Cuma, Nisan 10, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 233

Amasya Sağlık Yüksekokulu laboratuarı açıldı

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Amasya Üniversitesi Sağlık Yüksekokulunun laboratuarının açılışı ve ‘Değişen Sağlık Sistemleri İçerisinde Yaşlılık Bakım Hizmetlerinin Değişimi ve Gelişimi’ konulu proje kapsamında Hollanda ziyaretlerinin değerlendirildiği basın bilgilendirme toplantısı, 22 Mart Perşembe günü Saat 10:00’da Amasya Üniversitesi Rektörü Metin Orbay ve Sağlık Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Mehmet Ersoy’un katılımıyla Amasya Üniversitesi İpekköy yerleşkesinde gerçekleştirildi.

 

KKTC Başbakanı İrsen Küçük: “Çözüm için ümitli değiliz”

0

Haber: İlker ÇAKAN

  KKTC Başbakanı İrsen Küçük, Güney Kıbrıs’ın tutumu nedeniyle, görüşmelerde şu ana kadar ciddi bir ilerleme sağlandığının söylenemeyeceğini ifade ederek, Kıbrıs konusunda bazı küçük ilerlemeler olmuşsa da, bunların, Kıbrıs’ın bütünleşmesi ve çözüm bulunabilmesi bakımından ümit verici olmadığını kaydetti.
  Başbakan Küçük, 472. Manisa Mesir Macunu Festivali’ne katılmak üzere Manisa’ya geldi.
Manisa’da Anemon Otel’e yerleşen Başbakan İrsen Küçük, kendisini otelde karşılayan basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Başbakan İrsen Küçük, Kıbrıs’ta müzakerelerin devam ettiğini ve kritik bir noktaya girildiğini belirtti.
  Küçük, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun görüşmeleri sürdürdüğünü, ancak 1 Temmuz itibarıyla Güney Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı’nın söz konusu olduğunu ifade ederek, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un girişimleriyle, Kıbrıs konusunda 1 Temmuz’dan önce köklü bir çözüm bulunması için büyük bir yoğunlukta çalışmaların devam ettiğini, Birleşmiş Milletlerin bu yönde talebi olduğunu anlattı.
  Güney Kıbrıs’ın tutumu nedeniyle, görüşmelerde şu ana kadar ciddi bir ilerleme sağlandığının söylenemeyeceğini vurgulayan Başbakan İrsen Küçük, bazı küçük ilerlemeler olmuşsa da bunların Kıbrıs’ın bütünleşmesi ve çözüm bulunabilmesi bakımından ümit verici gelişmeler olmadığını kaydetti.
  Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun bu konudaki sıkıntılarının devam ettiğini, Ankara hükümetinin de endişelerinin devam ettiğini, çünkü Güney Kıbrıs’ın tutumunda bir değişiklik olmadığını belirten Küçük, “hatta Güney Kıbrıs’ın dönem başkanlığının ertelenmesi için gerek KKTC, gerekse Ankara hükümeti olarak çok kez ikaz etmemize rağmen, Güney Kıbrıs dönem başkanlığına adım adım adım ilerleniyor” dedi.
  Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin doğal gaz ve petrol arama çalışmalarına değinen Başbakan Küçük, bu çalışmaların devam ettiğini, bu konuda Güney’e yapılan uyarıların da dikkate alınmadığını söyledi.
  Kıbrıs Türk tarafı olarak adada bir çözüm bulunduktan sonra, bu aramaların müşterek yapılması ve elde edilecek zenginliklerden iki toplumun birden yararlanması yönünde fikir bildirdiklerini anlatan Başbakan İrsen Küçük, böylelikle adil bir çözümün de daha kolay bulunabileceğini ifade etti.
  Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bu olayı iç politika olarak gördüğünü ve Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas’ın, 2013’te yapılacak başkanlık seçiminde, olayı kendi aleyhine çevirme çalışması içerisine girdiğine dikkat çeken Başbakan Küçük, KKTC’nin de Anavatan Türkiye ile birlikte petrol ve doğal gaz arama çalışmasına girdiğini, hazırlık çalışmalarının son aşamasında bulunulduğunu söyledi.
  Başbakan Küçük, bu ay sonuna doğru karada petrol arama çalışmalarına başlanacağını dile getirerek, sismik arama çalışmalarının devam ettiğini kaydetti. Bur tür olayların Güney Kıbrıs’ın çözümsüzlük isteğini ortaya koyduğuna işaret eden Başbakan Küçük, “BM Genel Sekreteri Özel Danışmanı Downer, üreteceği rapor ışığında bundan sonraki çalışmalar konusundaki görüşünü Nisan ayının ilk başlarında vermiş olacak. Bizim dileğimiz, bu gelişmelerin Kıbrıs görüşmelerini yarıda bırakmaması yönündedir. Bu konuda Güney’in de arzulu olması gerekir” dedi.

