Cumartesi, Aralık 4, 2021
tr
Ana Sayfa GENEL İnşaat sektörü çöküyor

İnşaat sektörü çöküyor

  Sizlere bir önceki yazımda Antalya’daki sağlık sektörü gelişmelerini ve vardığı son noktayı belirtmeye çalışmıştım. Bugünde yine Antalya ve ülkemiz için çok önemli olduğunu düşündüğüm inşaat sektörüne ilişkin düşünce ve araştırmalarımı Antalya İnşaat Mühendisleri Odası eski Başkanı Sayın Bülent Önder ile yapmış olduğum röportaj sonrası sizlerle  paylaşmak istiyorum.
  İnşaat sektörü ülkemizin ana sektörlerinden biridir. Oldukça yüksek istihdam oluşturan ve katma değer üreten bir sektörün sorunların giderilebilmesi için, müteahhitlik hizmetlerinin yapısal temellerinin kurulması ve bunların yasal altyapılarının oluşturulması gerekiyor. Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecinde istihdam yapımızdan kaynaklanacak problemleri ortadan kaldırmak bakımından; yapılacak düzenlemelerin önemi bir kat daha artmaktadır. Ülkemizin istihdam yapısı ile, gelişmiş ülkeler ve Avrupa Birliği ülkelerinin istihdam yapısı mukayese edildiğinde; tarım sektöründeki mevcut istihdam büyüklüğümüz diğer sektörlere deplase edilecek şekilde azaltılması gerektiği gayet açık görülmektedir. Yani bir kısım tarım istihdamını kalifiye olarak yetiştirip inşaat istihdamı haline getirmeliyiz. 
  Türkiye’nin istihdam aktarımını en kolay şekilde sağlayacak sektör inşaat sektörüdür. Ülkemiz; gelişmiş ülkeler arasına girme gayesi taşıyorsa, tarım sektöründe bu yapıda bir nüfusu istihdam edemez. Ettiği takdirde kalkınamaz ve yapısal sorunlarını çözemez. Ülkemizin bu konuda önünü açacak tek sektör inşaat sektörüdür. Bu nedenle sektörü düzenleyen yasalar; sektörü geliştirici, büyütücü ve gelişmiş ülkelerdeki standartlara eriştirici nitelikte olmalıdır.
  Gerek Yapı Denetim Yasasının, gerek İmar Kanunu Tasarısının, gerek Kentsel Dönüşüm Kanunu Tasarısının ve gerekse Yapı Kanunu Tasarısının; genel yapısı itibariyle sektörü düzenleyen ve geliştiren bir yapıdan son derece uzak görünmektedir. Özellikle tasarıların genel yapısı içerisinde müteahhitlik sektörünün yapılanmasıyla ilgili hiçbir düzenleme yoktur.
Bu sektörde yer alan özel ve tüzel kişilere yeterlilikleri, sektöre girme şartları ve sicilleriyle ilgili özel bir takım düzenlemeler gerekmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki sektörle ilgili şartlar incelenmeli ve başarılı uygulamalar tespit edilerek ülkemizde de uygulanmalıdır. Bu sektörü mevcut yasal düzenlemeler taşıyamaz diye düşünüyorum. 
  Mevcut yasalara göre Maliye, Ticaret,Sanayi Odalarına kayıt yaptıran herkes müteahhitlik yapabilir. Oysa müteahhitlik uzmanlık isteyen bir meslek grubudur. Ancak ülkemizde bu hizmeti verebilecek olanların tanımlandığı bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Yani müteahhitlik meslek grubunu tanımlayan bir ölçüt yoktur. Bu eksiklik nedeniyle inşaat iş kolu ile uzaktan yakından ilgisi bulunmayan hemen herkes müteahhit olabilmektedir. Bu durum başta deprem güvenliliği olmak üzere birçok sakıncalar doğurmaktadır. Ülkemizde yalnızca kamu sektörüne iş yapan müteahhitlere karne verilmektedir. Bayındırlık ve İskan Bakanlığından müteahhitlik karnesi alan 91.400 firma bulunmaktadır. Özel sektörde karnesiz çalışan müteahhit sayısı 200.000′ in üzerinde olduğu bilinmektedir. Bu sayı 27 AB ülkesindeki toplam müteahhit sayısından daha fazladır.
  Konu ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının yapmış oldukları çalışmalara göre sektörü geliştirecek yeni bir yasa yapılmalı ve öncelikli olarak şu beş sorun maddesi muhakkak yasa çalışmaları içerisinde düzenlenmelidir;
