Perşembe, Nisan 2, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 63

Akçaabat’ta yaşayan tarihi Ortamahalle

0

Trabzon-Akçaabat ilçesine 5 dakika uzaklıkta olan Akçaabat’ın Ortamahallesi gidilmesi gereken, mekanlarında oturulması ve manzaranın keyfinin çıkarılması gerektiren yerlerden biridir. Size tarihte yolculuk yapıyormuşsunuz gibi gelecektir. Yürüyerek gezilecek bir mahalle. Her kapıyı rahatlıkla çalabilirsiniz. Güler yüzlü insanlarla dolu bir yaşam alanı. Mimarisi hemen hemen 300 yıldan daha fazladır. Arnavut kaldırımlı taş sokakları, Osmanlı dönemine ait evleri, çeşmeleri ve mahalle kültürünü bir bütün halinde sergilemesiyle, her geçen gün yerli ve yabancı turistlerin ilgisini cezbeden Ortamahalle, tarihi karakterini günümüze kadar aktarabilmiş nadir yerleşim yerleri arasında yer alıyor.
Akçaabat Belediyesi, Akçaabat’ın gözdesi olan Ortamahalle’yi turizme kazandırmak ve mahalleye canlılık getirmek için yaptığı çalışmalar kapsamında mahallede bulunan konakları aslına uygun olarak restore etmiş. Bu konaklar yöresel lezzetlerin yer aldığı yeme-içme, oturma alanları, konaklama ve yöresel hediyelik eşyaların satıldığı mekanlar olarak turizme kazandırılmış. Akçaabat Belediyesi ayrıca Timurciler Konağı, Kanoğlu Konağı ve Mehmet Efendi Konağı başta olmak üzere Ortamahalle’de bulunan birçok konağı restore ederek turizme kazandırmış.
Ortamahalle’de, geçmiş kültürlerin seçkin ürünlerinden ve anıtsal mimarlık örneklerinden olan ST. Michael Kilisesi, şapel, okul ve bir cami yer almaktadır. ST. Michael Kilisesi 1332, Oramahalle Camisi 1806, oluk ise 1893 yılında inşa edildi. ST. Michael Kilisesi’nin Akçaabat Belediyesi tarafından restore edilerek şehre Ortamahalle Müzesi olarak açıldı.
Evlerin cephesi Kuzeydoğu ve kuzey istikametindedir. Karadeniz’e tepeden bakan evler; sokakları, sokak duvarları, çiçekleri ve çeşmeleri ile özgün bir yerdir. Evlerin hepsi bahçe içinde olup sokağa sırtlarını dönmüş yapıların cepheleri bol güneşli bahçelere yönlendirilmiştir. Yapı malzemesi olarak taş, ahşap ve kiremit kullanılmıştır.
Genellikle evlerin zemin katlar; yığma taş, üst katlar ise yarı ahşap çatkı bağdadi tekniğinde yapılmıştır. Alaturka kiremitler çatı örtü malzemesi olarak göze batmaktadır. Gerek mimari, üslubu, gerek konumu, gerekse taş ve ahşap işçiliği açısından geleneksel Türk mimarisinin özgün örneklerinin yöremizdeki en güzel birlikteliğini bir arada görmek mümkündür. Burada yaşamın mutlu yüzlerini görmek, sokaklardan sarkan morsalkımların, sarmaşık güllerinin eşsiz güzellikleri arasında daracık sokaklarda top koşturan çocukları da görmek mümkündür.

Minikler Türkiye Taekwondo Şampiyonası Amasya’da

0

Minikler Türkiye Taekwondo Şampiyonası 20-29 Temmuz 20022 tarihleri arasında Amasya’da yapılacaktır. Tekwondo dünyanın en eski savunma sporudur. Amasya’da yapılacak bu şampiyona yaklaşık 10 gün sürecek ve 4000 sporcunun 500 antrenörün katılacağı öğrenildi. Minikler Türkiye Taekwondo Şampiyonasının Amasya’da yapılmasını sağlayan Gençlik ve Spor Bakanlığı-Rehberlik ve Denetim Başkanı Hasan Davulcu konuyla ilgili yaptığı açıklamada; Tekvando Fedarasyon Başkanı Metin Şahin’e ziyaretleri ve hoş sohbeti için teşekkür ediyorum. Sporun ve sporcunun her daim yanında olan kıymetli Bakanımız Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na da bu vesile ile şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

