Perşembe, Şubat 5, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 20

Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat: “Temmuz ayında en yüksek ihracat rakamına ulaştık”

0

Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Kayseri Ticaret Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen Temmuz 2024 Dış Ticaret Rakamları toplantısında, sürdürülebilir ve dengeli bir dış ticaretin tesisinin ekonomi politikasının önemli bir ayağını teşkil ettiğini, dış ticaret açığındaki düşüşün, makroekonomik istikrara ve ekonomik büyümeye pozitif katkı verdiğinin altını çizdi.
Temmuz ayı ihracatının 22 milyar 512 milyon dolara ulaştığını açıklayan Bolat “İftiharla ifade etmek istiyorum ki tarihin en yüksek temmuz ayı ihracat rekorunu kırdık. Yüzde 13,8’lik aylık artış sağladık, geçen yılın temmuzuna kıyasla. Geçen yıl 19 milyar 800 milyon dolardı. Böylece bir ayda 2,7 milyar dolar artış sağladık. Yüzde 13,8’e denk gelmektedir. İhracatçılarımıza yürekten teşekkür ediyor, tebriklerimizi sunuyoruz.” diye konuştu.
Son bir yılda toplam mal ihracatımız yüzde 3,4 oranında arttı
Yıllıklandırılmış ihracat rakamını da açıklayan Bolat, şunları kaydetti:
“Çok önemli bir rekor haberi daha, yıllıklandırılmış yani son 12 ayın ihracat toplamı 261,5 milyar dolar. En son aralık ayında 255,4 milyar dolarla cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmıştık. Mayıs ayında 260,1 milyar dolara ulaşmıştık. Geçen ay 9 günlük uzun bayram tatili ve takvim etkisi nedeniyle ihracatımızda ve ithalatımızda az da olsa gerileme oldu, normaldi ama temmuz ayında o farkı kapattık ve artıya geçtik. Tam 261,5 milyar dolara ulaştık. Bu şu demek, son bir yılda toplam mal ihracatımız yüzde 3,4 oranında artmıştır. Son bir yılda 8,7 milyar dolar bir net artış sağlanmıştır.
Hedefimiz OVP yıl sonu 267 milyar dolar mal ihracatı, 110 milyar dolar hizmet ihracatı hedefimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Kaldı 5 ay, ağustostan aralığa. Hesaplarımıza göre uluslararası konjonktürde yeni gerilimler, bir savaş durumu ya da başka bir coğrafyanın Türkiye için önemli pazar imkanlarının olduğu yerlerde aksilikler olmazsa kumbara gibi biriktire biriktire inşallah 267 milyar dolar hedefimize sadığız. Aralık ayında bu tabloyu göreceğiz. Bakan yardımcılarımla şöyle bir hesap yaptık. Her ay aşağı yukarı 750 milyon dolar, 1 milyar dolar arasında geçen yılın rakamlarının üzerine ekleyebilirsek bu hedefi de gerçekleştirmek zor olmayacak. Kolay değil, ihracatçılarımızla birlikte bu mücadeleyi sergileyeceğiz. Avrupa Birliği’nde ve ABD’de, İngiltere’de faiz indirimlerinin Eylül ayından itibaren hızlanması bekleniyor. Onlardaki canlanma süreciyle beraber bizim için de ihracat imkanları artacaktır.”
Türkiye’miz artık 1 trilyon dolardan fazla milli geliri olan ülkeler ligine yükseldi
Bakan Bolat, 2024 yılında ekonominin Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri doğrultusunda olumlu sonuçlar kaydetmeye devam ettiğini, bu yıl ilk çeyrekteki yüzde 5,7’lik ekonomik büyüme oranının 1,6 puanlık bölümünün dış ticaretin, ihracatın katkısından geldiğini belirtti.
Kendilerine yol arkadaşlığı yapan Türkiye İhracatçılar Meclisine (TİM) ve sayıları 140 bine ulaşan ihracatçılar ailesine şükranlarını sunan Bolat, “Dünya ekonomisinde biraz şöyle büyüme ve ekonomideki gelişme işaretleri artmaya başlasa ihracatta çok daha iyi rakamlara da ulaşacağımızdan eminiz. Ülkemizin 2003 yılından bu yana kaydettiği gelişme, büyüme oranları ki yıllık ortalama yüzde 5,4, geçen yıl yüzde 4,5 ile kapadık. Bu 4,5, Avrupa Birliği içinde birinci sırada, G-20 içerisinde ikinci sırada olmamızı sağlamıştı. Türkiye’miz artık 1 trilyon dolardan fazla milli geliri olan ülkeler ligine yükseldi. Geçen yılı 1 trilyon 118 milyar dolar milli gelirle kapadık. Kişi başına milli gelirimiz 13 bin 110 dolara yükseldi. 14 bin-15 bin dolarlara ulaşmak hayal değil, inşallah birkaç yıl içinde onu da başaracağız.” diye konuştu. Bu yıl da ilk çeyrek büyümesinden sonra 1 trilyon 158 milyar dolarlık milli gelire ulaşıldığına dikkati çeken Bolat, küresel mal ihracatından alınan payın yüzde 1,08’e ulaştığını, 21 yıl önce bu rakamın yüzde 0,49 olduğunu, küresel hizmet ihracatından alınan payın da 21 yıl önce yüzde 0,89 iken geçen yıl yüzde 1,29 ulaştığını, çizginin daima yükseldiğini vurguladı.
İthalatta azalma trendi devam etmektedir
Bakan Bolat, ithalatta azalma trendinin devam ettiğine değinerek, “Temmuz ayı ithalatımız yüzde 7,9. Yani yüzde 8’lik bir gerilemeyi başardık. Burada ülke için gerekli olan, zorunlu olan ithalat zaten yapılıyor. Biz burada özellikle Türkiye’yi adeta pazar gibi görüp Türkiye’nin sanayilerini zor duruma sokabilecek ve yasa dışı yollarla yapılmak istenen ithalata karşı ciddi bir mücadele veriyoruz. Bu çabalarımızın sonunda da aylık ithalatımızda yüzde 8’lik bir küçülme oldu. Yani 2,6 milyar dolar tasarruf ettik ve 30 milyar doların altında kalması sağlandı, 29,7 milyar dolar. Sonuçta dış ticaret açığı Temmuz ayında yüzde 42 azaldı ve 7,2 milyar dolara geriledi. Geçen yıl Temmuzda, 12,5 milyar dolardı. Bu sene 7,2 milyar dolara geriledi. Böylece aşağı yukarı 5,3 milyar dolar bir döviz rezervi elde edilmiş oldu, tasarruf edilmiş oldu.” değerlendirmesinde bulundu.
7 ayda ithalatımız net 18 milyar dolar azaldı
İhracatın ithalatı karşılama oranının da çok çarpıcı olduğunu aktaran Bolat, şöyle devam etti:
