Perşembe, Nisan 2, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 53

Gürcistan turizmi

0

Gürcistan; sahilleri ile yaz turizmi, dünyanın en çetin yamaçlarını içinde barındıran dağları ile kayak deneyimi ve tarihsel mirası ile kültür turizmi açısından cazip ülkeler arasındadır
Gürcistan’ın en büyük şehirleri, Tiflis ve Batum. Her iki şehir, tarihi yapıları ile gezginleri kendine çekiyor. Neredeyse her köşede denk gelebileceğin tarihi kiliseler ve bazilikalar, ülkenin zengin kültürünü yansıtan yapılar arasında. MÖ 12. yüzyıla dayanan tarihi ile ülke, eski yerlerde bulunmayı sevenlerin tercih ettiği rotalardan biri konumunda. Ülkenin kıyı şeridi daha çok ılık ve yağışlı bir yapıya sahip. Gürcistan kıyı kesimi, bu özellikleriyle Türkiye’nin Doğu Karedeniz bölgesini andırıyor. Kafkas Dağlarına yakın olan bölgelerdeyse kışlar soğuk, yazlar ise kurak geçiyor.
Yemek Kültürü:
Coğrafyamızın yakın olması nedeniyle Gürcü mutfağı ile Türk mutfağı büyük benzerlikler gösteriyor. Hamur işi konusunda Gürcü mutfağı gerçekten başarılı ve genellikle Anadolu’da oldukça yaygın olan tandırlar kullanılıyor. Uzun yıllar Sovyetler Birliği’nin parçası olarak kaldığı için Rus kültürünün de mutfak üzerinde etkileri olduğu görülüyor.
Geçmişi ve coğrafi konumu gereği birçok kültürle karşılıklı etkileşim içinde bulunan Gürcistan mutfağında Avrupa, Ortadoğu, Kafkasya ve Anadolu mutfaklarının etkileri bulunmaktadır. Bu özelliğiyle oldukça zengin bir yemek kültürünün bulunduğu Gürcistan’da et olarak daha çok tavuk eti tüketilirken sebzelerden de patlıcan, lahana, pancar ve pırasa en çok tüketilen ürünlerdir. Gürcistan mutfağında en çok kullanılan ürünlerden olan ceviz birçok sosta, salatada ve mezede bulunmaktadır.
Gürcü kahvaltılarının olmazsa olmazları yöresel bir tulum peyniri olan “Gudis Kveli” ve çaydır.
Bir çeşit peynirli gözleme olan Imeruli Khachapuri, yöresel bir peynir ve yumurtayla yapılan bir pide olan Adjaruli Khachapuri, Gürcü mantısı olarak bilinen Khinkali, bir şiş kebap çeşidi olan Mtsvadi, güveçte pişirilen et ve patates yemeği Ojakhuri Gürcistan’ın en ünlü yemeklerinden bazılarıdır.
Ballı bir kek olan Medok, geleneksel bir Paskalya keki olan Paska, Tklapi denilen ve çeşitli meyvelerden yapılan pestiller ve bizdeki cevizli sucuklara benzeyen Churchkhela Gürcü mutfağının en yaygın tatlılarıdır.
Dünyanın en eski şarap üreten ülkesi olarak Guiness rekorlar kitabına girmiş olan Gürcistan’da çok güçlü bir şarap kültürü ve birçok yerel şarap markası bulunmaktadır. Armut gazozu ise Gürcistan’da yaygın olan diğer bir içecektir.
Gürcistan’da ne yenir? Bu nedenle birkaç yemekten bahsedelim ve yabancılık çekmenin önüne geçelim.
Churchkhela: Gördüğün zaman biraz garip gelebilir, ama Türkiye’de yaygın olarak tüketilen cevizli sucuğun tıpatıp aynısı. Renk olarak biraz daha açık olsa bile tat olarak daha çok Doğu Karadeniz yöresinde yapılan cevizli sucuklara benziyor.
Hinkal: Mantı ve türevleri neredeyse tüm Doğu Avrupa’da ve Asya’da yapılıyor. Hinkal ise Gürcülerin mantıya verdikleri isim. Kayseri mantısından farkı ise oldukça büyük olması, ama yine sarımsaklı yoğurt ile servis ediliyor.
Harço Çorbası: Kafkasya ve çorba denildiği zaman ilk olarak akla Rusların borşu geliyor. Gürcüler ise harço denilen çok daha farklı bir tarife sahip. Ana malzeme olarak pirinç ve et kullanılan çorbanın içerisinde domates ve çeşitli yeşil sebzeler bulunuyor.
Haçapuri: Aslında bir çeşit pide denebilir. Hamur hazırlandıktan sonra üzerine peynir ekleniyor ve fırında pişiriliyor. Peynir eridiği zaman tereyağı ve yumurta ekleniyor. Karadeniz’de sıkça yapılan pidelere benzeyen haçapuri, gazoz ile tüketiliyor.
Milattan öncelere dayanan tarihi ile Gürcistan oldukça büyük bir kültürel mirasa ev sahipliği yapıyor. Gürcistan’da görülmesi gereken yerlerin önemli bir kısmıysa Tiflis ve çevresinde yer alıyor. Gürcistan’da görmen gereken belli başlı noktalar şöyle:
Tiflis Metrosu: Gürcistan’ın başkenti olan Tiflis, oldukça eski bir metro sistemine sahip. Sovyetler Birliği’nin dördüncü metrosu olan bu yeraltı ağı, tipik Sovyet metro hatlarını andırıyor. Oldukça derin ve süslü olan metro ile ilgili en önemli detay ise yürüyen merdivenler. 1960’lı yıllarda inşa edilen istasyonlardan yeryüzüne tek merdivenle inilip çıkılıyor ve bu nedenle merdivenler korkutucu derecede dik.
Kura Nehri: Tiflis’i bir uçtan diğer uca kat eden nehir, şehri ikiye ayırıyor ve tarihi köprüler ile şehir birbirine bağlanıyor. Köprülerin üzerinde geleneksel kıyafetleri ile fotoğraf çektiren yeni evli çitler ile karşılaşman mümkün.
Meidan Baazar: Meidan aslında bizim dilimize de yer eden meydan sözcüğü ile eş anlamlı ve baazar da tahmin edebileceğin gibi çarşı-pazar anlamına geliyor. Tiflis’in merkezinde yer alan Meidan Baazar, tarihi mimarisi ve kemerli yapısıyla ilgi çekiyor. Çarşı içerisinde çoğunlukla hediyelik eşyalar satılıyor.
Gabriadze Tiyatrosu: Mutlaka fotoğraf çektirmen gereken yerlerin başında geliyor. Kukla tiyatrosu olan yapının yanında, merkeze adını veren Revaz Gabriadze’nin tasarladığı özel bir saat kulesi bulunuyor. Her an yıkılacakmış gibi görünen yapının önünde neredeyse tüm turistler hatıra fotoğrafı çektiriyor.
Sülfür Hamamları: Türk hamamlarına benzeyen yapıları ve sülfürlü suları ile turistlerin ilgisini çekmeyi başarıyor.
Metehki Kilisesi: Tiflis’in en önemli yapılarından biri olan kilisenin tarihi, 13. yüzyıla kadar gidiyor. Kilise hem şehre hakim bir konumda hem de nehir kenarında yer alması nedeniyle oldukça güzel bir manzaraya sahip.
İklim:
Dağlık arazilerle kaplı olan Gürcistan toprakları 3 bölgeye ayrılır. Ülkenin kuzeyinde yer alan Kuzey Kafkasya Sıradağları, derin vadilerle kesilen bir dağ sırasıdır ve bölgenin en yüksek noktası 5.068 m yüksekliğiyle Şhara’dır. Ülkenin Karadeniz’e yakın olan güney bölgelerinde Kolhida Ovası yer alır. İç kısımlarda Kartli Ovası olarak adlandırılan yüksek bir plato bulunur. Ülke topraklarının en güneyinde ise Küçük Kafkasya Sıradağları yer alır. Tatlı su kaynakları bakımından oldukça zengin olan Gürcistan’ın en önemli akarsuları Mtkvari (Kura) (1515 km), Tergi (623 km) Alazani (351 km), Çoruh (438 km), Rioni (327 km) ve Enguri (213 km) ırmaklarıdır.
Resmi tatil günleri:
Yeni Yıl: 01 Ocak, Noel Bayramı: 7 Ocak, Vaftiz Günü: 19 Ocak, Anneler Günü: 3 Mart,
Paskalya Yortusu: 23 Nisan, Ölüleri Anma Günü: 24 Nisan, Cumhuriyet Bayramı: 26 Mayıs,
Polis Günü: 10 Ağustos, Kutsal Meryem Günü: 28 Ağustos, Mtsheta Günü: 14 Ekim,
Aziz Giorgi Günü: 23 Kasım, Noel: 24 – 25 Aralık.

