Cuma, Eylül 17, 2021
tr
Ana Sayfa DÜNYA Taliban'ın ortaya çıkışı ve gelişimi(1-2)

Taliban’ın ortaya çıkışı ve gelişimi(1-2)

Taliban’ın doğuşu
Katı İslami uygulamalarıyla dünyanın dikkatini üstüne çeken ve 11 Eylül saldırılarının ardından ABD’nin hedefi haline gelen Taliban rejimi, savaş beyleri, farklı aşiret, boy ve etnik gruplar arasında bölünmüş olan Afganistan’da 1994’te ortaya çıktı.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne (SSCB) karşı açılan savaş sırasında Pakistan’a göç eden mülteciler savaş sonrası geri dönmeye başladı. Pakistan’da, özellikle Deobandi Medresesi’nde eğitim görmüş öğrenciler de geri dönen mülteciler arasındaydı. Bunlardan biri olan Molla Ömer etrafında birçok öğrenci ve Peştun mücahitle Taliban’ı kurdu. Talib, İslam öğrencisi anlamına geliyor ve Taliban da bunun çoğulunu ifade ediyor.
İslam öğrencileri sahnede
Pakistan’ın Belucistan eyaletinde öğrenim gören binlerce genç Afgan Peştun ve Kuzeybatı Sınır Eyaleti’nden gelen gönüllüler, Taliban’a katılmak üzere Kandahar’a gitti. Daha sonra bunlara Pakistan’daki birçok medreseden Afganistan’daki yeni İslami harekete katılmak isteyen Pakistanlı gönüllüler eklendi. Aralık 1994’te 12 bin Afgan ve Pakistanlı öğrenci Kandahar’da Taliban güçlerine katıldı. Taliban, siyasetle de arasına bir çizgi çekti. Grubun yetkili isimleri, iktidarı ele geçirmeye çalışan bir parti olmaktan çok halkı farklı grupların çekişmesinden arındıracak bir hareket olduklarını ifade etti.
Öğrencilerin mücahit liderlerle ilgili yaşadığı hayal kırıklığı, onların bu kurtarıcı rolünü üstlenmelerine neden olmuştu. Taliban’ın hedefi, Hz Muhammed dönemindeki ideal İslam toplumunu yaratmaktı.
Taliban 26 Eylül 1996’da başkent Kabil’e girdi. Pakistan ve Suudi Arabistan Taliban’ı meşru yönetici olarak tanıdı. Birçok ülke ise Rabbani’yi devlet başkanı olarak tanımayı sürdürdü. Taliban ülkenin üçte ikisini kontrol eder hale geldi. Taliban’ın ilk icraatı 1986’dan 1992’ye kadar Afganistan’ı yönetmiş eski Cumhurbaşkanı Necibullah’ı asmak oldu. Taliban’ın bu eylemi müttefiki olan Pakistan ve Suudi Arabistan’ı da sıkıntıya soktu.
İslamcı bir devlet yapısı oluşturmak isteyen Taliban, hem Afganistan hem Pakistan’da yönetimi elinde bulundurduğu bölgelerde katı kurallar uyguladı. Hüküm giymiş katillerin ve zina yapanların halkın önünde idam edilmesi ve hırsızların ellerinin kesilmesi bunların örnekleridir.
Örgütün, 10 yaşının üzerindeki kızların okula gitmesini yasaklaması uluslararası toplumda oldukça eleştirildi. Özellikle, kızların eğitim hakkını savunan Malala Yusufzay’ın, örgüt tarafından 2012 yılında Pakistan’da saldırıya uğraması sonucu Taliban, dünyanın dört bir tarafından gelen suçlamalarla karşı karşıya kaldı.
Taliban’ın yasakları sonucu savaşta kocasını kaybeden kadınların evden çıkamayacak hale gelmesiyle 25 bin aile açlıktan ölme sınırına geldi. Taliban’ın bu politikası dünya basınında geniş yankı buldu.
Taliban, 11 Eylül 2001’de New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen saldırılar sonrası dünyanın gündemine oturdu. Örgüt, saldırıları düzenlediği düşünülen Usame Bin Ladin ve El Kaide’ye yataklık yapmakla suçlanıyordu. 11 Eylül sonrası ABD öncülüğündeki NATO koasliyon güçleri Afganistan’a müdahale etti ve Taliban devrildi. Ancak örgütün lideri Molla Ömer yakalanamadı.
