Perşembe, Nisan 23, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 136

Birazda gülelim..Kaçan deliler…

0
  Olay gerçektir. Elazığ’da geçer. 1960’lı yıllar! Elazığ Akıl hastahanesinden personelin bir ihmali sonucu bütün deliler kaçar, Elazığ’ın cadde ve sokaklarına dağılırlar. Toplam 423 deli kaçmıştır. Mülki makamlar panikler, başhekime koşup “Doktor bey ne yapalım?” diye sorarlar…
  O zamanın ünlü doktoru Mutemet Bey hastahanenin başhekimidir. Mutemet Bey : “Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin” der…
  Doktor önde birkaç personeli arkasında kara trencilik oynayarak bütün Elazığ’ı “çuf çuf” nidalarıyla dolaşırlar. Başhekimin tahmini tutmuştur, bütün deliler bu kuyruğa girer vagon olurlar. Lokomotif, yani başhekim Mutemet bey yönünü hastahane’ye çevirince tüm kaçan deliler hastahaneye geri dönmüş olurlar…
  Sorun çözüldüğü için mülki makamlar ve doktorlar, trencilik oynayıp hastahaneye döndükleri için de deliler hallerinden çok memnundur.
  Ancak esas sorun akşam yoklama yapıldığı zaman ortaya çıkar; Hastaneye trencilik oynayarak gelenlerin sayısı 612 kişidir…!!!
  Haydi aynaya bakma zamanı;
  Hepimizin içinde birazcık var mı ne?
  Kalınız sağlıcakla…!!!

