Cuma, Nisan 3, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 280

Çanakkale-Eceabat Çanakkale Savaşları Rehberi Özkan Dal: ” Fotoğrafın Çanakkale Savaşı ile bir alakası yoktur”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Çanakkale-Eceabat Milli Parkı  Alan Kılavuzu-Çanakkale Savaşları Rehberi -Danışman: Özkan Dal Çanakkale Savaşları konulu yaptığım röportajda şunları söyledi; 

Yüzeyde ne kadar tarih var ise, denizin altında da

o gün ihtişamı ile duran tarih bir vardır

  “Bu görevimi 9 yıldır profesyonel olarak yapıyorum. Aynı zamanda Çanakkale batıkları dalgıçlığı da yapıyorum. Yüzeyde ne kadar tarih var ise, denizin altında da o gün ihtişamı ile duran tarih bir vardır. O da çok önemlidir. Türkiye’de zaten danışmanlık, tarih olarak en büyük yer altı ve deniz altı zenginliği burada mevcuttur. Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün 2004 yılında açmış olduğu kursa katıldık. O kursta başarılı olduktan sonrada bu belgeyi almaya hak kazandım.

Gelen insanların saf duyguları ile oynayarak onları kandırmamak gerekir

  Bu nedenle Gelibolu Yarımadası Milli Parkı alan kılavuzlarındanım. Bu konuda aynı zamanda Gelibolu Yarımadası Alan Kılavuzu olarak bir ilki teşkil ediyoruz. Bu görevi yapmak için önce bu bölgeye aşık olmak gerekir. Bu bölgeye aşık olmadığınız takdirde bu işi yapamayız. Burası artık bir rant haline dönüştü. Gelen insanların saf duyguları ile oynayarak onları kandırmamak gerekir. Doğru bildiğini anlatmak gerekir.

Doğru bildiğini anlatmak içinde iyi araştırmak gerekir

  Doğru bildiğini anlatmak içinde iyi araştırmak gerekir. Kısacası buraya aşık olmak gerekir. Bu bilgileri bu dokuz yılın vermiş olduğu araştırmalarla, Genel Kurmay Başkanlığı arşivi, ATS yayınları, burada askeri birlikleri de gezdirdiğimiz için onlarla ilgili diyaloglardan dolayı bilgilere ulaşmaya çalıştık ve halende ulaşmaya çalışıyoruz. Çanakkale Savaşları konusunda anlatılanlar ile benim dediklerim arasında fazla bir fark yoktur.

Olayın doğrusunu bilmeyenler, insanların o zaaflarından yararlanıyorlar

  Aradaki çarpıklık şuradan geliyor. Olayın doğrusunu bilmediğiniz zaman iş hurafeleştirmeye gidecektir. Olayın doğrusunu bilmeyenler, insanların o zaaflarından yararlanıyorlar. Buraya gelen insanlar öz niyetle geliyorlar. Şehitliklerimizi ziyaret edip, onlara dua edeceğiz diyorlar. Zikri-fikri bir olmayan insanlar, insanların bu zaaflarından yararlanıp, onları farklı şekillerde bilgilendirmeye çalışıyorlar.

Doğruluk boyutunu anlatırken bir takım eklemeler yapıyorlar

  Burada olayın boyutu çarpıklaşmaya ve hurafeleşmeye gidiyor. Çanakkale ili ilgili etraftan almış olduğunuz bilgilerin ve kitapların tabiî ki doğrulukları vardır. Fakat insanlar bu doğruluk boyutunu anlatırken bir takım eklemeler yapıyorlar. Bu eklemeler zaten olayın boyutunu farklı yönlere götürüyor.

Osmanlı İmparatorluğunu küçümsemek ve

Türk askerini küçümsemek için İngilizler tarafından yapılmış bir fotoğraftır

  Türkiye’de Çanakkale Savaşlarındaki o günkü askerlerimizin durumunu anlatan biri kısa boylu ve diğeri uzun boylu iki askerin fotoğrafı ile ilgili düşünceniz nedir; Hepimizin evine, işçilerimizin, esnaflarımızın dükkânlarına asmış olduğu o fotoğraf aslında bizler için güzel bir şeydir. Fakat bu fotoğrafa dikkatlice baktığımızda aslen Osmanlı İmparatorluğunu küçümsemek ve Türk askerini küçümsemek için İngilizler tarafından yapılmış bir fotoğraftır. Dolayısıyla o fotoğrafta anlatılmak istenen şudur;   

Fotoğraf 1918 yılından bahsetmektedir.

Bu fotoğrafın Çanakkale Savaşı ile bir alakası yoktur

   “İşte Osmanlı İmparatorluğu bu haldeydi. Almanlar o arkasında görmüş olduğunuz o uçak ve tayyareleri onlara verdikleri için o teknoloji ile orada başarılı oldular.” Demek istenmektedir. Fakat bu fotoğraftaki uzun boylu askerin üzerindeki üniforma Fransız üniforması, ayağındaki bot İngiliz botudur. Kısa boylu askerin başındaki şapka Alman şapkasıdır. Tabii bu fotoğrafın orijinaline baktığımız zaman bu fotoğraf 1918 yılından bahsetmektedir. Bu fotoğrafın Çanakkale Savaşı ile bir alakası yoktur. Ama İngilizler tarafından bizi hakir görmek ve zayıf görmek, küçültmek için yapılmış bu fotoğraf bizde tam ters etki yaparak daha çok bir milli şuur kazandırmıştır.

Çocuklarımıza olayın doğrusu anlatılmalıdır

  İnsanlarımız; vay be atalarımız ne halde mücadele etmişler de nasıl bu savaşı kazanmışlar diye düşünmüşlerdir. Tabiki bu olayın öyle düşünülmesi gerekir. Ama aklı kemale eren çocuklarımıza olayın doğrusu anlatılmalıdır. Bu fotoğraf bize İngilizler tarafından sunulmuştur. Fakat Türkiye’de bulunan ve bu işten rant sağlayıp, bu işten para kazanmak isteyen bazı insanlarda buna alet, aracı olmuşlardır. Bu fotoğrafın Çanakkale Savaşları ile ilgisi yoktur. Fakat aslında İngilizler tarafından kasıtlı olarak askerlerimizi küçük düşürmek amacıyla piyasaya sunulmuştur.”

Eceabat Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı B. Erdinç Tursun: “Gelibolu Yarımadası Milli Parkının işletmeciliğini istiyoruz”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Çanakkale-Eceabat Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı B. Erdinç Tursun, Eceabat konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

Milli Park sorunumuz vardır 

  “Toplam 455 üyemiz vardır. Her yıl 25-30 üyemiz çıkıyor ve bir o kadar üyemizde her yıl yeni kayıt yaptırıyor. Dolaylı olarak üye sayımızda bir azalma ve çoğalma olmuyor. Üyelerimize kredi veriyoruz ancak paranın geri dönüşümünde sorun yaşıyoruz. Bu sorunumuz yıllara geriye doğru baktığımızda geriden gelen bir sorunumuzun olduğu ortaya çıkmaktadır. Bizim Milli Park sorunumuz vardır. 2002 yılında Sayın başbakanımızın ilçemize gelmesi ile birlikte biz bu turizmi lehimize çeviremedik. Çevre illerden gelenler burayı bir potansiyel gördü. Eceabat halkı olarak biz bundan gerekeli faydayı sağlayamadık. Örnek olarak İstanbul- Kağıthane Belediyesi geliyor. Buraya yılda onbinlerce insan geliyor ama gelen insanlar çeşitli firmalarla yemekleri geliyorlardı. Daha sonraki yıllarda yöre insanımız kendini geliştirdi. Yöresel faaliyette bulunan birkaç işletmeci arkadaşlarımız çıktı.

