Pazartesi, Mart 30, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 319

Hopa Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hüsnü Akyüz: “Kemalpaşa Türkiye’nin sorunudur”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

    Artvin-Hopa Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hüsnü Akyüz, Kemalpaşa pazarı,

Can suyu kredisi, Halk Bankası konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

Kemalpaşa Beldesinde mağazalarda

tercümanlık yapan, 1.500 Gürcistan vatandaşı var

   “Sarp Sınır Kapısında yaya geçidi sınır ticaretine girmiyor. Sarp Sınır kapısındaki yaya geçidi on yıldır devam ediyor. Gürcistan-Türkiye arasındaki antlaşma gereği vize sürelerinin 90 çıkarılmasıyla birlikte yaya geçidinde artış olmaya başladı. Haftada 300-3000-4000 derken, haftada 5.000-10.000-13.000 insan Salı ve Cuma günleri Türkiye’ye gelmeye başladı. Bu gelişme iki ülkenin de işine yarıyor. Gürcistan’dan gelen insanlar toptancı değil genelde, köyden gelen, şahsi alışveriş yapan insanlardır. Kemalpaşa’ya gelen insanlar kendi geçimlerini sağlayan insanlardır. Kemalpaşa Beldesinde mağazalarda tercümanlık yapan 1.500 Gürcistan vatandaşı var. Yirmi dolara çalışan insanlar vardır. Daha önce 1 Marta Sarp Gümrük kasında yaya geçidinin kaldırılacağı söylendi. Özelleştirme durumunda yaya geçişinin olmadığını söylediler.  İki ülkenin karşılıklı çıkarları olduğu için, bu sisteme karşı çıktılar. Sarp Sınır Kapısının yeni hizmet binasının açılışında bizim başbakanımız ve Gürcistan Cumhurbaşkanı yaya geçişlerinin daha kolaylaştırılacağını söylediler. Yaya geçişleri için deniz tarafından koridor yapılacağını söylediler. Hatta insanlar elerinde taşımasınlar diye yürüyen bantlar yapılacağını söylediler. Bunlar söylenince insanlar Kemalpaşa’ya yatırım yapmaya başladılar.

Kemalpaşa esnafının sorunu değil. Türkiye’nin sorunudur

    Bu sorun, Kemalpaşa esnafının sorunu değil. Türkiye’nin sorunudur. Kemalpaşaya; Denizli, Bursa, Gaziantep’ten birçok insan geldi. Şu anda Türkiye’de 3.000 tane tekstil atölyesi kapanmışken, Kemalpaşa can suyu olarak görüldü. Buraya çok büyük yatırımlar yapıldı. Bu yatırımdan Kemalpaşa Belediyesi ve Kemalpaşa halkı kazandı. Bundan Türkiye’de kazandı. Bunu tek yönlü görmek yanlıştır. Ticaret karşılıklıdır. Tek yönlü caydırma politikası üzerine, Gürcistan’ın çıkardığı vergilere karşı koyma, Gürcistan’ın çıkardığı yasalara karşı koyma gibi itirazımız yoktur. Buna bir şey deme hakkımız yoktur. Bir vergi sistemi uygulanıyor ki 3 dolara alınan bir şeyin, 7 dolar vergisi isteniyor. Bu vergi bizim alış fiyatına göre değildir. Üç dolara alınan bir şeye Gürcistan Gümrük kapısında yetkililer bu 3 dolar değil. Tiflis’te 30 dolardır diyorlar. Otuz doların üzerinden vergi alınıyor.

Adaletli bir vergi sistemi istiyoruz. Kota koyulsun

    Adaletli bir vergi sistemi istiyoruz. Kota koyulsun. Daha önceden kota koyuldu. İki komşu ülkeyiz. On yıllık bir yaya geçişi vardır. Kanun çıkarılırken, iki tarafın çıkarlarının gözetilmesi gerekir. Konuları iki yetkilileri karşılıklı görüşmesi gerekir. Gürcistan vergilerine karşı çıkmıyoruz. Gümrük uygulaması tamamen sitem dışıdır. Batum Ticaret ataşemiz bize şunu söyledi. Kişi başına aylık 1000 Lariya kadar alışveriş serbest dendi. Ama bu uygulanmadı. Kemalpaşa pazarında 3.000 çeşit mal satılıyor. Gürcistan tarafına hangi mala ne kadar vergi koyuyorsanız, onun bize listesini verin dedik. Bizde buraya alışverişe gelen insanları, esnafımızı aydınlatalım dedik. Ellerinde malların fiyatını belli eden bir liste yok. Gürcistan tarafına giriş yapılan mallara nasıl uygulama yapıyorsunuz diye sorduğumuzda şöyle diyorlar. Bu işlem tamamen gümrükçülerin inisiyatifine kalmıştır. Biz bunu bir buçuk, iki ay izledik. İki gümrükçünün inisiyatifine kalmıştır. Gümrük girişinde kadının Türkiye’den 5 dolara aldığı bi mal, oradaki gümrükçü bu mal Tiflis’te 30 dolardır. Buna göre gümrük vergisini alıyor. Ellerinde malların değerlerine dair bir liste yok. Batum Koncolosumuz dahi bu listeyi istedi.

Kemalpaşa pazarından 10.000 Gürcistan vatandaşı geçiniyor

   Kemalpaşa pazarından 10.000 Gürcistan vatandaşı geçiniyor. Sarp sınır kapanında yaya geçişinin olmasıyla birlikte, Türkiye’deki tekstilcilerin % 95’i Kemalpaşa’dadır. Bu sorunlarımızı başbakanımız dâhil, herkese ulaştırdık. İki milletvekilimizi getirerek pazarda esnafla konuşturduk. Bu taraf tanda bir cevap alınmadı. Bu mücadelemiz bir buçuk ayı geçti. Sonuç alamayınca bizde sesimizi duyurmak için, Sarp Gümrük Kapısını kestik. Bizim askerle, polisle işimiz yoktur. Pankartlarımızı hazırladık. Mtingimizde sadece Kemalpaşa esnafı değil, Kemalpaşa halkı, sivil toplum örgütleri, Kemalpaşa Belediye Başkanı Yalçın Emiraloğlu’da vardı. Biz haklıyız sesimizi duyuralım dedik. Bize burası gelişecek diye söz verdiler. İnsanlar onun için buraya yatırım yaptılar. Bize burası gelişecek diye söz verdiler. İnsanlar onun için buraya yatırım yaptılar. Yeni açıldığında 240 dükkân var iken, bu sayı 600’e çıkmıştır.

Eskiden haftalık bu pazara 13.000 insan gelirdi

   Salı ve Cuma günler Kemalpaşa pazarı devam ediyor ama gelen insan sayısı onda bire düştü. Üç liraya aldığı malın, 7 lira vergisini insan buraya niye gelsin. Bu duruma Gürcistan vatandaşı da karşıdır. Bizim Anlamadığımız şudur; Eskiden haftalık bu pazara 13.000 insan gelirdi. Gelen bu insanların her biri 100 dolarlık alışveriş yapsa, Kemalpaşaya haftalık 13.000 dolar girmiş olur. Ancak bunun dışında 500-1.000 dolarlık alışveriş yapan insanlar vardır. Bugunkü hükümetin yurt dışından döviz girsin, kara, yeşil para, ne olursa olsun yeter ki ülkemize döviz girsin, dövizi nerden aldınız diye sormayacağız diyor. Bunu dediği bir zamanda haftada 13.000 insanın girdiği, alışveriş yaptığı yere sahip çıkmaması, bizim çok tepkilerimize neden oldu. Bu tepkilerimiz muhalefete de karşıdır.

Kesinlikle siyasetle işimiz olmaz

    Biz esnaf odaları olarak kesinlikle siyasetle işimiz olmaz. Şu anda bütün Türkiye buradadır. Şunu diyoruz. Allah’ını seven, şu pazar gelsin ve dükkânları gezsin. Türkiye insanı buradadır. İnsanlar yatırım yaparak, boş arsalara para verdiler. Böyle yoğun talep olunca, dükkânlar fahiş fiyata çıktı. Buraya 600 dükkân açıldı. Açılan dükkânlar basit değildir. İnsanlar burada boş arsa alarak, yeni dükkan yaptılar. Örneğin bir dükkan arsasını,  iki yıllığına 60 milyara aldılar. Bu arsa üzerine yaklaşık 40 milyara binayı kendisi yaptı. Bir kişinin buraya 100-140 milyar yatırımı oldu. Bunu toplam olarak düşünürsek, Kemalpaşa’ya 72 trilyonluk yatırım yapılmıştır. Gürcistan hükümetinin bu kararından sonra, Kemalpaşa’ya haftalık 100-150 kişi ancak gelmektedir. Yapılan bu yanlış uygulamaya karşı mücadelemiz 1-2 aydır devam etmektedir. Biz Gürcistan hükümetinden öncelikle şunu istiyoruz. Biz iki ayrı devletiz. Gürcistan’a ve Kafkaslara açılan tek kapı, Sarp Gümrük Kapısıdır.

