Pazartesi, Nisan 13, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 225

Yine yalnız kaldık mı?

0

  Haziran’ın 22 si, haberlerde Jetimizin Suriye tarafından düşürüldüğü iddiasıyla ilgili haberi acı bir şekilde öğrendik. Şehitlerimize ancak 2 haftadan sonra ulaşabildik, bu arada sağ olmaları için dua ettik. Ama olmadı. Açıklamalar hızla geldi, müttefiklerimiz yanımızdaydı, Arap dostlarımız yanımızdaydı ancak İran, Irak, Ürdün hatta Filistin bile Suriye’den taraf oldu. Batı bizi teselli edecek açıklamalar yaptı, başka da bir şey yapılmadı mülteciler için bile Angelina Jolie’den daha yakın davranan olmadı. Libya için derhal müdahale kararı alındı, Kaddafi’nin linç edilmesine göz yumuldu o Kaddafi ki, bir zamanlar müttefiki olduğu, kendisine saldıran ülkelerde çadır kuran liderdi. Elbette savaş son çare ve bunca yapılan savaşlardan kadınların ve çocukların zarar gördüğünü hatırlarsak savaş gereksizdir. Şüphesiz bağımsızlığımızın söz konusu olduğu Ulu Önder Atatürk’ün önderliğinde yapılan Kurtuluş savaşımız bağımsızlık mücadelesi veren ülkeler için her zaman hala örnektir. Bu açıdan Suriye ile bir savaş bu açıdan mantıksızdır. Onca göz nuru, onca emekle yetişen, canlarını bu ülkenin bağımsızlığını korumak için ant içmiş, vatan uğrunda şehadet yemini etmiş TSK mensubu bu vatan evlatlarının şehit olması ve onları yetiştiren ana babanın acısı ne olacak. Elbette vatan sonsuza kadar sağ olacak ama onların kanları yerde mi kalacak?

  Bölgede ABD’nin, İngiltere’nin ve Rusya’nın Suriye’de askeri üsleri olduğuna göre uçan kuştan haberin olunmaması mümkün müdür? Uçağımızın nasıl düştüğü Kaddafi’nin çadırına nokta atış yapan ABD ve gelişmiş radar sistemine sahip İngiltere ve zaten Suriye’de üssü olan Rusya bilmiyor mu? Şehitlerimizi denizin dibinden çıkaran ABD gemisi ve ABD elçisi uçağımızın düşürülmesiyle ilgili bilgileri Türk Hükümetiyle ilettiğini 13 Temmuz 2012 de açıkladı. Bizim uçağımızın nasıl düşürüldüğü de 13 Temmuz 2012’da GB’nin yaptığı açıklamada yapılacak tetkikler sonrası açıklanabileceği söylendi. Olayın belli olduğu günlerde ise yetkili merciler uçağımızın Suriye tarafından füze ile düşürüldüğünü açıklamıştı ve gerekende yapılacaktı (Bu açıklamalar basından takip edilebilir). Yine o günlerde gerek NATO sekreteri gerekse ABD dış işleri bakanı en sert açıklamaları yaptılar Rusya’yı ve Çin’i de uyarmayı ihmal etmediler. NATO’da Türkiye’nin isteği üzerine yapılan toplantıda elle tutulur bir şey çıktı mı? Hatırlayan var mı? Bir kez daha söylüyorum, 1993’de Avrupa’nın tam ortasında insan hakları havarisi kesilen ülkelerin tam ortasında 300.000 (üçyüzbin)’den fazla insanın katledilmesine ses çıkarmayan, 2003 yılından beri 1.000.000 (bir milyon)’dan fazla Müslüman insanın Irak’ta (Ne içindi hatırlayalım, ABD’deki insanlık dışı 11 Eylül terör saldırısı sonrası Irak’a özgürlük ve demokrasi getirilmesi için ve olmadığı halde kimyasal silah olduğu şüphesiyle işgal edilen Irak’ta) öldürülmesine ses çıkarmayan uygar batı ne olduysa Kuzey Afrika ülkelerindeki özgürlük hareketini desteklemişler ve herhangi görüşmeye gerek görmeden Libya’ya yine Libya halkının özgürlüğü için saldırmışlardı. Peki o diktatörleri kim destekliyordu, biraz düşününce bunların hangi ülkeler olduğunu rahatlıkla bulabiliriz. Eğer bu ülkeler de, yani batılı ülkeler demokrasi istemiş olsalardı önce onları istila etmeyecekti, başlarına kukla diktatör koyup onları desteklemeyecekti sonra da o diktatörleri devirip demokrasi getirmeye çalışmayacaklardı. Kurtuluş Savaşımızda bunu bu topraklarda yaşayan Ulusumuza Sevr ile yapmaya çalıştılar ama yapamadılar. Klasik bir söylem olacak ama en azından okuyanların yorumuna bırakmak istiyorum; 2008 yılından beri küresel ekonomik kriz devam ediyor, küresel sermaye ve kapitalizm çıkış yolu arıyor. Çıkış yollarından biri kaos yaratmak ve savaş çıkarmak ve bu kaos ortamından en fazla karla çıkmak. Bana göre küresel ekonomik dünyada, ülkelerden ziyade küresel sermaye ve kapitalizm arka planda işleri kotarıyor. Sözüm ona demokrasi ve insan hakları savunucusu ülkeler de küresel sermaye ve kapitalizmin yörüngesinde hareket ediyor.