Gürcistan seyahatinde ilaç yasağı

0
  Gürcistan Hükümeti tarafından uyuşturucu madde ile mücadele kapsamında yapılan son düzenleme ile Gürcistan’a seyahat eden kişilerin düzenleme de belirtilen ilaçlar ile geçişi yasaklanmış olup, aksi halde cezai yaptırım uygulanmaktadır.
  Gürcistan’a seya hat edecek olan kişilerin zorunlu olmadığı takdirde beraberlerinde ilaç taşımamaları, zorunlu olduğu takdirde, reçetenin, doktor raporunun ve reçeteyi yazan doktorun sicil numarasını ve yetkisini gösteren resmi bir belgenin apostil tasdikli tercümesini yanlarında bulundurmaları gerekmektedir.
  Şahısların kişisel ihtiyaçları için Gürcistan’a ithal edilecek veya Gürcistan’dan ihraç edilecek farmasötik ürünler eğer “22 Ocak 2004′ tarihinde Gürcistan Sağlık Bakanlığı’nca onaylanan narkotik ilaçlar, psikotrop maddeler, prekürsörler ve psikoaktif madde içeren farmasötik ürünler listesinde” yer alıyorsa;
  -Şahsın ülkede kalma gününe bağlı olarak yapılan günlük doz hesaplaması sonucu kullanılacak miktar kadar ilacın bulundurulmasına izin verilir.
  -Şahıs Gürcistan vatandaşı ise tedavi süresine göre hesaplama yapılır.
  -Hastaların bu ilaçları başka şahıslara vermesi yasaklanmıştır.
  Diğer bilgiler:
  Clophelin (göz damlası ve ampul), Clorpromazine, Cyclodol (trihexyphenidyl hydrochloride), Propanidide, Thioridazine; Ephedrine/ Norephedrine/ Pseudoephedrine içeren kombine preparatlar ve ayrıca 1961 Sözleşmesi listelerinde öngörülmeyen uyuşturucu maddeler içeren kombine preparatlar, özel tıbbi belgeler gerektirmektedir.
  İstenilen belgeler:
  1-Geçerli reçete (Doktor reçetesinin İngilizceye çevrilmiş ve çıkış ülkesi yetkili otoritesi tarafından onaylanmış bir kopyası),
  2-İkamet edilen ülkenin sağlık otoritesi tarafından onaylanmış doktor raporu,
  3-Doktor raporu ve reçetenin doğruluğunu teyit eden çıkış ülkesi yetkili otoritesi tarafından düzenlenen, yetkili otoritenin adı, adresi, ilgili kişisi, telefon numarası ve varış ülkesini belirten belge. Gerçek kişinin adı, cinsiyeti, yaşı; teşhis, kontrole tabi maddelerin ticari ve uluslararası isimleri, dozaj formları, birim miktarları (tablet, ampul, vb.) uygulama yöntemi ve tedavi süresinin doktor reçetesinde bulunmaması halinde bu bilgiler söz konusu belgede belirtilmelidir.
Ayrıca; 15 Mart 2014 tarihi itibariyle yeni düzenlemeye gidilerek içerisinde uyuşturucu ve psikotrop madde ihtiva eden ve kombine halde olan soğuk algınlığı, ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar da yasaklı ilaçlar kapsamına dahil edilmiştir.
  Diğer taraftan uyuşturucu, psikotrop ve kontrole tabi ürün tanımlamaları ve sınıflandırmaları dışında olan ve Gürcistan’a şahsi tedavi amacıyla yolcu beraberinde getirilecek ilaçlar için ise aşağıda belirtilen koşullar gereklidir:
  a- Şahsın kişisel ihtiyaçları için, ilaç etkisine bağlı olarak, şahsın sorumluluğunda 10 standart paketten fazla olmaması gerekir.(Ancak herhangi bir sorunla karşılaşılmaması adına beraberinde mutlaka ilaç getirmesi gereken vatandaşlarımızın kontrole tabi olmayan ilaçlar için de reçetelerinin, doktor raporlarının, doktorun mesleki ehliyetini belgeleyen bir belgenin Apostilli İngilizce ya da Gürcüce tercümesinin beraberlerinde bulundurmaları gerekmektedir.)
  b-Eğer şahsın herhangi bir sebepten dolayı kalma süresi boyunca söz konusu farmasötik ürüne 10 paketten fazla ihtiyacı olacak ise, günlük doza bağlı olarak kalma süresince kullanılacak miktar için hesaplama yapılarak uygun medikal doküman hazırlanmalıdır.
  c-Gürcistan vatandaşı olan bir şahsın 10 kutudan fazla farmasötik ürüne ihtiyacı olması durumunda, günlük doza bağlı olarak tedavi süresince kullanılacak miktar için hesaplama yapılarak uygun medikal doküman hazırlanır ve ithalatı yapılabilir.
  Bununla birlikte, Gürcistan’a posta yoluyla ithal edilecek veya ihraç edilecek farmasötik ürünler aşağıdaki durumlarda imha edilir ya da alıkonulabilir;
  1-Primer ambalajın olmaması halinde,
  2-Primer ambalajın sağlam olmaması halinde,
  3-Eğer dış ambalajından farmasötik ürünün adı ve içerdiği etkin madde saptanamıyorsa.
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Batum’da faaliyetlerine devam eden  Batumi Turkish Law and Consulting Office ilaç yasağından bireylerin mağdur olmamaları için öncelikle önleyici hukuk bazında vatandaşlarımızı bilgilendirmektedir. Yasaklanan ilaçlar ile geçişler de adli işlem yapılan vatandaşlarımızın mağduriyetlerini bünyesinde bulunan Gürcü ve Türk avukatların ortak çalışmaları ile gidermektedir.
  Sonuç olarak Gürcistan’a seyahatiniz sırasında zorunlu bir durumunuz olmadığı sürece ağrı kesici dahil hiç bir ilacı yanınızda götürmeyin. Cezai yaptırımlar sıkı bir şekilde takip edilmekte ve uygulanmaktadır.
  Gürcistan ile ilgili bilgi paylaşımımız devam edecektir, bizden yazmamızı istediğiniz konuları, görüş ve önerilerinizi nfo@batumiturkishlawoffice.com veya http://www.batumiturkishlawlawoffice.com/ adreslerine yazabilirsiniz.
  Saygılarımla…

