Salı, Mart 31, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 313

Turhal Kaymakamı Mehmet Ünlü: Turhal gizli Çukurova

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Tokat-Turhal ilçesi Karadeniz Bölgesinin, Orta Karadeniz Bölümünde yer almaktadır. Kuzeyinde Amasya, Erbaa, güneyinde Pazar, batısında Zile, doğusunda Tokat il merkezi yer almaktadır. Tokat’a uzaklığı  46 km.’dir .Turhal nüfusu itibariyle Tokat ilinin en büyük ilçesidir.   Türkiye’nin en uzun akarsularından biri olan Yeşilırmak Turhal’ın şehir merkezinden geçmektedir.

  Turhal Kaymakamı Mehmet Ünlü, başarılı kaymakamlık  görevi dışında birçok özel başarılı hobileriyle ünlü kaymakamlarımızdan birisidir.1994 yılında çeşitli mahalli basın ve mesleki dergilerde, ulusal basında “Digital imza” ile ilgili çeşitli makaleleri yayınlandı. Elazığ Vali Yardımcılığı sırasında “Valilik hizmetleri sunumu” ile ilgili ISO 9000 sistemini hazırlamıştır. Çeşitli makaleleri yanı sıra  “Küçüklere Balon, Büyüklere Pamuk Şeker” adlı kitabı da bulunmaktadır. Boks, Kickbox Federasyonu Asbaşkanlığı, Uluslararası Muay Thai Boks Hakemliği ve Muay Thai Federasyonu Başkanvekilliği, Kick Boks Federasyonu (Profesyonel) Asbaşkanlığı yapmıştır.

  Bu konudaki Milli Takımlarımızı yurt dışında başarı ile temsil eden Turhal Kaymakamı Mehmet Ünlü aynı zamanda profesyonel bir fotoğrafçı olup; Türkiye, ABD, Almanya. Fransa, Belçika, Hollanda’da kişisel fotoğraf sergileri açılmıştır. Diğer taraftan Şair özelliği de olan Turhal Kaymakamı Mehmet Ünlü’nün 20′ yakın şiiri bulunmaktadır. Çok yönlü başarılı özel hobileriyle ünlü ve mülki idare amirliğinde de; samimiyeti ve sözünde duruşu, açık sözlülüğü çizgisiyle herkesin takdirini kazanan Şair-Sporcu-Fotoğraf Sanatçısı ve “Kim ne görev yapıyorsa yapsın, kaportacı, hakim, savcı, vali de olsa, Başbakan da olsa hobileri olmalı, yani meslek dışında bir uğraşısı olmalıdır. Arkaya baktığımızda 23 yıl geride kalmıştır. Bunun her dönemini iyi değerlendirdiğimi, geriye baktığımda keşke şunu yapmasaydım diye özel hayatıma ait kaygılarım olmadı.

  Sıkıntı olmadan, birtakım şeyleri yaşamadan öğrenmek zordur. Sıfır, yokuşsuz, tümseksiz bir hayat bana göre zevksiz bir hayattır. Herkese eşit olduğunuzu göstermeniz gerekiyor. Onların hepsine yakın olduğunuzu, bu kaymakam bizi seven, bize yakın bir kaymakam dedirtmemiz gerekir. Bunu dedirtemiyorsanız, suçluyu toplumda değil, aynaya baktığımızda gördüğünüz kişide bulmalısınız. Suçlu kendinizsiniz” diyen Turhal Kaymakamı Mehmet Ünlü, “Turhal ve başarılı mülki idare amiri olmak” konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

 
                                      
                                            Turhal Kaymakamı Mehmet Ünlü
 
Türkiye’nin her tarafına sebze gönderildiği bir yerdir

  “Turhal ilçesinde göreve Ağustos 2008’de başladım. Turhal’ın daha önce bilmediğim bir bölge olduğunu itiraf etmek isterim. Turhal’da göreve başlamadan önce, endişelerle gelmiştim. Şartlar olarak kaygılarımız vardı. Göreve başladıktan sonra, iki hafta içerisinde eğitim durumunun gayet iyi olduğu, ilçenin oldukça hacimli olmasından kaynaklanan yönü bizi çok rahatlattı. Güney bölgelerimiz için kullanılan saklı kent tabiri, burada kullanmak yerine saklı bahçe diyebiliriz. Turhal’a gizli Çukurova denilebilir. Çukurova; 1960-1980’li yılların Çukurovası değildir. Çukurova’nın kaynaklarının azalması ile birlikte iklim avantajı vardır. Turhal’da suyun bol olmasından kaynaklanan, hatta kurutma kanallarının olduğu bir bölgedir. Özellikle sebze üretiminde; domates, biber, patlıcan gibi ürünlerde çok başarılıdır. Onlarca kamyonun yetişen sebzelerle doldurulup, Türkiye’nin her tarafına gönderildiği bir yerdir.

Tokat’ın da içinde bulunduğu 2,5 milyon Euro’luk bir proje yaptık

  Sebzenin Çukurova ve Antalya’da kalmadığı bir dönemde, burada yeni bir dönem başlıyor. Sebzenin bol olduğu o dönemde, tekrar bölgede sebze bolluğu yaşanıyor. Bu manada bu üretimin desteklenmesi gerekiyordu. Organize Sanayi bölgemizde sebze üretimi yapan müstahsillerin ürünleri paketleyen ve soğuk hava deposunda tutan, bunların saklama süresini uzatan bir entegre tesis kurmak için AB projesi içinde yer alan, bizim Tokat’ın da içinde bulunduğu 2,5 milyon Euro’luk bir proje yaptık: Bu projenin birinci aşaması iyi puanla geçti. Bundan sonraki değerlendirmeler devam ediyor. Bu proje ümit ediyorum, gerçekleşir. Bu bölgedeki domates üreticisinin dar tutma zamanı olan 15 günlük süreyi, biz 45 güne çıkarabiliriz. Ürünü pazarlama konusunda daha rekabetçi bir hale getirebiliriz düşüncesindeyiz.

Bölgemiz mermer yatakları açısından zengin bir yapıya sahiptir

  Bölgemiz mermer yatakları açısından zengin bir yapıya sahiptir. Tokat, Türkiye’nin en eski ve yıllanmış mermerlerinin olduğu bölgelerden birisidir. Bu manada bu durum çevrede pek bilinmiyor ama ihracat kapasitesi olarak Türkiye’nin en önde gelen mermer ihracat rakamları bu bölgeden daha çok yükseliyor. Bu manada Organize Sanayi Bölgemizde yer alan mermer fabrikalarının ihtiyacı olan ortak kullanabilecekleri katarak ismi verilen, blok mermerlerin kesilmesi makinesi alınmasıyla ilgili bir proje geliştirdik onu da aynı proje içerisinde sunduk. Bu proje de geçti, onunda sonuçlarını bekliyoruz. Bunların Avrupa Birliğinden çıkması, alınmasından eşit olarak sanayiciler için bir kıvılcım oluşturabildiysek bize ne mutludur. Ekmek kesme makinesi bir ekmeği nasıl bir kerede dilim dilim çıkarıyorsa, aynı şekilde bir blok taş mermerde bu makinede aynı şekilde dilim dilim kesilecektir. Bu makine mermeri dilim dilim kesmekle kalmıyor, mermerin yüzeyini parlatma işini de kesim sırasında yapıyor. Size sadece mermeri boylandırma işi kalıyor. Böyle bir yapılma, değerlendirme aşamasına katkıda bulunmaya çalıştık.

C Kategorisi Yamaç Paraşütü yarışması yapıldı

  Burada yamaç paraşütü için uygun tepecikler vardır. Burada geçtiğimiz yıl, ulusal bir yarışma yaptık. C Kategorisi Yamaç Paraşütü yarışması yapıldı. Bu yarışmaya 150’e yakın yarışmacı katıldı ve 6 gün sürdü. Bunun ev sahipliğini Tokat Valiliğimiz gerçekleştirdi. Bu yarışmanın ilçemiz sınırları içinde olması nedeniyle,  koordinasyonunu ilçe kaymakamlığı olarak biz yaptık. Bunların devamının gelmesi gerekiyordu. 2010 yılı için ulusal olmaktan ziyade uluslar arası olmasıdır. En az AB üye ülkelerin ve yakın komşularımızın katıldığı bölgesel bir yarışmanın ev sahipliğini yapmaya talip olduğumuzu ifade ettik. Bu çalışmalar hızla sürüyor ve ümit ediyorum, bu anlamda bir yarışma düzenlenecektir.

 
                                       
                                            Turhal Kaymakamı Mehmet Ünlü
 
Önceliklerimin biriside eğitimdir

  Önceliklerimin biriside eğitimdir. Özellikle SGS öncesi yapılacak deneme sınavları konusunda LGS sınavlarının ilçe milli eğitim müdürlüğü kanalıyla yapılması konusunda bir çalışma yürüttük. Böylece bu sınavları ilçemizde yapmaya başladık. Burada amacımız, eğitim seviyesini ve kalitesini ve fiziki şartları çok iyi konuma getirmektir. Bu fiziki şartlardan sonra başarı gelmesi gerekiyor. Bu sınavlarla ilgi bir proje gerçekleştiriyoruz. Burada amaç üniversiteye öğrenci sokabilmektir. Öğrenciyi daha çok başarılı kılıp; Anadolu Liseleri, Anadolu Öğretmen Liseleri, Fen Liselerine kaydırabilmektir. Bu bölgede, bu manada bir eğitimde çıta yükseltme çalışması başlattık. Bununda başarı ile tamamlamayı umut ediyoruz.