“Geçen yıl temmuzda yüzde 61 iken bu yıl temmuzda 14,5 puan artışla yüzde 75,7’ye yükseldi Bu da önemli bir olumlu gelişmedir. Bunlar aylıklar itibarıyla ihracatımızdaki gelişmeler. Bu yıl haziran ayında ve mart ayında aylık gerilememiz oldu. Nisan ayında başa baştık. Onun dışında ocak, şubat, mayıs ve temmuz aylarında dört ay geçen yılın epey üzerinde ihracat artışları sağlamış olduk. 7 aylık rakam çok önemli. Aylık rakamlara baktığımızda bu yılın ilk 7 ayında ihracatımızda 148,8 milyar dolara ulaştık. Geçen yılın ilk 7 ayındaki rakam 142,9’du. Bu da şu anlama geliyor, ilk 7 ayda yüzde 4,1’lik bir artış sağlamış olduk. İthalata baktığımızda önemli bir tasarrufumuz var. İlk 7 ayda yüzde 8,4 bir gerileme başarıldı, 198,6 milyar dolara geriledi, ilk 7 aylık ithalatımız. Bu yıl ilk 7 ay toplam ihracatımızda yüzde 4,1 artışla 148,8 milyar dolara yükseldik. İlk 7 ayda ithalatımızda yüzde 8,4’lük azalışla 198,6 milyar dolara gerilemiş olduk. Yani ilk 7 ayda ithalatımız net 18 milyar dolar azalmış oldu. ”
İlk yedi aydaki dış ticaret açığına değinen Bolat, “İlk 7 ayda, yüzde 32,5 azalışla yaklaşık 50 milyar dolar, yani 49,8 milyar dolar, kabaca 50 milyar dolarlık bir dış ticaret açığına gerilemiş olduk. Geçen yıl ilk 7 aydaki açık 74 milyar dolardı yani 24 milyar dolar dış ticaret açığımız azalmış oldu.” dedi.
Sağlıklı döviz rezervleri ve döviz biriktirmeye başladık
Bakan Ömer Bolat, bunun döviz rezervlerinin artması anlamına geldiğini dile getirerek, “Sağlıklı döviz rezervleri ve döviz biriktirmeye başladık. Daha fazla ihracatta istihdamı arttırdık. İthalattaki azalışta yerli, milli üreten sanayilerin daha çok üretmesini hem iç pazar için hem dış pazar için üretimlerinin artmasını, istihdamlarının artmasını sağlamış olduk. Böylece Türkiye toplamda 33 milyon kişilik bir istihdam rakamına ulaştı mayıs ayı itibarıyla ve işsizlik oranı da yüzde 8,4’e geriledi son on iki yılın en düşük rakamları. İhracatın ithalatı karşılama oranında ilk 7 aydaki tabloyu da size söyleyeyim, yüzde 74,9. Geçen yıl bu rakam yüzde 65,9’muş. Yani yüzde 66’dan yüzde 75’e yükselmiş olduk mal ticaretinde.” ifadelerini kullandı.
İthalatı karşılama oranı yüzde 76’ya yükselmiştir
Yıllıklara baktıklarında, 2023 yılı temmuz ayında 252,840 milyar dolar ihracatta olduklarını anımsatan Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi 261,5 milyar dolar yıllığa yükseldik. Aşağı yukarı 8,6 milyar dolar net artış sağlamış olduk. İthalatımıza bakarsanız bir yılda 30 milyar dolar gerilemiş oldu, temmuzdan temmuzda. Başka bir rakam söyleyeceğim size, toplam dış ticaret hacmimiz 605 milyar dolar. İhracatın ithalatı karşılama oranı da son bir yılda yüzde 76. Şimdi hedef 261,5 milyar dolardan 267 milyar dolara uzanan yolu başarabilmek. Şu anda son bir yıllık ithalatımız 343,8 milyar dolar. Bu rakamı 340 ile 350 milyar dolar arasında tutmaya gayret edeceğiz. Böylece dış ticaret açığımız azalmakta. Temmuzdan temmuza son bir yılda tam 39 milyar dolar dış ticaret açığımız azalmıştı. Bunu müjdeleyebiliriz size ve burada ithalatı karşılama oranı yüzde 76’ya yükselmiştir. Bu da çok güzel.” Bakan Bolat, hizmet ihracatında da iyi gittiklerini belirtti. Son on iki ay dış ticaret açıklarının 82,3 milyar dolar olduğunu anlatan Bolat, şunları söyledi:
Dış ticarette işler hamdolsun iyi gidiyor
“Mayısta kaçtı biliyor musunuz, bir yıl önce 122,2 milyar dolardı. Bakın on dört ayda tam 40 milyar dolar dış ticaret açığımızı azaltmayı başardık ülke olarak. Bu gerçekten önemli bir başarıdır. Burada hem ihracatın arttırılması çabaları hem ithalat noktasında aldığımız tedbirler, etkili ticaret politikası tedbirleri hem de uygulanan ekonomik programın iç tüketimde dengelemeyi hedeflerken ihracata yönelik büyümeyi teşvik etmesi hep birlikte Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ekonomi yönetimi ve ekonomi programının canla başla çalışılmasıyla ortaya çıkan güzel bir sonuç. Dış ticarette işler hamdolsun iyi gidiyor. Göstergeler olumlu rakamlar gösteriyor. Bu da ülkemizin döviz dengesi, döviz yeterliliği gibi gelişmelerde başarı göstermesini sağlıyor. Bu da fiyat dengelemesine katkı veriyor.”
Hedefimiz yıl sonunda 110 milyar dolara ulaşmak
İlk beş ayda yüzde 10 artışla hizmetler ihracatının yaklaşık 36,8 milyar dolara ulaştığına dikkati çeken Bakan Bolat, bakanlık olarak tahminlerinin temmuz ayı itibarıyla ilk yedi ayda hizmetler ihracatında yüzde 9’luk artışla 59 milyar dolara ulaşmasını düşündüklerini dile getirdi. Bunun da olsa olsa 100, 200 milyon dolar artı eksi oynayabileceğini belirten Bolat, “Ama mevcut turizm verileri diğer sektörlerin verileriyle çıkardığımız sonuç bu. Yüzde 9, temmuz ayı itibarıyla hizmetler ihracatımızda da artış oluyor. Hizmetler ihracatımızda yıllıklandırılmış olarak 106,5 milyar dolara temmuz itibarıyla ulaşabiliyoruz. Geçen yılın ne kadarla bitirmiştik? 101,2 milyar dolar ihracatla bitirmiştik. Bunun yaklaşık 56 milyar doları turizmdi, 35 milyar doları taşımacılıktı, kara, hava, deniz, demir taşımacılığı. Sağlık turizmi yaklaşık 3 milyar dolardı. Güzel olan şu hizmetler ticaretinde geçen yıl 101 milyar dolar ihracata karşılık 52,5 milyar dolar fazla vermiştir. Yani ithalatla, ihracat arasında yarı yarıya fark vardı. Hedefimiz yıl sonunda 110 milyar dolara ulaşmak.” dedi.
Cari işlemlere de değinen Bolat, resmi rakamların Merkez Bankası tarafından açıklandığını ve en son mayıs verisinin açıklandığını anımsattı.Mayıs 2023’te 57,2 milyar dolar olan cari işlemler açığını mayıs 2024’te 25,2 milyar dolara düşürdüklerini hatırlatan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:
Ekonomilerin, şartların hızlanmaya başladığı bir dönem
“Haziran ayında 25 ile 26 milyar dolar arasında bir dengeleme olabilir ama temmuz ayı cari işlemler rakamı 10, 11 Eylül’de açıklandığında bizim Ticaret Bakanlığı olarak tahminimiz 2024 Temmuz rakamlarına göre yıllıklandırılmış cari işlemler açığımız 20 milyar dolar, belki biraz daha aşağısına inşallah düşecektir. Bu da Türkiye ekonomisi için çok önemlidir. Milli gelirin yüzde 2’si civarı veya altına gerilemiş olacak. Ağustos ayından da ümitliyiz, bu anlamda hem dış ticaret açığı ve cari açığın azalması hem ihracat artışı anlamında sonbahar ihracatın genelde hızlandığı bir dönemdir. Ekonomilerin, şartların hızlanmaya başladığı bir dönemdir. Bu açıdan bu güzel müjdeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum.”