  Bir yıl öncesine kadar sıfır sorunlu komşuluk ilişkilerinin yürütüldüğü dış siyasetimiz neden birden değişti. Suriye’de insan haklarının ihlal edildiği bilinmiyor muydu? İran hava kuvvetleri komutanı bile hedefleri arasında Kürecik’teki üs radar üssü nedeniyle ülkemizi göstermedi mi? Bir yıl öncesine kadar içli dışlı olduğumuz vizeleri kaldırdığımız Suriye ilişkiler neden bozuldu. Esed’in diktatör olduğu, onun babasının da diktatör olduğu biliniyordu, bu ülkede demokrasi olmadığı biliniyordu, insanların özgür olmadığı biliniyordu, bildiğimiz Arap ülkelerinde demokrasi olmadığını da biliyoruz zaten. Örneğin Arabistan’da ileride böyle bir durum olursa ne olacak (Yoksa oradaki insanlar için demokrasi erken mi? Zamanı gelince mi orada insanlar özgürlükleri için meydana çıkacaklar? Ya da ne zaman demokrasi için mücadele edecekleri dizayn mı edildi? Bilemiyoruz, küresel sermaye ve kapitalizm bilir ya da kim bilir, kim bilir?

  Birinci körfez harekatında Irak üç bölgeye ayrılmış ve kuzey bölümü de uçuşa yasak bölge olmuştu, hatırlayalım. Sonra bu bölgede neler yeşerdiğini hep birlikte gördük. Şimdide kuzey Suriye’den söz ediliyor. Küresel kaos gözünü Türkiye’ye dikti. Bizler ulus olarak bu topraklarda yaşayan tüm bireyler bundan sonra da bağımsızlık ve özgürlüklerini koruyarak varlığını devam ettirecektir. 

  Sonuçta yine yalnız kalmadık mı? Türkiye’miz hiçbir zaman muhannetlere ihtiyaç duymamıştır, duymayacaktır? (Hangi Müslüman ve dost ülke gerçek anlamda KKTC konusunda bizi desteklemiştir örneğin). Dünya durdukça özgür ve bağımsız yaşayacağız ve Yüce Türk halkı tarihe not düşülen bu günleri yüz yıllardır süzülerek gelen, var olmanın tarihi mantığı ile değerlendirecektir.

  Şehitlerimiz; sizler bizim özgürce nefes almamızı ve bağımsız yaşamamızı sağlıyorsunuz, sizler, bu millet nefes aldığı müddetçe yüce Türk Milletinin içinde yaşayacaksınız. Savaş olmadan da gereken dersin verileceği, sadece ülkemiz insanlarının duygularına hitap eden değil de bizi yalnız bırakan, dost dediğimiz ülkelerinde anlayacağı ve bize hak verecekleri gerçekten kayda değer atımların atılacağı umudunu taşıdığımı ifade etmek istiyorum.

  Son olarak Samsun’da sel felaketi oldu 12 vatandaşımız hayatını yitirdi. Dünyanın her yerinde doğal afet olabilir, oluyor da. Doğa kendisine yapılan olumsuz müdaheleyi ve hatayı kabul etmez. Doğada göz yummak ya da bu seferlik idare edelim olmaz. Eğer dere yatağına konut yapılırsa bir süre sonra fazla yağış olduğunda kaçınılmaz sonla karşılaşmak kaçınılmaz olur. Yağmurun yağması takdiri ilahidir elbette ama gereken tedbirleri almak da kullarının işidir. Yağmur yağıp sel olduğunda sele, ey sel evlerin inşa edildiği yerden geçip de evleri yıkma demek ne kadar mantıklıysa dere yatağına inşaat yapmak o kadar mantıklıdır. Hayatını kaybedenlere Yüce Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır dileyerek onların da yalnız kalmaması dileği ile, saygılarımla.    

Naat-ı Şerif konserleri

0

  Her yıl olduğu gibi, bu ramazan ayında da nefes grubu, semazen grubu, ve müzik grubu ile birlikte naat-ı şerif konserleriyle yurt içi ve yurt dışında yine sizlerle birlikte olmaya devam edeceğiz. organizasyonlarımız için: 0541 979 58 30 dan irtibat kurabilirsiniz.

  Ramazan ayı içinde konser vereceğimiz yerlerden bazıları: Artvin, Bolu, Burdur, Erzincan, İstanbul, Muş, Trabzon, Uşak, Yozgat ve yurtdışında Roma, Tiran, Tunus, İsviçre ve Dubai’de vereceğimiz konserlerle sizlerle birlikte olmaya devam edeceğiz.

  Bilindiği gibi  daha önce konser vermek için gittiğim Tiran Evrenkenti Devlet Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, konser bitiminde dünyada naat-ı şerif yazıp yorumlayan ilk kadın “Naathan” ünvanı ile onurlandırılmıştım.

 

 

AKRİTAS Planının son safhası

0

  Esasen bugünkü ihtilâfta da yeniden açıkça ortaya çıktığı gibi Millî Muhafız Ordusu Yunanistan’a bağlıdır ve bu ordu vasıtası ile girişilecek bir hareket Yunanistan’ın müdahalesi anlamına gelir. Bu ise Türkiye’ye de fiili ve barışçı bir müdahalede bulunma olanak ve hakkını verir.

  Olaylar ve ihtilaf yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız nedenlerden dolayı ortaya çıkmıştır. Bundan sonra üzerinde durmamız gereken husus bu gelişmelerin Türk halkı  üzerinde etkilerinin ne olacağı hususudur. Bu olay ve gelişmeler acaba halkımızı  yine bir Bizans oyunu ile karşı karşıya mı bırakacaktır? Yoksa önceden tahmin edilen bir takım neticeleri mi doğuracaktır?

  Bu hususlar tabii ki olayları değerlendirme ve yorumlama sonunda açıklanabilecek hususlardır. Buna rağmen olaylar sonunda elde edilebilecek neticeler şöyle sıralanabilir;

  A- Makarios, Cuntanın bütün  isteklerini    kabul  eder dolayısıyla Millî Merkez olarak    Yunanistan’ın liderliğini kabul etmiş olur veya

  B- Makarios, Yunanistan tarafından    hazırlanan fiili bir darbe ile bertaraf edilir. Cuntanın istediği ve desteklediği bir hükümet kurulabilir.