Gençlik ve Spor Bakanlığı-Türkiye Taekwondo Federasyonu’nun 20-29 Temmuz 2022 tarihleri arasında Amasya’da yapılacak “Minikler Türkiye Taekwondo Şampiyonası” ile ilgili olarak yaptığı açıklama ise şöyledir;
“Müsabaka Tarihi : 20 – 29 Temmuz 2022
Müsabaka Yeri : Amasya Spor Salonu
Teknik Toplantı : 19 Temmuz 2022 – Saat : 17:00
Tartı : 19 Temmuz 2022 – Saat: 10.00 – 14.00 ( İlk gün müsabakalarının tartısı ) – Her sıkletin tartısı o sıkletin müsabaka gününden bir gün önce yapılacaktır.
Minikler Türkiye Şampiyonasında Dünya Taekwondo Federasyonunun 01 Haziran 2022 tarihinden itibaren uygulamaya koyduğu yeni kurallar uygulanacaktır.
Yeni kurallar :
Raunt kazanma sistemi:
Raunt kazanma sisteminde müsabakanın süresi ( Federasyonun alacağı kararla teknik toplantıda açıklanacak) rauntlar arasında bir dakikalık dinlenme süresi olmak üzere üç raunt olacaktır. Hakem, her raundu ayrı ayrı kazananı ilan edecektir. Maç skoru ayrı ayrı rauntlara göre değerlendirilip üç raunda göre kazanan ilan edilecektir. Her raundun bitiminden sonra beraberlik olması durumunda kazanan, sırasıyla aşağıda belirtilen üstünlük kriterlerine göre belirlenecektir.
Üstünlük kriterleri:
1. Döner tekniklerden alınan puanların sayısına
2. 3 puanların sayısına
3. 2 puanların sayısına
4. Yumruk puanların sayısına
5. Gam-jeom cezalarının azlığına
6. Puan çıkmamış kaydedilen vuruş sayısına
7. Hakemlerin üstünlük kararına göre
Duit-chagi:
Geri tekme (Duit-chagi) bir dönerli tekme çeşididir. Bir tekniğin geri tekme olarak kabul edilebilmesi için sporcunun baş ve omuz rotasyonu yapması gerekir ve teknik puanlar eklenir. Müsabık, baş ve omuz rotasyonuyla eş zamanlı olmaksızın geri tekme attığında, bir döner teknik sayılmaz.
Gam-jeom cezaları:
Ceza sayıları:
Raunt Kazanma Sisteminde müsabık bir rauntta beş (5) Gam-Jeom aldığında o raundu kaybetmiş sayılır.
Yere düşme:
Döner tekmeyle puan alan müsabıkın yere düşmesi durumunda hiç bir ceza verilmeyecektir.
Maçı oyalama:
Rakibin atağından kaçınmak için sırtı dönme ve uzaklaşma, geriye doğru veya yanlara doğru teknik uygulamadan art arda 3 adımdan daha fazla gitme durumunda Gam Jeom ile cezalandırılacaktır.
İtme:
Müsabıklar klinç (göğüs göğüse sarılı) pozisyonundayken hakemin dövüş komutunu takiben birbirinden ayrılmalıdır. Eğer üç (3) sn. içinde ayrılmazlarsa her iki müsabıka veya pasif olan müsabıka ceza verilecektir. Klinç pozisyonundayken rakibini, tutan, kavrayan veya kolları rakibinin vücudunun arkasına geçen müsabıka Gam jeom verilecektir. Teknik atmak amacıyla tek itmeye müsaade edilecektir.
Göğüs döğüşe sarılı pozisyonu (Klinç):
Klinç pozisyonundayken kaskın arkasına atak yapan, ayağın altı veya yanı ile PSS yeleğe vuran, rakibini, tutan, kavrayan veya kolları rakibinin vücudunun arkasına geçen müsabıka Gam jeom verilecektir.
Yasak eylemler:
Bacağı belden yukarı kaldırıp havada üç (3) defadan daha fazla tekme atmak.
Rakibin potansiyel ataklarını engellemek için, bacağı üç (3) saniyeden fazla kaldırma veya havada tekme atmak.
Kararlar:
Final skoru ile galibiyet:
Final skoru ile galibiyet durumunda, maç skoru kazanılan rauntların sayısı olacaktır.
Puan farkıyla kazanma:
Her bir raunt içinde, iki sporcu arasında 12 puan farkı oluşması durumunda, puan farkını yapan sporcu o raundun kazananı olarak ilan edilir.
Video incelemesi (video replay):
Puan çıkmayan kafaya vuruşlar:
Antrenör, kafaya vuruşlar için puan çıkmazsa video incelemesi talep edebilir.
Sporcu kayıtları, kulüpler tarafından Federasyonun internet sitesinin alt tarafında bulunan “Online Müsabaka Kayıt” bölümündeki link tıklanarak ulaşılacak sayfadan, daha önce Federasyondan almış oldukları kulüp şifreleriyle yapılabilecek olup, online kayıt girişi 15 Temmuz 2022 mesai saati bitiminde sona erecektir.
Ferdi sporcuların kayıtları ise ekte sunulan dilekçenin eksiksiz doldurularak, aşağıda belirtilen e-posta adresine veya Federasyonumuza faks yoluyla 15 Temmuz 2022 tarihi mesai bitimine kadar başvurmaları halinde yapılacaktır.
Şampiyonaya katılacak antrenörlerin 2022 yılı için ulusal WT lisansının olması zorunludur. Antrenörlerin şampiyona WT Lisans evrağı kabulü için son tarih 7 Temmuz 2022’dir. 2022 WT Lisansı ile ilgili bilgi almak için tıklayınız.
Online Gelişim Seminerinde 2022 Yılı Vizesini yaptıran antrenör ve hakemlerimize dağıtılan akreditasyon kartını kaybedenler makbuz karşılığı 75 TL ödeyerek yeni akreditasyon kartı bastırabileceklerdir.
Deneme tartısına çıkıp, resmi tartı öncesi sıklet değişikliği yapmak isteyen sporcular bu işlemi makbuz karşılığı 75 TL ödeyerek yapabileceklerdir.
Şampiyonaya kayıt yaptırmadan gelen sporcular, il müdürlükleri listesinde yer almaları halinde 100 TL karşılığında kayıtlarını yaptırabileceklerdir.
WT Lisansı olmayan antrenörlerin müsabakalarda sporcuların arkasına çıkmalarına izin verilmeyecektir.
Önemli Not : Müsabakalara kayıt yapacak sporcular il müdürlükleri tarafından gönderilecek listelerde yer alan sporcular olmalıdır.”

