Editör ve Siyaset Sosyolojisi, görevinde başarılı ve kariyerinde birçok unvanları bulunan Seda Aslan; Türkiye’de ve Gürcistan’da Türkçe ve Gürcüce olarak iki dilde yayınlanan Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetemizde ve gazetemizin İnternet Haber Sitesi olan www.habergunebakis.com’da(Habergünebakış) köşe yazısı yazmaya başladı. Editör ve Siyaset Sosyolojisi Seda Aslan’ın biyografisi şöyledir;
İstanbul doğumlu olup, Doğuş Üniversitesi İngilizce İşletme ve Yeditepe Üniversitesi İçmimari ve Plastik Sanatları bitirdi. 2007-2012 yılları arasında NTV’ de editörlük ve muhabirlik yaptı. 2019 yılından bu tarafa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile çalışmaktadır. CHP Genel Merkezinin de sosyal-medya işlerini yapmaktadır. Çalışma alanları arasında, siyaset sosyolojisi, çalışma ilişkileri,sosyal politika ve turizm sosyolojisi yer alıyor
Editör ve Siyaset Sosyolojisi Seda Aslan Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetemizde köşe yazısı yazmaya başladı
DKİB Başkan V. Ahmet Hamdi Gürdoğan: “Trabzon sanayi yatırımları ile kalkınabilecektir”
Trabzon Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği(DKİB) Başkan Vekili Ahmet Hamdi Gürdoğan’ın; “Trabzon sanayi yatırımları ile kalkınabilecektir” konulu yaptığı yazılı açıklama şöyledir;
“Gemi tersane sahası olarak planlanarak 2010 yılında yapımı tamamlanan, Sürmene-Çamburnu Tersane Sahası rantabl bir şekilde kullanılamamakta, bu alanın sektörde faaliyet gösteren firmalara eşit bir şekilde tahsis edilmemesi nedeniyle, milyarlarca TL harcanarak gerçekleştirilen bu yatırımın Trabzon ekonomisine yapacağı katkı taşıdığı potansiyelin altında kalmaktadır. Bunun yanında, Trabzon Sürmene-Çamburnu bölgesinde tarihten gelen geleneksel bir sanayi kolu olan gemi ve yat imalatı, istenilen düzeyde gelişme gösterememektedir. Günümüzde Trabzon ilimizde gemi imalat sanayi, alınan ihracat siparişleri ile her geçen gün gelişme göstermekte, ancak sektöre girmek isteyen ve yatırım yapmak isteyen yatırımcılar yer bulamadıkları için yatırım yapamamakta, alınan ihracat siparişlerini yerine getirememektedir. Sürmene Çamburnu Tersane alanının büyük bir bölümünün tek bir firmaya tahsis edilmesi ve yeni yatırımcılara yer tahsisi yapılmaması, Trabzon ve bölge ihracatının gelişmesini ve bölgeye önemli katma değer ve istihdam sağlayacak gemi ve yat sektörü sanayinin geliştirilmesini engellemektedir. Bilindiği üzere, gemi inşa ve onarım sektörü Türkiye’nin gelecek vadeden endüstriyel sektörlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Gemi inşa sanayi, gemi imalatında kullanılan ürünlerin çeşitliliğinin yüksek olması sebebiyle diğer sanayi kollarını bir lokomotif gibi sürüklemekte ve onların gelişmesinde teşvik edici unsur olmaktadır. Gemi inşa kapasitesinin artmasının, gemi üretiminde kullanılan ürünleri üreten işletmelerin ticaret hacminin gelişmesi, istihdam kapasitesinin artması gibi zincirleme katkıları çok üst düzeydedir.
Bu nedenle, Sürmene Çamburnu Tersane alanının Gemi ve Yat Organize Sanayi Bölgesi ilan edilerek, yatırım yapacak ve en fazla istihdam sağlayacak yatırımcılara tahsis edilmesinin sağlanması Trabzon kamuoyunun en büyük beklentilerinden biridir.