  Bu neticelerden hangisi meydana gelirse gelsin Yunanistan’ın adaya fiili bir müdahelesi niteliğinde olacaktır. Bu takdirde Türkiye derhal hakkını kullanmalı ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlamalıdır.

   C- (A) ve (B)  neticeleri hilâfına Makarios Cuntaya karşı direnir, fiili bir darbe yapmak için Cunta gerekli olanağı bulamayabilir ve dolayısıyla Rumlar arasında bir iç savaş başlayabilir. Bu takdirde halkımız için tehlike çanları yine çalmaya başlayacaktır. Çünkü eninde sonunda Rum toplumu arasındaki birliğin sağlanması için müşterek düşman olarak Türk halkına çarpışmaların sıçratılması kaçınılmaz olacaktır.

  D- Eğer bu netice meydana gelmez, Makarios Cunta’ya karşı diretir ve Cunta mağlûbiyeti   kabul ederse yine halkımız açısından  tehlikeler bahis konusudur. Makarios son silahlarla Adayı bir silah deposu haline getirmiştir. Kıbrıs’ta zaten bozuk olan   Türk-Rum silâh dengesi bir o kadar daha bozulmuş olacaktır.    

  Zaten yegane emeli Enosis olan Makarios’un bu kuvvet üstünlüğü sayesinde     müsait gördüğü  bir  anda halkımıza  karşı taarruz emrini vermesi ve 1963 Aralık ayındaki  gibi yeni bir jenosit hareketi denemesine girişmesi beklenebilir. Unutmayalım;  AKRİTAS Plânı’nın son safhası (askeri darbe) Türklerin 8-12 saat zarfında (yani Türkiye müdahale etmek imkanını bulamadan) fiili bir durum yaratılacak şekilde bertaraf edileceği esasına dayanmaktadır.    

  1963-67devresinde bu neticeyi alamayan Makarios adaya yaptığı silah yığınağı ile, gelecekte,  herhangi  bir zamanda  bu  neticeyi  alacağı  hesabını yaparsa   120 bin Türk’e saldırmaktan çekinmeyecektir…

Tarihi ve doğal güzelliği ile ünlü turizm cenneti Göksun

0

  1908 yılında Kahramanmaraş iline bağlı ilçe olan Göksun, çok eski bir yerleşim merkezi olup, tarihinin Prehistorik (tarih öncesi) devirlere dayandığı yapılan kazılar ve buluntulardan anlaşılmaktadır. Göksun adı bilinen en eski kaynaklara göre “Kokusus”, “Cocussus” tur. Kokussus buranın Roma dönemindeki adı olup, Bizanslılar döneminde “Kokson”; Ermeniler zamanında da “Koksen” olarak anıldığı bilinmektedir. Türk – İslam kaynakları ise, bu yer adını “Köksün” veya “Göksün” şeklinde kullanmaktadır.

  Mama Krallığı, Asur, Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılardan günümüze kadar ipek yolu ve askeri harekat yolu olarak kullanılan Göksun-Kahramanmaraş devlet karayolu Çukurova‘nın yanı sıra Suriye başta olmak üzere Ortadoğu ülkeleriyle Doğu Karadeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Kafkasya’yı birbirine bağlayan en kısa, en güvenilir ve en ucuz güzergahtır. Göksun tarihi ve doğal güzellikleri ile ünlü bir şehrimizdir. İlçenin turizm yönünden gelişmesi müsaittir. Bu konuda Göksun Belediye Başkanı Ramazan Hurç’un ilçenin turizm yönünden gelişmesi için başlattığı turizm planı takdire şayandır. Aynı zamanda Göksun doğal şartları yönünden safari turları için de uygun bir mekandır. Göksun’a geldiğinizde kaleye çıkıp ilçeyi kuşbakışı tepeden seyretmek insana ayrı bir güzellik veriyor. Belediye Başkanı Ramazan Hurç, kaleye çevre düzenlemesi ile birlikte insanın sosyal ihtiyaçlarını giderecek alt yapı hizmetleri yaptırmıştır.

  Göksun Kalesinden çıkıp, Göksun Belediyesi doğal parkına geldiğinizde bu parkta dinlenmek insana ayrı bir ferahlık veriyor. Burada suların doğal akışı seyrinde şelaleden akmaları parka ayrı bir güzellik katmıştır. Kısaca bu parkta su şarıltısı altında yemek ve istirahat etmek insanı doğal olarak rahatlatıyor. Göksun’da kiraz yetiştiriciliği de önemli yer tutar. Diğer bölgelerde kiraz bittiği sırada bu aylarda Göksun’da kiraz üretimi başlar. Göksun Kaymakamı Ali Hamza Pehlivan’ın yoğun gayretleri sonucu uygulamaya konulan “Çiftçinin Emeği, Göksun’un Çileği Projesi” kapsamında çilek üreticiliği önemli ölçüde teşvik edilmiştir. Gelecekte yöre halkı için önemli kazanç getireceği düşünülmektedir.  Doğal güzelliği ile bölgenin yıldızı ve turizm cenneti Göksun’u gezmenizi ve görmenizi öneririm. 

Sanat ve sanatçı üzerine görüşler

0

  Genel olarak bakıldığında dünyanın her tarafında sanat ve sanatçıya ayrı bir önem verilir. Sanatçıya değer verilen ülkelerde ise doğal olarak sanatta büyük gelişmeler görülür.

  Maksat mukayese etmek değil,sanata duyulan ilgi ve önem vurgulamaktır. Bu da kısa bir yazı ile olmaz. Uzun bir araştırma yapılması gerekir. Kısa da olsa önemli olan satır başlarının üzerinde durulması, bazı konuların daha iyi hatırlanmasını sağlar.