İl dışındaki belediyeler Çanakkale turları düzenliyorlar

  Bu seferde belediyeler işi taşeron firmalara işi ihale etti. Kendileri bu sefer sabah öğle akşam diye fiyat vermeye başladılar. Bu firmalar insanları on bin liraya doyuracağım diyor fakat kendisi belediyeye onbeşe veya yirmiye satıyor. Burada suya sabuna dokunmadan ortada bir rant var. İl dışındaki belediyeler Çanakkale turları düzenliyorlar. Fakat biz esnaf olarak bir şey kazanamıyoruz. Onlar her şeylerini beraber getiriyorlar. Sadece bize çöp bırakıyorlar. Belediyeler bu tur işlerinden ellerini çeksinler. Belediyelerin işleri turizm yapmak değildir. Bu işi her bölgede çalışan insanlar yapsınlar. Bu iş için ben Ulaştırma Bakanlığından D2 belgesi aldım.Fakat Ulaştırma Bakanlığının çıkarmış olduğu bu  belgeyi Çanakkale Valiliği kabul etmeyerek bu konuda iş yapanlara Y belgesi vermeye başladı. Burada bir haksızlık olmuş oldu. Bu konuyu biz mahkemeye verdik.

D2 belgesini almak için devlete o zaman 16 milyar yatırdım

  Valilik savunmasında gezi özgürlüğünü kısıtlayamazsınız tezini savundu. Y Belgelerinin süresi 2015 yılında bitecek ve bu belgeyi alanlar tekrar insan taşıyamayacak. Ben D2 belgesini almak için devlete o zaman 16 milyar yatırdım. Daha önce D2 belge almayan insan tur taşımacılığı yapmıyordu. Ben bu yüzden ceza yediğim için D2 belgesi aldım. O zaman Çanakkale Valiliği bir genelge çıkararak,  valilikten Y belgesi alanların Eceabat içinde tur taşımamacılığı yapabileceğini belirtti. Y Belgesi güzergah taşımacılığı belgesidir. Bizim aldığımız D2 belgesi ise Türkiye ve yurt dışına grup yolcusu taşıma belgesidir. Kısaca D2 belgesi zaman tarifesiz yolcu taşımacılığı belgesidir. Bir yolcuyu bir yerden alıp, diğer yere arak durak yapmadan saat tarifesi olmayan düzenli-düzensiz yolcu taşımacılığıdır. D2 belgesinin değeri 16 milyardır.

Valiliğin verdiği bu Y belgesinin değeri 500 TL’dir

Bunun yanında 75 koltuklu bir araç istiyor.  Bunun için ayrıca üç araç alsanız 50’şer milyardan üç araç 150 milyar eder. Çanakkale bölgesinde bu belgeyi 3 kişi aldı. Biz bu belgeyi aldıktan 3 yıl sonra Valilik ilçeler arası 100 km. sınırı aranmaksızın Y Belgesi vereceğini belirtti. Valiliğin verdiği bu Y belgesinin değeri 500 TL’dir: Çanakkale Valiliği Y Belgesi ile ilgili genelgeyi 2 yıl önce çıkardı. Çanakkale Valiliğinin vermiş olduğu Y belgesinin iptali için Eceabat, Ezine, Bayramiç Taşıyıcılar Kooperatifi olarak bununla ilgili mahkemeye dava açtık. Mahkeme gezi özgürlüğünü kısıtlayamazsınız diye karar vererek davayı biz kaybettik.

 
                                          
                                      Eceabat Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve
                                  Kefalet Kooperatifi Başkanı B. Erdinç Tursun
  
Eceabat’a yılda ortalama 2 milyondan fazla insan geliyor

  Mahkeme bununla ilgili Çanakkale Valiliğinin vermiş olduğu Y belgesini uygun gördü. Bu konuda valilik kararı Ulaştırma Bakanlığının çıkarmış olduğu karardan üstün değildir. Eceabat’a yılda ortalama 2 milyondan fazla insan geliyor. Biz yöre esnafı olarak bundan yeteri kadar faydalanamıyoruz. Bunun için taşımacılık yapan firmaların düzenli olması ve belediyelerin bu işten el çekmeleri, taşımacılık işlerini turizm belgelerin araçların yapması gerekir. Bunun sonucu yöre insanına katkısı olacaktır. Özellikle ilçede paket turu yapacak firmaların oluşturulması gerekir. Belediyeler turizmden el çeksinler, yolcularını Eceabat sınırlarında bıraksınlar ve Eceabat sınırları için gelen misafirleri biz gezdirelim diyoruz. Bu önerimizi Eceabatlı esnaflar olarak istiyoruz.

Turlarlarla gelen insanlar rehber almadan gezemeye çıkamıyorlar

  İlçemize 2 km. uzaklıkta ana tanıtım merkezi yapıldı. Bu ana tanıtım merkezinin 3-4 yıl önce ihalesi verildi. Zamanında bu ihale ile ilgili birçok söylentiler çıkmıştı. Buraya il dışından gelen turlarlarla gelen insanlar rehber almadan gezemeye çıkamıyorlar. Buraya turlarla gelen insanlara bazı standartlar getirildi. Tanıtım merkezine gelecek insanları gezi alanında gezdirmek için Çevre ve Orman Bakanlığı-Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından 90 tane araç alımı için ihale yapılacağını öğrendik. Bu araç alımını bir firma alacak. Buradan yine böylece hiçbir gelir Eceabat insanına yansımayacaktır. Bu durumu ilçemize Mart ayında gelen Çevre ve Orman Bakanımız Veysel Eroğlu’na söylemiştim. Bu konuşma basına kapalı olarak yapıldı.

Biz milletvekillerimizden çocuklarımıza iş istemiyoruz.

  Biz milletvekillerimizden çocuklarımıza iş istemiyoruz. Biz müstecir olmak istiyoruz. Bu alınacak 90-100 tane arabayı bizim kooperatiflerimiz alsın. Böylece ilçe dışından şehitlikleri gezmek için Eceabat’a otobüslerle gelen insanlar ana tanıtım merkezine gelecek daha sonra ise alınacak bu 90 tane araçla ziyaretçiler bu araçlarla rehberler eşliğinde gezeceklerdir. Bu ilçe içi taşımacılığı ile ilgili 90 araç alımı ihalesinin kooperatif olarak bize verilmesini istiyoruz. Biz alınacak o arabaların üzerinde şoförlük yapmak istemiyoruz. Biz müstecir olarak devletimize katma değer vergisi verip, istihdam sağlamak istiyoruz. Milletvekillerim ve bakanlarımdan benim çocuklarıma iş bul istemiyorum. Ben yıllarca Milli Parklarda taşımacılıkta zarar görmüş bir insanım.