İnternet abone sayısı 94 milyonu geçti

0

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu (BTK) tarafından yayınlanan 2024 yılı birinci çeyreğine ilişkin Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü 3 Aylık Pazar Verileri Raporu’nu değerlendirdi. 2024 yılı birinci çeyreğinde BTK tarafından yetkilendirilen 455 şirket ve 834 yetki belgesi bulunduğunu belirten Bakan Uraloğlu, Türk Telekom ve diğer işletmecilerin net satış gelirlerinin yaklaşık 76,5 milyar lira olduğunu bildirerek, “Ülkemizde halihazırda toplam 8 adet de yetkilendirilmiş elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı bulunuyor. Söz konusu elektronik sertifika hizmet sağlayıcıları Mart 2024 sonu itibarıyla 7,6 milyon elektronik imza ve 994 bin mobil imza olmak üzere toplam 8,56 milyon elektronik sertifika oluşturdu.” dedi.
85,6 milyon vatandaş 4.5G kullanıcısı
2024 yılı başı itibariyle mobil hat sayısının yaklaşık 93 milyona, mobil abone yaygınlığının da yaklaşık yüzde 108,8’e çıktığını kaydeden Uraloğlu, “Mobil abonesi olan 85,6 milyon vatandaşımız, 2016 yılında hizmete başlayan 4,5G aboneliğini tercih etti. 4,5G hizmetinin toplam abonelerin yüzde 92’sini oluşturduğunu görüyoruz. Makineler arası iletişim abone sayısı ise neredeyse 10 milyona ulaştı.” ifadelerini kullandı.
Taşınan toplam mobil numara
178,7 milyonu geçti
Uraloğlu, 2024 başı itibariyle taşınan toplam mobil numara sayısının 179,7 milyonu geçtiğini kaydederek, yılın birinci çeyreğinde ise önceki üç aylık döneme göre yüzde 21 oranında azalma ile 2 milyon 358 bin 139 numara taşıma işlemi gerçekleştirildiğini açıkladı. Uraloğlu, “Sabit hatlarda numara taşınabilirliği uygulamasının başladığı 10 Eylül 2009 tarihinden 31 Mart 2024 tarihine kadar toplam 2 milyon 652 bin 155 adet numara taşıma işlemi gerçekleştirildi.” şeklinde konuştu.
Fiber internet abone sayısı 7 Milyon
Bakan Uraloğlu, internet abone sayıları hakkında da değerlendirmelerde bulunarak, 74,4 milyonu mobil internet olmak üzere, toplam genişbant internet abone sayısının 85 milyondan fazla olan Türkiye nüfusunu yüzde 10 aşarak 94,2 milyona ulaştığının altını çizdi. Uraloğlu, “2024 yılı ilk çeyreğinde bir önceki yıla kıyasla yüzde 8 civarında artışla 568 bin kilometre fiber altyapıya, fiber internet abone sayısında ise 7 milyona ulaştık.” dedi.