  *Yabancıların sanat ve sanatçı üzerine görüşleri ise şöyledir :

  -“Sanat, kâinatın içindedir. Sanatkâr bunu oradan çıkarabilendir”.

                                                                                              Albercht Durer

  -“Sanatçının vazifesi, tabiatı kopya etmek değil, tabiatı ifade etmektir”.

                                                                                              Balzac

  -“Sanat, taklidin bittiği yerde başlar”.

                                               Oscar Wild

  Türkiye’de sanata değer verildiğinde, sanatçı da nefes almaya başlar. Sanatçının emeği olan telif ödendiğinde ise sanat da gelişmeye başlar görüşündeyim. Bugüne kadar sanatçıların pek çok sorunları olduğu bir gerçektir. Sanatın korunması ise sanatçının telif haklarının adil biçimde ödenmesi ile olur. İçinde yaşadığımız bilgi çağında toplum, telif hakkının, sanatçının emeğinin karşılığı olduğunu bilmelidir. Bu konunun, eğitimin her kademesinde öğrencilere gayet net olarak anlatılmasında büyük fayda görülür.

  *Önemli bir konu, sanatçının yazılı izni olmadan;

  Yağlı boya resim,

  Kuru boya resim,

  Kara kalem resim veya tüm sanat ürünlerinin çoğaltılması, kopya edilmesi, CD  gibi taşıyıcılarla yayınlanması, filme alınması, fotoğrafla çoğaltılması, satılması gibi pek çok olumsuz olay sanatçıya saygısızlıktır. Bunlar kesinlikle yasak olmalıdır.

  Bu yasağa eseri alan da, satan da uymalıdır. Bazı sanatçılardan tarafımıza yansıyan şikayetlerin çokluğundan anlaşılacağı üzere, sanatçılara ait telif haklarının korunması için önemli ölçüde sadra şifa (düzenleyici) tedbirler alınmadığı görüşündeyim. Orijinal eserlerden izinsiz kopyalama ve yayınlanmanın durdurulması maksadıyla her esere ayrı bir numara verilmelidir.

  *Sanatçının telif haklarının korunabilmesi için; kimlik uygulamasına geçilmeli, her eserin dört kopya kimliği olmalıdır. Sanatçı, eserini kayıtlı olduğu Meslek Birliğine getirip kayıt yaptırmalı.

  Esere ait kimliğin birinci sayfası T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nde eser kimlik dosyasında korunmalıdır.

  Esere ait kimliğin ikinci sayfası Meslek Birliğinde dosyalanmalıdır.

  -Esere ait kimliğin üçüncü sayfası ise eseri yapan sanatçıda bulunmalıdır.

  Son kopya ise eserin üzerinde ve görünmeyen  yerinde olmalıdır. Eser satış yoluyla el değiştirdiğinde üzerindeki kimlik işlemi görülmelidir. Kimlik üzerinde yapılacak işlem, kesin olarak Meslek Birliğinde ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünde yapılmalıdır. Satışlardan Meslek Birliği % ……… pay almalı.

 Eser Kimliğinde : Sanatçının adı soyadı, Meslek Birliği numarası, eserin adı, tablonun ölçüleri, ne tür malzeme ile üretildiği, ilk satış bedelinden itibaren eserin satış bedelleri yazılmalıdır. Her satış sonrası satış bedelinin % 10’u kadar  sanatçıya telif hakkı ödenmelidir. Sanatçının haklarını koruyan bilgiler Eser Kimliğinde kesin olarak yer almalıdır.

  Güzel Sanat Eserlerine kimlik verilme işlemi Meslek Birliğinden başlamalı, Meslek Birliğine kayıtlı olan üyenin üyelik numarası + esere verilecek numara yazılmalı..,

Yabancı eserlere numara Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından verilmeli..,

 Anonim eserler kayıt altına alınmak isteniyorsa eğer, Meslek Birliği eserin anonim olduğunu açık olarak  yazmak kaydıyla kayıt işlemi yapabilir. Bu işlem Orijinal eserlerin korunmasında fayda sağlar.

  Eser satış yoluyla veya açık arttırma usulüyle el değiştirdiğinde, ,eserin üzerindeki kimlik mutlaka işlem görmelidir. Bu işlemin düzenli olarak yürümesi için sanatçı, Meslek Birliği ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü sorumlu taraflar olarak ortak çalışması gerekli ve önemlidir. Bu konunun üzerinde duyarlılıkla durulmasının sanatçıya ve sanat hayatımıza faydalı olacağı kanaatindeyim.

  Güzel sanatlar alanında faaliyet yapan sanatçının haklarının korunması ve güzel sanat eserlerinin kopyalanmasının önlenmesi için sanat eserlerine kimlik uygulanması hususunda makaleler yazdım. Bu yazılar uzun süre yazılı basında yer aldı.  Yazar  olsun, sanatçı olsun herkes eserinin altına imza koymalı. Fabrikasyonun ürünü markalı olduğundan üretici firma malın veya fabrikasyon üretimine dayalı olan güzel sanat ürünlerinin Garanti Belgesi ile satışa sunar. Sanatçı da  orijinal eserini kimlik belgesi ile sanat sevenlere sunması uygun olur. Kimlik uygulaması sanatçıya saygı ve  güzel sanat eserine güven sağlar.

  Güzel Sanatlar literatüründe kimlik uygulaması önemli sorunları çözecektir. Yargının bu alanda daha hızlı karar vermesine ışık tutacaktır. Güzel Sanatlar camiasında bu konuya önem verildiğinde; Literatüre göre, bu konu hakkında yazmış olduğum yazıların tamamı, sanat değeri yüksek olan orijinal güzel sanat eserlerinin veya sanatla edebi eserin ortak üretilmesi gibi eserlerde kimlikle korunması  vurgulandı.  “Neden kimlik? Satış belgesi, sertifika değilde” diye düşünenler olabilir. Güzel Sanat eserleri medeniyetin, Türk Kültür varlığının en önemli temsilcileridir. Bu eserler, kendilerine özgü kimlikle tanıtılmalı ve Güzel Sanat eseri kimliği ile yaşatılmalıdır.