Sayın Başbakanıma ve Sayın Cumhurbaşkanıma,

bütün bakanlarıma buradan sesleniyorum

  Bundan sonra bunun meyvesini görmek istiyorum. Sayın Başbakanıma ve Sayın Cumhurbaşkanıma, bütün bakanlarıma buradan sesleniyorum.    Devlete verdiğim vergi 2002 yılına kadar yükselirken, devlete verdiğim vergi 2002 yılından sonra düşmeye başladı. Ben vergimi yükseltip, devletime daha çok vergi vermek istiyorum. Ben alınacak arabalarda şoförlük yapmak istemiyorum, ben müstecir olmak istiyorum. Benim esnafım müstecir olmak istiyor. Buraya Milli Park kurulalı 30 yıl oldu. Şimdiye kadar ekonomik olarak kazanamadık. Artık burada yaşamanın meyvelerini görmek istiyoruz. Burada geçen bir anımı anlatmak istiyorum. Büyük Anafartalar da yaşayan arkadaşım Direk Avcı’nın babası Dede Mehmet Avcı o zaman tarlasına yağmurdan sığınmak için 3-4-5 metrekare dam yaptırdı. O zamanlar burada hapishaneler vardı.

Gelibolu Yarımadası Milli Parkının tüm işletmeciliğini biz istiyoruz

  Bu nedenle Dede Mehmet Avcı 6 ay bu hapishanede yattı. Hapishaneden çıktıktan sonra adam kahrından vefat etti. Bu hiçbir zaman unutamadığım bir anıdır. Saroz Körfezine yapı yapan zenginler ise para cezası ödeyerek hayatlarında hiçbir kısıtlama yaşamadılar. Biz o zaman ilk şehitlerimizi burada verdik. Biz yerel halk olarak Gelibolu Yarımadası Milli Parkının tüm işletmeciliğini biz istiyoruz.Raci Bademli tarafından  hazırlanan beş yıllık uzun dönemli kalkınma- gelişme planı o dönemin bakanına, cumhurbaşkanına sunulduğu zaman buradan pay alacaktık.Buradan hiçbir pay alamıyoruz. Bize ev pansiyonculuğunu  uygun görüyorlar.  Bizi Biz burada 200-300 yataklı pansiyona bakıyorduk. Burası 3-5 yılı sonra turizme açılacak ve buraya dışarıdan insanlar gelecektir.

Biz ırgatlık yapmak istemiyoruz

  Böylece diğer yerlerde olduğu gibi ırgatlık yapacağız. Biz ırgatlık yapmak istemiyoruz. Yerel yöneticilerimiz bu konuda pasif davranıyorlar. Bizim gibi gerekli duyarlılığı göstermiyorlar. Son 15 yıldır buraya gelen kaymakamlarımıza kendilerine Malkara örneği vererek diyorum ki Malkara’ya 30-40 yıl önce orada  görev yapan kaymakamımız o zaman fabrika işletim ünitesi ile birlikte kurulan süt birliği ilçeye 10 km. uzakta iken bugün ise Malkara 10 km. dışarı büyüdü ve o zaman kurulan  süt fabrikası bugünkü ilçe sınırları içinde kaldı. Böylece o zaman kurulan süt fabrikası sayesinde Malkara bugün çok büyüdü. Bundan önceki kaymakamdan iki ay önce gelen kaymakamımız bir süt birliği kurdu. Daha sonra gelen kaymakamız tarafından bu süt birliğinin işletmesi bir şahsa verildi. Bu şahısta bildiğim kadarıyla üreticilere süt parası vermiyor, yem veriyor.

Buranın işletme hakkı bizim hakkımızdır

  Türkiye bulunan 35 milli parktan birisi Gelibolu Yarımadası Milli parkıdır. Burası ayrı özellikle işletiliyor. Buranın işletme hakkı bizim hakkımızdır. Burada insanlara birbiriyle geçinemediği için bize de ceza veriliyor. Devlette siz birbirinizle geçinemiyorsunuz diye işletmeciliği başkalarına veriyor. Bizde böylece ırgatlık yapmış oluyoruz. Burada bağcılık yapmak istiyoruz. Buradaki devletin ziraat kurumu bir işe yaramıyor. Vatandaşla yeteri kadar ilgilenmiyorlar. Bundan yaklaşık 20 yıl önce bir tane emlakçı  insanlarımızı  ikna ederek elerindeki tarım arazileri satın aldı.Bugün burada 5-6  emlakçının elinde olan ve geçmiş dönemlerde 5-10 bin dönüm yerler toplanmış ve parsellenmiş ve burada % 20 inşaat oluyor. Şimdi satın alınan bu tarım arazilerinde bağcılık yapılıyor ve şimdi bizimkiler burada ırgatlık çalışıyor.

Geçmiş dönemlerde alamadığımız kredilerimizi bu dönemde aldık

  Buranın üzüm bağları meşhurdur. Daha önce zaten burası eski Yunan kasabasıdır. Hayvancılık için kredi veriliyor. Devlet bunun karşılığı ipotek istiyor. Vatandaş ipoteği nasıl verecektir. Eskiden kredim 20 milyar iken bugün kredim 5 milyara çıktı. Bugün bölgemizde 75 milyar kredi verilebiliyor.  Biz geçmiş dönemlerde alamadığımız kredilerimizi bu dönemde aldık. Bu yüzden buna sebep olanlardan Allah razı olsun. Biz zor dönemlerden, krizlerden geçtik. Bugün faiz oranı  % 6’dır. Bu çok güzel bir orandır. Bugün rafımızı dolduracak mal alabiliyoruz ama satacak müşteri bulamıyoruz. Bu nedenle bize işletmecilik verilsin istiyoruz. Böylece özerkliğimiz olsun. Bizim milli parkımız diğerlerinden farklıdır. Bizimle ilgili Bakanlar Kurulundan bir karar çıkarılsın istiyoruz..”