Bunun yanında, Trabzon, bulunduğu bölgenin olumsuz coğrafi şartları, altyapı ve lojistik imkanların yetersiz kalması, yatırım arsası yetersizliği ve sabit yatırım maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle yatırımcılar tarafından tercih edilmemektedir. Bu olumsuzluklar yanında Trabzon’un Yatırım Teşvik Mevzuatında gelişmiş iller gibi 3’üncü Bölge kategorisinde bulunması, Trabzon ilini çevreleyen illerin ise 5’inci Bölge kategorisinde yer alması, Trabzon’un sanayileşmesini engelleyen en önemli nedenlerdendir. Şehrin yeterli sanayi yatırımı almaması, ihracatının gelişmesini engellemekte, işsizliğin artmasına, nüfusun başka kentlere göç etmesine ve özellikle 40 yaş altı eğitimli gençlerin hızlı bir şekilde kenti terk etmesine neden olmakta ve bu durum geçmiş yıllarda Doğu Karadeniz Bölgesinin merkezi ve cazibe merkezi işlevini gören şehrimizin, bölgedeki birçok şehirden geri kalmasına, Trabzon’un kent vizyonundan hızlı bir şekilde uzaklaşmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle Trabzon’da sanayinin belli bir doygunluğa ulaşması ve orta-yüksek teknolojili ürün üretiminde şehrimizin yatırım açısından cazip hale gelmesi için, Trabzon’un Yatırım Teşvik Mevzuatında 6. Bölge kategorisine veya Cazibe Merkezi Programlarına alınmasını talep ediyoruz.
Trabzon’da coğrafi konumun dezavantajlı yönleri nedeniyle sanayi yatırımları için arsa bulunamamaktadır. Bulunan yatırım arsalarında ise fiyatların aşırı yüksek olması ve arazi yapısından dolayı sadece bina yatırımının bile çok yüksek rakamlara, neredeyse makine yatırımının 2 katına ulaşması nedeniyle yatırımcılar sanayi tesisi yatırımında Trabzon’u tercih etmemekte, belli bir büyüklüğe ulaşan yatırımcı dahi büyük yatırımlarını şehir dışına kaydırmaktadır. Bu nedenle, Trabzon’un sanayileşmedeki yetersizliği dikkate alınarak, TOKİ’nin yatırımcılara il genelinde arsa üreterek üstyapı yatırımları yapılmış bir şekilde uzun vadeli ödeme sistemi ile tahsisinin yapılması, yüksek potansiyeli olan Hazır Giyim, Mobilya, Gıda ve Su Ürünleri sektörleri için yeni Organize Sanayi Bölgeleri oluşturularak yatırımcılara tahsis edilmesi gerekmektedir. Bunun için öncelikli olarak;
– Trabzon ve bölge illerimizde tamamen ihracata yönelik olarak yetiştirilen Türk Somonu üretiminin geliştirilmesi ve üretim süreçlerinde firmaların kümeleme modelinde iş birliği içinde gelişmelerinin sağlanarak, tek bir merkezde faaliyet göstermeleri amacıyla Trabzon ilimizde bir Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi ihtiyacı hasıl olmuştur. Bu amaçla kullanılabilecek en uygun alanın ise Sürmene ilçemiz Çamburnu mevkiinde bulunan ve yeni yerlerine taşınan tersane sahiplerinin boşalttığı deniz kıyısında bulunan eski tersane alanı olduğu firmalarımızca belirtilmekte olup, bu alanın su ürünlerinin işlenmesi ve katma değerli üretiminin teşviki amacıyla Su Ürünleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi haline dönüştürülmesi talep edilmektedir.
– Diğer gıda ürünlerinin imalatı için de aynı şekilde uygun bir alanda Gıda İhtasas Organize Sanayi Bölgesi oluşturularak alt ve üst yapıları tamamlanmış bir şekilde, yatırımcılara tahsis edilmesi talep edilmektedir.
– Araklı ilçesinde ise arazi tespiti yapılan alanda hızlı bir şekilde alt ve üst yapı yatırımları tamamlanarak tekstil-hazır giyim ve ayakkabı sektörlerine yönelik Hazır Giyim İhtisas Organize Sanayi Bölgesi yapılması sağlanmalıdır.
– Trabzon’un, mobilya sektöründe hammadde olarak kullanılmakta olan sert ağaç türlerinin (kayın, kestane, kızılağaç, vb.) yoğun olarak yetiştiği bölgede olmasından dolayı, mobilya sektöründe hammadde kaynaklarına yakınlık avantajı bulunmaktadır. Bu ürünlerin işlenmiş katma değerli ürün haline getirilerek şehir ve bölge istihdamına, ihracatına katkı sağlaması açısından Trabzon’da Mobilya ve Ağaç İşleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulması sağlanmalıdır.