Madalya için değil, milletim için savaştım

0
  İpsiz Recep ya da halkın “Emice” diye hitap ettiği kahraman, 1862 yılında Rize’de doğmuştur. Cesareti, gözü pekliği ve ataklığı sayesinde “İpsiz” lakabını alır. İpsiz Recep genç yaşında çalışmak için İstanbul’a gider. İstiklal Harbi başlayınca Recep 15 arkadaşıyla birlikte İstanbul’dan ayrılıp Kefken Adası’na gelir. Arkadaşları ile birlikte dinlendikleri bir zamanda Fransız olduğu anlaşılan bir geminin kendilerine doğru geldiğini farkeder. 15 arkadaşı ile birlikte gemiyi çevirip teslim alırlar. Gemiyi Sakarya Nehrine kadar getirip zamanın Karasu Bucak mmüdürüne teslim ederler. Bu hareketinden sonra İpsiz Recep Karasu’da karargâh kurup Ankara ile irtibat sağlar.
  Ankara Hükümeti kendisine Milis Kuvvetleri Komutanlığı olarak Yüzbaşı rütbesini verir. İpsiz Recep arkadaşlarıyla beraber Karasu ve civarının savunmasını ele alır. Müslüman halka zulmeden Rum çetelerine karşı Kuva-yi Milliye saflarında başarıyla karşı koymuştur. İpsiz Recep dürüstlüğü ve mertliği sayesinde, etrafın takdirini toplayıp sözü geçen kişi durumuna gelmiş, halkın sevgisini kazanmıştır.
  İstiklal savaşında iç ve dış düşmanlara karşı milli duygularla saldıran, İpsiz Recep ve mahiyetindekiler amansız bir mücadele ile Yunan kuvvetlerinin herhangi bir şekilde zarar vermelerine meydan bırakmamıştır. Vatan ve millet aşkıyla kıyasıya mücadele etmiştir. Kendisine mükafât olarak verilen arazinin büyük kısmını topraksız halka dağıtır ve ona layık görülen istiklal madalyasına karşın “Ben madalya için değil milletim için savaştım” demiştir. Savaş sonunda ise “Vazifesini yapmış bir insanın” huzuruyla, silahını duvara asarak köşesine çekilir. Vasiyeti üzerine Karasu şehir mezarlığına defnedilir.
  Bugünkü bağımsızlığımızı İpsiz Recep gibi bu toprakların bağımsızlığı için yola düşmüş insanlara borçluyuz. Rizeli milli kahramanımız, Milis Yüzbaşı İpsiz Recep’in vefatının 89. yıl dönümünü rahmet ve minnetle anıyor, bütün şehitlerimize ve kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. 
  Tüm varlıklarını ortaya koyarak mücadele eden ve ruhumuza ahenk veren bu kahramanlarımızın torunları olmaktan sonuna kadar kıvanç ve gurur duyuyoruz.

Şehitler ölmez vatan bölünmez…Bir yiğit geçti bu fani dünyadan…

0
  Hanke diye yazdığı şiirle gönüllerimizde kor oldu.
  Pusuya düştüğünde şehitler tepesindeki yerini alabilmek için olduğu
  yerin vurulmasını emretti yiğit komutanımız…
  Yüce Rabbim bu ülkenin sana ihtiyacı var dedi ve sağ Salim çıktı. Çıyanlar arasından…
  Teröre tam öldürücü darbe vurulurken…!!!
  Bir helikopter kazasında beraberinde yine kahramanlık destanları yazmış yiğitler ve
  Türkiye’nin ilk kadın albayı nene hatunu, Senem Ayşe’si daha nice adını sayamadığımız
  yiğit Anadolu kadını şehidimiz Songül Yakut…
  Şehitler tepesindeki yerlerini almamışlardır.
  Şehitler olmez vatan bölünmez…!!!
  Şehit komutanımızın son günü;
  Aydoğan Paşa’nın yakın koruması son sabahı anlatıyor…
  “O sabah erkenden kalktı, beraber Şırnak şehitliğine gittik…
  Her şehit mezarını tek tek ziyaret etti…
  Kabir taşlarını okşadı, resimlerle konuştu…
  Bir sehit babası gibiydi, bana doğru gelirken göz yaşlarını sildiğine şahit oldum…
  Tümene geldik, odasına girdi beni çağırdı…
  Elinde 20 zarf vardı, cebinden bir deste para çıkardı, 20 zarfa eşit miktarda bölüştürdü,
  “Evladım dedi bana, bu zarfları durumu iyi olmayan askerler arasında paylaştırın,
  ama sakın benim gönderdiğimi söylemeyin…
  Aydoğan paşa eşi bulunmaz merhametli yufka yürekli bir paşaydı…
  Ben komutanımı değil, babamı kaybettim ruhu şad olsun”