Kendime özgü kişisel hobilerim vardır

  Kendime özgü kişisel hobilerim vardır. Kim ne görev yapıyorsa yapsın, kaportacı, hakim,  savcı, vali de olsa, Başbakan da olsa hobileri olmalı, yani meslek dışında bir uğraşısı olmalıdır. Pul biriktirmeli, şiir yazmalı, şiir toplamalıdır. Balık tutmalı, olta koleksiyonu olmalıdır. Kısaca bir şey yapmalıdır. Osmanlı Padişahlarının her birinin birer sanatı (zanaatı) vardı. Bu padişahların birçoğu; hat sanatı ile uğraşmış, şiirle uğraşmıştır. Bu işin sınırı yoktur. Neyi seviyorsanız,  içinizden neyi yapmayı istiyorsanız onu yapmanız gerekiyor. Bu müzik aletini çalma olabilir. Ben müzik aletini çalmayı hayal bile edemem, düşünemem. Bu işe biraz daha yatkın olmak gerekiyor. Fakat şiir bu manada bana uygun geldi. Yazdığım şiir çok olmasa, hacimli olmasa da 20’yakın şiirim var. Fakat bu şiirlerin her birisi baba şiirlerdir.

ARA DUYGULAR

Hani bir şey yersinizde tadını tarif edemezsiniz.

Hani ne ekşidir, ne tatlı, ne acı ne de tuzsuz.

Konfeksiyon atölyelerindeki ara elamanları gibi.

Olsalar iyi, olmasalar da olur gibi.

 

İşte böyledir kalıcı dostların tadı.

İşte böyledir kalıcı dostlukların anıları.

Tarifsiz, sessiz bir tattır onlar.

Beklentisiz ve bitimsiz.

 

Ara duygular, ne gurbettir ne de ayrılıktır.

Karşılaştığınızda kırk yıllık dost gibisinizdir.

Ayrılıkta da başkadır. Bir arada bir başkadır.

Seher yeli gibi içinize inşirahtır.

 

Gurbet ellerdeki yalnız sevdalar gibi…

Kangren olmuş senelere inat gibi…

                                     Mehmet Ünlü(06 Aralık 2006-Avanos)

 

Boks, Kick Boks, Muay Thai hakemlikleri yaptım

  Kavgacı, düğüşçü bir insanda değilim, hiçbir kimse ile de kavga etmedim. İyi bir atletim, iyi kaçarım. İzmir’de okuduğum yıllarda, maraton koşularına katıldım. Kısaca çok iyi koşarım. Çocukluğumda bile kavga yaptığımı hatırlamıyorum. Yapmadım desem yalan söylemiş olmam. Ama mesleğin getirdiği bir çevre ile hakem kurslarına katıldım. Bu kurslar; Boks, Kick Boks, Muay Thai hakemlikleri yaptım. Daha sonra uluslararası hakemlikler yaptım. Muay Thai Federasyonu yönetim kurulu üyeliği ve asbaşkanlığı yaptım. Daha Muay Thai Federasyonu başkanvekilliği, Kick Federasyonunda Asbaşkanlık yaptım. Daha Kick Boks Federasyonunda Kick Boks Asbaşkanlığı görevlerini yürüttüm. Bu vesilelerle çeşitli defalar ülkemizin temsili için Milli Takımımızı yurt dışında çok iyi temsil etme sırasında onlara her türlü desteği, katkıyı sağladık ve başarılara imza atıldı. Bu başarı devam ediyor ve devam etmelidir.

Türkiye, Avrupa, ABD’de fotoğraf sergisi açtım

  Zaman zaman fotoğraf çekiyorum. Fotoğraf çekmeyi seviyorum. Hiçbir fotoğrafımı sergi açayım diye çekmedim. Görev yaptığım bir yerde sizin gibi bir gazeteci arkadaşım geldi. Çektiğim fotoğraflardaki birtakım esprileri yakaladı. Bunun üzerine o dönemde meydana gelen Tsunami felaketi yararına o yıllarda Türkiye’de bir fotoğraf sergisi açtım. Daha sonra 5’i Almanya, diğerleri Fransa, Belçika iki tanesi de Hollanda(Amsterdam-Rotterdam) da olmak üzere toplam Avrupa’da 9 fotoğraf sergisi açtım. En son olarak da ABD’ de Şikago’da fotoğraf sergisi açma fırsatı buldum. Turhal’da göreve başladıktan bu süreç yavaşladı. Aslında bu yavaşlama sürecini de ben seviyorum. Her dönemi sevmek gerekiyor. O hızlı dönemde bazen bunalıyorsunuz.

Sıkıntı olmadan, birtakım şeyleri yaşamadan öğrenmek zordur

  Her zamanı bu anlamda iyi sevmek ve iyi değerlendirmek gerekir. Amatör olarak başladığım fotoğrafçılık hobisinde, profesyonelliğe gittiğimi düşünüyorum. Yaptığımız fotoğraf sergisi ile diğer sergileri karşılaştırdığımda en az onların çok gerilerinde olmadığımı, onlara yakın olduğumu söylemek bana uygun düşmez. Arkaya baktığımızda 23 yıl geride kalmıştır. Bunun her dönemini iyi değerlendirdiğimi, geriye baktığımda keşke şunu yapmasaydım diye özel hayatıma ait kaygılarım olmadı. Mesleğin başında yeni olmamız ve konuları iyi bilmediğimizden dolayı o dönemde sıkıntıları diğer meslektaşlarımız gibi bizlerde yaşadık. Sıkıntı olmadan, birtakım şeyleri yaşamadan öğrenmek zordur. Necip Fazıl Kısakürek’in ifadesiyle insan çileyle, sıkıntıların insan hayatında mutlaka olması gerekiyor. Sıfır, yokuşsuz, tümseksiz bir hayat bana göre zevksiz bir hayattır. Mutlaka insan hayatında sıkıntılar olmalı, sıkıntılardan çıktıktan sonra mevcut normal durumu görebilme imkanınız doğuyor.

Hayatta herkesin küçüklü, büyüklü problemleri oluyor

  Duran bir hayatta, bulunduğunuz durumun kıymetin bilmeniz ki Anadolu’daki ifadeyle hayatınıza, sağlığınıza şükretmeniz   çok zordur. O anlamda sıkıntılar, güzel anlar ancak birbiriyle karıştığında fark edilebiliyor, iyiyi görebiliyor, kötüyü ayırt edebiliyorsunuz. Bulunduğunuz duruma şükretmeniz, o zaman daha net, pürüzsüz görebiliyorsunuz. Hayatta herkesin küçüklü, büyüklü problemleri oluyor. Bunları hayatın bir parçası olarak kabul etmek gerektiğini, bunlarla mücadele etmenin, her gün sabahleyin bunlarla uğraşmanın tabiri caizse bir hobi haline getirilebilmesini, bunlarla uğraşmayı bir sağlık problemi yapma yerine, bunları olağan sayarak çözmeyi, sorunları çözdükçe bundan keyif almayı, bunu da bir hobi gibi düşünmeyi, felsefe edinmek gerektiğini, bunları yaparken de yorulmanın, sıkıntı çekmenin insana bir kayıp olmadığını, insanın kendisini geliştirdiğini, sıkıntının olduğu dönemlerdeki durumdan  kurtulup, hiçbir problemin olmadığını,onun keyfini, tadını çıkara karabilmek hazzının daha iyi olduğunu, yoksa dümdüz bir hayatın insana çok bir keyif, mutluluk vermediğini bilmek gerekir.

Başarılı bir bürokratın olmazsa olmazı şu olmalıdır

  Başarılı bir bürokratın olmazsa olmazı şu olmalıdır; bir kere ahlaklı olmalı, fakat ahlaklı olmak yetmiyor, ahlaklı olduğunu göstermek zorundadır. Namuslu olması yetmez, namuslu olduğunu göstermesi gerekir. Dürüst olması yetmez, dürüst olduğunu göstermesi gerekir. Tarafsız olması hiç yetmez, tarafsız olduğunu da göstermelidir. Konuşmalarıyla, duruşuyla, her şeyi ile bunu gösterebilmelidir. Bu şekilde hareket edilmesi halinde; çalışkan olması hiç önemli değil, çalışkan olduğunuzu göstermek zorundasınız, insanların kabul ettiği meziyetler ne ise bunlara haiz olmalıdır. Fakat o haiz olmak yetmez, bunların kendisinde olduğunu göstermek zorundadır. Şu anlamda karıştırmamak gerekiyor. Yaptığı işleri anlatmak değildir. Benim en sevmediğim şey; şunu yaptım, bunu yaptım diye yaptığı işler anlatmak. Bunları bürokraside dezavantaj olarak kabul edebileceğimiz, karşısına bir gün duvar gibi çıkabilecek durum olabilir.

