizde kaplıcaya talep fazla, fakat alt yapı yetersiz olduğu için ihtiyacı karşılamıyor. Sarıkaya Kaplıcalarının ülkemizdeki tanıtımı yetersizdir. Bu konuda çaba sarf etmek gerekir. Vatandaşlarımızın çoğu şifa yönünden Türkiye’nin üç kaplıcasından birisi olduğunu bilmiyor. Tanıtım yapılması için önce tesis gerekir. Tanıtım sorununun çözülmesi için kaplıca turizmine dönük yatırımların yapılması gerekir. Bu konuda girişimler vardır.2008 yılı içerisinde Sarıkaya’da beş yıldızlı bir termal otelin temeli atılacaktır.”



Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: hasan çelik, 25.11.2008 14:37:42:
gercekten cok dürüst doğru bir sunum olmuş başarılarınızın devamını dilerim

Gümüşhane Valisi Enver Salihoğlu: “Organize tarım bölgesi oluşturmak

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN            
     Gümüşhane, Doğu Karadeniz Bölgesinin içi kesiminde kalan bir ilimizdir. Gümüşhane; Trabzon-Erzurum karayolu üzerinde ve Harşit Çayı kıyısında, Cumhuriyetimizden sonra engebeli bir arazi üzerine kurulmuş, 8 km. uzunluğunda bir vadi kenttir. Gümüşhane Valisi Enver Salihoğlu, Gümüşhane konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;
Gümüşhane’de istihdam yaratacak çalışmalar yapmak zorundayız
     “Gümüşhane’de iki yıldır görev yapıyorum. Türkiye’nin her tarafında görev yapmış bir kişiyim. Gümüşhaneliler vatansever, ülkesini seven insanlardır. Gümüşhane göç veren bir ildir. Adrese dayalı nüfus sayımında nüfusun düştüğü görülmektedir. Gümüşhane’de istihdam yaratacak çalışmalar yapmak zorundayız. Çeşitli projeler üretmeye çalışıyoruz. Gümüşhane’nin geleneksel ürünü olan dut ve cevizle ilgili teşvik yapmaya çalışıyoruz. Bu yıl böğürtlenle ilgili çalışmalarımız var. Gümüşhane’de kuşburnu ve böğürtlen işleyen fabrikamız vardır.
Organize tarım bölgesi oluşturmak hedefimizdir
     Gümüşhane’de bir organize tarım bölgesi oluşturmak hedefimizdir. Bunun için Kelkit’te bir yer tahsis etmeye çalışıyoruz. TBMM’den organize tarım bölgelerini belirleyen bir düzenleme çıktı. Gümüşhane’nin geleceği için organik tarım ve organize tarım bölgesi çok önemlidir. Gümüşhane ‘de turizmde önemlidir. Çok sayıda tarihi eser vardır. Doğal güzellikler vardır. Bununla ilgili tanıtım programları yapıyoruz. Bunun yanında sosyal projelerimiz de vardır. İstihdama yönelik projelerimiz vardır. İlköğretimi bitiren kız çocuklarımızın tamamının liseye devam etmesini sağlamak istiyoruz. Okul öncesi eğitimde Gümüşhane Türkiye’nin öncelikli illerinden birisidir. Daha önce % 26 olan okul öncesi eğitim oranını % 60 ‘a çıkardık. Bu oran % 70’lyere çıkacaktır.
                                
                                                                 
                         