Gürcistan İş Sözleşmeleri

0
  “Yasaları yalnızca yargıçlar biliyorsa, o ülkede hukuk yok demektir.”
                                                                                         Herbert Hower
  Yasaların uygulanması, onların yapılmasından daha zordur. Bundan dolayı günümüz hukuk sistemlerinde, uygulama bazında ortaya birtakım sorunların çıkması kaçınılmazdır.İnsan kaynaklarının karşılaştığı sorunların başında iş hukuku alanında artan sorunlar ve eksiklikler göze çarpmaktadır. Çalışan sorunlarını yakından takip eden insan kaynakları ekibi, gelişen mevzuat ve uygulama hakkında yeteri kadar bilgilendirilmediklerinde, oluşacak pek çok sıkıntı için endişe duyulmaktadır. Bize düşen ise bu endişeleri minimum seviyeye indirmek olacaktır.
  Kanunların ilk ve temel amacı bireylerin mutlak haklarını korumak ve düzenlemektir. Mamafih iş sözleşmeleri,gerek çalışan işçi ve personele gerekse işverene çesitli kolaylıklar ve yasal haklar sağlamaktadır. Bu yasal sınırlar çerçevesinde, iş akti yerine getirilirken dikkat edilmesi gereken unsurların yanında hem işveren , hem de işçi bir takım yükümlülükleri üstlenmekle mükelleftir.
  Gürcistan hukuk sistemine göre ticari hayatı doğrudan etkileyen iş kanununu bilmek büyük önem taşımaktadır. Türk hukuk sistemi ile benzer noktalar çoğunlukla olsa da elbette ayrışan hususlar da bulunmaktadır. Gürcistan hukuk sistemi içerisinde işci işveren ilişkilerine oldukça önem verilmiş olup aralarında çıkan ihtilaflar bakımından iş sözleşmeleri içinde yer alan detaylar ciddi önem arz etmektedir.
  Peki iş sözleşmesi yapılırken nelere dikkat etmeliyiz?
  Öncelikle, eksiksiz bir işçi özlük dosyası hazırlamayı hedefleyen işveren;
  1-Mutlaka işçisi ile sözleşme yapmalı
  2-İşçinin;
  a) İkamet bilgilerini
  b) İletişim bilgilerini
  c) Kimlik bilgilerini
  d) Sağlık raporunu
  e) Sabıka kaydını
  f) Eğitim durumunu gösteren belgeleri
  g) Özgeçmişini
  h) Referanslarını
  i) Maaşların ödeneceği banka hesap numaralarını
  Yukarıda yazılan bu belgeleri toplamalı ve toplanan belgeleri işçi özlük dosyasında saklamalıdır.
  İşçi ise; iş sözleşmesinin kurulması ile birlikte, işverene bağımlı olarak çalışmakla mükellef duruma gelmiştir. Bilindiği üzere, iş sözleşmelerini diğer sözleşmelerden ayıran en temel özellik, bağımlılık unsurudur ve böylece işçi artık işverene bağımlı çalışmak zorundadır.
  Peki iş şözlesmesi türleri nelerdir?
   İş sözleşmeşi yapılırken, ne tür sözleşmelerin var olduğu Gürcistan İş Kanunu’nda şu şekilde belirtilmiştir:
  1) Sürekli ve süreksiz iş sözleşmesi:
İş sözleşmesi kuracağımız personel ile, işin niteliği bakımından en çok 30 iş günü süren işler süreksiz, daha uzun süren işlere sürekli iş sözleşmesi kurmalıyız.
  2) Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi:
Başlangıcı ve bitimi belli olan akitlere belirli süreli, başlangıcı belli bitimi belli olmayan akitlere belirsiz süreli iş sözleşmesi denir. İşin başlangıç ve bitiş tarihleri belirlenemiyor ise 0 işveren ile işçi arasında belirsiz süreli iş sözleşmeleri kurulmalıdır.
  3)Yazılı ve yazısız iş sözleşmeleri:
İş sözleşmesi eğer 3 aydan fazla süre ile yapılıyorsa Gürcistan iş kanuna göre mutlaka yazılı olarak yapılmalı.
  Gürcistan’da iş yapan Türk firmaların uygulama açısından sıklıkla yaşadığı sorunlardan birisi bu tür sözleşmelerin detaylı ve hukuki güvence altında hazırlanması konusudur. Bu konu da mutlaka uzman kişiler marifeti ile bu sözleşmelerin hazırlanması ve uygulanış aşamasında ki pratik yansımaların takibi gerekmektedir. Batum Acara bölgesinde faaliyet gösteren firmalar açısından Batumi Turkish Law and Consulting Office bu tür çalışmaları eksiksiz ve tamamen Gürcistan hukuk sistemine uygun bir şekilde sürdürmektedir.
  İş sözleşmeleri yapılırken, kendi içinde önemli hususları barındırmaktadır. Bunun için yapılacak olan iş sözleşmesinin genel, kısa ve zayıf içerikli olmasından kaçınılmalıdır çünkü hazırlanacak olan herbir sözleşmede tarafların ve işin unsurlarına göre sözleşme şartlarının özele indirgenerek belirlenmesi ve detaylandırılması sözleşme sonrası düşülecek olan hukuki ihtilafların çözümü için kolaylık sağlayacaktır.
  Bu yazımda Gürcistan İş Kanunu ve evrensel hukuk kurallarından yola çıkarak “İş sözleşmeleri” hakkında sadece birkaç unsura değindim. Sonra ki yazılarımda diğer başlıkları açıklamaya devam edeceğim.