Herkese eşit olduğunuzu göstermeniz gerekiyor

  Onun için yaptıklarımızı değil, kimlik ibrasında bunları yapmak zorundayız. Ben kaymakam olarak kapıdan çıktığımda; özel arabam var, yolda giderken tanıdığım bir bayan doktoru, bir bayan öğretmeni, bir bayan müdire hanımı arabama almak hakkım yok, alabilirim. Fakat kamuoyunun aksi düşüncelerine sebep olmamalıyım. Bu manada ahlaklı, namuslu görünmeliyim. Diğer güzel meziyetlerle ilgili; dürüst, çalışkan olmak gibi bu benzer örnekler verilebilir. Dışarıya o görüntüyü vermemiz gerekiyor. Herkese eşit olduğunuzu göstermeniz gerekiyor. Bu anlamda toplumdaki farklı halk kültürlerine eşit olduğunuzu göstereceksiniz. Farklı inançlarda insanlar olabilir. Onların hepsine yakın olduğunuzu, bu kaymakam bizi seven, bize yakın bir kaymakam dedirtmemiz gerekir. Bunu dedirtemiyorsanız, suçluyu toplumda değil, aynaya baktığımızda gördüğünüz kişide bulmalısınız. Suçlu kendinizsiniz.”

 

Geçen yıldan yeni yıl geçişi sorgulamak

0

   Sokrates’in “Sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değer değildir” diyordu. Her yeni yıla girerken geçmiş yılın bir değerlendirmesi yapılır, ister istemez bir sorgulama yapılmaktadır ve yeni yıla ilişkin planlar yapılır ve beklentiler oluşturulur. Bu sorgulamanın birçok yönden yararları yaşandıkça daha iyi anlaşılıyor. Geçen yıla girerken ne beklediğimi ve beklentilerimin ne kadar gerçekleştiğine yönelik geriye doğru bir ufuk turu yaptığımda artıları ve eksileri ile dolu ve çok yoğun bir yıl yaşadığımı fark ettim. Bilimsel olarak da bütün zorluklara rağmen Dünyaya paralel olarak araştırma kaynaklarının azaldığı bu ortamda bilimsel makaleler, toplantılar, konferanslar, yazılanlar, dersler ve diğer faaliyetler ile dolu dolu bir yılı geçirdiğimizi görülüyor. Umarım önümüzdeki yılda üniversitelerimiz arzulanan ölçüde özerk yapıları sağlanmış bir yüksek öğretim yasasına kavuşur ve bizlerinde daha çok bilim üretmesine olanak sağlayan ortamlar sağlanır.  
   Diğer taraftan yaşamımda ilk defa bu kadar yoğun gündemli, sürekli son dakika haberlerinin olduğu bir yıl geçirdik. Geçen yıl birkaç bilimsel toplantı nedeniyle Amerika, Avrupa ve Asya ülkelerinde çoğu zaman haber niteliğinde sunulacak hiçbir şey bulunmaz iken, ülkemizde haberlerin haberleri saniyede eskittiğine ilk defa tanıklık ettim. Çoğu zaman neyin doğru neyin yanlış olduğu, kimin doğru söylediğinin belirsiz olduğu toz dumanlı dönemler geçirdik. Bilgi kirliliğinin çok yaygın kullanıldığı, güvensizliklerin artığı zaman zaman tansiyonların yükseldiği bunca istenmeyen gelişmeye rağmen 2009 yılını ulusça tamamlamış ve yeni yıla girmiş bulunuyoruz. 
   Yaşanan ekonomik kriz, işsizlik, yaşanan yoğun gündemli siyasi ve sosyal olayların yaratığı kaygılar yanında çevremizde başta Filistin, Afganistan, Irak ve İran olmak üzere akan kan ve gözyaşları insan olarak hepimizi derinden üzmektedir. Belirsizliklerin yoğunlaştığı, insanların karamsar olduğu yeni yıla girişte yine de umudun korunması gerektiğini düşünüyorum. Son birkaç aydır toplumda en azında benim karşılaştığım insanlarda bir karamsarlığın güvensizliğin geliştiği görülüyor. Toplumun en küçük bir konuda bile bir birine ters düştüğü ve ciddi güvensizliklerin olduğu görülüyor. Gençlerin ve öğrencilerimizin karamsar olması, geleceklerine ilişkin yol haritası oluşturmada yetersiz kalması beni en çok rahatsız eden yön. Öğrencilerime karamsar olmak yerine geleceği kurgulamak ve yaşam daha büyük umutlar ile bakılması gerektiğini öneriyorum. Hepimizin sorunları havanda su döverek konuşmak yerine çözüm önerileri geliştirmemiz gerekir. Toplum olarak sorunlara tarafgirlikten ve ön yargılardan uzak biraz daha düşü
   Türkiye’nin sorunlarının çevremizde olup bitenlerden bağımsız olmadığı ve küresel dünyanın çarpık gelişmesinin etkisi altında olduğunu bilelim. Ülkemizde hızla açılan gelir dağılımı makasındaki dengesizlik, yaşam kalitesinin düşmesi, sosyal ve kültürel farklılıkların yarattığı etkiler ve yönetsel sorunlar beraberinde bazı acı sosyal sorunları da doğurmaktadır. Doğal olarak eğitim düzeyinin halen ortalama 4 yıl düzeyinde olması sorunların çözümünü de zorlaştırmaktadır. Artan ve artık taşınamaz düzeyde birikmiş sorunlarına yeni bir model ve yaklaşımla çözülmesi kaçınılmazdır.
   Her şeye rağmen yeni yılda aklın egemenliğinde sağlıklı, mutlu, onurlu ve barış dolu bir evren kette yaşamak zor olmakla beraber mümkündür. Çetin Altan’ın ifadesi ile “Enseyi kararmayalım”. Bir birimize güvenelim. El ele verip ülkemizin sorunlarını kişilerden, otoritelerden ve iktidarlardan beklemenden medeni ölçüler içinde konuşalım ve çözüm önerilerimizi demokratik yollardan önermek için ne yapabiliriz sorusunu kendimize soralım.
Türkiye’nin sorunları ne denli büyük olursa olsun Anadolu’nun tarihi bize bu coğrafyada her zaman sağduyu ve akıl ile birçok zorluğun üstesinden geçtiğimizi gösteriyor. Burada en büyük görev siyasilere düşmektedir. Siyasilerin geçmişte bir birleri ile konuşamamasının ne denli pahalıya mal olduğu hatırlayacak olursak siyasilerin ülke sorunlarını ön yargılardan uzak bütünsellik içinde bakması gerekiyor. 
   Geçmiş yılarda olduğu gibi yazımı yazdığım bu saatlerde birçok insanda yeni yılın nerde ve nasıl kutlanacağı telaşı içindedirler. Bazılarının bilmem kaç yıldızlı otellerde ön masalarda yer ayırtırken, kimileride asgari ücretin olanakları ölçüsünde mütevazı sofralarında gelecek yılın umudunu yeşertecektir. Herkesin bireysel yaşamına saygılı olmayı benimseyelim ancak birlikte yaşadığımız dünyada alttakileri de düşünelim. Aynı zamanda artan çevre kirliliği ve iklim değişimlerinin insan eksenli boyutun da düşünmeden de geçmeyelim. Bilinçli ve sistematik olarak çalışalım, üretelim, ülkemizde yanlışları uygarca tartışalım aynı zamanda yeni bir yılı mutluluk ve huzur içinde girmek dileği ile kutlayalım. Bu duygular ile ülkemiz insanının sağduyu ile bilinç zenginliği ile girmesini dilerim. Umudum ve önümüzdeki yılda ülkemizin yaşanılabilir ve yönetilebilir bir modele kavuşmasıdır. 
   Sağlıcakla kalınız.

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar: “Üretici birliklerinin güçlendirilmesi

0

Haber: İlker ÇAKAN

   Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, TZOB Genel Merkezinde 30 Aralık 2009 tarihinde düzenlediği basın toplantısında; “2009 yılında gıda fiyatlarındaki değişim tüketiciyi nasıl etkiledi? Aralık ayı üretici, hal, pazar ve market fiyatlarındaki son durum ne? 2009 yılında marketlerde fiyatı en çok artan ürün ve en çok düşen ürün hangisi? 2009 yılında gıda fiyatlarında nasıl bir değişim gerçekleşti? Üretici-market fiyatları arasındaki makas açılıyor mu? Perakende fiyatlarında yaşanan değişim üretici fiyatlarına nasıl yansıyor?” konularında yaptığı açıklamada şunları söyledi;

Üretici ile market fiyatları arasındaki fark hala yüksektir

   “Değerli basın mensuplarımızın da takip ettiği üzere, bazı önemli ürün ve gıdalardaki fiyat değişimleri ile ilgili çalışmalarımıza 2,5 yıldır devam etmekteyiz. Amacımız, fiyat değişimlerini ortaya koyarak, spekülatif hareketler konusunda kamuoyunu doğru bilgilendirmek üzere gelişmeleri aktarmaktır.2009 yılını tamamladığımız şu günlerde geçen aya ve geçen yıla göre fiyat gelişmelerini değerlendireceğiz. Aralık ayı itibarıyla üretici ve market arasındaki fiyat farkının bazı ürünlerde %382’lere ulaştığı görülmektedir. Fiyat farkının yüksek olduğu ürünlere baktığımızda, %381,7 ile domates, %357 ile elma, %347,1 ile patlıcan, %313,4 ile sivri biber ilk sıralarda yer almaktadır. Görüldüğü üzere, üretici ile market fiyatları arasındaki fark hala yüksektir.

