Avrupa Birliği Deniz Kuvvetleri Akdeniz İRİNİ Operasyonu (EUNAVFOR MED İRİNİ) Birleşmiş Milletler’in Libya’ya silah kısıtlaması uygulaması amacıyla 31 Mart 2020’de başlatılmıştı. Avrupa Birliği sorumluluğundaki bu askeri operasyon, AB Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (CSDP) çatısı altında. Gerektiğinde deniz operasyonlarında hava, deniz ve uydu unsurlarının tümü aynı anda veya ayrı ayrı kullanılmakta.
Karargâh İtalya’nın Roma şehrinde bulunuyor.
Operasyona Yunanistan, Fransa, Lüksemburg, Polonya ve Almanya çeşitli deniz ve hava unsurlarıyla katılıyor. Operasyonun açıklanan amaçları kapsamında, Libya açıklarında gemilerin denetlenmesi, yasa dışı petrol ticareti hakkında veri toplanması ve Libya Sahil Güvenlik güçlerine eğitim verilmesi ile insan kaçakçılığı gibi suçları işleyen örgütlerle mücadeleye katkı sağlanması hedefleniyor.
Bunlar, kısa adı “Akdeniz İrini Operasyon”unun kuruluş ve faaliyet amaçları olarak sıralanırken, korsanlık bu kurumun, amaç ve faaliyetleri içinde yer almıyor.Dolayısıyla Yunan bir komutanın sevk ve idaresi ile gerçekleştirilen İrini Harekatı’nda, görevli bir Alman fırtakeyninin, 23 Kasım 2020 Pazartesi günü Türkiye’den Libya’ya gıda ve boya gibi muhtelif maddeler taşıyan Türk bandıralı “Roseline A.” ismi ile kayıtlı kargo gemisini, Doğu Akdeniz’de Bayrak devletinden ve gemi sahibi şirketten izin almadan durdurması/arama yapması “Uluslararası Deniz Hukukuna” ve “Uluslararası Hukuka” aykırıdır.
Şöyle ki;
1-Bayrak devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilgili biriminden onay ve yanıt alınmadan gemiye izinsiz ayak basılmıştır.
2- Gemi sahibinin onayı alınmadan gemiye izinsiz olarak ayak basılmıştır.
3-Uluslararası Hukuka aykırı olarak Türkiye’den Libya’ya gıda ve boya gibi muhtelif maddeler taşıyan Türk bandıralı gemiyi Doğu Akdeniz’de durdurarak saatlerce arama yapılmıştır.
4-Türk bandıralı geminin personelinin çektiği görüntülerde ve geminin güvenlik kamera kayıtlarında Alman askerlerinin, personele yönelik sert müdahalesi tespit edilmiştir.
5-Geminin Libya’ya yönelik silah ambargosunu ihlal ettiğinden şüphelenildiğinin ve arama görevinin Roma’daki İrini Operasyon Merkezi’nden verildiği resmen açıklanmıştır.
Bu koşullar altında Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin yapması gereken;
1-Operasyon Komutanı Tuğamiral Fabio Agostini,
2-Operasyon Komutan Yardımcısı Tuğamiral Jean-Michel Martinet,
3-Kuvvet Komutanı Theodoros Mikropoulos hakkında Uluslararası “Avrupa tutuklama emri” çıkartılmasıdır.
Bu şekilde Türkiye Cumhuriyeti’nin Uluslararası Hukuk çerçevesinde haklarını arayacağı ve hukuka aykırı yapılan işlerde konunun her zaman mahkemeye götürüleceğinin mesajını verilmelidir.
Ki; Türkiye’nin AET ile 12 Eylül 1963 tarihinde imzaladığı Ankara Anlaşması ve 1970 yılında imzalanmış olan Türkiye ve AET Anlaşma’nın Ek Protokolü, Ek Protokol ve Ortaklık Konseyi Kararları ile birlikte AET hukukunun bir parçası olduğunu kabul etmesinden sonra Avrupa Adalet Divanı, AET üye devletlerine saygı ve AET yasaları gereğince Türk vatandaşlarına ve işletmelere özgü haklar vermeye karar vermiştir. Avrupa tutuklama emri, Avrupa Birliği’ne (AB) üye 28 ülke arasında herhangi bir şüphelinin tutuklanması, mahkemeye çıkarılması ya da gözaltına alınmasına izin veren hukuki bir düzenlemedir. Türkiye Cumhuriyeti aday ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin çıkardığı tutuklama emirlerini, tüm AB sınırları içerisinde uygulatabilir. Tutuklama emri, gözaltına alınma ve gerekli görülmesi halinde talepte bulunan ülkeye suçluların iadesini öngörmektedir.