                                                  Gümüşhane

Altın ve gümüş madenlerimizde çalışmalar vardır
     Gümüşhane Üniversitesi kısa bir süre önce kuruldu. Bu üniversiteye bağlı üç fakültemiz, 5 tane yüksek okulumuz vardır. İlçelerimizde yeni okullar açmak istiyorlar. Biz bunları destekliyoruz. Gümüşhane Üniversitesi ilin ekonomik, kültürel yapısını değiştirmek açısından önem arz etmektedir. Daha önce aktif olmayan vakıf aktif hale gelmiştir. Bu vakıf Gümüşhane için katkı yapacak bir kuruluştur. Köydes kapsamında yollarımızı geliştiriyoruz. İçme suyu bulunmayan köyümüz yoktur. En önemli sorunumuz göçtür. Gümüşhane’de istihdam yaratacak alanlar bulunmuyor. Madenlerimiz çok önemlidir. Şu anda altın ve gümüş madenlerimizde çalışmalar vardır. Yılbaşında altın üretimine başlanılacaktır. Gümüş madeni üretimi de önümüzdeki yıl üretim aşamasına gelecektir
Geleneksel pestil üretimi ile ilgili atölye ve fabrikalarımız var
     Bu madenler Gümüşhane’de yeni çalışma alanları yaratması açısından çok önemlidir. Bu iki maden tesisinde 400’ün üzerinde insan çalışıyor. Bu çalışmalar aktif hale geldiğinde bu sayı daha da artacaktır. Diğer yer altı zenginliklerimizden mermer gibi bir kısmı işletiliyor.16 tane kafes balıkçısı vardır. Bunlar Gümüşhane’nin ekonomisine katkı sağlayacaktır. Geleneksel pestil üretimi ile ilgili atölye ve fabrikalarımız vardır. Gümüşhane şimdilik bunlarla istihdam alanı yaratıyor. İstihdam olmadan Gümüşhane’de insanları tutmak oldukça zordur. İlimizde açılan çağrı merkezi oldukça bize destek sağlıyor. Kelkit’teki organik tarım işletmesi de önemlidir. Gümüşhane’nin çok önemli gelenekleri vardır. Yetiştirdiği çok önemli insanları vardır. Demekki Gümüşhane’de bir değer vardır. Bunları korumamız yeniden ihya etmemiz gerekir. Aksi taktirde göç devam eder.Göç konusu birinci planda ele alınması gerekir.”
 

Karadeniz kuşağını tanıyamayacağız

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
     Ordu; Karadeniz Bölgesi’nde sahili en geniş ve güzel, şirin illerimizden birisidir. Ordu’ya Boztepe’den bakmak insana ayrı zevk vermektedir. Ordu denilence akla fındık gelmektedir. Ordulular 2008 yılı fındık fiyatlarının açıklanmasını merakla bekliyorlar. Çünkü halkın temel geçim kaynağı fındıktır. Vatandaş her şeyini ona endekslemiştir.
     Ordu Valisi Ali Kaban kısa bir süre önce göreve başlamasına rağmen, ilin ufkunu açacak ve geleceğe taşıyacak, şimdiye kadar tamamlanamamış projelerin tamamlanması için uğraş veriyor. Ordu’nun turizm ve ekonomik yönünden kalkınması için komşu illerle ortak hareket etmemiz gerekir diyor. Daha önce Başbakanlıkta danışman olarak çalışan ve engin devlet tecrübesi olan Ordu Valisi Ali Kaban, Ordu konulu yaptığım röportajda şunları söyledi; 
Toplumsal olarak oldukça yerleşik bir yapısı vardır
     Ordu ekonomik ve sosyal yönden diğer vilayetlerden geriye kalmayan bir yapıya sahiptir. Hatta bazı illerden ileridedir. Ordu’nun toplumsal olarak oldukça yerleşik bir yapısı vardır. Dengelerinin oturduğu bir yapısı vardır. İnsan topluluğunun yaşadığı yer gibi, kendine özgü sorunları da var. Medeni ve şehir denebilecek bir şehirdir. Ekonomik olarak yapısı fındığa dayanmaktadır. Türkiye’de üretilen fındığın dörtte biri Ordu’da üretilmektedir. İhraç edilen fındığında üçte biri Ordu ürünüdür. Türkiye ve dünyadaki fındık üretimindeki artış nedeniyle sıkıntılar yaşanmaktadır. Turizme dayalı açık bir yapısı vardır. Deniz ve yayla turizmi yönünden de bir alt yapı vardır. Turizmin gelişmesi, ulaşımın kolaylığına bağlı süreçlerdir. Dolayısıyla bu konuda da sıkıntılar var. Ordu’nun merkez ve ilçelerinde ciddi bir sanayileşme yoktur. Ancak, Çamsan, Soya gibi isim yapmış kuruluşlar var ama bunlar genel sanayileşme anlamında zayıf kalıyor. 
Türkiye fındık üretiminin % 55’ini sadece 
Ordu ve Giresun temin ediyor ve üretiyor
      Organize Sanayi Bölgesi noktasında da çok gelişmiş bir yapısı yoktur. Organize Sanayi Bölgesinin tamamı dolmuş değildir. Son dönemde talepler sanayiden yana gözüküyor. Güzel bir tabiatı, sanayi ile de sıkıntıya sokmak niyetimiz yoktur. Çevre ile dost bir sanayi olmak durumundadır. Ordu’nun belli problemleri vardır. En başta mega proje olarak; başlanıpta yerine getirilemeyen ORGE Havaalanı vardır. ORGE sadece bir havaalanı değil, iki vilayetin birlikte hareket ederek bir işi başarabilmesinin diğer adıdır. Biz olaya öyle bakıyoruz. Türkiye fındık üretiminin % 55’ini sadece Ordu ve Giresun temin ediyor ve üretiyor. Türkiye’den ihraç edilen fındığın % 60’tan fazlası bu iki vilayetten gidiyor.
 