Gürcistan’ın tüm ihtiyaçları bu kapıdan geçmektedir

    Gürcistan’ın tüm ihtiyaçları bu kapıdan geçmektedir. Kapı kapatılırsa aç kalırlar gibi, kesinlikle düşünmek istemiyorum. Biz devlet olarak onların garantörüyüz. Türkiye onların garantörüdür. Ticaraet karşılıklı olur. Tek taraflı olmaz. Bu ticaret bir taraf kaybetsin, bir taraf kazansın diye de olmaz. Biz eğer komşuysak, eğer bu ticareti etkileyecek, bu ticaretten geçinen insanlarla, eğer bu geçinen insanların, üst devlet düzeyindeki insanlarla inceleyerek iki ülkenin zarar etmeyeceği bir şekilde karar çıkartırsa, uygulamalar olursa, daha güzel olur. Onlarda zarar etmiştir. Biz onu düşünüyoruz. 13.000 insanın oradan Türkiye’ye gelmesiyle oradaki dükkânlarda kapanmıştır. Oradaki insanlarda vergi veriyor. Biz onları düşünüyoruz. Ama şu yaya geçidi on senedir devam ediyor. Bu konuda Gürcistan Hükümeti de vergisini alsın. Ama vergiyi neden, kimden, ne kadar alınacağı bilinmiyor.

İki devletin zarar etmeyeceği şekilde, yaya geçitleri bir karara bağlansın

    Bize bir liste verilsin. İki devletin zarar etmeyeceği şekilde, yaya geçitleri bir karara bağlansın. Bizim devletimize de şunu söylüyorum. Haftada 13.000 insanın geldiği Kemalpaşa’da, 72 trilyonluk yatırım yapılan bir yerde, bacasız fabrika denilen buraya eğilmesi gerekir. Bütün Türkiye tekstilcileri buradadır. Bu insanlara yazıktır. Onlar için burası bir can suyu, umuttur. Buradan devletimizde kazanıyor. Bu insanlar buraya gezmeye değil, alışveriş yapmaya geliyor. Sadece buradan mal alıp, gidiyorlar. Bu konu ile ilgili olarak bütün yerlere fakslarımızı çektik. En son eylemimizi geçtiğimiz Cuma günü yaptık. Sarp Sınır Kapısını 3-4 saat kapattık. Pankartlarımızı açtık, bütün esnafımızı oraya yığdık. Biz buna bir çare bekliyoruz. Eğer bu olmazsa, daha başka eylemler yapacağız.

Bu insanlar ne olacak? Mücadelemiz devam edecektir

    Bu insanlar ne olacak? Mücadelemiz devam edecektir. Bu insanlara bir şey verilmesi gerekir. Bu mücadelemizde televizyonlardan şikâyetçiyiz. Onları buraya çağırdık. Eğer araba yakıp, cam kırıp böyle televizyonlara çıkacaksak, bunu yapalım diyoruz. Bu bir sorundur. Bu eylemimizle sadece yöresel basınlar ilgilendi.  Ulusal basından geldiler, yayınlanmadı. Akşam haberimiz çıkacak diye ağzımızı açtık, ulusal televizyonları seyrettik. Eğer araba yakılsın deniliyorsa, biz 2-3 araba alıp, yakarız, 1-2 tane dükkân yakarız ama basının bununla ilgilenmesini istemiyoruz. Biz daha kesin eylemler yapacağız. Bu basına yansıyacak. O zamanda biz hiçbir basına röportaj vermeyi düşünmüyoruz. Biz gerekli yerlere bildirdik. Hiçbir basın bize mikrofonu bize ne oldu diye soru soramayacaktır. Gürcistan’a giderek, oradaki basını gördük. Gürcistan’dan Kanal 25 televizyonu geldi. Onlar çekim yaptılar. Oradaki 2-3 televizyona da haber verdik. Bu sadece bizim, Kemalpaşanın sorunu değil, Türkiye’nin sorunudur.

 
                                        
                                              Hopa Esnaf ve Sanatkarlar Odası
                                                      Başkanı Hüsnü Akyüz
 
Kemalpaşa bacasız fabrika gibidir

    Kemalpaşa bacasız fabrika gibidir. Haftada Salı ve Cuma günleri alışveriş yapanların sayısı 13.000’dir. Kişi başına 100-150 dolar harcama yapıldığını düşünürseniz, şu ülkeye giren dövizi düşünün. Bu konuda söyleyecek bir şey bulamıyoruz. Gürcistan hükümetinden bir kota konulmasını istiyoruz. Bıçakla keser gibi kesilmez. Buradan 10.000 tane Gürcistan insanı geçiniyor. Kemalpaşa’daki esnafın, onlar için yatırım yaptığını düşünsünler. Gürcistan’dan buraya gelen insanlar, genellikle alt tabakadan insanlardır. Gelen insanlar toptancı ve esnaf değil, köylü insanlardır. Bu devlet onlara iş veremiyor. Burada 10.000 insan, kendileri de isyan ediyorlar. Bu konuda orada gösteri yapıyorlar. Bu durum gerçekleştiği zaman sınıra geldiler.

Türkiye’de bakanlığı olmayan yetim bir kuruluş gibiyiz

    Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşudur. Bizim eksikliğimiz bakanlığımızın olmamasıdır. Türkiye’de bakanlığı olmayan yetim bir kuruluş gibiyiz. Bunu küçümseme anlamında söylemiyorum. Kadınlardan sorumlu devlet bakanı var. Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütüyüz. Türkiye’nin kuruluş tarihinden itibaren esnaf hep dengeleyici bir unsur olmuştur. Sokağa çıkmamış, kepenk kapatmamıştır. Esnaf ağırbaşlı olmuştur. Gelen hiçbir hükümet bunu dikkate almamıştır. Bize gelen dergide can suyu projesi diyor. Bütün esnafa verilecek deniliyor. Bankalara gittiğimizde bize şunlar söyleniyor; Bankaya borcun olmayacak, eskiden bankaya borcun varsa, daha önce kredi kartın takibe girdiyse, senedini geç ödediyse bu krediyi vermiyor. Maliye, bağkura borcu olmayan, kredi kartına borcu olmayan, senedi protesto olmayan insan bu krediyi niye alsın. Hiçbir esnaf bu krediyi alamıyor. Ama televizyonlara çıkıyorlar, esnafı rahat ettirip can suyu vereceğiz.

Can suyu ölen insanın dudaklarına verilir. Bunlar esnafın öldüğünü anladılar

    Can suyu ölen insanın dudaklarına verilir. Bunlar esnafın öldüğünü anladılar. Bir bardak su ile 1.000-10.000 kişiyi kurtaramazsınız. Ben alamadım, kredi kartı takibe düşmüş dediler. Maliyeye borcun var dediler. Senetlerin zamanında ödenmemiş dediler. Zaten bu krediyi bunun için almak istiyorum. Durumumu rahatlatmak içi alıyorum. Adam sıfır faizle altındaki arabayı değiştirip, yeni model araba alıyor. Adam apartmanın ikinci veya üçüncü katını yapıyor. 22 yıllık esnafım can suyu kredisini alamıyorum. Ben başkanım, her şeyim düzgün demiyorum. 2002 yılına kadar hiçbir yere borcum yoktu. 22 yıllık başkanım. Ben aldığım parayı devlete geri vereceğim. Maliyeye borcumu ödeyeceğim. Halk Bankasına kredimi ödeyeceğim. Bağkura borcumu ödeyeceğim. Bunlara borcum olmasa, ben krediyi ne yapacağım. Bu nedenle kesinlikle bizim bakanlığımızın olması gerekir. Bir yere kadar gidiyoruz, orada duruyoruz. Bakanlığımız olsa, biz Ankara’dakileri de ayağa kaldırırız. TESK Yönetim Kulu Genel Başkan Vekili Demirhan Elçin Artvin ESOB Başkanıdır. Bakanlara dosyaları verdik görüşeceğiz dediler. Esnafın onlardan randevu alıp, alıp görüşmesi 3-6 ayı bulur. Bu zamana kadar insanlar, onları beklemez. İzmir Milletvekili ve eski İzmir ESOB Başkanı Mehmet Ali Susam bütün esnafı gezdi. Onların dertlerini dinledi. Esnaflıktan milletvekili olan bir insandır. Muhalefet ve Konfederasyon bir yere kadar gidiyor. Bu nedenle esnaf bakanlığının muhakkak kurulması gerekir. Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşuyuz.

