Çarşamba, Nisan 1, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 305

Havza Kaymakamı Erol Rüstemoğlu: Havza’yı markalaştırmak istiyoruz”

4

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Samsun iline bağlı Havza ilçesi tarihimizde çok önemli bir yere sahiptir. Atatürk Kurtuluş Savaşı mücadelesini Havza’da planlıyor ve programlıyor. Atatürk, Samsun’a çıkışından 6 gün sonra’da karargâhını 25 Mayıs 1919 itibariyle Havza’ya taşıyor. Havza diğer taraftan ülkemizde kaplıca turizmi açısından da önemli bir konuma sahiptir. Karadeniz Bölgesinde  kaplıca turizmi açısından merkezi konumundadır. Samsun-Ankara karayolu ilçe merkezinden geçer. Havza Kaymakamı Erol Rüstemoğlu, Havza’nın tarih ve turizm değerleriyle marka bir şehir olması için çalışıyor. Havza’nın kaplıca turizmi açısından gelişmesi içinde büyük uğraş veriyor. Havza Kaymakamı Erol Rüstemoğlu uyguladığı idarecilik anlayışı ile herkesin takdirini kazanan ve vatandaşa halktan birisi gibi davranan, çalışkan, devlet adamı, uyguladığı idarecilik sistemi ile idarecilikte model alınması gereken örnek kaymakamlarımızdan birisidir. Türkiye’de yönetim anlayışı konusunda tecrübe ve yaşadıkarıyla ders alınması gereken mesaj dolu sözler söyleyen Havza Kaymakamı Erol Rüstemoğlu, “Havza ve mülki idarecilikte başarılı olmak” konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

Atatürk Kurtuluş Savaşı mücadelesini Havza’da planlıyor

  “Havza; Samsun-Ankara karayolu üzerinde olup, tarihte de çok önemli bir yere sahip olmuş olan bir ilçemizdir. Atatürk 19 Mayıs 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkıyor. Atatürk, Samsun’a çıkışından 6 gün sonra’da karargâhını 25 Mayıs 1919 itibariyle Havza’ya taşıyor. Havza’da bugün Atatürk Müzesi olarak kullandığımız tarihi Mesudiye Otelinde ikamet ediyor ve 18 gün boyunca Havza’da kalıyor. Bu süre içinde yerli ve yabancı makamlarla çok önemli görüşmeler yapıyor. Atatürk Kurtuluş Savaşı mücadelesini Havza’da planlıyor ve programlıyor. Amasya, Sivas, Erzurum Kongrelerini de burada planladığını, şekillendirdiğini biliyoruz. Havza’nın o anlamda Kurtuluş Savaşı mücadelesinde çok önemli bir yeri vardır. Anadolu’da Kurtuluş Savaşının ilk mitingini Havza yapmıştır. Atatürk; Kurtuluş Savaşının ilk mitingini Havza’da Yörgüç Paşa Camisinin olduğu yerde yaptırıyor. Havza açısından bu tarihi olay çok önemli bir gelişmedir. Havza’nın bu anlamda tanıtımı ve Kurtuluş Savaşının mücadelesinin yeri konusunda çok önemli çalışmalar yapmak durumundayız. Çünkü bu çok fazla bilinen bir gerçek değildir. Havza halkında dahi maalesef, Atatürk’ün 18 gün boyunca Havza’da kalışı ve Kurtuluş Savaşının mücadelesini planlaması çok fazla bilinen bilgi ve olgu değildir. Bu nedenle Atatürk’ün Havza’da kalışı ve Kurtuluş Savaşının mücadelesini burada planlaması çok fazla bilinen bir olay ve olgu değildir. Bu anlamda Havza’nın markalaşma kapsamında; Atatürk’ün 18 gün boyunca havza’da kalışı, Kurtuluş Savaşının mücadelesini burada yürütmesi ve ileriki tarihlerde yapacağı çalışmaları da burada planlaması anlamında markalaştırmak istiyoruz.

