Hafta sonu Başkent Öğretmenevinde; Eğitim Yöneticileri ve Uzmanları Derneği tarafından I.Eğitim Yönetimi Sempozyumu düzenledi. Bu sempozyuma ben de katıldım. Bir eğitim yöneticisi olarak, eğitim alanında yeni kurulmaya başlanan derneklerin, alan ile ilgili bu tür organizasyonları ilk defa düzenliyor olmasını önemsiyorum. Desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Büyük bir özveri ile bu sempozyumu başarı ile gerçekleştiren dernek başkanı sayın Adem Çilek olmak üzere yönetim kuruluna ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
1.Eğitim sempozyumunun ardından notlar
Şair Dilek Soysal: “PKK sorununu ancak analar çözebilir”
Haber: İlker ÇAKAN
Ressam -Şair -Yazar Dilek Soysal doğudaki PKK sorununu ancak analar çözebilir, bu anlamda kadınların barış güvercinleri olabileceğini söyleyerek şunları söyledi;
“Anaların hep bir ağızdan çocuklarımız evlatlarımız diye haykırdığımızı duyar gibiyim… Bir ana evladı için neler yapar? Bence her şeyi. Çocuğunun sorunu derdi, onun neşesi sevincidir. Gün geçtikçe değer kazanan tek hazinesi, canına can katan yaşam direncidir. Kaldırın başınızı bakın etrafınıza bu kanayan yarayı sadece bizler, yani kadınlar analar durdurabiliriz… Tek vücut olarak savaş ipini göğüsleyip, barış çiçeklerinin tohumlarını ekmek yine bence bize düşüyor. Kimse bizim bağrımızın yangınını bilemez, göremez bilhassa evladını toprağa vermiş analar sizlere sesleniyorum tutun o yürekli ellerinizden, oluşturalım barış halkamızı ve biliyorum ki her birimizin yüreği bir barış güvercinidir.”
Basın İlan Kurumu 13. Şubesini Erzurum’da açıyor
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Trabzon Şubesinden öğrenci yurdu
Haber: İlker ÇAKAN
“Kızlarımızın eğitimine ne kadar önem verirsek, yarının anneleri ne kadar eğitimli olursa; daha çağdaş, daha eğitimli çocuklar yetiştirecekleri inancıyla bu projeleri gerçekleştirmekteyiz. Bu yurt Türkiye genelinde 29. kız öğrenci yurdumuzdur. Bu yurdu Milliyet grubunun “Baba beni okula gönder projesi” kapsamında yapıyoruz. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.” Öte yandan 100 kişi kapasiteli yurdun 670 bin liraya mal olacağı ve bu yıl sonuna kadar tamamlanacağı belirtildi.
İLESAM İstanbul Şubesinden vefat eden üyelerine vefa örneği
Haber: İlker ÇAKAN
LESAM İstanbul Şubesi 2010-2011 sezonuna Sultanahmet Camii‘nde “Vefat eden 118 üyesine ve mevcut üyelerin vefat eden yakınlarının ruhlarına” mevlit okutarak başladı. 9 Ekim 2010 Cumartesi günü öğle namazına müteakiben okunan mevlit edinilen bilgilere göre sonraki yıllarda da devam ederek geleneksel hale getirilecektir.
Mustafa Necati Sepetçioğlu, İlhan Geçer, Tahir Kutsi Makal, Mustafa Faik Baysal, Şemsi Belli, Kerim Aydın Erdem, Halil Soyuer, Gültekin Samanoğlu, Fethi Tevetoğlu, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Ahmet Kabaklı, Dilaver Cebeci, Ayhan Songar, Abdülkadir Karahan, Mehmet Çınarlı, Zeki Ömer Defne, Özkan Yalçın, Faruk Sümer, Muzaffer Özdağ, M. Fahrettin Kırzıoğlu ve Osman Olcay Yazıcı vefat eden İLESAM üyelerinin bir kısmını oluşturmaktadır.