Halk Bankası esnafı bıraktı

   Türkiye Halk Bankası, Cumhuriyetin kuruluşunda Atatürk tarafından kurulduğu zaman amacı şöyleydi; köylüye, çiftçiye, küçük esnafa, işletmeye kredi vererek, gelişmesini sağlamak için kurulmuştur. Ama bugünkü uygulamada, böyle değildir. Halk Bankası esnafı bıraktı. Halk Bankası bugün, diğer bankaların yaptığı uygulamayı yapıyor. Halk Bankası da diğer bankalar gibi kar amacı güdüyor. Halk Bankası kuruluş kanunundaki amacından çıkarak, bugün halkın bankası olmaktan çıktı. Bugün diğer bankalardan farkı kalmadı. Esnaf adına yapılacak hiçbir şey yoktur. Bugünkü sistemde bazı gelişmeler oluyor, onları da bize söylemiyorlar. Borcun 1-2 senedi geçtiğin zaman, pazarlık yapma hakkı var. Halk Bankası bugün bütün gelen genelgeleri, esnaf adına gelen genelgeleri bütün esnafa duyurması, anons etmesi gerekir. Halk Bankası esnafa karşı görevlerini yerine getirmiyor. Bizimle ilgili çıkan kanun ve genelgelerle ilgili bizimle toplantı yapması, bilgilendirmesi gerekir. Bugüne kadar 7 senedir, burada oturuyorum. Halk Bankasından bizimle ilgili bir yazı gelmedi. Esnafla ilgili kanun ve genelgeleri bize bildirin, biz esnafımızı bilgilendirelim. Biz 600 kişilik bir esnafı bir araya getirebiliyoruz. Küçük işletmeler açarak devlete vergisini veren insanlarız. Hiç bir zaman devletimize yük olmamışız. Bugüne kadar bizi; esnaf sokağa çıkmayacak, esnaf ağır olacak, esnaf kepenk kapatmayacak diye hep kandırdılar. Bizi kesinlikle kandırdılar. Bizi hep uyuttular. Televizyonlar can suyu kredisini; kasaba da, manava da veriyoruz diye bağırıyorlar. Yaklaşık 900 üyemiz vardır. Toplam 900 üyemizden can suyu kredisini alan üç veya dört kişidir. Bunlar diyorlar ki biz şu kadar para dağıttık.

Zenginler malına mal kattı veya başka bir yere yatırım yaptı

     Bu kredileri durumu iyi olan, borcu olmayan zenginler aldı. Bu zenginler malına mal kattı veya başka bir yere yatırım yaptı. Düşünün hangi esnafın maliye ve bağkura borcu yoktur. Hangi esnafın çeki dönmemiştir. Bankadan faizsiz kredi istediğimizde,  banka bana bu belgeleri getir diyor. Cansuyu kredisini Halk Bankası dışında anlaşma yapılan bankalarda veriyor. Bir bardak su ile hiçbir esnaf kurtarılamaz. Hükümetin esnafı bankanın ağzına sokmadan, bunu yapması gerekir. Can suyunu borçlarımı ödemek için istiyorum. Ben bunlar için ölüyorum. Bunu hiç kimse yazmadı. Hopa’da bu krediyi kaç kişi aldı, gelsin incelesinler. Esnaftan ne istiyorsunuz diye bankayla röportaj yapsınlar. Eleştirilmekten çekinmiyorum. Muhalefette sorunlarımızı dile getirmiyor. Bütün esnafa faizsiz kredi vereceğiz deniliyor. Hopa’da bu krediyi üç kişi alıyor. Ama bunu kimse dile getirmiyor. Acaba bu kimin can suyu oluyor?”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Of Kaymakamı Tuncay Sonelden devlet şefkati

0

Haber: İlker ÇAKAN 

   Trabzon-Of Kaymakamı Tuncay Sonel; maddi durumları iyi olmayan zor şartlarda hayatlarını idame ettirmeye çalışan Koç ailesinin altı ferdini yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olan evlerinden alarak insanca yaşanabilir yeni bir eve kavuşturdu. İlçede yeni yapılan Halk Eğitim Merkezi binasının yapım çalışmalarını yerinde görmek üzere inşaat sahasına giden,  Of Kaymakamı Tuncay Sonel, inşaatın yanında bulunan harabe bir bina dikkatini çekti. Binada kimsenin yaşayıp yaşamadığını öğrenmek üzere kapıyı çalan ve kendisini kucağında ki küçük çocuğuyla birlikte  karşılayan Nuriye Koç’u karşısında  gören, Kaymakam Sonel, gördüğü manzara karşısında şaşkınlığını gizleyemedi.Kocası altı ay önce kanserden  ölen bir çocuğu ve  altı kardeşi ile birlikte iki odalı yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olan  harabe evde yaşayan ailenin  durumunu gören kaymakam Sonel, daha güvenli ve insanca yaşayabilmeleri için harekete geçerek kendilerine yeni bir ev tahsis etti.Koç ve ailesi kendilerine tahsis edilen eve yerleşirken, daha önce oturdukları ve yıkılma tehlikesi bulunan harabe evde bir tehlikeye yol açmaması için Of Belediyesi ekipleri tarafından yıkıldı.  
 
                                
                            Kaymakam Tuncay Sonel yardıma muhtaç ailenin yanında
 
    Hiçbir maddi gelirleri olmayan ve kız kardeşleri ile birlikte hayata tutunmaya çalışan Nuriye Koç, Allah kaymakam beyden razı olsun. Her gün tedirginlik içersinde yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olan harabe evde yaşamaya çalışıyorduk. Bir şey olacak diye geceleri gözümüze uyku girmiyordu. Kaymakam beyi karşımda görünce çok şaşırdım ve o kadar da sevindim. Devletimizin yanımızda olmasını görmek ve sıcak şefkatinin bizlere gösterilmesinden çok mutlu olduk. Kızım Medine’yi daha sağlıklı bir ortamda yetiştireceğim için çok mutluyum, Allah devletimize zeval vermesin diyerek duygularını dile getirdi.Kaymakam Sonel, Devletimizin sıcaklığını ve şefkatini yaşlılarımıza, yetim ve öksüzlerimize ,engelli vatandaşlarımıza ve yardıma muhtaç insanlarımıza yılın bir günü değil , 365 günü göstermek gerektiğini belirterek,ilçede ilk olarak yetim öksüzlerimizi tespit ederek onlara anneniz babanız hayatta olsa idi kendilerinden ne isterdiniz diye sorarak mektup yazmıştık.Mektuplarında çocuklarımız ne istemişse yerine getirdik ve kendilerini kayıt altına aldık.Yine Hatırlanmak Bir Gün Değil Her Gün projesi kapsamında 575 engelli vatandaşımıza ulaştık. Bunların 95’inin hiçbir sosyal güvencesi yoktu. Bu vatandaşlarımızı sosyal güvenceye kavuşturduk. Tedavisi mümkün olan engelli vatandaşlarımızı Trabzon, İstanbul ve Ankara dahil tedaviye gönderdik. Tedavisi mümkün olamayanları ise başta doktorlarımız ve sağlık personelimiz olmak üzere daire amirlerimizle birlikte evlerine gidilerek gönüllerini aldık ve ihtiyaçlarını tespit ederek yerine getirmeye çalıştık. Tüm bunları yaparken hayırseverlerimizin bizlere vermiş oldukları desteklerden dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim ” diye konuştu.
 