Ankara Anlaşması ve Ek Protokolüne göre, Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Tutuklama Emri çıkartma yetkisine sahiptir. Sahip olmadığı iddia edilse bile, yeni bir tartışma, hukuk ve haklılık kavramı yaratacaktır.
İrini operasyonu sorumlularına Türkiye tutuklama emri çıkartmalı
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı ziyaret
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti(KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs İlim Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ata Atun’u kabul etti.Yapılan görüşmede, Maraş’ın açılımı, sonrası ve geleceği konuları, yüksek öğrenimin sorunları ve nasıl daha da geliştirileceği ile Türkiye’den Libya’ya ticari malzeme götüren Türkiye Cumhuriyeti Bayraklı Rosaline A. gemisine Avrupa Birliği Deniz Kuvvetleri Akdeniz-İRİNİ operasyonu çerçevesinde hukuk dışı yapılan müdahale konuları görüşüldü.

Çok değerli bir insan Ali Koplay’ı kaybettik
Ali KOPLAY Kimdir? 9 Haziran 1974 yılında Karaman ilinin Başyayla İlçesinde dünyaya geldi. İlkokulu Başköy ilkokulunda bitirdi. Ortaokul ve ve Liseyi Konya İmam-Hatip Lisesinde tamamladı. 1993 yılında Konya İmam-Hatip Lisesinden mezun olduktan sonra aynı yıl Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi “Kamu Yönetimi” bölümünü kazandı. Üniversiteden 1997 yılında mezun oldu. Aynı zamanda Üniversitede okurken Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel yurtlarda Müdür Yardımcılığı ve Müdürlük yaptı. 1998 yılında Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğüʹnün açtığı Gelir Uzman Yardımcılığı sınavını kazandı. Gelirler Genel Müdürlüğü’nün Gümrük Tarifeler ve Ticaret Antlaşması ile Kamu Mali Yönetim Projeler Şubesinde yaklaşık olarak üç yıla yakın çalıştı. 2001 yılında Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın açmış olduğu Müfettiş Yardımcılığı Sınavını kazandı. 2001 yılında Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın açmış olduğu Müfettiş Yardımcılığı Sınavını kazandı. 2004 yılında Yeterlilik Sınavını vererek müşterek kararnameyle Müfettişlik kadrosuna atandı. Teftiş Kurulu Başkanlığında bir yıla yakın “Rapor Okuma Komisyonu’nda görev aldı. 10 Haziran 2011 tarihinde müşterek kararname ile Sağlık Bakanlığı Başmüfettişliğine atandı.
Dünyadaki insanların trajedisi, kaçınılmaz ölümlülüğünün farkında olarak yaşamasıdır. Dünyaya geldiğimiz zaman boynumuzda ölüm fermanımızla doğar ve zaman içinde sevdiğimiz insanların ölümüne şahit oluyoruz. Bir değerimizi daha yitirdik. Ülkesinin, milletinin hayrı için çalıştı. Bir dava adamı ve değerli bir insan gibi yaşadı .Sevgili dostum, değerli kardeşim Ali Koplay’ın vefatından derin üzüntü duydum. Değerli dava arkadaşımız, yol arkadaşımız Ali Koplay’ı ebedi yolculuğa uğurladık. Her nefis ölümü tadacaktır. Bütün müslümanlar için geçerli olan bir hüküm, bu hükme herkes uyacak.
Bunun nerede ne zaman ve nasıl geleceği belli değil. Eğer ölüm olmasaydı hayat bizler için bu kadar güzel olamazdı. Her kalp çarpar ama elbet bir gün duracağını kendisi bilir. Sevdiğiniz daha doğrusu değer verdiğiniz gönlünüzde yer bulan dostlarınız, dost olarak abla olarak, abi olarak bildikleriniz elinizin parmaklarını geçmiyorsa ve bu kişi onlardan biriyse ölümün o kadar da uzak olmadığını anlarsınız. Akrabanız değildir ama sevdiğiniz, takdir ettiğiniz kişidir, ölümü ona konduramazsınız.
Ölüm yaşamın bir parçası tıpkı doğum gibi, yaşamak gibi. Hakikatten ve adaletten asla ödün vermeyen değerli bir arkadaşımız idi Ali. Ölümden daha gerçek ne olabilir şu hayatta? O kadar sahici, o kadar can acıtıcı ve o kadar kesin bir son ki; yok sayabilmek mümkün değil. Ölüm yokmuş gibi yaşayabilmek, bir an bile mümkün değil. Gurur duyduğumuz canımızdı bizim. Son derece zeki, sürekli okuyan, sürekli beyninde projeler üreten, devletin milletin beş kuruşuna önem veren bir müffetişdi .