Sanatçı –Bestekar Sefer Karabulut’un Amasya’nın elmaları klipi üzerine

0
  Halk müziği öz kültürümüz açısından tarihi geçmişe dayanan en önemli müzik kültürlerimizden birisidir. Türk halk müziği besteleri özellikle anonim dalındaki halk müziği türküleri genelde bir olayı tasvir eder veya anlatır. Genelde Türk Halk Müziği yaşamımızda önemli bir yer tutar. Onlarla şenlenir, onlarla hüzünleniriz. Türkülerimiz sanki bizim kalbimize hitap eder. Bizim milletimizin halk müziğine özel aşinalığı vardır. Genelde her türlü müzik güzeldir. İnsanın müzik dinlemesine ihtiyaç vardır. Geçmiş tarihi dönemlerde insanlar müzikle tedavi edilirmiş. Amasya’daki tarihi Bimarhane sadece hastaları tedavi için kurulmuş ve döneminin en önemli müzikli tedavi merkezidir.
  İnsanı müzik dinlendirir ve rahatlatır. Şimdiye kadar ve müzik ve müziğin önemini bahsettikten sonra örnek bir davranış ve vefa örneği sergileyen Türk Halk müziği sanatçısı ve bestekarı Adanalı Sefer Karabulut’tan konu etmek istiyorum. Sefer Karabulut yaklaşık 40 yıl önce Amasya’da askerlik yapar, Amasya’da hayatı boyunca unutmadığı güzellikler yaşar ve kısaca tarihi Amasya’ya hayran kalır. Gerçekten de Amasya tarihi doğal güzelliği yönünden hayran kalınacak en önemli kültür şehirlerimizden birisidir.  
  Sanatçı Sefer Karabulut kendisinin Amasya hayranlığı nedeniyle yıllar sonra Amasya için beste yazmaya ve okumaya karar verir. Bu hayalini gerçekleştirmek yıllarca uğraşır ve bu konuda mücadele eder. Geçen günlerde sanatçı Sefer karabulut bestesini kendisinin yazdığı “Amasya’nın elmaları klipini Amasya’da çeker. Böylece bestakar Sefer Karabulut geçmiş dönemde Amasya için vermiş olduğu sözü yerine getirmenin mutluğunu yaşamıştır.
  Amasya’nın elmaları klipinin Amasya’da çekim çalışmalarına başlayan Adanalı Türk Halk Müziği Sanatçısı Sefer Karabulut halen Muğla-Marmaris’te yat döşeme işi ile uğraşmaktadır. Sanatçının “Marmaris’ten Datça’ya” adlı kendi bestelerinden oluşan bir albümü 2008 yılında çıkmıştır. Bu albümde Marmaris’ten Datça’ya adlı şarkısına klip çekmiştir. 
  “Amasya’nın elmaları” adlı şarkısının da içinde bulunacağı yeni albüm çalışmasına başlamıştır.  Bu davranış Amasya halkına hizmet etmek noktasında kararsız kalanlara güzel bir örneklemedir. Ülkesine ve yöresine, milletine hizmet etmek isteyenler için Sanatçı Sefer Karabulut’un Amasya için yaptığı Amasya’nın elmaları klipini yapmak vefa örneği bir davranıştır.
  İnsan hayatında vefalık olmak önemlidir. Vefalı insan, insanın kara gün ve akgün dostudur. Dostlukta vefalı olmak, vefanın arkasında durmak gerekir. İnsan hayatında karşılıklı dostluklarda vefa hep ön plana çıkmaktadır. Dostluklarda hep başarı vardır. Bu durum devletler arasında da geçerli olan bir davranıştır. İnsanın hep hayatta dosta ihtiyacı vardır. Türkülerde insanlarımızın dostudur. Sefer Karabulut genelde bestelerini yöresel kültürlere dayandırmaktadır.
  Amasya’nın elmaları adlı türkü klipinin çekim çalışmalarını Amasya’da tarihi Bimarhane’de başlatan Sanatçı Sefer Karabulut böyle bir klipi hazırlamada Amasya ve Amasyalı sevgisi etkili olmuştur. Şarkının müzikleri İzmir’de bir stüdyo tarafından hazırlanmış olup, klip Yönetmenliğini Vedat Çağırgan, Müzik Yönetmenliğini ise Mehmet Düzgün yapmaktadır. Amasya’nın elmaları klipinde; sakine rolünde İzmirli Manken Kübra Pekmez ve Amasya Milli Eğitim Müdürlüğü Spor Kulübü Amasya Geleneksel Halk Oyunları oynamaktadır.
  Türkülerindeki kliplerde hep türküye konu olan o yerin tanıtımı ön plana çıkmaktadır. Hoş bir ses tonu ile izleyicilerin beğenisini kazanan Besteci sanatkar Sefer Karabulut diğer yörelerinde Türkülerini ve kliplerini hazırlamak için sürekli beste yazmaktadır. Kendi memleketlerine hizmet yapması gerekenlerin Sanatçı Sefer Karabulut gibi düşünen  iş adamlarımızın çoğalması dileğiyle.

Derneğimizin stratejisi

0

  Uluslararası Eğitim Yöneticileri Derneğinin (UEYDER) amacı; üyelerimizin günden güne gerileyen mali ve özlük haklarını savunmak, üyelerimiz arasında dayanışmayı sağlamak, üyeler arasında iletişimi güçlendirerek üyelerimizin mesleki gelişimine katkı sağlamak,  dolayısıyla gerçekleştirdiğimiz hizmetin kalitesini arttırmak ve Ülkemizin eğitim sorunları hakkında kamuoyunu bilgilendirmek, bu konular ile ilgili önerileri ilgililerle paylaşmaktır.

  Derneğimizin amacına ulaşması için moda tabiri ile bir yol haritamızın olması gerekir. Bizim de dernek yönetimi olarak aşağıdaki gibi bir eylem planımız var; Üye Kayıtları, Derneğin Milli Eğitim Camiasına tanıtılması, Yönetim Kurulu Toplantıları; (Görüşmeler), Özlük ve Mali Haklar ile ilgili olarak Konun Muhatapları ile Görüşmeler Yapılması, Demokratik Tepki Gösterme (Faks Çekme ve Mail Atma gibi), Basın ile İlgili Çalışmalar, Üyeler Arasında İlişkileri Geliştirme, Milli Eğitimin Genel Sorunları ile ilgili Çözüm Önerilerinin Paylaşılması, Üyelerin Mesleki Gelişimlerine Katkı sağlayacak Projelerin Paylaşılması.

  Birinci ve öncelikli olarak yapmamız gereken, derneğimizin üye sayısını arttırmaktır. Uluslararası Eğitim Yöneticileri Derneğinin etkili olması ve kamuoyunda ses getirebilmesi için üye sayımızın beşyüzün üzerinde olması gerekir. Yani görevdeki kadrolu eğitim yöneticilerinin en az % 25 inin Derneği üye olarak, desteklemesi lazım. Bunun için teşkilatlanma çalışmalarımız önceliğimiz olacaktır. Bu konuda sadece dernek yönetimine değil, şu an üye olan tüm arkadaşlarımıza da görevler düşmektedir. Üye olmakta tereddüdü olan yönetici arkadaşlara,  derneğimizi tanıtalım.

  Bir derneğin etkili olması için tanıtılması önemlidir. Bu amaçla memurların takip ettiği web sitelerinde, formlarda ve basında, derneğimiz ile ilgili yazıların yer alması gereklidir. Bizlerde zamanımız oldukça bu amaçla memur web sitelerine mailler atıp birçok konuda bizim ile ilgili yazılara yorumlar yapmalıyız. Ben, bize bu köşeden sorunlarımızı yazma fırsatı veren Kamudan Haber sitesi editörü Sayın Mehmet Yılmaz’a teşekkür ediyorum.   Derneğimizce düzenlenecek olan mail atma ve faks çekme eylemlerine hep birlikte katılmalıyız. Sendikalara üye olan şube müdürü arkadaşlarımızın sendika yönetimindeki yöneticilerle mali ve özlük haklarımız ile ilgili sık sık görüşme yapmaları da Derneğimizin tanıtımına katkı sağlayacaktır.

  Üye sayımızı arttırmanın ve Derneğimizi tanıtmanın bir başka yolu Bakanlığımızın düzenlediği hizmetiçi eğitim faaliyetleridir. İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde görev yapan arkadaşlar daha sık hizmetiçi eğitim faaliyetlerine katılıyorlar. Bu kurs ve seminerlerde Derneğimizi tanıtalım. Seminer saatleri dışında bir araya gelerek sorunlarımızdan bahsedelim. Mesela, bu hafta içerisinde Antalya’da İl Milli Eğitim Şube Müdürlerinin de katıldığı bir hizmetiçi eğitim programı var.

  Dernek yönetimi olarak üyelerimizin mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi ile ilgili geçen haftalar içerisinde eğitim sendikalarının genel başkan yardımcıları ile görüştük. Ayrıca Personel Genel Müdürümüz ve Personel Genel Müdür yardımcımız ile yararlı görüşmeler yaptık. Sorunlarımız ile ilgili hazırladığımız kitapçık ve cd yi kendilerine sunduk.