                              

                             Yeni evine kavuşan Nuriye Koç çocuklarıyla sevinirken

           

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu: Terörizmin dehşet verici yüzü

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Tokat’ın Reşadiye İlçesi Sazak Köyü yakınlarında devriye görevi yapan jandarma birliğinin hain bir pusuya düşürülerek, 7 askerin şehit olması, 3 askerin de yaralanması nedeniyle, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk iş dünyası adına yaptığı açıklamada şunları söyledi;

Meydana gelen hain saldırı, terörizmin dehşet verici yüzü

  “Türk iş dünyası olarak, Tokat’ın Reşadiye İlçesi Sazak Köyü yakınlarında devriye görevi yapan jandarma birliğinin hain bir pusuya düşürülerek, 7 askerin şehit olması, 3 askerin de yaralanması nedeniyle büyük bir üzüntü ve nefret duyduk. Meydana gelen hain saldırı,

terörizmin dehşet verici yüzünü bir kez daha tüm insanlığa göstermiştir. Bu saldırılar, Türkiye’ye yöneliktir. İnsanlık değerlerinden nasibini almamış terör odaklarına verilecek en güzel cevap, milli birlik ve beraberliğimize sahip çıkmaktır.

Ülkemize yönelik terörist saldırıları nefretle kınıyoruz

   Millet olarak, siyasi iradesiyle, askeriyle, güvenlik güçleriyle, tüm sivil toplum kuruluşlarıyla birlik ve beraberlik içinde hareket edelim. Ulus olarak yekvücut olmalıyız ve bu tür saldırılar karşısında hep birlikte ve birey olarak da tek tek, terör belasını kınamalı ve lanetlemeliyiz. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu ve Türk iş dünyası olarak, terör eylemlerinden büyük endişe duyuyor ve teröre karışan ve terörizme arka çıkan iç ve dış mihrakları, ülkemize yönelik terörist saldırıları nefretle kınıyoruz. Türk iş dünyası adına, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralanan askerlerimize acil şifalar, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimize, yüce Türk milletine ve şehitlerimizin ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyoruz.”

Of Kaymakamı Tuncay Sonel’den engellilere vefa örneği

0

Haber: İlker ÇAKAN     

  Trabzon- Of ilçesinde; 3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle Of Sahil Tesisleri Günbatımı Düğün Salonunda, Of ve Çevresi Engelli ve Engelli Aileleri Derneği tarafından düzenlenen “Hayatı Paylaşmak İçin Engel Yok” programında, engelli çocukların birbirinden güzel oyunları ve ilginç şovlarıyla muhteşem bir gece yaşadılar.
 
                                            
                                              Of Kaymakamı Tuncay Sonel-Of Belediye Başkanı
                                                  Oktay Saral engelli çocuklarla oynarken
 

   Dayıoğlu Rehabilitasyon Merkezi öğrencileri ve Of Enader’e üye engellilerin gösterileri ve oyunlarıyla devam eden programda engelli çocukların performansları davetlilere eğlenceli ve duygusal anlar yaşattı. Kaymakam Tuncay Sonel ve Belediye Başkanı Oktay Saral da sahneye çıkarak, engelli çocuklarla birlikte halay çekip şarkı söylediler. Düzenlenen törende bir konuşma yapan Of Belediye Başkanı Oktay Saral şunlar söyledi “Esas engelliler, gücünü zayıf olana gösterip onu yok etmeye, onu sindirmeye çalışanlardır. Esas özürlü karşısındaki insanı etnik kökeniyle, din kökeniyle ayrımcılığa tutarak sevgi göstermeden kin besleyenlerdir.”

 
                               
                                                   Engelli çocuklar toplu halde
 
575 engelli vatandaşımıza ulaştık ve onları kayıt altına aldık

   Of Kaymakamı Tuncay Sonel ise yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Bugün gerçekten anlamlı bir gün ama, biz sadece bu güne özel engelli vatandaşlarımızı hatırlamamız lazım. Onları yılın 365 günü baş tacı yapmalıyız. İlçede göreve başladığımız günlerde “Of’ta Hatırlanmak Bir Gün Değil Her Gün” projesi ile sağlık ekipleri eşliğinde, muhtarlarla birlikte köyler ve mahalleler tek tek gezilerek, 575 engelli vatandaşımıza ulaştık ve onları kayıt altına aldık. Daire amirlerimizle birlikte tespit ettiğimiz bu engelli vatandaşlarımızın evlerini ziyaret ederek, hem ihtiyaçlarının gidermeye, hem de devletimizin sıcaklığını ve şefkatini yılın 365 günü onlara göstermeye çalışıyoruz. Tespit edilen 575 engelli vatandaşlarımızın 95 tanesinin hiçbir sosyal güvencesi yoktu. İlk iş olarak yasal prosedürleri tamamlayarak hemen yeşil kartları çıkardık ve evlerine gidip kendilerine teslim ettik dedi.

Kaymakam Tuncay Sonel, bilgisayar mağazasını açtırarak, laptopu hazırlattı

   Programın sunuculuğunu 8 yaşındaki bedensel engelli Dilara Atagün yaptı. Ailesiyle İstanbul’dan gelerek Uğurlu Beldesi’nde yaşamaya başlayan Dilara  Atagün, sunumuyla geceye damgasını vurdu.Çok özel bir isteği de olan Dilara ders çalışabilmek için Laptop istedi. Gecenin sonunda Dilara bu isteğine kavuştu. İsteğini söylediği anda harekete geçen Kaymakam Tuncay Sonel, gece saati olmasına rağmen bilgisayar mağazasını açtırarak laptopu hazırlattı ve programın son bölümünde Dilara’ya takdim etti.

Siz kızımı mutlu ettiniz, Allah’ta sizi mutlu etsin

   Laptopu gören Dilara’nın mutluluğu görülmeye değerdi. Kaymakam Sonel’i öperek kendisine teşekkür eden Dilara “ilk defa böyle bir şey yaşıyorum. Çok mutlu oldum. Sana çok teşekkür ederim kaymakam amca” diyerek duygularını dile getirdi. Dilaranın her şeyi ile ilgilenen ve en büyük destekçisi olan Annesi Zehra Atagün, Kaymakam Sonel’e “Siz kızımı mutlu ettiniz, Allah’ta sizi mutlu etsin.” diyerek duygularını dile getirdi. Gecenin sonunda müzik ve eğlence vardı. Turan Topçuoğlu, Cengiz Selimoğlu ve Seyfetin Çakıral’ın engelliler için özel olarak sahne aldığı gecede söyledikler, şarkılar eşliğinde engelliler ve aileleri bol bol horon oynayıp gönüllerince eğlendiler.

 
                                    

                                                       Engelli çocuklar eğlenirken

 

 

 

 

 

 

 

Emekli Emniyet Müdürü İsmail Karaman’a vefa örneği

0

Haber: İlker ÇAKAN

   Çorum eski İl Emniyet Müdürü İsmail Karaman’nın emekli olması nedeniyle Amasya İl Emniyet Müdürlüğü-Polisevinde düzenlenen bir törenle kendisine  İçişleri Bakanlığı- Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hizmet belgesi ve çeşitli hediyeler verildi. Bakanlığın gönderdiği hediyeleri Emekli İl Emniyet Müdürü Amasya’lı İsmail Karaman’a Amasya İl Emniyet Müdürü Mustafa Doğan Kılınç verdi. Hediyelerin takdimi sırasında bir konuşma yapan Çorum eski İl Emniyet Müdürü İsmail Karaman, polislik mesleğinin kutsal bir meslek olduğunu söyledi. Amasya Emniyet İl Müdürü Mustafa Doğan Kılınç da eski İl Emniyet Müdürü İsmail Karaman’ın görevi boyunca hepimize örnek olacak bir kişilik sergilediğini söyledi.

   Edinilen bilgilere göre daha önce emekli olan eski İl Emniyet Müdürlerinden Metin Hatipoğlu’na kendisinin törene katılmadığı için, emeklilik nedeniyle İçişleri Bakanlığı tarafından tarafına gönderilen hizmet belgesi ve diğer hediyeleri kendisine verilemedi.