Devrilmesine rağmen Taliban ülkenin birçok bölgesinde hâkimiyetini devam ettirdi. Afgan ordusu ve NATO kuvvetleriyle çatışmayı sürdürdü. Kabil’de son iki yıl içerisinde birçok Taliban saldırısı gerçekleşti. Özellikle, 2012’nin Eylül ayında NATO’nun en fazla korunan üslerinden Camp Bastion’a düzenlediği saldırısı büyük ses getirdi.
Taliban’ın ülkede yürüttüğü politikalar bölge ülkeleriyle ilişkilerde sorunlara neden oldu. Orta Asya ülkeleri Afgan mültecilerin kendi ülkelerine girmek istemesinden endişe etti Özbekistan, Afganistan sınırına 3 bin, Tacikistan ise 25 bin Rus askeri yığdı. Türkmenistan’daki Rus sınır muhafizlarıyla mahalli ordu birlikleri alarm durumuna geçti.
Özbekistan ve Tacikistan Kuzey Afganistan’la olan sınırlarını kapattı. Kırgızistan, Afganistan’la ortak bir sınırı olmamasına karşın Rusya’dan asker takviyesi istedi. İran da Afganistan’da Taliban’a karşı savaşan ittifakı destekliyordu. Çünkü Taliban, hem Şii Hazarileri katletmiş, hem de Mezar-ı Şerif’te 9 İranlı diplomatı öldürmüştü. Bu olayın ardından İran 250 bin askerini Afganistan sınırına yığarak Afganistan’ı işgal etmekle tehdit etti.
Hem Afgan hükümeti hem de Taliban, 2014’te ABD askerleri çekilmeden önce barış görüşmelerini sonuçlandırıp ateşkes yapmanın ülkenin istikrarı için gerekli olduğunun farkında. Taliban’ın şahin kanadı, hükümet ve ABD ile anlaşma fikrine tümüyle karşı çıkıyor. Bu kanat, zaten savaşı kazandıklarını, ülkenin birçok yerinde daha güçlü olduklarını ve NATO askerlerinin yavaş yavaş çekildiğini belirtiyor. Ancak ılımlı kesim barış görüşmelerinin ülkenin geleceği için daha iyi olacağını düşünüyor.
Afganistan’da Cumhurbaşkanı Hamid Karzai yönetimindeki hükümet için büyük bir tehdit unsuru olan Taliban, halen ülkenin birçok bölgesinde hâkimiyetini devam ettiriyor. Kuzeybatısı çoğunlukla örgütün kontrolü altında olan ülke, ciddi bir güvenlik sorunu yaratıyor. Afganistan, ülkedeki güvenlik sorununu çözebilmek için Taliban’la anlaşmak durumunda olduğunun farkında. İki taraf da 2014 yılında ABD askerleri çekilmeden önce barış görüşmelerini tamamlamak istiyor. Ancak taraflar arasında güvensizlik devam ediyor.
Taliban’ın barış müzakerelerini yürütmek için Haziran 2013’te Katar’a açtığı ofis taraflar arasındaki anlaşmazlığı daha da arttıran bir hamle oldu. Hamid Karzai, üzerinde ‘Afganistan İslam Emirliği Taliban Ofisi’ yazılı bir levha taşıyan ve Taliban bayrağının asılı olduğu ofisin açılışını sert bir dille eleştirdi. Örgütün Kabil’e alternatif bir yönetim olarak görünmeye çalıştığını söyledi. Ofis bir aydan kısa bir süre sonra kapandı ve barış müzakereleri ertelendi. Taliban ise Afganistan ve ABD’nin barış görüşmeleri konusunda ciddi olmadığını ve kendilerini bölerek zayıflatmaya çalıştıklarını düşünüyor. Kaynak: Al Jazeera Taliban’ın ortaya çıkışı ve gelişimi | Al Jazeera Turk – Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar, Türkiye ve çevresindeki bölgeden son dakika haberleri ve analizler
NATO’nun Afganistan’dan çekilmesi
Müttefikler, Ocak 2015’ten bu yana Afgan güvenlik güçlerine ve kurumlarına eğitim, danışmanlık ve yardım eden savaş dışı Kararlı Destek Misyonu (RSM) kapsamında konuşlandırılan güçlerin geri çekilmesine başlama kararı aldı. Tüm ABD ve RSM güçlerinin geri çekilmesi 1 Mayıs 2021’de başladı ve birkaç ay içinde tamamlanması gerekiyor.