 
                                    
                                    Mustafa Kemal Paşa’nın Havza Karargahı
                                                 (25 Mayı-13 Haziran 1919)
 
Havza kaplıca bölgesidir

  Bu Havza için çok önemli bir değerdir. Tek başına aslında yeterli bir değerdir. Havza kaplıca bölgesidir. Karadeniz bölgesine en yakın kaplıca merkezi Havza’dır. Havza’yı bu anlamda da markalaştırmak istiyoruz. Atatürk daha sonraki Havza ziyaretlerinde “Ben Havza’da şifayap oldum. Havza kaplıcaları olmasaydı, ben orada tedavi olmasaydım, bu mücadeleyi yürütemezdim” şeklinde beyanatlarda da bulunmuştur. Havza’da şu anda yapılan kaplıca; maalesef kaplıca ve termal turizmi anlamındaki bir turizm değildir. Havza’da 4 tane tesisimiz var. Bunun bir tanesi vakıf hamamı olup, Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir. Diğer üç tesis ise Havza Belediye tarafından yaptırılmış ve işletmecilere verilmiştir. Burada ada içinde bulunan bu tesislerin hiçbirisi maalesef kaplıca turizmi alt yapısına müsait nitelik taşımıyor.

Havza Termal Su Yönetim Birliği oluşturuldu

  Bu kapsamda bu alt yapıyı kurmak anlamında Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu Başkanlığında, onun liderliğinde İl Özel İdaresi ve Havza Belediye tarafından “Havza Termal Su Yönetim Birliği” oluşturuldu. Buradaki amaç halihazırdaki alt yapıyı; gerek depolar ve iletim hatları anlamında modernize etmektir. Kaplıca su kaynağının modernize edilmesi anlamında keşifler hazırlandı. Bunun ihalesine önümüzdeki aylarda çıkılacaktır.Havza için bu çok önemli bir gelişmedir.Havza’da turizm alt yapısının geliştirilmesi ve modernize edilmesi anlamında birliğin kurulmuş olması ve faaliyetlerine başlayarak keşif hazırlanıp, ihaleye çıkılması Havza için çok önemli bir Bundan sonraki tarihlerde çok önemli gelişmeler takip edecektir.Termal turizmi anlamında Turizm Bakanlığına tahsisli Kılavuz Ormanlarında  90 dönümlük üç parselden oluşan bir alanımız vardır. Burası beş yıldızlı otellerin yapılması için tahsis edilmiş bir alandır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yılbaşı itibariyle ihaleye çıkıldı. Bu ihaleye başvuru olmadı, gerekçe olarak da 90 dönümlük üç parselin 23-30-35 dönümlük olarak üç ayrı parsel var. Bur parsellerin alt yapı için yeterli olmayacağından ihaleye başvuru olmadığını öğrendik. Bu kapsamda büyük işletmelerin talebi, bu parsellerin birleştirilmesi yönündedir.

 

                                            

                                                   Havza Termal Kaplıcaları Bölgesi

 

İyi bir tanıtım yapmak suretiyle yatırımcıyı Havza’ya çekmek

  Bu tür yatırımlara girmek isteyen özel sektörün talebi Kültür ve Turizm Bakanlığından söz konusu parsellerin birleştirilmesi ve büyültmesi anlamındadır. Bunlar yapıldığı takdirde ihaleye girecekleri yönünde bir değerlendirme yapıldı. Havza Belediyesi şu anda bu parselleri birleştirmek çok yoğun bir çaba sarf ediyor. Bu parseller büyütüldü zaman umarız ki, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ihaleye çıkılacaktır. İlçemize bu şekilde beş yıldızlı otellerin kazandırılması mümkün olabilecektir. Havza’nın önümüzdeki dönemde en önemli proje yapması gereken faaliyet bu olarak düşünürüz. Havza’nın büyümesi ve göçü önlemenin en önemli ayağı bu olacaktır. Havza’yı termal turizm bölgesi olarak, alt yapısıyla birlikte hazırlamak ve bu konuda iyi bir tanıtım yapmak suretiyle yatırımcıyı Havza’ya çekmektir. Önümüzdeki en önemli projeler bunlardır. Alt yapıyı düzenlemek ve modernize etmekle işe başladık.