 

                              

                               Amasya İl Emniyet Müdürü Mustafa Doğan Kılınç-

                                  Çorum eski İl Emniyet Müdürü İsmail Karaman

 

                              

 

                

 

Of Kaymakamı Tuncay Sonelden özürlü sevgisi

0
Haber: İlker ÇAKAN
   Trabzon-Of Kaymakamı Tuncay Sonel; yaptığı yeni projelerle ve halkın yanında olması, onlardan biri gibi davranması Of halkında kaymakama karşı sevgi yumağı büyümeğe devam ediyor. Kaymakamlık makam odasına kapıyı vurmadan içeri giren ve Kaymakam Tuncay Sonel’in samimi ve içten duygularıyla karşılaşan ve kendilerine yardımcı olan vatandaşlar bu ilgiden dolayı oldukça memnun görünüyorlar ve ilçemize şimdiye kadar bu özelliklere sahip bir kaymakam gelmedi diyorlar. 
   Kaymakam Tuncay Sonel Kaymakamlık hizmet binasına engelliler için de asansör yaptırarak bir ilke imza atmış ve özürlülerin rahatlıkla kaymakamlık binasına gelmelerini sağlamıştır. Of ilçesinde toplam 575 engelliye ulaşmış bunları mahallinde ziyaret ederek onların gönüllerini alıyor ve ihtiyaçlarını temin ediyor. Tedavileri ilçe merkezinde yapılamayan engellileri ise ilçe dışındaki hastanelerde tedavi ettiriyor. Son olarak iltihaplı romatizma hastası olan engelli Emine Kabahasanoğlu’nun (31) tedavisi için İstanbul Çapa Tıp Fakültesine gönderilmesi için yetkililere gerekli talimatı vermiş. Kaymakam Tuncay Sonel bu örnek davranışı ile de özürlülere karşı sevgisini ve yardımcı olmada samimiyetini göstermiştir.

Güce Kaymakamı Ahmet Türköz: Çiftçiyi ayakta tutmak istiyoruz

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
    Güce ilçesi, daha önce Tirebolu ilçesine bağlı belde iken 1991 yılında Giresun’a bağlı ilçe olmuştur. İlçe merkezi nüfusu 3.000 olup, toplam 15 köyü vardır. Giresun-Trabzon sahil karayolundan 15 km . içeride olup, 345 m . rakımdadır. Güce; Giresun il merkezine 50 km ., k Tirebolu’ya 21 km .Espiye’ye 17 km .uzaklıktadır.
    Güce Kaymakamı Ahmet Türköz; çalışkan, devlet duruşu, sosyal aktivitesi, ilçenin ekonomik ve sosyal, kültürel yönden kalkınması yolundaki özverili çalışmaları ve samimiyeti ile herkesin takdirini kazanmış kaymakamlarımızdan birisidir. “Tarıma önem vererek çiftçiyi ayakta tutmak istiyoruz. Bununla ilgili SYD vakfı olarak bir proje yapmak istiyoruz. Bu nedenle yardıma muhtaç olan çiftçilerimizin toprak numunelerini yaptırmak ve o numuneler esas olan gübreleri o çiftçilere dağıtmaktır.”diye söyleyen Güce Kaymakamı Ahmet Türköz, Güce konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;   
Tarıma dayalı bir ekonomisi vardır
    “Güce 1991 yılında ilçe olmuştur. Giresun ilimize bağlı küçük bir ilçemizdir. Nüfusumuz 8.500 olup, bunun 6.000’e yakını 15 köyümüzde yaşıyor. Üçbin civarında vatandaşımız şehir merkezinde ikamet ediyor. İlçemizin tarıma dayalı bir ekonomisi vardır. En çok fındık tarımı yapılmaktadır. Toplam 4.200 dönüm alanının, 3.500 dönümünde fındık tarımı yapılmaktadır. Bu araziden 2007 yılı itibariyle 2.600 ton civarında fındık elde edilmiştir. 2008 yılı son itibariyle bu rekoltenin 4.100 olmasını bekliyoruz. Diğer taraftan ilçemizde çay üretimi revaçtadır. Çay kaliteli çayımız vardır. Bu çaylarımız ÇAYKUR’un 42 nolu fabrikasında işlenmektedir. Ayrıca Güce’mizde özel çay fabrikası üretim yapmaktadır. Bundan başka ilçemizde yumurta tavukçuluğu yapan işletmemiz vardır.
Tarım kooperatifine 200 baş hayvan alınacaktır
    Güce’mizde ikimilyon lira değerinde bir proje yaptık. Bu projeye göre köylülerimize Güceliller tarafından kurulan Tarım kooperatifine 200 baş hayvan alınacaktır. Bu projenin hayvan alımı ihalesi yakında yapılacaktır. Bu paranın büyük bir kısmı alt yapıya gitti. Bunun yanında kivi üretimi yeni gelişiyor. Bununla ilgili ilçemizde bir üretici birliğimiz kuruldu. Bur birlik üreticiden kiviyi alarak büyük pazarlarda değerlendiriyorlar. Kivi üretimi ile ilgili 200 bin lira civarında bir projemiz vardır.500 metrekare ve yarım dönüm arazisi olan muhtaç olan köylülerimiz tespit edildi. Bununla ilgili Bursa’dan orijinal kivi fidanları alıp, dikilecektir. Bunun dışında işyeri açma şeklindeki projelerimiz vardır. Mezun oldukları okula uygun veya bir el becerileri varsa bununla projeleri SYD vakfına getirildiğinde değerlendirilecektir.

                                 
                              
                  Giresun-Güce İlçesi
Yüksekokul projesi
    Bunun dışında diğer projemiz yüksekokul projesidir. Giresun Üniversitesinin verdiği söz üzerine eski bir İmam-Hatip Yaptırma ve Yaşatma Derneğinin yaptırmış olduğu binada yüksek okulumuzu faaliyete geçirme çalışmaları vardır. Yüksek okulun açılması ile ilgili dernek kuruldu. Vatandaşlarla topaltılar düzenleniyor Yüksek okulun bir an önce hizmete açılması konusundaki çalışmalar hızla devam ediyor. Açılacak okulumuz yaklaşık 200 öğrenci kapasiteli olup, 2010 yılında öğrenci kayıtlarına başlanacaktır. Bu okul eğitimin dışında Güce’nin ekonomik ve soyla yapısını değiştirecektir. Bu okulun açılmasıyla ilçemiz ekonomik, kültürel, sosyal anlamda canlandıracaktır. Gelecek olan yatırımlara ön-ayak olacak diye düşünüyorum.
El sanatlarını genç kuşaklara aktarma çalışmalarımız devam ediyor
   Yöreye uygun, ancak yaşlı ninelerden gençlere sirayet etmemiş el sanatlarını genç kuşaklara aktarma çalışmalarımız devam ediyor. Halk Eğitim merkezi tarafından açtığımız kurslara, el sanatları kurslarına ilaveten ninelerimizin yaptığı el sanatlarını genç kuşaklara aktarma çalışmalarına başladık. Bununla ilgili önümüzdeki süreçte bir ilerleme kaydedeceğiz. Bununla ilgili alt yapıyı oluşturduk. Güce 1991 yılında ilçe olmuş ama hala kısa döngüyü kıramamıştır. Çok büyük alanda Bursa ve İstanbul’a göç veren bir ilçemizdir. Elinde sanat ve işi olan insanlar sonuçta Güce’de tutunamamıştır. Yöresel baz da projeler yaparak insanlarımızı Güce’de tutmaya çalışıyoruz. 

                                
                                             
Güce Ağaçbaşı Zurnacı Yaylası
Tarıma önem vererek çiftçiyi ayakta tutmak istiyoruz
    Tarıma önem vererek çiftçiyi ayakta tutmak istiyoruz. Bununla ilgili SYD vakfı olarak bir proje yapmak istiyoruz. Bu nedenle yardıma muhtaç olan çiftçilerimizin toprak numunelerini yaptırmak ve o numuneler esas olan gübreleri o çiftçilere dağıtmaktır. Bu proje Tarım Bakanlığının uhdesinde olan bir projedir. Ancak toprak numunelerini sondajla örnek yerlerden alacağız. Bu nedenle bilinçli tarım, interaktif, yoğun tarımcılık yaptıracağız. Bizim en büyük gelirimiz tarımdır. Tarımın usulene göre ilaçlama ve gübreleme yapmalarını sağlayacağız.”
   
 

Suluova Kaymakamı Osman Aslan Canbaba: Hizmet vatandaşın ayağına gidecektir

0
Haber: İlker ÇAKAN
     Amasya- Suluova Kaymakamlığı- SYDV’dan yardım alan vatandaşlara maaşlarını evlerine götürmek amacıyla Suluova Kaymakamlığı ile PTT Genel Müdürlüğü arasında bir protokol imzalanarak bu konuda Türkiye’de bir ilk gerçekleşmiş oldu. Protokolü Suluova Kaymakamı Osman Aslan Canbaba ve Amasya PTT Başmüdürü Ziya Başıaçık imzaladı. Suluova Kaymakamı Osman Aslan Canbaba bu protokolün imzalanması nedeniyle yaptığı açıklamada şunları söyledi;
     “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından yardım yaptığımız vatandaşlara, hizmetleri ayaklarına götürmek amacı ile PTT ile bir protokol imzaladık. Bundan sonra hizmetler vatandaşlarımızın ayaklarına gidecek. Yapılan hizmetler ne zaman yapılmış diye düşünülmeyecek. PTT vatandaşlarımızın maaşlarını elden teslim edecektir. Ben devletin vatandaş için var olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla da sosyal yardıma ihtiyaç olan vatandaşımızın bir hakkı olduğunu düşünüyorum.”