En zor zamanlarda dimdik duran, istikametinden şaşmayan, irade sahibi bir müfettişdi. Ülkemizin demokratikleşme mücadelesine ilkeli ve şahsiyetli duruşuyla katkı sağlayan bir insan idi. Çok değerli bir insan, çok güzel bir arkadaştı.İlkeli ve dürüst insan rahat uyu. İhtiyaci olan herkese yardım elini uzatan, sevgi dolu, güler yüzlü bir arkadşımızdı Ali. Yaşamı boyunca doğrudan ve güzelden yana taraf oldu. Bitmez tükenmez bir enerji, yaratıcı bir zeka, iğne ile kuyu kazan bir sabır ve inatla problemlerin üstüne yürüdü. Her eski dostu yitirişimde kendimi biraz daha yalnız ve eksilmiş hissediyorum. Kolay olmuyordu ki böylesine seçkin ve güzel insanlarla tanışmak, arkadaş ve de dost olabilmek. Ben şimdi, kıymetli ve özel bir dostunu daha yitirmiş olmanın verdiği burukluk ve yalnızlık içindeyim. Alil Bey’i çok arayacak ve özleyeceğim, özleyeceğiz. Davasının insanı olarak orada görev yaptı. Baba ve oğul dört gün arayla kalp krizinden hayatını kaybetti. Başyayla ilçesi dört gün arayla yaşanan iki vefat haberiyle sarsıldı. Baba Kamil Koplay ve oğlu Ali Koplay dört gün arayla kalp krizinden hayatını kaybetti.
Dualarımız seninle. Çok değerli bir insanı kaybettik. Rabbim cenneti ile müşerref kılsın. Ailesi ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Yüce Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun. Cenab-ı Hak ailesine sabırlar versin. Başımız sağolsun. Eşi Dr.Şengül Hanıma çocukları Atasu ve Kansu’ya Allahım sabırlar versin.
Yüce Rabbim rahmeti ile muamele etsin, mekanı cennet olsun inşallah.
Gürcistan’da koronavirüs yayılmasını önlemek için yeni kısıtlamalar
Gürcistan’daki epidemiyolojik durumu dikkate alan Başbakan Giorgi Gakharia Başkanlığındaki Kurumlar Arası Koordinasyon Kurulu, ülkedeki mevcut nokta kısıtlamalarını sıkılaştırma ve genişletme kararı aldı. Kurumlar Arası Koordinasyon Kurulu kararı ile,
-28 Kasım’dan itibaren Bireylerin 21: 00-05: 00 saatleri arasında hem yaya olarak hem de
araçla (Yılbaşı Gecesi – 31 Aralık ve Noel Arifesi – 6 Ocak dışında)
sokağa çıkma yasaklanacak.
-28 Kasım’dan 23 Aralık’a kadar, büyük şehirlerde belediye taşımacılığı çalışmayacak.
-Ülke genelinde spor salonları ve yüzme havuzları çalışmayı durdurur
-Özel ve kamu anaokulları çalışmayacaktır
-Tiflis Metrosu 28 Kasım-23 Aralık ve 3 Ocak-15 Ocak tarihleri arasında çalışmayacak.
-28 Kasım – 23 Aralık tarihleri arasında Gürcistan’ın Tiflis, Kutaisi, Batum, Rustavi ve
Zugdidi gibi büyük şehirlerindeki mağazalar (gıda, hayvan yemi, eczaneler,
veteriner eczaneleri, ev kimyasalları ve hijyen mağazaları ve basın kabinleri hariç)
uzaktan faaliyet gösterecek.
-Restoranlar ve yiyecek satış yerleri tamamen online sisteme geçirilir.
-Her türlü konferans, eğitim, kültür, eğlence etkinliği -sadece online olarak düzenlenebilir.
– Okullar, meslek okulları ve yüksek öğretim kurumları (tıp eğitimi programları hariç)
tamamen online sisteme geçirilir;
-Gürcistan Kayak Merkezleri (Bakuriani, Goderdzi, Gudauri, Hawvali/Tetnuldi)sadece
karantina otelleri olarak çalışacak.
Ayrıca;
– Otel çalışmalarına sadece karantina alanlarının düzenlenmesi için izin verilir;
– Ayrıca kayak pistlerinin ve telesiyejlerin çalışması durdurulacak
-24 Aralık – 2 Ocaktan itibaren Kısıtlamalar yavaş yavaş kaldırılacaktır: Ülke çapında:
– Alışveriş merkezleri, çalışmaya devam edecek
– Hem belediye hem de şehirlerarası ulaşım eski haline dönebilecek.
