Perşembe, Şubat 5, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 338

Halkın sanatçısı olmak

0
     Halk iyi bir izleyicidir. Günümüz teknolojik gelişmeleri sayesinde artık herkes birbirini rahatlıkla izliyor ve takip ediyor. Kimsenin birbiri aleyhine müspet veya menfi konuşmasına gerek kalmadı.Bundan konu etmek istediğimi tabii ki kamuya mal olmuş sanatçı, siyasetçi iş adamı vs, tabi ki kamuoyunun dikkatini çekmiş kişi ve kuruluşlardır. Bunlar basın gündeminde kamuoyu tarafından sürekli takip ve kontrol edilir. Bu yüzden halk sizin hakkınızda kendi vicdanında bir kanaat oluşturur. Bu kanaat müspet olursa sizi yükseltir.Kanaat menfi olursa sizi alçaltır. Bu yüzden kamuya mal olmuş kişilerin sosyal hayatlarına dikkat etmelerine dikkat etmeleri gerekiyor.   
     Eğer kamuoyuna mal olmuş kişiler kendileri hakkında halkın düşündüğünü öğrenmek isterlerse tanınmayan kişileri halkın arasın göndersinler ve testin sonuçları kendilerine yol gösterir.Eğer derseniz benim için test önemli değildir, derseniz. Siyasetçiyseniz halk sizi sevmiyorsa, seçim zamanı istediğiniz oyu alamazsınız. İş adamı iseniz  iç tüketime uygun üretim yapıyorsanız halk size tepki olarak mallarınızı zorunlu olarak almaz. Sanatçı iseniz istediğiniz kadar kaset satışı yapamazsınız.Onun için topluma mal olmuş kişilerin halk tarafından iyi derecede sevilmeleri için halkın benimsediği yaşayış tarzlarını yaşamaları ve sosyal hayatlarını idame etmeleri gerektirir. Bunların örneklerini toplum hayatında ve tarihi süreçte  görmekteyiz. Halka rağmen halka ters düşenler tarih sahnesinden kısa zamanda silinip gitmişlerdir. Bu yüzden halk iyi bir izleyici ve gözlemcidir. 
Kısa bir süre önce Karadeniz müziğinin sevilen sanatçısı Hülya Polat ile Karadeniz müziği ve sanatçı konulu bir röportaj yaptık. Hülya Polat; izlediği yol ve mütevazılığı ile tam halk tipi sanatçı izlenimi verdi.Konuşmalarında samimi ve içten, yapmacık hareketlerden kaçınan, gerçekleri açıkça ve samimiyetle itiraf eden, Türk halk müziğinde başarısını kanıtlamış bir sanatçımızdır.Hülya Polat diyor ki “sanatçı üreten kişidir, sanatçı tüketmez, sanatçının magazin dünyasında fazla görünmesi iyi değil, sanatçıların milletvekili adayları olmasına karşıyım, güldürü sanatçısı milletvekili olursa meclisteki hali siz düşünün, herkes işini yapsın, Karadeniz müziğini okuyorsanız, yöre ağzını kullanmanız gerekir, aile mahremiyetlerinin kamuoyunda konuşulmaması gerekir” diyor. 
     Bu söylemler halk ağzı söylemlerdir.
Demek ki; halk tipi konuşan ve halk gibi düşünen sanatçıları halk bağrına basıyor. Karadeniz’le ilgili kitap yazdığım ve belgesel hazırladığım için ve ayrıca gazetecilik yaptığım için ülkenin değişik yerlerine gidiyorum. Özellikle Doğu Karadeniz bölgesinde Hülya Polat’a özel bir sevgi var. Hülya Polat isminden herkes övgüyle bahsediyor. Özel bir Hülya Polat sevgisi var. Kısaca bundan şu sonuca varabiliriz. Gerçekten halkın sanatçısı olmak gerekir.
 