“Hopa’nın Belleği” kitabı yayınlandı

0

Hopa için büyük bir eksiklik olarak duran ve Hopa ile ilgili şimdiye dek gerek akademik çevrelerce gerekse bireysel bir çaba ile yapılmamış olan kitap çalışması gereksinimi dikkate alınarak yıllar süren uzun erimli bir çalışma sonucu “HOPA’NIN BELLEĞİ” adlı kitap çalışmamız Hopa Ticaret ve Sanayi Odası tarafından bastırılarak değerli Hopalı okurlara sunulmuş bulunmaktadır. Bu kitap çalışmamız içerisinde Hopa ile ilgili 486 adet Osmanlı arşiv kayıtları ile 81 adet Cumhuriyet dönemi arşiv kayıtları özeti incelenerek arşivlerden taranarak okurlara ve araştırmacılara sunulmuştur.
Ayrıca Antik çağdan günümüze dek Hopa’nın coğrafi, ekonomik, nüfus, sosyal, ticari v.b gelişimlerine yoğun kaynak araştırması yapılarak kitapta yer verilmiştir. Uzun yıllar Hopa’ya bağlı nahiye iken yakın zamanda ilçe olan Kemalpaşa ilçemize de özellikle yer ayrılmış ve bu ilçemizle ilgili görsel,yazınsal belgeler de araştırılarak Kemalpaşa ile ilgili tanıtıcı bilgilere kitapta yer verilmiştir.
Kitap içeriğinde Hopa’mızla ilgili sosyal, ekonomik,sportif,eğitimsel yönden geniş bir görsel ve yazınsal kaynak taraması yapılarak gelecek kuşaklara kalıcı bir belge ve kaynak bırakma hedeflenmiştir.Hopa ve Kemalpaşa ile ilgili olarak yapılmış olan bu kitap çalışması gelecekte bu alanda araştırma yapacak olan değerli araştırmacılara esin kaynağı ve literatürel açıdan bir yazınsal kaynak olacağı , tüm okurların bir solukta okuyacağı bir kitap olacağı düşüncesiyle bu çalışmayı tüm Hopa’nın ve Kemalpaşa’nın güzel insanlarına ithaf ediyorum.

Tarım ve Orman Uzmanı-KADİM Başkanı Dr. İlkay Kılıç Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetemizde köşe yazısı yazmaya başladı

0

Tarım ve Orman Bakanlığı-Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Avrupa Birliği Yapısal Uyum Yönetim Otoritesi Daire Başkanı Dr. İlkay Kılıç, Türkiye’de ve Gürcistan’da Türkçe ve Gürcüce olarak iki dilde yayınlanan Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetemizde ve gazetemizin İnternet Haber Sitesi olan www.habergunebakis.com da köşe yazısı yazmaya başladı. Tarım ve Orman Uzmanı ayrıca kamu yönetimi alanında eğitimini tamamlayan kurucusu olduğu Kalkınan Anadolu Dayanışma ve İlim Derneği (KADİM) Başkanı olan Dr İlkay Kılıç’ın biyografisi şöyledir;
“Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden 2000 yılında mezun oldu. Yüksek lisansını Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesinde Araştırma Görevlisi olarak, Doktora eğitimini Ankara üniversitesi Ziraat Fakültesinde tamamladı. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesin, Kamu Yönetimini bitirdi. Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesinde Araştırma Görevlisi, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Merkezi Finans ve İhale Biriminde Avrupa Birliği Fonları ve Yerel Fonların yönetiminde, İhale/Hibe Yöneticiliği, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcılığı, İstatistik Değerlendirme Daire Başkanlığı, Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı ve Pazarlama Dairesi Başkanlığı görevlerinde bulundu. Halen Tarım ve Orman Bakanlığında görev yapmakta olan Dr. İlkay Kılıç iyi derecede İngilizce ve Arapça bilmektedir.

