Perşembe, Nisan 2, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 52

Batum Belediye Başkanı Archil Chikovani yetim çocukları sevindirdi

0

Gürcistan-Batum Belediye Başkanı Archil Chikovani yetim çocuklara
yeni yıl resepsiyonu düzenledi. Batum Belediye Başkanı Archil Chikovani’nin bu örnek davranışı yetim çocukları sevindirdi.
საქართველო-ბათუმის მერი არჩილ ჩიქოვანი ობლებს
გამართა საახალწლო მიღება. ბათუმის მერის არჩილ ჩიქოვანის ამ სანიმუშო საქციელმა ობლები გაახარა.

İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar

0

İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar; Yarın diye bir şey varsa, o da bugün kurmuş olduğumuz gerçekleştirilmeyi bekleyen hayallerimizdir! Benim hayalim; bütün insanların huzur, güven ve mutluluğunun öncelikle ülkemizde, sonra da dünya üzerinde örnek teşkil edecek kadar mükemmel bir seviyede olmasıydı. Bu hayalimi gerçekleştire-bilmek için çocukluğumdan bu yana hep okudum: insanlara ve kendime daha faydalı olabilmek adına. Bilgiyi en iyi şekilde değerlendirip insanlığa yararlı yeni projeler üretebilmek ve hayata geçirebilmek adına. Yaşanılan her şey bir tecrübedir.
Tecrübe bir kişinin değil, bütün bir toplumundur anlayışını prensip edinerek; yazmış olduğum kitaplarımda, görev yaparken yaşadığım ilginç ve örnek olayları siz okuyucularımla paylaşabilmek için bu anıları kaleme aldım. Anılarda bazı kişilerin isimlerini zikrettim. Ancak çok yoğun birlikte olmama rağmen adını burada yazamadığım arkadaşlarımdan peşinen özür diliyorum.
Adını andıklarımla ilgili konularda da herhangi bir sürçülisan ettiysem peşinen özür diliyor ve onların aflarına sığınıyorum. Burada amaç güzellikleri paylaşıp başkalarının da bilgilerine sunmaktır. Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır, dertler ve tasalar paylaştıkça azalır.
2009-2012 yılları arasında Danimarka Emniyet Müşaviri iken, İskandinav lkeleri İsveç, Norveç ve Finlandiya’nın da Emniyet Müşavirliği görevine akrediteydim.
Bu nedenle tüm İskandinav ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızla muhatap olup, onların dertlerini, tasalarını ve tüm sıkıntılarını paylaşırken, sevinç ve mutluluklarını da birlikte yaşadık.
Ben biliyorum ki yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ekonomik yönden iyi olsalar da, işleri düzenli olsa da, her şeyin ötesinde vatan hasreti ve yakınlarının hasretini çekiyorlar. Tüm bu hasrete rağmen de bulundukları yerde her türlü zor şartların üstesinden gelerek başarılı olmaya çalışıyorlar ve de başarılı olduklarını kanıtlamışlardır.
Başarının bir yolu da bilinmeyenlerin öğrenilmesinden, bilginin paylaşılmasından geçer. Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır… İnsanlar bilmediklerini öğrenerek her geçen gün yeniçağa biraz daha ayak uydurabilmektedirler. Zamana yetişebilmek, gelişimi fark
edebilmek, hayatın hiçbir anını kaçırmadan; ilim ve fikir yönünden zenginleşerek, teknolojik manada gelişerek, gelişmelerle yenilenip, hayatı dolu dolu yaşamakla mümkün olacaktır. Okumak gelişmektir; gelişen insan sürekli bir arayış içerisindedir.
Daha iyiyi, daha güzeli aramak; bulduğunda ise yeniden keşfe çıkarak ışık hızıyla yarışırcasına koşturmaktır. Evet sürekli bir telaş, yetişebilme tutkusu… Sıra dışı insanlar koştururlar… Hayatı kuran, kurtaran onlardır çünkü! Görevlerini yaparken; zamanla yarışan, insan hayatını kendi canlarından daha mukaddes gören sıra dışı insanlar mükemmelliğe doğru yol alırken, yapmış oldukları fedakârlıkların esamisi bile yoktur; kibir gurur yer almaz lügatlarında… Çünkü onlar ilerledikçe, başardıkça, yükseldikçe, mütevazilikleri de büyüyen insanlardır. Yurt dışında yaşayan birçok vatandaşımızın temel amacı ve uğraşısı yukarıda sayılanlara uymaktadır.
Diğer taraftan teşkilatımızda görev yapan tüm meslektaşlarımın, görevlerini yaparken kendi hayatlarını daima ikinci planda tutarak; milletimizin huzuru ve güvenliği için canla başla çalışan, insan hayatına gerçekten önem veren insanlar olduğunu benim de onlardan birisi olduğumu ve sizler için her şeyin iyisini yapmaya özen gösterdiğimi ve sizlerin benim için önemli ve değerli olduğunu, sizden birisi sizin için çalıştığımı sizin huzurunuzun ve mutluluğunuzun benim mutluluğum ve gururum olduğunu siz okuyucularımın bilmesini istedim.
Kopenhag Emniyet Müşavirliği görevimde temel amacım bu olmuştur. Bu vesileyle Kopenhag Emniyet Müşavirliğim sırasında birlikte çalıştığım Kopenhag Büyükelçisi Sn. Mehmet Akat ve Berki Dibek, Stockholm Büyükelçisi Sn. Zergün Korutürk, Helsinki Büyükelçisi Sn. Salah Korutürk ve Osla Büyükelçisi Sn. Hayati Güven ve Sn. Sanıvar Olgun Büyükelçilerimize de destekleri, yol göstericilikleri ve nezaketlerinden dolayı sağolsunlar diyorum.