3 Ocak – 15 Ocak ülke çapında:
-Tatil ilan edilir;
-28 Kasım’dan 24 Aralık’a kadar yürürlükte olan tüm kısıtlamalar geri getirilecektir;
-Bankalar ve stratejik öneme sahip tesis ve hizmetler dışında kamu veya
özel kuruluşlar çalışmayacak.
16 Ocak – 31 Ocak
Ülke çapında;
– Belediye ve şehirlerarası ulaşım işleri, ticaret tesisleri ve açık ve kapalı
tesisler (hafta sonları hariç) yeniden çalışmayı devam edilecektir.
-Ulaşım ve alışveriş merkezleri hafta sonları çalışmayacak.
-Demiryolu, otobüs, minibüs dahil olmak üzere Şehirlerarası
ulaşım kısıtlanacaktır. (özel araç ve taksi hariç)
Bu süre zarfında kısıtlamalar aşağıdakiler işletmeler için geçerli değildir:
-Aşağıdakiler dahil tüm diğer ekonomik faaliyetler:
-Devlet ve özel inşaat-onarım faaliyetleri;
1-Bankacılık ve finansal faaliyetler;
2-Gıda, hayvan yemi, eczaneler, veteriner eczaneleri, ev kimyasalları ve hijyen
mağazaları ve basın kabinlerinin işletilmesi;
3-Teslimat ve geri çekme hizmetleri;
4-Güzellik salonlarının ve estetik tıp merkezlerinin işletilmesi;
5-Araba servisi ve teknik muayene hizmetleri;Ev aletleri onarım hizmetleri;
6-Tarım piyasasının işleyişi
7- ve diğerleri. Araba ile seyahat etmek (taksi dahil) sınırlı değildir.
საქართველოში არსებული ეპიდემიოლოგიური ვითარების გათვალისწინებით, პრემიერ- მინისტრის ხელმძღვანელობით მოქმედმა უწყებათაშორისმა საკოორდინაციო საბჭომ ქვეყანაში მოქმედი წერტილოვანი შეზღუდვების გამკაცრებისა და გაფართოების გადაწყვეტილება მიიღო.
უწყებათაშორისი საკოორდინაციო საბჭოს გადაწყვეტილებით,
28 ნოემბერი – 31 იანვრის ჩათვლით:
ქვეყნის მასშტაბით იზღუდება:
21:00 საათიდან 05:00 საათამდე პირთა გადაადგილება როგორც ქვეითად, ისე სატრანსპორტო საშუალებით, ასევე საჯარო სივრცეში ყოფნა; გამონაკლისი იქნება ახალი წლის ღამე – 31 დეკემბრის ღამე და ასევე შობის ღამე – 6 იანვრის ღამე;
მგზავრების რეგულარული საქალაქთაშორისო გადაყვანა, მათ შორის – რკინიგზით, ავტობუსით, სამარშრუტო ტაქსით. მსუბუქ ავტომობილებზე (მათ შორის ტაქსებზე) არ წესდება შეზღუდვა;
რესტორნები და კვების ობიექტები მთლიანად გადადიან გატანის სერვისზე. დასაშვებია:
პროდუქტის გატანა ე.წ. takeaway
დელივერი“
„დრაივი“
ფიტნეს დარბაზებისა და საცურაო აუზების მუშაობა;
ყველა სახის კონფერენციის, ტრეინინგის, კულტურული, გასართობი ღონისძიებების ჩატარება – დასაშვებია მხოლოდ ონლაინ ფორმატით.
სპორტული, სახელოვნებო და კულტურული წრეების/სტუდიების საქმიანობა.
დიდ ქალაქებში – ქ. თბილისში, ქ. ბათუმში, ქ. ქუთაისში, ქ. რუსთავში, ქ. გორში, ქ. ფოთში, ქ. ზუგდიდში, ქ.თელავში – და სათხილამურო კურორტები – ბაკურიანში, გუდაურში, გოდერძსა და მესტიაში დამატებით წესდება შემდეგი შეზღუდვები:
ქ. თბილისის, ქ. თელავის, ქ. ბათუმის, ქ. ქუთაისის, ქ. რუსთავის, ქ. გორის, ქ. ფოთის, ქ. ზუგდიდის საზღვრებში მუნიციპალური ტრანსპორტის მუშაობა;
სავაჭრო ობიექტები (გარდა სურსათის, ცხოველების საკვების, აფთიაქების, ვეტაფთიაქის, საყოფაცხოვრებო ქიმიისა და ჰიგიენის მაღაზიებისა და პრესის ჯიხურებისა) მუშაობენ მხოლოდ დისტანციურ რეჟიმში;
ღია და დახურული ბაზრობები არ მუშაობენ. ფუნქციონირებას აგრძელებენ აგრარული ბაზრები;
სკოლები, პროფსასწავლებლები და უმაღლესი საგანმანათლებლო დაწესებულებები (გარდა სამედიცინო საგანმანათლებლო პროგრამებისა) სრულად გადადიან დისტანციურ რეჟიმზე;
კერძო და საჯარო საბავშვო ბაღები აჩერებენ მუშაობას. სათხილამურო კურორტეზე ასევე:
სასტუმროების მუშაობა დასაშვებია მხოლოდ საკარანტინო სივრცეების მოსაწყობად;
ასევე, ჩერდება სათხილამურო ტრასებისა და სათხილამურო საბაგიროების ფუნქციონირება.
