Pazar, Nisan 26, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 181

KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu: “Çözüm için anahtar ikimizin de elinde”

0

Haber: İlker ÇAKAN

  KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, mevcut statükonun sürmesinden, anlaşma olmamasından faydalanan tarafın Rum tarafı olduğunu belirterek, “Şu anda anlaşma olmamasının zararını görecek olan Türk tarafıdır. Bu nedenle biz anlaşma arzusundayız” dedi.Mülkiyet konusunda geçmiş Rum lideriyle 6-7 aylık bir müzakere dönemi geçirdiklerini ve bir kısım noktalarda da yakınlaşma sağladıklarını anımsatan Eroğlu, “Ancak yeni Rum Lideri mülkiyet konusunda ön koşullu önerilerde bulunuyor” dedi.

  KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, ön koşullu önerileri kabul etmenin mümkün olmadığını ancak bunların müzakere masasında tartışılacağını belirterek, Rum Lideri Anastasiadis’ le 2 kez biraraya geldiğini ve 23 Haziranda bir kez daha biraraya gelerek önemli başlıkları görüşeceklerini söyledi. Anastasiadis’in, önceki liderlerin görüşmelerini ve sağladıkları yakınlaşmaları kabul etmemesinin sıkıntı yarattığını dile getiren Eroğlu, “Ortak metinde bile anlaşılmamış konularda müzakere devam etsin deniyordu” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, müzakere sürecini hem Kıbrıslı Türklerin, hem de Kıbrıslı Rumların iyi değerlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, “Çözüm için anahtar ikimizin de elinde” dedi.

Trabzon Valisi Abdil Celil Öz: “Trabzon’da turizm yükselen bir değerdir”

0
Haber:İlker ÇAKAN
    Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Ester Lauferova, Trabzon Valisi Abdil Celil Öz’ü ziyaret etti. Türkiye ile Çek Cumhuriyetinin tarihten gelen ilişkilerinin bulunduğuna dikkati çeken, Trabzon Valisi Abdil Celil “Çek Cumhuriyeti ile Türkiye arasında tarihi geçmişe dayanan bir ilişkiler süreci var. Özellikle son dönemde Avrupa Birliği süreci ile bu ilişkiler yeni bir boyut kazandı. Tarihten gelen bu ilişkilerin ortaya koyduğu değerler, kültür mirasları, turizm ve kültürel ilişkiler ve bunun yanında ekonomik ilişkilerde de belli mesafeler kat edilmiştir.
  Avrupa Birliği süreci ile gelişen ilişkilerin üzerine özellikle ekonomik ilişkilerin de ilave                   edilmesiyle iki ülke arasındaki bu birlikteliği daha da yakınlaştırmıştır. Çek Cumhuriyeti’nin İstanbul’da konsolosluk yapılanması da bu yönüyle önemli bir adımdır. Trabzon’a yapılan ziyaret ise, bu ilişkilerin gelişmesi iradesinin ortaya konulması amaçlı olduğunu düşünüyorum” dedi.
   Trabzon’un bu bölgede tarihten beri önemli bir ticaret merkezi olduğunu ifaden eden Vali Öz, “Hem tarımsal ürün yönünden, hem de sanayi ve ticaret alanında önemli bir potansiyele sahip olan ilimiz önemli bir ticari üs konumundadır. Ayrıca Trabzon’da turizm yükselen sektör ve önemli bir değerdir. Bu tür işbirlikleri, iki ülke arasında ve Avrupa Birliği ölçeğinde yaşanan gelişmelere büyük katkılarda bulunacaktır, önemli mesafelerin alınmasını sağlayacaktır” diye konuştu. Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Ester Lauferova da, “Bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Trabzon’da bulunmaktan dolayı çok büyük memnuniyet duyuyorum. İki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek için elimizden geleni yapacağız.
  Karadeniz bölgesine gelmek istedik, çünkü bu bölgeye çok önem veriyoruz. İlişkilerin bölgesel olarak gelişmesini istiyoruz. Bununla ilgili neler yapabiliriz, bu fırsatları öğrenmek için buradayız. Seyahatimizde gördük ki, bu bölge Çek Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği ölçeğinde daha fazla tanıtılmalıdır. Bu konuda elimizden geleni yapmaya çalışacağız” diye ifadede bulundu.
  Trabzon Valisi Abdil Celil Öz, ziyaretin anısına Başkonsolos Lauferova’ya kadınlarımızın el emeği olarak yaptığı çini işlemeli tabak hediye etti.
 
                                       

Yaz mevsimi

0
  Baharın sonlarına geldiğimiz şu günlerde,yaz mevsimi artan sıcaklıklarla kapıda olduğunu iyice belli etmeye başladı.Eminim, bazılarımız daha yaz gelmeden tatil planlarını yapmıştır.Yaz hemen hemen herkes için deniz,kum,güneş,eğlence ve rahatlama demektir.Tüm bunların yanında yaz mevsimi sağlığımız için bazı tehlikelerde içermektedir .İşte bunlardan bazıları ve korunma yöntemleri;
  Güneş iyi bir D vitamini kaynağıdır fakat güneş ışınları Ultraviyole(UV) denilen radyasyonlu ışınları da barındırmaktadır.UV ışınları yazın özellikle gündüz ve öğle vakitleri güneş ışınlarının daha dik inmesiyle yeryüzüne daha yoğun bir şekilde gelir.Bu durum göz ve cilt sağlığımız için tehlikeli arz eder.Ciltte oluşan kahverengi lekeler vecilt kanseri bu hastalıkların başında gelmektedir.Bu ışınlardan korunmank içinse mutlaka yüksek faktörlü güneş koruyucuları ,şapka ve güneş gözlükleri kullanılmalıdır. Ayrıca öğlen saatlerinde zorunlu bir durum olmadığı sürece dışarı çıkmaktan kaçınılmalıdır.Güneş ışınları çeşitli yüzeylerden yansıma yaparlar.Bu yüzden gölge de bile güneş ışınına maruz kalınabilir.Uzmanlar öğlen saatleri haricinde gölge de güneşlenilmesini tavsiye etmektedir.
  Yaz mevsiminde sıcağın etkisiyle vücut daha fazla terler ,bu da su ve elektrolit kaybına sebep olmaktadır.Bu yüzden yazın mutlaka bol su içilmelidir.Ayrıca ağır yemeklerde vücudu zorlayıcı etki yaparlar.Bunun içinde hafif yemekler yaz mevsimi boyunca tercih edilmelidir.Öte yandan taze meyvelerin de bolca tüketilmesiyle hem su kaybının önüne geçilir,hem de vitamin alımı desteklenir.Bunun yanında sık sık ılık duş almak vücut sıcaklığını düşürür ve sıcakların etkisini azaltır.
  Yazın açık renkli kıyafetler tercih edilmesi sıcaktan ve güneşten etkilenme riskini azaltır.Çünkü koyu renkli kıyafetler güneş ışınlarını soğururken açık renklerse yansıtmaktadır.Koyu renkli kıyafet giymek daha fazla sıcağa ve güneş ışınına maruz kalmamıza sebep olur bu sebeple mümkün olduğunca açık renkli kıyafetler  yaz boyunca tercih edilmelidir.
  Sağlıklı ve mutlu bir yaz dileğiyle…

Yeni bir Rize

0

  Seçim sürecinde ifade ettiğimiz 10 numara projeler çerçevesinde hedefimiz ve amacımızın Rize’nin gelecek 20 – 30 yılının oluşturulması çerçevesinde atacağımız adımlardır. Bu projeler birbirini tamamlayacak nitelikte hazırlanmıştır. Projelerin en azından toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren noktaları da vardır.