Biz Türk milletiyiz…

0
  Sivas kongresi tamamlanmış, Ankara’ya dönmüşlerdi. Elde avuçta ne varsa tükenmişti. Ekmek almak için fırına ödeyecek paraları bile yoktu. Sofraya bulgurdan başka konacak yemek kalmamıştı. Mustafa Kemal bankalara borçlanmayı reddediyordu. Özel kalem müdürü Mazhar Müfit Kansu kürklü paltosunu sattı, satılabilecek bi o kalmıştı, anca birkaç gün daha idare edebileceklerdi. Kapı çalındı…
İçeri giren asker, müftü efendi’nin geldiğini söyledi. “Eyvah” dedi Mazhar Müfit… Çekmecesini açtı, kahve vardı ama, sadece iki tek kesme şeker kalmıştı, sigara bitmişti, misafir ağırlayabilecek durumda değildi. N’aapsın? Olduğu kadar gari, “buyursunlar” dedi.
  Börekçizade Rıfat efendi odaya girdi, masanın kenarındaki iskemleye ilişti. Mazhar Müfit, Mustafa Kemal için sakladığı iki tek kesme şekere kıyamadı, “zannedersem sade kahve içersiniz değil mi” diye sordu. Müftü efendi tebessüm etti, “zahmet etmeyin, kahve içmiyorum” dedi. Sigara da kullanmazsınız değil mi? Onu da kullanmam… Halbuki, hem kahve içtiğini, hem sigara içtiğini, elbette Mazhar Müfit de biliyordu.
  Müftü efendi “fazla vaktinizi almayayım” diyerek söze girdi, “biraz sıkıntıda olduğunuzu duyduk” dedi. Demesine kalmadan, Mazhar Müfit gayet ters bir el işaretiyle müftünün sözünü kesti, “paramız var” diyerek, masanın arkasındaki küçük kasayı gösterdi. Bozuntuya vermek istemiyordu ama, kasada sadece 48 kuruş vardı. Paltodan geriye o kadarı kalmıştı.
  Müftü efendi, günümüzde artık normal kabul edilen sarıkla-cübbeyle gezmiyordu, bildiğin ceket giyiyordu. Elini sol iç cebine soktu, mendil çıkardı. Katlanmış, minik bir çıkın haline getirilmişti. Masaya koydu. Açtı. Bin 200 lira vardı. Kendi çocuklarına bile yük olmamak için, eşi Samiye hanım’la birlikte biriktirdikleri cenaze parasıydı.
Bu mübarek memleket… Kuvayi Milliyecinin sırtından çıkarıp sattığı paltosuyla, yurtsever müftünün kefen parasıyla kuruldu.
  Biz böyle bir millet ve karnına (midesine) iki taş bağlayan bir peygamberin ümmetiyiz…
  İsraf haram!
  Şan şöhret nefsimize ağır gelir. Mütevazılıktır yaşam tarzımız…!!!
  Kalınız sağlıcakla…!!!!