Ülkemizin turizme bakış gerçeği

0
     Ülkemizin turizm potansiyeli yüksek olup, her tarafı buram buram tarih kokuyor. İnsan gezdiği zaman bakmaya kıyamıyor, bir tarafta Karadeniz yaylaları, diğer taraftan Akdeniz’in, Ege’nin o muhteşem turistik denizle buluşan plajları,  berrak denizleri, kültür turizmi olarak tarih kokan şehzadeler şehri Amasya, Çorum’un Hattuşaşı ,dünyada ilk barajın yapıldığı tarihi Alacahöyük, diğer taraftan Frigler’in uygarlık izleri görülen Afyonkarahisar’ın İhsangazi ilçesi, Eskişehir’in Han ilçesindeki tarihi Yazılıkaya anıtı. Daha ülkemizin birçok yerinde bulunan ismini sayamadığımız tarihi eserler zenginliği. Özellikle yayla turizmi açısından Ordu’nun Çambaşı Yaylası, Giresun Kovanlık, Paşaoğlu Konağı Yaylası, Trabzon’un Haçkalı Yaylası, Trabzon’un Uzungölü..Yüzlerce yayla. Karadeniz Bölgesinde Giresun’dan yaylalara girdiğinizde; Rize’ye kadar hep yayla. Her gittiğim yerde bu güzelim ülkemiz yerlerine neden yerli ve yabancı turistler yeteri kadar gelmiyor diye düşünüyorum. Bürokrası hep birbirinden şikayetçi, kısaca herkes birbirinden şikayetçi. 
      Ortada çözüm yok. Hiç unutmam belgesel çekim yaparken Trabzon- Beşikdüzü ilçesi sahilinde bir grup Alman karavan turist kafilesi ile karşılaştım.Türkçe tercümanları kanalıyla kamera kayıtlı bir söyleşi yaptım. Kafileye ilginç bir sorum oldu. Siz burayı nasıl buldunuz? Elinizde rehber tanıtım kitapçığınız var mı var? Yoksa kendiniz mi buldunuz? Diye sordum. Onlarda biz burayı tesadüfen bulduk dediler. Almanya’da basılan elimizdeki üçbin kişilik dünya karavan turizm rehberinde Türkiye’de beş yer var. Karadeniz’de hiçbir yer gösterilmiyor dediler.
     Kültür ve Turizm Bakanlığı onlarca tanıtım kitapçığı ve broşür bastırıyor.Bunlar bize ulaşmıyor.Türkiye yeteri kadar tanıtılmıyor.Tanıdığınıza bu formu verinde bu katalogda turizme hitap edenler yer alsınlar.Tabi bunlar anlatılınca, hayretler içerisinde kaldım. Demek ki ülkemiz yeteri kadar tanıtılmıyor.Ülkemiz turizm cenneti ama, yeteri kadar tanıtım yapamıyoruz.Japonya’dan, Çekoslovakya’dan kilometrelerce uzaklardan ülkemize gelerek Çorum’un Hattuşa’şı geziyorlar.Biz kendi ülkemizdeki tarihi zenginlikleri ve güzelliklerini göremiyoruz.Demek ki ortada bir sorun var. Sorun ekonomik mi? Yoksa alışkanlık mı? Biraz düşünmek lazım.Demek ki turizmi hep ihmal ediyoruz. Turizm gelirlerinden o yöre halkı faydalanamıyor. Kendi güzelliklerimizi ve turizm değerlerini kendi halkımıza dahi tanıtamamışız. Bu gerçekten acı bir durum. Hiç unutmam! 
      Niksar Belediye Başkanı İdris Şahin şu gerçeği ne kadar güzel söylüyor. ” Budapeşte gezisinde gördüğüm zaman yerleşim yeleri nüfusları onar milyondur. Ziyaret eden nüfus sayısı 200 milyondur. Şu anda biz 20 milyon turist geldi diye şapkayı havaya atıyoruz.Turizm konusun da bu konulara daha çok eğilip, tarihi dokuyu çok iyi korumalıyız. Biz buna Niksar olarak çok önem veriyoruz.”İşte turizm konusunda Türkiye gerçeği. Türkiye’de turizmle ilgili görüşleri nedeniyle kamuoyunun dikkatini çeken turizmci ve Kemer İşadamları Derneği Başkanı Ali Nail Kılıç şunu söylüyor; “Turizm milli politika olarak algılanmalı diyerek, turizmde ki bürokrasi anlayışını ortaya koyuyor. Turizmde temel politikalar önemli.Temel politikaları doğru koymak lazım. Temel politikalardan birisi de Türkiye’nin artık turizmi milli politika olarak algılaması gerekir.  Türkiye’de bakanlıklar tüm hükümet dönemlerinde paylaşılır.En son turizm Bakanlığı düşünülür. Oda ilgisiz alakasız kişilere verilir.  
      Halbuki turizm Türkiye için her manada önemli.Türkiye’nin geleceğini belirleyecek, 40-50 sektörü direkt ilgilendirecek bir yapısı var.Türkiye’de hala hükümetlerin ve devletin  turizm konusunda, okullarda yerli malı kutlanması gibi angarya bir yaklaşımı var. Bugün bakanımızın durumunu göz önüne aldığınız zaman bu gayet çarpıcıdır. Mısır’da turizm bakan var, adam turizmci aileden geliyor,uluslararası turizm okumuş, uluslararası turizm konjektörünü yakından takip eden birisi, rekabeti ve rekabet koşullarını biliyor. Bu işler bu şekilde yürür. Sokma akılla, birtakım insanların yönlendirilmesi ile bakanlık turizmin önünü açamaz, strateji belirleyemez. Dünya da uluslararası ekonomi anlam değişikliğinden dolayı, ekonomi çok önemli hale geldi. Evet ülkemizin turizme bakışı böyle.İşte turizme bakış gerçeği. Bu nedenle kimsenin kimseye bir şey demeye ihtiyacı yok. Turizm bakış anlayışımız değişmesi dileğiyle