Yapılacak olan bu yatırımlar Trabzon’a sınıf atlatacak, Trabzon’u bölgenin merkezi işlevine geri döndürecek ve yüksek işsizliğe çözüm olacaktır. Bu nedenle, Trabzon kamuoyunun yeni dönemde Milletvekili adaylarımızdan en öncelikli beklentisi bu yatırımların Trabzon’a kazandırılmasıdır.
Trabzon’da sanayi olmaz, turizmle kalkınmalıdır ve yatırım adası büyük bir maliyettir yeniden düşünülmesi gerekir gibi Trabzon gerçeklerinden uzak söylemler, bugüne kadar Trabzon’u hep geri bıraktığı gibi, bu güzide şehri maalesef bölgenin merkezi işlevinden uzaklaştırmış ve işsizliğin her geçen gün çığ gibi büyüdüğü, yüksek eğitimli nüfusun hızlı bir şekilde göç etmek zorunda bırakıldığı bir konuma düşürmüştür.
Buradan tekrar yeni dönemde Trabzon’u temsil edecek değerli milletvekili adaylarımıza seslenmeyi sivil toplum kuruluşu olarak bir görev addediyorum; Hanımlar, Beyler Trabzon için biçilen bir misyon var. Yatırım Adası; Trabzon’un, Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya, Türk Cumhuriyetleri ve Orta Doğu Bölgesinin yüksek katma değerli ürün üretiminde küresel tedarik merkezi olma işlevi görmesi için Cumhurbaşkanımız kararı ile endüstri bölgesi ilan edilmiştir. Bu misyonu lütfen Trabzon’a çok görmeyin. Verilen sözlere, Resmi Gazete’de ilan edilen karara lütfen sahip çıkın.”
AK Parti Amasya Milletvekili adayı Haluk İpek: “Amasya’ya büyük yatırımlar gelecek”
AK Parti Amasya Milletvekili adayı Haluk İpek Türkiye’de 14 Mayıs 2023 Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri nedeniyle Amasya milletvekili olarak seçildiği takdirde Amasya ile ilgili projelerini ve düşüncelerini şöyle anlattı;
Amasya’nın geçmişle bu güne köprü kuracak tarzda geliştirilmesi
“Amasya’da oy oranını yüksek tutarak merkezi hükümetten daha kalıcı yatırımları kente getirmenin ilk hedeflerimiz. Amasya’mız tarih boyunca çok önemli bir kültür şehri, şehzadelerin yetiştiği bir bilim şehridir. Burada örneğin Kanuni döneminde, ondan önce Fatih döneminde, Akşemseddin Amasyalıdır, Sabuncuoğlu Şerefeddin gibi önemli bili adamları yetişmiştir. O dönem burada yaşayan her üç kişiden birisi üniversite öğrencisidir. Buranın hem üniversitesinin, hem ilim hayatının geçmişle bu güne köprü kuracak tarzda geliştirilmesi için gayret edeceğim.
Amasya turizm tanıtımını ülke ve küresel ölçekte tanıtım yapacağız
Amasya’mıza her gelen burayı çok beğeniyor. Ama turizm tanıtımıyla ilgili ülke ölçeğinde ve küresel ölçekte çalışmalar yapacağız. Birkaç gün sonra Amasya’mıza Azerbaycan’dan Milletvekilleri gelecekler. Onlara burada Şirvanlıları merak ediyorlar, biraz Amasya’mızı yurt dışına tanıtmak Ülke genelinde tanıtımını daha iyi yapmak ve geçmişteki o ilmin merkezi olduğu dönemlerin yeniden ortaya çıkarmak istiyoruz.
Yeni Amasya Hastanemizin ihalesi yapılacak
8 Mayısta Amasya Hastanemizin ihalesi yapılacak. Aylardır takip ediyoruz. Bazı projelerden yatak sayısından dolayı onu artırmakla ilgili gecikmeler oldu. Yatak sayısı hastanemizin arttı. Mevcut hastanemizin sıkıntılar var. Eğer buranın cazibesini artırırsanız doktorlarımız da burada kalıcı olur. O yüzden buranın cazibesini artıracak ve doktorun burada kalması için cezp edilmesi lazım. Burada eğer biz hastanemizi çok düzgün iyi ve kısa zamanda bitirirsek üniversitenin tıpla ilgili bölümü burada ve birçok doktorumuzda burada kalacaktır.