RSM, Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü’nün (ISAF) görevinin Aralık 2014’te sona ermesinin ardından, Afganistan’daki güvenlik sorumluluğunun Afgan ulusal savunma ve güvenlik güçlerine devredildiği sırada başlatıldı.
NATO Müttefikleri ve ortakları, Afganlara ait ve Afgan liderliğindeki barış sürecini desteklemeye devam edecek. Askerlerin geri çekilmesi, Afganistan ile ilişkinin sona ermesi değil, yeni bir sayfanın başlaması anlamına geliyor.
Liderler geleceği düşünmekte ve geleceğe uyum sağlamaktadırlar. Ama şu anda NATO askerleri Afganistan’dan çekiliyor, uzun bir operasyon, yaklaşık 20 yıl sürdü. Şiddet’in ve Taliban’ın etkinliğinin arttığı, barış süreci ihtimalinin giderek düştüğü görülmektedir. NATO güçlerinin Afganistan’ı terk etmesi NATO için bir pişmanlık meselesi mi? Dir.
NATO’nun Afganistan’a geldiğinde neredeyse hiç Afgan gücü yokken, şimdi yaklaşık 300.000 personelden oluşan iyi eğitimli, iyi donanımlı bir Afgan güvenlik gücü bulunmakta ve kendi güvenliklerini gözetebilecek kapasitede bulunmaktadırlar. 2001, 2002 döneminde Afganistan’ın bulunduğu duruma kıyasla iyi bir durumdur, ancak NATO için bir başarı değildir.
NATO Afganistan’a müdahalesinin temel nedenini, uluslararası terörizmle mücadele etmek ve Afganistan’ın uluslararası teröristler için güvenli bir sığınak haline gelmesini önlemekle birlikte Afganistan’ın sosyal ve ekonomik ilerlemesini teşvik etmeye de yardımcı olmak şeklinde açıklamıştır.
Biden yönetiminin Afganistan’daki gelecekteki varlığıyla ilgili müzakerelerine başladıktan sonra, Kuzey Atlantik Konseyi tarafından toplantılar, bakanlar toplantısı ve bir dizi ikili görüşme, telefon görüşmeleri yapıldıktan ve istişarelerden sonra görevi sorumlu bir şekilde sonlandırmak için birleşilmiş ve karar alınmıştır. Müttefikler arasında farklı görüşler olsa da alınan karar kolay olmamıştır. NATO’nun Afganistan’da başlangıçta 10.000 civarında olan asker sayısı, 2021 yılı başında 100.000’e ulaşmış olan askeri gücü, yılsonuna kadar Afganistan’daki askeri operasyonu sonlandırılacaktır.
NATO’nun Afganistan’daki askeri varlığını sona erdirme kararının Afganistan’ın geleceği için gerektirdiği riskler konusunda dürüst ve açık görüşlülüğünün yanı sıra alınan karar kolay olmadığını söylemiştik. NATO’nun Afganistan’da bulunmasında ki asıl niyetin Afganistan’da sonsuza kadar kalmak olmamıştır. Askeri görevler sona ererken, Afgan güvenlik güçlerine gereken kaynak sağlanarak Afganlara destek sağlanmaya devam edilecektir. NATO’nun çekilmesi kararı kesinlikle kritik bir durumdur, Afgan güvenlik güçleri ve özellikle özel harekât kuvvetleri için ülke dışında eğitimin verilmesi, kabil’deki Uluslararası Havaalanı başta olmak üzere bazı kritik altyapıların nasıl korunabileceği konusunda tüm NATO Müttefikleri ile birlikte çalışılarak verilen askeri varlığın sonlandırılması kararı verilmiş ve Afganların sorumluluğu üstlenerek kendi geleceklerinden tamamen kendilerinin sorumlu oldukları görüşü hâkim olmuştur. NATO – Görüş: NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in NATO 2030 @ Brüksel Forumu’nda açılış konuşması, 14 Haz.-2021
Peki Afganistan neden bu halde?
ABD/NATO’nun askeri müdahalesine ve uluslararası toplumun 20 yılı aşkın çabasına rağmen Afgan devleti halihazırda her an yıkılacakmış gibi bir görüntü veriyor. Son bir ayda 70’den fazla ilçeyi ele geçiren Taliban kuzeyde birçok büyük il merkezini de kuşatmış durumda. NATO ve ABD son askerlerini çekmeye hazırlanırken Afgan ordu birlikleri birçok bölgeden ya savaşmadan geri çekiliyor ya da hayatlarının bağışlanması karşılığında silahlarını ve zırhlı araçlarını Taliban’a teslim ediyor.