Amasya Meslek Yüksekokulunda yemek kültürü ve sofra adabı toplantısı

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Amasya Üniversitesi, Meslek Yüksekokulu Pazarlama ve Reklamcılık Bölümü, “Uygulamalı Kişisel Gelişim Çerçevesinde Yemek Kültürü ve Sofra Adabı” adı altında yemekli bir toplantı düzenledi. Uzman Aşcı Kemal Enes; yemek kültürü, mönü, kuver, çatal bıçak özellikleri ve kullanımı, içecek bardaklarının özelliklerini anlatarak kılçık ve kemik ayıklama yöntemleri hakkında uygulamalı olarak geniş bilgi verdi.

Kırklareli’nde Tarihi Kentler Birliği Trakya Bölge toplantısı

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Kırklareli Valisi Mustafa Yaman, 21 Mart 2012 Çarşamba günü Kırklareli Ticaret Borsası toplantı Salonu’nda düzenlenen Tarihi Kentler Birliği Trakya Bölge Çalıştayı’nın ilki olan “Tarihi Kentler Birliği Trakya Kültür Odaklı Gelişim ve Eylem Planı Bölge Toplantısı”  na katıldı. Toplantıya; Kırklareli Valisi Mustafa Yaman, Kırklareli Belediye Başkanı Av. Cavit Çağlayan, Kaymakamlar, Tekirdağ ve Trakya Bölgesi Belediye Başkanları, Kırklareli  ve Tekirdağ İl Özel İdaresi Genel Sekreterleri, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri, ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, Kurum Amirleri, STK Temsilcileri, Üniversitelerin Öğretim Üyeleri, ÇEKÜL görevlileri ve vatandaşlar katıldı.

 

 

 

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’dan İsviçre’ye “Vize engelini kaldırın” çağrısı

0

Haber: İlker ÇAKAN

  İsviçre Federal Ekonomi, Teknoloji, Tarım ve Profesyonel Eğitim Bakanı Johann N. Schneider-Ammann ve beraberindeki İsviçreli işadamlarını, TOBB Birlik Merkezi’ndeki çalışma yemeğinde ağırlayan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, ticaretin önündeki en büyük engelin vize olduğuna işaret ederek, Türk iş dünyasının bu sorunun çözümünü beklediğini bildirdi.

 TOBB’dan yapılan açıklamaya göre; Hisarcıklıoğlu, çalışma yemeğinde yaptığı konuşmada, vizenin kaldırılması halinde iki ülke ticaretinin artacağını anlatırken, politikacılardan işadamlarının önünü açmasını istedi. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, İsviçreli işadamlarına üçüncü ülkelerde işbirliği yapabileceklerini de iletti. Balkanlarda yaklaşık 15 bin yerleşik Türk işadamı bulunduğunu açıklayan Hisarcıklıoğlu, özellilkle Ortadoğu ve Orta Asya pazarlarını Türk işadamlarının iyi tanıdığını bildirdi.

 İki ülke arasındaki ticari ilişkilerde dengesizlik olduğundan söz eden Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin ihracatında İsviçre’nin payının yüzde 1’de kalmasının üzücü olduğunu dile getirdi. Hisarcıklıoğlu Türkiye için önümüzdeki yıllarda en önemli alanlardan birisinin enerji olacağına işaret ederek, önümüzdeki 10 yılda Türkiye’nin 100 milyar dolar civarında enerji yatırımına ihtiyacı olduğunu söyledi.

 -Hisarcıklıoğlu, TOBB’un yapısı ve Türkiye ekonomisi hakkında bilgilendirdi

  Konuşmasında TOBB’un yapısı ve Türkiye ekonomisi hakkında bilgiler veren Hisarcıklıoğlu, TOBB’un 1 milyon 400 bin firmanın üye olduğu iş dünyasının çatı örgütü olduğunu vurguladı. TOBB’un Türkiye’nin en demokratik kurumlardan birisi olduğunun altını çizen Hisarcıklıoğlu, 59 sektör meclisi ile Türkiye’nin sektörlerindeki en başarılı firmaların örgütlendiğini anlattı.

  Kadın girişimcileri teşvik etmek için Türkiye’nin en büyük kadın organizasyonunu kurduklarından söz eden TOBB Başkanı, ayrıca DEİK, TOBB ETÜ, TEPAV ve TOBB’un uluslararası çalışmaları hakkında detaylı bilgiler sundu.

  Türkiye’nin ekonomik hedeflerini ve gücünü vurgulayan Hisarcıklıoğlu, Çin ile İtalya arasındaki en büyük sanayi kapasitesine sahip Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasında girme hedefinin altını çizdi. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Türk

Ticaret Kanunu’nun yeniden düzenlendiğini belirtip, böylece yabancı yatırımların önünün açıldığını söyledi.