  Güzel Sanat Fakültelerinde, Mimarlık Fakültelerinde, Konservatuar, Güzel Sanatlar alanında eğitim yapan Meslek Yüksek okullarında ve Eğitim Fakültelerinin Güzel Sanatlarla ilgili bölümlerinde: Sanatçı haklarını koruyan 5846 sayılı Kanun ders olarak okutulmalı. Güzel Sanatları veya herhangi bir sanatı kendisine meslek edinen sanatçılar, sanatları ile ilgili hukuksal hakkının ne olduğunu  bilmeli görüşündeyim.

  5846 Sayılı Kanuna göre güzel sanat eserlerindeki yetki eser sahibinindir.

  Örneğin, bir ressamın, tüm çalışmaların yer alacağı bir katalog çekimi veya basımı için elinde fotoğrafı bulunmayan bir tablosunun malikinden çekim için geçici olarak yararlanmayı talep edilmesi mümkündür.

  Örneğin, bir resmin mülkiyetini alan kişinin bu resim üzerinde değişiklik yapması ya da bir müzik eserinin mali haklarını devralmış kişinin eser üzerinde değişiklikler  yapabilmesi mümkün değildir.

  T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği  aşağıda yazıl olan sanat dallarını kabul eder.

  Kostümcü, Terzi, Dekoratör, Dekoratör Yardımcıları, Afiş Grafikeri, Jenerik Ressamı, Halı, Kilim vb. Sanatçıları; Yazma, İşletme, Oya, Nakış Sanatçıları, Oymacılar (Ağaç, Taş), Mermer, Sanatçıları;Tezyinatçılar, Kakma Sanatçıları,Ressam, Grafiker, Fotoğraf Sanatçısı (sanatsal özelliği olan); Heykeltıraş, Heykel Dökümcüsü, Tekstil, Sahne Tasarımcısı, Tiyatro Dekoratörü, Sinema ve TV. Tasarımcısı, Mimar (iç mimar), Seramikçi, Teknik Ressam, Karikatürist, Konvervatör, Restoratör, Ciltçi, Sedefkâr, Hat Sanatçısı-Tezhip Sanatçısı, Minyatürcü, Ebru Sanatçısı, Çömlekçi, Çini-Seramik,Endüstriyel Sanatlar Tasarımcılar diye sıralanmaktadır.

  Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Sanatın önemini şu sözleri ile açıklıyor.

   “Bir millet ki resim yapamaz,

    Bir millet ki heykel yapamaz,

    Bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapamaz; itiraf etmeli ki, o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.” (M.Kemal Atatürk)

   Büyük önderin müzikle ilgili görüşleri.

   “Bir memleketin milli kültür içinde büyük yeri olan milli müziği, o memleket halkının benimsediği ve zevkle dinlediği müzikdir. O ülke halkı bu müzik de kendini bulur.” (M.Kemal Atatürk)

   Ülkemizde Cumhuriyetin kurulması ile beraber ülke yönetim biçimi, siyasî gelişmesinde değişme olur. Ayrıca sağlık, ekonomi, tarım, sanayi alanlarındaki sorunlar zaman içinde çözülürken sanat alanında da önemli girişimlerin yapıldığı görülür.

   Dünya da ve Türkiye de  zaman zaman patlak veren kriz dönemlerinde önce sanatçılar etkileniyor. Tüketici olan insanlar, öncelikle geçim derdine düştüğü için, sanat eserlerinin satın alınmasını geri plana koyar. Bu itibarla siyasi veya ekonomik olan krizlerden sanat ve sanatçı doğrudan etkilenir. Sanatçı bu gibi kriz dönemlerinde hazırlıklı olmalıdır.

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesinin onikinci sayısı çıktı

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da 05.07.2011 tarihinde yayın hayatına başlayan ve Batumi-Georgia Network Medya Grup tarafından çıkarılan, Türkiye temsilciliğini de Habergünebakış Sitesinin yaptığı (www.habergünebakis.com) Karadeniz Bölgesinin Türkçe-Gürcüce dilinde haftalık olarak yayınlanan tek gazetesi olan Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesinin onikinci sayısı çıktı.”Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi” nin kağıdı kuşe, haftalık tirajı 8.000 olup, 8 sayfa renkli olarak yayınlanmaktadır.

           

              Haberci Gazetesi  1. sayfa : http://d1209.hizliresim.com/11/6/cr5tk.jpg

              Haberci Gazetesi   2. sayfa: http://f1209.hizliresim.com/11/6/cr5v1.jpg

          Haberci Gazetesi 3.sayfa: http://f1209.hizliresim.com/11/6/cr5xf.jpg

             Haberci Gazetesi    4. sayfahttp://f1209.hizliresim.com/11/6/cr5yx.jpg

          Haberci Gazetesi 5.sayfa: http://c1209.hizliresim.com/11/7/cr7ly.jpg

          Haberci Gazetesi 6.sayfa: http://e1209.hizliresim.com/11/6/cr642.jpg
          Haberci Gazetesi 7.sayfa: http://e1209.hizliresim.com/11/6/cr66f.jpg
          Haberci Gazetesi 8.sayfa: http://e1209.hizliresim.com/11/6/cr61w.jpg

                   
                
         Haberci Gazetesi 1.sayfa   Haberci Gazetesi 2.sayfa  Haberci Gazetesi 3. sayfa
 
             
         Haberci Gazetesi 4. sayfa  Haberci Gazetesi 5. sayfa  Haberci Gazetesi 6. sayfa
 
                                
                              Haberci Gazetesi 7. sayfa  Haberci Gazetesi 8. sayfa

Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’ndan Haberci’ye övgü

0

Haber: İlker ÇAKAN

  12-22 Haziran 2012 tarihleri arasında Amasya’da kutlanan Uluslararası Atatürk, Kültür ve Sanat Festivali nedeniyle Amasya’ya gelen Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Gazetemiz “Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi” Genel Yayın Yönetmeni İlker  Çakan’ la görüşerek, gazetemiz Haberciyi beğendiğini ve iki dilde yayınlanmasının önemli olduğunu belirtti.