Sultanahmet Camii’ndeki programı Topkapı Teknik Oto Sanayi Sitesi Çinili Camii İmam Hatibi Ahmet Yüter‘in sunduğu programda ayrıca Sultanahmet Camii Baş İmam Hatibi Emrullah Hatipoğlu ve imamı Hasan Kara, müezzin kayyımları Bünyamin Özçiftçi, Metin Balcı, Muzaffer Çelikendaze ve Durmuş Akbulut, Koca Mustafa Paşa Sümbül Efendi Camii İmam Hatibi İbrahim Yıldırım, İkinci Matbaacılar Sitesi Camii İmam Hatibi Murat Özsoy, Fatih Camii Müezzin Kayyımı Necdet Ergin ve Sultanahmet Firuzağa Camii Müezzin Kayyımı Ömer ÖZGÜL mevlit ve dualar okudular.
Tuğgeneral Mehmet Akyürek’ten Amasya Üniversitesi ziyareti
Haber: İlker ÇAKAN
Amasya Garnizon Komutanlığına atanan Tuğgeneral Mehmet Akyürek Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Eren’i makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette karşılıklı iyi dileklerde bulunulduğu bildirildi. Rektörlük çalışanlarıyla da tanışan Akyürek’e Üniversite şilti sunuldu.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar: “Limon üreticisi zor durumda İhracat iadeleri acilen açıklanmalıdır”
Haber: İlker ÇAKAN
Ülkemizde yapılan narenciye üretimi, kendi ihtiyacımızı karşıladığı gibi dış ticaretimizde de önemli bir payı olan ürün gurubumuzu oluşturmaktadır diyen Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar yaptığı açıklamada şunları söyledi;
“Ülkemizde yapılan narenciye üretimi, kendi ihtiyacımızı karşıladığı gibi dış ticaretimizde de önemli bir payı olan ürün gurubumuzu oluşturmaktadır. Toplam yaş sebze ve meyve ihracatımız içinde narenciye 2009 yılında miktar bazında % 43, değer bazında % 41 pay almıştır. 2009 yılı itibarıyla narenciye ihracatımızdan elde edilen döviz gelirimiz yaklaşık 802 milyon dolar olmuştur. Görüldüğü üzere narenciye ülkemiz yaş sebze ve meyve ihracatının lokomotifi konumundadır.
Narenciye ihracatımız içerisinde 282 milyon dolar gelirle limon ilk sırada
Narenciye ihracatımızda, 2009 yılında bir önceki yıla göre değer bazında % 37’lik, miktar bazında ise % 43’lük bir artış meydana gelmiştir. Toplam 802 milyon dolarlık narenciye ihracatımız içerisinde 282 milyon dolar gelirle limon ilk sırada yer almaktadır. Ayrıca narenciye ihracatımızda ilk sırada yer alan limonda, ihracatımız geçen yıla göre miktar bazında % 82’lik, değer bazında ise % 37’lik bir artış göstermiştir. Verilerden de görüldüğü üzere limon, narenciye ihracatımız içerisinde önemli bir yer almaktadır.
İhracat iadelerinin amacına ulaşabilmesi
Bindiği üzere narenciye ihracatında verilen teşvik primleri yani ihracat iadeleri, Ülkemizin narenciye ihracatında diğer ülkelerle rekabet edebilmesi, iç piyasada fiyat istikrarının sağlanması, üreticinin hak ettiği geliri elde edebilmesi bakımından son derece önemlidir. İhracat iadelerinin amacına ulaşabilmesi, ihracatçının önünü görebilmesi ve ihracatın gelişmesi için zamanında verilmesinin yanında, yeterli miktarda verilmesi de büyük önem taşımaktadır. Dolar kurundaki düşüş, yeterli miktarda ihracat iadesi verilmemesi, verilen ihracat iadelerinin de mahsup şeklinde uygulanması dış piyasada rekabeti zorlaştırmaktadır. İhracatta yaşanan bir tıkanma ise üreticilerimize yansımakta, pazarlama problemi ile karşı karşıya kalan üretici fiyat düşüşleri ile maliyetin altına ürün satmak zorunda kalmaktadır.Narenciye sezonunun başlamasına karşın ihracat iadeleri henüz belli olmamış, limonda ciddi fiyat düşüşleri meydana gelmiştir.