Kur’an ve dünya dışı yaşam

0

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi ve www.habergunebakis.com İnternet Haber Sitesi köşe yazarı Ressam-Yazar-Bioenerjist Şaziye Aslı Çuahadar’ın Ufo Araştırmacısı- Yazar Kuzey Atacan’la Kur’an ve dünya dışı” konulu yaptığı özel röportaj şöyledir;
Kuran’ı Kerimde uzaylılardan bahsediliyor mu?
Evet Kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim bizlere dünya dışında bizlerden başka varlıkların olduğuna dair birçok ipuçları veriyor.
Kâinatın ilk varoluşundan günümüze, milyarlarca insanın daha doğar doğmaz kendi iradesi ve mantığıyla birer üyesi konumuna geldiği üç büyük din ve bu üç büyük dine ait kutsal kitaplar “Kur’an-ı Kerim – İncil – Tevrat”. Yüce yaratıcımız olan Allah’ın sözlerini, içinde barındıran bu kutsal kaynaklar acaba bizlere dünya dışında yaşayan başka varlıklarında olduğuna dair bilgiler vermekteler.
Şimdi bu sorulara bizzat elimizde bulunan ilahi kitabımız Kuran’ı Kerimden örnekler vererek cevaplar başlayalım.
Ayet ve Surelerin her birini ayrı ayrı incelerken öncelikle bir şeyi çok açık ve net olarak belirtmek istiyorum: Çok uzun yıllardır UFO ve dünya dışı yaşam konularını ortadan kaldırmak isteyen bir takım çıkar grupları ve bencil, bağnaz kimseler karşımıza hep bir tehdit ve engel olarak dinsel kaynakları çıkarmışlardır. Başta ben ve benim gibi UFO olgusunu her şeye rağmen kanıtlamaya kararlı araştırmacılarsa elimizde bulunan onca kanıta ve görsel malzemeye karşılık hep bu hassas konu karşısında çoğunlukla susmayı tercih ettik.
Hepsinden daha önemlisi de yoktan var eden ve her şeyin sahibi olan, sonsuz kudret sahibi Allah karşısında günah işlemekten korktuk.
Fakat “ Kuran-ı Kerim’in ” emirlerine ilmi savunan, yalana karşı olan okumayı emreden ayetlerine baktığımda bu güne dek yaptığımızın yanlış olduğunu ve doğru olan gerçeğin hiç kimseden saklanmaması gerektiğini gördüm. Bu yüzden bizleri din ve inançlarla ilgili konularda köşeye sıkıştırdığını zanneden kimselere sınırların dışına çıkmamak şartıyla artık cevap vermek istiyorum. Bu arada bizlerle aynı görüşü taşıyan ve her türlü konuda açık bir dünya görüşüne sahip bilim adamlarını, din adamlarını, araştırmacı kişileri, üst düzey askeri ve sivil kişileri de unutmamak gerekir.
Belki böylelikle yıllardır hüküm süren örümcek kafalı bazı görüş çevreleri yaptıklarının ne kadar yanlış olduğunu görür ve karşılaşacakları mutlak gerçekler karşısında yaşayacakları yıkımı en az seviyede atlatmış olurlar. Bakalım tüm benliğimizle, özgürce kendimizi gönülden teslim ettiğimiz kutsal kitaplarımız bizlere UFO’lar ve dünya dışı varlıklar hakkında ne tür ipuçları veriyorlar.
Aşağıda aktaracağımız ayetler kişilerin görüşüne ve yorumuna göre değişebilecek olması muhtemel bilgiler ve dünya dışı yaşam konusuyla ilgili ipuçları taşımaktadır. Lütfen verdiğimiz örnekleri okurken açık bir şuur ile değerlendiriniz. Göreceksiniz ki yıllardır bizlere empoze edilmeye çalışılan birçok bilgi eski geçerliliğini yitirecektir. Tıpkı güneşin doğup geceyi yok ettiği gibi.
Kur’an-ı Kerim
( Şûra Suresi, 42/29 ) : “Gökleri, yeryüzünü ve bunlar içinde üretip yaydığı canlıları yaratması da Onun varlığının ve yüceliğinin delillerindendir. ”
( Nahl Suresi, 16/49 ) : “Göklerde ve yeryüzünde olan canlılar ve melekler, onlar hepsi de büyüklük göstermeden Allah’a secde ederler. ”
( Enbiya Suresi, 21/19 ) : “Göklerde ve yeryüzünde kimler varsa hepsi Ona aittir. ”
( Hacc, 22/18 ) : “Görmedin mi; göklerde olan herkes ve her şey ve yeryüzünde bulunan herkes ve her şey; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, bitkiler, hayvanlar ve pek çok insan gerçekten Allah’a secde ediyorlar. İnsanlardan çoğu da vardır ki onlara azap hak olmuştur.”
( Enbiya, 21/19 ) : “ Göklerde ve yeryüzünde kimler varsa hepsi Ona aittir. Onun yanında bulunanlar ise Ona ibadetten büyüklük taslayıp geri durmazlar ve yorulmazlar da. ”
( Ra’d, 13/15 ) : “ Göklerde ve yeryüzünde kimler varsa onlar da gölgeleri de sabah, akşam ister istemez Allah’a secde ederler”
( Neml, 27/87 ) : “ Sura üfürüleceği gün, Allah’ın diledikleri müstesna, göklerde kimler var, yeryüzünde kimler varsa dehşetle korkarlar ve hepsi de boynu bükük ve zelil olarak Ona gelirler ”
( Rahman, 55/29 ) : “ Göklerde ve yeryüzünde kimler varsa hepsi Ondan ister. O ( Allah ) her gün bir yaratma işindedir ”
( Talak, 65/12 ) : “ Allah yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratmış olandır. Onun emri bütün bunlar arasında durmadan iner durur. Allah’ın bunları yaratıp emirler indirmesi Onun gerçekten her şeye gücü yettiğini ve bilgisiyle her şeyi kuşatmış olduğunu, bilmeniz içindir. ”
( Tarık, 86/ 1- 4 ) : “ Göğe ve gece çıkana and olsun. Gece ortaya çıkanın ne olduğunu sen bilir misin? O, ışığıyla karanlığı delen yıldızdır. Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur. ”
( Yunus, 101 ) : “ Göklerde ve yerde neler var, bakın araştırıp ibret alın. ”
( Mülk, 16/17 ) : “ Gökte olanın, size ansızın saldırıp sizi yere göçürüvermesinden güvende misiniz? O an bir de bakarsınız, yer temelinden sarsılıvermiş. Gökte olanın üzerinize dumansız ateşlerle saldırmasına karşı kendinizi nasıl güvencede hissedersiniz. İşte o an tehdit nasıl olurmuş, korku neymiş anlarsınız ”
( Şura, 20 ) “ Rahmanın nezdindeki bu ordulara karşı hangi ordularla karşı koyacaksınız ”
( Fatır, 35/44 ) : “ Ne göklerde ve ne de yeryüzünde hiçbir şey Allah’ı aciz bırakamaz ”
( Ankebut, 29/22 ) : “ Siz ne yeryüzünde ne de gökte Allah’ı aciz bırakamazsınız ve siz Allah’ı bırakıp da ondan başak bir dost ve yardımcıda bulamazsınız ”
( Neml, 27/65 ) : “ Yerde ve gökte Allah’tan başka hiç kimse gaybi ve nihai sonuçlarının ne zaman geleceğini bilemezler ”
( Rum, 30/18 ) : “ Göklerde ve Yerde Hamd onadır. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine ulaştığınızda Allah’ı tesbih edin ”
( Rad, 13/15 ) : “ Göklerde ve Yeryüzünde kimler varsa onlar da, gölgeleri de sabah, akşam ister istemez Allah’a secde ederler ”
( Talak, 65/12 ) : “ Allah yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratmış olandır. Onun emri bütün bunlar arasında durmadan iner durur. Allah’ın bunları yaratıp emirler indirmesi onun gerçekten her şeye gücü yettiğini ve bilgisiyle her şeyi kuşatmış olduğunu bilmemiz içindir ”
( Rum, 17/18 ) : “ Haydi Akşama girdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin.” “ Göklerde ve yerde hamd ona mahsustur. Gündüzün son bölümünde ve öğle vaktine eriştiğinizde de onu tesbih edin ”
Surelerin birçoğuna baktığımızda göklerden ve yeryüzünden bahseden cümlelere sıkça rastlamaktayız. Buraya kadar her şey doğru görünmektedir. Fakat sureleri daha dikkatli okuduğumuzda burada bizim gökyüzümüz dışında başka semaların özellikle vurgulandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.”

Rize-İyidere’ye uluslararası lojistik liman

0

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile birlikte yapımı devam eden Rize şehir merkezine 20, Trabzon şehir merkezine ise 50 kilometre mesafede bulunan İyidere Lojistik Limanında incelemelerde bulundu.
Kafkas ülkeleri ve Rusya’dan Afrika’ya uzanan kuzey-güney koridorlarının da merkezi olacak
Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin jeopolitik önemine vurgu yaparak, “Ülkemiz sadece doğu -batı eksenli koridorların değil; aynı zamanda, Kafkas ülkeleri ve Rusya’dan Afrika’ya uzanan kuzey-güney koridorlarının da merkezi. Doğu Karadeniz de Avrupa ve Orta Asya’dan açılan Kafkasya koridoru için çok önemli bir noktada yer alıyor. Limanımız aynı zamanda Kafkas ve Orta Doğu ülkeleri arasındaki potansiyel trafikten kaynaklanacak kombine taşımacılık zincirinin aktarma merkezi olacak.” şeklinde konuştu. Rize İyidere Lojistik Limanı’nın uluslararası ticaret yollarıyla olan bağlantısına değinen Bakan Uraloğlu, “Limana gelen yükler, Erzurum, Bingöl, Diyarbakır ve Mardin güzergahındaki karayolu bağlantısı ile Kalkınma Yolu’na bağlanacak, bu sayede, uluslararası ticaret yollarına bağlantısıyla Türkiye’nin stratejik konumunu güçlendirecek” dedi.
İyidere Lojistik Limanı 13 milyon ton kapasiteli
Bakan Uraloğlu, İyidere Lojistik Limanı faaliyete geçtiğinde İran’ın kuzey eyaletlerinin Dubai limanlarını kullanarak yaptığı 25 milyar dolarlık ithalatını bir aydan 15 güne indiren bir alternatif olarak hizmet edeceğini ve bu özelliğiyle bölgenin ve Türkiye’nin deniz ticaretinden aldığı paya büyük katkı sağlayacağını söyledi. Uraloğlu, “Limanımız genel kargo, dökme yük, konteyner yükü ve Ro-Ro taşıma olmak üzere yılda toplam 13 milyon ton kapasitesi ile Karadeniz havzasında büyük tonajlı gemilerin yeni adresi olacak.” dedi.
İyidere Lojistik Limanı 2026 yılında
Devam eden yapım çalışmalarında yüzde 50 seviyesini aştıklarını bildiren Uraloğlu, limanın ana mendireğinin 2 bin 700 metre, tali mendireğinin ise 470 metre uzunluğunda olacağını belirterek, “Bir kilometreden uzun rıhtım ve 60,5 x 272,5 metre ölçülerinde de Ro-Ro rıhtımı da inşa ediyoruz. 2026 yılında Rize İyidere Lojistik Limanımızı hizmete almayı planlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

DKİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan: “Trabzon ilgi bekliyor, yatırımlar durdu”

0
DKİB Yönetim Kurulu Başkan Yard. Ahmet Hamdi Gürdoğan

Doğu Karadeniz İhraçatçklar Birliği(DKİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan’ın: “ Trabzon ilgi bekliyor, yatırımlar durdu, il ekonomisi 20 yıl geriye gitti, Trabzon’ a neden ilgisiz kalınıyor, Trabzon seçtiği milletvekillerinden ilgi bekliyor” konulu yazılı açıklaması şöyledir;
Trabzon ilinin göç veren bir
il durumuna düşmesi
“Bilindiği üzere, tarihin her döneminde bulunduğu Bölgenin merkezi işlevini gören ve bu özelliği ile de geçmişte siyasilerin ve her kesimin sahip çıktığı Trabzon ilimiz, maalesef ekonomik göstergelerden de görüleceği üzere  son yıllarda  merkez olma işlevini kaybettiği gibi, yatırımcı açısından cazibe sağlamaması, geçtiğimiz yıllarda siyasilerin  vaat ettiği ve Resmi Gazete’de dahi yayımlananyatırımların yapılmaması, işsizliğin çığ gibi artmasına neden olduğu gibi, Trabzon ilini Karadeniz Bölgesi illeri içinde bir çok ilin gerisinde kalmasına neden olmuştur. Yetkin danışmanlık firmalarının katkıları ile Trabzon ekonomisinin ana aktörü olan sivil toplum kuruluşları ile birliktehazırladığımız, Trabzon ilinin öncelikli vizyon projeleri olan raporlarımızı değerli Bakanlarımız ve milletvekillerimize sunmamıza rağmen, aradan geçen 7 ayda Trabzon ilimiz ile ilgili hiçbir şey ortaya koyulmamasının üzüntüsünü yaşamaktayız. Bu durum Trabzon ilinin sürekli gerilemesine, ekonomik göstergelerinin Bölge ortalamasının altına düşmesine, ihracatımızın gelişmemesine, işsizliğin artmasına ve Trabzon ilinin göç veren bir İl durumuna düşmesine neden olmaktadır.
Defalarca siyasilerimize haykırdığımız;
-Trabzon’un vizyon projesi olan ve yüksek katma değerli sanayi ürünlerinin üretimin yapılacağı Arsin Yatırım Adası Endüstri Bölgesi yatırımına başlanılması,
-Sürmene-Çamburnu Tersane alanında halen atıl olarak duran alanların mevcut tersane alanları ile birlikte Gemi ve Yat Organize Sanayi Bölgesi ilan edilmesi,
-Trabzon ilinin sanayi yatırımcıları açısından cazip hale getirilmesini teminen yatırım teşvik mevzuatında 5 inci Bölge kapsamına alınması,
-Trabzon ilimizde bir Su Ürünleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulması,
-Trabzon Havalimanında ihraç yükleri için bir soğuk hava depolu kargo bölümünün kurularak kargo havayolu taşımalarının başlatılması,
-Yatırım yapılabilir yeterli arazinin bulunmadığı Trabzon ilimizde TOKİ tarafından yeni organize sanayi Bölgeleri ve fabrika binaları yapılarak yatırımcılara uzun vadeli ödeme seçenekleri ile bu alanlarının tahsisin sağlanması,
taleplerimizle ilgili olarak hiçbir siyasi bugüne kadar ilgilenmemiş ve bu projelerin hayata geçirilmesi noktasında bizlerle istişarelerde bulunmamıştır.
Bunun yanında emek yoğun bir sektör olan ve Trabzon’daki kırsal kesimde yoğun kadın işgücü kapasitesi avantajı nedeniyle Trabzon’da bir Tekstil ve Hazır Giyim Organize Sanayi Bölgesi kurulması ve bunun için de hazır giyim sektöründe önemli aktör olan TİM Başkanı Hemşehrimiz Sayın Mustafa Gültepe beyin destekleri bizler için büyük bir kazanım olmakla birlikte, bu kazanımların yatırımlara dönüştürülebilmesi için de siyasilerin Trabzon ilini ivedilikle yatırım teşvik mevzuatında 5.Bölge kapsamına almayı başarmaları gerekmektedir.
Trabzon iline karşı bu ilgisizliğin Trabzon için büyük risk oluşturduğunu ve ilin gerilemesine neden olduğu hususunu yetkili makamlar kendine dert edinmemektedir. Trabzon’da her şeyin yolunda olduğunu, turizmle her şeyin hallolduğunu, Trabzon’un hiçbir sorununun bulunmadığını siyasilere empoze eden belli kesimler Trabzon’a en büyük zararı vermektedir. Yıllardır iyi yönetilemeyen bölge turizmi, düşüş trendine girmiş olup, bu yönetim anlayışıyla maalesef birkaç yıl sonra bitme noktasına gelebilme riski ile karşı karşıyadır.Bu nedenle, Trabzon iline en fazla katkıyı sağlayan ve kalkınma için olmazsa olmaz ekonomik faaliyetlerden olan ihracat ve sanayiyi geliştirmek Trabzon’un yegâne çıkar yoludur. Bu bilinç ve misyonda olan tüm aktörlerin ve Trabzon halkının birleşerek yukarıda sıralanan yatırımlarınTrabzon’a kazandırılması gerektiğini tüm siyasilere haykırması gerekmektedir.
Küresel ekonomide yaşanan değişimler ve jeopolitik gelişmeler önümüzdeki yüzyılda dünyanın çok farklı alana evrileceğini, tek kutupluluktan çok kutuplu bir dünya düzenine geçişin olacağı gerçeğinden hareketle, Ülkemizin ve Trabzon ilinin çok avantajlı bir coğrafyada bulunduğunu bilmemiz ve buna göre de şimdiden gerekli olan altyapı yatırımlarını tamamlayarak, Trabzon ilini uluslararası yatırımcılar için cazip hale getirmemiz gerekmektedir. Birçok uluslararası stratejist, ABD seçimleri sonrasındaki önümüzdeki dönemde;çoğu uluslararası yatırımcının Çin’deki yatırımlarını kapatarak, yatırımlarını gelişmekte olan yatırım yapılabilir Ülkelere kaydıracağını söylemektedir. Bu durumun Trabzon için fırsata dönüştürülmesi konusunda talep ettiğimiz yatırımlara siyasilerin sahip çıkmasını istiyoruz.”