  Özellikle ovit tüneli, lojistik Merkezi ve Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da müjdesini verdiği hava alanı projesinden sonra artık Rize’nin eski Rize olmasından çıkarak yeni bir bakış açısıyla yeniden şekillenmesi gerektiği noktasındaki ipuçlarını alarak bu ipucları doğrultusunda hazırlıklarımıza başladık.

  Seçimlerden sonra malumunuz kamuoyuyla da paylaştığımız gibi Cumhuriyet Meydanı Projesine yönelik olarak çalışmalara giriştik. Bunun dışın da yine birçok proje çalışmamızın 10 numara projesi olarak adlandırdığımız projelerin masa başı çalışmalarına arkadaşlarımızla birlikte devam ediyoruz. Yalnız bu çalışmamız bizim şu anda proje olarak ortaya koyduğumuz seçim sürecindeki proje olmasından artık başka bir noktaya taşınmıştır. Rize ye sosyal yaşam alanı olarak adlandırılan ki bu aslında bizim Rize sahilinin yeniden düzenlenmesi olarak adlandırdığımız projenin bir parçasıdır. Yeniden düzenlenmesi olarak adlandırdığımız proje aslında birbirini tamamlayan projeler bütünüdür. Bunlardan bir tanesi Rize Külliyesi olarak adlandırdığımız sosyal yaşam alanıdır. Aynı yerde iskele, şehitlik anıtı ve teleferik ayağının kurulacağı şekilde bu sahil alanını şekillendiriyoruz.

  Bugün bu sahil alanının şekillendirilmesi noktasındaki çalışmalardan birazdan teknik heyetinde sizlere vereceği bilgi doğrultusunda, projenin kamu oyuyla paylaşılma zamanı gelmiştir. Projenin sadece yerel alanda sorumluluk taşıyan bir proje değil Kasap, Sayın Başbakan, Bakan ve vekillerimizin bu konudaki önerileri doğrultusunda yaptığımız çalışmalarla, Türkiye projesi olarak adlandırılan bir formata dönüştürülmüştür. Bu projeyi gerçekleştirebilmemiz için şu anda meclis çalışmaları içerisinde bulunan Rize’nin ve Artvin’in kıyı çalışmalarını da içerisine alan bir kanun taslağı olduğunun da haberini aldık! projenin uygulanabilirliği bu kanunun gerçekleşmesi ile sağlanacaktır.Projemizin Rizemize ve bölgemize hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim.