Kemal Sunal’ın aile soyu Doğanyol-Gökçe’de

0
Haber: İlker ÇAKAN
    Gökçe Beldesi, Malatya -Doğanyol ilçesine bağlı bir belde iken son çıkan kanunla belde statüsünden düşmüştür. Ünlü sinema sanatçısı Kemal Sunal aslen Gökçe beldesindendir. Akrabaları burada yaşamaktadır. Ünlü sanatçı Kemal Sunal’ın aile yaşamı hikâyesi ise şöyledir;
     Hicri 1290 yılında Mustafa isminde Karagöz Kardeşler lakabı ile tanınan şahıs eski adı Ağvan olan Gökçe’ye gelir. Gökçe’de Babikler lakabını alır. Mustafa’nın Osman ve Cemil adında iki oğlu olur. Osman’ın iki oğlu üç kızı olur. Eşinin ismi Elif’tir. Osman öldükten sonra Cemil ismindeki kardeşi ile eşi Elif akrabaların ısrarı ile evlendirilirler. Hicri 1331 yılında Cemil ve Elif’in Gökçe de Mustafa isminde bir çocuğu dünyaya gelir. Mustafa, 20 yaşında Gökçe’de halen yaşayan Hayriye adında bir kadınla evlenir. Geçimsizlik nedeniyle boşanırlar. Bu sebeple Mustafa İstanbul’a gider ve Ömrünlü yeni adı Pütürge olan Pütürgeli Sultan Hanımla tanışır ve evlenirler. 
     Bu evlilikte üç oğlu dünyaya gelir. Ali Kemal, Cemal Cahit, Osman Cengiz. 1963 yılına kadar Gökçe nüfusuna kayıtlı kalır ve daha sonra İstanbul’a kaydını alır. 1966 yılında yeğeni Sutan’nın ölümü nedeniyle Mustafa, hanımı Sultan ve oğlu Kemal Sunal ile Gökçe’ye gelirler, Gökçe’de bir ay kadar misafir kalırlar. Mustafa Sunal burada arazi hisselerini kardeşi Halit Sunal’a beş bin liraya satar. Mustafa Sunal 1994 yılının Haziran ayından Ağustos ayına kadar burada Gökçe’de kalır ve son gelişi budur.    
     Gökçe’de yaşayan muhtar Metin Sunal(62), vefat eden ünlü sanatçımız Kemal Sunal’ın amcası Halit Sunal’ın oğludur. Halit Sunal, Kemal Sunal’ın babası Mustafa Sunal’ın kardeşidir. Ünlü sanatçımız Kemal Sunal’ın babası Mustafa Sunal 100 yaşında 2008 yılında vefat etmiştir. Sinema sanatçısı Kemal Sunal’ın oğlu Ali Sunal  sanat yaşamını İstanbul’da sürdürüyor.
 