Gürcistan Uluslararası Karate Turnuvası Batum’da

0

Gürcistan Acara Özerk Cumhuriyeti başkenti Batum’da; Gürcistan Karate Federasyonu tarafından 16-17 Temmuz 2022 tarihleri arasında “Gürcistan Uluslararası Karate Turnuvası” düzenlenecektir. Gürcistan Karate Federasyonu Başkanı Mamuka Kurashvili bu turnuvaya çeşitli ülkelerden sporcuların katılacağını söyledi.


Gürcistan Karate Federasyonu Başkanı

 

 

Gürcistan Trabzon Başkonsolosu Gela Japaridze’den Haberci Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Çakan’a Teşekkür Belgesi

0

Gürcistan Trabzon Başkonsolosu Gela Japaridze; Gürcistan’da 05.07.2011 tarihinden itibaren oniki yıldır Türkçe-Gürcüce olarak iki dilde yayın yapan Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ÇAKAN’a “Gürcistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki dostane ve stratejik ilişkilerinin öne çıkarmak için yaptığı katkılardan dolayı” dolayı teşekkür belgesi verdi.

GÜRCİSTAN TRABZON BAŞKONSOLOSLUĞU
TEŞEKKÜR BELGESİ

Gürcistan Trabzon Başkonsolosluğu, Türk-Gürcü Gazetesi HABERCİ GAZETESİ‘nin Genel Yayın Yönetmeni İlker ÇAKAN’a söz konusu Gazetesi aracılığıyla, Gürcistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki dostane ve stratejik ilişkilerinin öne çıkarmak için yaptığı katkılardan dolayı teşekkür ederim.

Gela JAPARIDZE
Gürcistan Trabzon Başkonsolosu

Trabzon, 16 Haziran 2022

Kimmiş revizyonist?

