Salı, Ocak 26, 2021
tr

Gündem

  Yaklaşık 40.000 kişinin ölmesinden sorumlu, ülkemize yüz milyarlarca zarar verilmesinden sorumlu terör örgütü uyuşturucu tarlalarına girilmemesi için yollara hendek kazıyor. Hendekleri kapatmak için gelen askerler yaralanıyor. Ülke genelinde araçlara molotof kokteyli atılıp yakılıyor. İş makineleri yakılıyor, işçiler, diğer görevliler kaçırılıyorlar, kimlik kontrolü yapılıyor. Sonunda şanlı bayrağımız hem de askeri bir kurumdan indiriliyor. Bu arada devletin güçleri tarafından yaralanan bir terör örgütü üyesi var mı? Süreç denilen şey başladığından beri insanları terörize eden huzursuz eden nedir? Düşünmek lazım. Ölüm haberleri gelmiyormuş. Gelmesin tabiki hiçbir annenin yüreği yanmasın. Yeryüzünde yaşayan her insanın huzurlu ve sağlıklı yaşamaya hakkı vardır. İyi de o zaman ülke çözüme değil de teröre içine sürükleniyor, çözülmeye götürmek için mi?
   Bir ara dünya basınında da yer alan SOMA faciasında durum nedir? Yavaş yavaş unutulmaya başlandı bile. Karbon monoksit, havadan ağır bir gaz, toksik. Beynimiz, iç ortam ve dış ortamda meydana gelen değişiklikleri algılamak için reseptörler vasıtasıyla uyarılır ve organizma kendisini korumaya çalışır. Oksijen, hidrojen, karbondioksit gibi maddeler için kimyasal ve basınç algılayıcı reseptörlerimiz vardır ancak karbon monoksit için reseptörümüz yoktur. Kokusuz gaz olduğu için koklayarak da varlığından haberdar olamayız. Karbon monoksit hemoglobine bir kez bağlanınca bırakmaz ve hemoglobin en önemli görevi oksijen taşıma işlevini yerine getiremez. Beyin bu durumda kaslara uyarı gönderemez yani kişi kendisini savunamaz, yürüyemez, kalp kasını çalıştıramaz, hareket edemez, bir süre sonra nefes alamaz hale gelir, bu durumda gazın yoğunluğuna ve soluma süresine göre ölüm kaçınılmazdır. Buraya kadar olan işin fizyolojik yanıdır. Peki bu karbon monoksit saptanamaz mı? Saptanır, ocaklardaki sensörler bu gazı algılar ve ilgili/sorumlu her kimse tedbir almak zorundadır.
  Ama anlaşılıyor ki (Bilirkişi raporlarından) tehlike sınırı 50 ppm’in üstüne birkaç kez gelinmiş ve 500 ppm’e yani 10 kat artmasına rağmen tedbir alınmamış. Ha bir silahla öldürmüşsünüz ya da karbon monoksit gazıyla (bilerek veya bilmeyerek) arada bir fark yok. Hani diyoruz ya kazayla silah ateş aldı bilmeyerek ölüme neden olundu. Burada 500 ppm karbon monoksit seviyesine ulaşıldığı bilinmesine rağmen ne demek gerekir. İşin garip tarafı madenin sahibi, yaptığı basın toplantısında içinin rahat olduğunu söylemişti. Hala borç içinde olduklarını söyleyen ölenlerin ailelerine, bir kısmını kaçak olarak da inşaa ettiği söylenen dairelerinden 2-3 tanesini hibe etse borçlar kapanmaz mı? Fakat kapitalizmde böyle bir insani duygu yoktur. En iyi avukatları tutup zaten yasal zorunluluk olmadığı için yapmadıkları kaçış odaları için muhtemelen ceza almayacakları için en kısa sürede çıkacaklardır.
   Şimdiye kadar meydana gelen pek çok felakette bir araya gelen toplumumuz tarafından yapılan yardımların ne kadar olduğunu bu paralarla şu kadar ev yapıldığı yada şu kadar insana şu kadar para yardımı  yapıldığını duyan var mı. Yani yardımların yapıldığı filan görülüyor tabiki ama sayısal veri neden yok. Örneğin bankalarda şu kadar para birikti, SMS lerden şu kadar para toplandı gibi. 1999 yılından sonra çıkan deprem vergileri ne kadardı? Ne kadarı depremden zarar gören insanlar için harcandı? Bunları kim açıklar bilinmez.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

Batum’da Türk iş adamından örnek davranış

Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin turizm şehri Batum'da bir Türk işadamı pandemi sürecinde Gürcistan vatandaşlarına destek olmak amacıyla Batum Türk Ekmek Fabrikasında “Bedava ekmek-maske” dağıtımı başlattı....

F-35 savaş uçağı ve gerçekler

Çok konuşulan F-35’lerin düşük seviye seri üretim aşamasından tam kapasite seri üretim aşamasına geçişi ertelendi, düşük seviye seri üretim devam ediyor. F35 Müşterek Saldırı...

İstanbul’un fethi ve MKE’nin savunma sanayindeki rolü (2)

Harp sanayimizin temeli, Fatih Sultan Mehmet’in inşa ettirdiği Tophane-i Hümayun ile atılmış ve daha sonra bu tesis Kanuni Sultan Süleyman devrinde yabancı ülkelerden getirtilen...

The January 20 tragedy

A wound that has been bleeding in our hearts for 31 years, our unceasing pain, the glorious and heroic chronicle of our people. The...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!