Haydar Aliyev Vakfı: Azerbaycan gerçeklerinin tebliğine katkısı

0
                                                                                               Naile Memmedova
                                                                                             “Azerbaijan Realities”
  Bu gün Azerbaycan uluslararası ilişkiler sisteminde güvenilir strateji ortak,güçlü ve nüfuzlu devlet gibi tanınmaktadır. Bölgesel lider olarak karakterize olunan cumhuriyetimiz uluslararası barışın ve ateşkesin korunmasına yönlendirilmiş dünya çaplı toplantıların aktiv katılımcılarındandır. Qururla söyleye biliriz ki, Azerbaycan dünyanın en hızlı gelişen ülkelerinden biridir. Bölgedeki genişçaplı projelerin devletimizin katılımı olmadan gerçekleştirilmesi mümkün değil. Modern Azerbaycan dünya haritasında kendi yerini onaylamış ve dinamik gelişme yolunda ilerilemektetir.
  Bu başarıların hayata geçmesinde Haydar Aliyev Vakfının ülke içi uluslararası alanda gerçekleştirdiği projelerin ve amaçlı faaliyetinin rolü müstesnadır. Yadsınamaz gerçektir ki, yeni dünya düzeni vatandaş cemiyyetinin gelişimi, demokrasinin derinleşmesi, stratejilerin korunmasında sivil toplum örgütlerinin rolünü daha ileriye taşimaktatır. Haydar Aliyev Vakfı tarihimize bağımsız devlet kurucusu gibi girmiş Haydar Aliyevin hatırasına halkımızın saygısını gösterme arzusu, onun zengin manevi mirasını yansıtmak, azerilik felsefesinin ülkemiz için önemini anlatmak, milli devletçilik fikirlerini yeni nesillere aşılamak için kurulmuş bir vakıftır.
  Vakıf ulu önder Haydar Aliyevin hatırasına 10.05.2004 tarihinde kurulmuştur. Halkın milli-manevi değerlerini, tarihi kimliyini, milliliğini koruyan,gelecek nesillere de öğretmeyi de başaran ulu önder Haydar Aliyev herzaman bilimin,eğitimin,milli-manevi değerlerin savunucusu ve koruyucusu olmuştur. Yaklaşık on yıllık bir devri kapsayan amaçlı faaliyeti ile Vakıf amacına sadık olduğunu göstermiştir.
  Haydar Aliyev Vakfı faaliyetlerinde dünyadaki değerlere saygı göstermekle uluslararası çapta bir sivil toplum örgütüne çevrilmiş, faaliyetleri farklı ülkelerin sosyal,bilmi, medeni hayatlarını etkileme imkanları elde etmiştir.
Haydar Aliyev Vakfının amaçlarına ve gördüğü işlere uygun olarak ülke içinde ve uluslararası ölçekte hayata geçirdiği aşağıdaki faaliyetlerin yönlerini belirlemek mümkündür:
 Medeni faaliyet:
  Haydar Aliyev Vakfı zengin tarihi olan medeniyyetimizin dünyada tanınması ve gelişmesi yönünde perspektif faaliyet sergilemektetir. Vakfın dünya medeniyyetine ve Azerbaycanın milli-medeni mirasının gelişmesine, aynı zamanda muğamın gelişmesine yönelmiş faaliyeti özel olarak göze çarpmaktadır. Haydar Aliyev Vakfının başkanı Mehriban Aliyevanın dikkati sonucunda muğamımızın canlanması görülmektetir, Azerbaycan muğamı UNESCO- nun maddi olmayan medeni miras listesinde yer almaktatır. Bu listede kadim aşık sanatımız ve Nevruz bayramımız da yer almaktatır.
  Her sene Mehriban hanım Aliyevanın girişimi ile Vakıf tarafından gerçekleştirilen uluslararası muğam yarışmaları muğama verilen değerin göstericisidir. Yarışma için Azerbaycana gelen, gelemediği zaman bile yurtışından televizyondan veya internetden izleyen yabancı vatandaşlar Azerbaycanın zengin, ve ruh okşayan muğami ile tanışma fırsatını kazanıyor. Azerbaycan muğamının dünyada geniş tebliği maksadı ile Mehriban Aliyevanın girişimi sonucunda inşa edilmiş Uluslararası Muğam Merkezi medeni mirasımızın korunması için çok önemli bir adımdır.
  Azerbaycan edebiyyatı ve musiki geleneklelrinin uluslararası alemde tanınması,medeniyyetimizin öğrenilmesi, sanat adamlarımızın, Azerbaycanın kadim ve zengin medeniyyet tarihinin anlatılması Vakfın faaliyetinin vazgeçilemez amaçlarına dönüşmüştür. Vakfın ülke dışındakı projelerine Strasburq kilsesinin onarılmasına 1,5 milyon euro arılması ve Vatikanla Romadaki bazı anıtların onarılması için imzalanan muhtıraları ve.s göstere biliriz.
   Haydar Aliyev Vakfı yarandığı günden Azerbaycan medeniyyetinin gelişmesinde çok büyük katkısı olmuştur. Vakıf Azerbaycan devletçiliğinin mimarı, dünya Azerbacanlılarının milli lideri Haydar Aliyev tarafından medeniyyetin gelişmesi yönünde gerçekleştirilen işleri güzel biçimde hayata geçiriyor. Medeniyyetlerarası ilişkilerin genişlemesi, uluslararası konferansların, sempozyumların yapılması, dinlerarası alakaların, doğuyla batının ve doğu Avrupanın, islam dünyası ile hristiyan dünyasının yakınlaşmasına verdiği özel çabalara göre de Haydar Aliyev Vakfının işlerini uğurlu saya biliriz.
Sosyal faaliyet:
  Çocuklara ve yaşlılara gösterilen özel ilgiler, onlar için inşaat ve onarılan okullar, sağlık ocakları, musiki liseleri, çocuk evleri, talasemiya ve diabet hastalıklarına yakalanmış cocuklara özel olarak ilgi gösterilmesi Vakfın gösterdiği faaliyetin ayrılmaz koludur. Çocuk ve gençlerin genel bilgilere sahip vatandaş gibi yetiştirilmesi, sosyal sorunların çözülmesi, özel ilgiye muhtaç insanlara yardım, insanların yeteneklerinin ve becerilerinin ortaya çıkarılmasına, yeteneklerini sergilemelerine, yeteneklerinin geliştirilmesine yardım etmek Vakfın kuruluş amaçlarından en önde gelenlerdir.
Çocuk evleri ve yatıl okul mezunu olan gençler için evlerin inşa edilmesi, dini müessise ve toplulukların onarılması, anaokullarının inşa edilmesi veya onarılması, çocuk eğlence merkezlerinin inşa edilmesi, aynı zamanda yabancı ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla ( Pakistanda kızlar okulunun, Sarayevoda Dostluk parkı, Astrahanda Dostluk köprüsünün ve.s inşa edilmesi) yapılan işler sosyal faaliyetin önemini teşkil etmektetir. Mehriban hanım Aliyevanın teşebbüsü ile hayata geçirilen “kör ve zayıf gören çocukların bilgi iletişim teknolojilerinden yararlanmasının sağlanması” gibi projeler alternativi olmayan iyilik, humanistliktir.
  “Eğitime destek” projesi kapsamında 2004-cü yıldan başlayarak yeni eğitim yılının başında mülteci ve mecburi göçmen ailelerinden olan birinci sınıf öğrencilerine çanta ve derslik malzemelerinin dağıtılması ise artık bir gelenek hali almıştır.
Bilim ve Eğitim faaliyeti:
   Azerbaycan eğitimine özel dikkat gösteren Haydar Aliyev Vakfı yeni okulların, eğitim merkezlerinin inşaa edilerek kullanıma sunulmasında yardımını her zaman göstermektedir. “Çocuk evlerinin yatılı okulların gelişmesi” projesi Azerbaycanda faaliyet gösteren çocuk evleri ve yatılı okullarına mevcut sorunların araştırılması zamanı ortaya çıkan sorunların zorunluluğundan kaynaklanan çocuk evlerine ve yatılı okullara destek, eğitim ve sağlık ocaklarının gelişmesine yardım gibi konular öne çekilmiştir.
Proje kapsamında Azerbaycanda 40-a yakın çocuk müessisesi yeniden tamir edilmiş, yeni teknolojik cihazlarla donatılmış, ek binlar inşa edilmiş ve yaşam seviyyesi yüksek seviyyeye getirilmiştir.
  Vakıf tarafından 2005-ci yıldan itibaren gerçekleştirilen “Yenilenen Azerbaycana yeni okul” projesinin esas amacı eğitim alanında mevcut olan sorunların çözelmesine yardım etmek, ülke çapında modern standartlara ugun eğitim merkezleri inşa etmek, öğretim seviyyesine engel olan sorunların ortadan kaldırmak, toplumun çeşitli tabakalarının, iç ve dış şirketlerin, uluslararası teşkilatların bu alanda ortaklık imkanlarını tespit etmek genel işlerin iyi taraflarına yönlendirmektir.
  Program kapsamında 2005-2012 –ci yıllar arasında ülkenln çeşitli bölgelerinde yüz binden fazla öğrencinin eğitim gördüğü 400-e yakın okul binası inşa edilmiş ve yeniden kurulmuştur. Bu okulların hər birində modern labaratuarlar, kütübhaneler, yemekhaneler, en son model donanımlarla donatılmış, bilgisayar odaları, atelye, spor salonları, ve ayrıca sıcaklık sistemleri vardır.