0

GKRY lideri Nikos Anastasiadis, KKTC’de faaliyet gösteren bir üniversitenin diploma töreninden sonra yaptığı açıklamada “hiçbir tavizde bulunmak istemediklerini” vurgulayan T.C. Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay’a, mesaj göndererek, “revizyonist politika izleyenlerin, münasebetsiz davranışlarının yolundan gitmelerinin söz konusu olmadığını” iddia etmiş.
Ağlar mısın, güler misin yoksa lanet mi okursun kendini Kıbrıs’ın tek ve mutlak Başkanı sanan Nikos Anastasiadis’e. Sanki kendileri sütten çıkmış ak kaşık, Türkiye revizyonist!
Peki nedir bu revizyonistlik? Revizyonizmin uluslararası politikadaki genel anlamı, mevcut Uluslararası düzeni (statükoyu) değiştirmek istemek veya değiştirmek isteyen devlet demek. Baktığınızda yenilikçi bir kavram gibi görünse de Kıbrıs’ta kullanımı olumsuzluk içeriyor.
Mesela, Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Makarios, tam bir revizyonistti ve bütün hayali de 1796 tarihli “Megali İdea”yı yani “Büyük Ülkü”yü gerçekleştirmek, Helen kahramanı olmaktı. Bu ülkü uğruna din adamı olmasına rağmen elini kana bulamaktan, Kıbrıs Türklerini kılıçtan geçirmekten, evlerini, yurtlarını yakıp yıkmaktan hiç çekinmedi.
Megali İdea’yı biliyorsunuz. Helenlerin büyük ülküsü, batıda Bizans’ın zamanında İyonya Denizi’nde hakimiyet altına aldığı toprakları, doğuda Küçük Asya ve Karadeniz’i, kuzeyde Trakya, Makedonya ve Epir’i, güneyde Girit ve Kıbrıs’ı hakimiyet altına alıp; başkenti Konstantinopolis yaparak Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nu diriltmek. 1791 yılında ortaya atılan bu fikrin haritası da ünlü Yunanlı şair Rigas Ferreros tarafından 1796 yılında da haritası çizilmiş.
8. maddesi Kıbrıs adasını Yunanistan’a ilhak etmek olan Megali İdeanın içeriğinde yer alan tüm maddeler kelimenin tam manası ile “Revizyonist” hedefler.
İşte Makarios’un çömezi ve Helen milliyetçisi olan Nikos Anastasiadis, çok değil daha 59 yıl önce 1963 yılında başlattıkları ve 1974 Barış Harekatı ile son bulan “Revizyonist politika” hedefli katliamları, şehit ettikleri yüzlerce binlerce Kıbrıs Türk’ünü, yakıp yıktıkları Kıbrıs Türk köylerini, yağmaladıkları Kıbrıs Türk’lerine ait evleri, köyleri, zahireleri, büyükbaş ve küçükbaş hayvanları unutmuş, ahkam kesmekte, aklınca da Türkiye’yi suçlu konumuna sokmaya çalışmaktadır.
Rum lider Nikos Anastasiadis’e, 1964 yılında BM’nin Kıbrıs’a araştırma yapmak için gönderdiği heyetin yaptığı araştırma sonucunda BM’ye sundukları Ortega Raporunu okumasını tavsiye ederim. Bu raporda kaç masum ve savunmasız Kıbrıs Türkünü şehit ettikleri, kaç tane Türk köyünü yakıp yıkarak haritadan sildikleri, raporda resimleri ile birlikte yer alıyor.
Güven yaratıcı önlemler üzerinden gideceksek, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile oturdukları masalarda konuşulan hangi güven yaratıcı önlemi hayata geçirdiklerini de sormak isterim Rum lidere.
Propaganda becerinizle kendi halkınıza dahi unutturduğunuz gerçekleri biz unutmadık, unutmayacağız sayın Anastasiadis! Önce, adayı Yunanistan’a bağlamak için geçmişte işlediğiniz suçların, yaptığınız katliamların, söndürdüğünüz ocakların hesabını verin, sonra bizleri soykırımdan kurtaran ve özgürlüğümüze kavuşturan anavatanımız Türkiye’ye mesaj gönderirsiniz. Tabi sizi muhatap alırsa!