Tuncay Okutandan Batum Türkü Gecesi

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Türk Halk Müziğinde kendine özgü tarzıyla, farklı ve yenilikçi tavrı ile yer edinen, ünlü ve sevilen sanatçı Tuncay Okutan’ın Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da Intourist Hotelde 26 Mayıs 2017 Cuma günü “Türkü Gecesi” konseri var.
 
 
                                    

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesinin 57. sayısı

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da 2011 tarihinden itibaren yayın hayatına başlayan ve yayın hayatının altıncı yılına giren, Türkiye temsilciliğini de Habergünebakış Sitesinin yaptığı(www.habergünebakis.com) Karadeniz Bölgesinin Türkçe-Gürcüce dilinde onbeş günlük olarak yayınlanan tek gazetesi olan ve Gürcistan-Batum, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun’un Ordu, Samsun illerinde dağıtımı yapılan uluslararası “Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi”nin 57. sayısı çıktı. Kuşe kağıda baskılı, onbeşgünlük tirajı 4.000 ve 8-4 sayfa renkli olarak yayınlanmaktadır.
 
                  1- https://i.hizliresim.com/O0XvE3.jpg
                  2- https://i.hizliresim.com/W0OqbE.jpg
                  3- https://i.hizliresim.com/gqQRp5.jpg
                  4- https://i.hizliresim.com/m39ME2.jpg
 
                    
                    Haberci Gazetesi 1. sayfa       Haberci Gazetesi 2. sayfa
 
                   
                         Haberci Gazetesi 3. sayfa       Haberci Gazetesi 4. sayfa

Gürcistanda boşandım, Türkiyede nasıl boşanacağım?