  Haydar Aliyev Vakfının “Eğitime Destek” projesi kapsamında Gürcistan, Mısır, Romanya, Rusiya, Paksitan ve Hollandada bir sıra okullar yeniden kurulmuş ve tamir edilmiştir. Pakistanın Müzafferabad şehri Rara bölgesinde depremde çöken  kızlar için yeni orta okul binasının inşası en uğurlu ve önemli projelerden biridir. Bütün bunlar Haydar Aliyev Vakfının başkanı, Azerbaycanın birinci hanımı Mehriban hanım Aliyevanın ülkede eğitimin gelişimine gösterdiği dikkatin kanıtıdır.
Sağlık faaliyeti:
  Vakıf yarandığı andan itibaren sağlık ve tıp alanlarını geliştirmek, çeşitli hastalıklara yakalanmış vatandaşların sağlam yaşamasını teminat altına almak, özel dikkate ihtiyacı olan hastaların hayat seviyyesinin yükseldilmesi  maksadıyla sağlık faaliyeti hayata geçirmektetir. 2004-cü yıldan Azerbaycan Diabet Cemiyyeti ve Danimarkanın “Novo Nordisk” şirketi ile birlikte hayata geçirilen “Diabetli çocuklara en yüksek ilgi” projesi şekerli diabet hastalarının sıhhatini iyileştirmek ve hastaları modern tedavi donanımları ile temin etmek maksadı taşımaktatır. Bundan başka Vakıf vadandaşların sağlık sorunlarının aradan kaldırılmasında yakından iştirak ediyor, çeşitli hastalıklara yakalanan çocuklara özel yardımlar yapılıyor, bölgelerde parasız muayinelerin yapılmasını temin etmektetir. Talasemiyasız hayat projesi kapsamında 2009-cu yıl mayıs ayının 9-da  kullanıma verilen Talassemiya Merkezi, yeniden onarılmış sağlık ocakları, tıp müessiselerinin modern tıbbi donanımlarla donatılması ve.s Vakfın sağlık faaliyetlerinden haber vermektetir.
Spor faaliyeti:
   Sosyal hayatın diğer alanları gibi, spora da herzaman dikkat ve ilgi gösteren Haydar Aliyev Vakfının girişimi ile şimdiyedek inşa edilen okulların çoğunda spor alanları, gerekli donanımla donatılmış spor salonları yapılmıştır. Çocuklar ve gençler arasında sporun yapılmasına özen gösteren Vakıf Azerbaycanda yapılmış bir çok yarışmalarıda tertip etmiştir. Olimpiyat oyunlarında madalya kazanmış Azerbaycan sporcuları Haydar Aliyev Vakfının aylık bursları ve diplomaları ile ödüllendirilmiştir. Haydar Aliyev Vakfının ülkemizde spora özen göstermesi bu alanın gelişmesinde çok önemli katkılar sağlamıştır. Vakfın spor faaliyeti yalnız ülke içinde yetinmemekle beraber 2013-cü yılın Aralık ayında Vakfın teşebbüsü ile Hindistanın Qoa eyaletinde inşa edilmiş “Aqnelo Ata” stadyumunun açılşı uluslararası çapta faaliyetin gözardı edilemez kanıtlarındandır. Ayrıca Vakfın başkanı Mehriban Aliyeva Azerbaycan Jimnastika Federasyonunun Başkanı gibi de Azerbaycan sporonun gelişmesi yönünde çok önemli rol oynamaktatır.
Karabağ gerçekleri:
  Azerbaycan muğam sanatının önemli içeriği gibi Karabağ muğam mektebinin kendinehas tarzı ve gelenekleri hakkında geniş bilgilerin verilmesi, Karabağla bağlı gerçekleri yayımlayan yayımlar, “Hocalı soykırımı”nın duyuruluması ve tebliği kapsamında görülen işler Vakfın önde gelen faaliyet yönünü oluşturuyor.
   “Karabağ hanendeleri” adlı, Azerbaycan, Rus, İngiliz, Fransız diline tercüme edilen müzik albümünün, Azerbaycanın ayrılmaz bölgesi olan Karabağ hakkında gerçekleri dünya kamuoyuna ulaştırmak amacıyla “Karabağ gerçekleri” dizisinin, “Karabağ gerçekleri” kitaplar toplusunun, “savaş ve tarihi medeniyyet anıtlarımız”, Parisde ingilizce “Azərbaycana karşı savaş: medeni mirasın hedefe alınması”, “Muğam hakkında elyazmalar toplusu “, “Karabağ hanendeleri” müzik albümünün ve.s yayımlanması Azerbaycanın ayrılmaz bölgelerinden biri olan Dağlık Karabağda ermeniler tarafından yapılan vahşetin, topraklarımızın işgal altında olması, tarihi medeniyyet anırlarının yok edilmesi ve ya değiştirilmesi gerçeklerin dünya kamuoyuna duyurulması yolunda önemli vasıta olmuştur. Hocalı faciasının dünyaya duyuruluması, bu gerçeklerin uluslararası arenada duyurulması, katliama obyektiv değer verilmesi yönünde atılan adımlarda Haydar Aliyev Vakfının müstesna rolü olmuştur.
Vakfın sürekli konunu gündemde tutması ve faaliyeti sonucunda dünya ülkeleri ermeni kasablarının insanlığa sığmayan katliamları hakkında daha dolgun bilgilendirilmektetir. Bir sıra devletler, uluslararası teşkilatlar, nüfuzlu kurumlar beşeriyyete karşı yapılmış bu cinayetin asl sebebini anlayarak katliamı keskin şekilde kınamaktatırlar. Vakıf Hocalı soykırımı ile bağlı 100-e yakın kaynağı ülke dışında sergilerde dünyaya tanıtmıştır.
Azerbaycan medeni mirasının düşman tarafından mahv edilmesi,medeni-tarihi anıtların yok edilmesi ile bağlı çeşitli dillerde yayımlanmış kitab ve kitapçıklar ülke dışında yayımlanmışdır.
  Haydar Aliyev Vakfının başkan yardımcısı, İslam Konferansı Teşkilatının (İKT) Gençler Formunun medeniyyetlerarası  dialoq üzere başkanı Leyla hanım Əliyevanın teşebbüsü ile faaliyete başlamış “Hocalıya adalet” projesi geride bırakılan zaman diliminde uğurlu tebliği ile bu eyleme dünyanın bir çok ülkesinden yüzlerle gönüllü katmıştır. Bu tebliğat yalnız Hocalı soykırımının dünyaya duyurulması ile yetnimemektetir, genel olarak işgalci ermeni siyasetinin obyektif tanıtımı ile bağlı aktiv eylemlerde bulunmaktatır.
  Leyla Aliyevanın teşebbüsü ile 2008-cı yıldan itibaren başlamış “Hocalıya adalet – Karabağa bağımsızlık” projesi İKT uzmanları tarafından desteklenmiştir. 26 şubat Hocalı soykırımı gününün İKT ülkelerinde humanitar ( insani) felaket kurbanlarının hatırasına anım günü gibi yapılması hakkında kararda “Hocalıya adalet – Karabağa bağımsızlık” projesi kapsamında kabul edilmiştir.
  Yukarıda sıralanan faaliyet yönleri Vakfın hayata geçirdiği kompleks olaylar sisteminin esas konusudur. Genellikle ise Haydar Aliyev Vakdı eğiitim, medeniyyet, maarif, bilim, teknolojiler, ekoloji ve spor alanlarında çeşitli projelere destek vererek, hem ülke içinde hem de uluslararası seviyyede faaliyet göstermektetir.
  Maksat ise çeşitli medeniyyetler arasında kesişen noktaları bulup glöballeşen dünyada sulh ortamında birlikde yaşamayı temin etmektetir. Azerbaycan çeşitli medeniyetlerin, dinlerin, değerlerin, Batı ve Doğu medeniyyetinin kavşağı gibi birlikte yaşamaya kanıttır.Vakfın rasional siyaseti sonucunda Azerbaycan gerçekleri bu gün dünya ülkelerinde yayımlanıyor, ülkemizin siyasi, sosyal, medeni manzarası yüksek seviyyede tebliğ edilmektedir.Bu bakımdan Vakfın  “gerçek Azerbaycan tarihi Azerbaycan dünyevi Azerbaycan” ilkeleri temellerine dayanaraq hayata geçirdiği çeşitli faaliyyet karşıya koyulan görevlerin uğurla yerine getirilmesidir. 10 yıla yakın tarihi devri kapsayan Vakfın faaliyeti Azerbaycan gerçeklerinin uluslararası alanda tanınmasına  ve sergilenmesine garantör rolünde katılmasına subyektif  oy ve tahriflerin gerçek dışı olduğunu ispat etmiştir.
  Azerbaycanın dış siyasetinin kusursuz şekilde gerçekleştirilmesinde Haydar Aliyev Vakfının hizmetleri çok büyüktür.Bu faaliyet sadece ülke içinde değil hemde ülke sınırları dışında çok başarılı olması  Azerbaycanın hümanist mevkisinin dünyevi kiymet verilmesine, ülkemizin uluslararası alanlarda başarılara imza atmasına yol açmaktatır. Fransada faailyet gösteren Arap Medeni Mirası Merkezi ve Mısırın “Nefertiti Media Productions” şirketinin birlikte hayata geçirdiği anketin sonucuna göre, Haydar Aliyev Fondunun başkanı Mehriban Aliyevanın 2014-cü yılın “En nüfuzlu kadını” seçilmesi de Vakfın faaliyetinin uluslararası arenada her zaman takip edildiğinin bir göstergesidir.