Meliha Özvatan Çeşmesi

0

Ordu-Ulubey Kardeşler Mahallesi –Meliha Özvatan Çeşmesi

Ordu ili Ulubey ilçesi yakınlarında , Karadeniz’in yeşillikleri arasında evleri, kaya mezarı, kanyonu ve daha pek çok kültür değerleriyle bir tarih hazinesi burası…
Yaklaşık yediyüzelli yıllık tarihi, sinesinde bir hazine gibi saklayan Kardeşler Köyü uygarlığa kaynaklık etmiş bu coğrafyada.
Son olarak bir çeşme yapıldı burada… Bir meydan çeşmesi… Yöre insanının geçmişe, atalarına duydukları saygının bir göstergesi olarak…
Yapıda geçmişle günümüz içiçe geçmiş… Bir anıt çeşme olsun istenmiş… Üslubu Osmanlı mimarisi , yapımı ise günümüz…
Özvatan ailesi tarafından yaptırılan çeşmenin planı dikdörtgen…Aile büyüklerinden Meliha Özvatan’ın anısını yad ediyor… Ordu ilinde bir ilki temsil ediyor…
Biraz yaklaşınca ilgimizi panolar halinde sıralanan süslemeler çekiyor… İki köşesinde ise yarım daire olarak dış taşan birer köşe sebili var…
Yapıda iki adet özdeyiş dikkati çekiyor…Birbirlerine karşı konumlanan bu yazıtların ilki Hazreti Mevlana’ya ait;
Allah ile olduktan sonra,
Ölüm de , Yaşam da hoştur…
Karşı cephede sözler Yunus Emre ile devam ediyor;
Ben gelmedim dava İçin,
Benim işim sevi için,
Dostun evi gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim…
Bu güzel ve anlamlı sözler görkemli taş işçiliği ile taçlanmış… Üzerindeki lale motifleri Allah’ı, gül motifleri ise Hazreti Pegamberimizi temsil ediyor… Lale sabır ve sebatın, ölümden sonra dirilmenin sembolü… Birliği temsil ediyor… Gül ise çokluğu ve ilahi bilgiyi…
Sehpa üzerindeki vazolarda ve saksıda çiçekler, laleler, güller, selviler, mukarnaslı profillerle çarkıfelekler oldukça dekoratif bezenmiş…
Kemerlerdeki kontraslığı Elazığ vişnesi sağlamış… Kemerlerin içi, üstü ve tavana yakın bölümleri ise desenli iznik çinisi ve bordür ile kaplanmış…İznik çinisinin karakteristik rengi olan turkuvaz, düz bordür olarak yapıma ayrı bir renk ve zerafet katmış… Dekoratif kurnalar çeşmenin dört yanında… Kum saatleri ise köşelerde ve çeşmeyi her yönüyle tamamlamış…
Çeşmenin tavanı eski dönem çeşme yapım ustalığının izlerini taşıyor… Ahşap çatı , kurşun kaplamalı… Günümüz Karadeniz ustalarının hünerini sergiliyor… Tavan dışa doğru genişleyerek, ana yapının güneş ışığı ve diğer çevresel zararlara karşı korunmasını sağlıyor… Ahşap tavana çıtakari tekniği ile süslemeler ve altın yaldız , ayrıca sanatsal bir değer kazandırmış… Dört köşe başında yuvarlak formlu ahşaptan oymalar var… Başta geyik ve kuşlar olmak üzere ormalık alanda canlıların özgürce yaşamlarını simgeliyorlar… Tavanın kenarındaki dikdörtgen formlu ahşap çalışmalar da oldukça dikkat çekici…
Yapımda Roma ve Osmanlı’nın mermer ocakları olarak kullandığı Marmara Adası beyazı tercih edilmiş… Bugün başta İstanbul olmak üzere Anadolu’nun değişik yörelerinde kullanılan bu mermer dayanıklılığı ve görsel özellikleriyle ünlü…
Projede köy halkı ile dışarıdan gelen yabancı konukların dinlenme alanı da düşünülmüş… Bu yüzden çeşmenin etrafına oturma bankları konmuş…
M.S. 1290 kurulduğu tahmin edilen Kardeşler Köyü, Sevdeş Bey tarafından merkez köy olarak tesis edilmiş ve uzun yıllar Sevdeş olarak anılmış … O dönemde buraya bağlı otuz köyü ve bir de mezrası varmış…
Yapılan bu çeşme ile Sevdeş Bey’in yöresine kattığı kültürel birikimler Kardeşler mahallesinde bir kez daha abideleşmekte , geçmiş ve gelecek arasında köprü niteliği taşımaktadır…
Tarih bir başka solumaktadır kardeşlerde artık…
Bütün bu birikimlere yeni bir güzellik kattıkları için Özvatan ailesini kutluyoruz… Kendi yörelerine ışık saçmışlar, örnek olmuşlar ve ata diyarına sahip çıkmışlar…
Analarını da unutmamışlar…
Zormuş anam…
Meğer ölümüne bir kara sevdaymış analık…
Olduk, gördük, bildik bak…


Ayhan Özvatan-TRT Film Yönetmeni
1974 yılında TRT de işe başladı. 1974 – 1993 yılları arasında Kamera Asistanı, Kameraman, Şef Kameraman, Baş Kameraman ve Görüntü Yönetmeni olarak pek çok programda görev yaptı. 1993 – 2005 yılları arasında TRT Ankara Televizyonu Eğitim – Kültür ve Belgesel Programları Müdürlüğünde Program Yönetmeni olarak çalıştı. 15 Mayıs 2005 itibari ile kendi isteğiyle emekli oldu. Evli, iki çocuk babası olan Ayhan Özvatan, iyi derecede İngilizce bilmektedir.
Hazırladığı bazı programlar:
Gül Deste ( Dizi Magazin – 52 Bölüm )
Bilim ve Teknoloji ( Dizi Belgesel – 28 Bölüm)
İkibin’e İki Kala ( Dizi Belgesel – 28 Bölüm)
Lozan Barış Antlaşması ( Belgesel )
Orada Bir Köy Var ( Belgesel – Safranbolu Altın Safran Belgesel Film Festivali ödülü aldı )(ozvatan@superonline.com)

Ünlü Sinema Aktörümüz Cüneyt Arkın vefat etti

0

Türk Sinemasının duayeni ünlü sinema aktörü, uyuşturucu ve alkol bağımlığına karşı gençlere konferanslar veren, tarihi filmleriyle tarihimizi anlatan, halkın gönlünde Malkoçoğlu olarak bilinen, filmlerinde aşkı ve sevdayı anlatan, gerçek hayatı sinemaya uyarlayan, Türk sinema tarihinde gelecek sinema aktörlerine kişiliği ve karakteri ile örnek olacak ünlü sinema aktörümüzü Cüneyt Arkın’ı 85 yaşında kaybettik. Allah rahmet eylesin. #Mekanı cennet olsun.#