Amasya’mızı kurtaran bir proje
Günlük rutin konularımızdan hariç Amasya’mızla ilgili birçok projelerimiz var. Çevre yolumuz bizim çabalarımızla oldu ki Amasya’mızı kurtaran bir projedir. Büyük tonajlı araçlar geçiyordu merkezimizden ve sıkıntılar oluşuyor ve geçtiği bölgelerdeki tarihi eserlere zarar veriyordu. Hepimizin gayreti ile çevre yolu hızlı bitti ve şuan Amasya rahatladı. Amasya’mızın ana konuları ile daha fazla ilgileneceğiz.

Suluova sanayide çok ilerledi ve çalışkan bir ilçemiz
Şuanda bizim Amasya merkezi çok fazla rahatsız etmeyen veya bir kirlilik oluşturmayan sanayimiz var, küçük miktarda mermerle ilgili ve dünyaya ihraç ediyor. Suluova bu konuda çok ilerledi ve çalışkan bir ilçemiz, Merzifon Organize Sanayi çok ilerledi ama bizim burada hem Gümüşhacıköy hem Göynücek, hem Taşova’nın istihdama yönelik orada bir faaliyetin olması gerekiyor.
Taşova’nın istihdama ve üretime ihtiyacı var
Taşova’da bunlardan birisi. Taşova’daki olayla birçok kişinin itirazı ile ilgili birçok yerde o tür sanayiler yapıldı. O sanayiler oranın gelişmesini sağladı, bölgeye istihdam getirdi. Şuan Taşova’da bence yanlış bir kampanya yürütüldü. Taşova’nın istihdama ihtiyacı var, üretime ihtiyacı var, ekonominin, para trafiğinin, dönen sermayenin Taşova’ya ihtiyacı var. Çünkü dışa göç veriyor. Bizim hiçbir ilçemizin dışa göç vermemesi lazım. Bizim bunu sağlamamız gerekiyor. Tabiî ki bunları yaparken bütün yatırımlarımızı dikkatli yapmamız lazım. Mesela Taşova’da bir meyve kurutma ile ilgili yine istihdama yönelik böyle bir müessese kurulabilir, sonunda orada üreten bir kesim var, bu üretenlerin orada kalması lazım, yoksa göç verir. Buda Amasya’mızın kaybı olur.
Her şey gelişir ve gelişmek zorundadır
Dedikodularla somut bir bilimsel bir şey olmadan iş yapılmaz. Neticede orada bir arazi var. O arazinin kullanılması gerekiyor, devlet arazisi. Orası mutlaka yapılır. Gelişmeye karşı gelemezsiniz. Dünya kurulduğundan beri bu kanundur, her şey gelişir ve gelişmek zorundadır. Belki birkaç yıl gecikir ama mutlaka gelişir.
Gençler iş istiyor ve Amasya’da kalmak istiyor
Amasya’nın dokusunu bozmadan Amasya’nın belli mesafesinde üretime yönelik, mermeri dışında bir kısım sanayileri de araştırmak zorundayız. O da bir istihdam sağlayacak. Yani istihdama yönelik faaliyetlerimizin olması lazımdır. Gençler iş istiyor, Amasya’da kalmak istiyor. Onun için çeşitli alternatifler üretmeliyiz. Hizmet sektörü bunlardan birisidir. Otel açığımız var Amasya’da. Onun için Amasya merkezde sektörün açığını kapatacak otellerimiz olmalı.
Cumhurbaşkanımızın alacağı oyları yüksek tutmak
Biz Ak Parti olarak seçimlere çok çalışıyoruz. Çalışmamızın ana sebebi hem Cumhurbaşkanımızın alacağı oyları yüksek tutmak hem de Ak Parti olarak yüksek bir oy almak istiyoruz. Şuan da görünen o ki Ak Parti iktidarına milletimizin ülke genelinde teveccühü var. Cumhurbaşkanımız cumhurbaşkanı olarak inşallah ilk turda seçilecek. Amasya özelinde biz Ak Parti olarak oyumuzun yüksek olmasını istiyoruz. Eğer oy yüzdemiz çok yüksek olursa biz Amasya merkeze ve bütün ilçelerimize merkezi hazinenin kaynaklarından bütçeden daha fazla kaynak aktarıp burada Amasya’mızın gelişmesine daha fazla katkıda bulunabiliriz. Şu anda seçime çalışmamızın ana ekseni oy oranını çok yüksek tutmakla ilgili. Bunu yapmış olduğumuz gezilerde halkla yaptığımız temaslarda ki ben çok seçim yönettim, seçim işleri başkanı olarak.