Gökçebey Kaymakamı Çetin Kılınç: Halka rağmen, yönetim artık mümkün değildir

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
       Gökçebey ilçesi Zonguldak iline bağlı bir ilçedir. İlçenin toplam nüfusu 24 bin olup, iki belde ve 17 köyden oluşmaktadır. Merkez nüfusu ise 7500 civarındadır. İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Gökçebey Kaymakamı Çetin Kılınç Türkiye’de örnek bir yönetim anlayışı sergiliyor. İnternet erişim sisteminden mail yoluyla vatandaşların sorun ve isteklerini alıyor. Vatandaştan gelen maillere bizzat kendisi cevap veriyor. Böylece vatandaşla- kaymakamlık iyi bir diyalog içerisindedir. Gökçebey Kaymakamı Çetin Kılınç, kamu yönetimi anlayışı ilgili olarak şunları söylüyor;
     
 “Dolayısıyla vatandaşlarımızı birincil ağızdan bilgilendirmek, doğru bir yaklaşım anlayışıdır. Bu anlamda bütün mülki idare amirlerine bunu tavsiye ediyorum. Eskiden basından medyadan kapalı, hatta fazla etik görülmeyen o anlayış tarzını bir kenara bırakmak lazım. Kamuoyunu oluşturma yönünde etkisi olan basını, medyayı da dahil ederek, hizmetlerin daha hızlı, verimli yapılacağını düşünüyorum. Günümüzde hep söylenen şöyle bir söz vardır. Halka rağmen, yönetim artık mümkün değildir. Yönetim, ancak halkı yönetimin içine katabildiğimiz zaman vardır. Onun için de halkı yönetimin içine katmanın yolu, güzel bir kamuoyu oluşturmaktır. Kamuoyu oluşturduğunuz takdirde, yapacağınız çalışmalar daha sağlam, daha yerinde olur. Bu şekilde başaracağımız hizmetler artar”. 
      Kaymakam Çetin Kılınç diyor ki; kamu yönetimi hizmetlerinin basında tanıtılması gerekir. Vatandaş, devletinin ne yaptığı konusunda bilgilensin ve böylece kamuoyu yaptığımız hizmetlerden bilgi sahibi olsun.  Devlete ve vatandaşa hizmet etme konusunda heyecan dolu, çalışkan, üretken, ülkemizde örnek teşkil edecek bir idarecilik anlayışı ile herkesin takdirini kazanan Gökçebey Kaymakamı Çetin Kılınç, “Gökçebey ve kamu yönetimi anlayışınız” konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;
Yapılacak çalışmaların başarılı olması için,
 öncelikle ilçeyi tanımak gerekir
      “Gökçebey ilçesine tayin olalı 5 ay oldu. Yapılacak çalışmaların başarılı olması için, öncelikle ilçeyi tanımak gerekir. Gökçebey ilçesi; iklimi toprağı, insan kaynağı bakımından oldukça iyi bir ilçedir. Eldeki bu doneleri harekete geçirmek bize düşmektedir. Tabii ki bütün kamu kurum ve kuruluşları, belediye ve sivil toplum örgütleriyle birlikte bunları harekete geçirmek gerekir. Bunlar tek başına bir kişinin yapacağı işler değildir. Tabii ki bu koordinasyonu, birlikteliği ve beraberliği sağlamak benim görevimdir. Gökçebey ilçesinden son yıllarda dışarıya göç olgusu var. Bunun önüne geçmek için de Gökçebey’in ve tüm Zonguldak’ın tek sektöre bağımlılık yani madencilik ve taş kömürüne bağımlı bir yapıyı çeşitlendirmek gerekiyor. Benim bu anlamda öncelikli hedeflerimden bir tanesi özellikle köylerimizde olan topraklarda meyvecilikle, hayvancılık olabilecek yerlerde hayvancılık sektörünü geliştirmektir. Tarım sektörüyle ilgili öncelikle Gökçebey’de hareketlenme başlamış durumda. Bakacakkadı tarafında, özellikle seracılık ileri düzeye ulaşmıştır. Bu konuyla ilgili çarpıcı bir tespiti söylemek istiyorum. Sosyal Yardımlaşma Vakfımıza yardım için başvuran vatandaşlarımızdan en az sayı Bakacakkadı bölgesinden gelmektedir. Bunun nedeni bizim gibi daha önce görev yapmış kişilerin gayretleri sonucudur. Aynı şekilde biz de şu an bu faaliyetlere devam edeceğiz.
Gökçebey’den mevcut olan göç duracaktır
      Gökçebey ilçesinin toplam nüfusu 24 bindir. İlçemiz iki belde ve 17 köyden oluşmaktadır. Merkez nüfusumuz 7500 civarında olup, insanların genel anlamda gelir kaynakları; genel anlamda Türkiye Taş Kömürü Madencilik işinde çalışmakta birçok insanımızın da emekli olduğu bir ilçedir. Tabii ki zamanımızda Taş Kömürü faaliyetleri azaltmış olduğundan dolayı gençler işsiz durumdadır. Belli bir yaş üstündeki insanlarımızın çoğu emekli durumunda ancak gençlerimizin büyük bölümü işsizdir. Ekonomik anlamda ilçede faaliyet gösteren bir kaç tane sanayi kuruluşu vardır. Bunlardan en önemlisi Çanakçılar Seramik, yaklaşık 500 kişiyi istihdam etmektedir. Bizim hedefimiz bu gibi sanayi kuruluşlarını sayısı daha da artırmaktır. Bu anlamda il düzeyinde yapılan çalışmalar var. Serbest bölgenin bizim ilçemizde de olması için gereken çalışmaları yapmaktayız. Yine yatırımcı olarak ilçemizde yatırım yapmak isteyen yatırımcılar var. Biz bu yatırımcıları ilçemize çekmek için yasal çerçevede her türlü desteği yapmaya hazır olduğumuzu kendilerine söyledik. Özellikle şu anda bu konuyla ilgili ciddi bir girişim var. Eğer bu ve buna benzer yatırımlar olduğu müddetçe Gökçebey’den mevcut olan göç duracaktır. Aslında göç sorunu tüm Türkiye’nin öncelikle ele alması gereken sorunlarından biridir.
                               