İlkay Kılıç, PhD, graduatedfrom Ankara University Faculty of Agriculture in 2000.Shecompleted her master’sdegree at Adnan Menderes University Faculty of Agriculture as research assistant and she completed her doctoral studies at Ankara University, Faculty of Agriculture. In 2015, shegraduatedfrom Anadolu University, Faculty of Economics and Administrative Sciences, Department of Public Administration. Adnan Menderes University, Faculty of Agriculture Research Assistant, Prime Ministry Undersecretariat of Treasury in the Central Finance and Contracts Unit in the management of European Union Funds and Local Funds, Tender / Grant Management, Ministry of Food Agriculture and Livestock Agricultural Reform Deputy General Director, Department of Statistics Evaluation, Department of Education Publications and Publications and as theHead of Marketing Department. He is currently working in the Ministry of Agriculture and Forestry. İlkay Kılıç, PhD is fluent in English and Arabic.”
.

Danimarkalı olmak

0

Danimarka’nın Kültürü
Danimarkalıları başka milletlerden farklı kılan başlı başına Danimarka’nın kültürüdür. Şimdi Danimarka kültürünün özellikleri nelerdir kısaca bir göz atalım. Bir çok Danimarkalı bir Danimarka’da doğduk ve Danimarkalıyız diye düşünür. Halbuki Danimarkalıları Danimarkalı yapan bir sürü unsur vardır. Bunlardan bazıları dili, yemekleri, gelenekleri, etkinlikleri, kişisel değerler bunlardan bazıları… bunlar Danimarkalıları birbirine kenetleyen unsurlardır.
Demokrasi
Demokrasi genellikle Danimarka toplumu arasında ön planda tutulur. Demokrasi Danimarkalıları her anlamda başarılı ve etkin kılan unsurlardandır. Demokrasi’nin devamı ve yaşaması için temel anayasalarında yazılıdır. Anayasaları’nın Danimarkalılara verdiği öz değerlerden başlıca birisi de hür düşüncedir. Danimarkalılar her nerede olursa olsun düşündükleri gibi konuşmaya ve yazma hakkına sahiptir. Anayasaları bunun koruyucusudur.
Bayrak
Danimarkalıların (Dannebrog) dedikleri bayrakları Danimarkalıları birbirine kenetleyen semboldür. Danimarka’da bayraksız bir ev düşünülemez bile. Bayrak her milli günlerde olduğu gibi doğum günlerinde, cenaze törenlerinde, özel düzenlenen partilerde, evlilik yıldönümlerinde, daha buna benzer çok yerde bayrak ön plandadır. Mesela bir gün benim komşumun köpeği vefat etmiş. Tabi adamı görünce başın sağolsun dedim. Fakat aynı zamanda kapısının önünde birçok bayrak vardı. Bu ne diye sordum? bayram dedi. Biz aile efradımızda herhangi birisini kaybedince bayrak dikeriz kapımızın önü-ne dedi.
Kraliyet Evi
Kraliyet evinde önemli etkinliklerde Danimarkalıları bir araya getiren ve kenetleyen unsurlardır. Danimarka halkının %80’ni kraliyetliği destekler ve Danimarka için çok yararlı ve önemli işler yaptıklarını düşünürler. (Tabi bu da tartışılır) kral ailesinden fertlerinden birisinin doğum günü olduğunda sadece hurra hurra diye bağırmak için (amalıenborg) dedikleri kraliyet evine akın eder ve bunu kendinde bir vazife olarak görürler. İşin en ilginç tarafı ise kraliyet tarafından bir bardak kahve dahi ikram etmiyorlar halka.
Holgar Danske ve Dybool Molle
Halkın çoğu (Dybbol Molle)’yu ülkenin önemli ve milli sembolü diye tanımlar. Halbuki Molle dedikleri yer Danimarkalıların (Preusserne)’lere savaşı kaybettiği yerdir. Yıl 1864 ayrı milli sembollerden birisi de Holgar Danske. Holgar Danske yasamış ve Danimarkalılar için savaşmıştır. Hatta Danimarkalı birine Holgar Danske kimdir diye sorarsak esprili olarak cevap vermek isterse Holgar Dankske şu an Helsingor’un Kronbor kalesinin bodrumunda uyumakta, fakat ülkemize dışarıdan bir saldırı olursa Holgar Danske Amcamız uyanıp bizi savunacak derler. Tabi ki bu sadece bir söyleşidir samimi değildir.
Milli Sporlar
Milli maçlarda Danimarkalıları bir araya getiren etkinliklerdendir. Danimarka’nın herhangi bir sporcusu bir madalya aldığında çok ama çok gururlanır, her Danimarkalı ondan bahseder. Hele de bu kazandıkları bir de Almanya falan olursa tadından yenmez sohbetler.