Cumhurbaşkanımızın da oyları çok yükselecek
Siirt seçimini 2003’te yönettim. Dolayısıyla ben vatandaşımızla birebir temasta o ilgiyi o teveccühü görüyorum. Çok iyi ve güzel bir sonuç çıkacak onu da görüyorum. Çabamızın sebebi oy oranını yüksek tutup yatırımlarda merkezi hükümetin bütçesinden daha fazla katkı alabilmek. Cumhur ittifakı olarak şuanda çok uyumlu çalışmamız var Türkiye genelinde Cumhurbaşkanımızın da oyları çok yükselecek. Hatta bazı partilere verecekler Cumhurbaşkanımızın Dünyanın lideri olmasından dolayı, dünyadaki birçok ülkenin bu seçimin sonucunu merak etmesinden dolayı Türkiye’nin dışa karşı mücadelesinde cumhurbaşkanımızı daha güçlü tutmak için yoğun destek vereceğini anketlerde görüyoruz. Ama AK Parti olarak Amasya’da biz çok yüksek oyla merkezi hükümetten daha fazla kalıcı yatırımlar almak için çok çalışıyoruz.”
AB Kıbrıs’tan bıktı mı?
Avrupa Birliği malumunuz. Komşularımızın oluşturduğu, sosyal bir ortaklık olması nedeniyle de çalışanın çalışmayana baktığı, kriterlerin ülkelere göre değişkenlik gösterdiği, “girmeyen ne sanır, giren bıkıp usanır” atasözünün cuk oturduğu bir birlik.
Sözde ana görev olarak iş imkânlarının artırılması ve kolaylaştırılması, ekonomik büyüme ve istikrar, mali istikrar reformlarının artırılması ve tek Pazar’ın derinleştirilmesi gibi daha çok ekonomi ile ilgili konularda sorumluluklar yüklenmekte. Yani ülkelerin iç işleri veya siyasi sorunlarını çözmek gibi bir misyonu yok bu birliğin.
Gelelim esas konumuza; 1 Temmuz 2023-31 Aralık 2023 tarihlerinde İspanya’nın AB Konseyi Dönem Başkanlığı görevini üstleneceğini duyan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Başkanı Nikos Hristodulidis İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’i vakit geçirmeden Güney Kıbrıs’a davet etti ve ağzından Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin destek sözleri almaya çalıştı. Yukarıda da belirttiğim gibi AB Konseyi Dönem Başkanlığının ana görevleri içinde “Siyasi faaliyetler ve çalışmalar” yok ama Rum lider şansını denedi, Başbakan Sanchez’den Türkiye ile olan iyi ilişkilerinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesini ve “Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakerelerin kaldığı yerden yeniden başlaması” ricasında bulunmasını istedi. Başbakan Sanchez misafir, ne desin. “Tabi tabi” dedi, geçiştirdi.
Rumlar/Yunanlar ata mirası retorik ve dezenformasyon alışkanlıklarıyla her fırsatı değerlendirseler de İspanya’nın, GKRY hatırına Türkiye ile olan Ticari ve siyasi ilişkilerine gölge düşüreceğini düşünmek sadece Rumlara özgü bir hayalperestlik. Ki Avrupa Birliği Konseyi (Bakanlar Kurulu) ve Komiteleri (Bakanlıkları), açık ve net olarak Kıbrıs sorununun başlangıcının Makarios hükümetinden ve Crans-Montana’da son bulan federasyon temelinde bir anlaşmayı amaçlayan son denemenin sonuçsuz kalmasının baş mimarının gene Rumlar olduğunun farkında.