                                           Zonguldak-Gökçebey ilçesi
 
Avrupa Birliğinden meyvecilikle ilgili bir proje yaptık
     Dolayısıyla ulusal düzeyde de benzer çalışmaların yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bizim projelerimizle ilgili olarak özellikle Avrupa Birliğinden meyvecilikle ilgili bir proje yaptık. Bu proje kabul edildi. Proje kurs temelli bir projedir. Çaycuma, Devrek ve Gökçebey ilçelerinin birlikte katıldığı bir projedir. Avrupa Birliği kaynaklarından faydalanılarak çiftçilerimizi eğitime alacağız. Gökçebey’den 25 bay 25 bayan çiftçiyi olmak üzere uygulamalı bir bahçe oluşturarak eğiteceğiz. Bunun akabinde Sosyal Yardımlaşma Vakfından yapacağım projelerle bu kurs alan vatandaşlarımıza meyve bahçeleri oluşturacağız. Bu bahçelerin en az iki dönüm olması gerekmektedir. Sosyal Yardımlaşma Vakfıyla birlikte bu projenin daha da başarılı olacağına inanıyorum. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce yaptığımız okuma kursları var. Bu kurslara özellikle ilçemizdeki okuryazar olmayan bayanlarımız ilgi göstermekteler. Biz de kurs bitiminde küçük hediyelerle sonra ki aşamalarda da devam etmeleri amacıyla vatandaşlarımızı teşvik ediyoruz.
Devletin sıcak yüzünü onlara göstermek
     Biz her renkten her türden insanları kucaklamak, bir potada birleştirmek vizyonunda olmamız gerekmektedir. Aksi takdirde idareci olmamızın hiç bir anlamı kalmaz. Biz idareciler normal insanlardan farklı özelliklere sahip olmalıyız ki insanları belli bir alana kanalize edelim. Onları idare edelim sevk edelim. Benim şahsi olarak idarecilik alanında uyguladığım yöntem, devletin sıcak yüzünü onlara göstermek, her türlü problemleriyle ilgilenmektir. Çünkü zaman zaman şöyle olaylarla karşılaşıyoruz. İnsanların kendi kafasında büyük ama aslında küçük olan problemleri var. Bunları dinlemek veya ufak tefek şeyler yapmak suretiyle bu sorunların çözüldüğünü insanların mutlu olduğunu gördük. Doğu Anadolu’da görev yaparken izlemiş olduğum bu şekildeki bir yönetim anlayışıyla devlet vatandaş kaynaşmasının gerçekleşmiş olduğunu gördüm.
İnsanlar arasındaki temel sorun, diyalogsuzluktur
      Demek ki insanlar arasındaki temel sorun, diyalogsuzluktur. Sadece birbirini dinlemek anlamak ve diyaog kurmak suretiyle birçok sorunun çözüldüğünü gördüm. Bunun için geçmişteki dışarıya kapalı yönetim anlayışı günümüzde çok geçerli değil. Vatandaşla birebir diyaloga geçmek sorunlarını dinlemek en etkili yoldur. Kaldı ki günümüzdeki çağdaş yönetim anlayışlarında özel şirketlerin uygulamış olduğu yönetim anlayışlarında halkla diyaloga geçebilmek için her türlü teknolojik araç gereç ve her türlü yöntemi kullandıklarını görüyoruz. Biz de kamu sektörü olarak bunun aksi bir tarzda devam etmemizin çok fazla mantıklı olmadığını düşünüyorum. Mesela bu anlamda yapmış olduğumuz bir çalışma vardır. Vatandaşlarımız internetteki kaymakamlık sitemizde bana bizzat mail yoluyla mesaj atmak suretiyle birebir sorunlarını anlatmakta ve ben de bu sorunlara çözüm bulmaktayım. Vatandaşlarımız böyle bir uygulamayı ilk defa gördüklerini bana söylüyorlar bu da beni mutlu etmektedir. Bu da ilçeyi çok iyi tanımama neden olmaktadır. Sorunları ikinci, üçüncü ağızdan dinlediğimizde çözüm bulmamız belki de tam olarak anlamamız mümkün olmuyor.
Her mesaja cevap veriyorum
      Bu anlamda her mesaja cevap veriyorum. Vatandaşlarımızın mesaj yoluyla sormuş oldukları konuları öncelikle araştırıyorum. Mesela vatandaş yol ve altyapı sorunuyla ilgili bir problemini derdini anlatmışsa, buradaki ilgili daire amirlerini çağırıp ne yapılmış ne yapılması gerekir diye bakıyorum. Daha sonra da vatandaşlarımıza yapacaklarımız konusunda detaylı bilgi veriyorum. Ayrıca ilçemizde yakında aile hekimliği sistemine geçilecektir. Bunları köylerimizde anlatmak bize düşüyor. İdareci olarak insan hayatında oluşabilecek her türlü konuyla ilgiliyiz. Modern teknolojinin her türlü araç gerecini kamu kurumlarında kamu yönetiminde kullanmamız gerekir. Bunun gerisinde kalırsak çağın gerektirdiği virajı dönememiş oluruz. Bu toplumdaki fonksiyonelliğimiz tartışılmaya başlar. Yine çağdaş yönetim anlayışı çerçevesinde kamu kuruluşlarına yazı yazdım. Yapmış oldukları vatandaşın bilgisine sunulabilecek faaliyetlerini internet site yöneticisi tayin ederek yazılı veya dijital ortamda göndermelerini istedim ve bunları internet sitemizde haber olarak yayınlanmaktadır. Bu şekilde de halkımızı bilgilendirmiş olmaktayız.
Devletin varlığını, gücünü ve şefkatini 
vatandaşlarımıza göstermek gerekiyor
     Devletin varlığını, gücünü ve şefkatini vatandaşlarımıza göstermek gerekiyor. Bizim diğer kurum ve kuruluşlardan farkımız budur. Mülki idare kurumunun toplum içerisindeki yeri budur. Vatandaşlarımızı ziyaret etmek, onlara zarafet, nezaket göstermek gerekmektedir. Onların yanında oturmak, internette mesaj yoluyla dile getirdikleri sorunları istisnasız cevaplamak çok önemlidir. Kamu yönetimi anlayışında biz basını ve diğer teknolojik gereçleri etkin bir biçimde kullanmak durumundayız. Çünkü günümüzde vatandaşlarımızı yapılan hizmetler konusunda bilgisiz bırakmak doğru değildir. Bu faaliyeti biz yapmazsak bunu başkaları eksik veya yanlış amaçlı veya amaçsız şekilde yapılacağından dolayı vatandaş bilgi kirliliğine itilir. Bunu önlemek de bizim aynı zamanda bir kamu hizmetimiz diye düşünüyorum. Dolayısıyla vatandaşlarımızı birincil ağızdan bilgilendirmek, doğru bir yaklaşım anlayışıdır.
Halkı yönetimin içine katmanın yolu, güzel bir kamuoyu oluşturmaktır
     Bu anlamda bütün mülki idare amirlerine bunu tavsiye ediyorum. Eskiden; basından, medyadan kapalı, hatta fazla etik görülmeyen o anlayış tarzını bir kenara bırakmak lazım. Kamuoyunu oluşturma yönünde etkisi olan basını, medyayı da dahil ederek, hizmetlerin daha hızlı, verimli yapılacağını düşünüyorum. Günümüzde hep söylenen şöyle bir söz vardır. Halka rağmen, yönetim artık mümkün değildir. Yönetim, ancak halkı yönetimin içine katabildiğimiz zaman vardır. Onun için de halkı yönetimin içine katmanın yolu, güzel bir kamuoyu oluşturmaktır. Kamuoyu oluşturduğunuz takdirde, yapacağınız çalışmalar daha sağlam, daha yerinde olur. Bu şekilde başaracağımız hizmetler artar.”
 

 





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Bir meslektaşaınız, 08.02.2009 16:02:53:
Kaykamakam bey 21.yüzyılda kamu yöneticiliğinin ufkunu açacak engin düşüncelerinizden dolayı sizi bir meslekdaşınız olarak kutlar, başarılar dilerim.

Suluova Kaymakamı Osman Aslan Canbaba: Suluova bölgenin parlayan yıldızı olacaktır

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
     Suluova, Amasya ilinin ikinci büyük ilçesidir. Amasya il merkezine 25 km. uzaklıkta olup, 38 köy, 1 kasaba, 1 mezradan, 19 mahalleden oluşmaktadır.  İlçede 274.280 dekar tarım arazisi vardır. Bunun 161. 220 dekarı (% 58,7) sulanmaktadır. Suluova ilçesinin ekonomisi; tarım, hayvancılık ve tarıma dayalı sanayi ağırlıklıdır. Suluova’da tarım oldukça gelişmiş olup, Türkiye ölçülerine göre, makineleşmiş tarım yapılmaktadır.
      Suluova Kaymakamı Osman Aslan Canbaba, idarecilikte pratik ve yerinde çözüm, halkın içinden biri gibi davranması ile Suluova halkının takdirini kazanmış, bir kamu yöneticisidir. Kaymakam Osman Aslan Canbaba, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek SYD Vakfından maaş alan vatandaşların, maaşlarının PTT kanalıyla evlerine götürülmesi için, PTT Genel Müdürlüğü ile bir protokol imzaladı. Kaymakam Osman Aslan Canbaba, vatandaş mağdur olmasın, bizler onlar için varız diyor.
       Kaymakam Osman Aslan Canbaba, bu yıl da yeni bir uygulama başlatarak, haftanın her Cuma günü kaymakamlıkta halk günü düzenliyor. Konuyla ilgili tüm kurum amirlerinin yanında, vatandaşın sorun ve isteklerini dinleyerek, sorunlara yerinde çözüm buluyor. Kısaca, çalışkan ve halka beraber yönetim anlayışı ile örnek bir idarecilik anlayışı sergileyen Suluova Kaymakamı Osman Aslan Canbaba, “Suluova” konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;
Hizmet vatandaşın ayağına gidecektir
      “Suluova Kaymakamlığı olarak PTT Genel Müdürlüğü ortak bir protokol imzaladık. Hasta ve sakat olan vatandaşlarımıza belirli sürelerde belli miktarlarda yardımlar yapıyoruz. İlçemiz geniş bir ilçe olup, 10 km’lik bir alan içinde dağılmış durumdadır. Bu kadar geniş bir alanda,  özellikle sakat vatandaşlarımızın gelebilme sorunu yaşanmaktadır. Yaşlı ve sakat vatandaşlarımız yardım yaptığımız halde mağdur olmaktadır. Bunu önlemek için PTT ile protokol yaptık. PTT doğrudan evlere yardımları vatandaşımıza ulaştıracak. Dolayısıyla hizmet vatandaşın ayağına gidecektir. Bu konuda özellikle Ulaştırma Bakanımızın 65 yaş maaşı alan vatandaşlarımıza yaptığı hizmeti örnek aldık.