Nartugan Türklerin Yeni Yılı

0

Türklerin 21 Aralık da yeniden doğuş bayramı olarak kutladıkları Nartugan(Nardugan) aslında yeni yıl kutlamasından başka hiçbir şey değildir. Hıristiyanlık ve diğer dinlerden çok daha uzun yüzyıllar önce Orta Asya ve Türk Dünyası tarafından 21 Aralıkta yeni yıl kutlanmaktadır. Türklerin yeni yıl kutlamaları 21 Aralıkta başlar, 21 Matta Nevruz ile son bulur. Yani yeni yıl kutlamaları 3 ay sürmektedir. 21 Aralıkta, gecelerin kısalıp, gündüzlerin uzamaya başlayan yeniden doğuş süreci, 21 Martta, dönencenin gece ve gündüzün eşitlenmesi ile son bulur. Nevruz (Yeni gün) bazı kaynaklara göre, Tür dünyasının bahar bayramı olarak da geçer. Zaten 21 Aralıkta başlayan yeni yıl süreci kutlamalarının, 21 Marta Nevruz Finali ile son bulmasının diğer anlamı; gündüz ve gece eşitlenmiş, gündüzlerin süresi artmaya başlamış, yazın başlangıcına adım atılmış anlamındadır.
Dolayısıyla Nevruzun günümüze bahar bayramı olarak ulaşmasının çok değişim göstermiş olması söylenemez. Çok daha eski çağlardaki yaz ve kış olarak iki mevsim kavramına sahip olunmasına, daha sonraki dönemlerde bahar kavramı eklendi ki, Nevruz Bahar bayramına dönüştü Türklerde.
Güneş ışınlarının ekvatora dik düşmesi sonucunda aydınlanma çemberinin kutuplardan geçtiği an, gündüz ile gece eşit olur. Bu doğa olayı 21 Mart ve 23 Eylül olmak üzere yılda iki kez gerçekleşir. Bu nedenle Türkler mevsimi Yaz ve Kış olarak 2 kabul etmişlerdir. Mevsim dönümleri de 21 Mart ve 23 Eylül dür. 21 Mart ile 23 Eylül arası yaz, 23 Eylül ile 21 Mart arası kış tır.
Bizim Ayaz Ata ve Kar Kızımız Hıristiyanların Noel Babasından çok daha eski yüzyıllar öncesine dayanır. Ayaz ata, Türk mitolojilerine göre, kışın soğukta ortaya çıkan, kimsesizlere ve açlara yardım eden bir kahramandır. Ayaz Ata; Altay, Kazak, Kırgız, Türkmen gibi bazı orta Asya mitolojilerinde, farklı isimler ile Soğuk Hanı olarak da görülmektedir. Ama karakteristik özelliği aynıdır. Türk mitolojilerinde, Yunan mitolojilerinin aksine çok tanrı yok tek tanrı vardır. Tek Tanrının kut verdiği olağan üstü güce ve yeteneklere sahip kahramanlar vardır. Mitolojilerimiz bile semavi dinlerden önce, Türklerin tek Tanrı inancında ne kadar bilgili ve bilinçli olduğunun ortaya koymaktadır.
Tek tanrılı 4 semavi dinden çok öncelerdeki Türlerin Gök Tengri (Gök Tanrı) inancında: Yeryüzünün tam ortasında bir Akçam Ağacı bulunmaktadır. Bu Akçam Ağacına da Hayat Ağacı denmektedir.
Nar: Güneş, Tugan/dugan: Doğan anlamını taşır. Nartugan/Nardugan: Doğan Güneş anlamına gelmektedir. Türkler, kış aylarından sonra, Tanrı Güneşi bize geri verdi diye, tanrıya dualar ederken, ağaç veya çam ağacının dallarına bant şeklinde bezler, çaputlar bağlayıp yeni yıldan dileklerini dilerlermiş. Ağacın altına veya dallarına Tanrıya ulaşması için şükran belirtisi olarak, hediyelerde konurmuş. (Kurban geleneğinin farklı bir yöntemi sanıyorum) insanlar evlerini temizler, en yeni elbiselerini giyer, ağacın etrafında dans edip türküler söylerlermiş. Yeni yılı karşılarken çam ağacı süslemek geleneği Türk motifidir. Hıristiyanlar, İsa’nın doğumundan 325 yıl sonra çam ağacı süsleme geleneğini Anadolu da yaptıkları evrensel Hıristiyanlar konseyi toplantısında, Türklerden almışlar ve Avrupa ya taşımışlardır. Tarihi gerçekler son yıllarda bir bir gün yüzüne çıkıyor. Biz Anadolu ya 1071 de gelmedik. Biz zaten Anadolu daydık. Bunu Ön Türk tarihi araştırmacıları, damgalar ve kazılardan çıkan buluntulara göre daha net yorumluyorlar.
Gök Tengri inancında güneşin önemi büyüktür. (Bu gün olduğu gibi) Güneşin, 21 Aralıkta gece ile giriştiği savaş 21 Martta Güneşin zaferi ile sonuçlanıyor. Türkler güneşin zaferini Yeniden doğuş olarak adlandırıyorlar ve bu 3 aylık yeniden doğuş yani Yeni Yıl kutlamaları yapılıyor. Bu kutlamaların günümüze ulaşan tek kısmı kanımca 21 Martta kutlanan Nevruz Kutlamalarıdır. Gerçi Nevruz Ergenekon dan çıkış ile de sembolleşmiştir ama, yeni yıl, yeni bahar, yeni mevsim gibi anlamlarda yüklenmiştir tarihin akışı içersinde. Düşüncem odur ki; 21 Mart Yeniden Doğuş sürecinin son günü etkinliği ile başlamış, yeni kimlikler edinerek günümüzdeki şekline gelmiş olabilir.
Hazreti İsa’nın doğumu; Jülyen takvimine göre 6 Ocak, Gregoryen yani miladi takvime göre 24 Aralık gecesidir. Daha doğrusu Hıristiyan âlemince böyle kabul edilmiştir. Hıristiyanların kutladığı Noel gecesi; İsa’nın doğumunu kutladıkları, bir anlamda kutlu doğum gecesidir. Yani Hıristiyanlar Hazreti İsa’nın doğumunu kutlarlar.
Türlerin kutladıkları 21 Aralık yeniden doğuş bayramı, herhangi kutsal bir şahsın değil, doğanın yeniden doğuşunun bayramıdır. Bu iki ayrı kavramı ve inancı birbirine karıştırmamak çok önemlidir.
Günümüzde miladi takvime göre 31 Aralık gecesi yılın son günü, yeni yılında ilk günüdür. Yeni yıl gelişinin bütün uluslarca bu gece kabul edilmesi ve kutlanması, az önce bahsettiğimiz her iki ayrı inanç kaynağı ile hiçbir alakası yoktur. Yılbaşı kutlamak günahtır gibi deyimler ve söylemler sanıyorum eksik bilgi ye dayanıyor.
Bu gün 21Aralık. Yani Yeniden Doğuş Bayramı (Doğanın) Nartugan / Nardugan. Sonuç olarak biz kültürümüze ve ulusal kimliğimize sahip çıkmadığımız sürece, birileri çıkıp bizim değerlerimizi sahipleneceklerdir. Sokağa bıraktığınız bir eşyanızın başkaları tarafından sahiplenilmesi gibi. Farkında lığı artırmalıyız. Özümüze sahip çıkıp değerlerimizi ve kültürümüzü korumalıyız. Zaten birileri bizim kimliğimi yok etmek için yeterince uğraşıyor. İçi boş, gerçeğe dayanmayan çeşitli söylemlerle hareket edip onların işini kolaylaştırmayalım. Tespitlerimde eksiklerim olabilir. Hatta kaynaklardan yanlış bilgi de edinmiş olabilirim. Sizlerde araştırın lütfen. El ele doğruya ve gerçeğe ulaşalım.
Bütün Türk dünyasının Nartugan(Nardugan) Bayramı kutlu olsun!

