Salı, Ocak 26, 2021
tr
Ana Sayfa GENEL Yüreğe Dokunmak

Yüreğe Dokunmak

  Gözü karaydı aslında, ruhu bedenine büyük geliyordu, , ağırdı bu yük. Çanakkale ruhunu taşıyordu yüreğinde farkında olmadan. Kurtuluş savaşında dedesi yani atası, binbaşıydı. Dedesinin kardeşi şehit düşmüştü Çanakkale’de. Belki böyle bir ruhla beslenmişti yüreği farkında olmadan. Defalarca rüyalarında görecekti kurtuluş savaşını zorluklarıyla mücadele ederken. Evet kurtuluş savaşını, akın akın yürüyerek savaşa gidenlerin arasından yürüdüğünü, bazen önlerinden bazen ortalarından bazen de arkalarından yürüdüğünü görecekti rüyalarında, birkaç yıl sonra…”Farkında mı değilsin arkadaşım, sen ermişsin”diyecekti O’na bir arkadaşı, rüyalarını anlatırken. Bazen ağladığı olurdu anma törenlerinde…
  Resim yapmak üretmek, üretmek üretmek istiyorum.. Hem de içten şu güçlü duyuşumla.. Hatta bazen resim yaparken gözlerimi bile kapatmalıyım. Fırçanın, kalemin ucunda olmalı yüreğim.. Ve düşüncelerimle işbirliği yapmalı yüreğimin çarpıntıları.. Ve işte o zaman çıkar eser, coşkulu, hareketli… Sırf resim yapmak için resim yapmak değil ya da böyle olmamalı amaç..
Bütün ömrü mücadeleyle geçecekti, doğduğundan beri olduğu gibi. Hayallerinin peşinden koşacaktı dolu dizgin.. Hayatta her şeyi yaşayacaktı ve her bir sıkıntı belki de O’nu güçlü tutacaktı. Belki de gücünü bu zorluklardan alıyordu, ama farkında değildi. Uzaktan severdi. Deli bir yüreği vardı. İnanılmaz bir gücü vardı.. Farkında olmadığı bir şey daha vardı hayatında. Gün gelecek kitap gibi konuşan büyüleyici bir kişi olacaktı. Her konuşmasıyla yüreğe dokunacaktı.. Hitap etme şekli inanılmaz derecede ruhları okşayacaktı. Dolu dizgin koşacaktı hayallerinin peşinden hayatı boyunca…Ruhu, bedenine büyük gelecekti… Ruhu inanılmaz güçlüydü ve bedenini zorluyordu.. Coşkuluydu, dolu dizgindi, bir sürü şeyin peşinden koşuyordu bu ince ruh… Hissi bir gençti aynı zamanda.. Kırılgandı, inceydi aynı zamanda ruhu.. Bir çok duygu bir arada toplanmıştı…Bazen bir serçe kadar ürkek, bazende bir aslan kadar güçlüydü ruhu, yüreği gibi…
  Değerli okurlarım yazıyı ilk okumaya başlayınca anlamadınız değil mi; böyle birbirinden bağlantısı olmayan paragrafları neden yazdığımı?.. Bu paragraflar; “YÜREĞE DOKUNMAK…” adlı kitabımdan alıntı yaparak sizlerle paylaşımda bulunmak istediğim yazılardır. Şimdi soracaksınız, ressam olan bir insan; neden yazar diye… Bir ressam resim yaparken; duygularını, düşüncelerini, duyumlarını yani hissettiklerini, yaşadıklarını fırçayla, spatulayla bazen de parmaklarıyla aldığı boyayla tuvale, kağıda ya da herhangi bir yüzeye aktarır.. Ben de bundan hareketle resim yapmanın yanında bir de yazmak istedim daha doğrusu bazı içsel duygularım beni yazmaya da sürükledi..
  Yaklaşık yirmi yıldır sanatla iç içe yaşamaktayım.. Bu süreç içerisinde kurucusu olduğum Bersan Sanat Merkezi- Resim Atölyelerinde ders vermeye devam ederken temel hedefim topluma faydalı bireyler yetiştirmek olmakla birlikte aynı zamanda halkta; güzel sanatlara karşı olan ilgiyi uyandırmak ve genç sanatçıların yetişmesine yardımcı olmak, akademilere öğrenciler hazırlamak(özel yetenek sınavına hazırlık derslerinde) hedeflerim arasında olmuştur. Beş yaşından 60-70 yaşlarına her yaş gurubuna ders vermede ki amacım daha çok bu hedeflerimi kapsamaktadır. Çocukluğumda hep ressam-sanat eğitmeni-yazar ve çocuk kitaplarını resimlemeyi aynı zamanda atölye açmayı, sanatın bütün güzelliklerini yaşamayı, sanatsal eğitim vermeyi hayal ederdim. Şuanda hayallerimi yaşamaktayım.. Sözlerime son verirken Ernest Fichner’in “Sanatın Gerekliliği” adlı kitabından alıntılama yaparak tabi kendi düşüncelerimden de yorum ekleyerek şu cümleleri de sizinle paylaşmak istiyorum:
  Sanatçı olabilmek için; yaşantıyı yakalayıp tutmak, onu özümsemek, anlatıma dönüştürmek, gereçleri biçime dönüştürmek gerekir.. Duyumsamak her şey değildir sanat için işini bilip sevmesi, bütün kurallarını sevmesi; inceliklerini,tekniklerini, kurallarını,biçimlerini tanıması ve sanatsal bir kaygıyla yaklaşması gerekir.. O öyle ince bir çizgidir ki bireyin kendi içinde yaşaması önce çevresine yansıtması  sonra çevreden topluma, toplumdan ülkeye ülkeden evrene yayılması gerekir…Sevgi, saygı ve selamla…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

Batum’da Türk iş adamından örnek davranış

Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin turizm şehri Batum'da bir Türk işadamı pandemi sürecinde Gürcistan vatandaşlarına destek olmak amacıyla Batum Türk Ekmek Fabrikasında “Bedava ekmek-maske” dağıtımı başlattı....

F-35 savaş uçağı ve gerçekler

Çok konuşulan F-35’lerin düşük seviye seri üretim aşamasından tam kapasite seri üretim aşamasına geçişi ertelendi, düşük seviye seri üretim devam ediyor. F35 Müşterek Saldırı...

İstanbul’un fethi ve MKE’nin savunma sanayindeki rolü (2)

Harp sanayimizin temeli, Fatih Sultan Mehmet’in inşa ettirdiği Tophane-i Hümayun ile atılmış ve daha sonra bu tesis Kanuni Sultan Süleyman devrinde yabancı ülkelerden getirtilen...

The January 20 tragedy

A wound that has been bleeding in our hearts for 31 years, our unceasing pain, the glorious and heroic chronicle of our people. The...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!