Azerbaycan Cumhuriyetinin modern enerji politikası

0
                                                                                            Leman  Halilova                                                                                                                          “Azerbaijan Realities” 
  Günümüzde uluslararası arenada en güncel konulardan biri enerji taşımacılığı uğruna dünya ülkelerinin rekabetidir.Bu rekabette avantaj kazanmaya,dünyada bir ölçüde söz sahibi olmaya, ayrıca devletlerin kendi ekonomik , siyasi , hem de askeri gücünün artmasına etki eder. Çünkü gittikçe tükenen enerji kaynaklarına alternatif yöntemler bulunmadığı sürece devletleri kendisinden bağımlı duruma düşürüyor.
 ABD’nin Enerji Bilgi İdaresi’nin 2013 yılındaki verilerine göre Azerbaycan’ın Hazar’da 1,5 trln.metreküp gaz, 6,8 milyar.varil petrol rezervleri vardır. Ulusal düzeyde çok büyük servet hesap edilebilen bu rakamlar, küresel anlamda da büyük mahiyet arz etmektedir. Bugün bölgenin en güçlü devleti olan Azerbaycan kendi enerji ihtiyaçlarını tam olarak kendi servetleri hesabına temin etmektetir.İşte bu yüzden de Azerbaycan’ın dünya enerji bölgesindeki yeri gittikçe artıyor ve dünyanın bir takım nüfuzlu devletleri, özellikle Avrupa Birliği ülkeleri Azerbaycan’la enerji politikasına can atıyorlar. Güney Kafkasya’nın hidrokarbon rezervleri ile zengin devleti olan Azerbaycan Cumhuriyeti de bağımsızlığını kazandıktan bugüne kadar bu kaynaklarını verimli kullanarak bölgesel ve uluslararası düzeyde dünya devletleri ile enerji alanında işbirliğine ilgi gösteriyor.
  Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlık kazandıktan sonra öne sürülmüş önceliklerinden biri doğru enerji stratejisinin kurulması,dünyanın gelişmiş ülkeleri ile enerji alanında karşılıklı-yararlı ilişkilerin oluşturulması ve dünya enerji mekanında yüksek yerlerden birine ulaşılması idi.Bunun ise birkaç nedeni var:
  1-Dikkate alınmalıdır ki, bağımsızlığın ilk yıllarında her alanda Azerbaycan ciddi krizle geçiriyordu ve o zaman enerji kaynaklarının kullanılması için teknolojik araçlara ihtiyaç duyuyordu, yabancı devletlerle petrol – gaz projelerinin işlenmesi ve antlaşmaların imzalanması bu sorunların kısmen çözülmesi demekti;
   2-Bilindiği gibi, Azerbaycan o dönemde Ermenistan’ın saldırısına maruz kalmış ve toprakları işgal edilmişti.Bu nedenle yabancı devletlerin Azerbaycanın enerji ve ekonomik ilişkilere katılımı,enerji anlaşmalarının imzalanması onun egemenliğine destek olarak mümkündü;
 3-Bugüne kadar devam eden Ermenistan – Azerbaycan,Dağlık Karabağ sorununda Azerbaycan kendisine bu yolla uluslararası ortaklar kazanabilirdi;
  4-Ayrıca şimdi de devam eden temel sorunlardan biri olan Hazar’ın hukuki statüsü konusunda da Azerbaycan dış ülkelerle petrol ve gaz projeleri imzalayarak bu devletlerin desteğini kazanma şansı elde edebilirdi;
 5-Ayrıca dünyanın önde gelen devletleri ile enerji politikasının kurulması bu devletler tarafından Azerbaycan’ın uluslararası güvenlik ve ekonomik işbirliği sistemine entegrasyonuna yardım göstermelerine ortam yaratma imkanı veriyordu .
  İşte bu zorunluluktan ileri gelerek Azerbaycan Cumhuriyeti’nin gerçekleştirdiği enerji stratejisi olumlu sonucunu gösterdi. 20 Eylül 1994 yılında imzalanan ilk petrol anlaşması olan ” Yüzyılın anlaşması ” Azerbaycan’ın petrol endüstrisinin gelişmesinde yeni dönemin temelini oluşturdu.Anlaşmanın imzalanmasından ve projelerin yapılması ( Bakü-Tiflis-Ceyhan ana petrol ve Bakü-Tiflis-Erzurum gaz ihracı kemerleri ) geçen süre zarfında Azerbaycan öne sürülen bir takım hedeflere ulaşması ile sonuçlandı:
  1- Ülkemizde uluslararası alanda nüfuzunu önemli ölçüde yükseltti ;
  2- Bu anlaşmayı imzalayarak Azerbaycan dünya ekonomisine entegre imkanı elde etti ;
  3- Elde edilen gelir halkın refahının iyileştirilmesinde önemli bir rol oynadı;
  4- Petrolden gelen gelirler ekonominin çeşitli alanlarına yönlendirilerek gelişime zemin yarattı;
  5- Azerbaycan’da barışın ve güvenliğin sağlanmasına dış devletler tarafından destek arttı ;
  6 -Ülkenin jeopolitik konumu daha da pekişti ;
  7 -Dünya ülkelerinin Azerbaycan’a olan ilgisi daha da arttı .
 Böylece  bu anlaşma Azerbaycan’ın kapsamlı gelişmesine katkıda bulundu. Elde edilen bu başarılar ve “Yüzyılın anlaşması” nın hayata geçirilmesinde özellikle Avrupa ülkeleri tarafından Azerbaycan’la işbirliğine ilgiyi artırdı ve günümüzde gerçekleşen yeni petrol ve gaz anlaşmalarının imzalanması ve projelerin uygulanması için önemli temel rolünü oynadı.Bunun da esas temeli 2006 Kasım’ında Brüksel’de “Azerbaycan Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği arasında enerji konularında stratejik ortaklık dair mutabakat zaptı” nun imzalanması oldu.
  Bugün Avrupa’da enerji taşıyıcılarına talep her geçen gün artıyor ve Avrupa ülkeleri bu talebi karşılamak için Azerbaycanla bu alanda işbirliğine can atıyor.İşte bu yüzden de uzun yıllar Azerbaycan gazının Avrupa’ya nakli yönünde devam eden tartışmalar en güvenli yol olan Trans Anadolu doğal gaz boru hattı ( TANAP ) güzergahının seçilmesi ile sonuçlanmıştır.2011 yılı Ekim ayının 25-de Türkiye’nin İzmir şehrinde “Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında doğalgazın Türkiye Cumhuriyeti’ne satışı ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nden gelen doğalgazın Türkiye Cumhuriyeti üzerinden transiti hakkında ve doğalgazın Türkiye Cumhuriyeti toprakları nakledilmesi için bağımsız boru hattının yapımına ilişkin” anlaşma imzalanmıştır.2012-yılı 26 Haziran da ise İstanbul şehrinde “Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında Trans-Anadolu doğalgaz boru hattı sistemi” anlaşmasına imza atılmış ve 2012 yılı 20 Kasım Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından her iki sözleşme onaylanmıştır.
