Perşembe, Nisan 2, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 56

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin: “İletişim hayatımızda bizimle birlikte”

0

ÖZEL HABER-RÖPORTAJ: İlker ÇAKAN
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu(RTÜK) tarafından düzenlenen “XII.Uluslararası Gelecekle İletişim Çalıştayı”nın birincisi 31 Ekim 2022 tarihinde Samsun’da Ondokuz Mayıs Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezinde, ikincisi 2 Kasım 2022 tarihinde Amasya’da Amasya Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinde yapıldı. Üçüncüsü ise yarın 4 Kasım 2022 günü Sivas’ta Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Kültür Merkezi Kadı Burhanettin Salonunda yapılacaktır.


Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Çakan’ın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu(RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin ile “İletişimin önemi ve “Uluslararası Gelecekle İletişim Çalıştaylarını” neden yapıyorsunuz?” konulu yaptığı özel haber-röportaj şöyledir;
“İletişim hayatımızın her anlamlı zamanında bizimle birlikte kişiler ve kurumlar arasında duran ve aynı zamanda tarih boyunca uygulanan bir yöntemdir. “Uluslararası Gelecekle İletişim Çalıştayı”mızı ilk başlatmamızın amacıda Türkiye’nin gönül coğrafyasından ülkemize gelen öğrencilerimizin burada aldıkları görgü ve kültürü ülkelerine döndüklerinde anlatmaları ve iletişimlerini devam ettirmeleriydi. Bu çalıştayımızı başarıyla bu yıl onikincisini yapıyoruz. Tabii k ülkelerine geri döndüklerinde Türkiye’nin haklı davasını ülkelerinde anlatmaları önemliydi. Arnavutluk’a ve Fas’a gittiğimde daha önceki dönemlerde bu çalıştayımıza katılan öğrencilerimizin ülkelerinin yönetiminde gördükten sonra bu çalıştaylarımızın başarıya ulaştığını düşünüyorum.”

 

Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti Hükümet Başkanı Tornike Rijvadze: “Narenciye hasadının başarılı olması için her şey yapılacak”

0

Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti Hükümet Başkanı Tornike Rijvadze Acara Bölgesinde narenciye hasad mevsiminin başlaması nedeniyle üreticilerin hazır bulunduğu düzenlenen törende yaptığı konuşmada şunları söyledi;
“Narenciye Koordinasyon Merkezi bugünden itibaren aktif hale getirildi. Bu seneki narenciye hasadının başarılı olması ve çiftçinin zamanında hasat yapabilmeleri için her şey yapılacak. Sübvansiyon bileşeni büyüdü ve eminim ki standart dışı narenciye gerçekleşmesi açısından önemli bir zorluk olmayacaktır.”
დღეიდან ციტრუსის საკოორდინაციო შტაბი ამოქმედდა. ყველაფერი გაკეთდება წლევანდელი ციტრუსის რთველის წარმატებით ჩატარებისთვის და ფერმერებს მიეცემა შესაძლებლობა დროულად დააბინაონ მოსავალი. გაიზარდა სუბსიდირების კომპონენტი და დარწმუნებული ვარ, რომ არასტანდარტული ციტრუსის რეალიზაციის კუთხითაც არ იქნება არსებითი გამოწვევები.

Tiflis Büyükelçisi Ali Kaan Orbay’ın Gürcistan Maliye Bakanı Lasha Khutsishvili görüşmesi

0

T.C. Tiflis Büyükelçisi Ali Kaan Orbay Gürcistan Maliye Bakanı Lasha Khutsishvili’yi makamında ziyaret ederek Türkiye Gürcistan arasındaki ekonomik ve ticari konulardaki işbirliği konularını görüştü ve bu ikili görüşmede gümrük kapılarındaki tır ve yaya geçişlerinin de ele alındığı öğrenildi