 
                                
                                       TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu-
                                 İsviçreli Bakan Johann N. Schneider-Ammann

 

-İsviçreli Bakan Johann N. Schneider-Ammann

  İsviçre Federal Ekonomi, Teknoloji, Tarım ve Profesyonel Eğitim Bakanı Johann N. Schneider-Ammann da konuşmasına Hisarcıklıoğlu’nun sunumundan ve Türkiye’nin hedeflerinden çok etkilendiğini ifade ederek başladı.

  İki ülkenin ortak çıkarları olduğuna işaret ederek, ilişkileri artırmayı istediklerini söyleyen Johann N. Schneider-Ammann “Türkiye ile İsviçre arasında ticaret açısından geliştirilmesi gereken çok şey var. Bizler de bunun için buradayız” dedi. İsviçre’nin üst düzey işadamlarıyla birlikte Türkiye’ye geldiklerini kaydeden konuk Bakan, İsviçre hükümetinin hedefinin iki ülke arasındaki ilişkileri daha da güçlendirmek olduğunu bildirdi.

  İsviçre’nin genç Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde önemli bir rolü olduğunu ifade eden Schneider-Ammann, “Son yıllar her iki ülke ekonomisi için de zorluklar oluşturdu. Bu zorluklar devam ediyor. Türkiye aslında çok önemli fırsatlar sunuyor. İki ülke arasındaki mevzuatın ilişkilerin geliştirilmesi açısından uygun olduğunu düşünüyorum. Çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşması ile bu daha da güçlendi” ifadesini kullandı.

KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu: “Dünya hala kabullenmekte zorlanıyor”

0

Haber: İlker ÇAKAN
  KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs sorunuyla ilgili uluslararası aktörleri bilgilendirmek ve Kıbrıs’taki gerçekleri anlatmak için çabalarının sürdüğünü ancak gerçeklerin hâlâ kabullenilmediğini söyledi.
  Eroğlu, kendisinin de, 2. Cumhurbaşkanı Talat’ın da Kıbrıs’ta yaşayabilir bir anlaşma için uğraştığını ve Kıbrıs Türk halkının bir anlaşma arzusu taşıdığını, Kıbrıs Rum halkının bu yönde motive edilmesi gerektiğini ifade etti.
  Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türk Televizyonlar Birliği heyetini kabulünde bir soru üzerine, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın “Çözümü, gerekirse Rum tarafını uluslararası alanda döve döve sağlamak durumundayız. Gerekirse dünyayı velveleye vermeliyiz” yönündeki açıklamasını da değerlendirdi.
  Dünyayı ancak çeşitli temaslarla, ziyaretlerle, etkili faktörlerle görüşerek dövebileceklerini kaydeden Eroğlu, “Biz şu anda onu yapıyoruz. Şu anda özel temsilcim Moskova’dadır, dün Washington’daydı. Uluslararası aktörleri bilgi sahibi kılmak ve gerçek amacımızı, Kıbrıs’taki gerçek durumu onların gözüne sokmak amacıyla bunlar yapılıyor” dedi.
“Kabullenmekte zorluk çekiyorlar”
  Cumhurbaşkanı Eroğlu, şöyle devam etti: “Bütün dünyayı dövecek halimiz yok ama aydınlatmak için uğraşmayı kastediyorsa onu yapıyoruz. Biz yapıyoruz, Türkiye yapıyor. Türk Dışişleri Bakanı, Başbakanı, Cumhurbaşkanı’nın her yaptıkları ziyarette, ilgililerle görüşmelerinin en az yarım saati Kıbrıs sorunuyla geçmektedir. AB’yle sık sık gidişlerimiz ve temaslarımız olmaktadır. Onlara anlatmaktayız. Ama maalesef gerçeği hâlâ görmüyorlar demeyeceğim ama kabullenmekte zorluk çekiyorlar. Tabi ki gerçekler görülse, uzlaşmaz kimdir anlaşılsa daha değişik davranış biçimi içinde olurlar diye düşünüyorum.
“Rumların motive edilmesi gerekir”
  Sayın Talat da uğraşmıştır, biz de uğraşıyoruz. Kıbrıs’ta yaşayabilir bir anlaşmaya varabilmek için bizden ziyade Rumların motive edilmesi gerekir. Kıbrıs Türk halkı bir anlaşma içindedir. Güneydeki halkın bizim halkımız kadar bir anlaşma arzusu içinde olduğunu söylemem mümkün değildir. Fakat Kıbrıs Türk halkı anlaşma arzusu içindedir. Müzakere masasında öneri sunan taraf hep biz oluyoruz. Bunu da dünyaya anlatmaya çalışıyoruz ama bugüne kadar bir anlaşmaya varamadık.
  “Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, güneyde artık seçim kampanyası dönemine girildiğini, Hristofyas’ın bugünkü basın toplantısında neler söyleyeceğini merak ettiğini kaydetti.
  BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’la bu sabahki görüşmesinde, müzakereleri ele aldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, Downer’in ay sonu veya nisan başı Genel Sekreter’e bir rapor sunacağını hatırlattı.
BAN, Rapordan  sonra ne yapacak?
  Derviş Eroğlu, Downer’ın ne yazacağını söyleyecek pozisyonda olmadığını ama raporun ay sonu Genel Sekreter Ban’a sunulacağını kaydederek, Ban’ın da raporu alınca yapabileceği bazı alternatifler bulunduğunu söyledi.
  Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, şunları dile getirdi:”Bir tanesi çok taraflı konferans çağırıp çağırmama yönünde karar vermesidir. Onu yapar mı yapmaz mı bilmiyorum. Daha önce Sayın Genel Sekreter’le yaptığımız görüşmelerde ‘1 Temmuz görüşmelerin doğal sonudur’ şeklinde ifadeleri olmuştur. Hatta Genel Sekreter 1 Temmuz’dan sonra görüşmelerden sonuç almanın mümkün olmadığını söylenmiştir. Yalnızca bana değil Hristofyas’a da bunu söylemiştir. Dolayısıyla Downer’ın raporuna göre Genel Sekreter’in bir hareket tarzı ortaya koyması gerekecektir. Nasıl olur, nasıl karar verir, hep birlikte göreceğiz. Ama gerçek olan şudur; yarın biz Hristofyas’la görüşüyoruz.”