24 დეკემბერი – 2 იანვრის პერიოდში ხდება შეზღუდვების შემსუბუქება: ქვეყნის მასშტაბით:
იმუშავებენ სავაჭრო ცენტრები, ღია და დახურული ბაზრობები;
აღდგება როგორც მუნიციპალური, ისე – საქალაქთაშორისო ტრანსპორტის მუშაობა.
3 იანვარი – 15 იანვრის პერიოდში ქვეყნის მასშტაბით:
ცხადდება უქმე/დასვენების დღეები;
აღდგება ყველა ის შეზღუდვა, რომელიც მოქმედებდა 28 ნოემბრიდან 24 დეკემბრამდე პერიოდში;
არ მუშაობს საჯარო და კერძო დაწესებულება, გარდა ბანკებისა და სტრატეგიული მნიშვნელობის ობიექტებისა და სერვისებისა.
16 იანვარი – 31 იანვარი ქვეყნის მასშტაბით:
აღდგება მუნიციპალური და საქალაქთაშორისო ტრანსპორტის მუშაობა, სავაჭრო ობიექტებისა და ღია და დახურული ბაზრობების მუშაობა (გარდა შაბათ-კვირისა).
შაბათ-კვირას ტრანსპორტი, სავაჭრო ობიექტები და ბაზრობები აჩერებენ მუშაობას
მთელი ამ პერიოდის განმავლობაში შეზღუდვები არ ეხება:
ყველა სხვა ეკონომიკურ საქმიანობას, მათ შორის:
1. სახელმწიფო და კერძო სამშენებლო-სარემონტო საქმიანობას;
2. საბანკო და საფინანსო საქმიანობას;
3. სურსათის, ცხოველების საკვების, აფთიაქების, ვეტაფთიაქის, საყოფაცხოვრებო ქიმიისა და ჰიგიენის მაღაზიების და პრესის ჯიხურების მუშაობას;
4. დელივერსა და გატანის სერვისებს;
5. სილამაზის სალონებისა და ესთეტიკური მედიცინის ცენტრების მუშაობას;
6. ავტოტექმომსახურებისა და ტექნიკური ინსპექტირების სერვისებს;
7. საყოფაცხოვრებო ტექნიკის სარემონტო სერვისებს;
8. აგრარული ბაზრობის მუშაობას
9. და სხვ.
არ იზღუდება მსუბუქი ავტომობილით (მათ შორის – ტაქსით) გადაადგილება.
Batum Leogrand(Welmond) Otelde 2017 yılında yangında vefat edenlerin anısına tören
Gürcistan-Batum’da Leogrand(Welmond) Otelde 24.11.2017 tarihinde meydana gelen yangında otelde çalışan 11 Gürcistan vatandaşı personel vefat etmişti. Her yıl aynı tarihte geleneksel olarak vefat edenlerin anısına düzenlenen törenlerin üçüncüsü bu yılda 24.11.2020 tarihinde Batum Welmond(Leogranda) Otelin önünde bir tören düzenlendi. Anma törenine Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti Hükümet Başkanı Tornike Rijvadze, Batum Belediye Başkanı Archil Chikovani’de katıldı.



Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: “Covid-19 aşısından 50 milyon doz satın alındı”
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca düzenlediği basın toplantısında Covid-19 aşısının temini ile ilgili olarak şunları söyledi; “Çin menşeli Sinovac aşısı Aralık, Ocak ve Şubat aylarında gelmek üzere 50 milyon aşı için imza atıldı. Aralık ayında asgari 10 milyon olmak üzere, ama 20 milyon hedefliyoruz. Ocak ayında 20 milyon. MRNA aşısı için de Aralık ayında 1 milyon, devamında da 25 milyona kadar aşının verilebileceği şeklinde görüşmelerimiz devam ediyor. Rusya ve diğer aşılarla da irtibat halindeyiz. Bilim Kurulumuz kimlere öncelikle aşı yapılması gerektiği üzerinde çalışıyor. Sağlık çalışanlarımızdan başlamak üzere riskli gruplar ve enfeksiyonu yayma potansiyeli yüksek olan kesimler. Şoförler, berberler, kuaförler gibi hizmet sektörü de yer yer devrede oluyor olacak. Bu aşıyı yaparken biz vatandaşımızdan herhangi bir ücret asla almayacağız. Aşının dünyada fiyatı aşağı yukarı belli: 10, 12, 5-5.5 dolar.