Büyük kentlerin kapılarına kadar dayanan savaşın yanında açlık, sefalet, işsizlik ve korona salgını da sıradan Afganları tehdit ediyor. Peki, nasıl oldu da Afganistan bu hale geldi?
2001 Ekim’inde ABD, Afganistan’ı işgal ettiğinde yeni yönetimi kurma işini Afgan asıllı elçisi Zalmay Halilzad’e vermişti. Halilzad ise Afganistan hakkında hiçbir bilgisi olmayan sıradan bir Amerikalı gibi davrandı, ABD’de ne öğrendi ve gördüyse aynen oradan kopyalayıp Afganistan’a yapıştırdı.
Öncelikle başkanlık sistemini getirdi. Böylece tüm gücün tek elde toplanmasını sağladı. Oysa parlamenter sistem, Afganistan’ın çok uluslu etnik yapısına daha uygundu. Etnik gruplar cumhurbaşkanlığından başbakanlığa ve kilit bakanlıklara kadar tüm koltukları ağırlıklarına ve nüfus oranlarına göre dengeli bir şekilde kendi aralarında paylaşabilir, böylece yönetime adil ve eşit katılım sayesinde siyasi uyum sağlanmış olacaktı. Bu olmadı, aksine tüm güç tek bir makamda ve o makamı elinde bulunduran etnik grupta toplandığı için içten içe bir huzursuzluk ve mağduriyet hissi oluştu.
Halilzad’ın ikinci hatası, ABD ordusunun kopyası olan paralı bir ordu kurmasıydı. Hiçbir gelir kaynağı olmayan yeni kurulmuş Kabil yönetimi kendi memurlarına bile maaş ödeyemezken, yeni kurulan Afgan ulusal ordusunun 300 bin civarındaki askerine nasıl maaş verecekti? Böylece, silahından üniformasına ve maaşına kadar dışa bağımlı bir ordu oluşturuldu. Maaşların verilmesi, dışarıdan gönderilen yardım paralarına bağlıydı. Maaşları geciken askerler birer ikişer silahlarıyla ortadan kaybolurken, ordu da dökülmeye başladı. Afganistan neden bu halde? | Independent Türkçe (indyturk.com) Esedullah Oğuz Independent Türkçe için yazdı Salı 29 Haziran 2021 7:53
Bir başka hata, Karzai yönetiminin ilk yıllarında başlatılan silahsızlanma programı çerçevesinde, eski silahlı grupları ve milis güçlerini yeni orduda değerlendirmek yerine onları silahsızlandırıp yerine hiçbir savaş deneyimi olmayan, sadece maaş için orduya giren toy delikanlıların askere alınmasıydı. 30 yıl boyunca gerilla savaşı içinde pişen, deneyim kazanan ve en büyük marifeti savaşmak olan yüz binlerce insan sokağa bırakılırken, askere alınan deneyimsiz gençler 4-6 hafta süren hızlandırılmış bir eğitimden sonra cepheye gönderilmeye başlandı.
Taliban dâhil Afganistan’da savaşan herkes ve örgüt gerilla savaşına alışmışken yeni Afgan ordusunun askerleri düzenli ordu taktikleri öğrendi. Bu yüzden gerilla taktikleri ile savaşan Taliban karşısında tutunamadı. Böylece Türk subayları dahil tüm NATO personelinin verdiği 20 yıllık eğitim boşa gitmiş oldu.
Batı’dan gelen milyarlarca dolar niyetlenilen yerlere ulaşmayınca halkta büyük bir hayal kırıklığı ve güven bunalımı oluştu. Ve sıradan insanlar, özellikle de kırsal bölge insanları -güvenlik, adalet, hak ve hukuk için- yavaş yavaştan Taliban’a yönelmeye başladı. Böylece Taliban güç ve itibar kazanırken hükümet halkın gözünden düştü.
Rüşvet ve yolsuzluk furyasının daha yeni başladığı 2004 yılında NATO danışmanı olarak Afganistan’da bulunan gazeteci Karzai’nin basın ekibiyle yapılan haftalık olağan görüşmeler birinde şöyle bir öneride bulunmuş.
” Tarihi bir fırsat ayağınıza geldi, 50’dan fazla ülke Afganistan’a yardım etmek için burada, bunu değerlendirin. Afganistan’ın 34 ilindeki tüm altyapı ihtiyaçlarını (yol, köprü, klinik, okul, çeşme, hastane vs) tespit edin. 34 ildeki imar çalışmalarını bağışçı ülkeler arasında paylaştırın.