Şeker hastalığı ve 14 Kasım Dünya Diyabet Günü

0

Her yıl 14 kasımda “Dünya Diyabet Günü” kutlanır. Aslında amaç hızla artış gösteren bu hastalığa dikkat çekmekve farkındalık yaratmaktır. Dünya Sağlık Örgütü(WHO) ile Dünya Diyabet Federasyonu’nun (IDF) tarafından, 14 kasımtarihinin seçilmesinin nedeni, 1921 yılında insülini bularak diyabet hastası milyonlarca hastanın tedavisini mümkün kılan Fredrick Bantig’in doğum yıl dönümü anısına seçilmiş olmasıdır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu da 2007’den itibaren 14 Kasım Günü’nü resmi olarak “Dünya Diyabet Günü” olarak tanımıştır.
Diyabetes mellitus veya şeker hastalığı, kısmi veya tamamen insülin eksikliği yada dokularda insülin etkisine karşı gelişmiş olan ’insülin direnci’ nedeniyle ortaya çıkan, pek çok organı etkileyen, kan şeker yüksekliği= hiperglisemiile karakterize kronik ve geniş spektrumlu bir metabolizma bozukluğudur. Sürekli tıbbi bakım gerektiren bu hastalığın yönetiminde akut ve kronik komplikasyonların gelişim riskini azaltmak için sağlık çalışanları ve hastaların sürekli eğitimi şarttır.
Dünya Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre 2045 yılında dünyada diyabetli hasta sayısının 783 milyona ulaşması beklenmektedir. Türkiyede 10 yıl arayla yapılan veen son 2011’de açıklanan TURDEP çalışmasında, diyabet sıklığının %13,7 ‘ye %90 artış hızıyla çıktığını ve tahmini hasta sayısının 6,5 milyon olduğunu gösterilmiştir. Geçen sürede bu artışın devam ettiği ve henüz tanı almamış hastasayısınıda göz önüne alacak olursak büyük bir sorunla karşı karşıya olduğumuz açıkça ortadadır.
Şeker hastalığının Tip1, Tip 2, hamilelik şekeri ve diğerleri olarak sınıflayabileceğimiz tipleri mevcuttur. Bu hastalıkta, çok su içme, sık idrara çıkma, kilo kaybı, halsizlik, ağız kuruluğu ve gece idrar çıkma gibi klasik bulguların yanı sıra bulanık görme, tekrarlayan infeksiyonlar, kaşıntı gibi bulgularda görülebilir.
Şeker hastalığı akut ve kronik komplikasyon yapabilir. Ciddi şeker düşmesi ( hipoglisemi), diyabetik ketoasidoz ve non- ketotik hiperglisemik koma olarak tanımlanan ciddi kan şeker yüksekliğiyle gelişen komalar akut komplikasyonlardır. Kronik komplikasyonlar ise akut myokard infarktüsü ( kalp krizi), angına, inme, periferik damar hastalıkları ( bacak- karın damarlarının tıkanıklığı) ve göz, böbrek , sinir uçlarının etkilendiği durumlar olarak sayılabilir.Kronikkomplikasyonların yavaş ve sinsi olarak gelişebilmesi, bazen daha tanı konur konmaz saptanabilmesi, malesefki sonradan gelişen körlüklerin ve diyalize girmenin en sık nedeni olmasıaçısından diyabetes mellitus hastalığının hem sağlık çalışanları hem de hastalar ve aileleri tarafından iyi bilinmesi gereklidir. Durumun önemini vurgulamak için belirtmek gerekir ki, diyabetli hastaların %60-75’i kalp-damar hastalıkları- inme ve periferik damar hastalıklarından oluşan büyük damar hastalıklarından kaybedilir. Şeker hastalarında damar tıkanıklığı daha erken yaşlarda başlar ve çoklu damar tutulumu görülebilir. Şeker hastasının koroner arter hastası olma riski olmayana göre 2-4 kat daha fazladır. Kalp yetersizliği, göz hasarı, böbrek hasarı, sinir hasarı açısındanda benzer şekilde yüksek riskler mevcuttur. Ancak iyi haber şu ki, bu hastalığın önlenmesi ve saydığımız komplikasyonların önlenmesi veya yavaşlatılması mümkündür.
Sağlıklı beslenme, uygun egzersiz, sigara ve alkol kullanmamak, kilo kontrolü diyabetin önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Hastalığınız varsa, yaşam tarzı değişikliği, düzenli doktor takibi, komplikasyon taramalarının yapılması ve tedaviye uyum akut ve kronik komplikasyonların önlenmesinde gereklidir. Doktorunuzun önerilerine bağlı olarak seçilen hap ve iğne tedavilerini yapmak, kan şekerinizi takip etmek çok önemlidir. Kan şeker değeriniz, tansiyonunuz, kolesterolünüz, kilonuz ne kadar hedefteyse ve sigara-alkol gibi kötü alışkanlıklarınız yoksa riskleriniz şeker hastası olmayanlar düzeyine iner. Ayrıca düzenli yapılması gereken göz muayenesi, 3-6 ayda bir kan ve idrar tahlilleri, HbA1c ölçümü akılda tutulmalıdır. Ayak yaralarının önlenmesi için uygun ayakkabı, çorap seçimi, tırnak bakımının doğru yapılması, çıplak ayakla gezmemeye önem göstermek, sıcak-soğuk ile direkt ayak teması yapmamak, çatlaklar ve nasır tedavilerinin doktor tarafından yapılması gibi bakım önlemleri herkes için çok önemlidir. Böylece ayak yaraları hatta tedaviye dirençli yaralara bağlı ayak kesilmeleri önlenmiş olur.
Kronik hastalıklarda korunma önlemlerinin bilinmesi kişinin kendisi, ailesi ve ülkesi için büyük önem taşımaktadır. Diyabet hastalığı sadece sizin hayatınızı etkilemez, çocuklarınızın da bu hastalığa yakalanma riskini artırabilir. Bu nedenle, kronik ve maalesef hızla yaygın hale gelen diaybetes mellitus hastalığı hakkında doğru bilgi sahibi olmayı ve bilgilerinizi aileniz ve etrafınızla paylaşmayı unutmamanız dileğiyle sağlıklı günler diliyorum.