Batumda hakiki doğal bal

0

Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Batum’da Orta Cami bölgesinde balcılık yapan Balcı Nugzar Şahinidze Batumda balcılık sektörü ile ilgili olarak şunları söyledi: “Batum’da hakiki kestane ve diğer bal çeşitlerinin orjinallerini satıyorum. Bal çeşitlerimiz garantilidir. Müşteri yoğunluğundan dolayı sipariş usulü çalışıyorum. İşyerimizde daima bal çeşitlerimiz vardır. Müşteri memnuniyeti bizim memnuniyetimizdir.”

   

Şehitlerimizi rahmetle anar, gazilerimizi minnetle selamlarım..

0

Makarios’un, Kıbrıs adasını Rum egemenliği altına sokmak ve Yunanistan’a ilhak etmek hedefi ile hazırlattığı ve hayata geçirdiği AKRİTAS Planı içeriğince Kıbrıslı Türkleri yok etmek amacı ile 21 Aralık 1963 Cumartesi sabahı EOKA terör örgütü silahlı saldırılar başlatmıştı.
Bu vahşi be insanlık dışı saldırılar neticesinde 30 bin Kıbrıs Türkü, arkalarında evlerini, mal varlıklarını, tarlalarını, hayvanlarını, zahirelerini, geçmişlerini ve mezarlıklarını bırakarak yaşadıkları 103 köyü terk etmek zorunda kalmıştı.
1963-1974 yılları arasında 11 yıl süren soykırım, Anavatan Türkiye’nin müdahalesi ile 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatı ile son buldu. Bizler Anavatanımız Türkiye’nin garantörlüğünde, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güvencesinde özgürlüğümüzü kazandık ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurarak insani bir yaşama kavuştuk.
Bu uğurda yaşamlarını feda etmekten çekinmeyen aziz şehitlerimize Allah rahmet diler, gazilerimizi minnetle selamlarım..
Sevgi ve saygılarımla.

Yazar-Şair Bolat Ünsal’ın “Sorunlar-Çözümler” kitabı

0

Antalya-Kemer Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı-Yazar-Şair-Heykel Sanatçısı Bolat Ünsal’ın “Sorunlar-Çözümler” adında kitabı yayınlandı. Yayınlana bu kitap, yayınlandığı tarihten itibaren yoğun ilgi gördü. Yazar Bolat Ünsal toplumda yaşanan konuları değişik bir bakış açısıyla kaleme almış. Yazar-Şair Bolat Ünsal “Sorunlar-Çözümler” adlı kitabı ile ilgili olarak şu değerlendirmeleri yapıyor;
“Yaşadığınız çevrede bazen öyle olaylar gelişir ki çevresine duyarlı insanlar için, gözlemledikleri tahammül edilemez bir hal alır. İşte o zaman alırsınız kalemi elinize başlarsınız yanlışları yazmaya.
Sizi yazmaya iten, gördüğünüz ve gözlemlediğiniz yanlışların yanı sıra, yanlışların doğrularını topluma anlatma dürtüsüdür. Siz bunları yazınca her şeyin düzelip yoluna gireceğini düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz derim. Bu kadar kolayca hiçbir şey sonuca ulaşmaz. O halde neden yazıyorsun sorunlar yumağını diyebilirsiniz. Evet, neden yazıyorum; her kesimin aklını başına toplaması için değil. Duyarlı, bilgili, bilinçli kesimin dikkatini çekip, farkındalık yaratarak onların kafasında soru işaretlerinin doğmasını sağlamak ve kafalarındaki soru işaretlerini çevrelerine yaymalarını sağlamak için yazıyorum. Yani sizler için yazıyorum.
Bu makaleler dizisi uzun yıllardır gözlemlediğim toplum hayatının yanlışlarının sancısıdır. Farklı zaman dilimlerinde kaleme alınmıştır. Kitaplaşması bu güne kısmet olduysa yeterli sayı ve sayfaya ulaşmasındandır.
En iyisi, ben aradan çekilip sizi konular ile baş başa bırakayım. Farklı görüş ve önerilere de açığım. Yeter ki çözüm odaklı olsun. Onları da taşıyabildiğim noktalara taşırım.
Yanlışları eleştirmek kolaydır. Üstelik yapıcı değilseniz!
Esnafın ve turizm’in sorunlarının yanı sıra, toplumsal birkaç konuyu da bulacaksınız, bu makaleler dizisinde. Sorunlar; yıllardır esnafımızın dile getirdiği ve benim gözlemlediğim, çözümlenmesi gereken problemlerdir. Sonuca giden yol ve yöntemler tartışılır. Ama paydaşların ortak noktada birleştiği çözüm yöntemleri başarıya ulaşabilir.
Çözüm önerilerim sizlere çok hayalperestçe gelebilir. Ama unutulmamalıdır ki, her şey hayal etmekle başlar.”