Kermesler

0

Kermes: Hollanda kökenli, kilise ayini anlamına gelen, kerkmisse sözcüğünden türemiştir. Fransızca da, kermesse: “Kilisede Pazar ayininden sonra hayır için yapılan satış” anlamını taşıyan sözcük; dilimize Fransızcadan kermes olarak girmiştir.
Kermes: Bir derneğe, bir çalışmaya yardım sağlamak amacı ile genellikle açık havada satış yapılarak gelir sağlanan etkinliktir.
Özünde işbirliği ve özveri esasına dayanan ve bir oluşumun kendi döngüsünü sürdürebilmek için gönüllüler topluluğunun ortak hareket ettiği dar kapsamlı satış esasına dayanan faaliyetlerdir kermesler. Daha çok okul aile birlikleri tarafından, okulun bir takım karşılanamayan giderlerini karşılamak amacıyla düzenlenirdi. Kermeste satılanlarsa, okul aile birliği üyeleri tarafından el işçiliği olarak üretilen veya velilerin bağışladığı ürünlerden oluşurdu. Bu satışlardan toplanan paralar, öğrencilerin faydalanacağı şekilde, okulun harcamalarında kullanılırdı.
En azından eskiden böyleydi. Ne yazık ki son yıllarda kermesler çığırından çıkmış durumda. Kermes yapan kuruluşlar ve dernekler o kadar hızlı çoğaldı ki, kermesler birer pazar yerine dönüştü. Kontrolden çıktı. Okullarla başlayan kermeslere, Öğrenci yurtları, cemaatler ve farklı kitlelerin de dâhil olmasıyla pazar büyüdü. Hiç kimse de görünüşte masum ama gerçekte esnafla rekabet eden bu alternatif pazara ses çıkarmadı. Çünkü bu kermesleri düzenleyenler hayır işi yapıyorlardı.
Belirli bir kitleyi karşısına almayı kimse istemedi. Kermeslere bir sınır çizilmemesi, kermes düzenleyenleri daha da cesaretlendirdi. Her geçen yıl işin çapını büyüttüler. Son iki yıldır salgın hastalık nedeniyle kermesler yapılamıyordu. Hayatın kontrollü bir şekilde normale dönmesi ile birlikte, yeniden hayatımıza girmeye başladılar. İki yıl önce düzenlenen kermeslerde ihtiyaç duyabileceğiniz birçok ürün satıldı. Giyimden tutun da zücaciyeye kadar, gıdadan tutun da bijuteriye kadar ne arasanız kondu kermes tezgâhlarına. Sadece bunlar mı? Tabi ki hayır dahası var. Kermes alanlarına lokantalar kuruldu, döner tezgâhları kondu. Çay ocakları kuruldu, çay satıldı. Bu geniş çaplı pazarın esnaf ile rekabet ettiğini, üstelik haksız rekabet ettiğini kimse dile getirmedi.
Bir tarafta esnaf, devlete ve kurumlara olan her türlü ekonomik yükümlülüğünü yerine getiriyor. İşini ayakta tutmak için çalışıyor, çırpınıyor, didiniyor. Diğer tarafta kermesler, devlete ve kurumlara hiçbir ekonomik katkısı ve yükümlülüğü yok, bütün kazandıkları para derneklerinin, yurtlarının veya farklı cemaatlerin hayır işi diye tanımladıkları çalışmalarda kullanılıyor. Bu koşullarda toplanan paranın ne kadar hayır sayılacağı tartışma konusudur bence. Çünkü siz para kazanırken esnafı mağdur ediyorsunuz. Üstelik bu kermeslerin şehir merkezlerinde, toplumun kolay ulaşabileceği alanlarda yapılıyor olmaları da yanlıştır. Eskiden kermesler okul bahçelerinde yapılırdı.
Elbette ki bu hayır kurumları bir takım giderlerini karşılamak ve topluma faydalı olmak için çalışacaklardır. Kermeslerini yapabilirler ama belirli bir denetim altında. Saldım çayıra Mevla kayıra mantığı ile değil. Öncelikle kermeslerin adresleri belirlenmeli. Kermesleri hangi dernek veya kuruluşlar düzenliyorsa, kendi adres bölgesinde kermesini düzenlemelidir. Okulsa okulun bahçesi, yurtsa yurdun yanı veya dernekse dernek binasının yanı olmalıdır kermesin kurulacağı alan. Eğer kuruluş merkezi kermes için uygun değilse, esnaf yoğunluğunun olmadığı bir bölgede yapılabilir kermesler.
Kermes bir gün olur. Sabah kurarsınız, akşam toplarsınız. Son yıllarda olduğu gibi; her şeyin satıldığı bir pazar kurup, bu pazarı bir hafta on gün açık tutamazsınız. İşte esnafın kazancı böyle baltalanıyor. Üstelik hayır işi yapılarak esnafla rekabet ediliyor. Bir yerlerde hata var. Esnafın rızkını engelleyerek hayır işi olmaz. Esnaf bu tutumdan rahatsız ama derdini ifade etmeye çekiniyor. Umarım bu yanlıştan en kısa zamanda dönülür ve hiç kimseyi mağdur etmeden kermesler düzenlenir. Sadece biraz daha detaylı ve geniş zamanlı ön hazırlıkla, kuruluşların kendi adreslerinde yapılacak ve bir gün ile sınırlandırılacak kermesler inanın esnaftan da destek görecektir. Esnaf olarak bizim bakış açımız bu. Derseniz ki bir de başka yöntem var onu da konuşur tartışır bu esnaf. Yeter ki karşılıklı hoş görü ve anlayış olsun. Çözüm konuşup tartışmaktan geçer belirli saygı ve sevgi çerçevesinde.