  TANAP projesinin imzalanmasındaki amaç Azerbaycan’ın Şahdeniz yatağının ikinci safhasından üretilen doğalgazın Avrupa pazarlarına naklinin sağlanmasıdır.Aynı zamanda bu proje Azerbaycan’ı Avrupa için önemli gaz  üreticisine çevirecek.
 Devlet Petrol Vakfının verilerine göre doğalgazın Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden transit geçişi Gürcistan-Türkiye sınırından başlayarak Türkiye’nin Yunanistan ve Bulgaristan’la sınırlarında bulunan çıkış noktalarına veya tarafların gelecekte ikna olabilecek başka çıkış noktalarına nakil planlanıyor.Bu arada,Avrupa’nın enerji güvenliğine önemli katkıda bulunan TANAP projesinin beş yıl içinde gerçekleşmesi öngörülmüştür.Proje 4 aşamada gerçekleştirilecektir ve ilk aşamanın 2017 yılı sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.İlk dönemde TANAP hattı ile nakil edilecek 16 milyar metreküp Azerbaycan gazının 10 milyar metreküpü Avrupa’ya,6 milyar metreküpü ise Türkiye’ye satılacak.Proje 7 milyar ABD dolarına mal olacak.Uzunluğu yaklaşık 2 bin kilometre olan boru hattının çapı 56 inç veya 1,4 metre tasarlanmıştır. Memoranduma uygun olarak projede Türk katılımcıları 20 % ve Azerbaycan katılımcıları % 80 paya sahip.
  TANAP projesinin devamı olarak,Azerbaycan’dan ihraç edilen gazın Avrupa’ya nakli yönünde bir takım yollar ( “NABUCCO ” , İTGİ ( Türkiye – Yunanistan – İtalya doğalgaz boru hattı ) ve SEEP ( Güney-Doğu Avrupa boru hattı ) teklif edilsede,sonuçta 2013 yılında “Şahdeniz” Konsorsiyumu Azerbaycan gazını Avrupa’ya taşıyacak proje gibi Trans-Adriyatik Doğal Gaz Hattı projesi ( Trans – Adriyatik Pipeline ( TAP ) ) seçilmiştir .
  Bu proje Güney Kafkasya Gaz Hattı ( Bakü-Tiflis – Erzurum ) ve Trans-Anadolu Gaz Hattının ( TANAP ) devamı olup , “Şahdeniz-2” yatağındaki gazın Yunanistan ve Arnavutluk ile,Adriyatik Denizi ile İtalya’nın güneyine,oradan da Batı Avrupa’ya naklini öngörüyor.Bilgiye göre Azerbaycan gazının bu boru hattı aracılığıyla 2019 yılında Avrupa’ya ulaştırılması planlanıyor.
  Belirtelim ki,TAP projesinin temel rakibi “Nabucco west” olarak görülüyordu.Fakat bu iki proje içerisinden TAP-ın seçilmesinin bir takım siyasi ve ekonomik nedenleri vardı :
  1-TAP-ın uzunluğu 870 kilometre olduğu halde (Yunanistan ve Arnavutluk ile,Adriyatik Denizi ile İtalya’nın güneyine,oradan da Batı Avrupa’ya) Bulgaristan,Romanya,Macaristan’dan geçerek Avusturya’ya ulaşmalı olan “Nabucco west ” in uzunluğunun 1300 kilometreden fazladır;
  2-TAP-ın gerçekleşmesi için ilk olarak 2,2 milyar dolarla başlama imkanı varken, “Nabucco west” e ise 7,9 milyar dolar talep edilmesi hem zaman hemde para açısından TAP daha karlı olarak kabul edilir;
  3- Batıyla Rusya arasında mevcut olan doğal gaz sorunları yüzünden “Nabucco west” projesinin Rusya tarafından hiç de hoş karşılanmadığını göz önünde bulundurursak, Azerbaycan gazının Avrupa’ya nakli için TAP projesinin seçilmesi uluslararası politikasında da daha az risk taşımaktatır.
  Ayrıca,Azerbaycan gazının İtalya’dan Avusturya’ya,İsviçre’ye,Almanya’ya ve diğer ülkelere ulaştırılması da tasarlanmıştır.Ayrıca Brüksel’de Adriatik- İonika Konseyi XV toplantısının sonunda Arnavutluk,Bosna Hersek,Hırvatistan, Yunanistan,İtalya,Karadağ,Sırbistan ve Slovenya bölgesel enerji projeleri arasında öncelikle TAP-a özel destek vereceklerini vaat ettiler.Bu ise projenin küresel öneminin artması demektir.
Bilindiği gibi,17 Aralık 2013 yılında Devlet Petrol Şirketi ile BP arasında “Şahdeniz” projesinin ikinci aşaması nihai yatırım anlaşması,ayrıca Azerbaycan gazının Batı’ya naklini öngören transit ülkeler arasında “Güney” gaz koridorunun hayata geçirilmesi alanında işbirliğine dair Mutabakat Zaptı imzalandı.İmza töreninde bir konuşma yapan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bildirmiştir ki, “Şahdeniz-2”, TANAP ve TAP dünyanın en büyük enerji projelerindendir.O,hatta bu anlaşmaya “XXI yüzyılın anlaşması” adını koymuştur.
  Genelde tüm bu projelerin uygulanması Azerbaycan Cumhuriyeti için sadece ekonomik değil,aynı zamanda sosyal,siyasi,güvenlik,askeri,hatta neredeyse tüm alanlarda özel öneme sahiptir.Kısa olarak bunları aşağıdakiler gibi açıklaya biliriz:
  1- Uzmanlara göre,Azerbaycan’ın Avrupa’ya gaz ihracatından yaklaşık 200 milyar dolar gelir elde edilecek ki,bu gelirlerin diğer alanlara yatırılması sonucunda öncelikle ülke ekonomisini daha da canlandırmak mümkün olacak;
  2- Ülkede nüfusun rifahının iyileştirilmesi,işsizliğin,yoksulluğun azaltılması,ülkeye modern teknolojilerin getirilmesi,yeni iş yerlerinin açılması, bölgelerin gelişmesine ortam yaratacak;
  3-Bu projeler Azerbaycan’ın uluslararası ekonomik ve siyasi nüfuzunun hızla artmasını olumlu yönde etkileyecektir ;
  4- Bu projeler aracılığıyla Doğu-Batı enerji koridorunun şekillenmesinde Azerbaycan’ın rolü artacaktır;
  5- Projenin uygulanması Kafkasya’da stratejik açıdan en uygun konumda bulunan ve bu yüzden büyük devletlerin ilgi odağı olan Azerbaycan’ın milli güvenliğinin,hem de onun bir parçası olan enerji güvenliğinin sağlanmasında Avrupa devletlerinin desteğini artıracaktır;
  6- Azerbaycan gazı ile sağlanan devletlerle kurulmuş sağlam ikili işbirliği sonucunda Dağlık Karabağ sorununda Azerbaycan’a Avrupa Birliği devletlerinin desteğini artıracaktır.
Böylece Azerbaycan enerji diplomasisi aracılığıyla bütün dünyanın büyük devletleri ile iyi dostluk ilişkilerini ve bu ilişkilerin devletlerarası ilişkilerin gelişmesine sağlam zemin oluşturacaktır.
  Azerbaycan’ın modern enerji politikasında başlıca konuma sahip olan TANAP,TAP ve “Şahdeniz-2” enerji projelerinin temelinin atılması bugün iki kardeş ülke olan Azerbaycan ve Türkiye’yi daha da yakınlaştırmakla birlikte,ayrıca Azerbaycan’ın Avrupa devletleri arasında nüfuzunun yükselmesine ve Avrupa Birliği’ne entegrasyon sürecinin hızlanmasına önemli katkı sağlayacaktır.