Göksun Kaymakamı Ali Hamza Pehlivan: “Çiftçinin emeği, Göksun’un çileği”

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Kahramanmaraş-Göksun Kaymakamı  Ali Hamza Pehlivan  “Göksun  ilçesi” konulu yaptığı açıklamada şunları söyledi;

1.5 milyon fidan dikeceğiz

  “Bir insanın ömrü hayatında vatanı milleti için hiç bir şey yapamıyorsa ve sadece bir fidan dikse, belki de en değerli, en anlamlı hizmetlerden birini yerine getirmiş olur.Çünkü fidanların çoğalarak ormana dönüşmesine vesile olur. Hem ülke ekonomisine, hem çevresine ve sadece ülkenin değil ,bütün dünyanın geleceğine yatırım yapmış olur.Ben yeşil bir çevrede doğmuş ve büyümüş birisi olarak; Ağacın, ormanın, yeşil bir doğanın ne kadar önemli olduğunu iyi bilirim. Bu sene inşallah 1.5 milyon fidan dikeceğiz ve bu sayı katlanarak daha da artacak. Sevgili gençler; ilerleyen dönemlerde hangi işi yapıyor olursak olalım, çevre; Muhakkak aklımızın bir köşesinde sürekli var olmalı.

  Çünkü yaşam devam ettiği ve nefes aldığımız sürece, o doğaya her zaman ihtiyacımız var. Ekonomik olarak da, sağlık açısından da ihtiyacımız var.Ama bunu yaparken de, bilinçli yapmamız gerekiyor. Sadece istatistiksel olarak biz şu kadar ağaç diktik demekten ziyade, biz şu kadar ağaç diktik, yeşerttik, ve yaşattık da dememiz lazım. Bir yandan var olanı koruyacağız, bir yandan da her geçen gün ona yenilerini ekleyeceğiz dedi ve herkesi bu konuda duyarlı olmaya davet etti.

 

                                         
                                      Göksun Kaymakamı Ali Hamza Pehlivan
 
Göksun elması artık beynelmilel olma yolunda

  Ekonomilerdeki krizleri avantaja dönüştürme tabiri vardır. İklimin sertliğini bir nevi kriz olarak kabul edersek bunu da avantaja çevirebileceğimize inanıyorum. Çünkü güneyde 40 derecede insanlar sıcakta yanarken bizler burada serin esen rüzgarın olumlu etkisi altındayız.Kış mevsiminde oluşan dezavantajlar bahar ve yaz mevsiminde avantaja dönüşmektedir.İklimin sert olduğu yerlerde tarım ve hayvancılık faaliyetleri belki çok meşakkatli olmaktadır ama bu sayede Göksun gibi yerlerde yetişen tarım ürünleri çok da dayanıklı olmaktadır.Örneğin hayvancılık çok sıcaktan olumsuz etkilenebilir ama çok soğuk iklimden o kadar etkilenmez. Rakımı yüksek olan yerlerde Meyve ve sebze yetiştiriciliği zaman ve emek ister ama ürünü daha dayanıklı ve uzun ömürlü olur. Biz bu tespitlerden hareketle ilçede çilek üretimini teşvik etmek amacıyla bu projeyi hazırladık. Göksun elması artık beynelmilel olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Kendi kulvarında inşallah bundan sonra çok daha profesyonel bir şekilde üretim ve pazarlanmaya devam edecektir.     

 
 
         
 
Çiftçinin emeği Göksun’un çileği projesi

  Bunun yanında çilek gibi diğer ürünlerinde teşvik edilmesi hususunda neler yapabileceğimiz hususunda arkadaşlarımızla değerlendirmelerde bulunduk. Sezona yetiştirilmek üzere bu projenin startını verdik ve bir buçuk ay gibi bir süre zarfında uygulama aşamasına getirdik.  Kendisine özgü leziz aromaları ve zengin vitamin içerikleri nedeniyle üzümsü meyveler içerisinde en önemli yeri tutan çilek, turfanda yetiştiriciliğe uygun, ihracat ve iç satış imkanları iyi, otsu fakat çok yıllık bir meyve türü oluşu ve ayrıca üzerinde yapılan çok sayıdaki ıslah çalışmaları sayesinde dünya üzerinde yaygınlığı gün geçtikçe artan bir türdür. Anavatanı Güney Amerika’nın Şili ülkesi olan çilek; bugün itibariyle 20’den fazla türde dünyanın pek çok ülkesinde üretilmektedir. Dünya çilek üretiminde ülkemiz de önemli bir rol oynamakta olup, giderek artan bir üretim ve pazarlama trendine sahiptir.

Dünyada 4 milyon tonun üzerinde çilek üretilmektedir

  Bugün dünyada 4 milyon tonun üzerinde çilek üretilmektedir. 2010 rakamları 4.130 bin tondur. Son on yılda yapmış olduğu üretim atağıyla Türkiye dünyada ölçeğindeki % 3’lük üretim payını % 7’lere çıkarmıştır. Ülkemiz 300 bin ton çilek üretimiyle dünyada (ABD’nin ardından ) 2. sıraya yükselmiştir. Peki nedir çilek üretiminin ticari avantajları? Çilek yetiştiriciliği özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmeler için önemli bir ziraat koludur. Bu meyve için yapılan yatırımlar kısa sürede geri döndüğünden, küçük aile işletmeciliğine de uygundur. Pazarda taze meyvenin az olduğu dönemde olgunlaşması nedeniyle iyi bir pazar avantajına sahiptir. Birim alandan elde edilen gelir diğer ürünlere göre daha yüksektir.