İhracat iadelerinin belli olmaması nedeniyle fiyatlarda yaşanan düşüş
Eylül ayında üretimin en yoğun yapıldığı Mersin ilimizde 83 kuruştan satılan limon 60 kuruşa gerilemiştir. İhracat iadelerinin belli olmaması nedeniyle fiyatlarda yaşanan düşüşün yanı sıra, ürün de pazarlanamamaktadır. Pazarlanamayan ve ihraç edilemeyen ürün, hem üreticinin hem Ülkemizin ekonomik kaybıdır. Sektör dört gözle ihracat iadelerini beklemektedir. Ülkemizin 2009 yılı itibarıyla turunçgillerden elde ettiği ihracat geliri yaklaşık 802 milyon dolardır. 802 milyon dolarlık gelir getiren bu sektörün kendi kaderine terk edilmemesi ve üreticilerimizin mağdur olmasının engellenmesi bakımından, ihracat iadeleri acilen açıklanmalıdır.”
Yunanistan-Skydra Kasabasından Safranbolu’ya ziyaret
Haber: İlker ÇAKAN
Yunanistan-Skydra Kasabasından gelen 30 kişilik Rum kafilesi daha önce atalarının göç ettikleri Safranbolu’ya gelerek, Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Ersoy’u ziyaret ettiler. Ziyaret sırasında bir konuşma yapan Safranbolu Belediye Başkanı şunları söyledi; “Atalarımızın ortak şehri Safranbolu’ya hoş geldiniz. Safranbolu’nun bizim korumaya çalıştığımız kültürel değerleri, sizin de ortak değerleriniz.
Atalarımızın ayak izleri ortak
Bu şehirde atalarımızın izlerini arayıp bulduğumuzda mutlu oluyoruz. Atalarımızın ayak izleri ortak. Şu anda geçmişte beraber yaşadığımız ve zamanla ayrılmış olduğumuz akrabalarımla beraber hissediyorum kendimi. İnsanlar birbirlerinden mekân olarak ayrılsalar bile nesilden nesile aktarılan bir Safranbolu kültürünün varlığı da bir gerçek. Bu ortak kültüre sahip çıkmak, bu kucaklayıcı anlayışı da yok ettirmemek amacımız. Bizler burada sizin dedelerinizin evlerinin bekçileriyiz.

Safranbolu ile olan yakın bağları daha da güçlendirirken Safranbolu’ya ilk defa gelme imkânı bulan 80 yaşının üzerinde olan Stavros Karasavvas yaptığı konuşmasında annesinden ve babasından hep Safranbolu hakkında duyumları olduğunu, evlerinin olduğunu çeşmelerden su taşıdıklarını dinlediğini ifade ettiği konuşmasında “Bağlar diye bir yerin olduğunu hep duyardım, hep buraya gelmeyi isterdim ama fırsatım olmamıştı. Bu sene mutlaka gitmeliyim dedim. Küçük yaşımdan beri devamlı tarif edilirdi buralar. Gelenler giden olurdu hep anlatırlardı sanki daha önce burada yaşamış gibiyim. Burada olduğumdan dolayı çok mutluyum” dedi.
Gömlek cebinizde ne taşıyorsunuz?
Ülkelerin geleneksel giysileri artık tasfiye oluyor
Dünya küçülüyor, globalizmin etkisi her yerde hissediliyor
Bir zamanların bir birinden kopuk, bihaber toplumları artık bir birlerinin her şeyini biliyor, iyi yanlarını modelliyor, kötü yanlarını değiştiriyor
Dünya üzerindeki toplumların bir birleri ile fiziki temasta bulunabilmelerinde ulaşım ağının zenginleşmesi ve hız en büyük etkenken bilgisayar teknolojisi başta olmak üzere diğer iletişim araçlarının da baş döndürücü bir hızla gelişiyor olması toplumları bir birine yaklaştırdı
Artık Çin’deki adam o kadar uzağımızda değil, hatta Çin’deki adam Fatsa’dakinden daha yakınımızda
Bir tuş bir ekran yetiyor artık, dünyayı önümüze sermeye
Diyeceksiniz ki ;”Madem bu kadar yakınlaşıyoruz da savaşlar niye?”