                                
                                                                 Ordu
 
Ordu ile Giresun’u politikalar açısından ayrı düşünmek istemiyoruz
      Bir anlamda Ordu ile Giresun’u politikalar açısından ayrı düşünmek istemiyoruz. Bu nedenle sadece yönetimde değil, siyasiler arasında da bir birliktelik ümit ediyoruz. Böyle düşündüğümüz zaman havaalanın açılması anlamı büyür. Şu anda teknik çalışmalar sürüyor. Eğer bir çıkış bulabilirsek, bakanlarımıza ve milletvekillerimize konuyu aktarıp, bir şekilde bu işe başlamak istiyoruz. Bizim için raporlardan çıkacak sonuçtur. Çıkacak sonuç bizi ümitlendirirse hiç durmadan bunu bir mega proje olarak, gelecek olarak düşünmektir. Havaalanın olmaması bizi birçok anlamda sıkıntıya sokuyor. Bir işe ulaşmak istediğinizde karşınızda ulaşım faktörünü görüyorsunuz. Bölgeye gelmek isteyen yatırımcı havaalanı soruyor. Bir ürün çeşidi dikmek istedik, fakat karşımıza havaalanı problemi çıkıyor.
Karadeniz karayolu Karadeniz’in kaderini değiştirmiş
     Karadeniz’i Akneniz’e bağlayan bir proje vardır. Ülkemizin geleceği için önemli bir projedir. Gidemediğin yer senin değildir, prensibiyle hareket ediyoruz. Bu projeyi de bitirmek için gündem maddesi yapmak istiyoruz. İnsanımızın hayatını güzelleştirmeye dair güzel projelerimiz vardır. Tarım ve hayvancılık önemlidir. Karadeniz karayolu Karadeniz’in kaderini değiştirmiştir. Sosyal idaremizle, belediyemizle küresel sürecin parçası olalım. Küresel süreçten hariç kalmayalım. Samsun-Ordu- Giresun hattından beklentilerimiz vardır. Bu illerin ciddi proje ve tecrübelerini kullanarak, bunların uluslararası örgütlerde üyelikleri var. Bizde bunlara katılalım ki insanımızı sürekli bir değişimin içine sokalım.
Beş yıl sonra Ordu’yu tanıyamayacağız. Karadeniz kuşağını tanıyamayacağız
      Yaylalarımızla ilgili ekstra projelerimiz var. Bu durum da aynı illerle beraber düşünmek gerekir. Bunlardan ümitliyiz. Kader müsaade ederse biz bunları yapmaya bakacağız. Beş yıl sonra Ordu’yu tanıyamayacağız. Karadeniz kuşağını tanıyamayacağız. Onun için şimdiden güçlü hazırlıklar yapmalıyız. Değerlerimizi koruma anlamında da hazırlıklar yapmalıyız. Çünkü kendimiz sağlam olduğumuz sürece uluslararası süreçlerde ayakta kalabiliyoruz. Aksi takdirde asimilasyon riski vardır. Temeller ve kökler sağlam olacak, dallarımızı gökyüzüne savuracağız.”