AB Bakanlığı 25. Reform İzleme Grubu bildirisi

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Avrupa Birliği Bakanlığı-Sivil Toplum, İletişim ve Kültür Başkanlığı’nın 16 Mart 2012 tarihinde İstanbul’da yapılan 25. RİG toplantısı ile ilgili olarak açıkladığı basın bildirisi şöyledir;

  “2003 yılında kurulan Reform İzleme Grubu’nun (RİG) 25. Toplantısı, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın ev sahipliğinde, Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin, Dışişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ve İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin’in katılımı ile bugün İstanbul’da gerçekleştirilmiştir.

  TBMM’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecimizdeki büyük desteği ve önemine binaen toplantımıza TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Sayın Volkan Bozkır, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı Sayın Mehmet Sayım Tekelioğlu ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Sayın Afif Demirkıran da iştirak etmişlerdir.

  Toplantıda Başbakanlık, Adalet Bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın üst düzey görevlileri de hazır bulunmuşlardır.

   Avrupa Birliği’nin içinden geçtiği derin ekonomik krize ve Türkiye–AB ilişkilerindeki olumsuz bazı gelişmelere rağmen, AB’ye üyelik sürecimizin en önemli ayağını oluşturan siyasi reformlara ilişkin kararlılığımızın sürdüğü teyit edilmiştir.

  Başta siyasi alanda olmak üzere gerçekleştirilen her reformun AB sürecinden bağımsız olarak vatandaşlarımızın daha demokratik, daha müreffeh ve insan haklarına daha saygılı bir ülkede yaşamasına katkıda bulunduğunun altı çizilmiştir.

 18 Aralık 2011 tarihinde yapılan son RİG toplantısı kararları ışığında, 2012 yılında gerçekleşen ve gerçekleştirilecek çalışmalar 25. RİG Toplantısı’nda kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.

  Son dönemde Avrupa Birliği ile müzakerelerimizde öncelikli olarak gündeme gelen “Pozitif Gündem” konusu değerlendirilmiştir. Avrupa Komisyonu’nun, Türkiye’nin müzakere sürecinde siyasi mülahazalarla uğradığı haksızlığı telafi etmek amacıyla ortaya koyduğu ve resmi müzakere sürecimize bir alternatif oluşturmayacak olan Pozitif Gündemin süreci destekleyeceği ve ivme kazandıracağı görüşü genel kabul görmüştür.

  Pozitif Gündem kapsamında, açılması ve kapatılması halen siyasi nedenlerle engellenen fasıllardan sekizinde “çalışma gruplarının” oluşturulması uygun bulunmuştur. “Yargı ve Temel Haklar” (23) ile “Adalet, Özgürlük ve Güvenlik” (24) Fasılları da “çalışma grubu” kurulması uygun bulunan başlıklar arasındadır.