                                      
                               
Metin Sunal-Doğanyol Kaymakamı Sibel Tursun
                                   Gökçe Belediye Başkanı Muhittin Tuhan

 

 
 
 
 

                   

Daday el dokumaları

0
Haber: İlker ÇAKAN 
      Kastamonu il merkezinde Münire Medresesi, El Sanatları Çarşısında bulunan Göznuru Hediyelik Eşya Galerisinde yöresel Daday el dokuma ürünleri dikkat çekiyor. Bin bir emekle izlenen motifler ve renkler geçmiş dönemin izlerini taşıyor.

Kastamonu tel kırması

0
Haber: İlker ÇAKAN
    Kastamonu el dokuması;  % 100 pamuklu olup, kenarları hiçbir makine kullanmadan elde yapılır. Tel kırma el dokuması üzerine tel sarma yapılır. Diğerleri de Kastamonu el dokuması üzerine yapılan tırnak bağıdır. Bunlar masa örtüleri, sofra bezi gibi örneklerdir. Kastamonu il merkezinde bu tür ürünlerin satışını yapan Çilek Boncuk Bujiteri sahibi Fatma Eskici Daday usulü el dokumalarının yoğun ilgi gördüğünü söyledi.
 

Gümüşhane pestille tescillendi

0
Haber- Röportaj: İlker ÇAKAN
     Gümüşhane Yöre Pestil (Taşmar) Ltd. Şti. Sahibi Muammer Taş, Gümüşhane’de pestil üretimi konusunda yaptığım röportajda şunları söyledi;
Pestil ve kömenin yüzyıllara dayanan geçmişi vardır
    “İlimize ve yöremize hoş geldiniz Bizi tercih ettiğiniz için yöre çalışanları adına teşekkür ediyoruz.1985 yılından itibaren üretim yapıyoruz. Yöre pestil olarak istihdam sayımız 25’tir.Yöre tescilli bir markamızdır. Ürün çeşitlerimiz; pestil, köme, pekmez olarak ilave üretim yapıyoruz. Pestil ve köme Gümüşhane ile özdeşleşmiş bir üründür. Pestil ve kömenin yüzyıllara dayanan geçmişi vardır. Eski dönemlerde 7 ve 8. aylarda dut mevsiminde yapılıp, kışın yiyecek olarak saklanırdı. 1985 yılından itibaren üretimi her aya yaymaya çalıştık. Bugün artık sektör haline gelmeye başladı.
Yıllık üretim kapasitesi üretim 800 ton civarındadır
     Gümüşhane’de yıllık üretim kapasitesi vasati üretim 800 ton civarındadır. Yöre pestil olarak ise yıllık üretimimiz 80–100 ton civarındadır. Şimdi hammadde ile ilgili sıkıntımız vardır. Bu sektörün temel hammaddesi dut ve cevizdir. Fındığı yakın ilimiz Giresun’dan temin ediyoruz. İlimizdeki cevizler 1918 yılında Ruslar ve Rumlar tarafından dikilmiş cevizlerdir. Ceviz üretiminden mevcut toprak yapısının uyumsuzluğundan dolayı verim alınamamaktadır. Ancak çevre illerden aldığımız ceviz ve dutla üretimimizi sürdürüyoruz. Pestil çok özel bir üründür. Yıkanmadan, pişirlmeden yenen bir üründür. Tüketecilerin bu konuda çok dikkat etmemeleri gerekir. Üretici ve tüketicilerin sağlıklı ve hijyenik olmasına dikkat etmesi gerekir. Pestilin tadının ve kalitesinin bozulmadan devam etmesi gerekir. Çevre illerde pestil yapılıyor ama Gümüşhane pestille tescillendi. Dut pestili Gümüşhane ile özdeşleşmiştir.
İlimizin tanıtımına ve iş istihdamına destek vermekteyiz
     Böylece ilimizin tanıtımına ve iş istihdamına destek vermekteyiz. Türkiye genelinde illerin % 60’ında bayilerimiz vardır. Gümüşhane’de ciddi manada 4–5 üretim yapan firma vardır. Bu firmalar birbirine yakın üretim yapıyorlar. Gurbetçilerimiz sayesinde Almanya ve Fransa’ya gitmektedir. İnsan ne yediğini biliyor diye bir sloganımız vardır. Pestilin içindeki muhteviyatı değiştirmeden devam ettirmemiz gerekir. Her ilin yöresel bir ürünü vardır. Güümşhane’de pestiliyle ün kazanmıştır. Bu kaliteyi bozamadan geleceğe yürümek gerekir. Bütün tüketicilere, bizi okuyan herkese teşekkür ederiz.”
 