Gürcistan Başbakanı Irakli Garibashvili: “İlaç fiyatları %50-60 düştü”

0

Gürcistan Başbakanı Irakli Garibashvili; Gürcistan’daki ilaç fiyatları ve ilaç sektörü ile ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi;
“Geçen yılın başında Türkiye ilaç pazarını açtık. Değişim sonrası ülkedeki ilaç fiyatları yüzde 60-80 oranında düştü. Türk ilaç pazarının açılması sonucunda Gürcistan nüfusu yılda yaklaşık 200 milyon GEL tasarruf edecek.
Nüfusun ilaca erişimini daha da artırmak için, ilaçlar için azami fiyat sınırını belirlemeye yönelik yeni bir reform başlattık.
İlk aşamada 1.300’den fazla kronik ve onkolojik ilaç için referans fiyat belirlendi.
15 Şubat’tan itibaren ilaç firmaları artık belirtilen fiyatın üzerinde ilaç satamayacak. Reform sonucunda ilaç maliyeti ortalama yüzde 40 oranında azalacak. Diğer ilaçlar için de kademeli olarak referans fiyat belirlenir.”

გასული წლის დასაწყისში გავხსენით თურქეთის ფარმაცევტული ბაზარი. ცვლილების შემდეგ ქვეყანაში მედიკამენტების ფასი 60-80%-ით შემცირდა. თურქული ფარმაცევტული ბაზრის გახსნის შედეგად, საქართველოს მოსახლეობა წლიურად, დაახლოებით, 200 მილიონ ლარამდე დაზოგავს.
მოსახლეობისთვის მედიკამენტებზე ხელმისაწვდომობის კიდევ უფრო გაზრდის მიზნით დავიწყეთ ახალი რეფორმა, რომელიც წამლებზე მაქსიმალური ზღვრული ფასის დადგენას ისახავს მიზნად.
რეფერენტული ფასი პირველ ეტაპზე 1300-ზე მეტ ქრონიკულ და ონკოლოგიურ მედიკამენტზე დაწესდა.
ფარმაცევტულ კომპანიებს განსაზღვრულ ფასზე ძვირად წამლის გაყიდვა 15 თებერვლიდან აღარ შეეძლებათ. რეფორმის შედეგად, მედიკამენტების ღირებულება საშუალოდ 40%-ით შემცირდება. რეფერენტული ფასი ეტაპობრივად სხვა მედიკამენტებზეც განისაზღვრება.

Avrupa tümüyle ABD’ye teslim oldu-ABD, AB’ye ayar mı veriyor?