Tüketicilerimiz  harcamalarını kısmak zorunda kalmaktadır

   Verilerden de anlaşılacağı üzere, üretici fiyatları ile market fiyatları arasındaki fark, tüketicilerin dengeli beslenmesi önündeki önemli engellerden birini oluşturmaktadır. Alım gücü her geçen gün azalan tüketicilerimiz harcamalarını kısmak zorunda kalmaktadır. Aralık ayında market fiyatlarına baktığımızda; 5 üründe fiyat değişimi olmazken, 10 üründe azalma, 14 üründe ise fiyat artışı olmuştur. Nohut, pirinç, kuru üzüm, yumurta, ve toz şeker fiyatlarında değişim görülmezken, yeşil mercimekte %0,7, kuru kayısıda %0,8, dana etinde %0,9, fındıkta %1,4, kırmızı mercimekte %1,9, ıspanakta %4,7, armutta %7,5, mandalinada %7,9, elmada %10,3, kuru incirde %13,9 fiyat düşüşleri görülmüştür. Buna karşılık, patlıcanda %36,2, soğanda %33,4, havuçta %18,6, sivri biberde %18,2, salatalıkta %16,4, yeşil fasulyede %14,9, tavuk etinde %10,9, patateste %7,4, pırasada %5,6,  sütte %4,1, limonda %1,9, kuzu etinde %1,5, domateste %1,5, kuru fasulyede ise  %1,4 fiyat artışları olmuştur.

Soğan üretiminin geçen yıla göre gerilemesi

   Aralık ayında üretici fiyatlarına baktığımızda; 11 üründe fiyat değişimi olmazken, 3 üründe azalma, 13 üründe ise fiyat artışı olmuştur. Domates, armut, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru üzüm, kuru incir, fındık ve yumurtada  fiyat değişimi görülmezken; salatalıkta %31,9, patlıcanda %30, soğanda %26,7, patateste %21,4, havuçta %12,5, pırasada %11,1, ıspanakta %8,3, kuru kayısıda %8,3, yeşil fasulyede %7,4, sütte %5, sivri biberde %3,7, limonda %2,6 ve dana etinde %2,2 fiyat artışları görülmüştür. Salatalık, patlıcan, biber, yeşil fasulye gibi ürünlerde bu mevsimdeki arz örtü altı üretimden sağlanmaktadır. Bu ürünlerde arzın sadece seralardan sağlanması ve bazı seraların doğal afetlerden zarar görmesi nedeniyle üretici fiyatları bir miktar yükselmiştir. Soğan üretiminin geçen yıla göre gerilemesi ise fiyat artışında etkili olmuştur.

Devletin ayırdığı ve devreye soktuğu teşvik uygulamasının sonucu

   Hayvansal ürün fiyatlarında arz ve talepteki değişime bağlı olarak üretici fiyatlarında artış görülmüştür. Kurban Bayramı nedeniyle canlı hayvan talebindeki artışa bağlı olarak et fiyatlarındaki yükselme bu ay dana etinde de devam etmiştir. Geçen yıl süt ve et fiyatlarındaki düşüşe karşılık yem fiyatlarındaki aşırı artışlar nedeniyle süt hayvanları kesime gitmiş, buna bağlı olarak süt arzında sıkıntı yaşanmıştır. Mevsimsel arz azalmasına ilave olarak piyasadan süt çekilip süttozuna çevrilmesi amacıyla Devletin ayırdığı ve devreye soktuğu teşvik uygulamasının sonucunda, ülkemizde son aylarda süt fiyatları normal düzeyine gelmiştir.  

   Buna karşılık üretici fiyatlarında kuzu etinde %1,6, elmada %4,3, mandalinada %14,7 fiyat düşüşleri görülmüştür. Fiyatı düşen ürünlere baktığımızda, elma üretim miktarındaki artışa ve ihracatta yaşanan sıkıntılara bağlı olarak elmada fiyat düşüşleri görülmektedir. Mandalinada ise tam hasat dönemi olması nedeniyle fiyatlar geçen aya göre bir miktar düşmüştür. 

Fiyatları yıllık bazda değerlendirecek olursak;

Üretici ve market fiyatları arasındaki makas azalmıştır

   Marketlerde ve üreticilerde soğan, patates, limon ve mandalina fiyatı en fazla artan ürünler olmuştur. Geçen yıla göre üretici ve market fiyatları arasındaki makas azalmıştır. Üretici ve market fiyatlarındaki fiyat makası geçen yıla göre azalış göstermiştir. Nitekim 2008 yılının aralık ayında ortalama %261,1 olan fiyat makası, %222,8’e düşmüştür. Bu durum tüketicinin alım gücünün azaldığının bir göstergesidir. Nitekim marketler talebi artırmak için da az kar marjı ile satış yapmıştır. Üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkına bazı ürün grupları itibarıyla baktığımızda 2008 yılının Aralık ayında yaş meyve sebzede 468,7, baklagillerde %351,5, pirinçte %273,2, kurutulmuş ürünlerde %303,7, hayvansal ürünlerde %269,6’lara varan fiyat farklarının, 2009 yılında yaş sebze ve meyvede %381,7, baklagillerde %248,3, pirinçte %169, kurutulmuş ürünlerde %210, hayvansal ürünlerde %188,3 olduğu görülmektedir. Üretici ve market arasındaki fiyat farkı tüm ürün gruplarında azalış göstermiştir.

Marketlerde 2009 yılında fiyatı en çok artan ürün soğan

   Üretici market fiyatları arasındaki farkın azalışında Birliğimizin  uyarıları etkili olmuştur. Spekülatif fiyat atışlarının önlenmesine yönelik yaptığımız açıklamalar, fiyat artışlarını dizginlemiştir. Marketlerde 2009 yılında fiyatı en çok artan ürün soğan, fiyatı en çok düşen ürün kuru incir olmuştur.Fiyat değişimlerine baktığımızda; marketlerde geçen yılın aynı ayına göre 2009 yılında fiyatı en çok artan ürün soğan, fiyatı en çok düşen ürün kuru incir olmuştur.  Marketlerde toplam 26 üründen 1 üründe(kuru fasulye) fiyat değişimi olmazken, 13 üründe fiyat artışı, 12 üründe fiyat düşüşü gerçekleşmiştir. Marketlerde geçen yılın Aralık ayına göre fiyat atışı görülen ürünler, sırasıyla, soğan (%115,7), patates (%44,1), limon (%43,7), mandalina (%23,4), havuç (%17,1), yeşil fasulye (%14,9), fındık (%14,1), patlıcan (%11,2), dana eti (%10,1), süt (%10,1), nohut (%7,7), yeşil mercimek (%2,5), sivri biberdir (%1,2).Marketlerde geçen yılın Aralık ayına göre fiyat düşüşü görülen ürünler ise ıspanak (%0,5), kuru üzüm (%0,9), yumurta (%4,6), pırasa (%7,4), kuru kayısı (%7,8), pirinç (%8,1), armut (%8,7), kırmızı mercimek (%9,9), salatalık (%11,2), elma (%12,4), domates (%14,7), kuru incirdir (%19,6).

   Üreticilerde 2009 yılında fiyatı en çok artan ürün soğan, fiyatı en çok düşen ürün kuru incir olmuştur. Üretici fiyatlarına baktığımızda geçen yıla göre 2009 yılında fiyatı en çok artan ürün soğan, fiyatı en çok düşen ürün kuru incir olmuştur. Üreticilerde toplam 26 üründen 1 üründe(yeşil fasulye) fiyat değişimi görülmezken, 17 üründe fiyat artışı, 8 üründe fiyat düşüşü gerçekleşmiştir. Üretici fiyatlarında geçen yıla göre artış görülen ürünler sırasıyla, soğan (%150), mandalina (%84), patates (%80,8), fındık (%74), kuru üzüm (%73,3), limon (%58,5), dana eti (%50), kuru kayısı (%44,4), süt (%41,1), nohut (%39,5), pirinç (%27,6), salatalık (%20,0), kuru fasulye (%13,6), havuç (%12,5), patlıcan (%8,3), pırasa (%4,2), ıspanaktır (%3,6). Soğanda görülen fiyat artışı, geçen yıl soğanın para etmemesi nedeniyle, üretim miktarındaki düşüşe bağlı olarak arzdaki daralmadan kaynaklanmaktadır.

2009 yılında nohut ve kuru fasulyede fiyat artışı

   2008 yılı Aralık ayı ile 2009 yılı Aralık ayı verilerini kıyasladığımızda limonun kilogram fiyatı 41 kuruştan 65 kuruşa çıkmıştır. Bu artışta Arjantin’de meydana gelen don nedeniyle arzdaki daralma etkili olmuştur. Mandalina fiyatlarında da bir artış görülmektedir. Bu ürünlerde görülen artışta domuz gribi nedeniyle talep artışı da etki etmiştir. Baklagillerdeki fiyat artışına baktığımızda, 2009 yılında nohut ve kuru fasulyede fiyat artışı devam etse de kuru fasulye rekoltesinde düşüklük, çiftçi gelirlerinde istenen artışın gerçekleşmesine engel olmuştur.