Amasya esnafından örnek uygulama

0
Haber: İlker ÇAKAN
    Amasya il merkezinde bulunan Kocacık Çarşısı esnafı kendi aralarında işbirliği yaparak, çarşıda bulunan Saraçhane Camiinde her Cuma günü namaz çıkışında vatandaşlara geleneksel olarak semaver çayı ve yiyecek ikramı yapıyor. Bizzat çarşı esnafının yaptığı bu uygulama Amasya halkının takdirinin kazandı.




Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: züleyha, 21.11.2008 11:37:04:
amasya gibi memleket varmı bitane daha

Yorumu gönderen: PABUÇ AYAKKABI, 19.08.2008 17:48:30:
AMASYA MIZA BEKLİYORUZ

Tuncay Okutanın albümü çıkıyor

0
Haber: İlker ÇAKAN
       Türk halk müziğinde kendine özgü tarzıyla, farklı ve yenilikçi tavrı ile yer edinen okutan, 2. stüdyo albümü “Benmi İstedim’i” Şahin Özer yayınlamaya hazırlanıyor. “Ben mi istedim”albümü, Şahin Özer prodüktörlüğünde 1 yılda hazırlandı. 12 şarkının yer aldığı albümde, yöresel eserler de yer aldı. Ben mi istedim in ilk klip şarkısı “Yar Anlasana” türküsüne çekilecek, elektro bağlama ile icra edilen eser nağmeli solo melodisi ile dikkat çekiyor.
      Tuncay okutan “Benmi istedim” de yaşanan aşkı ve yalnızlığı anlatıyor. Okutan her zamanki samimi tavrıyla kendi hikâyelerini ve aynası olduğu hikâyeleri anlatmaya devam edeceğini de belirtiyor. “Benmi istedim” önümüzdeki günlerde tüm müzik marketlerde satışa sunulacak.
       Sanat hayatına İstanbul da devam eden Tuncay okutan İstanbul’un parlayan yıldızı oldu. son bir yıldır İstanbul un en önemli mekanların konserler veren okutan 4 ay da 35 konser vererek en çok konsere giden sanatçı oldu. 2,albüm çalışmalarını bitiren okutan sanat adına kalıcı eserler bırakmak yolunda ilerliyor. Konserleri hınca hınç dolu.Tarihi mekânlar ve çeşitli halk meydanların da konserler veren okutan repertuarında halk müziğinin seçkin eserlerine yer veriyor.
 
 
 