Rum yargısına güvenmiyoruz

0

Güney Kıbrıs’taki Lefkoşa Merkezi Cezaevinde 41 yaşındaki Kıbrıslı Türk mahkûm Tansu Çıdan’ın 25 Ekim 2022, Salı akşamı ölü bulunması sonrasında yapılan açıklamalar hiç inandırıcı değil.
Son 60 yıldır, günümüze değin Kıbrıs adasında Kıbrıslı bir Türk’ü katletmiş olan hiçbir Rum bırakın ceza almayı, tutuklanmadı bile.
1974 yılında Mağusa ilçesinde bulunan Atlılar-Muratağa- Sandallar köyünde Rumlar tarafından acımasızca işlenen toplu katliamın faillerinin adları, soyadları ve ev adresleri neredeyse 20 sene önce Rum polisine ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimine bildirildiği halde ne bir tutuklama, ne de cezalandırma olmuştur. Rum polisince yapılan açıklamada “Söz konusu kişiler evlerinde bulunamamıştır” ifadesi yer almaktadır.
Güney Kıbrıs Polis Müdürü Stelios Papatheodoru’nun, hapishanede öldürülen Kıbrıslı Türk mahkum Tansu Cidan’ın öldürülmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, cinayet saatinde görev yapan 1’i çavuş, 5’i de gardiyan olmak üzere toplam 6 kişinin açığa alındığı belirtilirken, sonraki açıklamada baş şüphelinin, aynı koğuşta bulunan Kürt kökenli bir mahkum olduğu yer almakta. Bu açıklamalardaki değişikliklerden soruşturmanın nasıl sonuçlanacağı, katilin de kim olacağı daha şimdiden belli oldu.
Kıbrıslı Türk mahkum Tansu Cidan’ı öldürenin de Kürt kökenli bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu açıklanacak. Konu, hukuki süreç içinde mahkemeye aktarılacak. Yargıya güvenimiz tamdır denecek ve sonuçta mahkeme “Türkler, kendi aralarında kavga ettiler, biri öldü, diğeri yaralandı” kararını verecek. Rum hapishane görevlileri ak sütten çıkmış gibi masum ilan edilecekler.
Katil olarak ceza alacak bu Kürt kökenli mahkuma bu suçu üstlenmesi için nelerin vaat edildiği de perdelerin arkasında kalacak. Bizden de inanmamız beklenecek. Biz bunları 1963-1974 yılları arasında yaşadığımız soykırım yılları içinde çok gördüğümüz için sürecin böyle ilerleyeceğini, Kıbrıslı Türkün ölümüne sebep olan gerçek faillerin asla ceza almayacağını biliyoruz.