  Öte yandan Avrupa Birliği, 2011 Genişleme Stratejisinde 23. ve 24. Fasılların müzakere sürecinde ilk açılan ve son kapatılan fasıllar olmasını ve bu iki fasıl açılmadan diğer fasılların açılamayacağını kararlaştırmıştı. Oysa, sürekli olarak gelişme kaydettiğimiz bu iki faslın açılması Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından bloke edilmektedir. Avrupa Birliği tarafından bu çelişkinin giderilerek, en kısa sürede bu iki faslın müzakerelere açılması gerektiği dile getirilmiştir.

  Yeni ve sivil bir Anayasa’nın hazırlanması hususu ülkemizin yakın dönemdeki en önemli önceliği, milletimizin de en başta gelen beklentisidir. Büyük bir değişim ve dönüşüm geçiren Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun, halkın daha güçlü demokrasi ve daha fazla özgürlük talebine karşılık verebilecek, kapsayıcı bir Anayasa’nın geniş katılımlı ve şeffaf bir şekilde hazırlanması çalışmaları hızla devam etmektedir.

  Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını esas alan, birey-devlet ilişkilerinde demokratik hakları genişleten özgürlükçü sivil bir Anayasa için, farklı inanç gruplarına mensup vatandaşlarımız da dâhil olmak üzere, toplumun tüm kesimleri önerilerini ve katkılarını TBMM Uzlaşma Komisyonu ile paylaşmaktadır.

  TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in çeşitli vesilelerle kamuoyuna açıkladığı üzere, Mayıs 2012’de yeni Anayasamıza taslak oluşturulması amacıyla yazım aşamasına geçilmesi öngörülmektedir. Tüm sivil toplum kuruluşlarımızın, üniversitelerimizin ve vatandaşlarımızın bu sürece aktif olarak destek vermelerini bekliyor, bu yönde çağrıda bulunuyoruz.

  25. RİG Toplantısı’nda yargı hizmetlerinin hızlandırılması, yargılama ve tutukluluk süreleri, insan hakları alanında kurumsallaşma, temel hak ve özgürlükler ile ifade ve basın özgürlüğü,

kişisel verilerin korunması ve farklı inanç gruplarıyla diyalog gibi konular da ele alınmış ve bu konularda atılması gereken adımlar değerlendirilmiştir. 

  Tutukluluk sürelerine ilişkin sorunun temelinde yatan uzun yargılama sürelerinin iyileştirilmesi yolunda Yargı Reformu Stratejisi kapsamında yapılan düzenlemelerin olumlu etkilerinin şimdiden görülmeye başlandığı tespit edilmiştir. Ayrıca, yargı hizmetlerinin hızlandırılmasına yönelik hazırlanan ve yasalaşan iki Yargı Reformu Paketi ile halen TBMM Adalet Alt Komisyonunda görüşülmekte olan 3. Yargı Reformu Paketi’nin de yargı hizmetlerinin hızlandırılmasına katkıda bulunacağının altı çizilmiştir.

  3.Yargı Reformu Paketinde, basın ve ifade özgürlüğünün genişletilmesine yönelik önemli düzenlemelerin yer aldığı memnuniyetle görülmüştür. Bu düzenlemeler AB İlerleme Raporlarında yer alan eleştiri ve önerilerin karşılanması bakımından son derece önem arz etmektedir. Bu amaca yönelik olarak basın mensuplarının sıkça soruşturmaya ve kovuşturmaya maruz kaldıkları TCK’nın 220, 277, 285 ve 288 inci maddeleri ile Terörle Mücadele Kanununun 2, 6 ve 13 üncü maddelerinde önemli değişiklikler öngörülmekte, bu bağlamda süreli yayınların ileriye dönük olarak yayınlarının durdurulması uygulamasına son verilmektedir.

  3. Yargı Reformu Paketinde, TCK’nın 132, 133 ve 134 üncü maddelerinde öngörülen değişikliklerle özel hayatın gizliliğinin korunmasının daha da güçlendirilmesi memnuniyetle karşılanmış ve bu düzenlemelerin insan hakları bağlamında önemi vurgulanmıştır.

 Adalet Bakanlığımız tarafından hazırlanmakta olan “İfade Özgürlüğü Eylem Planı”nın önemine vurgu yapılmıştır. 

  Öte yandan, Adalet Bakanlığımızca hazırlanan, AİHM tarafından ülkemiz aleyhine ihlal kararları verilmesine neden olan sorunlu alanlarda, belirli vadelerde çözüm üretmeye yönelik somut hedefler içeren “İnsan Hakları İhlallerinin Önlenmesine Yönelik Eylem Planı Taslağı”na son şekli verilmiştir. Eylem Planının, ilgili kurumların görüşlerinin alınmasını takiben Nisan 2012 sonuna kadar hayata geçirilmesi öngörülmektedir.