  Bu hafta içerisinde de bu sefer konun muhatabı olan siyasetçiler ile görüşmeyi planlıyoruz. Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Kahramanmaraş AK Parti Milletvekili Sayın Mehmet Sağlam ve komisyonun diğer üyeleri ile görüşeceğiz. Yönetimdeki arkadaşlarla birlikte Derneğimizin tanıtımını yapacağız. Mali ve özlük haklarımız ile ilgili sorunlarımızı anlatacağız. Bu görüşmelerdeki izlenimlerimizi derneğimizin sitesinden ve Habergünebakış Sitesinden(www.habergunebakis.com) sizlerle paylaşacağız.

  Örgütlenmemizin başarılı olabilmesi için bir ve beraber olmamız gerekir. Derneğimize sahip çıkmamız gerekir. Yoksa bugünkü mali ve özlük haklarımızı bile yarın arayabiliriz!

KAYAD Genel Merkez binasının açılışını Sayıştay Başkanı Dr. Recai Akyel yaptı

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Merkezi Ankara’da bulunan KAYAD Genel Merkez binasının açılışı Sayıştay Başkanı Dr. Recai Akyel tarafından 23 Ekim Cumartesi günü saat: 13:00 de   yapıldı. KAYAD Genel merkez binasının  açılışında bir konuşma yapan KAYAD Genel Başkanı Ali Koplay şunları söyledi; “Derneğin 2005 yılında sivil toplumun gücüne inanan  denetim elemanı, bürokrat, akademisyen ve özel sektör temsilcilerinden oluşun multi-disipliner kişiler tarafından kurulduğunu ifade etti. Dernek merkezinin mülkiyetinin alımında emeği geçenlere  çok teşekkür ederim. Dernek Genel Merkezimizin açılışına uzaktan-yakından gelen  sayın ve  değerli bürokratlara, akademisyenlere, denetim elemanlarına ve iş dünyasında çalışan dostlarımıza KAYAD olarak şükranlarımızı sunar,  işlerinde başarılar diler, saygı selam ve sevgilerimizi sunarız. KAYAD Genel Başkanı Ali Koplay şu ana kadar yapılan  dernek faaliyetlerinden de  kısaca bahsederek konuşmasını tamamladı.

 
                         
                            KAYAD Genel Merkezi açılışına katılan Sayıştay Başkanı
                       Dr. Recai Akyel-KAYAD Genel Başkan Ali Koplay ve dernek üyleri
 
  KAYAD Genel Merkez binasının açılışında bulunmak üzere gelen Sayıştay Başkanı  Dr. Recai Akyel  ise şunları söyledi; ” Sivil toplum çalışmasının ülkenin kalkınması için çok gerekli bir alan olduğunu ifade ederek, Ankara’nın göbeğinde böyle bir sivil toplum çalışmasını yürekten desteklediğini söyledi. Ayrıca bu güzel derneğin oluşumunda  emeği geçenleri de kutlarım. Ailelilerinizle birlikte mutlu bir yaşam geçirmenizi,  işlerinde ve sivil toplum çalışmalarında başarılar dilerim.”

  Daha sonra ise Sayıştay Başkanı Dr. Recai Akyel’e KAYAD Genel Başkanı Ali Koplay plaket verdi. Ayrıca, derneğe  maddi ve manevi emeği geçen KAYAD üyesi Mehmet Ali Polat’a  da plaketini Sayıştay Başkanı  Dr. Recai Akyel verdi. KAYAD Genel Merkezinin açılışı nedeniyle düzenlenen programın sunuculuğunu  KAYAD Denetleme Kurulu Başkanı Özgür Şahin yaptı.

 

MEB Şube Müdürlerinin özlük hakları ile ilgili sorunları

0

  Bu köşede sorunlarımızı dile getirirken bazen aynı konuları tekrar tekrar yazdığımda olacak. Bunun farkındayım. Sorunlarımız durdukça sağır sultan duyana kadar problemlerimizi yazacağım. Daha önce mali haklarımızın astlarımız karşında yıldan yıla nasıl azaldığını yazdım. Aslında sadece problemimiz mali haklar değil. Özlük haklarımızda bir o kadar kötü ve yine astlarımızdan da bir o kadar geri durumda. Bugün okul yöneticilerinin atama ve yer değiştirme yönetmeliği var. Mahkemeye gide gele şimdi kimsenin pek de itiraz edemeyeceği bir yönetmelikleri oldu. Bizim ise yer değiştirme yönetmeliğimiz yok.

  İl-ilçe milli eğitim şube müdürlerinin, ilçe milli eğitim müdürlerinin ve il milli eğitim müdür yardımcılarının özlük hakları hiçbir zaman istenilen adaletli bir kritere sahip olmadı. Bu dünde böyleydi, bugün de böyle. 1999 yılında çıkan yönetmelikte ilk defa atanma ile ilgili daha doğru kriterler vardı. Ama yer değiştirme ile ilgili bir düzenleme hiçbir zaman yapılmadı. Bu kadrolarda görev yapanlar astları gibi tercih yaparak bir İl’den başka bir İl’e atama isteyemediler. 23.07.2010 tarihinde değiştirilerek tekrar yayınlanan Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği de beklentileri karşılamaktan uzak bir yönetmeliktir. Zaten Yönetmelikte sadece ilk atama ile ilgili hükümler yer almaktadır. Yer değiştirmenin nasıl yapılacağına dair hükümler yoktur.

  İlk defa atanma ile ilgili de sıkıntılar var. Öncelik ile ödül ve cezalar ile ilgili konu başlıkları yeniden düzenlenmelidir. Uyarı ve kınama cezaları için  Ek-1 sayılı Personel Değerlendirme Formunda verilen – puanlar kaldırılmalıdır. Ödüller konusu da sıkıntılıdır. Bazı sendikalar okul yöneticiliği sınavından önce verilen ödülleri yargıya taşımışlardı. Kaldı ki; yüksek lisans yapmaktansa, 3 adet takdir almak daha önemli olmuştur. Ödüller üst öğrenim görmenin önüne geçmektedir. Bu da doğru değildir! İhtiyacın 3 katı kadar personel belirlemede ölçüt önce Ek-1 formu değil de, sınav olmalıdır. Ek-1 formu ile seçim yapmak gençlerin önünü kapamaktır. Hizmet içi öncesi ve sonrası iki sınav yapılmalıdır. Ayrıca okul müdür başyardımcılığı kadroları için bir yıllık yöneticilik şartı aranırken şube müdürlüğüne atanma için bu şartın aranmaması düşündürücüdür.