Her ne kadar ara ara Rumların sırtını sıvazlayıp destek sözü veriyorlarsa da esasen yaptıkları hatanın farkındalar. Hem AB’nin kendi üyelik kriterlerine aykırı olarak hem de 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Anayasasını çiğneyerek, Yunanistan’ın şantajı sonucu Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni üye olarak kabul etmekle başlarına bela aldıklarını da anlamış görünüyorlar. Bu nedenle de Rumların her fırsatta kapılarını çalıp ağlamasına da artık pek sempatik bakmıyorlar. Rum lider Hristodulidis’in müzakerelerin kaldığı yerden başlaması için Avrupa Birliği’nin “aktif katılımını” istemesini de her fırsatta sümenaltı ediliyor zira AB’nin, Rumların ve Yunanların hatırına Türkiye’yi karşısına almak gibi bir niyeti yok.
Gerçekleri görebilen bazı Rum siyasetçilerin, “Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in, itibarsız addedilen Anastasiadis’in politikasının şekillendirilmesine ortak olması nedeniyle Rum yönetiminin uluslararası alanda yaşadığı itibarsızlık sorununun devam edeceğini” dile getirmeleri boşuna değil.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın seçim dönemindeki bildirgesinde yer alan ve seçildikten sonra da her fırsat ve mekanda savunduğu “Eşit ve egemen, uluslararası tanınmış iki devletli çözüm” modelinin, aradan geçen iki buçuk yıl içinde kabul görmeye başlaması ve federasyon içerikli çözüm modelinin de yavaş yavaş gündemden düşmesi tam da bu aydınlanmanın ürünü.
Her ne kadar Rumlar kapı kapı gezerek kendi tezlerine dünyayı inandırmış olsalar da gerçeklerin er-geç ortaya çıkma gibi bir huyu var.
MHP Amasya Milletvekili adayı Mehmet Sarı’nın iftar yemeklerine yoğun ilgi
Amasya Belediyesi eski Başkanı ve MHP Amasya Milletvekili adayı Mehmet Sarı; Amasya’da Milli Hakimiyet Parkında bulunan üç düğün salonunda ve bahçelerinde Amasyalı bayan ve erkek vatandaşlara yönelik iftar yemekleri düzenlendi. İftar yemeklerine ilgi yoğun oldu ve çok sayıda vatandaş katıldı. Düzenlenen bu iftar yemeklerinde MHP Amasya Milletvekili adayı Mehmet Sarı birer konuşma yaparak, neden milletvekili adayı olduğunu ve milletvekili olduğu takdirde Amasya için yapacağı projelerle, Amasya Belediye Başkanı olduğu dönemde Amasya için yaptıkları hizmetleri anlattı.

MHP Amasya Milletvekili adayı Mehmet Sarı son olarak verdiği iftar yemeğinden sonra Amasya Beyaz Köşk Düğün Salonunda gençlerle bir toplantı düzenlendi. Söyleşi anlamında düzenlenen bu toplantıda gençlerin Amasya ile ilgili duygu, düşünce ve sorularını cevapladı. Amasya’da okuyan üniversite öğrencilerden belediye başkanlığı döneminde su parası almadığını ve doğalgaz giderlerine destek olduklarını, Amasya için çok büyük projeler yaptığını, Amasya Belediyesinin; içme suyu üzerinde elektrik üretimi tesisi kurarak Türkiye’de elektrik üreterek devlete elektrik enerjisi satan, Türkiye’de vatandaşından su parası almayan tek belediye olduğunu söyledi. Amasya Milletvekili olarak olarak seçildiği takdirde, Ankara’da bir evinizin olacağını, TBMM’de Amasya halkını en iyi şekilde temsil edeceğini, Ankara’da Amasya halkının sesi Amasya halkına daha çok hizmet etmek için milletvekili adayı olduğunu söyledi.




AK Parti Amasya İl Başkanlığından iftar yemeği
AK Parti Amasya İl Başkanlığından iftar yemeği düzenlendi. Yemeğe çok sayıda Amasyalı vatandaş katıldı. Düzenlenen bu iftar yemeğinde; AK Parti Milletvekili adayları Haluk İpek ve Hasan Çilez birer konuşma yaptılar.