0
  Gürcistan’ da yaşayan Türk vatandaşları boşanma işlemlerini neticelendirmesine rağmen Türkiye’ de evli gözükmeye devam etmektedir. Çünkü devletlerin kendi mahkemelerinin vermiş olduğu boşanma kararları tanıma tenfiz davası açılmadığı takdirde Türkiye’de hüküm ihtiva etmemektedir. Bu durum milletlerarası özel hukuk gereğince Türkiye’de boşanmanın tanınması ve tenfizi davasının açılmasını zaruri kılmaktadır.
  Gürcistan’da boşanmış olan kişiler bu noktada tarafımıza yapılan başvurular neticesinde çoğu bireyin tanıma tenfiz davasından haberi dahi olmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır. Kimi zaman ise bireyler daha sonra gerekenleri yaparım düşüncesiyle tanıma tenfiz davası açmayı geciktirmektedir.
  Gürcistan’ da ikamet eden Türklerin başka bir Türk vatandaşıyla yahut yabancı ülke vatandaşıyla evliliğini Gürcistan’ da noktalaması ve boşanması nedeniyle tanıma tenfiz davası açmaması durumunda aleyhe bazı hukuki sonuçlar ortaya çıkmaktadır:
  1- Gürcistan’ da boşanma nedeniyle Türkiye’ de boşanmanın tanınması ve tenfizi davası açılmadığı takdirde eski eşinizin yasal mirasçılık statüsü devam etmektedir.
  2- Gürcistan’ da boşanmanıza rağmen Türkiye’ de tanıma-tenfiz davası açmadığınız takdirde Türk kurumları nezdinde evli gözükmeye devam edersiniz. Bu nedenle tekrar evlenmek istediğiniz takdirde memurlar tarafından “Siz zaten evli gözüküyorsunuz, bu nedenle evlenemezsiniz!” şeklinde olumsuz olarak bilgilendirilirsiniz.
Boşanma tanıma tenfiz davası
  Boşanma tanıma tenfiz davası açacak olan kişiler açısından bu sürecin en kısa sürede atlatılması için Gürcistan’da boşanma gerçekleştiren, eşlerin avukat ile temsil edilmemesi ve gerekli belgelerin doğru hazırlanmaması durumunda özellikle ülkemizdeki dava süreleri göz önüne alındığında dava yıllar sürebilmektedir.
  Boşanma tanıma tenfiz davalarında önemli olan bir diğer husus ise gerekli belgelerin yurtdışından gelmesi beklenmeden avukatı tarafından hazırlanmasıdır. Mamafih boşanma tanıma tenfiz davası belgelerinin yurtdışından gelmesi aylarca sürebileceğinden mağduriyetler ve hak kayıpları yaşanmaktadır. Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Batum da faaliyetlerini sürdüren bünyesinde Türk ve Gürcü avukatlar bulunduran  Batumi Turkish Law and Consulting Office konunun uzmanları ile profesyonel olarak boşanma davası ve tanıma tenfiz davalarında yardımcı olmaktadır.
  Unutmayınız ki, tanıma tenfiz davası açılmadan herhangi bir kuruma başvuru yaparak bu problemi çözemezsiniz. Başvuru yaptığınız takdirde dahi size dava açmanız gerektiği aktarılacaktır. Gürcistan’da boşanma ve bu boşanmaya ilişkin kararların tanınması ve tenfizi davası için Türkiye’ ye gelmenize gerek yoktur. Davayı avukatınız vasıtasıyla neticelendirebilirsiniz.
Gürcistan’da boşanma nedeniyle tanıma tenfiz
davasında gerekli belgeler nelerdir?
  1- Gürcistan’ da boşanma ile ilgili verilen Gürcüce mahkeme 
      kararının ıslak imzalı aslı.
  2- Gürcistan’da mahkeme kararının kesinleştiğini gösterir şerh yahut belge.
  3- Gürcistan’da verilen mahkeme kararına ve kesinleşme şerhi yahut belgesine
      Gürcistan Mahkemesi veya yetkili makamca 1961 Lahey Konvansiyonu’ na
      göre Apostille evrakı eklenmesi.
  4- Gürcistan mahkemesinin vermiş olduğu kararın, kesinleşme şerhinin ve
      apostille tasdikinin yeminli Türkçe tercümana çevirisi
  5- Yeminli tercümeye konsolosluk onayı.
  6- Avukatınıza verilecek özel tanıma tenfiz vekâletnamesi.
  Gürcistan ile ilgili bilgi paylaşımımız devam edecektir, bizden yazmamızı istediğiniz konuları, görüş ve önerilerinizi nfo@batumiturkishlawoffice.com veya http://www.batumiturkishlawlawoffice.com/ adreslerine yazabilirsiniz.
   Saygılarımla…