  Çilek üretiminde Göksun’u önemli bir noktaya taşımayı hedeflliyoruz. Bu ve benzeri yatırım faaliyetleri devam edecektir.Göksun’lu çiftçilerden toprak sahiplerinden bu tür projelere sahip çıkmalarını istiyoruz. Projemizin adını, tarımın emek ve sabır isteyen bir sektör alan olmasından hareketle “Çiftçinin Emeği, Göksun’un Çileği” olarak belirledik. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı kaynaklarından yararlanarak İlçe Tarım Müdürlüğümüzün işbirliği ve koordinasyonuyla geri ödemeli gelir getirici proje formatında hazırladık.

  Bu kapsamda, ilk etapta bir çiftçiye ortalama 3000 metrekare, toplamda yaklaşık 23000 metrekare alanda 4’ü Kınıkkoz, 2’si Ericek ve 1’i de Kanlıkavak’da olmak üzere 7 çiftçimizle sözleşme imzaladık ve damlama sulama ve damlama gübrelemeli, seddeli, ihatalı  modern bahçelerin kurulumunu gerçekleştirdik. Bu vesileyle SYDV Mütevelli Heyet Üyelerimize, İlçe Tarım Müdürlüğü çalışanlarımıza, işbirliği yapan çiftçilerimize, sivil toplum ve özel sektör kişi ve kuruluşlarına teşekkür ediyor, bu çalışmaların çiftçilerimize, ilçemize hayırlı ve bereketli olmasını, bol kazançlar getirmesini diliyorum.

 
      
 
Dünya elma üretim klasmanında 2.3 milyon ton ile dördüncü sırada

  Son yıllarda ihracatını artırmaya çalışan ülkemizde elma ihracatının diğer sebze meyve ihracatı içerisinde yüzde 11’lik bir paya sahiptir. Dünya elma üretim klasmanında 2.3 milyon ton ile dördüncü sırada olan ülkemizde bu oranın çok düşüktür. Dünyamızda bu gün itibari ile yaklaşık 65 milyon ton elma üretimi vardır. Bu üretimin birinci sırasında 27 bin tonla Çin Halk Cumhuriyeti gelmektedir. Ülkemiz ise dünya elma üretim klasmanında 2.3 milyon ton ile dördüncü sıradadır. Son yıllarda ihracatını artırmaya çalışan ülkemizde sebze meyve ihracatı sadece yüzde 11’lik bir paya sahiptir. Ancak dünya üzerinde 150 çeşit değişik sebze ve meyve türünün yüzde 80’inin ülkemizde üretilmesine rağmen, bu yüzde 11’lik dilim içerisinde elmanın yeri sadece yüzde 2’dir. Demek ki biz standartlara uygun ne kadar fazla üretirsek, ne kadar fazla bahçeyi bu ağın içerisine katarsak uluslar arası pazarda da yerimiz daha büyük olacaktır.Toplam sebze meyve ihracatı içerisinde elmanın yüzde 2 gibi düşük bir rakam olmasının temel nedenini geleneksel şartlarda üretimdir.

 
 
     
 
Elma fidan ırklarımızı çok iyi seçmek sorundayız

  Ürettiğimiz elmanın kapılardan geri dönmesi standart dışı olduğundan dolayı o yüzden şunu vurgulamak istiyorum. Biz bu gün ve bundan sonra yapacağımız yatırımları modern tekniklerle yapmak zorundayız. Kapama bahçeler tesis etmek zorundayız. Fidan ırklarımızı çok iyi seçmek sorundayız. Zararlılarla ve hastalıklarla çok iyi mücadele etmek zorundayız. Verimi en yüksek ırkları tercih etmek zorundayız. Ve üretimimizi pazara ve kazanca yönelik yapmak zorundayız. Bunu yaptığımız takdirde inanıyorum ki, ilçemizin elma üretimi birçok il ile eşdeğer durumda belki de önlerine geçecek duruma gelecektir. Dağıtacağımız fidanlar ile birlikte ilçemizdeki elma ağacı sayısı bir milyon beş yüz bin civarında olacaktır.

  Elma antioksidan içeriği sayesinde başta prostat ve akciğer olmak üzere birçok kanser türünün önlenmesinde, bağırsakların düzenli çalışmasında, kalp ve damar rahatsızlıklarına karşı mücadelede, kolesterol’e karşı, strese ve akıl bozukluklarına karşı faydalarının olduğuna tesbit edilmiş olan bir üründür.”

MADO’nun Göksunda büyükbaş hayvancılık yatırımı

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Kahramanmaraş MADO’nun Göksun için planladığı yatırım için; MADO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kanbur, Yaşar Dondurma ve Gıda Maddeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Atila Kanbur, MADO İnsan Kaynakları Müdürü Ünal Yıldırım Göksun Kaymakamı Ali Hamza Pehlivan’ı makamında ziyaret etti. Ziyaret esnasında ilçede gerçekleşecek yatırım için karşılıklı imzalar atıldı. Göksun Kaymakamı Ali Hamza Pehlivan, dondurma firması Mado Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kanbur’u kabulünde, son yıllarda ülke genelinde tarım ve hayvancılık yatırımının arttığını ve Göksun’un da bu yönde çalışmalara başlandığını belirtti. Mado’nun Göksun’a planladığı yatırımı çok önemsediklerini dile getiren Kaymakam Ali Hamza Pehlivan şunları söyledi;

  “Şu anda fizibilite çalışmaları devam ediyor.İlk etapta yaklaşık 500 dönüm bir arazi üzerinde bu yatırımı gerçekleştirecekler. İlçenin büyükbaş hayvan yatırımı için potansiyele sahiptir. İnşallah ilçemiz yeni yatırımlarla daha da gelişecektir. Bizler yatırım yapmak isteyen müteşebbislerin sorunlarını çözmek için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Dünya çapında tanınan firmamızı ilçemizde görmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz.”