Dünyaya paralel olarak ülkemizde de 16 ayrı aşı çalışması yapılmaktadır. 44 gönüllüye uygulama yapıldı. Şu ana kadar ciddi bir yan etki görülmedi. İkinci doz aşılama 26 Kasım-14 Aralık tarihleri arasında yapılacak. Nisan ayında ilk aşımıza kavuşmayı ümit ediyorum. 15 aşı da desteklenmeye devam edilmektedir.”
KTÜ Jeoloji Mühendisliği eski Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş: “Doğu Karadeniz Bölgesi deprem faylarının ortaya çıkarılması gerekir”
İçişleri Bakanlığı-Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın(AFAD) bilgilerine göre 22 Kasım 2020 tarihinde merkez üstü Bayburt olan 3.8 büyüklüğünde yerin 7 km. Derinliğinde deprem meydana geldi. Bu deprem Bayburt, çevre il ve bazı ilçelerde hissedilmiştir. Bu depremin Türkiye’nin güncel haritasında görülmeyen bir faydan kaynaklandığı belirtiliyor. Gürcistan’da 3 yıl önce meydana gelen depremlerin fay hattını tetiklediği ve yarılmayı hızlandırdığının tespit edilmesinin ardından, 4’üncü deprem kuşağından 3’üncü deprem riski bölgesine çekilen Karadeniz’de, deprem riskini artırdığı belirtiliyor Doğu Karadeniz Bölgesinin deprem fay hatları ilgili görüşlerini açıklayan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisliği eski Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş şunları söyledi;
“Bayburt’tan İspir’e doğru uzanan fay hattı.
Erzurum Narman istikametinde giden faya paraleldir”
“Doğu Karadeniz Bölgesinde fazla aktif fay gözükmediğini ancak son Bayburt depreminin bölgede diri fayların olduğunu veya olabileceğini gösterdi. 60 yıllık deprem kayıtlarına bakıldığında Bayburt yöresinde 2 sismik hattın varlığının bilinmektedir. Her ne kadar Türkiye’nin diri fay haritasında, o bölgede faylar olmasa dahi sismik hatlar ve deprem kayıtları var. Bu sismik hatlardan bir tanesi Bayburt’tan İspir’e doğru uzanır. Bu sismik hat Kuzey Anadolu fayına sol yönlü olarak Erzurum Narman istikametinde giden faya paraleldir. Bir diğer sismik hat ise, Bayburt’tan Rize istikametine uzanıyor ama bu kırıkların hiçbirisi Türkiye’nin deprem haritasında yoktur. Bu da bizim diri fay haritamızda eksiklikler olduğunu gösteriyor. Bölgemizdeki son deprem güncel deprem haritasında yer almayan örtülü bir faydan kaynaklandığına işaret. Doğu Karadeniz’i etkileyebilecek diri fayların ortaya çıkarılması gerekir.
“Karadaki fayların denize veya denizdeki fayların karaya uzantıları var”
Denizlerdeki fay hatlarının da güncel deprem haritasında yer almamaktadır. Özellikle mavi vatan dediğimiz Karadeniz, Akdeniz Ege bölgesindeki kıyı sahanlığımızdaki faylar yoktur. Karadaki fayların denize veya denizdeki fayların karaya uzantıları var. Bu yüzden Türkiye’nin diri fay haritası umarım gelecekte daha da geliştirilip denizdeki faylar aktarılır. Öte yandan gizli veya örtülü olan faylar, sismik hatlarla ortaya çıkarılır ve böylece diri fay haritamız da geliştirilir.
“Doğu Karadeniz bölgesinin 3 tarafı faylarla çevrilidir”
Güncel olan verilere göre Trabzon ve Rize’de deprem tehlikesi artmaktadır. Doğu Karadeniz bölgesinin 3 tarafı faylarla çevrilidir. Doğu Karadeniz bölgesinin çevresinde bugünkü sismik verilere göre, güneyi Türkiye’nin en aktif fayı olan Kuzey Anadolu fayıyla, doğusu sol yönlü olarak Kuzey Anadolu fayıyla, yine kuzeyde Karadeniz sahilde 10 kilometre açıktan geçen bir Karadeniz fayıyla çevrili. Son yapılan Türkiye deprem tehlikesi haritasında Trabzon ve Rize’nin deprem tehlikesi geçmiş yıllara göre 2 ve 3 kat artmıştır. Fakat bu artış sağlam zemine göredir. Oysa bölgemizde sahildeki dolgu alanlarımız, zayıf zeminlerimiz var. Buraların deprem büyütmesi ve sıvılaşma söz konusudur. Bu gibi yerlerde daha dikkatli olmamız lazım. Mikro bölgelendirme dediğimiz her binaya özgü bireysel zemin etüdü yapılması lazım ki sağlam ve sağlıklı binalar inşa edelim. Geleceğe sağlıklı yapı stoku bırakalım.