Batumi Expo 2014 Turizm Fuarı

0

Haber: İlker ÇAKAN

   Batumi Expo 2014 Turizm Fuarı açıldı. Fuarın açılışına; Gürcistan Ekonomi Bakan Birinci Yardımcısı Dimitry Kumsishvili, Acara Özerk Cumhuriyeti Hükümet Başkanı Archil Khabadze, T.C.Batum Başkonsolosu Engin Arıkan, Sinop Valisi Yavuz Selim Köşger, Ordu Valisi Kenan Çiftçi ve Artvin Valisi Kemal Cirit  katıldı. Fuarda;  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti- Turizm ve Tanıtma Genel Koordinatörlüğü ve Gürcistandaki firmalar stand açtı. Ayrıca Türk Hava Yolları ve Çaykur Gürcistan Distribütörlüğü de stand açtı.Turizm Fuarında ayrıca Ukrayna Azerbaycan Çin’den de stand açan firmalarda vardı. Batum İran Başkonsolosluğu da  Batumi Expo 2014 Turizm Fuarında stand açtı. Batum Sheraton  Oteli ikinci kat resepsiyon salonunda 2-4 Mayıs 2014 tarihleri arasında açılan Batum 2014 Turizm Fuarına ilgi yoğun oldu.

 

                                       Batumi Expo 2014 Turizm Fuarı Fotoğrafları

 

         

 

          

 
           
 
                
 
               
 
             

Suudi Arabistanlı İşadamları Trabzon’da

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Geçtiğimiz Şubat ayında Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası tarafından Suudi Arabistan’a yapılan ziyaretin ardından Suudlu İşadamları Trabzon’a iadeyi ziyarette bulundu. Sera Gölü Gül Tesislerinde bu sabah düzenlenen kahvaltı programına Trabzon Valisi Abdil Celil Öz, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Faruk Kanca, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Suat Hacısalihoğlu, Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım, Mekke Ticaret Komitesi Başkanı Hasan Kensari, Mekke Ticaret Odası başkan ve üyeleri katıldı.

  Trabzon Valisi Abdil Celil Öz, Türkiye’nin özellikle son yıllarda Arap ülkeleri başta olmak üzere diğer ülkeler için önemli bir ticaret, turizm ve yatırım adresi olduğunu söyledi.   Trabzon Valisi Abdil Celil Öz,  “Araplarla geçmişten gelen tarih, kültür ve inanç birlikteliğimiz bu coğrafyanın gelişmesinde çok etkilidir.  Karadeniz bölgesi ve özellikle Trabzon ilimiz bu ilişkilerde önemli bir yer tutmaya başladı. Tarihi ipekyolu üzerinde bulunan Trabzon, Rusya ve Kafkaslar, Ortadoğu ve batı ülkeleri ile önemli bir denge noktasında  olması, ticarette ve turizmde önemli bir adres olduğunu göstermektedir.

 
                                      
                                        Suudi Arabistanlı İşadamları Trabzon’da
 
Her türlü yatırım işbirliğine hazırız

  Bugün Mekke’den ilimize gelen heyetimizin içersinde farklı sektörlerde yatırımcıların olması Trabzon-Mekke arasında var olan ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunacaktır. Burada yapılacak olan her türlü yatırımda işbirliğine hazır olduğumuzu ifade etmek isterim. Yapacağımız yatırımların ve işbirliklerin sağlam temellere kurulmasını özellikle istiyoruz. Suudi Arabistan ile Trabzon arasında Türk Hava Yollarının haftada 3 kez başlattığı doğrudan uçuşlar var. Bunun hem bizim firmalarımız, hem Suudi Arabistan firmaları, hem de diğer uluslar arası firmalar tarafından daha da geliştirileceğine inanıyorum. Bizim için Mekke ve Medine’nin çok farklı bir anlamı var. Dolayısıyla sizleri burada misafir etmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu ziyaretler güzel diyalogların kurulmasına ve işbirliklerin gelişmesine vesile olacaktır” dedi.                                

Türkiye körfez ülkelerinin gözdesi oldu

  Mekke Ticaret Komitesi Başkanı Hasan Kensari de, “Misafirperverliğinize teşekkür ediyoruz. Bu ziyaret bize ikinci vatanımızda bulunduğumuzu hissettirdi. İnanç birlikteliği toplumları birbirine bağlayan en önemli unsurdur. Allah’a şükür ki hepimiz Müslüman’ız” dedi.

  Trabzon’un son dönemlerde turizm ve yatırım açısından dikkat çeken bir il olduğunu belirten Kensari, “Türkiye körfez ülkelerinin gözdesi oldu ve hep dikkatlerini buraya yönlendirdiler. Burada yatırım yapan birçok Arap ülkesi var. Bunun yanında yatırım için sırada bekleyenler var.  Geçen yıl Suudi Arabistan’dan Trabzon’a iki yüz bin ziyaretçi geldi. Bu önümüzdeki dönemlerde de daha çok artacaktır.  Trabzon şehir olarak her açıdan çok güzel. Tüm ümidimiz buraya daha çok turistin gelmesi ve yatırım yapılmasıdır” diye konuştu.

  Program sırasında Vali Öz, Mekke Ticaret Komitesi Başkanı Hasan Kensari’ye Trabzon’a özgü gümüş telkari işlemeli kahve fincan takımı hediye ederken, Kensari de, Trabzon Valisi Abdil Celil Öz’e Kabe’nin maketini hediye etti.

  Programın ardından TTSO’yu ziyaret edecek olan heyet Trabzon’un tarihi ve doğal güzelliklerini gezdikten sonra Rize’ye hareket edecek. Arap heyeti tanıtım ve bölgedeki ticaret olanaklarının incelenmesinin ardından pazartesi günü memleketlerine dönecek.

Trabzon 7. Uluslararası Öğrenci Buluşması

0
Haber: İlker ÇAKAN
   Uluslararası Öğrenci Dernekleri  Federasyonunun(UDEF)  10-12 Mayıs 2014 tarihleri arasında Trabzon Meydan Parkında 7. Uluslararası  Öğrenci Buluşması yapıldı.Çeşitli ülkelerden gelipde Türkiye’de eğitim gören öğrenciler  ülkelerine ait tanıtım standları açtılar.Kendi ülkelerinin folklörlerini gösteri yaparak tanıttılar.  Trabzon halkı açılan bu standlara yoğun ilgi gösterdi.