  Mado Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kanbur’da yaptığı konuşmada şunları söyledi;  “Yaklaşık 500 dönüm alan üzerine kurmayı planladıkları  yatırımla doğal ve organik üretim yapmayı amaçlıyoruz. Çalışmaların devam ettiğini ve ilk etapta 500 büyükbaş hayvanla işe başlayacağız.”

Acara Özerk Cumhuriyetinin turizm bölgesi Shuakhevi

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Shuakhevi Bölgesi deniz seviyesinden 1200-1600m yüksekliğinde bulunmaktadır;
Toplam Alan: 58800h, 36373h ormanlar dahil; Nüfus: 22800 insan; Yıllık orta sıcaklık: 11,40C; İklim: astropikala yakın;  Bölge Merkezi: Shuakhevi ilçesi; Bölge nispeten daha az nem ile belirtilmektedir. Acharistskali Vadisi boyunca Akdeniz tipi astropikal iklim var. Yazın sıcak ve kurak, kışlar oldukça sıcak. Bölgenin büyük bir kısmı dağlıktır. En yüksek olanlar Kheva (2812m) ve Taganuri (2662m) dağlarıdır.Shuakhevi Bölgesinin 42km boyunca Türkiye ile sınırı var. Batumi-Akhaltsikhe ulusal karayolu Bölgeden geçer.
  Yerel sanayinin ana branşı hidro teknik potansiyelinin gelişmedir. İlgili uzmanlar tarafından yapılan hesaplamalara göre, toplam 50mgwt kapasitesi olan 10 üzerinde küçük hidroelektrik santraller bölgesel nehirler üzerine inşa edilebilir. İlgili taslak iş projeleri başlatıldı.
Ön çalışmalara göre, bakır, sülfat, alüminatlar ve altının büyük kaynakları var. Burada özellikle Zevara-Gudna ve Chirukhistskali Vadisi’nde cevherleri belirtilmelidir.
  Maglakelidzeebi andezit cevher ve ayrıca Akhladzba ve Tsinareti inert taş madenleri, Brill tın araştırılmıştır. Bunlar yüksek kaliteli kaynak malzemeleridir ve tuğla dönük kaliteli üretimi sağlayabilir. Uchamba, Babanuri, Bogili, Tomasheti, Tskallampara Mineral kaplıcaları pozitif tıbbi özellikleri ile karakterize edilmektedir. Şu anda Uchamba, Bogili ve Babanuri maden suların az miktarda şişelenmeleri gerçekleştirilmektedir. Shuakhevi ve Tomasheti termal suları için hamam inşa edilmesi planlanmaktadır. Hemen hemen bütün köylerin ve alpin bölgenin (Chirukhi, Jinali, Tomasheti, Saghoria, Ghoma) turizm ve tatil için büyük bir potansiyeli var.Uygun altyapı gelişimi orada turistleri büyük sayıda çekecektir. Doğal iklim koşulları, kaplıca ve termal sular, tarihi ve kültürel anıtlar, alpin bölge ve vahşi doğa orada aile turizmi ve dağcılık, kayak için mükemmel koşullar yaratmaktadır.

 

                                
                            Acara Özerk Cumhuriyetinin turizm bölgesi Shuakhevi
 
  Kış turizminin belli alanlarda geliştirilmesinin de orada büyük umutları vardır. Bölgenin merkezinden 7km uzaklığında bulunan Gomarduli köyünde, deniz seviyesinden 1430m yüksekliğinde kayak sporu geliştirmek için mükemmel ortam bulunmaktadır. 400h alan üzerinde turist tesisleri inşa edilebilir. Modern tesis ve altyapıya sahip baz turistleri bütün yıl boyunca çekebilir.
  Tarım bölgede yaygın bir şekilde gelişmiştir. KDV yüzde 80 tarımsal kökenli. Tarım alanları 16.540h kaplamaktadır. Ana ürün mısır, patates, fasulye, sebze ve meyvelerdir. Aziz George Kilisesi inşaatı yakında köy Gamonatlevi’de tamamlanacaktır. Bölgede 9 cami vardır.

Mimari anıtları arasında Okropilauri Darchidzeebi, kale Nigazeuli, Takidzeebi, Khichauri (Kaviani) kale kalıntılarından bahsetmeliyiz ve Varjanauli ve Furtio kemer köprüleri orta çağlara kadar uzanmaktadır.

  Shuakhevi flora ve faunası Kırmızı Kitaba dâhil edilmiştir. Burada karaca nadir türleri, Kafkas ayı, Suriye ayı, dağ keçisi, pamukçuk, bülbül, guguklu, kaplumbağa, güvercin, ibibik, ağaçkakan, karaçam, meşe, kavak, porsuk ağacı, kırmızı meyve, vb bulunur. Shuakhevi ormanları nadir endemik türler açısından zengin ve benzersiz biyolojik çeşitlilik ile karakterize edilir. Bölge, çam ormanları açısından Gürcistan’ın en zenginidir. Mini turizm kompleksi “Khertvisi” 2005 yazında açılmıştır. Karmaşık tur operatörleri için önemli merkezi haline gelmiştir. Doğal çevre, bakir orman, park ve yollar ve bölgenin doğal kaynakları, ilgili proje ve yatırımlar için bekliyor.

error: Content is protected !!