0

İsveç ve Finlandiya, Rusya-Ukrayna savaşı ve komşuları Rusya’nın olası bir saldırısı endişesiyle, yıllar süren tarafsızlık politikalarından vazgeçerek ABD koordinasyonundaki Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katılmak isteklerini resmi olarak ortaya koydular. İsveç ve Finlandiya’nın bu isteği, ABD’nin Avrupa’yı sömürgeleştirmek stratejisine bal sürerken, Türkiye’nin bu ülkelerde yaşamlarını sürdüren YPG/PKK ve FETÖ teröristlerinin Türkiye’ye iade edilmesi talebine takıldı.
Gerçekte Türkiye’nin talebi fırsatçılık değildi. İsveç’ten, sınırları içinde yaşamlarını sürdüren YPG/PKK ve FETÖ teröristlerinin Türkiye’ye iade edilmesi talebini 2019 ve 2020 yılı içinde yani İsveç’in NATO üyeliği talebinden çok önce yapmıştı. Haklı ısrarını sürdürmeyi tercih etti.
ABD’nin Türkiye’ye vetosunu kaldırması için, NATO’dan atmakla, geçmişte yaptığı gibi silah ambargosu uygulamakla veya benzeri yaptırımlarla tehdit etmesi söz konusu değil. Elinde kalan son kozu Türk Lirası üzerinde baskılarını arttırmak, mali manipülasyonlar yapmak ve Türkiye’yi ekonomik açıdan itibarsızlaştırarak iflasa sürüklemek. Türkiye de bu baskılardan kurtulmak için enerji yatırımlarına hız vermiş durumda. Enerji ithalatı için harcadığı para miktarı azaldıkça, uluslararası mali baskılardan kurtulma olasılığı artacak.
Bilindiği üzere Avrupa Birliği, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) olası silahlı veya ekonomik veya da sivil tehditlerine kaşı ABD ile işbirliği yapmak zorunda kalmış, ekonomisinin tüm iplerini ABD’nin eline vermişti. Diğer bir tanımlamayla da ABD’nin sömürgesi olmayı kabul etmişti. Her ne kadar SSCB 1982 yılında dağılmış olsa da SSCB’nin çekirdeği olan Rusya tekrar toparlanmış ve günümüzde Çin ile birlikte yeniden hatırı sayılır bir güç olmayı başarmış durumda.
ABD’nin AB’yi kendine daha da bağımlı hale getirme, Rusya ve Çin’e karşı işbirliğini arttırma amaçlı başlattığı işbirliği anlaşmasının resmi kılıfı, birincisi 2016’da ikincisi de 2018’de imzalanan “NATO-AB İşbirliği Anlaşması.”
Bu işbirliğinin üçüncü adımı da geçen hafta atıldı ve üçüncü ortak bildiri NATO ile AB arasında karşılıklı imzalandı. Çin ilk kez, olası tehdit olarak bu ortak bildiri içinde yerini aldı. Aynı şekilde İsveç ve Finlandiya’nın da NATO’da yer almasına da nazikçe değinildi.
ABD, son 77 senedir tarafsız olan İsveç ve Finlandiya topraklarına adım atışının zeminini, Türkiye’nin vetosunu bahane ederek kazanıma dönüştürdü ve İsveç’in ABD ile güvenlik amaçlı savunma işbirliği anlaşması yapmak isteğini memnuniyetle kabul etti.
ABD, Yunanistan’a yerleştiği ve ordusunu konuşlandırdığı yöntemin aynısını İsveç ve Finlandiya’da uygulayacak. Askerini bu iki ülkenin toprakları içine elini kolunu sallayarak yerleştirecek. Bu yöntemle 1949 yılında NATO’ya kabul edilen Norveç ve Danimarka’ya ilaveten İsveç ve Finlandiya da yan kapıdan NATO şemsiyesi altına girecek. Böylece Avrupa kıtası ile Baltık ülkelerinin tümü ABD’nin kontrolü ve yönetimi altına girmiş olacak.
Yani Avrupa Birliği’nin, özgür, demokratik ve bağımsız olduğu iddiası tartışma kaldırır zira bağımsızlıklarının sınırları ABD’nin çıkarlarının sınırları.
Yaşayıp göreceğiz…
ABD , AB’ye ayar mı veriyor?
Konuyu daha iyi anlayabilmek için biraz gerilerden başlayalım.
İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı 2022 yılının Şubat ayında işgal etmesinin ardından, Rusya’nın kendi ülkelerini de işgal etmesinden korkarak, on yıllardır süren askeri tarafsızlık politikasından vazgeçtiler ve birlikte 18 Mayıs’ta NATO’ya üyelik başvurusu yaptılar. Bu üyelik sonrasında ABD ve Kıta Avrupası, Rusya başta olmak üzere Avrasya’ya karşı kullanabileceği 1,340 km’lik büyük bir sınıra sahip olacaktı. NATO’yu fiilen yöneten ABD, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımının bu ülkelerin egemenlik ve etki alanları ile milli güç unsurlarını, NATO üzerinden kendi menfaati doğrultusunda kullanabileceği için bu çifte başvuru karşısında ellerini ovuşturup onaylamaya hazırdı. Ancak beklemedikleri bir şey oldu, Türkiye, PKK, YPG ve FETÖ üyelerine kol kanat geren bu iki ülkenin NATO’ya kabul edilmelerini ve üye olmalarını veto etti. Kabul şartlarını da masanın üstüne koydu.