Pandemi sürecinin işsizlik üzerine etkileri: OECD ülkeleri üzerine bir inceleme

0

Araştırma, Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi İstatisitk Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Reşat Kasap’ın danışmanlığında araştırmacı olarak; Ayfer Aleyna Ulutaş, Beyda Karazehir ve Muhammed Duhan Akpunar ile birlikte yapılmıştır.
Araştırmaya ilişkin ana problem ve ana hipotez şöyle kurulmuştur:
OECD ülkelerinin pandemi öncesi, pandemi anı ve pandemi sonrası işsizlik oranı değişmiş midir?
OECD ülkelerinin pandemi öncesi, pandemi anı ve pandemi sonrası işsizlik oranı değişmiştir.
Ülkeler için en kapsamlı verileri toplanacak kaynakları elde etmede TÜİK, OECD, Merkez Bankası, Euro stat, DSÖ, ISI gibi kaynaklarından yararlanılmıştır. Çakılmaya ilişkin bazı tanımlar ise aşağıda verilmiştir.
Pandemi: Bir hastalığın veya enfeksiyon etkeninin ülkelerde, kıtalarda, hatta tüm dünya gibi çok geniş bir alanda yayılım göstermesi (Sağlık Bakanlığı, Covid-19 Bilgilendirme Platformu).
Covid-19: Yeni Koronavirüs Hastalığı (Covid-19) ilk olarak Çin’in Wuhan Eyaleti’nde Aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan bir virüstür (Sağlık Bakanlığı, Covid-19 Bilgilendirme Platformu).
OECD: Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü bazen de İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı uluslararası bir ekonomi örgütüdür (“List of OECD Member countries – Ratification of the Convention on the OECD”).
İşsizlik: İşsizlik, herhangi bir ekonomik toplumda çalışmak istediği halde iş bulamayan yetişkinlerin bulunması durumu. İş bulamayan kimseye işsiz denir (United States Departmen of Labor. Bureau of Labor Statistics).
OECD ülkeleri ekonomik ve finansal açıdan diğer ülkelere göre daha gelişmiştir. Bu açıdan pandemiden OECD ülkelerinin daha az etkilendiği düşünüldüğünden bu konunun doğruluğu bu da bir yerde çalışma içerisinde görülmüş olacaktır.
Verilerini elde edebildiğimiz tüm kurucu OECD ülkeleri: Türkiye, ABD, Avusturya, Kanada, Fransa, Hollanda, Lüksemburg, Almanya, İtalya, İngiltere, Belçika, Danimarka, İrlanda, Yunanistan, İsviçre, İsveç, İspanya, İzlanda, Norveç, Portekiz.
İşsizlik oranları (%): Ocak 2018’den Mart 2022’ye (Türkiye için Ekim 2022) kadar olan veriler kullanılmıştır.
Yapılan literatür taraması sonucunda dünyanın yeni bir salgınla mücadele ettiği bu dönemde ekonomik ve finansal açıdan tüm ülkelerin düşüş içinde olduğu açıktır. Bu araştırma projesinde amaç, pandemideki son gelişmelerle birlikte bu ekonomik düşüşte değişim olmuş mu? ve 2022 yılında bu düşüşler devam edecek mi? Sorularına cevap bulmaktır.
COVID-19 pandemisi, Aralık 2019’da başlamış, Çin’in Hubei bölgesinin başkenti olan Vuhan kökenli SARS-CoV-2 olarak adlandırılan yeni bir korona virüsün neden olduğu pandemidir. İlerleyen zamanlarda Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te yer alan çeşitli ülkelere yayılmış olan salgın, 11 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edildi.
OECD, 14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan Paris Sözleşmesi’ne dayanılarak, 1961’de kurulmuştur ve savaş yıkıntıları içindeki Avrupa’nın Marshall Planı çerçevesinde yeniden yapılandırılması amacıyla 1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (OEEC) doğrudan mirasçısıdır. Üyelerinin büyük bir bölümü Avrupa Birliği üyeleridir, çoğunluğu da gözlemci üyelerdir. OECD ülkeleri sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkelerden oluşmaktadır [3].
Bu araştırmada 20 kurucu OECD ülkelerini işsizlik oranı yönünden incelemek amaçlandı. Veri bulma sürecinde veriler aylık olarak bulundu. Aylık olarak bulunan veriler zaman serileri analizi yöntemleri ile analiz edildi.
Verileri hazır verilerden elde edildi. Hazır olan verileri belirli yıllar aralığında tablo haline getirildi. Bu verileri ülkelerin resmi internet sitelerinden, TÜİK, Data OECD, OECD resmî sitesi vb elde edildi ve ilgilenilen yıllar aralığında düzenlendi.
4.3 Zaman serisi analizi
4.3.1 Üstel düzgünleştirme yöntemi
•İlk olarak Brown (1959), Holt(1957) ve Winters (1960) tarafından geliştirilmiştir.
•Üstel düzgünleştirme yöntemlerinde öngörüler zaman serisinin geçmiş gözlemlerinin ağırlıklı ortalaması hesaplanarak elde edilir.
•Üstel Düzgünleştirme Yöntemleri Üstel düzgünleştirme geçmiş gözlemlerin ağırlıklı ortalamasını alarak yapılır. T anından geriye gittikçe ağırlıklar üstel olarak azalır. Başka bir ifadeyle, T anına yaklaştıkça gözlemlerin ağırlıkları üstel olarak artar.
•Bu yönteme basit denmesinin nedeni, trend ve mevsimselliğin olmadığı veriler için uygun bir yöntem olmasıdır. Başka bir deyişle, verinin ortalamada durağan olduğunu varsayar [7].
4.3.2 Arıma
Birçok zaman serisi doğrusal ilişkinin yanında doğrusal olmayan ilişkilerde içermektedir. ARIMA modelleri zaman serisindeki doğrusal ilişkiyi iyi bir şekilde modellerken, doğrusal olmayan ilişkileri modellemede yetersiz kalmaktadır. Yapay sinir ağları ise hem doğrusal hem de doğrusal olmayan ilişkileri modelleyebilmesine karşın, her veri seti için aynı etkinlikte sonuçlar sağlayamamaktadır. Melez modeller zaman serilerindeki doğrusal ve doğrusal olmayan bileşenlerin ayrı ayrı modellenmesi prensibine dayanır. Bir zaman serisi doğrusal ve doğrusal olmayan bileşenlerin toplamı şeklinde ifade edilebilir [7].
AR, MA ve ARMA modellerinin hepsi de ARIMA ailesinin birer üyesidir.
•AR(p) ifadesi p. dereceden otoregresif bir modeli tanımlar.
•MA(q) ifadesi, q. dereceden bir hareketli ortalamalar modelini ifade eder
•ARMA(p,q) Bu model, AR(p) and MA(q) modellerinin bir birleşimidir
4.3.3 Mevsimsellik ve trend
Trend: Serinin zaman içinde doğrusal artan veya azalan davranışıdır. Bir eğilim artan (yukarı), azalan (aşağı) veya yatay (durağan) olabilir.
Mevsimsellik: Bir yıllık bir süre içinde sabit zaman aralıklarında yinelenen bir model gösteren bir Zaman Serisine mevsimsel model veya mevsimsellik denir. Mevsimsel kalıplar, birçok zaman serisi türünde görülebilir. Örneğin, ısıtma maliyetleriniz yazın düşer, kışın yükselir. Şirketlerin envanterlerini, çalışanlarını ve diğer birçok önemli şeyi düzgün bir şekilde yönetmek için mevsimselliği anlamaları gerekir [8].
5.2 Veri
Verilerimizi hazır veri olarak kullanmayı tercih ettik. Bu verileri elde ederken ülkelerin resmi sitelerinden, OECD nin verilerini paylaştığı siteden, Dünya Sağlık Örgütünün resmi sitesinden, WorldBank ın veri paylaşım sitesinden ve pandemi öncesi ve sonrası için istatistiksel bilgileri içeren sitelerden yararlandık.
OECD ülkelerine ait aylık verileri Zamana Serisi Analiziyle inceledik. Verilerimizi elde ettikten sonra Excel de toparladık ve verileri Excel ortamından İstatisitk Paket programı sistemine girdik. Yukarıda belirtilen test istatistikleri yapıldıktan sonra analiz çıktılarımızı elde ettik.
Yapılan bu çalışmadan pandeminin OECD ülkeleri üzerindeki ekonomik ve finansal etkilerini inceledik. Bunu istatistiksel hipotez formatında yazarsak,
H0: OECD ülkelerinin pandemi öncesi ve pandemi sonrası işsizlik oranı değişmiştir.
H1: OECD ülkelerinin pandemi öncesi ve pandemi sonrası işsizlik oranı değişmemiştir.
H0 yokluk hipotezini test etmek için çok değişkenli analiz sonuçlarına bakıldığında OECD ülkelerinin pandemi öncesi ve pandemi sonrası işsizlik oranlarının değiştiği apaçık görülmektedir.
Beklenmedik anda tüm ülkelerin hazırlıksız yakalandığı bu pandemide ekonomik açıdan ülkelerin nasıl etkilendiğini araştırmayı amaçladık ve bu amaç doğrultusunda bulunan verilere gerekli analizleri yaptık. Pandemi genel olarak ülkeleri ekonomik yönden olumsuz etkilemiştir. Bu ekonomik etki diğer değişkenleri de etkilemiştir. Ekonomik gelişmişlik gösteren ülkelerin 2022 tahmin değerlerine baktığımızda daha hızlı toparlandığını görmekteyiz.
Sağlık alanında gelişmiş ülkelerin ölüm oranları diğer ülkelere göre daha azdır. Bu gelişmişlik aşılama oranında da diğer ülkelerden önde olduklarını gösterir.
Tablo: OECD Ülkelerin aylık işsizlik yüzdesi için elde edilen modeller
Model Description