İşte bu soruya aklı başında cevap vermek zor
Çağlar ne kadar değişirse değişsin, savaş gerçeği değişmeyecek sanırsam
Savaş, insanla alakalı bir durum
İnsanın olduğu her çağda vardı ve korkarım ki olacak!
Ne diyecektim konu yine nereye gitti!..
Efendim söylemek istediğim şu;
Kürselleşmeyle birlikte tüm toplumların ortak değeri haline gelen giysiler ortaya çıktı
Takım elbise, gömlek, kravat gibi
Ve bu giysilerin modelleri her ülkede aynıdır
Ceketin şekli, düğme sayısı, ceplerin yeri her ülkede aynıdır
ve gömlek, gömlekler de aynı model üretilmekte ve tüm dünyada aynı şekilde olanlar kabul edilmekte, giyilmektedir.
Bu günkü meselemiz işte bu gömlekler!..
Gömlekler
Modeline göre bir ya da iki tane yaka cebi olan, kısa kollu, uzun kollu, düğmeli ya da manşetli, genellikle kravat takılarak kullanılan şık bir giysi
Gömleklerin yaka cepleri ne işe yarar sizce?..
Neden gömleklere yaka cebi yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur?
Cepsiz de olamaz mıydı?..
Gömlek cebinin işlevinin toplumların kültür düzeylerini izlemek adına iyi bir done olabileceğini düşünüyorum!..
Şöyle ki; Gelişmiş, kültür düzeyi yüksek, eğitime önem veren ülkelere gittiğinizde gömlek ceplerine kalem, not defteri konulduğunu görmek kuvvetle muhtemel
Ya da en kötü ihtimalle gömlek ceplerine bir şey konulmadığını görmek
Tabi bu durum bir kural değil, toplumsal refleks haline gelmiş genel bir durumdur
Peki ya tam tersi bir durumda,yani kültür düzeyi düşük,eğitim alanında çıkmazları olan, ciddi sorunlar yaşayan,ekonomik anlamda problemli ,geri kalmış ya da az gelişmiş ülkelerde durum ne olur?…O ülkelerin insanları da cepli gömlek giyer ama o ceplerde genellikle sigara paketi ve çakmak taşınır
Kalem ve kağıtla pek işleri yoktur ama sigara ve çakmağı yüreklerinin üzerine denk gelen gömlek ceplerinde itina ile taşırlar
Tütünden sararmış dişleri ile sarı sarı gülümserler hayata ve tütün kokarlar bir ömür boyu
Gömlek deyip de geçmeyin efendim!..Basit bir gömleğin yaka cebinde taşımayı tercih ettikleriniz sizin hakkınızda, mensubu bulunduğunuz toplum hakkında ip uçları taşıyor olabilir
Gömlek cebinde kâğıt ve kalem taşıma refleksi elbette okumayla yakın ilişkilidir
Başka ülkelerin şu anda önemi yok ama bizim ülkemizde okuma oranının ne kadar düşük olduğu ortada
Okumayanın yazacak bir şeyi de olmuyor!
Bu ülke insanının gömlek cebinde kâğıt ve kalem taşımayı içselleştirecek duruma gelmesi ve bunun genelleşmesi umuduyla
Niçin Uluslararası Eğitim Yöneticileri Derneği?