2008 yılında fındıkta  yüksek rekolteye bağlı olarak fiyatlar düşmüştür

   Fındıkta ise,  2008 yılında yüksek rekolteye bağlı olarak fiyatlar düşmüştür. 2009 yılında rekoltede düşüş gerçekleşmesinin  yanı sıra, TMO’nun fındık piyasasından çekilmesi, fındık fiyatlarının serbest piyasa şartlarına bırakılması sonucunda üreticinin pazara ürününü hemen indirmemesi neticesinde fındık fiyatları 2009 yılında bir önceki yıla göre artış göstermiştir. 

Ette üretici fiyatlarındaki artışa baktığımızda; yaşanan fiyat artışlarını birçok nedene bağlamak mümkündür:

Özellikle koyun ve keçi sayısındaki azalma

   Özellikle koyun ve keçi sayısındaki azalma, İhracatın artması, zaten iç piyasada az olan ürünlerin ihracat artışıyla birlikte piyasada arz-talep dengelerinin bozulması, Sınır ülkelerde fiyatların yükselmesi nedeniyle söz konusu komşu ülkelere doğru illegal hayvan çıkışlarının artması, 2008 yılında et ve süt fiyatlarının düşük seyretmesi nedeniyle üreticilerin hayvanlarını kesmesi, neticede besiciye yeterince materyal temin edilememesi,  2009 yılı ortalarına kadar uzun süredir, üretici et fiyatlarında ciddi bir artışın olmaması, geçtiğimiz Kurban bayramı öncesinde 1,5-2 milyon baş hayvanın besiye çekilmesi ve bu durumun arz-talep dengesini bozması gibi nedenlerle kırmızı et fiyatı artış göstermiştir.

   2008 yılının son aylarında başlayan süt sektöründeki kriz; süt üretimine katkı sağlayan materyal eksikliğinden dolayı süt üretiminde, dolayısıyla arzda sıkıntı yaşanmasına sebep olmuştur. Buna mevsimsel arz azalması ve piyasadan süt çekilip süttozuna çevrilmesi amacıyla Devletin ayırdığı ve devreye soktuğu teşvik uygulamasının da eklenmesi ile fiyatların tüm dünya ülkelerinin aksine ülkemizde son aylarda yükselişe geçmesine neden olmuştur.

Süt fiyatları 2009 yılının ilk ayından itibaren düşmeye başlamıştır

   Ülkemizde üretici süt fiyatları 2009 yılının ilk ayından itibaren düşmeye başlamıştır. Her ne kadar 2009 yılının son aylarında bir artış görülse de tüm yıl olarak değerlendirdiğimizde, süt üreticisinin yeterince gelir elde edememiştir. Üretici fiyatlarında geçen yıla göre düşüş görülen ürünler yumurta (%4,8), sivri biber (%6,7), yeşil mercimek (%7,6), armut (%13,2), elma (%18,5), domates (%20), kırmızı mercimek (%32,7) ve kuru incirdir (%40). 2008 yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesinin genelinde ve İç Anadolu Bölgesinin bazı yörelerinde, 2009 yılında ise yine Güneydoğu Bölgesinin bazı illerinde yaşanan kuraklık, kırmızı mercimek başta olmak üzere baklagiller üretimini olumsuz etkilemiştir. Kırmızı mercimekte 2008 yılında üretim miktarının kuraklık nedeniyle %78 oranında azalması ile üretici fiyatlarında hızlı bir yükselme olmuştur.  2009 yılında üretim miktarları artmasına bağlı olarak fiyatlar bir önceki yıla göre gerilemiştir.

Elmada verilecek olan ihracat teşviği

   Elma üretimi artmasına rağmen, pazarlama imkanlarının artırılamaması ve ürünlerin depolarda muhafaza edilerek üretici tarafından peyderpey piyasaya sürülememesi gibi nedenler elma fiyatlarında düşüşe yol açmıştır. Birliğimizce Dış Ticaret Müsteşarlığına yazı yazılarak durum anlatılmış, elma ihracat iadesi yardımı verilmesi talep edilmiştir. Elma ihracatına 50 $/ton ihracat iadesi verilmesine yönelik Bakanlar Kurulu Kararı Aralık ayı içinde yayınlanmıştır. Elmada verilecek olan ihracat teşviği ile önümüzdeki dönemde elma fiyatlarının normal seviyesine gelmesi beklenmektedir. 2009 yılında kuru incir rekoltesi bir önceki yıla göre yaklaşık % 20 artış göstermiştir. Rekolte artışı fiyata yansımış ve Ağustos sonunda piyasaya sürülen yeni ürün fiyatı, geçen yıl kuru incir fiyatından daha düşük oluşmuştur. İncirin kurutma zamanında meydana gelen yağışlar da kaliteyi olumsuz etkilemiş ve fiyatlara da düşüş şeklinde yansımıştır.

Üretici fiyatları ile market fiyatlarındaki yıllık değişimi

   Üretici fiyatları ile market fiyatlarındaki yıllık değişimi birlikte değerlendirdiğimizde;

Yeşil mercimek ve sivri biberde üretici fiyatı düşerken, market fiyatı artmıştır.

Kuru incir, armut, elma, domates, kırmızı mercimekte market fiyatlarındaki düşüş üreticiden daha az olmuştur. Üretici fiyatları daha çok düşerken market fiyatları daha az düşmüştür.

Havuç ve patlıcanda market fiyatları üretici fiyatından daha fazla artış göstermiştir. Yeşil fasulyede üretici fiyatı değişmezken market fiyatı artmıştır. Tüketicinin alım gücü her geçen gün azalmaktadır. Alım gücü azalan halk yeterli ve dengeli beslenememektedir. Ayrıca, yaşanan ekonomik sıkıntılar karşısında binbir emekle üretime devam etmeye çalışan üretici yeterli gelir elde edemezken, tüketiciler de bu ürünleri pahalıya tüketmektedirler.

Ülkemizde etkin pazarlama organizasyonlarının kurulamamış olması

   Ülkemizde etkin pazarlama organizasyonlarının kurulamamış olması, taşıma ve depolama sistemlerinin yeterince gelişmemiş olması, mevcut sistemin aracılar tarafından kontrol edilmesine neden olmaktadır. Bu durum ise piyasa aktörlerinin işine yaramakta ve fiyatların bu aktörler tarafından speküle edilmesine zemin oluşturmaktadır.Üreticilerin örgütlü bir güç haline gelememesi, piyasada arzı düzenleyici değil, yalnız tedarikçi rolü üstlenmesi nedenleriyle, piyasa oluşumunu etkileyememekte ve gelişmelerden olumsuz etkilenmektedir.

Pazarlamadaki sorunlar hem üreticiyi hem de tüketiciyi vurmakta

   Pazarlamadaki sorunlar hem üreticiyi hem de tüketiciyi vurmakta, düzen aracılara, spekülatörlere ve süpermarket zincirlerine yaramaktadır. Yani, üretici ve tüketicinin cebinden çıkıp onların cebine girmektedir. Üreticilerimiz ürettikleri üründen hak ettikleri geliri elde edemezken, tüketicilerimiz bu ürünleri pahalıya tüketmek durumda kalmaktadır. Bunun yanı sıra alım gücü azalan tüketiciler ise bu ürünlerden bir kısmına erişemediği için dengeli beslenememektedir.

Üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkının kapatılabilmesi
   Üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkının kapatılabilmesi, üreticilerimizin pazarlamada sıkıntı yaşamadan emeğinin karşılığını almaları, tüketicilerimizin de bu ürünleri uygun fiyatla tüketmesinin sağlanması bakımından, üretici ve tüketicilerin örgütlenmeli, ürünlerin üreticiden tüketiciye ulaşana kadar, pazarlama zincirinde yer alan tüm taraflar gereken hassasiyeti göstermelidir. Bu işin kökten çözümü, Avrupa Birliği’nde olduğu gibi üretici birliklerinin güçlendirilmesi ve pazarlamada etkin bir rol almasının sağlaması ile olacaktır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

 

 

Azerbaycan’da yerel seçimler analizi

0

   Azerbaycan’ın tarihsel birikiminde ve geleneklerinde yerel yönetim olgusu yok denecek kadar azdır.  Azerbaycan’da dört ayrı sistemin egemen olduğunu görmekteyiz. Önce Çarklık Rusya’sı, ardından kısa süreli bir bağımsızlık dönemi, Sosyalist yönetim ve 1991 sonrası yeniden bağımsızlık. Bu dönemlerde demokratik bir yerel yönetimden söz etmek mümkün değildir.

   Dünyada tüm ülkeler, yönetim sistemleri içerisinde yerel yönetimlere yer vermektedirler. Batıda örnekleri 10. yüzyıldan itibaren görülen yerel yönetim birimleri Azerbaycan’da son zamanlardan itibaren kurulmaya başlamıştır. Devletin merkeziyetçiliği ve yerel yönetimlere biçilen rol ve dolayısıyla da Azerbaycan’da yerel yönetimler, merkezi idarenin taşradaki uzantıları olmaktan öteye geçememektedir.