  4. Yargı Reformu Paketine yönelik hazırlıklar da son aşamasına gelmiş bulunmaktadır. Bu Pakette ifade ve basın özgürlüğü de dâhil olmak üzere insan hakları standartlarının yükseltilmesine yönelik önemli iyileştirmeler yapılması öngörülmektedir. Yine bu çalışma ile AİHM önünde ülkemizle ilgili olarak derdest olan dosyaların, pilot dava yöntemiyle, iç hukukta oluşturulacak bir Komisyon tarafından kısa sürede sonuçlandırılması amaçlanmaktadır. Bu sayede AİHM önünde bulunan 3000 civarındaki dosyanın çözülmesi hedeflenmektedir.

  Kişisel verilerin korunmasına yönelik çalışmalarda son aşamaya gelinmiştir. Adalet Bakanlığımızca bu alanda AB düzenlemeleri de göz önünde bulundurularak son şekli verilmekte olan Tasarının en kısa zamanda TBMM’ye sevk edilmesi öngörülmektedir.

  TBMM Adalet Komisyonundaki görüşmeleri devam eden Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun Tasarısının yasalaşmasıyla hukuki uyuşmazlıkların mahkeme öncesi çözüme kavuşturulması hedeflenmektedir. Bu düzenleme, yargının iş yükünün azaltılmasına ve yargılama sürelerinin kısalmasına hizmet edecektir.

  Terörle ulusal ve uluslararası boyutta etkin mücadele için önemli bir araç olan “terörün finansmanıyla mücadele” amacıyla hazırlanan Tasarı, TBMM Adalet Komisyonu gündemine alınmış olup kısa süre içinde yasalaşması öngörülmektedir.

  Çocuk hukuku ilkelerinin geliştirilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması konusunda tespit edilmiş olan aksaklıkların giderilmesi amacıyla gerekli mevzuat çalışmalarını yapmak ve uygulamanın sorunlarını tespit etmek üzere Adalet Bakanlığı tarafından oluşturulan çalışma grubunun faaliyetleri değerlendirilmiştir.

  İnsan hakları konusuna bütüncül bir yaklaşımın devlet düzenimize yerleştirilmesi amacıyla insan hakları alanında kurumsallaşmanın sağlanması ve bu çerçevede, uluslararası alanda benimsenmiş ilke ve standartlar doğrultusunda ve AB müktesebatı çerçevesinde hazırlanan

ilgili Tasarılara yönelik çalışmaların hızla tamamlanarak, TBMM’ye ivedilikle sevk edilmesi kararlaştırılmıştır.

  Bu tasarılardan Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanun Tasarısı’nın yenilenmesi talebi Başbakanlık tarafından TBMM Başkanlığı’na sunulmuştur. Bu tasarı çerçevesinde oluşturulacak Ulusal İnsan Hakları Kurumu’nun Paris Prensipleri ile uyumlu olması ve bu Prensiplere göre “A statüsü” alacak şekilde yapılanması temel hedefimizdir.

OPCAT’in (İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokolü)  onaylanmasının getirdiği yükümlülüğümüzden hareketle, ulusal önleme mekanizması görevinin de, kurulması öngörülen Türkiye İnsan Hakları Kurumu tarafından yerine getirilebileceği değerlendirilmiştir.

  60’ıncı Hükümet döneminde İçişleri Bakanlığınca hazırlanarak TBMM’ye sevk edilen ancak, yasama döneminin sona ermesi nedeniyle hükümsüz sayılan Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın işlemlerine kaldığı yerden devam edilmesi amacıyla yenilenmesi talebi TBMM Başkanlığı’na sunulmuştur.

  Kamu Denetçiliği Kurumu Kanun Tasarısı’nın hızlı bir şekilde tamamlanarak, TBMM’ye sevk edilmesi yönünde karar alınmıştır.

  Ayrıca Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağının etkili bir şekilde uygulanabilmesi, ayrımcılık nedeniyle oluşan mağduriyetlerin önlenebilmesi, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi ve Avrupa Birliği müktesebatına uyumun sağlanabilmesi amacıyla hazırlanan Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu Kanun Tasarısı Taslağı’na ilişkin hususlar da gözden geçirilmiştir.

  Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine İlişkin Kanun’da yapılan değişiklikle vatandaşlarımızın 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkına sahip olacakları hususu değerlendirilmiştir.

  Toplantıda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanabilmesi amacıyla Hükümetimizin mevzuat ve uygulamada yapması gereken değişiklikler de ele alınmıştır.

   Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik baskı ve şiddetin önlenmesi amacıyla hazırlanan “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”un 8 Mart 2012 tarihinde, Dünya Kadınlar Günü’nde TBMM’de kabul edilmiş olmasının öneminin altı çizilmiştir.