 

Türkiye saldırı altında

0

Günlük olaylardan baş kaldırıp, içteki siyasilerin açıklamalarını ve çizdikleri karamsar tabloları göz ardı edip büyük resme bakabilirseniz Türkiye’nin son bir asrın en büyük tehdidi ve saldırısı altında olduğunu net bir şekilde görebilirsiniz.
Kendini dünyanın küresel yöneticileri olduğuna inanan kişilerin gözünde Türkiye artık “cici çocuk” değil. Türkiye’nin, bu küresel yöneticilerin istedikleri her şeyi yapmaması, kendi savunma sanayisini kurması, gıda üretiminde kendine yeterli olması, dış müdahalelere ve iç darbelere dirençli hale gelmiş olması, bölgesel bir güç haline gelmesi ve en önemlisi de kişilik kazanıp söz dinlememesi nedeni ile dövülmesine, söz dinlememeye devam ederse cezalandırılmasına ve de gücünün yok edilerek küçültülmesine karar verilmiş.
Bu babayiğitler Türkiye’yi kendi istedikleri forma ve kalıba sokmak için önce vekalet savaşları ile ekonomisini bozmayı denediler. Türkiye’nin parasını, pulunu, enerjisini bu savaşlarla mücadeleye harcayarak tüketmesini planlamışlardı. Bunun yeterli olacağını sandılar ama başaramadılar.
Bu sefer ikinci aşamaya geçtiler. Libya, Irak ve Suriye’de uyguladıkları yöntemi yürürlüğe koydular. İçte kaos yaratıp iç savaş çıkartarak Türkiye’yi yıpratmayı, yönetimi devirerek kendi adamlarını başa getirmeyi planladılar, aynen 17 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980’de yaptıkları gibi. Bu yöntemleri de başarılı olamadı. Bırakın başarı kazanmayı, görünmez bir şekilde içine ellerini soktukları TSK’ya ve MİT’e uzanan elleri kesildi, bağları koparıldı.
Şimdi de üçüncü aşamaya geçtiler. Bana göre son kozlarını oynuyorlar. Hedefleri Türkiye içinde bir kaos yaratarak Türkiye’yi kutuplaştırmak, cüceleştirmek ve diklenmesini önlemek.
Esasen Türk milletinin yapısından ve DNA’larından dolayı silahla Türkiye’ye diz çöktüremeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Bu nedenle bu sefer seçtikleri yöntem de farklı. (Gerçi bunu eski ABD Başkanı Trump da denemişti ama ABD-Türkiye görüşmeleri sonrasında çokta ileri gidememişti.) Türkiye’ye karşı yapılan saldırı an itibarı ile silahlı değil finansal.
İşin özü, çok kritik bir döneme girmiş bulunmaktayız. Kalın perdelerin arkasındaki mali veriler, 2022 yılı Haziran ayında 1 ABD dolarının gerçek değerinin 10.50-11.00 TL civarında olması gerektiğini söylüyor. Türk Lirası, kasten ve içte kaos yaratılmak için yapay bir şekilde değer kaybına uğratılıyor.
ABD ve AB tarafından Yunanistan, Türkiye’ye karşı kışkırtılıyor.
ABD ve AB tarafından PKK/YPG’ye mali destek verilip silah ile donatılıyor.
ABD ve AB tarafından yapılan girişim ve vekalet uygulamaları ile Türkiye’nin Rusya ve İran ile olan ilişkileri zayıflatılmaya ve bozulmaya çalışılıyor.
Hedef, Türkiye zayıf, güçsüz, korumasız ve dostsuz kalsın ki kendini dünyanın yöneticisi sanan kişilerin istediklerini yapsın!
Oyun bu sefer gerçekten çok büyük ve bizim bu oyuna gelip kaos tuzağına düşmememiz, nelerin yapılmak istendiğini görüp ona göre davranmamız gerekiyor.

Hadi oradan!