Türk boğazlarından 2023 yılında 83.892 gemi geçti

0

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezinde açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, “Türk Boğazlarında, Karadeniz’de, Ege’de ve Akdeniz’de tam anlamıyla denizlere hakim olan atalarımız okyanuslara ulaşıp bir cihan imparatorluğu kurmuşlardır. Bizler için denizlerimiz Mavi Vatanımızdır. Her zaman belirttiğimiz üzere, bir karış toprağımız ne ifade ediyorsa denizlerimizin bir kum tanesi, bir avuç suyu da bizler için aynı anlam ve önemi taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Uluslararası Denizcilik arenasındaki yeri
Bakan Uraloğlu, dünyanın en önemli boğazları arasında bulunan İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın kontrolünü elinde tutan Türkiye’nin, Akdeniz ve Karadeniz Havzasındaki ülkelerin deniz ulaşımı ve uluslararası ticaret faaliyetleri açısından anahtar konumda olduğunu vurgulayarak, “Özellikle son 22 yılda bir kaptanın oğlu olan Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde denizcilik faaliyetlerinden sorumlu bakanlık olarak attığımız her adımı bu bilinçle atıyoruz. Hayata geçirdiğimiz tüm proje ve çalışmalar Türkiye’nin, uluslararası denizcilik arenasındaki yerini ön sıralara taşıyarak gurur verici başarılara yelken açmıştır. Hamdolsun bugün denizcilikte öncü ülkeler arasında olan bir Türkiye’den bahsediyoruz. Gemilerimizde dalgalanan Türk Bayrağı dünyanın en prestijli bayrakları arasında.” dedi.
Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Merkezleri ile deniz trafiği 7/24
Bakan Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının denizlerde seyir, can, mal ve çevre emniyetine de büyük önem verdiğini belirterek, denizleri; COSPAS-SARSAT uydu yardımlı arama kurtarma sistemi ve gelişmiş haberleşme sistemleri ile dinlediklerini, Otomatik Tanımlama Sistemleri ile izlediklerini ve Gemi Trafik Hizmetleri Merkezleri ile yönettiklerini söyledi. Uraloğlu, 2003 yılında boğazlarımızdaki gemi trafiğini yönetmek amacı ile Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Merkezini kurduklarını anımsatarak, “Diğer yoğun gemi trafiğinin yaşandığı deniz yetki alanlarını da kapsam altına almak amacıyla Gemi Trafik Yönetim Sistemi projesini hayata geçirdik. İzmit Gemi Trafik Hizmetleri Merkezini 2016 yılında, İzmir Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi’ni 2017 yılında, Mersin Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi’ni ise 2019 yılında hizmete açtık. Ankara’da Gemi Trafik Hizmetleri Merkezlerinden elde edilen verilerle tüm kapsama alanlarını gösterir Gemi Trafik Yönetim Merkezi’ni de hayata geçirdik. Bu sistemin 2003 yılında hizmete başlaması da elbette bir tesadüf değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde AK Parti Hükümetlerinin denizciliğe, denizcilerimize, insanımızın can ve mal güvenliğine verdiği önemin göstergesidir.” şeklinde konuştu.
Türk Boğazları Gemi Trafik Merkezleri
Türk Boğazları Gemi Trafik Merkezleri bileşenleri olarak İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında kurulu operasyon merkezleri ile Türk Boğazlarındaki yoğun gemi trafiğini yönettiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “Bilindiği üzere Türk Boğazları, Karadeniz ve Akdeniz ekonomik havzaları başta olmak üzere tüm dünya için önemli bir suyolu ve enerji geçiş koridorlarından biridir. Özellikle İstanbul Boğazı yaklaşık 17 mil uzunluğu ile Aşiyan ve Kandilli arasında Asya ve Avrupa Kıtalarının birbirine 700 metre kadar yaklaştığı ve gemilerin çok kritik 80 dereceye varan 12 rota değişimi yapmasını gerektiren bir ticaret geçiş koridorudur.” dedi. Uraloğlu, İstanbul Boğazı’nda yıl boyu Kuzey-Güney yönlü, hızı saatte 6 deniz mili üzerine çıkan yüzey akıntısının yanı sıra, Kandilli, Kanlıca ve Yeniköy’de Anafor akıntıları oluştuğunu belirterek, aynı zamanda ortalama 15 metre derinlikte başlayan güney-kuzey yönlü ters dip akıntısının da mevcut olduğunu söyledi. Bakan Uraloğlu, “Mevsimsel olarak Marmara Denizi’nden boğaz içine doğru kuzey yönlü olarak oluşan Orkoz akıntıları ile karşılaşan yüzey akıntılarının yarattığı anaforlar ve çalkantılı sular ile sis gibi zorlu şartlar İstanbul Boğazı’nı daha da zorlu hale getirebilmektedir.” ifadelerini kullandı.
Çanakkale Boğazı’nın da en az İstanbul Boğazı kadar seyir emniyeti için tehlike oluşturuyor
Çanakkale Boğazı’nın da en az İstanbul Boğazı kadar seyir emniyeti için tehlike oluşturacak potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Uraloğlu, Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri’nin özelliklerini vurgulayarak, “Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri, İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi ve Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi olmak üzere iki parçadan oluşmakta ve toplamda 204 millik bir alanı kapsamaktadır. İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi; İstanbul Boğazı’nın Karadeniz girişinden başlamak üzere Sektör Türkeli, Sektör Kandilli, Sektör Kadıköy ve Sektör Marmara olmak üzere toplam dört sektörden oluşmaktadır. Sorumluluk sahası 80 millik bir alanı kapsamaktadır. Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezimiz ise; Çanakkale Boğazı’nın Marmara Denizi girişinden itibaren Sektör Gelibolu, Sektör Nara ve Sektör Kumkale olmak üzere toplam üç sektörden oluşmaktadır. Sorumluluk sahası da 124 mildir.” şeklinde konuştu.
İstanbul Boğazı’nda 2023 yılında toplam 39 bin gemi hareketliliği
İki merkez ile boğazların çeşitli noktalarına konuşlandırılmış toplam 16 trafik gözlem istasyonunda; radar, elektro optik kamera, sinyal alıcı ve vericileri gibi cihazların yardımı ile deniz trafiğini 7/24 gözlemlediklerini ve yönettiklerini söyleyen Uraloğlu, “Ne kadar yoğun bir gemi trafiğini yönettiklerinin iyi anlaşılması amacıyla bazı istatistikleri sizlerle paylaşmak istiyorum. İstanbul Boğazı’nda 2023 yılında toplam 39 bin gemi hareketiyle toplam 416 milyon ton yük taşındı ve bu yüklerin yaklaşık 165 milyon tonu petrol dâhil olmak üzere tehlikeli yükler kapsamındaydı. Bu tehlikeli yükleri taşıyan 9 bin 300 civarındaki tankerlerden 2binini de 200 metre ve üzeri boya sahip tek seferde bir milyon varilin üzerinde ham petrol taşıyan gemilerdir.” dedi. Uraloğlu, Çanakkale Boğazı’nda ise 2023 yılında toplam 44 bin 892 gemi hareketi gerçekleştiğini ve 550 milyon ton yük taşındığını belirten Uraloğlu, taşınan tehlikeli yük miktarının toplam 185 ton, 200 metre üzerinde 2 bin 500 tanker geçişi olduğunu bildirdi.
Son beş yıllık süreçte gemi boy gruplarında özellikle 250 metreden büyük gemilerin sayısında istikrarlı bir artış gözlemlendiğini söyleyen Uraloğlu, “Bu noktada da seyir emniyeti, can, mal, çevre ve deniz güvenliğini arttırmak için Gemi Trafik Hizmetleri Merkezlerimiz ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüzün sorumlulukları daha çok artıyor.” dedi.  Gemi trafiği yoğunluğu, artan gemi büyüklükleri ve tehlikeli yükler gibi hususlar da göz önüne alındığında Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından verilen kılavuzluk hizmetinin ve bu hizmet oranlarındaki artışa dikkat çeken Uraloğlu, “Bu hususta İstanbul Boğazı’nda 2003 yılında yüzde 40 ve 2013 yılında yüzde 51 olan kılavuzlama oranı 2023 yılında yüzde 65’e yükseltilmiştir. Yine aynı şekilde Çanakkale boğazında 2003 yılında yüzde 29, 2013 yılında yüzde 43 olan kılavuzlama oranı da 2023 yılında yüzde 55’e yükseltilmiştir. Bu oranlar 2023 yılı itibariyle 150 metre üstü gemilerde İstanbul Boğazı’nda yüzde 99’a ve Çanakkale Boğazı’nda ise yüzde 78 oranına ulaştı
Türk Boğazlarından geçen riskli gemilere Genel Müdürlük tarafından verilen refakat hizmeti hakkında da bilgi paylaşan Uraloğlu, “İstanbul Boğazı’nda 2017 yılında 848 olan refakat hizmeti verilen gemi sayısı 2023 yılı itibariyle 8 bine yükselmiş durumdadır. Çanakkale Boğazında ise 2017 yılında 574 olan refakat hizmeti verilen gemi sayısı da yıllık 2 bin 500’e yükselmiştir.” şeklinde konuştu.
Denizde daha güvenli ve tamamen
milli bir Türkiye
Uraloğlu, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün görev ve sorumluluklarını en üst düzeyde yerine getirmesi için sürekli olarak gelişen teknolojiye ayak uydurduğunu ve filosunu güçlendirmeye devam ettiğini belirterek, “Daha dün Genel Müdürlüğümüzün operasyonel gücüne güç katacak ve başta Türk Boğazları olmak üzere ihtiyaç duyulan her yerde kullanılacak olan; 2 adet 70 ton ve 2 adet 80 ton çekme kapasitesine sahip 4 römorkör ile 6 adet kılavuzluk botunun Türk tersanelerinde yerli olarak üretilmesine yönelik yatırımın imzaları atıldı. Yeni nesil yerli römorkörlerimizin yanı sıra yerli elektronik fener, şamandıra, sinyalizasyon sistemleri, radar ve kameralarımızla, hem daha güvenli bir deniz trafiği sağlıyor, hem de filomuzu ve teknolojimizi millileştiriyoruz. Denizde daha güvenli ve tamamen milli bir Türkiye inşa ediyoruz.” diye konuştu.
Milli yazılım ve teknolojinin geliştirilmesine yönelik adımlar da attıklarının altını çizen Uraloğlu sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Ana yüklenici HAVELSAN ile Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüz arasında Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Sistem Yükseltme Projesi de imza altına alınmıştır. Proje; yazılım, sensörler ve bilişim altyapısı, ülkemiz milli yetkinlikleri ve üretim kabiliyetleri göz önünde bulundurularak tasarlanmıştır. Alt yüklenici ASELSAN tarafından da yerli üretilen radar, elektro-optik kamera ve radar yön bulucu gibi sistemleri de entegre edilerek yerli üretim oranının en üst seviyeye çıkarılması amaçlanmıştır. Bu düşüncelerle ülkemiz denizlerinde daha güvenli bir geleceğe doğru attığımız her adımda, tüm Gemi Trafik Hizmetleri Merkezlerinde çalışan baş operatör ve operatörlerimizle birlikte denizlerimizin güvenliği ve denizciliğimizin gelişimi için alın teri döken herkese teşekkür ediyorum.”