 
 
 
 

 

Kastamonu Valisi Nurullah Çakır: Tarihi eserlerimiz turizmin hizmetinde

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN   
      Kastamonu tarihi ve kültürel tarihi yönü ile en önemli illerimizden birisidir. Geçmiş dönemlerde önemli konulara tarihi tanıklık etmiştir. Ayrıca Çanakkale Savaşlarında en çok şehit veren illerimizden birisidir. Özellikle Kurtuluş Savaşında İnebolu limanı merkezi nokta olmuştur. Kısaca Kastamonu tarih ve kültür kentidir.
      Kastamonu Valisi Nurullah Çakır göreve başlayalı kısa bir süre olmasına rağmen bu sürede ilin tüm ilçelerini gezmiş, Kastamonu’yu turizm yönünden layık olduğu yere getirmek için mesai mefhumu tanımadan çalışıyor. Bu konuda çeşitli projeleri var. Kastamonu Valisi Nurullah Çakır; görevine son derece bağlı, çalışkan, ülkemize ve milletimize hizmet etmekten zevk alan valilerimizden birisidir. Kastamonu Valisi Nurullah Çakır Kastamonu konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;    
Çanakkale savaşlarında en çok şehit veren illerimizden birisi
     Kastamonu’yu; Cumhuriyet dönemi, Osmanlı dönemi, Beylikler dönemi olarak ve daha öncesi olarak dört bölüme ayırmak mümkündür. Kastamonu Cumhuriyetimizin kuruluşunda ve kurtuluş savaşının başarı ile sonuçlanmasında, Anadolu’nun var olma sürecinde önemli bir merkez olmuştur. Çanakkale savaşlarında en çok şehit veren illerimizden birisi Kastamonu’dur.
     Bu nedenle Çanakkale Türküsü de Kastamonu’nun türküsüdür. Kurtuluş savaşının başlatıldığı, özellikle cephe muharebelerinin en büyük lojistik desteğin yapıldığı yer İnebolu limanıdır. Bunun için Afyon- Ankara hattının başlatıldığı yer İnebolu’dur. Halime Çavuşlar, Şerife Bacılar olmak üzere, Hamamcı Salih Kadılarla devam eden, kadınından erkeğine bir yiğitlik destanının yazıldığı, kurtuluş savaşında lojistik desteğin sağlandığı bu yol, Cumhuriyet tarihinin en belirleyici olgularından birisidir. O dönemde İnebolu limanı güzergâh olarak kullanılmıştır.
İnebolu’daki  kurtuluş yolu
     Değişik ülkelerde İstanbul’a gelen malzemeler İnebolu limanından, İnebolu’lulu kahramanlar tarafından malzemeler bir gecede boşaltılmakta ve aynı gece imece usulü kağnılara ve sırtlara yüklenerek, malzemeyi herkes sınırına kadar malzemeyi götürmektedir. Böylece cephaneler Ankara’ya kadar ulaştırılmaktadır. Bu dönemde personel takviyesi de bu yolla yapılmıştır. İnebolu’daki bu yola kurtuluş yolu, istiklal yolu denilmektedir. Var olan bir millettin; atardamarı şeklindeki bu yolun tarihe, gelecek kuşaklara, gelecek nesillere işaretlenmiş bir yol olması için birkaç yıldır istiklal yolu projesi uygulanmaktadır.15 Nisan–15 Mayıs tarihleri arasında İnebolu-Kastamonu istiklal yolunun işaretlenmesi bitirilecektir. Bu yol uluslar arası standartlara uygun hale getirilecektir.
Tarih ve kültür bilincinin oluşturulması
     Tarih ve kültür bilincinin oluşturulması yanında, Kültür ve Turizmle uyanmış bir il için alternatif bir turizm sektörünün oluşturulması gerekir. Kastamonu’nun diğer bir özelliği de şapka devrimin burada yapılmasıdır Bu devriminin burada yapılması, Kastamonu halkının kurtuluş savaşında gösterdiği kahramanlıktan dolayı devrim burada yapılmıştır.1925 yılında Kastamonulu bir grup Gazi Mustafa Atatürk’ü Kastamonu’ya davet etmiştir. Böylece 23 Ağustos 2005 ‘de Kastamonu ziyareti gerçekleşmiştir. Şu anda Arkeoloji binası önünde halka hitap etmişlerdir. Cumhuriyet döneminin en önemli olgularının birisi şapka devrimidir.
     Kastamonu Osmanlı döneminde şehzadeler kenti olarak tarihte yer almıştır. Kastamonu tarihi derinlikler içinde yer alan bir kenttir. Cumhuriyetin kuruluş dönemlerinde; İstanbul’dan sonra, Kastamonu’da Abdurrahman Paşa Lisesi adında ilk defa lise açılmıştır. Matbaa o dönemde ilk defa İstanbul’dan sonra Kastamonu’da açılmıştır. Bu matbaa valiliğin öncülüğünde açılmıştır. O dönemdeki salnameler bu matbaada basılmıştır. Kastamonu’da ilk defa kadınlar mitingi10 Aralık 1919 da yapılmıştır. O dönemdeki kadınlara ellerinde ki değerli eşyalarını kurtuluş savaşına vermişlerdir. Ülkemizi; Batı Karadeniz’de Kastamonu, Doğu Karadeniz’de Trabzon temsil eder. Kastamonu o döneme ait kendi değerlerini bugüne taşımıştır. Kurşunlu Han, Münire Han önemli tarihi o döneme ait en önemli tarihi eserlerimizden birisidir.
Tarihi eserler ülkemizin ve dünyanın hizmetinde
     İlimizdeki tarihi eserler ülkemizin ve dünyanın hizmetine sunulmuştur. Kastamonu kendi değerlerini harcayıp bitiren değil, koruma bilinci içersinde olan ildir. Tarihi eserlerimiz turizmin hizmetine sunulmuştur. Anadolu’da bilinen aktiveler var. Kastamonu’nun geçmişten gelen tarzları vardır. Gelişen turizmde ne olunduğunun öğretilmesi gerekir. Yediden yetmişe bu olgunun farkına varılması gerekir.
    Tarih bilincinin oluşumu yanında kültür ve turizm anlayışının gelişmesi gerekir Kadı Dağında Kongre merkezimiz kuruldu. Ayrıca ilimizde turistik oteller, gençlik merkezleri bulunmaktadır. İlçelerin turizm potansiyellerini araştırıyoruz. Pınarbaşı, Azdavay turizm potansiyeli ile Tosya turizm potansiyeli farklıdır. 
Bisiklet, doğa yürüyüşlerini daha olgun hale getireceğiz
    Küresel ısınmanın olmamasını arzu ediyoruz. Bu da kaçınılmaz bir gerçektir Kültür ve turizm değerleri Kastamonu’da daha ön plana çıkmaktadır. Kültür kent bilincinin oluşması gerekir. Bu nedenle kültür bilinci gelişmeye başlamıştır. Bizim müziğimizde kendi kültürümüzü bulabiliriz. Köylerimizde evlerin kültürümüze uygun olması gerekir.’
 




Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: ilayda, 07.12.2008 15:13:23:
hiç anlamadım ama çok güzel

Bayburt Valisi Kerem Al: “Devlet-millet kaynaşmasını sağlamak

0
Haber-Röportaj:İlker ÇAKAN                               
       Bayburt, tarihi ve kültürel kimliği yönüyle önemli illerimizdendir. İl merkezinde nüfusa göre esnaf sayısının fazla olması dikkat çekmektedir. Bayburt, Türk-Rus savaşı sırasında da büyük zararlara uğramış şehirlerimizden birisidir. Bayburt, 1989 yılında il olmuş ve iki ilçesi vardır. Doğu Karadeniz Bölgesinin iç kesiminde yer alıp, Çoruh nehri il merkezinden akar. Daha önce İçişleri Bakanlığı-Teftiş Kurulu Başkanı iken,  Bayburt Valiliği görevine atanan ve bu görevine kısa bir süre önce başlayan Bayburt Valisi Kerem Al, Bayburt konulu yaptığımız röportajda şunları söyledi;
Projeler hazırlayıp, uygulayacağız 
      “Bayburt’la ilgili birtakım projeler hazırlayıp, uygulayacağız. İlimizin en büyük sorunu göç sorunudur. Göçün etkileri bariz şekilde hissedilmektedir. Göçü önlemek amacıyla kırsala yönelik; el sanatları, arıcılık, hayvancılık konusunda projelerimiz olacaktır. Devletin imkânlarını vatandaşımıza götürme konusunda gayretli olacağız. En önemli hedefimiz devlet-millet kaynaşmasını sağlamaktır. Devletimizi temsil etmek ana şiarımız olacaktır. Vatandaşlarımızın hukukunu korumak ana meselemiz olacaktır.
Göçü önlemeye yönelik çalışmalarımız olacak
     Vatandaşımızın hayatını kolaylaştıran maişetini temin noktasında birtakım gayretlerimizde olacaktır. Her şey potansiyel ve imkânlar ölçüsünde olacaktır. Gayretlerimizi bu konularda yoğunlaştıracağız. Çalışmalarımızın takdirini burada yaşayanlara bırakacağız. Cumhuriyet tarihinde il yapılırken, hiçbir yer katılmaksızın ilçeden il yapılan tek il Bayburt’tur. Bugüne kadar birçok güzel hizmetleri almış bir ilimizdir. Köy yollarımızın % 90’u asfalttır. Kanalizasyonu ve içme suyu olmayan köy yok gibidir. En önemli sorun küçük ölçekli il olmasıdır. Göçü önlemeye yönelik çalışmalarımız olacaktır. İnsanların büyük mücavir merkezlere göç etmesi hayatın doğal akışına uygundur.”