Gürcistanlı piyanistlerin Tiflis Büyükelçisi Ali Kaan Orbay ziyareti

0

Gürcistanlı Piyanist Tamar Bardavelidze ve öğrencileri; Arya Çiçek, Neva Özçelik, Ayşe Maya Doğan, Ayça Ekin Özdemir T.C. Tiflis Büyükelçisi Ali Kaan Orbay’ı makamında ziyaret etti. Büyükelçi Ali Kaan Orbay Gürcistanlı piyanistlerle yakından ilgilendi.

DNA ve parmak izi ile aydınlatılan cinayet

0

31.03.1998 tarihinde İzmir Bornova Semtinde, ana cadde üzerinde bulunan bir apartmanda, kendi evinde yalnız yaşayan, 1916 doğumlu emekli Astsubay H.B. nin, televizyon kablosu ile boğularak öldürülmüş olduğu ihbarı, fenalık geçiren akrabaları tarafından 155 Polis İmdat telefonuna bildirilir.
Olay yerine gelen uzman polisler, olay yerindeki delilleri ileride kanıt olmak ve bilinmeyen katilin Türk Milleti adına mahkum edilmesini ve kamu vicdanının rahatlatılmasını sağlamak üzere tespit ederek toplamaya ve tutanak altına almaya başlarlar. Aynı anda da cinayetin işlendiği evde organize halde yaklaşık 20 kişilik bir ekip çalışmaya başlar. Kimi görevli fotoğraf çekerken, diğeri video kamera kasetlerine olay yerini en ince ayrıntılarına kadar kaydeder. Bir diğeri de parmak izi çalışmaları yapar, aynı zamanda da diğer ekipler apartman komşuları ve akrabalarından başlayarak daha geniş dalga dairelerine dağılarak her açıdan olayı soruştururlar. Görevliler, tanıkların ifadelerini kaydederek ileride yargı organlarında delil olacak şekilde tespit ederler.
Olay yeri incelemesinde görevli ekip, dairenin dış kapısında zorlanma olmadığını, dolayısıyla kapının muhtemelen tanıdık bir kişiye açıldığını ve salonda içilen tek sigaranın izmaritinden yola çıkarak (maktul sigara içmediği için) muhtemelen katilin oturarak 2001 sigarası içtiğini, failin dolayısıyla tanıdık bir kişi olduğu düşüncesine ağırlık verir ve delilleri tespite devam eder. Cinayetin işlendiği dairede devam eden incelemelerde maktulün elleri, ayakları ve boynunun televizyon kablosu ile namaz seccadesi üzerinde boğulacak şekilde bağlandığı ve bu kablonun diğer bir odada bulunan tek açık çekmeceden alındığını, emekli Astsubayın ordumuzun verdiği disiplin içerisinde, evinde bulunan aynı türdeki malzemeleri aynı çekmecelere koyduğu, çekmecelerin incelemesi neticesinde görülür. Sadece cinayet aleti “Televizyon kablosu”nun bulunduğu çekmecenin çekili vaziyette bırakılması ve o çekmecede sadece kabloların bulunması, katilin evin düzenini gayet iyi bildiğini göstermiş ve çalışmalar maktulün yakın çevresinde devam ederken önce bu çekmecede parmak izi bulma çalışması yapılmış ancak bulunamamıştır.
Fakat başka delil bulunamaması nedeni ile “çekmece” diğer yöntemlerden tahta zeminler üzerine uygulanan yöntemler laboratuar ortamında uygulanmak üzere Kriminal Laboratuarı’na gönderilir. Ayrıca olay yerinde maktulün sigara içmediği çevreden yapılan araştırma sonucu öğrenildiğinden içilen sigara DNA araştırması yapılmak üzere Kriminal Laboratuarı’na gönderilir. Salonda bulunan tek sigara izmariti maktulün çok titiz ve düzenli bir ev haline sahip olması ve tek izmariti dahi ölmemiş olsa idi ortadan kaldıracağı fikri oluştuğundan, ölüm anından az bir süre önce sigaranın kül tablasında söndürülmüş olabileceği muhtemelen de katile ait olduğu fikrini polise vermiştir.
Cinayet Büro Amirliği uzmanlarınca yapılan inceleme ve soruşturmada maktulün temizlik işlerini yapan bir kadın ile duygusal bir ilişkisinin bulunduğu komşuları tarafından alçak bir sesle ifade edilmeye çalışılması polislerin dikkatini çekerek bu kadın ve yakınları üzerinde araştırmayı yönlendirirler. Yapılan araştırma ile söz konusu temizlikçi kadının A.E. isminde genç bir dostu olduğu ve bu şahsın maktulün evine kolaylıkla girebildiği tespit edilir.
Muhtemel katil A.E. diğer bir ilde yakalanır. Olay yerinden elde edilen sigara izmaritinden alınan tükürük örneği ile sanıktan alınan kan örnekleri, ayrıca çekmecede karmaşık ve teknik bir yöntem ile ortaya çıkarılan parmak iziyle, A.E.’nin parmak izleri karşılaştırılmak üzere Kriminal Polis Laboratuarı’na gönderilir. Gelen sonuçta yapılan DNA testi ile örneklerinin ve parmak izlerinin aynı kişiye ait olduğu tespit edilir. Elde edilen bu bulgularla sorgulanan sanık, ifadesinde olayı kendisinin gerçekleştirdiğini söyleyerek, cinayeti para için işlediğini itiraf eder.