                             Trabzon 7. Uluslararası Öğrenci Buluşması fotoğrafları

                    
              
                    
 
                    
             
                    
                 
                   
               
                   
 
                

KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu: “Kapsamlı çözüm umudumuz arttı”

0
Haber: İlker ÇAKAN
  KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, birinci hedeflerinin Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüme ulaşmak olduğunu vurgulayarak, bugün(dün), ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’la yaptıkları görüşmelerin çok olumlu geçtiğini; bir anlaşmaya varılacağı yönündeki umutlarını da artırdığını söyledi. Eroğlu, kapsamlı çözüm yerine güven artırıcı önlemlerin tartışılmaya başlanması halinde, bunun yıllarca sürebileceğine dikkat çekti ve bu akşam Joe Biden’ın liderlerle yemek sonrası yaptığı ortak açıklamanın tarafları bağladığını vurguladı.
  Cumhurbaşkanı Eroğlu, güven artırıcı önlemlerden çok kapsamlı çözüme konsantre olmak gerektiğini belirterek, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ı, “çok anlayışlı, kendileriyle de birçok konuda hemfikir” diye tanımladı.Eroğlu, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın ara bölgede liderler ve BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lisa Buttenheim’la biraraya geldiği yemeğin ardından, Cumhurbaşkanlığı’na dönüşünde, basına açıklama yaptı.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Joe Biden’la öğleden sonra Cumhurbaşkanlığı’ndaki görüşmeden sonra ara bölgede akşam yemeğinde biraraya geldiklerini kaydederek, bu yemekte Rum lider Anastasiadis ve müzakerecisiyle konuları tartışmak; Kıbrıs’ta yaşayabilir, kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için tarafların müzakereleri sıklaştırması ve sonuç alıcı çalışmaları devam ettirmesi düşüncesi taşıdıklarını anlattı.
   Biden’ın ziyaretiyle ilgili değerlendirmesinde, görüşmelerde ivmeyi artırıcı önerilerde bulunacağını söylediğini kaydeden Eroğlu, “Bugün tamamen bizden farklı düşünce içinde olmadığını gördük. Kıbrıs’ta ortak açıklamaya uygun şekilde müzakerelerin devam ettirilmesi; özellikle kalıcı bir anlaşmaya varabilmek, kapsamlı bir çözüme ulaşılabilmesi için müzakerelerin daha sık devam ettirilmesi bizim aylardan beri ortaya koyduğumuz görüştü” dedi. Eroğlu, Kıbrıs Türk tarafının BM Genel Sekreteri’nin devreye girerek bir yol haritası hazırlanmasını istediğini ancak Rum tarafının buna sıcak bakmadığını; kendilerinin ucu açık müzakereyi doğru bulmadıklarını anlattı.
  KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, halka doğruları söylemek gerektiğini vurgulayarak, kendilerinin yıllardır halka doğruları söylediklerini; Rum tarafının ise “Tüm göçmenler yerlerine dönecek” diye başlayarak olmayacak vaatlerde bulunduğunu, Rum halkının bazı konularda ikna edilmesinin zorluklarının yaşandığını söyledi.
  Rum lider Anastasiadis’in bu akşamki(dün) toplantıdan sonra, daha sık görüşmeyi kabul ettiğine göre kendi halkına yönelik daha olumlu mesajlar vereceğini belirten Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, güven artırıcı önlemlerin masada gündeme geleceğini; kendileri için bu önlemlerden ziyade görüşme masasında kapsamlı çözüme konsantre olarak kapsamlı çözüme ulaşmanın önem taşıdığını vurguladı.
  “Bizim birinci hedefimiz, kapsamlı çözümdür” diyen Eroğlu, kapsamlı çözüme ulaşılması durumunda AB’ye girileceğini ve dış dünyadaki yerlerini alacaklarını söyledi.
Eroğlu, kapsamlı çözüm değil de güven artırıcı önlemleri tartışmaya başlarlarsa, bu tartışmaların yıllarca sürebileceğine dikkat çekerek, bu konudaki görüşlerini bu akşam ortaya koyduklarını ve karşı tarafın da hemfikir olduğunu gördüklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, Biden’ın liderlerin yanındayken okuduğu yazılı metnin, bu akşamki (dün) müzakere amaçlı yemekte kendisinin, Anastasiadis’in, Biden’ın, ABD Büyükelçisi John Koenig’in ve Buttenheim ile heyetlerinin vardıkları mutabakatı içerdiğini anlattı.
Eroğlu, müzakere masasındaki tavırlarını bugün de ortaya koyduklarını ifade ederek, 4 yıldır süren müzakerelerde sağlanan yakınlaşmalara rağmen bu konularda yeni yaklaşımlar getirilmesinin zaman alacağını Biden’la paylaştıklarını söyledi.
  Eski Rum lider Hristofyas’la, “mülkiyette yakınlaşmalar sağladıklarını; toprakta kriterleri ortaya koyduklarını; iç güvenlik, AB, kamu yönetimi gibi birçok konuda yakınlaşmalar sağladıklarını” belirten Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Ancak şimdi onları tekrar tartışır hale geldik ki bu zaman kaybından başka bir şey değildir” ifadesini kullandı. Eroğlu, bir soru üzerine Maraş’ın, liderlerin (11 Şubat’taki) ortak açıklama metninde mutabakata varmaları üzerine ABD Başkanı Barack Obama’nın tebrik mesajında Mağusa’dan bahsettiğini; Biden’ın bu akşam(dün) bunu “taraflar anlaştığı taktirde Maraş-Mağusa paketi de görüşülebilir” diyerek açıkladığını anlattı.
    KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Maraş konusunda Kıbrıs Türk tarafının hassasiyetinin zaten bilindiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Eroğlu sözlerini, “Bizim güven artırıcı önlemlerle ilgili çalışmalarımız olduğundan bahsettik. Sayın Anastasiadis de bu konuda çalışmalar yaptıklarını söylediler. Bunları bir araya getirip değerlendireceğiz ama bizim ısrarla üzerinde durduğumuz -ve Sayın Başkan Yardımcısı da kabul etti- güven artırıcı önlemler kapsamlı çözüm düşüncemizin önüne kesinlikle geçemez” diyerek tamamladı.
  ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin de adayı ziyaret edeceğini zaten daha önceden öğrendiklerini kaydeden Eroğlu, “Ama ayını söylemeyeyim” ifadesini kullandı.
Biden’ın, “ABD’nin Kıbrıs’ta sadece Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıdığı” söylemiyle ilgili bir soruya karşılık Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Bu bilinen bir şey, bilinmeyen bir şey değil. Maalesef dünya Kıbrıs Cumhuriyeti olarak bizi ortaklık devletinden atıp o devlete sahip çıkanları tanıyor” dedi.
  KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Biden’dan spesifik bir talebiniz oldu mu?” sorusuna karşılık, Biden’dan Kıbrıs sorununun çözümüne ivme kazandırılması için yardımlarını istediklerini ve bu konudaki düşüncelerini paylaştıklarını söyledi.
Tarih boyunca Orta Doğu’da petrol yüzünden çok savaşlar yaşandığına işaret eden Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bu kaynakları elinde tutan ülkelerin anlaşma sağlamasını istediklerini vurguladı. Türkiye, İsrail, Kıbrıs, Ürdün ve Mısır’ın kendi aralarında yapacakları görüşmelerle bir anlaşmaya varmalarının kendilerini de ilgilendirdiğini ifade eden Eroğlu, “Dolayısıyla bizim talebimiz Akdeniz’de petrol ve doğal gaz yüzünden savaş çıkması değil, dostluğun kurulmasıdır” diye konuştu.
error: Content is protected !!