                            
                          
Kaymakam Osman Aslan Canbaba
                           SYDV’nın yaptırmış olduğu bir evde
                                       inceleme yaparken

Devletin vatandaş için var olduğunu düşünüyorum
      Ondan esinlenerek biz de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından yardım yaptığımız vatandaşlara hizmetleri ayaklarına götürmek amacı ile PTT ile bir protokol imzaladık. Bundan sonra hizmetler vatandaşlarımızın ayaklarına gidecek. Yapılan hizmetler ne zaman yapılmış diye düşünülmeyecek. PTT vatandaşlarımızın maaşlarını elden teslim edecektir. Ben devletin vatandaş için var olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla da sosyal yardıma ihtiyaç olan vatandaşımızın bir hakkı olduğunu düşünüyorum. Bu çalışma için ilk önce PTT Genel Müdürümüzle görüştük. Ondan bu konuda destek istedik. O da iyi olacağını söyledi. Çalışmalarımıza başladık. Diyarbakır ve Sivas’ta da bu yönde bir çalışma var. Fakat ilk müracaatı yapan biz yaptık. Önümüzdeki bu çalışma hafta başlayacak.

                      
                                         
   Suluova ilçesi
 

Çabalarımız, iyi yönetimin geliştirilmesi içindir
       Çabalarımız, iyi yönetimin geliştirilmesi içindir. Daha önce de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına bir yazılım yaptırdık. Bu yazılımla bir çok farklı yerlerden yardım alan kişilerin tespitini yaparak, hiç yardım almayan kişilere de ulaşmak, mükerrer yardımların önüne geçmek şeklinde bir yazılım programı yaptık. Programın bize özellikle proje hazırlama ve veri oluşturma konusunda çok yardımı oldu. Buna dayanarak eğitim ve sosyal projeler geliştirdik. Bu anlamda programın ciddi bir yararını gördük. Yönetim olarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı dördüncü kattaydı. Bayındırlık deprem yönetmeliğinden önce bina yapıldığı için asansör yapımı uygun görülmedi. 
İşsiz vatandaşlarımız için istihdam projesi yaptık
      Bizde Sosyal Yardımlaşma Vakfını zemin kata indirdik. Özellikle yaşlı vatandaşlarımızın 4.kata çıkmalarında zorluk yaşadıkları için, bunun önüne geçmek amacıyla yaptık. Ayrıca işsiz vatandaşlarımız için istihdam projesi yaptık. 75 kişiye 4 ay tekstil kursu açtık. Onların eğitimlerini sağladık. Şu anda 3 tane eğitim devam etmektedir. Okul Öncesi, ÖSS projelerimiz devam ediyor. Yönetim anlayışımız yönetimi sürekli geliştirerek, teknolojiyi de buna da dahil edip, vatandaşa hizmetleri en kısa en etkin sürede ve dağıtırken de en adil biçimde hizmet sunmaktır. İlçe düzeyinde vatandaşlarımızın bize her türlü vasıtayla ulaşmasını temin etmek için sitemize ilave bir bölüm ekledik.
Vatandaşlarımızın müracaatlarını alabiliyoruz
     Vatandaşlarımızın müracaatlarını alabiliyoruz. Bunun somut bir yararını gördük. Bir Sağlık Ocağımızda iki aile hekimimiz birleşmiş tek binada hizmet veriyorlardı. Vatandaşın talebi üzerine gidip yerinde gördük ve uygun olmadığına karar verdik. Şu anda binanın iki katını da kullanmaya başladılar. Vatandaşın birebir karşılaştığı sorunları bilebilmemiz açısından çok yararlıdır. Biz gelen talepleri inceliyoruz. Makul bir süre içerisinde cevap veriyoruz. 
Halk günü yapacağımızı duyurduk
     Kapımızın herkese açık olduğu için, 2009 yılında kadar halk günü yapmayı düşünmüyordum. Fakat vatandaşın yoğun olarak gelmesi, diğer işlerimizin de aksamalarına neden olduğu için, belediye muhtarlık ve köylerimizde ilan ettirmek suretiyle, her Cuma öğle sonu 14.00 17.00 arasında halk günü yapacağımızı duyurduk. Amacımızda hem diğer işlerimizin aksamamasını önlemek, hem de vatandaşlarımızın sorunlarını daha rahat ulaşıp, iletebilmesini sağlamaktır. Temennimiz vatandaşlarımıza faydalı olmaktır.

                    
                  
Kaymakam Osman Aslan Canbaba halk gününde

Suluova hem sanayi, hem de bir tarım kentidir
     Suluova hem sanayi, hem de bir tarım kentidir. Suluova’nın büyümesi; Şeker Fabrikası ve kömür ocakları ve Et ve Balık kurumunun kurulmasıyla birlikte yoğun göç almış, gelişen bir sanayi kentidir. Bununla beraber 274 bin dekar sulanabilir tarım arazisi var. Ciddi bir tarımsal üretim söz konusudur. Özellikle ülkemizdeki soğan üretiminin önemli bir kısmı ilçemizde yapılmaktadır. Hayvancılık konusunda ilçemiz Türkiye ortalamasında önemli bir yere sahiptir. Şu anda Organize Sanayi Bölgesi yapıyoruz. Bitme aşamasındadır. Tahsis yapmaya başladık. Tüm yatırımcılarımızı davet ediyoruz. Hayvancılıkla ilgili Organize Besi Bölgesi yapıyoruz. Bu sayede hayvancılıkta, Türkiye’de rekabet edebilirliğimiz artacaktır. Soğana alternatif ürünler konusunda çalışmalar yapıyoruz. Soğan üretimini azaltıp, özellikle salçalık biber ve domates konusunda deneme üretimi yaptırdık. Meyvecilik konusunda ilçemizdeki Boyalı köyünde 28 bin fidan var. Biz bu yıl 15 bin fidan dağıtarak, Akdağ bölgesini meyvecilik konusunda üst haline getirmek için çabalarımız var. Boyalı köyünde yaklaşık 2 trilyona mal olacak bir gölet yapıyoruz. 2009 yılında bitecek şekilde ihalesi yapıldı. Önümüzdeki yıl daha fazla fidan yetiştirme şansımız olacak. Özellikle damlama sulama sistemlerini geliştirmeye çalışıyoruz. Valimizin de ciddi desteklerini almaktayız. Suluova bölgede bir üretim merkezi. Amasya’nın en çok üreten merkezi Suluova’dır. Suluova bölgenin tekrar parlayan yıldızı olacaktır.
İnternet erişim merkezi kurduk
     İlçemize internet erişim merkezi kurduk. Türk Telekom’la bir protokol imzaladık. Protokolle internet erişim merkezinin yıllık masraflarını karşılayacağız, bilgisayarlarda Telekom tarafından temin edilecek şekildedir. Yıllık olarak internet giderlerini ödüyoruz ve bir eleman görevlendirdik. Burada amacımız, özellikle öğrencilerimizin ve gelir düzeyi düşük insanlarımızın ücret ödemeden internetle ilgili kimlik bilgileridir vs. edinebilecekleri bir merkezdir. Öğrencilerimizin hafta sonu uğrayabilicekeleri bir merkez olmasıın istedik. Suluova Organize Sanayi Bölgesinde 9 tane parsel tahsisi yaptık.9 İşadamımız, 2009 yılı içerisinde yatırım faaliyetlerine başlayacak.Diğer  
işadamlarımız için de tahsis yapmaya hazırız.Bu şekilde 400 vatandaşımız da istihdam edilmiş olacaktır.Yedi Kır Bölgesinde bir kuş gözlem istasyonu yapma çalışmamız var. Bu alan sit alanı olduğu için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun bu yerle ilgili onaylarını bekliyoruz. Bu şekilde ilçemizin turizmine bir katkı sağlayacaktır.”

                       
                      
Suluova Kaymakam Osman Aslan Canbaba
                                   İnternet Erişim Merkezinde
                        











error: Content is protected !!