  Okul müdürlerinin sınavsız şube müdürü olarak atanamayacağı Yargı kararı gereği mecburen düzenlenirken; diğer taraftan değişiklikten öncede var olan; aynı kişilerin sınavsız olarak daha üst görevler olan ilçe Milli Müdürü ya da İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı olarak atanabilecekleri yönetmelikle hüküm altına alınmıştır. A tipi bir okulda 8 yıl Müdür olarak görev yapanların İl Milli Eğitim Müdürü olarak atanmasına imkân sağlayan hükümler aynen korunmuştur. Mahkemeler okul müdürlerinin sınavsız şube müdürü olarak atanamayacağını verdikleri kararlarla ilan etmesine rağmen, sınavsız şube müdürü olamayanların şube müdürlük makamından üst görev makamlara atanmasına yol açan yönetmelik hükümleri çelişkidir. İl Milli Eğitim Müdürü ile Okul müdürü arasında kaç makam var? Okul müdürlerinin bu şekilde görevde yükselmeye tabi olması hiyerarşik açıdan doğru değildir. Bakanlığımız ya da şunu yapmalıdır. Milli Eğitim Müdürlüklerinde görev yapan bizlerin yönetim kademelerini yeniden belirlemeli, Okul Müdürlüğü İl Milli Eğitim Müdürlüğünün hemen altındaki yönetim kademesi olarak belirlemelidir! Ancak, O zaman bu çelişki ortadan kalkar!

  Okul Müdürleri sınavlı kadrolara sınavsız olarak atanabilmektedir. Önce ilçe milli eğitim müdürlüğüne ya da il müdür yardımcılığına atanan okul müdürü iki yıl sonra şube müdürlüğüne isterse geçiş yapabilmektedir. Bu da kanuna karşı hile yapmaktır.

  Görevde yükselme sınavı yapılmadan önce il-ilçe milli eğitim şube müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve il milli eğitim müdür yardımcıları isteğe bağlı yer değiştirebilmelidirler. İsteğe bağlı yer değiştirmeden önce yapılacak ilk atama başka bir adaletsizliğe yol açacaktır.

  Yönetmeliğin 25. maddesinde şube müdürü, ilçe milli eğitim müdürü üst görevlere hizmet yıllarına göre atanabilirler hükmü yer almaktadır. Ama nasıl atanacağı ile ilgili bir hüküm yoktur. Şube müdürü nasıl ilçe milli eğitim müdürlüğüne atanır? Ya da ilçe milli eğitim müdürü, il milli eğitim müdürü kadrosuna nasıl atanır? Duyuruyla mı? Sınavla mı? Belirsiz! Bunun için görevler arasındaki geçişler kesinlikle sınavla olmalıdır.

  Bizlerin ne kadar süre ile nerelerde çalışacağımız belli değil. Nasıl ki 36 yıldır okul müdürlüğü yapanların yerleri değişti ise uzun süredir aynı il ve ilçelerde çalışan bizlere de adil bir rotasyon uygulaması gelmelidir. Ama öncelikle, müfettişlerine yapılan ek gösterge artışı il-ilçe milli eğitim şube müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve il milli eğitim müdür yardımcılarına da yapılmalıdır.

Trabzon Valisi Recep Kızılcık Arap ülkelerinin Türkiye Büyükelçilerini konutunda ağırladı

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Erşad Hürmüzlü ile üç günlük bir ziyaret için Trabzon’a gelen; Kuveyt, Mısır, Tunus, Yemen, Libya, Cezayir, Katar büyükelçilerini Trabzon Valisi Recep Kızılcık ve eşi Sema Kızılcık, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın eşi Verda Özak’ın da aralarında 7 Arap ülkesinin büyükelçilerini ve eşlerini valilik konutunda ağırladı. Konuyla ilgili görüşlerini açıklayan Trabzon Valisi Recep Kızılcık şunları söyledi;

 

                           
                         Kuveyt, Mısır, Tunus,Yemen, Libya, Cezayir, Katar Türkiye
                    Büyükelçilerinin eşleri Trabzon Valiliği konutunda  yemek alırken
 
  “Trabzon’umuz tarihi geçmişi, kültür varlıkları ve doğasıyla turizmde son derece önemli bir merkez. Sayın büyükelçilerin bu güzellikleri bizzat kendilerinin tecrübe etmelerini, görmelerini ve böylece de kendi ülkelerinde ilgili yerleri bilgilendirmelerini istedik. Bu üç günlük gezinin sadece Trabzon’umuz için değil, bölgemiz ve ülkemiz adına çok olumlu geçtiğini söyleyebilirim. Başlattığımız bu güzel ilişkileri daha da ileriye taşıyarak Trabzon’umuzun başta turizm olmak üzere birçok konuda hak ettiği seviyeye çıkması için gayret sarf edeceğiz.”

 

 
                          
                          Kuveyt, Mısır, Tunus, Yemen, Libya, Cezayir, Katar Türkiye
                               Büyükelçilerinin eşleri Trabzon Valiliği konutunda
 
  Trabzon’a gelen 7 Arap ülkesi Büyükelçileri adına konuşan Kuveyt Büyükelçisi Abdullah Abdulaziz Al-Duwalkh ise şunları açıkladı: “Sayın valimiz bize buraları tanımamız için vesile oldu. Eğer bizi buraya getirmeseydi böyle muhteşem güzel bir yeri görmemiş, bilmemiş olacaktık. Burada gördüğümüz fotoğrafı ülkemize döndükten sonra herkese anlatacağız. Şunun sözünü buradan verebiliriz. Burada gördüğümüz yakınlık ve ilgiyi, ülkelerimize, hükümetlerimize, özel sektörlerimize ve hatta kamu sektörümüze de anlatacağız ve burada yatırım yapmalarını isteyeceğiz.”

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç: “21 bin 215 ünite kan bağışında bulunduk”

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Koç Holding, geçtiğimiz Mayıs ayında başlattığı ‘Ülkem İçin Kan Veriyorum’ kampanyası kapsamında bugüne kadar yürüttüğü çalışmaları düzenlenen basın toplantısında kamuoyu ile paylaştı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç ve  Türkiye Kızılay’ı Başkanı Tekin Küçükali’nin katılımıyla gerçekleşen  toplantıda;  kampanyaya emeği geçenlere katkılarından dolayı teşekkür edilirken, düzenli kan bağışçısı olmanın önemine bir kez daha Mustafa V. Koç’un yaptığı kan bağışı ile dikkat çekildi ve  kampanyanın ikinci döneminde yürütülecek çalışmalar için kamuoyuna destek çağrısında bulunuldu. Kampanyanın yeni döneminde de Koç Topluluğu çalışanları ve bayileri ikinci kez kan bağışında bulunarak gönüllü, düzenli kan bağışına desteklerini sürdürecek.

 

                                 
                              Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç
                                     kan bağışı yaparken ve Kızılay Derneği
                                             Genel Başkanı Tekin Küçükali
                                                          
  Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç toplantıda yaptığı konuşmada,  ‘Ülkem için Kan Veriyorum Kampanyası’nı, kan bağışının hayati önemi konusunda farkındalık yaratarak, ülkemizdeki düzenli ve gönüllü kan bağışçısı sayısının artması amacıyla 31 Mayıs’ta başlattıklarını söyledi. Kampanyanın ilk etabında, öncelikle Kızılay ekipleri tarafından tüm çalışanlara kan bağışı konusunda eğitimler verildiğini söyleyen Mustafa V. Koç, ardından da Topluluk çalışanları ve bayilerin kan bağışında bulunduklarını ifade etti. Koç Topluluğu çalışanlarının Kızılay’ın bugüne kadarki en büyük kampanyasına imza attıklarına dikkat çeken Mustafa V. Koç, “31 Mayıs-30 Eylül arasındaki 4 aylık dönemde 21 bin 215 ünite kan bağışında bulunarak ulusal kan stokumuz için önemli bir katkı sağladık” dedi.
 