2022-2023 eğitim ve öğretim yılı

0

2022-2023 Eğitim- Öğretim yılı bir çok sorunu da beraberinde getirerek başlamış bulunmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki yaklaşık 19 milyon öğrenci ve 1,2 milyon öğretmen, 2022-2023 eğitim öğretim yılında ders başı yapmış bulunmaktadır.Yükseköğrenim hariç yaklaşık 19 milyon öğrencinin eğitim öğretim göreceği bu eğitim öğretim yılı sorunların daha da büyüdüğü koşullarda başlamaktadır.Özellikle barınma, beslenme, ulaşım, kırtasiye giderlerine ilişkin talepler yakıcı bir şekilde gündeme gelmektedir.Büyük kentlerde öğrenci servis ücretleri bütün olarak aileleri yoğun bir şekilde olumsuz yönde etkilemektedir.Aileler ekonomik yönden okul giderlerini karşılayamaz noktasına düşmüş bulunmaktadır.
Kırtasiye fiyatlarındaki anormal artışlar geçim derdi ile boğuşan emekçileri daha da büyük sıkıntıların içine sokmuş bulunmaktadır. Bu yönüyle de ele alındığında eğitim her insan için bir hak olduğu olgusu da dikkate alınarak tüm öğrencilerin ulaşım,kırtasiye giderleri devletçe karşılanıp parasız hale getirilmelidir.Aynı şekilde gerek normal öğretim gerekse ikili öğretim yapan okullardaki tüm öğrenciler için “bir öğün yemek” hakkı mutlak suretle sağlanmalıdır.
Okullarımızda ailelere büyük ekonomik yük getiren beslenme giderleri dikkate alınarak, Sosyal devlet anlayışının gereklerinin yerine getirilmesi temelinde her öğrenciye “bir öğün yemek” uygulaması mutlak suretle başlatılmalıdır.
Çocuklarımızın olumlu zihinsel gelişimleri için dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemi de dikkate alınarak mutlak suretle her öğrenciye çocuklarımıza okullarda bir öğün yemek uygulaması hayata geçirilmelidir.
Özellikle okullarımızda parasız, bilimsel, demokratik eğitim eğitimin işe koşulması için her eğitim kurumunun en temel görevi olması gerektiği hususlarında ısrarcı olunmalı, geleceğimizi oluşturacak olan çocuklarımızın hurafelerden uzak, aydın,bilimsel bakış açısına sahip bir donanımla eğitilmesinin ısrarla takipçisi olunmalı,Okullarımızda bilimsel,demokratik eğitim uygulaması en belirleyici talep olarak sürekli gündemde tutulmalıdır.