Yozgat Valisi Amir Çiçek: “Gidemediğin yer senin değildir”

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
     Yozgat; İç Anadolu bölgesinde bulunan, ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanan ve sanayi yönünden de gelişmekte olan, tarihi ve kültürel kimliği ile ünlü önemli illerimizdendir. Yozgat Valisi Amir Çiçek; engin devlet tecrübesi olan, çalışkan valilerimizden birisidir. Devlet hizmeti olarak merkezde ve taşrada görev yaparak devlet memurluğunun her aşamasını yaşamıştır. Vatandaş-devlet ilişkileri üzerinde önemle duruyor. ” Vatandaşla direkt temas kurulmadığı takdirde, o vatandaşa hizmet götürülemez. Herkesten vatandaşın memnuniyetini almalarını istiyorum. Ben masada otururken vali, sokağa çıktığımda vatandaşım. Ben kendime nasıl muamele yapılmasını istiyorsam, vatandaşa da öyle muamele yapılmasını istiyorum. Gidemediğin yer senin değildir.” Diyor. Yozgat Valisi Amir Çiçek, Yozgat konulu yaptığım röportajda şunları söyledi; 
Yozgat’ın coğrafyasını anavatanım gibi sevdim
     ” Valilik görevini kazanmanın değil, hizmet yapmanın mutluluğu olarak göreve başladım. Vatandaşlar; bizim valimiz gerçekten devletin güler yüzüyle, sempatisiyle devletin şefkatini biz onda görüyoruz diye kendi aralarında bir iletişim kuruldu. Biz olduğumuz gibi görünmeye çalıştık. Gülmek demek; mutluluğu ve sevinci bir arada getirmek demektir. Valilik görevi vatandaşa hizmet yapmanın bir vasfıdır. Bu mesleğin; ailem, çocuklarım ve kendim için bir şey kazandırması değil, bu mesleği bana veren ve kazandıran benim geçmişteki çalışmalarım ve birikimimdir. Bu nedenle vatandaşıma hizmet noktasında fırsat verildiği için mutluyum. Yozgat’ın coğrafyasını anavatanım gibi sevdim. Göreve başladığımda; hem vatandaşın hoş geldin dileklerini kabul ettim, hem de Yozgat’ın dertlerini onlarla paylaştım. Bunu aylarca sürdürmedim. Vatandaşla direkt temas kurulmadığı takdirde, o vatandaşa hizmet götürülemez.  Kültür ve Turizm Bakanlığının Kazankaya ile ilgili çalışmaları devam etmektedir. Kazankaya vadisi ve kanyonunu Türkiye’ye ve dünyaya tanıtırsak her yerden buraya turist gelir.
Devlet yetkililerinin her yere gidip görmeleri gerekir
     Bu bölgenin şimdiye kadar tanıtılmamasından üzüntü duydum. Gidemediğin yer senin değildir. Devlet yetkililerinin her yere gidip görmeleri gerekir. Masa başında oturan insanlar kendilerine aktarılan bilgilerle yönetirler. Bu çeşit yönetim modern ve iyi bir yönetim olamaz. Yönetimin formülü; sevgi, yöreyi tanımak, geleceğe dönük yol haritası çizmek, planlı, atılımcı hareket ve birlikte yönetmektir. 2023 gelişim vizyonunu hazırladık. Bu vizyondaki her cümle çok anlamlıdır. Bu vizyonun bir süreci olduğu için gerçekleştirmek oldukça zor olacaktır. Yollar düz değil, elbette engeller olacaktır. Bu vizyon; hedefimiz ve andımızdır. Yozgat ili 2007–2023 Gelişim Vizyonu şöyledir;
Yozgat ili 2007–2023 gelişim vizyonu