                                     
                              Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç
                                  Kızılay Derneği Genel Başkanı Tekin Küçükali
                                                          

  Türkiye’de yılda 1 milyon 800 bin ünite kana ihtiyaç duyulduğunu, bu sayının her geçen gün arttığını söyleyen Mustafa V. Koç, , gelişmiş ülkelerde nüfusun %5’inin gönüllü kan bağışında bulunduğunu, Türkiye’de ise bu oranın sadece % 1.5’te kaldığını vurguladı.  Mustafa V. Koç şöyle devam etti: “Bu nedenle, ‘Ülkem İçin Kan Veriyorum‘ kampanyamızın ikinci etabında illerde bayilerimiz tarafından yürütülen kampanyamızı kamuoyuna açıyoruz. Tüm duyarlı vatandaşlarımızı bu önemli göreve, kan bağışı yapmaya, gönüllü bağışçı olmaya davet ediyorum.”

 

                          
                                Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç-
                     Sanatçı Ercan Saatçi-Kızılay Derneği Genel Başkanı Tekin Küçükali
 
  Konuşmasında kampanyaya verdikleri destek ve katılım için Topluluk çalışanlarına ve 81 ilde ‘Ülkem İçin Elçisi’ olarak projeyi yürüten bayilere de gönülden teşekkür eden Mustafa V. Koç, “Kampanyamızın ikinci etabında yine kendilerine önemli görevler düşüyor” dedi. Mustafa V. Koç şöyle devam etti: “İlk kampanyamızda kan bağışı yapan arkadaşlarımızın ikinci kampanyada da bağışta bulunmalarını ve Kızılay’ın ‘düzenli bağışçı’ listesine girmelerini umuyoruz. 81 ildeki bayi teşkilatımız da düzenleyecekleri kampanyalarla çevrelerini bu yönde bilinçlendirmeye ve kan bağışı toplamaya devam edecekler.”

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin: “Yerel basın resmi ilanlarla ayakta durur”

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Basın İlan Kurumu Erzurum Şube Müdürlüğünün açıldı. Erzurum Şube Müdürlüğü’nün açılışına TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay katıldı. Açılış sırasında bir konuşma yapan TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin yaptığı konuşmada şunları söyledi; 

Basının görevini layıkıyla yapabilmesi için desteğe ihtiyacı vardır

  “Yerel basın resmi ilanlarla ayakta durur. Özellikle yerel basın görevlerini en iyi şekilde yerine getirebilmesi için Basın İlan Kurumu’nun gerçekten bu konuda öteden beri yapmakta olduğu işlevi adil bir şekilde yapmaya devam etmesine de ihtiyacımız var. Yarım asırdan bu yana, Türkiye’de basın özgürlüğünün tesisi için önemli katkılar sağlayan Basın İlan Kurumudur. Basının görevini layıkıyla yapabilmesi için desteğe ihtiyacı vardır. Bu noktada Basın İlan Kurumu’nun önemli roller üstleniyor. Özellikle yerel basın görevlerini en iyi şekilde yerine getirebilmesi için Basın İlan Kurumu’nun gerçekten bu konuda öteden beri yapmakta olduğu işlevi adil bir şekilde yapmaya devam etmesine de ihtiyacımız var.

Basınımızın daha da güçlü hale gelmesi düşünceleriniz vardır

  İşte Basın İlan Kurumu Erzurum Şubesi, diğer açılacak şubelerle birlikte Basın İlan Kurumu Genel müdürlüğü böyle bir işlevi yerine getiriyor. Yerel basın resmi ilanlarla ayakta durur. O nedenle resmi ilanlarla ilgili olarak Basın İlan Kurumu’nun yaptığı işin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Hatta bu bile kafi değildir. Siz bu konuda mutlaka kafa yoruyorsunuzdur. Basınımızın daha da güçlü hale gelmesi, sesinin daha çok çıkması, vatandaşın haber alma hakkını daha iyi yerine getirebilmesi için başka yardımların ve desteklerin de yapılması konusunda mutlaka düşünceleriniz vardır. Bu konuda gerek hükümetin gerekse devletin basınımıza daha fazla destek olması gerektiğin inanıyorum.”

  Daha sonra ise Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay bir konuşma yaparak şunları söyledi;

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay:

“Sağlam, güçlü bir basını arzu ediyoruz”

  Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, konuşmasında Erzurum’da güzel şeylerin olacağına inanıyoruz. Sağlam, güçlü bir basını arzu ediyoruz. Tarafsız, objektif, özgür, habercilikte, yorumculukta inandığı her şeyi yazabilen, iftira, şantaj haberciliği yapmayan basının bütün unsurlarının yanında olmayı istiyoruz. Zaman zaman zorluklar içerisinde mücadele ediyorlar, zaman zaman güzel haberlerin sonunda ‘değmiştir’ diyorlar. Bütün sıkıntıları unutuyorlar ama her defasında stresle yaşıyorlar. Biz Basın İlan Kurumu olarak Türkiye’nin her tarafında olmalıyız.

 
                                       
                                           Basın İlan Kurumu Genel Müdürü
                                                       Mehmet Atalay
 

Gazetecilerimizi patronuyla çalışanlarıyla işçileriyle kucaklamalıyız

  Gidip gazetelerimizi, gazetecilerimizi patronuyla çalışanlarıyla işçileriyle kucaklamalıyız. Onlara yürek vermeliyiz, yüreklendirmeliyiz. Erzurum, bütün Türkiye’yi taşıyacak bir haber merkezi aynı zamanda ama yerel basın her şeyden önce. Biz asla yük olmaya değil, yük almaya geldik. İnşallah bunun bereketini göreceksiniz. Erzurum 2011 Dünya Üniversitelararası Kış Oyunları ile beraber bir dünya kenti olacak. Erzurum basınını da yarınlara hazırlamak için ekstra çabamız olacak.

Basın mensuplarına, yurt dışına çıkışlarını kolaylaştırmak amacıyla gri pasaport

  Basın İlan Kurumu’nun sadece ilan alıp veren, ilanları düzenleyen bir kurum değildir.Biz, bunların ötesinde bir kuruluş olduğumuza inanıyoruz. Bunun içinde bir çok yeni proje ve çalışmalara imza atıyoruz. Basın mensuplarına, yurt dışına çıkışlarını kolaylaştırmak amacıyla gri pasaport verilmesi için başlatılan çalışma kapsamında, spor servislerinin yönetici ve muhabirleri ile spor yazarlarının da uygulamaya dahil edildi. Türkiye’de 1961 yılından beri hizmet veren Basın İlan Kurumu’nun yeni proje ve çalışmalarla Türk basınında bir çok farklı alanda yeniliklere imza attı

Gri pasaportu basın mensupları içinde uygulamaya koyuyoruz

  Yaptıkları çalışmalarla basın mensuplarının çalışma şartlarını kolaylaştırmak, onlara yeni hizmetler sunmayı amaçladıklarını kaydeden Atalay, şunları vurguladı: ”Gençlik ve Spor Genel Müdürü olduğum dönemde sporcuların yurt dışına çıkışlarını kolaylaştırmak amacıyla gri pasaport, yani görev pasaportu uygulamasını hayata geçirdik. Bunu artık basın mensupları içinde uygulamaya koyuyoruz. Gazete, dergi, televizyon ve haber ajanslarının genel yayın yönetmenleri, Ankara temsilcileri, dış haberler müdürleri, diplomasi muhabirleri, dış politika yazarları ile Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık muhabirleri, foto muhabirleri ve kameramanların yanı sıra spor basınına da böyle bir kolaylık getireceğiz. Gazetelerin spor müdürleri, spor gazetelerinin genel yayın yönetmenleri, milli takım ile kulüp muhabir ve yazarları, spor televizyonlarının, spor dergilerinin yöneticileri de bu uygulamaya dahil edildi.”