Hopa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Demircioğlu: “Gürcistan ile çok önemli işler yapacağız. Sorun varsa çözümü de vardır”

0

Artvin-Hopa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Demircioğlu; Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi olarak “Türkiye-Gürcistan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler ve Hopa ve Kemalpaşa ” konulu yaptığımız özel röportajda şunları söyledi;
Sarp Sınır Kapısı’ndan Arhavi’ye kadar uzanan TIR kuyrukları hakkındaki “çözüm önerili” düşünceleriniz nelerdir?
Kapasite hedefimiz günlük 750 aracın
Sarp Gümrük Kapısı’ndan çıkış yapmasını istiyoruz
TIR kuyruklarının oluşması demek, aslında ticari işlevin hareketli olduğunu gösterir. Ama bununla beraber tabii ki de bu kuyrukların hızlı geçiş sistemiyle beraber konuşlanması gerekiyor ki ülke ekonomisine katkısı daha fazla olsun. Lojistik sektöründeki arkadaşlarımız bu anlamda 48 saatlik bir durağından sonra geçiş üstünlüğü istiyorlar. Biz de gerek Bölge Müdürümüz, gerekse Gümrük Müdürümüz ile bu konuyla alakalı kapasitenin arttırılması yönünde, nasıl bir çalışma yapacağımızı istişare ettik. Bu anlamda da şu anda Eylül ayı itibarıyla yaklaşık 600 – 630 civarında günlük araç geçişleri başladı. Bunun yanında yapılan yeni çalışmalarla birlikte kapasite hedefimiz günlük 750 aracın Sarp Gümrük Kapısı’ndan çıkış yapmasını istiyoruz. Aynı zamanda bu girişlerde de bir artış söz konusu. Yeni yapılan düzenlemeyle birlikte giriş sayısı da şu anda 400’ün üstünde. Bu sayıda 500 üstüne çıkarmak için hem Gümrük Bölge Müdürümüz, hem de Gümrük Müdürümüzle beraber bu çalışma içerisindeyiz. Bu çalışma neticesinde hedeflere ulaşacağımız kanısındayım.
Kafkas ülkelerin vatandaşları alışverişlerinde özellikle Kemalpaşa ve Hopa’yı tercih ediyorlar. Bölge ekonomisine katkısı var mı?
Ticaret daha hızlı, sorunsuz bir şekilde yapılıyor olacak
Tabii ki var. Uluslararası ticaretin yanında yerel esnaflara çok büyük faydası var. Başta Gürcistan olmak üzere Rusya, Ukranya, Azerbaycan, Ermenistan ve İran vatandaşlarının alışverişlerini bölgemizden yapmaları sadece bölgemiz değil Türkiye ekonomisine de katkı sağladığını düşünüyorum. Bu anlamda özellikle Kemalpaşa’da tekstil anlamında biraz daha yoğun bir piyasa söz konusudur. Bunlarla alakalı olarak da geçişlerde satın alınan ürünler bedelsiz işleme giriyor. Giriş-çıkışın daha hızlı olması için liman sahasının veya Kemalpaşa’daki gümrüğe ait olan alanın da bedelsiz işlemlerle alakalı kullanılması gündemimizde.
Burada yapılacak çalışmayla hedeflediğimiz günlük 750 aracında çıkışını sağlamış olacağız. Gürcistan’a tekstil ürünleri bakımından, bedelsiz işlemler niteliğinde giden ürünlerin de daha hızlı tespit edilip daha hızlı geçiş yapmasını sağlayacak. Buradaki hareketliliği daha üst seviye çekecek. Çünkü Türkiye’ye giriş yapanlar genelde gümrükteki geçişlerdeki sıralardan kaynaklı sitemleri oluyor. Bizim de görevimiz bu sitemleri düzenleyici hale getirmek. Bu anlamda yapılan ticaret daha hızlı, sorunsuz bir şekilde yapılıyor olacak.
Türkiye-Gürcistan ilişkileri konusunda ekonomik ve ticari
konulardaki düşünceleriniz nelerdir?
Bölgenin doğa turizm potansiyeli iyi değerlendirilmeli
Her iki devlet arasında yapılan karşılıklı anlaşmalarla sorunsuz zaten yürüyor. Yalnız sahaya yansımasında sorunlar yaşıyoruz. Özellikle eksik gördüğüm konularından biri de turizmdir. Bölgenin doğa turizm potansiyeli iyi değerlendirilmeli . Bireysel geziler kadar organize turlar da Artvin’de hareketlenmiş durumda. Sadece Borçka Karagöl’ü ve Macahel’e gelen turist sayısının milyona yaklaştığını biliyoruz. Hopa ve Kemalpaşa’da turizmini nasıl ele almamız gerektiğini tartışmalıyız. Biz Hopa TSO olarak tüm çalışmaların içinde olmayı ve katkı sağlamak istiyoruz. Bölge seyahat acentelerinin ve tur operatörlerinin güçlenmesi, acentelerin, ulusal ve uluslararası operatörlerle işbirliği yapması veya ortaklıklar kurması gerekmektedir. Bununla ilgili de Gürcistan yetkilileri ile bir çalışmanın içine girebiliriz.
Kısa ve uzun vadede önümüzde hedeflerimiz var. Çok büyük sıkıntılar görmüyorum.