   Dışişleri Bakanımız tarafından 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin onaylanmasına ait işlemler tamamlanmış olup, Onay Belgemiz 14 Mart 2012 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tevdi edilmiştir. Böylece, Türkiye, sözkonusu Sözleşmeyi ilk imzalayan ve ilk onaylayan ülke olmuştur.

  Hükümetimizin Türkiye’de dini özgürlüklerin geliştirilmesine yönelik çalışmaları devam etmekte ve bu bağlamda, farklı inanç gruplarına mensup vatandaşlarımızla diyalog süreci sürmektedir. Bu çerçevede, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci  Sayın Egemen Bağış’ın himayelerinde 14 Şubat 2012 tarihinde gerçekleştirilen 5. Sivil Toplumla Diyalog Toplantısı’na farklı inanç gruplarını temsilen 300 vatandaşımız katılmış ve toplantıda farklı inanç gruplarına mensup vatandaşlarımızın sorunları ve çözüm önerileri ele alınmıştır.

  Dışişleri Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, 3 Mart 2012’de İstanbul’da farklı inanç gruplarına mensup vatandaşlarımızın cemaat liderlerini ve cemaat önde gelenlerini ziyaret etmiş ve yapılan görüşmelerde güncel konular değerlendirilmiştir.

  28 Şubat 2012 tarihinde yayımlanan Basın İlan Kurumu Genel Kurul Kararı uyarınca Lozan Antlaşması kapsamında belirlenen azınlıklara ait gazetelerin, yazılı olarak başvurmaları halinde, resmi reklam yayımlayabilmeleri mümkün hale getirilmiştir.

  27 Ağustos 2011 tarihinde Vakıflar Kanunu’na eklenen geçici madde ile yürürlüğe giren ve 1936 yılından bu yana yaşanan farklı inanç gruplarına/vakıflarına ait gayrimenkullerin durumunu düzenleyen değişiklik kapsamında Galata Rum İlkokul Vakfı’nın yaptığı başvuru 2012 yılı Şubat ayında sonuçlandırılmış ve Karaköy’de bulunan Galata Rum İlkokulu binası ilgili vakfa iade edilmiştir.

  Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulaması ve bu bağlamda göç yönetimi ile entegre sınır yönetimi gibi konuları kapsayan “Adalet, Özgürlük ve Güvenlik” başlıklı 24. Fasıla yönelik çalışmalarımız da sürmektedir.

   Avrupa Komisyonu’nun Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasının iyileştirilmesine ve vatandaşlarımızın Schengen vize başvurularında yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik çalışmalar yakından takip edilmektedir. Ancak, bazı kısıtlı olumlu adımlara rağmen, AB’nin, aday ve potansiyel aday ülkelerle birlikte bazı 3. ülkelere de uygulamakta olduğu vize kuralları tüzüğünün Türkiye’ye de eksiksiz olarak uygulanması konusunda kayda değer bir gelişme sağlanmadığı tespit edilmiştir.

 AB’nin vatandaşlarımıza yönelik vize uygulaması haksız ve hukuka aykırı olduğu kadar, Gümrük Birliği ile perçinlenen AB ile yoğun ticari ilişkilerimizde Türk vatandaşlarının rekabet gücünü olumsuz yönde etkilediği için adil de değildir. Bu nedenle Türkiye, AB Adalet ve İçişleri Konseyi’nin, bu ayırımcılığın ve haksızlığın giderilmesini sağlayabilmek üzere, Türkiye ile nihai hedefi vize serbestisi olan müzakere sürecinin başlatılması için Avrupa Komisyonu’na bir an önce yetki vermesini beklemektedir.

  Geri Kabul Anlaşmasına ilişkin pozisyonumuz açık ve nettir. Bu Anlaşmayı paraflamamız için Avrupa Birliği Konseyi tarafından vatandaşlarımıza yönelik Schengen Alanı vize muafiyetine ilişkin resmi görüşmelerin başlatılması ve bu bağlamda izlenecek yol haritasının bize iletilmesi amacıyla Avrupa Komisyonu’nun resmen yetkilendirilmesi gerekmektedir.

  Hükümetimiz, mevzuatta yapılan değişikliklerle ve alınan tedbirlerle düzensiz göçe karşı etkili bir mücadele yürütmektedir. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya itibarıyla aynı anda hem istikrarsız ülkelere hem de Avrupa Birliği ülkelerine komşuluk yaptığı göz önünde bulundurulduğunda, düzensiz göçe karşı daha etkili çabaların ancak AB, Türkiye ve hatta aynı göç güzergâhı üzerindeki diğer ülkeleri de kapsayan bütüncül bir işbirliği ve adilane bir külfet paylaşımı anlayışı çerçevesinde mümkün olabileceği değerlendirilmiştir.