0

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Anastasiadis, her yer ve her fırsatta “21. Yüzyılda garantörlük olmaz, garantörlüklerin modası geçmiştir. Türkiye’nin garantörlüğü kabul edilemez” şeklinde yalan yanlış açıklamalar yapmayı kendine görev edinmişti ancak Avrupa Birliği içinde garantörleri olan devletlerin listesini önüne koyunca geri adım atmış, bir daha garantörlük konusunu ağzına almamıştı.
Aynı takiyyeci Anastasiadis, şimdi de Rusya-Ukrayna ihtilafını Türkiye’nin 20 Temmuz 1974’de Garantör ülke olarak gerçekleştirdiği Barış Harekatı ile aynı kefeye koymaya çalışıyor.
İnsanların gözüne baka baka, rezil olacağını, adının yalancıya çıkacağına aldırmadan yalan söylemesi ve takiyye yapması Kıbrıslı Rumlara ve Yunanlara özgü bir alışkanlık.
GKRY lideri Nikos Anastasiadis France24 televizyonuna verdiği mülakatta, Rusya’nın Ukrayna’yı “Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgal etmek için kullandığı argümanların aynısını kullanarak işgal ettiğini” iddia etti. Yunanistan Başbakanı Miçotakis de aynı sözleri ABD kongresine hitap ederken kullandı.
“Köpeksiz köy bulmuş değneksiz gezer” lafını uyarlayabileceğimiz Anastasiadis’e bizim de uluslararası kamuoyu oluşturacak şekilde cevap vermemiz, yalanlarını ortaya koymamız gerekiyor zira olayın doğruluğundan çok kimin söylediğine, ne sıklıkta söylediğine bakarak yorumlayan bir dünya var. (Miçotakis’in sözlerini ayakta alkışlamaları esas sorunu bilmediklerinin ve Yunan/Rum tezlerine inandıklarının göstergesi.) BM Kıbrıs Özel Temsilcilerinin bile Rum tezleriyle amel ettiği bir dezenformasyon başarısından söz ediyoruz.
Öncelikle şunu bir hatırlatalım; Türkiye, BM tarafından onaylanan 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üç garantöründen bir tanesi.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kimsenin yıkamayacağının, adada yönetim değişikliği olmayacağının garantörü.
Kıbrıslı Türklerin can ve mal varlığının garantörü.
1963-1974 arasında Kıbrıslı Türklere soykırım uygulayan Kıbrıslı Rumlar.
15 Temmuz 1974’de Kıbrıs adasında darbe yapıp, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni lağveden Kıbrıslı Rumlar ve Yunanlar.
17 Temmuz 1974’de Kıbrıs adasında “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti”ni kuran ve ilan eden Kıbrıslı Rumlar ve Yunanlar.
18 Temmuz 1974’de “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti”ni ilan edip, Kıbrıs adasının tümünün Yunanistan’a ilhak olduğunu ilan eden Kıbrıslı Rumlar ve Yunanlar.
20 Temmuz 1974’de, Kıbrıs adasında uluslararası yasalara aykırı olarak kurulan “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti”nin lağvedilmesi ve Kıbrıs adasının Yunanistan’a ilhak edilmesinin durdurulması için 5 gün süren tüm diplomatik girişimler sonuç vermeyince, BM tarafından onaylanan 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üç garantöründen biri olarak 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tekrardan hayata geçirmek için “Garantör” sıfatıyla Kıbrıs adasına müdahale edense Türkiye.
Görüldüğü üzere Kıbrıs Barış Harekatı ile Rusya’nın Ukrayna harekatı arasında en ufak benzerlik dahi yok. 1974 Harekatı, Yunanların Megali İdea ve Enosis ülkülerinin sonucu gerçekleşmişti.
Şimdi birileri çıkacak ve diyecek ki, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü askeri harekat ile Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesi aynıdır ve Rusya’nın Ukrayna’yı Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgal etmek için kullandığı argümanların aynısını kullanmaktadır.”
Buna Kıbrıs Barış Harekatı’nın gerçekleşmesinin mimarlarından olan rahmetli Erbakan Hoca’nın sözleriyle cevap verelim;
“Hadi oradan!”