İlanlar okunur hale gelecek

  Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, günümüzün internet, bilgi ve iletişim çağı olduğunu ifade ederek, ”Bir düğmeyle herkes her yere ulaşabiliyor. Biz de bunun için sistemimizi yenilemeliyiz. Elektronik ortamda da ilanları verebilmeliyiz. Gazetelere siyah, beyaz, estetikten uzak ilan metinleri veriliyor. Bundan sonra gazetelerdeki renkli ilanlar yaygınlaştırılacak, yeni mizanpaj ve grafikler sayfa düzenine göre uygulanabilecek. Tabi bunlar yapılırken ilanların sütün ve santimi değişmeyecek. Sayfalarla bütünlük sağlanacak. Artık Basın İlan Kurumunun verdiği ilanlar okunur hale gelecek” diye konuştu.

Türkiye’de gazete okuma alışkanlığının çok düşük

  Türkiye’de gazete okuma alışkanlığının çok düşük olduğunu da belirten Atalay, şöyle devam etti: ”Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yaparak okul çağındaki öğrencilerde gazete okuma alışkanlığını geliştirmek için ciddi adımlar atacağız. Onlara özel, sembolik gazeteler çıkaracağız. Okuldan itibaren bu alışkanlığı geliştireceğiz.

Türkiye’de gazetelerin okunma oranı 20 milyonun altında olmamalı

  Gazete okuma alışkanlığı 10 milyonları, 20 milyonları bulduğu sürece de Türkiye’de kitap okuma alışkanlığı artacak. Türkiye’de gazetelerin okunma oranı 20 milyonun altında olmamalı, 40 milyonun ise üst limit olduğunu düşünüyorum.” Kamunun ilan ve reklam pastasının yaklaşık 1 milyar dolar civarında olduğu belirten Atalay, ”Bu pastayı iyi şekilde yönetmek, kullanmak ve değerlendirmek gerekir. Bunun içinde kurum olarak çalışmalarımız sürüyor. Bu paranın sağlıklı bir şekilde kullanılması için projeler üretiyoruz” dedi.

 

Of Kaymakamı Tuncay Sonel’den kolej tipi resmi okullar

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Trabzon-Of Kaymakamlığı tarafından başlatılan çalışmalar sonrası Merkez, kasaba ve köylerde bulunan ilköğretim okulları baştan aşağıya yenilenerek güzel ve şık görüntüsüyle ışıl ışıl oldu. Hayırseverlerin destekleri alınarak gerçekleştirilen çalışmalar ile okullar, boyasından perdesine, akıllı sınıfından çevre düzenlemesine, tabelasından tuvaletlerine ve çatı onarımlarına kadar yeniden dizayn edildi. Ayrıca köy okullarının bahçelerine oyun parkları konularak köylerde yaşayan çocukların park özlemleri giderildi.

Of Kaymakamı Tuncay Sonel: “Eğitim birinci öncelik”

  Bu kapsamda yapılan çalışmaları yerinde görmek amacıyla okulları ziyaret eden ve yeni yapılan oyun parkında öğrencilerin mutluluğuna ortak olan Of Kaymakamı Tuncay Sonel, Eğitimin birinci öncelikleri olduğunu ifade ederek “iki yıldır Of’ta görev yaptığını ve bu süre zarfında okulları tek tek sınıflarına kadar ziyaret ettiğinde   bazı okulların içler acısı halini gördüğünü, merkezdeki  okula gidiyorsunuz bakıyorsunuz tuvaletlerin tavanları yeşile döndüğünü, çatıların aktığını, sınıfların çok kötü olduğunu gördük.

17 İlköğretim Okulunu ve 2 anaokulunu  genel bakım onarımdan geçirdik

   Biz istedik ki Ofumuzun çok değerli hayırseverleri ile birlikte bir araya gelerek yaz süresini iyi değerlendirelim. Bunun sonucunda bir ekip kurduk ve haziran ayı itibariyle başlayan çalışmalar neticesinde 17 İlköğretim Okulunu ve 2 Anaokulunu  genel bakım onarımdan geçirdik. Bugün itibariyle merkez kasaba ve köylerimizde bakım onarımı yapılmayan okulumuz kalmadı. Öncelikle 470 bin TL mal olan okul onarımlarında kendilerine her türlü desteği veren Oflu hayırseverlerimize şükranlarımı sunuyorum. Dış boyasından çevre düzenlemesine ve sınıflarına kadar şık ve güzel hale gelen okullarımızı şimdi akıllı sınıflarla donatıyoruz. Biz istiyoruz ki öğretmenimiz ders verirken güzel bir ortamda ders versin, öğrencimiz güzel bir ortamda dersini dinlesin ve velilerimizde bu güzellikleri gördükçe mutlu olsun” dedi.

 
                              
                              Of Kaymakamı Tuncay Sonel’in gayretleriyle kolej tipi
                          haline getirilen  resmi ilköğretim okulunda moder bir sınıf
 
Eğitimle ilgili  çalışmalarda devlet vatandaş işbirliği ile

  Eğitimle ilgili bu tür çalışmalara devlet vatandaş işbirliği ile devam edeceklerini de söyleyen Kaymakam Sonel,yaz süresince  izne ayrılmayarak tatil yapmayan ve bu projenin okulların açılmasına kadar bitmesi için gece ikilere üçlere kadar çalışarak gayret sarfeden ustalarımıza, işçilerimize, öğretmenlerimize ve personelimize çok teşekkür ederim.Bizlerde zaman zaman ustalarımızı ziyaret ederek kendilerine çeşitli ikramlarda bulunarak gönüllerini almaya, çalışma şevklerini artırmaya çalıştık.

Allah Kaymakamımızdan ve hayırseverlerimizden razı olsun

  Yapılan çalışmalardan çok memnun olduklarını ifade eden veliler, Allah Kaymakamımızdan ve hayırseverlerimizden razı olsun. Okullarımız çok güzel ve temiz oldu.Çocuklarımız artık daha mutlu gidiyor okullarına.Ayrıca okullarda kurulan  parklarda eğlenceli vakit geçiriyorlar. Emeği geçen herkese sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz dediler.

 
                             
                             Of ilçesinde resmi bir ilköğretim okulunun çocuk parkı 
 
Okullarımız tam bir kolej havasına büründü

  Okulların bakım onarımları noktasında her eğitim öğretim öncesi büyük sıkıntılar çektiklerini belirten okul idarecileri, kaymakamımızın böyle bir proje başlatması bizleri bu yönde çok mutlu ve ayrıca motive etti. Üç ay gibi bir sürede tüm okullarımızın baştan aşağıya yenilendi. İdareciler ve öğretmenler olarak fiziki anlamda tam hazır olarak eğitim ve öğretime başladık. Artık okullarımız tam bir kolej havasına büründü dediler.

error: Content is protected !!