Mesela Türkiye’ye 3 ili verin, deyin ki, Afgan hükümetine para vermek yerine bu üç ildeki tüm imar çalışmalarını Türklerin kendisi yapsın. Türk hükümeti doğal olarak, ihaleleri Türk şirketlerine verecek, onlar da Afgan şirketlerini taşeron olarak kullanacak. Öylece herhangi bir ilde yol, köprü, okul, klinik yapılırken Afgan makamlarının rüşvet almasına imkân olmayacak ve yardımlar büyük ölçüde ihtiyaç sahiplerine ulaşmış olacak. Ayrıca Kabil’in eteklerinde NATO askerlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere 20 kadar fabrika kurun. Böylece Dubai’den tuvalet kağıdı, coca cola-fanta gibi gazlı içecek, kırtasiye malzemesi, paketlenmiş yiyecek, şişe suyu gibi bin bir çeşit ürün almak için yılda 400 milyon dolar harcayan NATO’nun parası Afganistan’da kalsın ve binlerce insan için istihdam yaratılmış olsun.” Önerisinde bulunmuş ancak, Karzai’nin ekibi, “iyi fikir, tamam yapalım” dese de, bunların hiçbiri uygulanmamıştır.
Afganistan’da ANCOP Polis Tugayında İstihbarat Danışmanı olarak görev yapmış bir yakınımın bana anlattıkları yazarın önerisini doğrulamaktadır. Danışman Afganistan izlenimlerini anlatırken şunları söylüyordu; Bir Afgan Binbaşı’sının kendisine “Afganistan’ı nasıl kurtarırız? Ben nasıl Atatürk olurum? Sorusu karşısında hayli duygulandığını ve cevaben; Atatürk; devrimlerini sivil halkla birlikte yaptı, kongreleri ve 19 Mayıs’ı iyi öğrenmek lazım, Atatürk olmak kolay değil, ben size Türkiye’den Nutuk kitabını getirteyim onu önce okuyunuz” Şeklindeki cevabı karşısında Afgan Subay’ın heyecanın arttığı ve gözlerinin parıldadığını, görmüş, bilahere aynı subay’ın Afganistan’ın bir kurtuluş yönteminin ise Türkiye Başbakanı’nın (Recep Tayyip ERDOĞAN’ı kastederek) iki yıllığına bize başbakanlık yapsa Afganistan düzelir. Diye hayıflandığına da şahit olduğunu anlatarak, Afganların; Biz Amerika’dan para istemiyoruz. Biz alt yapı istiyoruz, yol istiyoruz, okul istiyoruz. Dediğini bizzat bana aktarmıştır.
ABD/NATO’nun 150 bin civarındaki askerinin 2014 sonunda Afganistan’dan çekilmesinin biri ekonomik diğeri güvenlik olmak üzere iki somut ve öldürücü sonucu oldu: 150 bin yabancı asker Afganistan’da doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlıyordu. NATO’dan ihale alan üç bin civarındaki Türk ve diğer yabancı şirketler ülkeyi terk edince, işsiz kalan yüz binlerce Afgan da Batı’ya gitmek için yollara düştü ve göç yolunun üzerindeki Türkiye de bundan nasibini aldı.
Ekonomik sefalet ve fakirlik had safhaya ulaşınca büyük kentlerde sıradan suçlarda patlama yaşandı. Kimsenin can ve mal güvenliği kalmadı. Büyük kentlerde bir anda mantar gibi biten suç çeteleri sayesinde yeni bir iş kolu gelişti: fidye için adam kaçırma. Böylece en büyük tüccardan sıradan esnafa kadar herkes fidye için hem de güpegündüz kaçırılmaya başlandı. Fidye verenler kurtuldu, vermeyenler hayatıyla ödedi.
NATO ve Amerikan askerleri Afganistan’ı terk etmeye hazırlanırken, Taliban saldırılarını yoğunlaştırıp onlarca ilin kapısına dayandığı görülmektedir.