İyidere, Rize bezinde öncü ilçe

0
Haber: İlker ÇAKAN
   Rize-İyidere İlçesinde; Kaymakamı Bülent Uygur’un yoğun gayretleri sonucu iş istihdamına ve vatandaşın ekonomisine katkı amacıyla, Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde açılan Rize bezi dikim ve dokuma atölyelerinde yapılan ürünler, yoğun müşteri ilgisiyle karşılaşıyor. Yoğun müşteri talebi üzerine isteklerin zamanında karşılanamadığı öğrenildi. Konuyla ilgili bir açıklama yapan İyidere Halk Eğitim Merkezi Müdürü Hüseyin Albayrak şunları söyledi; 
5000′
e yakın kursiyer bez dokumayı meslek haline getirmiştir 
    ” 2004 yılından itibaren Rize genelinde, Rize Bezi ‘Feretiko” projesi uygulanmaktadır. İl genelinde 5000’e yakın kursiyer bez dokumayı meslek haline getirmiştir. Şu anda il genelinde 850 el dokuma tezgâhında üretim yapılmaktadır. İyidere Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce sayın valimiz Kasım Esen beyin İyidere ilçesini Rize bezi konusunda da öncü ilçe uygulaması ile birlikte Kaymakamımız Bülent Uygur beyi yürütme kurulu başkanlığına getirmiştir. Şu anda 50 ‘ye yakın kursiyer ilçe genelinde faaliyet gösteren üç atölyede üretim yapmaktadır. Ürünlerimiz; genel olarak ev dekorasyonu ürünleri ağırlıklı çalışmaktayız. Bunun yanında bezin özelliğinden kaynaklanan iç çamaşırı üretimini çoğaltmayı hedefliyoruz.
Vücudu masaj yapıyor, elektriğini yok ediyor
    Rize bezinin özelliği insan terini en üst düzeyde emerek vücuttan attığı, vücudun elektriğini yok etmesi, bezin doku özelliğinden kaynaklanan vücudu masaj etmesi istenmeyen kokuları yok etmesi ile Rize bezinden yapılan atlet ve gömlekte yoğun müşteri potansiyeli ile karşılaşıyoruz. 2008 yılında Rize valiliğimizce Coğrafi işaret (Rize Bezi)el dokumaları patenti alınarak marka olarak tescil edildi. Bu konuda merkezimizce; ARGE çalışmaları yapılmakta, ekolojik bez olarak üretimine özen gösterilmektedir Geçmişimizde var olan ve Arap Ülkelerine, Uzak Asya’ya, Avrupa ülkelerine ve Osmanlı saraylarında kullanılan bu bezi özüne bağlı olarak üretimini yapmaktayız. 
    Hedeflenen; İlçe Kaymakamlığı, Belediyesi ve sivil toplum örgütlerimizin çalışmaları ve destekleri ile üretimi artırmak. Genç bayanlarımıza istihdam alanı yaratmaktır. Bezin tanıtımı için 22.06.2008 Pazar günü İstanbul –Kadıköy Büyük Kulüpte; Rize Vakfınca Türkiye’nin tanınmış mankenlerince Kaçkar Rüzgarı adı ile defile yapılmış bu defilede, 16 elbisenin bezi orijinal Rize bezinden, İyidere Halk Eğitimi Merkezince hazırlanmıştır.Kurumumuzca hedeflenen hiçbir kimyasal içermeyen insan bedeni ile barışık bu el dokuma ekolojik Rize bezini sağlığına özen gösteren insanımıza giydirmektir

Rize yöresel dokuma ürünleri

0
Haber: İlker ÇAKAN               
   Rize iline bağlı Çayeli ilçesinde bulunan Kurular Tekstil; Rize yöresel bezleri dokuma fabrikası olarak, 2005 yılında hizmete girmiş ve bünyesinde otomatik ve el dokuma olarak toplam 45 kişiye iş istihdamı sağlamış. Rize bezi; kenevir, pamuk ve merserize iplikten imal edilmektedir. Rize bezinin yaklaşık 1000 yıllık bir geçmişi vardır.
   Rize bezinin özelliği; insanın ter suyunu pamuğa göre % 70 daha erken kurutup, buharlaşmasın sağlar. Rize bezleri; gömlek, atlet, bayan giysileri, otantik ev tekstili olmak üzere imal edilmektedir. Kurular Tekstil sahibi İlyas Kuru; “Amacımız; Rize bezi olarak satılan başka ürünlerin yerine, gerçek Rize bezini üretip piyasaya sunmak.”dedi.

 





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: www.yoreselelsanatlari.com, 03.01.2009 23:18:22:
başarılar diler

Yorumu gönderen: fatma köker, 12.11.2008 19:56:31:
kurular tekstile teşekkürler iplikleriyle yakından ilgileniyoruz dokumalarımız artık daha güzel

error: Content is protected !!