   Dolayısıyla da Azerbaycan’da yerel yönetimler son yıllara kadar adı olan ama fonksiyonlarını yerine getiremeyen kurumlar olarak kalmışlardır. Onun için Azerbaycan’da ciddi bir yerel yönetim reformuna ihtiyaç bulunmaktadır. Bu reformlarla genellikle yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, merkezi birimlerinden yerel yönetimlere doğru görev ve kaynak aktarımının yapılması, yerel yönetimlere belli konularda özerklikler verilmesi, halkın katılımını artırıcı uygulamaların geliştirilmesi gerekmektedir. . 

   Azerbaycan vatandaşlarının belediyeler hakkındaki görüşleri şöyle özetlenebilir: Vatandaşların belediye hizmetlerinden orta düzeyde şikayetçi olduğu görüşü hakimdir.
Çalışanların büyük bölümü belediyelerin yarı özerk kuruluş olduğunu düşünmektedir.

   -Belediyeler üzerinde sınırlı bir merkezi denetimin olması görüşü hakimdir.
   -Çalışanların önemli bir bölümü belediyelerin gelirlerinin az, görevlerinin fazla olduğu görüşüne sahiptir.
   -Belediyelerin vatandaşların hizmet ile ilgili görüşlerinin karar alma sürecinde orta düzeyde dikkate alındığı çalışanlarca kabul edilmektedir.
   -Belediyelerin yerel vergi koyma yetkisine sahip olmaması gerektiği düşünülmektedir.
   -Yerel halkın belediye meclis toplantısına katılım konusunda teşvik edilerek, karar alma sürecinde halk desteğinin arttırılması düşünülmektedir.
   -Yönetim kademesinde personel performansının dikkate alınmadığı görüşü hakimdir.

   -Belediye personel rejiminin, merkezi personel rejiminden ayrılması gerektiği düşünülmektedir.

   -Belediye hizmetlerinin nitelikli personel istihdamı ile olabileceği düşüncesi hakimdir.

  – Belediyede  özelleştirmenin temel nedeni verimlilik / etkinliği artırmak olarak değerlendirilmektedir.

   -Belediyelerin, merkezi idarenin ağır denetiminde olduğu görüşü hakimdir. 

   -Belediyelerin yeterli görev ve gelire sahip olmadığı görüşü hakimdir.  

   -Personelin yaptığı iş ve çalıştığı kurumdan memnun olmadığı görüşü hakimdir.

   -Yerel yönetimlerin etkin ve verimli hizmet sunmadı görüşü hakimdir.

    Bilindiği gibi, Azerbaycan’da düzenlenen referandumda, cumhurbaşkanının görev süresiyle ilgili sınırlama kaldırıldı. Cumhurbaşkanının görev süresine uygulanan sınırlamanın kalkmasının da aralarında bulunduğu 29 anayasa değişikliğine, oy kullananların yüzde 92’si evet dedi.

    Milli Meclis, Azerbaycan Anayasa`nın 29 maddesinde yapılacak 41 değişiklikle ilgili Halk Oylaması Yasa Teklifi’ni 19 Aralık`ta kabul etmişti.

   Halk oylamasında bir kişinin en fazla 2 dönem cumhurbaşkanı olabileceği sınırlamasının kaldırılması ile savaş durumunda seçimlerin ertelenmesi maddeleri kabul edildi. Referandumda, anayasanın 101’inci maddesindeki “bir kişinin 2 defadan fazla cumhurbaşkanı seçilemeyeceği” kısıtlamasının kaldırılması, daha önce cumhurbaşkanlığı yapmış şahıslara “eski cumhurbaşkanı” statüsü verilmesi, halen 125 olan milletvekili sayısının 150’ye çıkarılması halkoyuna sunuldu ve kabul edildi.

   İlgili yasaya göre, halkoylamasının geçerli olması için öncelikle katılımın yüzde 25’ten az olmaması gerekiyor. Anayasanın 101. maddesine ‘savaş durumunda Azerbaycan’da Cumhurbaşkanı seçimleri yapılmaması’ değişikliğine seçmenlerin 91,73′ ü evet, yüzde 4,6′ sı hayır, yüzde 3,66′ sı ise tarafsız oy verdi.
   Son yapılan Anayasa referandumunda, belediyelerin çalışmalarıyla ilgili Azerbaycan Milli Meclisine bilgi vermeleri değişiklikliyi halkoyuna sunuldu ve kabul edildi.

Azerbaycan’da halk, yerel seçimler için üçüncü kez sandık başına gitti. Seçimde şu ana kadar herhangi bir olay meydana gelmediği kaydedildi. Kesin sonuçların 11 Ocak 2010 tarihinde kamuoyuna duyurulacağı açıklandı. Azerbaycan’da halk belediye seçimleri için sabahın erken saatlerinde oy vermek için sandık başına gitti.

   Ülke genelinde oy verme işlemi 23 Aralık 2009 sabah 08.00’da başladı. Azerbaycan genelinde 118 seçim bölgesi ve 4 bin 813 oy verme merkezi bulunuyor. Azerbaycan’da yapılan bu belediye seçimlerinde bin 718 belediye başkanı ve 15 bin 682 belediye meclis üyesi seçilecek. Ülke genelinde seçimlere 31 bin 861 kişi aday oldu. Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Mezahir Penahov, seçimleri 50 bin kadar gözlemcinin takip ettiğini söyledi. Seçimleri izlemek için 52 uluslar arası gözlemci bulundu. 

   Seçimlerde, bin 718 belediye için 16 bin belediye meclisi üyesi belirlenecek. Meclis üyeleri de aralarında belediye başkanlarını seçecek.   Bağımsızlardan 30 bin civarında aday başvurdu. Azerbaycan’da yaklaşık 4 milyon 500 kayıtlı seçmenin bulunduğu söylendi. 18 siyasi parti ve bağımsızlardan 31 bin adayın yarıştığı seçimde bin 718 belediye için, yaklaşık 16 bin belediye meclisi üyesi seçildi..

   Merkezi Seçim Komisyonundan yapılan açıklamada, 23 Aralık saat 17.00 itibariyle katılım oranının yüzde 28,51 olduğu belirtildi. Azerbaycan’da, demokratik ve siyasal katılımı sağlamanın yolu yerel yönetimlerden geçer. Ama bu yerel yönetim düşüncesi kamuoyuna gereği kadar aydınlatılmamıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde devletin merkeziyetçiliği ve yerel yönetimlere biçilen rol ve dolayısıyla da Azerbaycan’da yerel yönetimler (Belediyeler), merkezi idarenin taşradaki uzantıları olmaktan öteye geçememektedir.

   Azerbaycan’da yerel yönetimler son yıllarda adı olan ama fonksiyonlarını yerine getiremeyen kurumlar olarak kalmışlardır. Azerbaycan’da son yıllarda yerel yönetimlerle ilgili reform tartışmaları gündemin baş maddesi haline gelmiştir. Azerbaycan idari yapılanmasının değiştirilmesi gerektiği konusunda genel bir mutabakat vardır. Azerbaycan vatandaşları bazı reformlar yapıldığı takdirde, kamu hizmetlerini daha iyi yerine getirileceğine ve sıkıntıların giderileceğine inanmaktadırlar.   

 

 

 

Turgut Özal ekonomi ödülü

0

Haber: İlker ÇAKAN
  Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği,  TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na “Turgut Özal Ekonomi Ödülü” verecek. Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği tarafından, eski Başbakan ve 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal adına verilecek ödüller, 29 Aralık 2009 Salı günü saat 15.00’de Ankara-Bilkent Oteli’nde gerçekleştirilecek törenle ödüle layık görülenlere takdim edilecek.

  Törende; TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na “Turgut Özal Ekonomi Ödülü”, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Turgut Özal Dünya Barışına Katkı Ödülü”,Türkçe Olimpiyatları Tertip Komitesi adına Başkan Mehmet Sağlam’a, “Turgut Özal Özel Ödülü” ve Prof. Dr. İhsan Doğramacı’ya “Turgut Özal Bilim ve Teknolojiye Katkı Ödülü” verilecek. Ödül töreni öncesinde, eski Bakanlardan Vehbi Dinçerler ile Gazeteci Cengiz Çandar ve Taha Akyol birer konuşma yapacak. 

 

Öğretmenlere tatil ödülü

0

Haber: İlker ÇAKAN

   Trabzon-Of Kaymakamı Tuncay Sonel; 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle düzenlenen gecede günün anısına kurayla belirlenecek 24 öğretmene İstanbul’a bir hafta sonu geziye gönderilmesi sözü vermişti. Bu nedenle Trabzon’dan uçakla   İstanbul’a giden ve burada iki günlük hafta sonu tatilini İstanbul’un tarihi ve turistik yerlerini gezerek geçiren, eşsiz mekanlarında yemeklerini yiyip, kız kulesinde kahvelerini içen ve boğazın eşsiz güzelliğini izleyerek, kısa süreli de olsa farklı bir ortamda hafta sonlarını geçiren öğretmenler, Kaymakam Tuncay Sonel’e teşekkürlerini ilettiler. Of’ta daha önce de okul öncesinde başarılı 10 öğretmen Selanik gezisi, okuma yazma kampanyalarında başarılı olan 10 öğretmen Halep-Şam gezileri ile ödüllendirilmişlerdi.