AK Parti Amasya Milletvekili adayları Haluk İpek-Hasan Çilez
AK Parti Milletvekili adayları Haluk İpek ve Hasan Çilez için AK Parti Amasya İl Başkanlığı binası önünde çok sayıda partilinin katıldığı karşılandı. Törende; AK Parti Milletvekili adayları Haluk İpek ve Hasan Çilez birer konuşma yaptılar.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Amasya konuşmasına yoğun ilgi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Amasya il merkezinde kendisini karşılamak için ve konuşmasını dinlemek için toplanan Amasya halkına hitaben yaklaşık bir saat süren bir konuşma yaptı. Konuşmasında Millet İttifakı olarak 14 Mayıs’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili genel seçiminde kazandıkları takdirde millet ittifakının seçim ittifakının uygulayacağı projelerden söz etti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu konuşmasından sonra halk kendisiyle konuşmak ve merhaba demek için yoğun ilgi gösterdi. Seçim otobüsüne halkın yoğun ilgisinden Başkan Ekrem İmamoğlu seçim otobüsüne güçlükle bindi. Seçim otobüsünün önünü kesen halkın yoğun ilgisinden dolayı seçim otobüsü yaklaşık yarım saatte alandan çıktı



Haarp alışkanlık silahı
Alışkanlık deyince akla ilk gelen sigara, alkol, uyuşturucu oluyor. Ama günümüzde öyle tehlikeli alışkanlıklarımız var ki… Yavaş, yavaş öldürdüğü gibi hepimizi bu tuzağa sürüklüyor. Şöyle geniş bir pencereden baktığımız zaman görüyoruz ki, biz yetişkinlerin çoğuda bu renkli çeşitliliğe bağımlı. Düşünen insan sayısı gün geçtikçe azalıyor. Fikir üreten ise gayet az. Fakat üretemeyen, zevke, konfora, hazıra, lükse düşkün, insanlar yüzünden düşünen, gören insanlarda tehlike altında. Çalışarak elde edilen başarı gibi gerçek hazları, lezzetleri, duyguları bir kenara bırakıp, tembelce, emeksizce oturduğu yerden sanal yolla mutluluğu seçenler, mülkiyetsizliğe de alışır, vatansızlığa da.
Alışkanlık duygusu kullanılarak yapılan Haarp, sanal hazlarla kendini mutlu etme oyunu, asla gerçeği yansıtmadığı gibi insanların fikir üretebilme yetisini elinden alıyor. Kişi böylece mankurtlaştırılıyor, başkasının çizdiği labirentler içinde ilerleyip yön bulmaya çalışıyor. Ve asla kendisine ait bir yön ve sonuç elde edemiyor. İnsan sadece kendi ürettiği fikirler sayesinde gelişeceği gibi, bulduğu yön ve sonuçta kendisine ait olacaktır. Ve asla sınır yoktur.
Beynini kullanmayıp başkasının düşünceleriyle ilerlediğini sanmak,
elini başkasının cebinine alıştırmak,Peşin para yerine kartın düşünmeden kullanıması gibi çok tehlikeli alışkanlıklar var.
Bu gün şeytanın ekmeğine bal süren küresel şirketler biz insanlara, alışkanlıklarımız üzerinden savaş açtı! Ve bu savaşta çok eski olmasına rağmen kazanan hep şeytan oldu.
Bu alışkanlıkların düşman tarafındaki adı zihin kontrolüdür. Bu aynı zamanda Haarp’tir. Tek taraflı savaştır. Lâkin bu oyunu öyle ustaca sergiliyorlar ki savaşılan taraf, savaşıldığından habersiz işte burası çok tehlikeli “bunu lütûf olarak görüyorlar” Yazık bizim insanımıza, körpe zihinli çocuklarımıza, gençlerimize.
Ellerine verilen tablet ve telefonlarla ulaşmak istemeselerde her türlü ahlâksızlık gözlerinin önünde.Ve bu alışkanlık silahı sadece Türkiye üzerinde kullanılmıyor. Geniş açıdan baktığımızda bunun bir dünya sorunu olduğunu görüyoruz. Küresel duygu silahı, bir toplumun manevi ve ahlâki değerlerine deyim yerindeyse ateş açıyor.
Dinsizleştirme, cinsiyetsizleştirme, mülkiyetsizleştirme, Türksüzleştirilme üzerinden ağır darbe alıyoruz.Unutulmasın ki, Türk bu oyunları fark edip anlamaya başladı. Ayağa kalkıp silkelenmesi yeter! Zümrüdü anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğar. İslâm’ın hakim olduğu Anadolu topraklarında tüm kudsiyetiyle hakimiyetini sürer.
Alışkanlıklarını gözden geçir!
Kimsenin seni güdmesine izin verme!