Fedakarlık Bir Amaç Uğruna kitabı

0

Tarihi zafer kurucusu-Heydar Aliyev Duhası Tarihi zaferin kazanan Komutanı- Cumhurbaşkanı İlham Aliyev”Halk, devlet için değil, devlet halk için olmalıdır.” Muhtemelen birçoğumuz bu sözü büyük lider Haydar Aliyev’in sesiyle hatırlıyoruz.
Son yıllarda Azerbaycan’da tarih zafer üzerine epeyce kitap yayımlandı. FEDAKARLIK Bir Amaç Uğruna kitabı tarihimiz açısından aydınlatıcı bilgiler ve çok önemli ve gerekli bir envanteri okuyuculara sunuyor.( Kitabın adı: Fedakarlık Bir Amaç UğrunaYazarı: Aydın Tağıyev, Yayınevi: Adiloğlu” MMC, Bakü-2022)
İkinci Karabağ Savaşı, hem Türk hem de dünya siyasi tarihinin önemli kırılma noktalarından. Azerbaycan Cumhuriyeti tarihini daha iyi anlayabilmeniz için okumayı tercih edebileceğiniz hepsi birbirinden değerli makaleler toplusudur.
Haydar Aliyev Azerbaycan Cumhuriyetinin Millî Anayasamızın kurucusu ve banisidir. Bugün Azerbaycan, Güney Kafkasya bölgesinde birçok göstergede lider konumda olan Azerbaycan, bölgenin en güçlü ekonomisine sahip ülkesidir . Ulusal lider Haydar Aliyev’in politikası Azerbaycan’a büyük başarılar getirdi ve Azerbaycan’a istikrar ve ekonomik kalkınma kapılarını açtı . Ulusal lider Haydar Aliyev’in en büyük arzusu, Karabağ’ın Ermenistan işgalinden kurtarılması ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün sağlanmasıydı ve bunu oğlu İlham Aliyev’e vasiyet etmişti.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in başkomutanlığındaki Azerbaycan ordusu, topraklarını işgalden kurtararak Haydar Aliyev’in vasiyetini yerine getirdi. Azerbaycan 44 günde tarihi bir zaferle topraklarını kurtardı, düşmana ezici darbeler indirdi ve Ermenistan’ı mağlup etti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan’ı mağlup ederek 30 yıldır işgal altında bulunan toprakları kurtarmalarının ülkesinin 2020’de elde ettiği en temel sonuç olduğunu bildirdi. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Azerbaycan halkının sevgisini, saygısını ve güvenini kazanmıştır.
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı ve Haydar Aliyev Fonu Başkanı Mehriban Aliyeva’nın inisiyatifiyle önemli işler yapılmıştır.Ermenilerin Azerbaycan’da ve onun ayrılmaz parçası olan Nahçıvan’da 1918’de 30 Mart ile 3 Nisan arasında Bakü, Şamahı, Guba, Haçmaz, Lenkeran, Hacıgabul, Salyan, Zengezur, Karabağ, Nahçıvan ve diğer bölgelerde Ermeni ve Bolşevik çeteler, 50 bin Azerbaycanlıyı katlettiğini kitapta titizlikle araştırılmış ve detaylandırılmıştır. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaş sırasında Ermeniterör örgütlerinin eylemleri neticesinde , 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece, Dağlık Karabağ’ın Hocalı kasabasına girerek sivilleri hedef aldığı saldırıda, resmi rakamlara göre 83’ü çocuk, 106’sı kadın olmak üzere 613 Azeri hayatını kaybetti.
İkinci Karabağ savaşından Azerbaycan`ın zaferle ayrılması Güney Kafkasya`da kalıcı barışın tesis edilmesi için çok önemlidir. İkinci Karabağ Savaşı’nda yaklaşık 30 yıldır Ermenistan işgali altında olan topraklarını özgürlüğe kavuşturduğu için 10 Aralık’ta zafer töreni düzenledi. 27 Eylül 2020 sabahı Azerbaycan ordusu defalarca ateşkesi ihlal eden Ermenistan ordusuna karşı hücum ameliyatına başladı. Ermenistan bu savaşta Rusya ve Fransa gibi büyük güçlerin her türlü desteğine rağmen, Azerbaycan ordusunun hücumlarına sadece 44 gün dayanabildi. 44 gün zarfında Azerbaycan`ın hızlı ve askeri açıdan çok düzgün kurgulanmış hücumları, Ermenistan`ın işgal altında tuttuğu rayonlardan, büyük kayıplar vererek düzensiz bir şekilde geri çekilmesine neden oldu. 10 Kasım gününün ilk saatlerinde Ermenistan`ın teslim olması anlamına gelen ve Azerbaycan`ın taleplerinin yer aldığı ateşkes bildirisinin imzalanması ile Dağlık Karabağ`a komşu olan ve Ermenistan işgalindeki yedi rayon kayıtsız şartsız tam olarak Ermeni askerlerinden ve bu rayonlara Azerbaycan`ın izni olmadan yerleştirilmiş sivillerden arındırıldı.
Ayrıca Azerbaycan için büyük öneme sahip Şuşa şehri başta olmakla Dağlık Karabağ bölgesinin bazı yerleşim alanları Azerbaycan`ın kontrolüne geçti ve Ermeni unsurlardan arındırıldı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Bunlar her birimizin hayatındaki en mutlu anlar. İkinci Karabağ Savaşı, Azerbaycan’ın şanlı zaferi olarak tarihe geçecek. Tüm halkımız zaferin kazanılmasında birlik ve beraberlik sergiledi. Zafer, askerlerimizin profesyonelliği ve kahramanlığı sayesinde elde edildi.”
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sn. İlham Aliyev’in Ulusa Sesleniş konuşmasında ifade ettiği, “Karabağ bizizmdir. Karabağ Azerbaycandır!”

error: Content is protected !!