“Gürcistan’da 3 yıl önce meydana gelen depremler”
İzmir depreminin Doğu Karadeniz için önemli bir uyarıdır, “1999’dan önce yapılan binaların güvenirliği, bütünü ile gözden geçirilmelidir. Gürcistan’da 3 yıl önce meydana gelen depremlerin fay hattını tetiklediği ve yarılmayı hızlandırdığının tespit edilmesinin ardından, 4’üncü deprem kuşağından 3’üncü deprem riski bölgesine çekilen Karadeniz’de, deprem riski de arttı. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde “böyle bir tehlike yok, en güvenli burası” şeklindeki algı doğru değildir. Bu bağlamda zeminlerin, özellikle gevşek zeminlerin, sahil çökelleri dolgu alanları üzerinde biliyoruz ki deprem enerjisi daha çok artıyor. “Belediyeler deprem konusunda daha duyarlı olmalıdır”
Deprem dalgaları büyüyor. Bu nedenle zemin etütlerinin güvenirliği çok daha ön plana çıkıyor. Zemin etütleri çok doğru yapılırsa hiçbir sorun olmaz. Demek oluyor ki Trabzon bölgesinde en az İzmir’de yaşanan olaylar tekrar burada da yaşanabilir. Doğu Karadeniz’in geleceği açısından bu bağlamda Rize’de kentsel dönüşüme gidiliyor. Buradaki yapılar asla depreme dayanıklı değildir. Ama Trabzon’un yapı stoku da, öncelikli olarak gözden geçirilmelidir. Özellikle 1999’dan önce yapılan binaların güvenirliği, bütünü ile gözden geçirilmelidir. Belediyelerimiz deprem konusunda da daha duyarlı olmalıdır. Hatta kendi iç bünyelerinde jeoloji dairesi kurup, jeologlar, jeofizikçiler istihdam etmelidirler.”
İstanbul’un fethi ve Ayasofya(1)
5 Şubat 1451 günü Edirne’den yola çıkan bir ulak, Sultan Murat’ın en büyük oğlu 21 yaşında ki Manisa Sancak Beyi Mehmet’e, babasının ölüm haberini getiriyor. Zeki olduğu kadar da hırslı olan bu genç şehzade, vezirlerine ve danışmanlarına duyurmadan hemen en iyi atlardan birine atlıyor ve kamçıyı bastığı gibi, bu safkan atı yüz yirmi mil koşturarak soluğu Çanakkale Boğazı’nda alıyor, daha sonra yoluna devam ederek, boğazı geçip Gelibolu’ya varıyor. Babasının öldüğünü, kendisine bağlı adamlarına ancak burada söylüyor ve tahta karşı hak iddia edebilecek herkesi, hiç zaman kaybetmeden ezip geçebilmek için seçme askerlerden bir birlik oluşturuyor ve Edirne’ye yürüyor. Ancak hiçbir direnişle karşılaşmadan Osmanlı İmparatorluğu’nun Padişahı olarak tanınıyor.
Murat’ın yerine bu genç Mehmet’in Türklerin sultanı olduğu haberi, Bizans’ı dehşete düşürüyor. Çünkü Bizanslılar yüzlerce casusu aracılığıyla bilmektedirler ki, utku ihtirasıyla yanıp tutuşan bu genç adam, dünyanın bir zaman ki başkenti İstanbul’u ele geçirmek için ant içmiştir ve gece gündüz demeden hayatının en büyük amacını gerçekleştirmek için savaş planları yapmaktadır. Yeni padişahın askeri ve politik konularda da engin bir bilgi birikimi ve yeteneği olduğunu Bizanslılar çok iyi bilmektedirler.
Baygın bakışlı, zarif gözlü ve papağan burunlu bu adam, yorgunluk bilmez bir işçi, yaman bir asker ve başarılı bir diplomattır. Kişiliğinde gözlemlenen ve insanı dehşete düşüren bütün bu özellikleriyle, atalarında olduğu gibi onun da tek bir amacı vardı.
