Pazar, Mart 22, 2026
tr

Kar

    Çocukluğum Çoruh vadisinde geçti, on iki yaşına kadar dünyayı bu vadiden ibaret sanırdım. Köyümüz bir dağ eteğinde Anadolu’nun diğer köylerinden farksızdı. Yoksulluk ve gurbet köyün kimliğini oluşturuyordu. Modern hayata ait, elektrik, telefon yoktu. Hatırladığım küçük bir radyomuz vardı. TRT’ nin arkası yarın kuşağında hikâyeler dinlemek en büyük tutkumuzdu.

   İbrahim Sadri’nin şiirindeki gibi: “Kışın köyümüze kar yağardı, İstanbul’a yağdığı gibi yağmazdı. Garip Anadolu’ya, yağdı mı? Hakkını verirdi. Sabah kalktığımızda kar yüzünden evin kapısı bile zorla açılırdı. İstanbul’daki gibi sobalarımızda kömür yanmazdı, kışları tezek yakardık…” Kasım ayında ilk kar düşer ta Mayıs ayına kadar sürerdi. Köyümüzün yüksek dağ zirvelerinde Haziran sonuna kadar, sanki Anadolu’da huzurun simgesi benim dercesine kalırdı…

    Hatırlarımda kar yağışına en çok sevinen biz çocuklardık. Daha ilk kar yağmadan kızaklarımızı hazırlardık. Yöremize özgü kızaklar vardı. Yurdumuzun dört bir yanını gezdim,  köyümüzdeki kızaklardan hiç görmedim. Akşamdan yağan kar sabah erken saatte, zor bir gününde başlayacağını haberdar ederdi. Ekonomisi hayvancılığa dayalı yüksek dağ köyleri için, kış biraz daha ağır şartlarda geçerdi. Oysa biz çocuklar için kar özgürlüktü, kızak; bisikleti olmayan bizler için kar bisikletiydi, bir oyuncak arabası dahi olmayan bizlerin kar arabasıydı. Hatırlarımda üzerimizdeki elbiselerimiz buz tutardı, ama bizler üşümezdik… Kar demek, kış demektir. Kış gelince bizim oralarda yollar kapanır, şehirle bağlantımız kesilirdi. Gerek köy içinde gerekse köyümüzün diğer köyler ve ilçe ile olan yolları, bazen insan gücüyle açılırdı.

     Kar ile ilgili oyunlarımız olurdu. Kışları kar topu savaşları vazgeçilmezlerimizdi.

Mahalleler arasında kartopu savaşları yapardık. İlkokuldan sonra okumak için köyden ayrılmak zorunda kaldım. O gün bugün en çok köyümün karlı günlerini hatırlar ve özlerim.

Orta okuldayım, Matematik öğretmenim Karslı’idi. Bir gün Sarıkamış’ı bilirmisiniz? diye bir soru sordu. Sonra kendi cevaplamıştı. 90 bin vatan evladının kara talihini anlattı. Hem de tek kurşun bile atmadan.21 Aralık 1914 de zaferlerle dolu tarihimize ‘Sarıkamış Faciası” olarak geçecek olan hareket başlar. 90 bin vatan evladı Allahuekber dağlarına kardelenler gibi yaslanırlar.

    Rus Kurmay Başkanı’nın anılarında “Allahuekber Dağlarındaki Türk müfrezesini esir alamadım. Bizden çok evvel Allahlarına teslim olmuşlardı.” dediği Mehmetçikler 1914 Aralık ayından beri Anadolu’ya düşen her bir kar tanesiyle birlikte tekrar bu toprakları kutsuyorlar.

Sarıkamış bende karın temsil ettiği çocukluğumun imgelerini ortadan kaldırdı. Sanki 90 bin vatan evladına sebep olan kardı.

    Ayaklarında doğru dürüst giyecek bir şeyleri yok, üzerlerindeki giysileri mevsim şartlarıyla uyumsuz, tek kelimeyle intihar diyebileceğimiz bir hareket emri ve sonunda kefen yerine karlara sarılarak soğuktan donarak şahadete varan Mehmetler. Annelerinin sütü gibi ak, ancak yazgıları kadar kara bir kar’a kurban oldular. Arap çöllerine rahmet olup yağdılar, döndüler Allahuekber Dağları’na buzdan heykeller olup Ruslara kafa tuttular.

     Aralık 2007, 93 yıl geçti büyük felaketin üstünden. Ancak felaketler bitmedi. Anadolu’da. Dünya üzerinde hiçbir coğrafya parçası yok ki Anadolu kadar ihanete uğramış olsun. Son 30 yıldır yeni bir ihanet. Sevr sevdalıları tekrar bu topraklarda, bilmiyorlar ki biz bu toprakları vatan yapmak için çok bedel ödedik.

   Güneydoğuda görev yaptım. Orda kışlar bile başkadır. Kar oralara da yağar, önce Gabar’a, Cudi’ye,  Nemrut’a, Şeytan Dağları’na düşer.Dağlarda inlerinde yaşayan bölücü örgüt üyeleri için kar olumsuzluk teşkil eder.Serbest hareket edemezler.Genelde kış uykusuna yatarlar.Orda şunu öğrendim. Zor coğrafyada vatani görevini yapan Mehmetcikler kışın gelmesiyle birlikte, hain pusular ve kahpe mayınlarla terör yapanların zorunlu ateş kestikleri bu döneme-kış dönemi-‘’Beyaz Barış” geldi diyorlar. Kar Sarıkamış’ ta beyaz ölümdü, şimdi beyaz barış.

    Kar çocukluğumda oyunumuz, Sarıkamış’ta beyaz ölüm, Güneydoğu’da beyaz barıştı… Pencerem den baktığımda dışarıda kar yağıyordu. Allahuekber Dağlarına ise her biri bir melek eşliğinde kar taneleri çoktan düşmüştür…

 

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi 17 Mart 2026

Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da 5 Temmuz 2011 tarihinden itibaren 1.sayısı ile yayın hayatına başlayan, yayın hayatında 15. yılına giren, Türkçe-Gürcüce olarak iki ayrı...

Gürcistan’da çalışanlar için yeni çalışma izni zorunluluğu

20 Şubat 2026 tarihli ve 70 Sayılı Gürcistan Hükümeti kararı ile 1 Mart 2026 tarihi itibariyle yürürlüğe giren olan İşgücü Göçü Kanunu, Gürcistan'da daimi...

Ticaret Bakanlığı’ndan başarılı 484 kg uyuşturucu madde operasyonu

Ticaret Bakanlığı-Gümrükler Muhafaza ekiplerince gerçekleştirilen başarılı üç ayrı operasyonda, toplam piyasa değeri 828 milyon 272 bin TL olan 484 kg uyuşturucu madde ele geçirildi....

Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat: “Bölgesel iş birliğimizi güçlendiriyoruz”

Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan 7. İşadamları Forumu/Georgia-Azerbaıjan-Türkiye 7. Business Forum 26 Şubat 2026 Perşembe günü Gürcistan’ın Kakheti ilinde Tiflis'in 80 km. doğusunda, Telavi ilçesinde yer alan Tsinandali...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!