  1-Mesleğe giriş kuralsızlığı: Türkiye de Yap-Sat diye tabir edilen yada (Kamu dışı inşaat) inşaat sektörünün meslek olarak girişinde hiçbir mesleki standart ve çerçeve olmayışı yani önüne gelen herkesin vergi numarası ve Ticaret Odası kaydını yaptırdığı taktirde taksi şoförü yada berber ustası olması fark etmez, isterse 1000 konutluk bir yapının müteahhidi olmasına hiçbir engel yoktur. Bu şartlarda sektörün çağın kalitesini,estetiğini, yapı güvenilirliğini ve meslek ahlakını yakalaması mümkün değildir.
  2-Mesleğin örgütsüzlüğü: Ülke ekonomisinin her ekonomistin her fırsatta ifade ettiği gibi taşıyıcı lokomotif sektörü olan inşaat sektörünün yasal kamu gücüne dayalı bir meslek örgütünün olmayışı, bu durumda inşaat sektörünün zaten mesleğe girişinde de bir çerçevenin olmayışının da kattığı sorunların işin içinden çıkılmaz bir hal aldığı, birçok yönetmeliğin kanuna aykırı olduğu birçok kuruluşların aynı konuda çok farklı prosedür ve uygulamalar yaptığı, kimin kimden görüş soracağının belli olmadığı bir sistemle, yani sistemsizlikle yönetildiği acı bir gerçektir.
  3-TOKİ: TOKİ’ nin sosyal nitelikli konut üretmesine karşı olunamaz. Bilakis bu bir Anayasal görev olmakla beraber her vicdan sahibinin de sahip çıkarak destekleyeceği bir durumdur. Fakat ülkenin gerek serbest piyasa ekonomisini kendisine model almasını da dikkate alarak mevcut TOKİ üretim modelinin sosyal konut üretmekten çok lüks konut üretimi ve diğer inşaat imalat işlerine girmesi Anayasaya da eşitlik ilkesine birçok konuda aykırı davranarak yürütmektedir.
  4-Yapı Denetimi:17 Ağustos acı depremin üzerine alelacele çıkarılan 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu aradan on yıl geçmesine rağmen amacına ulaşamamış ve birçok sorunu da beraberinde getirmiştir.Yasanın ilk çıktığı yıl itibari ile pilot bölge olarak seçilen 19 ilin ülkenin deprem risk haritasını dikkate almadan seçilen iller olduğu üzücü bir gerçektir. Çünkü bu illerin arasına Erzincan,Afyon gibi iller mevcut değildir. Sistem tam bir keşmekeş içerisindedir. Sözde denetimden sorumlu olan teknik elemanların yarısı sorumlu olduğu , imza attığı inşaatların adresini dahi bilmemektedir. Bu 19 il aradan on yıl geçmesine rağmen ülkenin diğer illerini kapsar bir şekilde genişletilmemiştir.
  5-Eşit belediyeler arasındaki farklı uygulamalar: İnşaat müteahhitlerinin yapı ruhsatından yapı kullanma sürecine kadar olan imalatın takipçisi ve düzenleyicisi olan belediyelerin inşaat ruhsatı verirken izledikleri yol ve metotlara gerek evraka imza sayısı gerek evrak sayısı gerek vize ve harç rakamları arasında m2 ve işlem aynı olmakla beraber uçuruma varacak farklılıklar ve keyfi uygulamalar göze çarpmaktadır. Yapı ruhsat alımında ödenen ilgili harçların inşaatın imalatı ve seyrinde ve hatta iskan aşamasında dahi yapının kullanımında ihtiyacı olan hayati önem arz eden yol, elektrik, su, kanalizasyon,doğalgaz gibi hizmetler ücretleri alındığı halde zamanında getirilmemektedir.Bu durum inşaat müteahhitlerinin ve aldığı dairelere oturmak isteyen mesken sahiplerinin işini zorlaştırmakta yapı kalitesini ve güvenliğini tehdit etmektedir.
  Son olarak sektördeki denetimsizlik ve kargaşa nedeniyle yaşanan sıkıntıların giderilmesi adına ciddi yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır. Antalya’da arza sunulan 30.000 adet konutun talep bulamamasının temel nedeni de bence bu plan programsızlıktır. İMO eski Başkanı Sayın Bülent Önder’ e vermiş olduğu bilgilerden dolayı teşekkürlerimi iletiyorum. Sağlıcakla kalın.