Türklerin askeri üstünlüğünü ve başarısını Avrupa’ya ilk defa kabul ettirmiş olan büyükbabası Bayezit’ten ve babası Murat’tan daha başarılı olmak ve Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarını daha da genişletmektir. Şu kesindi: ilk saldırısını Justinianus’un ve Konstantin’in imparatorluk taçlarını süsleyen son elmas olan Bizans’a yapacaktır.
Konstantin tehlikeyi hemen kavrıyor. Mehmet’in barış söylevlerine haklı olarak inanmadığından, İtalya’ya, Papa’ya, Venedik’e, Cenova’ya peş peşe elçiler yolluyor, asker ve donanma göndermelerini istiyor. Fakat Roma duraksıyor. Venedik de, Çünkü Ortodoks Kilisesi ile Katolik Kilisesi arasında var olan derin inanç ayrılığı hala devam etmektedir. Rum Ortodoks Kilisesi, Roma Katolik Kilisesi’nden nefret etmekte ve Patrik. Papa’yı en büyük ruhani lider olarak tanımamaktadır. Gerçi, Türk tehlikesi karşısında, Ferrara ve Floransa’da toplanan Doğu ve Batı’nın ruhani meclisleri, her iki kilisenin birleşmesi ve Türklere karşı savunmasında Bizans’a yardım edilmesi konusunda bir antlaşma yaparlar. Ancak Bizans’ı tehdit eden Türk tehlikesinin savuşturulduğunu sanan Rum ruhani meclisi, antlaşmayı yürürlüğe koymaktan vazgeçer.
Ancak Mehmet tahta çıkınca, Ortodokslar inadı bırakmak zorunda kalır: Bizans, antlaşmayı tanıdığını Roma’ya bildirir ve acele yardım gönderilmesini rica eder. Şimdi bir yandan kadırgalara asker ve mühimmat yüklenir, öte yandan da Avrupa’nın her iki kilisesinin barışmasını kutlamak ve Bizans’a saldıranın, karşısında birleşmiş bir Hristiyanlık alemini bulacağını bütün dünyaya ilan etmek üzere, Papa’nın özel temsilcisi de bir gemi ile yola çıkar.
Savaşa hazırlanan bütün diktatörler, hazırlıklarını bütünüyle tamamlayıncaya kadar sürekli barıştan söz ederler. Mehmet de tahta çıkınca, işte böyle yapıyor ve özellikle İmparator Konstantin’in gönderdiği dostluk elçisini çok sıcak ve barışçıl sözlerle kabul ediyor. Basileus’la imzalanan antlaşmalara bağlı kalacağını söyleyen Mehmet aynı zamanda da Macaristan ve Sırbistan’la üç yıllık bir tarafsızlık antlaşması yapıyor. Bu üç yıl içerisinde rahat rahat savaş hazırlığını tamamlayacak ve kenti ele geçirecektir. (Devamı gelecek sayıda….)
TOBB Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Dursun Dağdelen Türkiye Ekonomi Şurasında konuştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımları ile gerçekleşen ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından organize edilen “Türkiye Ekonomi Şurası’na” telekonferans ile katılan Amasya-Merzifon Ticaret Odası Başkanı ve TOBB Dış İlişkler Komisyonu Başkanı Dursun Dağdelen bölgenin ekonomisini değerlendiren bir konuşma yaptı.

İstanbul Büyükşehir Eski Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna;“Nezaketi, beyefendiliği ile örnek bir insan ,yiğit yürekli bir vatan evladı”
Sağlık Bakanlığı-Teftiş Kurulu Başkanlığı Başmüfettişi, Kamu Yönetimi Araştırma Derneği Genel Başkanı(KAYAD) ve www.habergunebakis.com İnternet Haber Sitemizin ilk yazarlarından Başmüfettiş Ali Koplay’ın vefatı nedeniyle İstanbul Büyükşehir Eski Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna’nın yayınladığı taziye mesajı şöyledir;
“Sağlık Bakanlığı Başmüfettişi Ali Koplay’ın genç yaşta ani vefat haberini üzüntü ile öğrendim. Nezaketi, beyefendiliği ile örnek bir insan ,aynı zamanda yiğit yürekli bir vatan evladı idi .Gelecekte ülkeye önemli hizmetlerde bulunabilecek değerde ve kabiliyetteydi.Ben çok sevdiğim bir kardeşimi,dostumu, millet bir kıymetini kaybetti. Başta değerli eşine ve yavrularına, aile efradına ,sevenlerine, milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum. Sevgili kardeşim , Rabbimin rahmeti ile ahiret yolculuğun cennet-i ala ile buluşsun .Nur içinde yat .Emanetin emanetimizdir.”