Batum Bulvarı yenilenen alt yapısıyla yaz turizmini karşılıyor

0

Gürcistan’da turizmde marka şehir Batum’un Bulvarı yaz turizm sezonunu yenilenen altyapısıyla karşılıyor; Uluslararası standartlarda kaykay parkı son aşamadadır. Bulvar mesire alanının doğal afetten zarar gören kısmı yenilendi. Dolgu çalışmaları yapıldı ve bu yıl da devam edecek. Batum Bulvarı’na yeni kum futbol stadyumu inşa edildi. Bulvar arazisine modern standartlarda bisiklet yolu düzenlendi. Sahil şeridine uygun yollar, su çeşmeleri yerleştirildi, iki noktada engellilere yönelik altyapı tamamen yenilendi.

ბათუმის ბულვარი ზაფხულის ტურისტულ სეზონს განახლებული ინფრასტრუქტურით ხვდება:
დასკვნით ეტაპზეა საერთაშორისო სტანდარტების სკეიტპარკი
განახლდა სტიქიის შედეგად დაზიანებული ბულვარის პრომენადის ნაწილი
ნაპირსამაგრი სამუშაოები განხორციელდა და მიმდინარე წელსაც გაგრძელდება
ბათუმის ბულვარში ქვიშის ფეხბურთის ახალი სტადიონი აშენდა
ბულვარის ტერიტორიაზე თანამედროვე სტანდარტების ველობილიკი მოეწყო
სანაპირო ზოლზე ადაპტირებული ბილიკები, წყლის შადრევნები განთავსდა, ორ ლოკაციაზე სრულად განახლდა ინფრასტრუქტურა შშმ პირთათვის.

Batum’da turistik sokak ve caddeler resimlerle süsleniyor

0

Gürcistan-Acara Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından, Ağustos ayı sonuna kadar Batum’un turistik açıdan aktif bazı yerlerinde 400 metrekareye kadar duvarların boyanması planlanıyor. Batumlu Sanatçı Ioseb Zorbenadze sokak resimleri üzerinde çalışıyor.