    “Gelişmiş üniversite öncülüğünde; eğitim seviyesi yükselmiş, bilim ve teknoloji ile bütünleşmiş eğitim ve sağlıkta dünya standartlarına ulaşmış, çağdaş bir Yozgat. Tarımsal arazileri modern tekniklerle işlenen, üretimi ile dünya pazarlarına entegre olmuş, kaynaklarını etkin ve verimli kullanabilen, tarımsal sanayinin merkezi, doğal kaynaklarını ve kültürel varlıklarını iyi pazarlayan, enerji ihtiyacını kendi potansiyeli ile karşılayan, termal turizmde ülkemize öncülük eden ve sürekli kendini geliştiren yenilikçi bir Yozgat. Çevre ve yerleşim problemi olmayan, toplam alanlarının % 25’i orman olan, 4 organize sanayi bölgesine ve modern ulaşım araçlarına sahip, hızlı treni, havaalanı, doğu-batı ve güney-kuzey istikametinde otobanı bulunan gelişmiş bir Yozgat. Göç vermeyen, sosyal, kültürel ve sportif tesislere sahip, uluslararası etkinliklerin yapıldığı, yaşam kalitesi yüksek, kişi başına düşen milli gelir seviyesi 15 bin $’ın üzerinde ferah bir Yozgat. Kendi kendine yetebilen, huzurlu, mutlu ve güler yüzlü insanların yaşadığı sıcak bir Yozgat.”Bu vizyon, kamu kuruluşlarında vatandaşın ve kamu görevlilerinin görebileceği yerlere asılmıştır. Bu vizyon vatandaşı mutlu edecek bir yoldur. Böylece milletimizi ve ülkemizi güçlendirmek istiyoruz. Buranın geri kalması milletimizin ve milli gücümüzün geri kalmasına etki yapar. Yozgat’lılar vatanını, milletini seven insanlar olup, bu yolu hep beraber aşacaklardır. 2023 vizyonu; akıl yürütme toplantıları ile tespit edilmiş, herkesin ortak görüşü olan yol haritasıdır. 
Masada otururken vali, sokağa çıktığımda vatandaşım
     Görev alanımda bulunan bütün kişilerden şunu istiyorum. “Bulunduğunuz yerde nefes aldığınız süre içinde hizmet etme yarışında olmalısınız. Herkesten vatandaşın memnuniyetini almalarını istiyorum. Ben masada otururken vali, sokağa çıktığımda vatandaşım. Ben kendime nasıl muamele yapılmasını istiyorsam, vatandaşa da öyle muamele yapılmasını istiyorum.1958 doğumlu olup, Tokat –Reşadiye ilçesine bağlı bir köydenim. Rahmetli babam; işçi,  kendisi okuma-yazma bilmezdi ama okutmayı severdi. Bana devletine-vatandaşına hizmet yapacaksın derdi. Liseyi öğretmen okulunda okudum. Mesleğe; 1976 yılında Van’da yolu olmayan ücra bir köyde, beş sınıfı bir arada olan bir okulda sınıf öğretmeni olarak göreve başladım. Daha sonra Sivas’ta görev yaptım. İdeal bir öğretmen olarak görev yaptım. Hem toplumun içindeydim, hem de öğretmenlik yapardım.1976–1980 yılları arasında toplam 5,5 yıl öğretmenlik görevi yaparken Hukuk Fakültesine de devam ettim. Ben köyden gelerek, hayatı yaşayarak bugünlere geldim. Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra Kaymakam olarak göreve başladıktan sonra, Türkiye’nin 7 ili ve 7 ilçesinde görev yaptım. Görev yaptığım yerlerden ayrılırken, o yöre halkı bana sizi bulduk ve kaybediyoruz, bizi anlayan, bizim ruhumuzu okuyan yöneticisiniz diye üzüntülerini dile getirdiler. Ankara-Haymana Kaymakamı iken Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü- Daire Başkanı olarak atandım. Daha sonra Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür, İçişleri Bakanlığı-Stratejik Geliştirme Başkanı olarak görev yaptım. Böylece merkezde toplam 10 yıl çalışarak, buradaki yapıyı gördüm.
Türkiye’de artık yeni anlayış, yeni nesil geliyor