Derneğimize üye olan ya da olmayan arkadaşların bazılarından, Derneğin ismi neden uluslar arası ile başlıyor diye eleştiri geliyor. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, bizim küresellikle falan işimiz yok! Derneğimiz 5 Haziran 2010 tarihinde, Denizli İli Bozkurt İlçe Milli Eğitim Müdürü sayın Muzaffer Öztaş başkanlığında, birkaç ilçe milli eğitim müdürü ve şube müdürü tarafından, özveride bulunularak Ankara’da kuruldu. Herhangi bir sendika yada siyasetçiden yada herhangi bir yerden icazet alınarak kurulmadı. Önceleri Derneğin ismi, Eğitim Yöneticileri Derneği olarak düşünülmüştür. Ancak bu isim ile Ankara merkezli başka derneklerin olduğu belirtilince, farklı isim arayışına girilmiş. Ankara merkezi dışında dernek kurulsaydı, isim eğitim yöneticileri derneği olabilirdi. Eğitim yöneticileri isminin başına Türk, Milli, Türkiye, Cumhuriyet, Atatürk gibi isimler ancak İçişleri Bakanlığımızın izni ile kullanılabilir. (Dernekler Kanunun, Dernek Adları Madde;28)
“Madde 28- Dernek adlarında; Türk, Türkiye, Milli, Cumhuriyet, Atatürk, Mustafa Kemal kelimeleri ile bunların baş ve sonlarına getirilen eklerle oluşturulan kelimeler İçişleri Bakanlığının izni ile kullanılabilir.”
İsim verme aşamasını, Başkanımız Denizli/Bozkurt İlçe Milli Eğitim Müdürü sayın Muzaffer Öztaş gerçekleştirdi. Doğrusu, isabetli bir isim olduğunu düşünüyorum. Derneğimizin değil ama benim şahsi görüşüm yüce Milletimize ait herkesin ortak değeri olan isimlerin, sembollerin derneklerin isimlerinde kullanılmasını doğru bulmuyorum. Atatürk, Cumhuriyet , Türk, İslam,Bayrak gibi isimlerle başlayan dernek isimleri bende başka şeyler çağrıştırıyor. Atatürkçü Düşünce Derneğine üye olmayanlar, Atatürkçü değil mi? Ya da Türk kelimesi ile başlayan derneklere üye olmayanlar, Türk değil mi?
Belki bu dernekler yurtdışında kurulsa bu isimler orada yaşayan vatandaşlarımızın birlikteliğini sağlamak için bir anlam taşıyabilir. Önemli de olabilir ama bu topraklarda yaşayan herkes için değerli olan ve bu milletin kültüründe var olan hepimize has sembollerin böyle fütursuzca kullanılmaması gerekir. Bizi birbirimize bağlayan yıllardır uğruna canımızı feda ettiğimiz değerlerin sadece bir kısım insanların üye olabildiği derneklere, lokallere verilmesini garipsiyorum.
Bu topraklarda yaşayanlardan kimler vatanını sevmez, vatan sevgisinin ölçütü nedir? Sadece bir kısım insanların arasında bulunmak, ölçüt mü? Ya da Atatürk, Türk, İslam, Bayrak isimlerinden kim rahatsız olabilir? Bu ve buna benzer ortak değerlerimizi bir grup yada zümre ile özleştirmemek gerekir. Çünkü bunlar hepimizin ortak değerleridir ve bizim ile de sonsuza kadar yaşayacaktır. Bundan kimsenin de şüphesi olmasın.
Uluslararası ismini kullanmak, Derneğimizin ilerde yapacağı AB projelerinde bize avantaj sağlayacaktır. Ulusal Ajansa, sivil toplum örgütü olarak alanımız ile ilgili projeler yapabiliriz. Bu da kişisel ve mesleki gelişimimize katkı sağlayacaktır. Yurt dışındaki eğitim yöneticileri ile iletişim sağlamada da bu ismin bizlere kolaylık sağlayacağını düşünüyoruz. Derneğimizin amacı, üyelerimizin mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi için çalışmalar yapmanın dışında bir amacı da budur. Bu neden ile Derneğimizin adının Uluslararası Eğitim Yöneticileri Derneği olmasını uygun gördük. İl-İlçe Şube Müdürlerinin, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılarının ve İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin Derneğimize üye olarak katkı sağlamalarını bekliyoruz ..