Hopa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak Hopa ve Kemalpaşa ile ilgili görüş ve düşünceleriniz?
İki ülke arasında işbirliği yapmak istiyoruz
Öncelikli hedeflerimiz; Üretim sahalarının açılması için Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulması, genişletilmesi yönünde bir çalışmamız var. Hopa-Kemalpaşa’da ürettiğimiz ürünümüz olsun istiyoruz. Kendi ürettiği ürünü yurt dışına satış ve pazarlama yöntemiyle ve taşıma yöntemiyle gelişen bir Hopa ve Kemalpaşa hayal ediyoruz ve hedefliyoruz. Bu hedeflerimizi de gerçekleştirmek için gece gündüz çalışacağız. Bunun yanında da belirttiğim gibi özellikle Kemalpaşa’da hem deniz turizmi, hem doğal turizmi için önemsiyoruz. İki ülke arasında da anlattığım gibi bir işbirliği yapmak istiyoruz.
Gürcistan’ı “iki ülke , tek turist” olarak görüyoruz
Biz Gürcistan’ı “iki ülke , tek turist” olarak görüyoruz. Batum’a gelen her turisti Hopa ve Kemalpaşa’ya getireceğiz. Bizden de mutlaka Batum gezisi olacak. Malum; Hopa Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerini yeni yaptık. Yönetimdeki arkadaşlarımla birlikte Gürcistan ile çok önemli işler yapacağız. “Sorun varsa çözümü de vardır “diyoruz.”

 

.

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi 21 Ekim 2022

0

Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da 05.07.2011 tarihinden itibaren yayın hayatına başlayan, yayın hayatında onikinci yıla giren, Türkçe-Gürcüce olarak iki ayrı dilde aylık olarak yayınlanan, Gürcistan ve Türkiye’de( Karadeniz Bölgesi) ücretli olarak abone usulü dağıtımı yapılan, Avrasya Bölgesinde örneği olmayan uluslararası “Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi”nin 92. sayısı çıktı.(21 Ekim 2022) Kuşe kağıda baskılı, aylık tirajı 2.000 olup, 4 sayfa renkli olarak yayınlanmaktadır.

error: Content is protected !!