 
                             
                                  Trabzon-Of’lu öğretmenlerin İstanbul gezisi (1)
 
Kamu görevlilerimiz işlerinde başarılı olsunlar

   Kaymakam Tuncay Sonel, başarılı kamu görevlilerimiz yurtdışı ve yurtiçi gezilerle ödüllendirmelerimizin devamı gelecek, bundan sağlık camiamız da faydalanacak yeter ki kamu görevlilerimiz işlerinde başarılı olsunlar, bu arada bu tür gezilerde bize destek olan hayırseverlerimize de teşekkürlerimi iletiyorum diyerek duygularını dile getirdi.

 
                                                 
                                         Of’lu öğretmenlerin İstanbul gezisi (2)
 

27 yıllık meslek hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşıyorum

   Of-Kıyıcık İlköğretim Okulu öğretmenlerinden Mehmet Hilmi Kılıç, 27 yıllık meslek hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşıyorum. Bu geziyi hayatım boyunca unutmayacağım. Bizlere bu imkânı sağlayan Sayın Kaymakamımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum dedi.

 
                                     

                                         Of’lu öğretmenlerin İstanbul gezisi (3)

 

 

 

 

 

 

 

 

Malatya Valisi Dr. Ulvi Saran: “Aramızdaki muhabbetin artması”

0

Haber: İlker ÇAKAN

   Malatya Belediye Başkanı Ahmet Çakır tarafından, Muharrem  ayı nedeniyle. 25 Aralık Cuma günü verilen  iftar yemeğine; Malatya Valisi Doç. Dr. Ulvi Saran, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik, Cumhuriyet Savcısı Ali Ceyhun Ceylan, İl Müftü Vekili Mehmet Yılgın, Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Merkezi Vakfı Başkanı Hasan Meşeli,  Zeynel Abidin Türbesi Vakfı Başkanı Erdoğan Ünverdi, Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi (CEM) Vakfı Başkanı Eşref Doğan, siyasi parti il başkanları, sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle birçok davetli katıldı.

   Yemekte bir konuşma yapan Malatya Belediye Başkanı Ahmet Çakır şunları söyledi; “Muharrem ayının ve Aşure gününün İslam aleminde ayrı bir yeri var. “Bugün haksızlık karşısında susmayan, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in biricik torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatma’nın ciğerparesi Hz. Hüseyin ve 70 arkadaşının Kerbela’da şehit edilişinin yıl dönümü nedeniyle bir aradayız. Hz. Hüseyin ve yol arkadaşlarını rahmetle anıyoruz. Muharrem ayı ve bu iftar yemeğimiz kardeşliğimizin pekişmesine ve daim olmasına vesile olmasını temenni ediyorum.”

   Daha sonra bir konuşma yapan Malatya Valisi Dr. Ulvi Saran da şunları söyledi;  “Bu tür organizasyonlar kardeşliğimizin pekişmesine birlik, beraberlik ve sevgi bağlarının daha da güçlenmesine vesile olacaktır. Aramızdaki muhabbetin artması; birlik, beraberlik bağlarımızı da kuvvetlendirir.” Malatya Müftü Vekili Mehmet Yılgın’da yaptığı konuşmada Muharrem ayının önemine değinerek, birlik ve beraberlik mesajları verdi.

   Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi (CEM) Vakfı Başkanı Eşref Doğan, Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Merkezi Vakfı Başkanı Hasan Meşeli ile  Zeynel Abidin Türbesi Vakfı Başkanı Erdoğan Ünverdi de yaptıkları konuşmalarda  birlik ve beraberlik mesajları verdiler.

 
                                           

                                   Muharrem ayı nedeniyle verilen iftar yemeği

 

 

Şiirsel yolculuklarda beş yıl

0

  Yaşam içersinde, zaman zaman anılar penceresinden geçmişi seyrettiğimiz çok olur.Takılırsınız sizi alıp götüren bir filim şeridi gibi gözlerinizde seyreden düşler zincirinin peşine ve uyandığınızda kim bilir kaç yıl kat ettiniz, kim bilir ne kadar derinliklerine indiniz ömür kürenizin. Benimse her Aralık ayında ilk yüreğime dokunan, duygu yoğunluğunu yaşadığım olaydır Kemer Gözcü Gazetesindeki Şiirsel Yolculuklar Köşesinin doğuşu.

  Hafızam beni yanıltmıyorsa iki bin üç yılı içersindeydi, Saffet kardeşimin; “Ağabey neden birlikte çalışmıyoruz. Sana gazetede bir köşe tahsis edelim gönlünce yaz.” Dediği. “Saffet, şimdilik düşünmüyorum zaman ayıramam yeterince.” Demiştim. Takvimler iki bin dört yılının her hangi bir noktasında şu an gerçekten hatırlayamıyorum ama yılsonlarına doğru olsa gerek, Saffet kardeşimin teklifini gayet dostane bir şekilde biraz da sitem dolu yenilemesi, benim olayı daha ciddi düşünmeme neden oldu.

  Kaç zaman dilimi tüketildi bilmiyorum. Kardeşim karar verdim köşe hazırlayacağım diye telefon ile haber verdim kendisine. Tarih 18 Aralık 2004, Kültür Sanat ve Esnaf Sanatkâr başlıklı ilk köşe yazımı yayınladığım gün Kemer Gözcü Gazetesinin sayfalarından birisinde. Bana sıkça sorulan sorulardan birisiydi, “Bunca iş arasında nasıl zaman buluyorsun şiir yazmaya? ” birde, “Ne kadar tezat uğraş, şiir ve metal işleri.” Benim geçimimi sürdürdüğüm meslek ile uğraştığım edebiyatın aslında bir birinden farkı olmadığını anlamakta zorlanıyordu birçok insan. Belki de bu yüzden gerek duymuştum aslında zanaat ve sanat dalının, bir birinden farkı olamadığını anlatmaya. Zanaatkâr insan, toplumun gözü, kulağı, dilidir. Sanatkâr da öyle. Bence aynı misyonu yüklenmişlerdir. 

   Kemer Gözcü Gazetesindeki Şiirsel Yolculuklar, günlük yoluna devam ederken , bu yolculuk kervanında benimle birlikte bu güne kadar yol alan, tespit edebildiğim kadarı ile  iki yüz üç civarlarındaki gönül dostunun, binlerce şiiri, yüreğinin sesini paylaşmışım sizlerle.  

   Yurdumun dört bir yanından, yüzlerce şiir emekçisi. Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan yine yurdumdan uzakta ama doğduğu topraklardan saçaklarını sökmemiş, havasını suyunu, güneşini Anadolu topraklarından alıp yer küreye renklerini saçan, Türkiye’min o nadide çiçekleri. Yüreklerinin seslerini paylaştı bizimle geride kalan beş yıl boyunca.

   Şiirsel yolculukların ilk günlerinde, birkaç okuyucunun olumlu tepkisini dışında tepki almamak biraz üzmüştü ne yalan söyleyeyim. Hatta ilk aylarda birkaç defa, Kemer de yaşayıp ta şiire ilgi duyan, yazan yürek emekçilerine seslenmiştim köşe aracılığı ile. Benimle iletişime geçmelerini şiirlerini Şiirsel Yolculuklar köşesinde okuyucu ile paylaşmalarını önermiştim. Sanıyorum toplum olarak duygularımızı ifade etmeyi ve paylaşmayı pek sevmiyoruz. Bu durum yaklaşık iki yıl sürdü. Sokak ta karşılaştığım insanlar Şiirsel Yolculuklar köşesini, şiirlerimi takip ettiklerini ifade etmekle yetindiler sadece. Arada bir eskiden ben de yazardım diyenler oluyordu. Şiire bu açıdan bakanlar, duygu yoğunluğunu belli bir dönem yaşamış ve hayatın acımasızlığına kendini kaptırmış ya da onlar için şiir gençlik döneminin hatıra defterlerini süsleyen hoş dizelerden başka bir şey değildi kim bilir.

   Asla umudumu kaybetmedim. Başkaları için anlam ifade etmeyen şiir benim zaten yaşam felsefem olmuştu. Gerçekten hayatımın her evresinde şiiri her zaman ciddiye almışımdır . Benim için önemli bir sanat dalıdır.

   Bir gün bir elektronik posta aldım. Kemerde bir otelin personeliydi bu genç kardeşim. Genel müdüre gelen Kemer Gözcü gazetesini, müdüre götürürken Şiirsel Yolculuklar köşesini, koridorda yürürken müdüre varıncaya kadar okuduğunu ve köşeyi ilgi ile izlediğini yazıyordu. Aynı zamanda Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olan bu kardeşim, bir gün bir gazeteden benim Esnaf Kefalet Başkanlığı görevini yaptığımı da öğrenince, “Ağabey senin bir haberini okudum ve seni araştırdım oldukça bilgi sahibi oldum seninle tanışabilir miyim diye yazmıştı. Tanıştık. Sonra köşede şiirlerine de yer verdim. Okul  açıldığında da arkadaşları ile toplanıp zaman zaman benim şiirlerimi masaya yatırıp inceliyorlardı, bu konudaki konuşulanları da bana iletirdi çoğu zaman . Arkadaşlarından bir kaçı ile tanışma fırsatı da buldum.