ბათუმს ლამაზი ქუჩის მხატვრობა ემატება
აჭარის ტურიზმის დეპარტამენტის ორგანიზებით, აგვისტოს ბოლომდე ქალაქის რამდენიმე ტურისტულად აქტიურ ადგილზე, 400 კვადრატულ მეტრამდე კედლის მოხატვა იგეგმება
ქუჩის მხატვრობაზე ბათუმელი მხატვარი იოსებ ჯორბენაძე მუშაობს.

 

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki’ye göre Türkiye’de en büyük deprem olacak şehirler

0

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki’den çarpıcı bir uyarı geldi. Doğu Anadolu’dan Akdeniz’e ulaşan fay hattına dikkat çeken Moriwaki, “7,5 büyüklüğünde deprem olabilir” dedi. Yoshinori Moriwaki, en büyük depremlerin yaşanılabileceği illeri sıraladı..
Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Kahramanmaraş merkezli Şubat depremlerinin ardından Türkiye’yi bekleyen büyük tehlikeye ilişkin önemli bir açıklama yaptı. Doğu Anadolu’nun Akdeniz’e ulaşan fay hattında herhangi bir deprem olmadığını belirten Moriwaki, biriken bir enerjinin doğurabileceği tehlikeyi hatırlattı.
Doğu Anadolu’nun batı kolunda
depremler. 7.5 üzeri olacak
Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, “Doğu Anadolu’dan uzanan ve Kahramanmaraş depremiyle büyük bir enerji depolayan Kıbrıs’tan gelen fay hattı ile birleşen Doğu Anadolu’nun batı kolunda deprem yaşanması halinde büyük bir yıkım yaşanacak. Bu deprem en az 7.5 üzeri olacak” dedi.
Adana, Hatay, Antalya’da tsunami
Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, bu depremin olması halinde ise Mersin, Adana, Hatay ve Antalya’da şiddetli bir tsunaminin yaşanabileceğini ifade ett
Marmara’da 6 büyüklüğünde olan depremler
Marmara’dan geçen fay hattının yumuşak zeminde olduğunu söyleyen Moriwaki, “Bu bölgede 6 büyüklüğünde deprem bile oldukça riskli. Bu yüzden bir an önce burada hem devlet hem belediye hem de vatandaşların dikkat etmesi gerekiyor” dedi.
Deprem sırasında evde güvenli bölge oluşturulmalı
Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki sözlerine şöyle devam etti:
“En önemli detay ise depreme hazır olmak gerekiyor. Mutlaka her evde deprem çantası olmalı. Deprem sırasında merdivenlerden kaçmak yerine evde güvenli bölge oluşturulmalı. Kahramanmaraş depreminde de gördük ki çoğu vatandaş merdivenlerde asansörlerde ve pencerelerden atlayacak vefat etti.
Türkiye’nin en büyük depremleri; Bursa, İstanbul, Tunceli ve Bingöl’de yaşanacak
Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki; Bursa, İstanbul, Tunceli ve Bingöl’de Türkiye’nin en büyük depremlerinin yaşanacağını ifade etti. Ege’den Çanakkale’ye uzanan fay hattının oldukça tehlikeli olduğunun altını çizen Moriwaki, Marmara’da birleşen fay hatlarının Güney Kore’dekine benzer olduğunu ifade etti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda mail order -IBAN kontolü başladı

0

Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu (VDK), Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, “Vergide adalet ve etkinliği artıracağız, çok kazanandan çok vergi alacağız. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ederek bütçe finansmanını iyileştiriyoruz.” mesajı doğrultusunda çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Kurul, yüksek tutarda harcaması olduğu halde herhangi bir gelir beyan etmeyen veya düşük tutarlı gelir beyanında bulunan kişileri mercek altına aldı.
Bu inceleme sırasında, bazı kişiler, VDK’nin radarına takıldı. Buna göre, ilk etapta tespit edilen 800 kişinin aylık 5 milyon liranın üzerinde harcama yaptığı, lüks araçlara bindiği, lüks tüketimde bulunduğu ancak hiç gelir beyan etmediği ve vergi mükellefi olmadığı görüldü.
Vergi müfettişleri, şimdi bu kişileri yakın takibe aldı. Bu kişilerden bazısının aylık harcamasının 10 milyon lirayı bulduğu belirlendi. Harcamaları incelenerek bu gelirin kaynağı tespit edilecek ve bu gelirlerin vergilendirilmesi sağlanacak.
Iban yoluyla tahsilat yapanlara gelir kaynağı sorgusu
VDK, müşterilerini IBAN üzerinden ödemeye yönlendiren ve bu işlem karşılığında fiş veya fatura kesmeyen işletmelere yönelik de sıkı takip yürütüyor. Bu kapsamda Kurul tarafından incelemeye alınan IBAN hesabı sahiplerine vergi müfettişleri tarafından gelirin kaynağının tespitine yönelik detaylı sorular yöneltiliyor.
İnceleme sırasında hesap sahiplerinin bilgilerine başvurulurken hesaplarını başkasına kullandırmanın Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında suç sayıldığına ilişkin bilgilendirme yapılıyor.
Bu incelemelerde ilk sonuçlar alınırken, ilk tespitlere göre, IBAN hesapları aracılığıyla başkası adına tahsilat yapılmasına aracılık edenlerin genellikle şirket ortakları, çalışanları veya mükellef yakınları olduğu belirlendi. Hesaplarını başkalarına kullandıranlar ile farklı tahsilat yöntemleri kullanarak vergi kayıp kaçağına sebep olanlar hakkındaki incelemeler devam edecek. Bu noktada ifadesine başvurulanların doğru bilgi vermesi, mağdur olmamaları açısından oldukça önem taşıyor.
“Mail order” yöntemi mercek altında
Kurul, hizmet, e-ticaret ve mobilya gibi sektörlerde müşterilere, fiziki tahsilatın mümkün olmaması, taksit imkanları gibi sebeplerle alternatif olarak sıklıkla kullanılan “mail order” yöntemini de inceliyor. Bu yöntemle yapılan tahsilatlar, muhtemel vergisel risklerin varlığı nedeniyle takip ediliyor. VDK, “mail order” yöntemi kullanılarak yapılan tahsilatlarda satışı yapılan mal veya hizmet karşılığı fatura veya fiş düzenlenmeyen durumları izlemeye aldı.
Vergide adaleti artırmaya ve kayıt dışılığı azaltmaya yönelik çalışmalar
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek şunları söyledi:
“Vergide adaleti artırmaya ve kayıt dışılığı azaltmaya yönelik çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Aylık harcamaları 5 milyon TL’nin üzerinde olup hiç gelir beyan etmeyen kişileri gerçek kazançlarını vergilendirmek üzere denetim kapsamına alıyoruz. IBAN veya “mail order” ödeme yönetimi ile tahsilat yaparak vergisini ödemeyen işletmeler de inceleniyor. Vergi kayıp ve kaçağına sebebiyet vererek haksız kazanç sağlayanların ve haksız rekabet oluşturanların takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

error: Content is protected !!