     Vali olarak gittiğim yerlerde vatandaşın psikolojik durumunu iyi biliyorum. Ben bir yere giderken unvan kullanmıyorum. Bürokrasinin vatandaşı ne sıkıntılara soktuğunu biliyorum. Artık bu bürokrasi zihniyeti değişiyor ve bu bürokratlar azalıyor. Türkiye’de artık yeni anlayış, yeni nesil geliyor. Türkiye’de iyi bir gelişme var. Amirlerimin çalışmalarımı takdir etmesiyle yükseldim. Birilerine ben şuyum, buyum diyerek de o göreve gelmedim. İnsanlar için hizmet yapan, kolaylaştıran, e-hizmet konusunda merkezi nüfus sistemi olan MERNİS projesinden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak görev yaptım. Başarı ile bu projeyi gerçekleştirerek, Türkiye’de nüfus idare sisteminde büyük bir kolaylık getirdik. Stratejik, planlama, vizyon konusunda uzmanım. Üniversitelerin görüşlerine önem veren birisiyim. Bilimle, tatbikat bir araya gelirse daha akılcı, daha mantıklı olur. Vali olarak göreve başladığımda uygulamaları gördüğümde şunu gördüm; zihniyetin değişmesi gerekir, kanun ve para, imkân her şeyi halletmiyor. İnsana hizmet yapacak aşkın, o insanın hissetmesi gerekir. Yozgat ilinde 2007 sonu itibariyle İl Özel İdaresi ve Köydes projesi programları uygulama durumu ise şöyledir”
İl Özel İdaresi ve Köydes projesi programları uygulama başarısı
     İlimiz dahilindeki 2559 km 1.derece köy yolu ağının 1912 km’si  %75 asfalt kaplama, 647 km’si  %25 stabilize kaplama durumundadır. Kalan 1794 km 2. derece köy yolunun 298 km.’si %17 asfalt kaplama, 1145 km’si  %64 stabilize kaplama, 351 km’si %19 tesviyeli yol durumundadır. 2007 yılı Köy-Des uygulamaları ile ilimiz dahilindeki toplam yol ağının asfalt oranı %37′ den %14’lük artışla %51’e ulaşmıştır. 1.derece köy yolu ağına oranlandığında 2007 yılına kadar %52’i olan asfalt kaplama oranı %75’e ulaşmıştır
      2007 Yılı Köydes Projesi programında 79 adet proje ile 400 km. 2.kat asfalt kaplama yapılması planlanmış olup, artan ödeneklerle 31 adet 148,5 km. ek proje planlaması yapılarak, toplam 110 proje ile 548,5 km. 2.kat asfalt kaplama yapılmıştır. Yapılan bu uygulamaların 510,5 km’lik kısmı idaremiz makine ve ekipmanı ile 38 km’lik kısmı asfalt yol yapım işçiliği olarak müteahhit firmalar marifetiyle gerçekleştirilmiştir. 2007 yılı Köy-Des programından 166 köy ve üniteye müdahale edilmiştir. Toplam olarak 3.400.000,00 YTL para harcanmıştır. İl Özel İdaresi 2007 yılı bütçesinden toplam olarak 48 adet köy içme suları tesislerin yenileme ve bakımı için 480,180.00 YTL harcama yapılmıştır   
      01.01.2007 tarihi itibariyle 575 adet köy kanalizasyonundan 71 adet yapılmış iken 2007 yılı içerisinde 22 adet inşaat yapılarak toplam 93 adet köy kanalizasyona kavuşturulmuştur. Devlet vatandaş işbirliği programı çerçevesinde İl Özel İdaresi 2007 yılı bütçesinden toplam 42 adet köy kanalizasyon inşaatlarına 1,390,891.00 YTLharcama yapılmıştır. Bunlardan 22 adet tesis tamamlandı, 9 adet tesisin malzemesi alındı. 11 adet tesisin bakım ve onarımı yapıldı.13 adet köyün kanalizasyon fosseptik inşaatı yapımı için İller Bankası yardım fonundan 259.547,00 YTL ödenek temin edilerek 11 adet fosseptik inşaatı bitirilmiştir.”
error: Content is protected !!