Geçtiğimiz Haziran ayında -NATO zirvesi öncesi-Türkiye’nin kabul şartları ile ilgili Finlandiya, İsveç ve Türkiye arasında üçlü muhtıra imzalandı ve söz konusu ülkeler terör örgütlerine, özellikle de PKK/YPG ve FETÖ’ye karşı daha sert adımlar atmayı taahhüt ettiler.
Türkiye’nin terör örgütleri konusundaki kararlılığından ve İsveç ile Finlandiya üzerindeki baskısından hoşlanmayan ABD, Türkiye’nin bu tavrını beğenmedi ve konuyu çözmenin yollarını aramaya başladı lakin ABD’nin, Türkiye’ye karşı NATO içinde yapabileceği bir şey yok. NATO’nun kuruluş anlaşmasına göre üye ülkelerin üyeliklerine son verilemiyor, herhangi bir üye ülkeyi oy çokluğu veya oy birliği gibi kararlarla üyelikten atmak veya da herhangi bir üyenin elinden veto yetkisini almak mümkün değil. Türkiye’yi NATO’dan atmakla tehdit edip, veto isteğini kaldırtması da mümkün değil.
Yıllarca Türkiye’yi hizaya sokmak için acımasızca uyguladığı “Silah Ambargosu” sopası da artık geçerliliğini yitirince kala kala geriye İsveç ve Finlandiya’ya gözdağı vererek Türkiye’nin isteklerine karşı durmalarını sağlamak kalıyor.
Nitekim bunda başarılı olmuş olacak ki, eli kanlı terör örgütü PKK ve FETÖ’cülerin sığınağı haline gelen ve bu nedenle Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı çıktığı İsveç ve Finlandiya ile teröristlerin iadesi için gerçekleştirilen görüşmeler devam ederken, aniden ve hiç beklenmedik bir anda İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’dan dikkat çeken bir açıklama geldi.
Başbakan Ulf Kristersson bu açıklamasını, İsveç’te ünlü bir savunma düşünce kuruluşu tarafından düzenlenen bir konferansta yaptı. İşin önemli tarafı bu toplantıda NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve İsveç ile birlikte NATO’ya girmek isteyen Finlandiya’nın Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto da hazır bulunmaktaydı. Bana göre, bu konferansta NATO Genel Sekreterinin de bulunması pek de tesadüf değil ve işin perde arkası biraz farklı.
Aralık ayının ortalarında Fransa’da Vatansever Partisi’nin, “NATO’dan çıkalım, AB’den çıkalım, özgür Fransa” sloganlı mitingi yapması, Cumhurbaşkanı Macron’un, birkaç gün sonra “Bağdat İş birliği ve Ortaklık Konferansı” sonrasında ülkesine dönerken başkanlık uçağında; “Daha güçlü bir Avrupa’nın NATO içinde ittifaka bağlı olmadan hareket edebileceğini…
İttifak bağlı olmam gereken bir şey değil, seçmem gereken ve birlikte çalıştığım bir şey. Stratejik özerkliğimizi yeniden düşünmeliyiz” sözlerini sarf etmesi, ABD için “ipler elimden gidiyor” uyarısı ABD’nin AB ile ters düştüğü izlenimini veriyor.
Çok kısa bir zaman sonra Fransa’nın başkenti Paris’te Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’nin bulunduğu Enghien Caddesi’nde silahlı bir saldırının gerçekleşmesi pek de tesadüf değil. Bu saldırıda 3 kişi yaşamını yitirmesi ve YPG/PKK taraftarlarının Paris’i yakıp yıkmaları, gerçekte ABD’nin Fransa’ya yaptığı bir uyarıydı. “Bağımsızlık senin neyine. Ayağını denk al. Bir dahaki sefere Fransa’ya bunun bedelini daha ağır ödetirim” mesajıydı aslında verilen.
İşte ABD’nin Türkiye’nin vetosuna karşı kullanabildiği yaptırım bu. ABD, Türkiye’ye sözünü geçirtip Veto’yu kaldırtamayınca, çareyi İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’a tükürdüğünü yalatmakta buldu. Belli ki ABD, kendi yarattığı YPG/PKK terör örgütü üzerinden Kıta Avrupası’na ayar veriyor; “Benim sömürgemsiniz ve ben ne dersem o olur…”