 

  1. inşaat sektörü ne hallerdeymiş
    biz daha gölcük depreminin izlerini silmeye çalışırken yenileri kapıda bekliyormuş desene yeni yapılan yapılar demekki halen saglam degil basın olarak bu konunun üstüne gitmenizi rica ediyorum çünkü hayatımızı yakından ilgilendiriyor bu konu

  2. Denetimsiz Piyasa
    Gerçekten kangren olmuş bir konuyu elealmış olduğunuz için teşekkür ederim. Can ve mal güvenliği ile ilgili böyle bir konuda yıllardır başıbozuk bir düzenin devam ediyor olması affedilir bir hata değildir. Bu konuda acilen düzenlemeler yapılmalıdır. Konunun takipçisi olacağınızı temenni ediyorum.

  3. bozuk düzen
    daha geçemn yıllarda inşaat sektörünün bozuk düzeni yüzünden gölcük depreminde binlerce kişi hayatını kaybetti demekki biz halen akıllanmamışız halen sektörü bir düzene koyamamış yetkililer en kısa ve acil zamanda bu sorunlar giderilmeli

  4. acilen önlem
    acilen önlem alınması gereken bir konu bu konuyu daha çok ele alıp gündeme taşırsanız sevinirim çünkü can güvenligimiz söz konusu

  5. unutulmayan izler
    17 agustos kimsenin aklından çıkmayan izlerden sadece 1 tanesi milyonlarca göçük binlerce insan bu kişiler bizlerin var oldugu türkiyede yaşayan kişiler nedense bir türlü sadece depreme önlem için evin bir köşesine bir çanta yapıpkoyun diyen kişiler var tvlerde ama yapılan daireler ve binalara gelince maliyetten düşmek için önlem yok lütfen artık yapıları düzgün olan binalar bekliuoyurz

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

Koronavirüs hastalığı (COVID-19)

Yeni Koronavirüs Hastalığı (Covid-19), ilk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde Aralık 2019 ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada...

Svalbard Küresel Tohum Deposu

Norveç ve Kuzey Kutbu arasındaki Kuzey Kutup Dairesi'nin yukarısındaki bir adada buzlu Plataberget Dağı’nın derinliklerinde, insanlığın geleceği için hayati öneme sahip bir kaynak bulunmaktadır....

Karadeniz Bölgesinde en büyük ihracat Trabzon’dan

Trabzon Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği(DKİB)’nin “Karadeniz Bölgesinden Rusya Federasyonu’na en fazla ihracatı Trabzon ili gerçekleştiriyor”konulu yazılı açıklaması şöyledir; “Yılın ilk 10 ayında Karadeniz Bölgesinden...

Amasya kuru soğan üreticilerine müjde. Toplantıda ihracat girişimi önerisi

Amasya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulunun Amasya’nın Suluova ilçesinde “Kuru soğan” konulu düzenlediği toplantı sonucu yaptığı yazılı açıklama şöyledir; “ Kuru soğan üreticilerinin ciddi sorunlar...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!