Buhara…

0
  Unuttuğumuz tarihten bir zafer daha hatırlayım istedim. M. Kemal Paşa,11 Mayıs 1920 de Rusya’ya bir de heyet yollamıştır.1920 yılından itibaren belli aralıklarla Ankara Hükümeti; cephane, savaş malzemesi ve para yardımında bulunmuş Sovyetler Birliği de dönem dönem yardım göndermiştir.Sovyet yardımı olarak bilinen bu paraların gerçekte Buhara halkı tarafından bağış yoluyla toplanan paralar olduğu daha sonra anlaşılacaktır.
  Buhara Cumhuriyetinin ilk ve son cumhurbaşkanı olan Osman Kocaoğlunun anlatımından Sovyet Yardımının Hikayesi;
  1920 yılında Buhara Cumhuriyeti kurulduktan sonra, ben ilk cumhurbaşkanı olarak, yanıma başvekilimiz rahmetli Feyzullah Hocayı alarak Sovyet Rusya büyükleri ve bu arada Lenin ile temasta bulunmak üzere Moskovaya gitmiştim. Bizden bir müddet önce, Temmuz ortalarında   Türkiyeden de milli hareketi temsil eden ilk heyetin Bekir Sami Beyin başkanlığında Moskova’ya gelerek Lenin, Çiçerin ve Karahan ile, bilhassa yardım temini konusunda müzakerelerde bulundukları anlaşılıyordu.
  Nitekim, Kremlin Sarayında kendisi ile görüştüğümüz gün Lenin, önem verdiğini hissettirdiği   Türkiyeden söz açarak, bana
  – Ankaradan bir Türk heyeti geldi. Vaziyetlerini anlatarak acele yardım istedi. Bu hususta sizin fikriniz nedir? dedi.
  Hiç tereddüt etmeden kendisine:
  – Elbette yardım etmek gerek ve vakit geçirmeden yapılmalıdır. deyişim üzerine bu işte zaten kararlı olduklarını, fakat bazı zorluklarla karşılaştıklarını belirten bir ifade ile,
  -Yardım meselesi için bizi düşündüren iki zorluk var. dedi ve devam etti.
  – Birincisi Türklerin istedikleri altın para bizde pek azdır. deyince sözünü kestim.
  – Bizde altın para vardır! dedim. Verebiliriz de
Lenin memnun olduğunu belirten bir baş eğişiyle devam etti.
  – İkincisi, yol meselesidir. Çünkü Türklere yalnız para değil, her türlü harp malzemesi de vermemiz gerekiyor. Bunları emniyetle Ankaraya ulaştıracak yol lâzım! Halbuki Kafkaslardaki durum dolayısıyle yollar kapalıdır. Ne zaman açılabileceği malum değildir.
Biz, bu hususta ayni kanaat ve fikirde olduğumuzu söyleyerek ilave ettim:
  – Kafkaslarda kurulan cumhuriyetlerle anlaşmak mümkündür. Bu bölgede Müslümanlar çoğunluktadır. Gürcüler’de Müslümanlara yakındır. Ermeniler’de keza çalışılırsa müşterek bir yol bulmak imkanı vardır. dedim.
  Ayrıca paranın miktarını tespit etmek icap ediyordu. Bunu mütehassıslar tespit etsinler dedik ve bizim -aynı zamanda Hariciye Nazırı olan- Başvekil Feyzullah Hoca ile Rus mütehassıslardan mürekkep bir heyete havale ettik. Bu heyet uzun müzakereler sonunda yardım miktarını en az yüz milyon altın ruble olarak tesbit etti. Tekrar Leninle buluştuk. Lenin bu sefer yaptığımız konuşmada sözü tekrar para konusuna getirerek ne kadar verebileceğimizi sordu.
  – Yüz milyon ruble dedim.
Lenin tekrar etti:
  -Yüz milyon mu?
  -Evet. Derhal verebiliriz!
  Çarlık zamanından kalma altın rublelerimiz çoktu. Buhara hazinesindeki bu paraya Ruslar el sürmezler, dokunmazlardı. Buhara bir Çar emâreti olduğu halde, idari ve mali işlerde müstakildi. Bu sebeple bizde altın belegan mâbelâg (haddinden fazla) çoktu. (Yakın Tarihimiz, Cilt.1, shf.292-293)
  Leninle bu şekilde mutabık kaldıktan sonra heyet Buhara’ya geri döner. Para yardımı meselesini meclise götürürler. O sırada Buharanın nüfusu dört buçuk milyondur. Buhara parlamentosu Türkiye’ye yüz milyon altın ruble yardımını tek itiraz sesi yükselmeden oy birliğiyle alkış ve tezahüratlar altında kabul eder.
  Parlamentonun bu kararının hemen ertesi günü gereken muameleleri tamamlayarak parayı, Ankaraya yetiştirilmek üzere Rus hazinesine teslim ederler.
Buhara Hükümeti tarafından gönderilen altının sadece 18.326.800 altın rublelik kısmı, o da üç yıla yayılarak Türkiye’ye teslim edilmiştir. Türkiye’ye gönderilmesi gereken 81.673.200 altın ruble tutarındaki Özbek altını, Lenin hükümeti tarafından açıkça gasp edilmiştir.
  Milli mücadelemizin kazanılmasında Buhara Halkının yardımlarını unutmamak için elimizden geleni yapmaya çalışalım.
  Kalınız sağlıcakla…!!!
error: Content is protected !!