Malatya-Arapgir’de boynuzlu kavun “Kwino” üretimi

0

Anavatanı Güney ve Orta Afrika olan, tek yıllık yetiştiriciliği yapılan, ülkemize yeni gelen bir tür olan ve Manisa, Mersin, Alanya da yetiştiriciliği yapılan “Alanya Kavunu” Malatya-Arapgir ilçesinde üretilmeye başlandı. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Malatya-Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu şunları söyledi; “Belediyemize ait arazide 2022 vejetasyon döneminde tohumdan fide oluşturulmuş ve fidelerin yetiştiriciliği ile meyve hasadı gerçekleştirilmiştir. Meyvenin tadı salatalık, limon ve muz karışımı bir tat oluşturmaktadır. İçeriğine gelince, ortalama boyuttaki 1 boynuzlu kavunun içinde %40’a varan oranlarda C vitamini ve yaklaşık 1 gram protein bulunuyor. Bunlara ek olarak boynuzlu kavunun içinde bol miktarda A vitamini, kalsiyum, demir ve besin lifi olduğu da biliniyor.2023 yılında da ilçemizde belirlediğimiz alanlarda ekimi gerçekleştirilecektir.”

Bursa Kastamonulular Derneği Başkanı Nihal Erten

0

Bursa’da yaklaşık 5 yıldır faaliyetini sürdüren Bursa Kastamonulular Derneği’nin (KASDER) yapılan olağan genel kurul kongresinde dernek başkanlığına; Bursa’da yaşayan Kastamonuluların sevgisini ve takdirini kazanan, tekstilci, emekli bürokrat Nihal Erten seçildi. Bursa Kastamonulular Derneği Başkanı Nihal Erten, derneğin kadın kolları başkanı olarak da başarılı kültürel faaliyetlerde bulunmuştu.

Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Amasya toplantısı

0

Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Şükrü Karatepe başkanlığında 29 Aralık 2022 günü Amasya Valiliği-İl Özel Müdürlüğüne ait Büyük Amasya Otelinde saat 14:00’de toplandı. Toplantıya; Kurul üyeleri, Amasya Valisi Mustafa Masatlı, Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, ilçe, belde belediye başkanları, konuyla ilgili il müdürleri, Samsun DSİ 7. Bölge Müdürü Köksal Buğra Çelik, Amasya Belediye Başkan Yardımcıları; Hasan Şahin, Ali Özer, Celil İnce ve Amasya Belediyesi Başkan Danışmanı Muammer Tufanoğlu katıldı. Toplantıda; Amasya Valisi Mustafa Masatlı, Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil, Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Şükrü Karatepe, Amasya Belediye Başkanı, Samsun DSİ 7. Bölge Müdürü Köksal Buğra Çelik birer konuşma yaptılar.


Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Amasya toplantısı Amasya Belediye Başkanlığının yaptığı program çerçevesinde gerçekleşti. Amasya Valisi Mustafa Masatlı yaptığı konuşmada şunları söyledi;
“2014 yılında da büyük şehir yasasında değişimler oldu. Yerel yönetimlerde yapılan bu değişim ve dönüşümle beraber, artık Devletimizin üstündeki merkezi yönetimin kaftanı da bu ülkeye dar gelmeye başladı.
Referandumla beraber Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemine geçildi. Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemini bir cümleyle tanımlayınız derseniz; insan odaklı yönetim ve hizmet anlayışıdır. Bu noktada gerçekleştirdiğimiz toplantının çok anlamlı olduğunu düşünüyorum.
Amasya’mız, Türkiye genelinde her bakımdan özel bir İldir. Tarihiyle, kültürüyle, ekonomisi ve yaşantısıyla çok farklı ve güzel bir İliz. Biz burada üç eksende işlerimizi yürütüyoruz; tarım, sanayi ve turizm. Çevre ve komşu illerimize göre toprakları çok verimli olan, hemen hemen her ürünün yetiştiği bir İliz. İyi ve güçlü bir tarım iliyiz. Türkiye’de Şeker Pancarı tohumu ve Hünnapta 1’inci, Soğanda 2’nci, Misket elmada 3’üncü, Bamya ve Salatalıkta 5’inci, Kiraz ve Ayvada 7’nci durumdayız. Aslında 5.701 km² coğrafyasıyla küçük bir İl olmamıza rağmen, tarımsal verimliliği yüksek olan bir İliz. Tarımda yetiştirdiğimiz ürünler noktasında, Tarım ve Orman Bakanlığımızın yanı sıra İl Özel İdaresi olarak ciddi derecede fidan, fide ve tohum desteği vermekteyiz.
Sulama yatırımlarına baktığımızda, basınçlı sulamada çok ciddi yol almış bulunmaktayız. Geçen yıl 25.000 dekar, bu yıl ise 27.000 dekar olmak üzere, son iki yılda 52.000 dekar tarım arazisini basınçlı sulamaya açtık. Organize sanayi bölgelerimizin sayısını dörtten beşe çıkarttık. Organize sanayi bölgelerimizin kapasitesini, son birkaç yılda %103 oranında arttırdık.
Amasya tarihî ve kültürel bir İl. Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine alındı. Bu önemli alanın Asıl Listeye alınması için dosyamızı geçen hafta teslim ettik. Asıl listeye geçmekle ilgili tüm çalışmalarımızı tamamladık. İlimizdeki tarihi eserlerin ihya edilmesi ile ilgili birçok çalışma yürütmekteyiz. Türk El Sanatları Merkezi, Anonim Türbe, tarihi çeşmelerin restore edilmesi, Boraboy Gölü ile ilgili çalışmalarımız tamamlandı. Her geçen gün yeni tarihi eserlerimiz ortaya çıkmaktadır. Ayrıca 1700 yıllık Tanrıça Motifli Mozaik, Amasya Müzesinde ziyaretçilerin beğenisine sunulacaktır.”

KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı Prof. Dr. Ata Atun’un Büyükelçi Metin Feyzioğlu ziyareti

0

KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı, Kıbrıs İlim Üniversitesi-Mimarlık Fakültesi Dekanı ve Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi-www.habergunbakis.com İnternet Haber Sitesinin Köşe Yazarı Prof. Dr. Ata Atun ve eşi Yurdagül Atun T.C. Lefkoşa Büyükelçisi Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nu makamında ziyaret etti.
Prof. Dr. Ata Atun ziyaret sırasında Büyükelçi Metin Feyzioğlu’na kendi yazdığı “Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları(1571-2020)” kitabını hediye etti. KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı Prof. Dr. Ata Atun ziyaret sonrası şunları söyledi; “Çok güzel ve derin bir sohbet yaptık. Yürekten bağlı olduğu yavruvatana imzasını atacağına kuşkumuz yok.”

error: Content is protected !!