Çözüm; Afgan hükümeti ile Taliban’ın ortak bir yönetim üzerinde uzlaşması. Ama Taliban bu kadar güçlenmişken, uzlaşma ve barış şansı da o kadar uzak ve sönük görünüyor. Komşu ve bölge ülkeleri, NATO sonrası Afganistan’da olacakları hesaplamaya çalışırken savaş yorgunu ülke, kartların yeniden dağıtılacağı yepyeni bir döneme giriyor. Afganistan neden bu halde? | Independent Türkçe (indyturk.com) Esedullah Oğuz Independent Türkçe için yazdı Salı 29 Haziran 2021 7:53
Nato Genel Sekreteri 2001, 2002 döneminde Afganistan’ın bulunduğu duruma kıyasla iyi bir durumdur, açıklaması pek gerçeği yansıtmamaktadır. Öyle ki Afganistan’da barış süreci belirsizliğini korurken saldırılar devam etmektedir.
Taliban, 25 Haziran’da ülkenin kuzeyindeki Faryab vilayetinin Kurgan ve Karamkol ilçelerinin kontrolünü sağlarken 21 Haziran’da da ülkenin kuzeyindeki Belh vilayetinin Devlet Abad, Şolgere ve Kişindeh ilçelerinin kontrolünü ele geçirdi. Yine kuzeydeki Belh ve Samangan vilayetlerinde iki ilçenin kontrolü 20 Haziran’da örgütün eline geçti. Son 2 ayda ise ülke genelinde Taliban’ın kontrolüne geçen ilçe sayısı 40’ı aştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Taliban kent merkezleri hariç ülke topraklarının yüzde 50 ila 70’ini elinde bulundurmaktadır. Taliban, 407 ilçeden 130’dan fazlasını, merkezleri dahil olmak üzere ele geçirmiş durumda. Bunlardan 60 kadar ilçedeki bazı beldeler Afgan güvenlik güçlerinin kontrolünde bulunuyor. Ülkenin 34 vilayet merkezi de hükümetin kontrolü altında. Afganistan topraklarının büyük bölümünde güvenlik güçleri ile Taliban arasında mücadele sürüyor, 407 ilçenin 200 kadarında çatışmalar devam ediyor. (AA muhabirinin yerel yetkililerden derlediği bilgilere göre,) Afganistan Cumhurbaşkanı: Taliban ve destekçileri, güç kullanmanın bir çözüm yolu olmadığını anlamalı | Independent Türkçe (indyturk.com)
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kuvvetlerinin Afganistan’dan çekilme süreci devam ederken, Afganistan’ın gelecek senaryolarına ilişkin kötümser değerlendirmeler yapan yetkililer ile Afgan medyasının, ABD birliklerinin çekilmeye başlamasından bu yana hükümet ve Taliban arasındaki çatışmaların hız kazandığını, taliban’ın ülkedeki hâkimiyet alanını genişlettiği, ülkede birçok vilayeti ele geçirdiğini, başkent Kabil’in batı sınırını saran bir bölgede güvenlik noktalarına saldırdığını, askerlerin çekilmesi esnasında Taliban’ın kontrolüne geçen toprakların sayısının arttığı konusunda değerlendirmeler yaparlarken, Şu anda yaşananların ülkedeki güvenlik durumunun iyi olmadığını, bu haliyle devam ederse, bir iç savaşa sürüklenebileceği öngörüsünde bulunularak durumun, bütün dünyayı kaygılandırmsı gerektiği belirtilmiştir. (Afganistan’daki ABD askerlerinin komutanı Orgeneral Scott Miller’ın 30 Haziran 2021 Çarşamba günü gazeticileri verdiği değerlendirmesi. ABD’li Orgeneral Scott Miller’den Afganistan’da iç savaş uyarısı: “Ülkenin güvenlik durumu iyi değil, böyle giderse ülke kaotik bir iç savaşa sürüklenebilir” – Medyascope)
ABD’nin ülkedeki askerleri geri çekmesi sonrasında Batılı ülkeler, Kabil’de bulunan Uluslararası Hamid Karzai Havalimanı’nın güvenliğinin sağlanması konusunda bir dizi arayış içerisine girmişlerdir. Türkiye ise bu havalimanının güvenliğinin sağlanması için ABD ile görüşmeler yürütmektedir.
Kabil’deki havaalanı’nın önemi nedir?
Dağlarla kaplı olan Afganistan’da Taliban hem sahada, hem siyasi olarak son dönemde önemli ölçüde güç kazanmıştır. Ülke içindeki yolların güvenliğinin sağlanamaması sebebiyle Kabil Havaalanı, lojistik, araç ve gereç ile yardım sevkiyatı için stratejik öneme sahip olması, diplomatik temsilciliklerin yolculukları ve insani yardımlar ile askeri birliklerin sevkiyatının güvenli olduğu için sadece bu havaalanından yapılıyor olması, ülkedeki iç savaşın ardından yaraların sarılması ve alt yapı projelerinin inşası için yine bu havaalanı çok büyük bir öneme sahiptir.