Aylık işsizlik yüzdesi değişkeninde elde edilen kestirimler açısından en uygun modeller belirlenmiştir. Tabloya göre Türkiye, ABD, Avusturya, Kanada ve Norveç Simple Seasonal modeline uyar. Hollanda, Lüksemburg, İngiltere, Belçika, İrlanda, Yunanistan, İsviçre, İsveç, İzlanda, Fransa, İspanya ve Portekiz ARIMA modeline uygunluk gösterir. Almanya Holt modeline uyar. İtalya Winters’ Additive modeline uyar ve Danimarka ise Simple modeline uyar.


Aylık işsizlik yüzdesi için elde edilen modellerin uygunluğu


Şekil: OECD Ülkelerin Aylık işsizlik yüzdesi için elde edilen kestirim grafikleri
Grafiklere bakıldığında işsizlik yüzdesi Türkiye’de Ocak 2018 den sonra artış göstermiştir. Mayıs 2021 den sonra düşüşe geçtiği de görülmektedir. Diğer ülkelere bakıldığında ise genelinde Mayıs 2020 ye kadar bir düşüş söz konusuyken bu tarihten sonra ani yükselişe geçtiği ve Eylül 2021 itibariyle tekrar düşmeye başladığı görülür.


Şekil: Türkiye Aylık işsizlik yüzdesi için elde edilen kestirim grafiği
Türkiye için işsislik oranlarına ait geleceğe yönelik kestirim değerleri ise şöyle elde edilmiştir:
2022 Yılı Kasım:10.28, Aralık:10.26,
2023 Yılı Ocak:10.19, Şubat:10.10, Mart:10.14, Nisan:10.11, Mayıs:9.88, Haziran:9.46, Temmuz:10.17, Ağustos:9.80, Eylül:9,90, Ekim:10.13, Kasım:10.28, Aralık:10.26.
Kaynaklar:
[1] OECD Ekonomik Görünüm Raporu (2018-Doğruluk Payı) (Cavlak, H./ Gaziantep University Journal of Social Sciences 2020 Special Issue 143-168)
[2] Cohen, MS; Hellmann, N; Levy, JA; DeCock, K; Lange, J (Nisan 2008). “The spread, treatment, and prevention of HIV-1: evolution of a global pandemic”. The Journal of Clinical Investigation. 118 (4). ss. 1244-54. doi:10.1172/JCI34706. PMC 2276790 $2. PMID 18382737.
[3] Küskü, F. “II. Abdülhamid Pandemi ile Nasıl Başa Çıkmıştı? / How did Abdul Hamid II Cope With The Pandemic?”. Uluslararası Kapadokya Salgın Dönemleri Kongresi.
[4] Box G.E.P., Jenkins G.M., Reinsel G.C., 1994, Time Series Analysis; Forecasting and Control, 3rd Edition, Prentice Hall, Englewood Cliff, New Jersey.
[5] Lorr, M.: Cluster Analysis for Social Scientists, Jossey-Bass Publishers, London, 1983.
[6] Ulutaş, A.A.; Karazehir, B. ve Akpunar, M.D., Pandemi Sürecinin Ekonomik Ve Finansal Etkileri: Oecd Ülkeleri Üzerine Bir İnceleme, Gazi Üniversitesi, Fen Fakültesi, İstatistik Bölümü Araştırma Projesi, Danışman: Prof.Dr.Reşat Kasap, Ankara, Haziran 2022.
[7] https://www.tuik.gov.tr/
[8] https://ec.europa.eu/eurostat/web/main/home
[9] https://www.isi-web.org/
[10] https://saglik.gov.tr/
[11] https://www.tcmb.gov.tr/
[12] https://data.oecd.org/
[13] https://stats.oecd.org/
[14] https://data.worldbank.org/
[15] https://countryeconomy.com/

Kalp yetersizliği

0

Kalbin, vücudun ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde kanı pompalayamamasına kalp yetersizliği denir. Bu olay ya kalp kasının kanı pompalayamasından ya kalp kasının gevşeyememesinden ya da her ikisinin ortak mekanizmasından kaynaklanır.
Dünya Kalp Federasyonu’na göre her beş kişiden 1’inde yaşamı boyunca kalp yetersizliği gelişme riski vardır. Kardiyovasküler hastalıkların hemen hepsi tedavi edilmediği taktirde kalp yetersizliği ile sonuçlanacaktır.
Toplumda kalp yetersizliği sıklığı %2-3’dür. 40 yaş sonrasında kalp yetersizliği gelişme riski %20 olmakla beraber, ileri yaşlarda sıklığı artmaktadır. Toplumun yaşlanması, bu hastalık ile daha çok karşılacağımızı göstermektedir. Ek olarak, 65 yaş üstünde en sık hastaneye yatış nedenidir. Kalp yetersizliği yaşam boyu devam eden kronik bir hastalıktır. Nadiren veya düzeltilebilir nedene bağlı ise normale gelebilir.
Beş yıllık sağ kalıma bakıldığında erkeklerin % 55.8’inin, kadınların ise % 49.5’inin hayatta kalmaktadır. Bu bir çok kanser türünden daha kötüdür.
Kalp yetersizliği için risk altında olan ya da kalp yetersizliğine aday olguların tespiti ve erken dönemde yapılacak tedavi ve girişimler ile kalp yetersizliği önlenebilir bir hastalıktır. Ülkemizde 9 milyon kişi kalp yetersizliği için risk altındadır ve bu grup ‘buzdağının su altında kalan kısmıdır.