   Yine bir gün çok sevindiğim bir haberi dağıtımcımız Ali getirdi. “Sana bir selam var ağabey” dedi. Beldibinde bir otelin güvenlik personeli, “Bolat bey’i tanıyorsanız çok selam söyleyin şiir yazmaktan asla vaz geçmesin” demiş. Bu kadar şiiri seven bir insan mutlaka yazıyordur diye düşündüm. Ve elektronik posta adresimi verdim Ali kardeşime. Şiirleri varsa göndersin köşede yer verelim dedim. Daha sonra gönderdiği elektronik posta da ” Her gün gazetenin geleceği anı iple çekiyordum, ilk baktığım sizin köşeniz oluyor şiirlerinizi hayranlıkla okuyorum. Pazar günleri gazete çıkmıyordu ve her Pazar geçmek bilmezdi benim için. Pazartesileri heyecanla beklerdim” diyordu.

   Bu ve buna benzer elektronik postaları sık alır olmuştum. “Kemerde  çalıştığım zaman gazeteden şiirlerinizi takip ediyordum, Kemerden ayrıldım şimdi sizi internetten takip etmeye çalışıyorum” , ” Bir arkadaşım sizden bahsetti, benimde şiirlerim var bir değerlendirme yapar mısınız hocam” , Şiirlerinizi ilgi ile izliyorum karaladığım dizeleri gönderiyorum ilgilenirseniz beni çok mutlu edersiniz” gibi elektronik postalar, uzun yıllar çekilen emeğin sevgi tomurcukları idi. Bazen de sokakta karşılaştığım fakat tanımadığım birisi, ” Ben sizi bir yerden tanıyorum ama hatırlayamıyorum diyordu.

   Farklı il ve ilçelerde yapılan kültür sanat etkinliklerine davet ediliyordum ve zaman buldukça mesafe tanımaksızın elimden geldiğince katılırdım bu tarz etkinliklere. Sahneye çıkıp birkaç şiir okumak için on beş saat yol gittiğim çok olmuştur. Öyle bir noktaya gelindi ki Kemerden iki gün kaybolsam “Yine bir yerde şiir etkinliği mi vardı?” diye sorar olmuştu insanlar. Bolat Ünsal, Kemer de şiirle bütünleşmişti. bundan daha mutluluk verici ne olabilir ki ?

   İlk kitabım Hüzün Burcu’ nu  yayınladığım iki bin bir yılından bu güne gerçekten önemli mesafe kat ettim diye düşünüyorum. Gerçi benim yazmaya başladığım tarih oldukça eskidir ama gönül mahzeninde yıllandırdığım dizelerin okuyucuya ulaşması bu şiirsel yolculuğumun miladıdır bence.

   Aslında az bir zaman değil beş uzun yıl. Bu yolculukta kaybettiğimiz değerler de var. Benim manevi annem, diğer adı ile yağmur annem Muhsine İpek , Yine gönül dostlarının şiir annesi , Hatice Müberra Kıran , bir başka isim, yıllarca Anadolu basınına hizmet vermiş, bu uğurda ömür harcamış , Ali Abdülkerimoğlu şiirsel yolculuklar zincirinin kopan halkaları . Yüreğimizin Kopan parçaları. Bizleri öksüz boynu bükük  bırakıp giden yüreğimizin diğer yarıları. Taktir yüce Tanrının olunca , bizlere sadece acılara katlanmaktan başka seçenek kalmıyor yüreğimin dostları.

   Bu yolculukta birlikte yol aldığımız dostlarımızın ve hala el ele tutuşmaya devam ettiğimiz gönül ve yürek emekçilerinin yüreğinin sıcaklığını hala yüreğimizin en kuytularında hissedebilmek acılarımızı birazcık da olsa hafifletmekte canlarım.    

   İnsan bazen yüreğinin sesini dinler hani. Dalar mazinin derinliğine. Uzanır bazen düşlerinin sürükleyip götürdüğü şafaklara. Geçmiş ve gelecek denen iki nokta arasındaki yolculuk içinde bulunduğumuz an’ın tanımlamasından başka bir şey değil. Bu an bu gündür belki de ve o anı bir film karesinde dondurmak ve irdelemek gerekir. İşte böyle bir andı, iki bin dokuz yılının Aralık ayı. Nereden aklıma geldiyse bu beşinci yıldönümünü kutlamak geldi aklıma. Ben ki hayatı boyunca sadece bir defa doğum günü kutlamış olan insanım.

   Konuyu Saffet kardeşime açtığımda, oldukça isabetli bir karar olduğunu söyledi. Bana da , bu kutlama programı için çalışmaya başlamaktan başka seçenek kalmadı ve 18 Aralık 2009 Cuma akşamının yaşanma süreci böylece başlamış oldu.

   Böylesi güzel bir gecede bizleri yalnız bırakmayan bağlama vitiözü Muzaffer Özdemir, halk ozanı Selahattin Kazanoğlu, şairler; Ayşegül Dinçbaş, Ali İrşadi, Hatice Altaş, Vedat  Sümbül, Neriman Zevkliler, Harun Yiğit, Orhan Çelik, gecenin sunumu yapan Yusuf Aymelek  ve gecemizi onurlandıran Belediye Başkanımız sayın Mustafa Gül’e, şiir sağanağından yüreğine bir damla düşen Kemerli şiir severlere , dostlarıma sonsuzca teşekkürü bir borç bilirim.

   İyi ki varsın, iyi ki ısrarla köşe hazırlama teklifini sürdürdün Saffet Yenigün kardeşim 18 Aralık 2004 yılında bir başıma çıktığım bu Şiirsel Yolculuğun, bu gün yüzlerce yol arkadaşı adına, Kemer de yüreği şiir gibi çarpan gönül dostlarımızın adına ne kadar teşekkür etsem azdır biliyorum. Sonsuzca Şiirsel yolculuklara dostlarım. Sonsuzca şiirsel yolculuklara…

 

                                                                                

Sinema ve televizyonda edep ve erdem

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Sakarya Gönüllü Eğitimciler Derneği(SAGED)-FETA Girişimi ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı işbirliği ile Sinema ve Televizyonda Edep ve Erdem-Sinemanın Değeri ve Değerler Sineması” konulu konferans düzenlenecektir. 28 Aralık 2009 Pazartesi günü  saat: 19.00’da Sakarya Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenecek olan bu konferansa konuşmacı olarak Sinema Eleştirmeni-Yazar Ali Murat Güven katılacaktır. 

 
                    
   Sakarya Gönüllü Eğitimciler Derneği                                FETA Girişimi

Atom karınca kaymakam

0

Haber: İlker ÇAKAN

   Trabzon-Oflu hayırsever işadamımız Ali Ağaoğlu hafta sonunu memleketi Of’ta geçirdi. Kaymakam Tuncay Sonel, işadamı Ali Ağaoğlu ve beraberindekileri yalnız bırakmayarak bilgi alışverişinde bulundu. Ayrıca Kaymakam Sonel, verdiği sabah kahvaltısında Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş, Of  Belediye Başkanı Oktay Saral ve Oflu İşadamı Ali Ağaoğlu ve ekibiyle  bir araya geldiler.

Marka Of’un marka insanlarıyla birlikte

   Daha önce de hayırseverlerin katkılarını alarak  birçok proje gerçekleştiren ve adını Haydes olarak belirttiği Hayırsever Desteğiyle yapmış olduğu birçok çalışmaları olan Sonel, Marka Of’un marka insanlarıyla birlikte güzellikleri gerçekleştirdiklerini ve buna devam edileceğini bu kapsamda da Ali Abimizin Of’umuza yapacağı Meslek Yüksekokulu, Öğretmenevi ve Anadolu Lisesi hizmet binalarının Of’umuza güzellikler getireceğini belirtti. Milletvekili Kemalettin Göktaş, Belediye Başkanı Oktay Saral ve Ali Ağaoğlu inşaatın yapılacağı yerleri birlikte incelediler.

 
                               
                                    Of Kaymakamı Tuncay Sonel-Trabzon
                          Milletvekili Kemalettin Göktaş- İşadamı Ali Ağaoğlu
 
Atom Karınca Kaymakamıma

   Milli Piyango İdaresi tarafından yaptırılan Teknik Eğitim Fakültesini de gezen Ünlü İşadamı Ali Ağaoğlu, buraya bu yatırımın yapılmasında öncü olan herkese Of halkı adına çok teşekkür ediyorum. Gerçekten Of’un Kültürünü, Eğitim Kalitesini arttıracak olan Fakülteyi gördükten sonra bizler de çalışmalarımıza hız verip söz vermiş olduğumuz çalışmaları bir an önce bitirip güzel Of’umuzun güzel insanlarına sunmak istiyoruz,1978’ten bugüne bir kez cenaze için gelmiştim, bu ikinci gelişim gerçekten ilçemizi gelişmiş buldum. Demek ki bundan sonra toprağına daha sık geleceğiz diyerek duygularını dile getirdi.  İşadamı Ali Ağaoğlu ayrıca Sayın Vekilime, Atom Karınca  Kaymakamıma ve değerli Belediye Başkanımı göstermiş oldukları başarılı çalışmalardan dolayı Of halkı adına  çok teşekkür ediyorum dedi.

 

 

error: Content is protected !!