ABD’nin ayrılmasının ardından NATO birliklerinin bir süre daha kalması durumunda NATO üyeleri, yine bu havaalanının güvenliğinin ve hava ulaşımının tam olarak garanti altına alınmasını şart koşmaktadırlar. Bu havaalanın tam olarak güvenliğinin garanti altına alınmaması halinde yabancı diplomatik temsilciliklerin ve insani yardım kuruluşlarının temsilcilerinin ülkeyi terk etmesine kesin gözüyle bakılmaktadır.
Beyaz Saray, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan-ABD Başkanı Joe Biden görüşmesinde iki ülkenin Kabil Havalimanı konusunda genel bir mutabakata vardığını ve Biden’ın bu sürece destek vereceğini belirtmiştir. Türkiye havaalanının güvenliği konusunda Pakistan ve Macaristan’ı yanında görmek istediğini belirtirken, Örgütün Doha’da bulunan sözcüsü Süheyl Şahin, yaptığı açıklamada, “Türkiye son 20 yılda NATO’nun bir parçasıydı, dolayısıyla 29 Şubat 2020’de ABD ile imzaladığımız anlaşma kapsamında Afganistan’dan çekilmeliler.” ifadelerini kullanırken, “Diğer yandan Türkiye büyük bir Müslüman ülke ve Afganistan’la tarihi bağları var.” “Gelecekte Afganistan’da yeni bir İslami hükümet kurulduğunda Türkiye ile yakın ve iyi ilişkiler içerisinde olmayı umuyoruz.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi ise ABD’nin Afganistan’dan çekilme kararına ilişkin “Bunun sorumlu bir şekilde yapılmasına değinirken çekilmenin sistematik bir şekilde, barış süreciyle birlikte ilerlemezse Afganistan’ın 1990’larda yaşananları tekrar yaşayabileceğinden endişe duyduklarını belirterek, Türkiye’nin Afganistan’da Kabil Havaalanı’nın güvenliğinin korunması yönünde rol oynaması konusunda ülkesinin tavrını açık bir şekilde dile getirmekten kaçınarak, Türk yetkililerle görüşeceklerini ifade etmiştir. Kabil Havaalanı neden önemli? ABD, Türkiye, Pakistan ve Taliban ne diyor? | Euronews
NATO’nun 14 Haziran’da Brüksel’de gerçekleşen liderler zirvesinde, ABD Başkanı Joe Biden’ın 11 Eylül’ün yıl dönümüne kadar Afganistan’daki tüm Amerikan askerlerinin çekileceğini açıklamasının ardından eve dönüş süreci ilerliyor. Amerikan ordusu çekilmenin yüzde 44’ünü tamamlamış bulunmaktadır. Taliban’ın hızlı ilerleyişi nedeniyle ABD’nin diplomatik çabaları da hız kazandı. ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad hafta başından itibaren Kabil-Doha hattında görüşmeler yaptı. Kabil yönetimi, Amerikan yönetiminin Afgan güvenlik güçlerine iki yıl için 3,3 milyar dolar tutarında askeri yardım desteğinde bulunacağını duyurdu. ‘Afganistan’ın yüzde 50’den fazlası Taliban’ın kontrolünde’ (dunya.com)
Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani, ordusunun parçalanmasıyla komuta yapısının önemli bir bölümünü değiştirmiş, “yüksek devlet konseyi” oluşturmuş ancak konsey hiç toplanamamış,
Kabil’liler “10 dakika sonra sağ kalır mıyız belli değil” diyorlar ancak kırsal kesimden halk Taliban’dan kaçacak başka yer olmadığından Kabil’e akıyor. ABD’nin Bagram Hava Üssü’nü de bırakması insanlardaki terk edilmişlik duygusunu daha da arttırmış.
Halkın korku ile beklediği, pasaport almak isteyenlerin çok uzun kuyruklar oluşturdukları anlatılıyor. Ortalıkta hiç Amerikalı görünmüyor. Zaten Afgan Hava Kuvvetleri uçağının bakım tamir işlerini yapan taşeronlar ve Elçiliği koruyanlar dışında ülkede Amerikalı kalmamış. Havaalanında İngilizler ve Türkler var,
Afgan hükümetinin altı aydan iki yıla kadar Taliban’ın baskısına düşebileceğini söylemektedir. Bu olursa, yakın Afgan tarihinin gösterdiği gibi, Gani ve çevresinin korkunç olacağı, Ülkenin en üst düzey işlerinde görev alanlardan bazılarının şiddetle karşılaşabileceği görüşü hakim.