Sol ventrikül sağ ventrikül incelmiş, zayıf sol ventrikül genişlemiş kalp
Hedeflerimiz nedir?
1. Kalp yetersizliği gelişimini engellemek,
2. Gelişmişse erken tanı ile hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak,
3. İleri olgularda ise yaşam süresini uzatarak yaşam kalitesini yükseltmek ve hastaneye yatışları azaltmak.
Çoğu hastada kalp yetersizliği şikayetleri kontrol altına alınabilir.
Kalp yetersizliği nedenleri nedir?
• Kalp damar hastalıkları ve kalp krizi
• Kalp kapak hastalıkları
• Doğumsal kalp hastalığı
• Kalp ritim bozuklukları
• Kalp kası hastalıkları veya iltihabı
• Yüksek tansiyon
• Şeker hastalığı
• Kronik akciğer hastalığı
• Obezite-aşırı kilo
• Kronik böbrek yetmezliği
Şikayetleri nedir?
1) Nefes darlığı
2) Çabuk yorulma-efor kapasitesinde azalma
3) Ayak veya bacaklarda şişlik – ödem
4) Yorgunluk, bitkinlik, halsizlik
5) Karında şişlik veya ağrı
6) İştahsızlık
7) Öksürük/Hırıltı
8) Vücut ağırlığında değişim-kilo alma veya verme
9) Gece sık idrara çıkma
10) Baş dönmesi, bayılma, baygınlık hissi
11) Çarpıntı
Nefes darlığı
Başlangıçta efor veya egzersizle gelişirken (merdivençıkma) daha sonra düşük eforla (düz yolda), sonrada ev içigünlük aktiviteler sırasında (bulaşık yıkama, banyo yapma, evtemizliği, giyinme-soyunma, traş olma, yemek yeme) vezamanla da istirahatte olur.
– Basit aktiviteler ile oluşan
– İstirahatte veya düz yatarken gelişen
– Gece uykudan uyandıran ve balkona koşmaya, pencere açmaya yol açan,
– Yastık sayısını arttırma ihtiyacı duyma, hatta oturarak uyuma
varsa doktora başvurulmalıdır.
Tanı ve tedavi süreci
Kalp yetersizliği tedavisinde erken tanı ve tedavi önemlidir. Tanı bir hekim tarafından konur. Klinik hikayeniz ve şikayetler doğrultusunda yapılacak muayene sonrasında gerekli testler yapılır. En sık kullanılanı ekokardiyografi-kalp ultrasonudur. Tanı sonrası hekiminiz size bir takım ilaçlar başlayacak ve yaşam tarzınızı hastalığa göre düzenleyecektir.
İlaçları düzenli kullanın
1. İlaçlarınızın her birini, her gün doğru zamanda alın. Açlık tokluk ilişkisine dikkat edin.
2. İlaçlarınızı kendinizi iyi hissetseniz bile atlamayın.
3. İlaçlarınızı kendiniz bırakmayın, aniden kesmeyin.
4. İlaçsız kalmayacak şekilde planlama yapın.
5. İlaçları daha yüksek dozda kullanmayın. Emin değilseniz bir sonraki doza kadar bekleyin
6. İlaçların bir listesini her zaman yanınızda bulundurun.
Yaşam tarzı değişiklikler
• Sağlıklı vücut ağırlığını sürdürmek
• Tuz tüketimini kısıtlamak- maksimum 2 silme çay kaşığı
• Alkol alımını kısıtlamak-kesmek
• Yağ ve kolesterol alımını azaltmak
• Diyabeti kontrol altına almak
• Egzersize devam etmek
• Sigaradan uzak durmak
Kalp yetersizliğinde egzersiz
• Hafif yemeklerden 1-2 saat sonra
• Yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi büyük kas gruplarınıiçeren, ritmik aerobik egzersiz
• Egzersiz öncesi ısınma ve sonrasında soğuma periyodları- Ani kesilmemeli
• Asla nefes tutulmamalı
• Aktivite sırasında konuşabilinmeli
• Çok sıcak ve soğuk havalarda kapalı alanlarda yapılmalı
• Nefes darlığı, baş dönmesi, göğüs ağrısı, düzensiz kalpatımı, aşırı yorgunlukta egzersiz kesilmeli.
Günlük kontroller
1) Her gün tartılın. 3 günde >2 kg’dan fazla kilo alımıönemlidir.
2) Her gün ödem şişlik kontrolü yapın.
Ayak bileği, baldır ön yüzüne basınca çukur oluyor mu?
Bel lastiği sıkıyor mu?
Parmağınızdaki yüzük dar geliyor mu?
Çorap veya ayakkabı sıkıyor mu?
3) Nefes değişimlerini takip edin.
Normalden daha fazla nefes darlığı yaşamak
Geceleri artan yastık sayısı veya nefes darlığı nedeniyle uyanma
Konuşurken zorlanma
Bu şikayetler oluşuyorsa, doktorunuza başvurun.
Hastaya düşen görevler
• Tüm ilaçları düzgün ve zamanında kullanın
• Tuz tüketimini azaltın
• Sigaradan uzak durun
• Fiziksel aktivitenizi sürdürün
• Kilolu iseniz kilo verin
• Alkol alımını kısıtlayın
• Günlük kilo, kan basıncı ve nabız takibi yapın
• Ödem açısından dikkatli olun
• Grip ve zatürre aşılarınızı olun
Hepinize sağlıklı kalpler dilerim.

error: Content is protected !!