  15 Mart 2012 tarihinde Ankara’da Avrupa Komisyonu yetkilileri ile düzensiz göçle mücadeleye yönelik görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu konudaki işbirliğimizin giderek artan karşılıklı bir anlayış çerçevesinde yürütülmesindeki kararlılığımız ifade edilmiştir.

  Göç ve uluslararası korumaya ilişkin olarak ülkemizde altyapı ve kurumsal kapasiteyi güçlendirmeyi amaçlayan “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı Taslağı” ilgili kamu kurumları, uluslararası kurumlar, sivil toplum örgütleri ve diğer ilgili tarafların katılımı ve etkin işbirliği ile İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanmış, Başbakanlığa iletilmiştir. Kanunla; yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamı ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları, İçişleri Bakanlığına bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün kuruluş, teşkilat, görev, yetki ve sorumlulukları belirlenmektir.

  “İnsan Ticaretiyle Mücadele ve Mağdurların Korunması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı”na yönelik çalışmalar da hızla sürdürülmektedir. Sözkonusu tasarıların birlikte yasalaşmasının sağlayabileceği fayda göz önüne alınarak, çalışmaların paralel bir şekilde yürütülerek, tamamlanması konusunda mutabık kalınmıştır.

  Sınır yönetiminin yeniden yapılandırılmasına yönelik düzenlemelerin temelini oluşturacak “Sınır Muhafaza Teşkilatı Kanun Tasarısı Taslağı”na ilişkin çalışmalarımız sürdürülmektedir.

   26. RİG Toplantısı Haziran 2012’de, İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin’in evsahipliğinde Ordu’da düzenlenecektir.”

Artvin Valisi Necmettin Kalkan ormancılık gününü kutladı

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Artvin Valisi Necmettin Kalkan, Dünya Ormancılık Günü ve Ağaç Bayramı kutlamaları dolayısıyla Artvin Orman Bölge Müdürü Ömer Naci Kaya ile kurumun şube müdürleri ve çalışanlarını makamında kabul etti. Bölge Müdürü Kaya,  hafta dolayısıyla yapılacak etkinlikler hakkında Vali Necmettin Kalkan’a bilgi verdi. 

  Dünyada orman varlığının azalmasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Kaya, “Ülkemizde orman varlığı her geçen gün artmaktadır. Sayın Başbakanımızın talimatlarıyla 2008 yılında ağaçlandırma seferberliği ilan edilmiş, her yıl 500 bin hektar civarında rehabilitasyon çalışmaları yapılmakta ve büyük bir hızla devam etmektedir. Ormanlar yok olursa bütün hayatın etkileneceği hatta yok olacağını bilmek gerekir.

  Artık ormancının davası olmamalı orman,  bütün daire amirlerimizin ve bütün vatandaşlarımızın davasıdır, felsefesiyle hareket etmesi ve devlet ormancılığından millet ormancılığına geçilmesi gerekmektedir.” diye konuştu. Vali Necmettin Kalkan ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kurum çalışanlarının gününü kutladı.  Ziyarette, Orman Bölge Müdür Yardımcıları Mimar Sinan Özkaya, Mehti Özyer, Abdülbaki Ekinci, Orman İdaresi ve Planlama Şube Müdürü Nedim Tuylu, Artvin Orman İşletme Müdürü Ünsal Ural ve Bölge Müdürü Sekreteri Semayi Sancaktaroğlu da hazır bulundu.

 

Hopa Kaymakamlığının şoförler takım elbise giyecek ve kravat takacak genelgesi yürürlüğe girdi

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Artvin-Hopa Kaymakamı Abdullah Akdaş’ın, Hopa ilçesinde ticari  amaçlı (M) serisi minübüs ve (T) serisi taksi şoförlerine  takım elbise giyme ve kravat takma zorunluluğu getiren  “Şoförlerin Kılık ve Kıyafetlerini” düzenleyen genelgesi uygulanmaya başlandı. Konuyla ilgili görüşlerini açıklayan şoförler Sarp Köyü Muhtarı Yalçın Çakır uygulamadan oldukça memnun olduklarını ve Kaymakamımız Abdullah Akdaş’ a böyle bir uygulama başlattığı için kendisine teşekkür ediyoruz. Dediler.

Batum’da kişilikleri ile örnek gösterilen yöneticiler

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Batum İnturist Hotel bünyesinde faaliyet gösteren İnturist Casınoda yönetici olarak görev yapan İzzettin Sakarya ve Murat Demirbaş’nın  İnturist Casino müşterileri tarafından  kişilikleri ile örnek yöneticiler olarak gösterildiği öğrenildi.
 
                                           
                                         Batum’da örnek gösterilen yöneticiler;               
                                            İzzettin Sakarya- Murat Demirbaş
error: Content is protected !!