Eski maliye bakanlarından Omar Zakhilwal, hükümette “yarı panik” ortamı olarak adlandırdığı atmosfere dikkat çekmiş, “Ortam’ın son derece gergin olduğunu belirterek “Bu bir krizin ötesinde”, “Kötü yönetimin kendilerini başlangıçta bulundukları noktaya geri götürdüğünü belirtmiştir,
Yetkililer ve güvenlik uzmanları, Eşref Gani’nin yönetimindeki mevcut çöküşün sebeplerinin üç yönlü olduğunu söylüyor: ayrılma kararlılığı sivil veya askeri liderliklerine tam olarak inanılamayan Amerikalılar tarafından sağlanan güvenlik yanılsaması; konvansiyonel Afgan güçleri ile daha çevik Taliban arasındaki taktik kopukluk; ve hükümetin, Ghani’nin şahsına yardımcılarına, yabancı eğitimli, yurtdışında aileleri olan kişilere düşürülmesi.
Eski savunma bakan yardımcısı olan General Hilaluddin Hilal, “Amerikalıların ne zaman ayrılacakları konusunda stratejik bir planlarının olmadığını, söylemiş, afganistan Ulusal Mutabakat Yüksek Konseyi Başkanı Dr. Abdullah Abdullah da yakın tarihli bir toplantıda bu görüşü kabul eder mahiyette “Abd askerlerini Afganistan’dan çekme kararına hazır değildik.” Diyerek Hilal’i teyit etmiştir.
Ülkenin 421 bölgesinin dörtte birinden fazlasının, Afganistan’ın kuzeyi Taliban savaşçıları tarafından kuşatılarak ele geçirildi. Bazı yerlerde, genellikle cephaneleri tükenmesi, hükümetin daha fazla malzeme veya takviye gönderemediğinden hükümet güçlerinin savaşmadan teslim oldukları, eski savunma bakan yardımcısı Tamim Asey,in “Son derece merkeziyetsiz bir isyana karşı savaşan, düzensiz bir savaş veren bir orduya sahipsiniz.” Derken felaketin tarifi’ni yapmış, “Bu ülkede tarihin tekerrür ettiğini görüyoruz: Kırsal bölgelerden iktidarı ele geçirmek için bir vekâlet isyanı geliyor.” Demiş.
Mayıs ayında Kabil’de düzenlenen bir intihar bombalı saldırıda hayatını kaybeden yaklaşık 70 kız öğrenci için düzenlenen anma törenine tek bir yetkili bile katılmamış, yalnızca kız çocukların anneleri ve birkaç polis varmış. Kabil’de gazetecilerle konuşan insanlar Taliban’ın gelip başkenti ele geçirmesinden çok hem politik, hem mezhepsel ve hem de etnik bir kaos ve eskiden yaşananlardan çok daha kanlı çatışmalar beklediklerini söylüyorlar. Adam Nossiter
Afganistan Güçleri Parçalanırken, Bir Gerçek Dışılık Havası Başkenti Ele Geçiriyor – The New York Times (nytimes.com)

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi 16 Eylül 2021

Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da 05.07.2011 tarihinden itibaren yayın hayatına başlayan, yayın hayatında onbirinci yıla giren, Türkçe-Gürcüce olarak iki ayrı dilde aylık olarak yayınlanan,...

Gürcistan Ekonomi ve Finans Bakanı Jaba Phutkaradze: “Türkiye Gürcistan’ın önemli ortaklarından biridir”

Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti Ekonomi ve Finans Bakanı Jaba Phutkaradze ile Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni İlker Çakan’ın “Türkiye-Gürcistan ekonomik ilişkileri” konulu yaptığı özel...

Türkiye’de yaylalarıyla ünlü Giresun

Kümbet Yaylası: Yayla 1600 mt. Yükseklikte, Giresun şehir merkezine 60 km, Ordu-Giresun Havalimanına 85 km. mesafededir. Yol asfalttır ve yol boyunca birçok yeme-içme tesisleri, tarihi...

Doğu Karadeniz Bölgesi ihracatında artış devam ediyor

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Saffet Kalyoncu “Doğu Karadeniz Bölgesinden yapılan ihracat Ağustos ayında da artış trendini devam ettirdi” konulu yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Genel...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!