Havza, Karadeniz Bölgesine yakın tek termal bölgedir

  Önümüzdeki tarih, aylarda ve yıllarda Havza çok önemli bir turizm termal bölgesi olarak ortaya çıkacaktır. Havza, Karadeniz Bölgesine yakın tek termal bölgedir. Bu avantajı çok iyi kullanmak durumundayız. Karadeniz Bölgesindeki insanlar Havza dışında kaplıcaya gitmek için çok önemli yollar kat etmek durumundalar. Havza dışında en yakın kaplıca Ankara ve Afyon’da bulunmaktadır. Kaplıca turizminde Afyon çok önemli mesafeler kat etti Bu nedenle o örnekleri dikkate alarak, onların yaşadığı tecrübeleri dikkate alarak, Havza’da bu işin alt yapısını oluşturmak için gayret sarf ediyoruz. Havza’ da diğer önemli bir yatırım olarak Bekdiğin Beldesi sınırları içinde bulunan Organize Sanayi Bölgesi canlanmıştır. Bu konuda çok önemli çalışmalar yapılarak, imar alt yapısı ve imar planı hazırlanmıştır. Bu planlar onaylanmak üzere Bayındırlık Bakanlığına gönderildi. Bu planlar onaylandıktan sonra yatırım programına girmesi için uğraşacağız. Bölgenin en önemli avantajı demiryolu hattının yakınından geçmesi, Samsun-Ankara karayolunun hemen kenarında olmasıdır. Bu OSB için çok önemli bir fırsattır. Bunu avantaj olarak değerlendiriyoruz. Hem OSB ile ve hem de Havza’nın termal turizm alt yapısı ile önemli bir gelişme potansiyeline sahip olduğunu düşünüyoruz. Bu potansiyeli kullanmak anlamında da gerekli olan çalışmaları, faaliyetleri yürütüyoruz.

 
                                      
                                       Havza Kaymakamı Erol Rüstemoğlu
 
İnsan sevgisi olmayan bir kişi idareci olamaz

  Başarılı idareci olma konusunda Atatürk’ün güzel bir sözü vardır. Bu konuda Hz. Ömer veya Hz. Ali’nin bu konuda  güzel bir sözü olduğunu da biliyoruz. ‘İnsan sevgisi olmayan bir kişi idareci olamaz’ der. Bu ülkede idarecinin insanları sevmesi gerekir. Personelini, vatandaşını sevmesi ve onların içinde olması gerekir. Sadece masada oturup, dış bağlantısı olmayan insanların içinde olmayan bir idareci kaymakam olsun, hangi seviyede olursa olsun özel ve kamu sektörde başarılı olmasını beklemek son derece zordur. Türk idareci sistemine baktığımız zaman da maalesef çok uzun yıllar boyunca vatandaştan kopuk bir idareci anlayışı oluşmuştur.

 
                                    
                                   Havza Kaymakamı Erol Rüstemoğlu köyde
                                          vatandaşın yaptığı işi  yaparken
                 
Vatandaş dışlanmış ve çok fazla muhatap alınmamıştır

  Vatandaş dışlanmış ve çok fazla muhatap alınmamıştır. Türkiye’de halen bazı çevrelerde oyların eşitliği kavramı tartışılmıştır. Köylü vatandaşın oyu ile üniversite mezunu vatandaşın oyunun aynı kabul edilmemesi gerekir şeklinde yaklaşımlar dünyada olduğu gibi ülkemizde de hali hazırda vardır. Böyle bir anlayışı kabul etmek mümkün değildir. Bu vatandaşı, kırsalı, kendisinden olmayan insanı dışlamak anlamına gelen bir anlayıştır. Bu anlayışın da kabul edilmesi mümkün değildir. İdarecinin en önemli özelliği vatandaşın içinde olması, sorunlarını birebir gözleyebilmesi açısından önemlidir. Bunu kaçırdığımız, yapmadığımız zaman; almış olduğumuz kararlar, ortaya koymuş olduğumuz projeler, planlar başarılı olma şansına sahip olmayacaklardır. Yaptığımız faaliyetleri ve kabul ettiğimiz bir takım projelerin vatandaşa yansımasını çok iyi takip etmek zorundasınız. Tek başınıza veya belirli bir çevreyle yapmış olduğunuz faaliyetlerin yansımasını, eğer takip etmezseniz çevrenizle sınırlı olmak şartıyla başarı elde edersiniz.

 
                                     
                                      Havza Kaymakamı Erol Rüstemoğlu
                                                     halkın içinde
 
Vatandaşın ne düşündüğünü, ne arzu ettiğini fazla dikkate almamışız

  Türkiye’deki yanlışların bir tanesi de budur. Biz bir takım şeyleri vatandaşa bahşetmişiz. Vatandaşın ne düşündüğünü, ne arzu ettiğini fazla dikkate almamışız. Bu yüzden de Türkiye’de maalesef olması gereken bir başarıyı son zamanlara kadar sağlayamamışız. Vatandaşın düşüncesini, ihtiyaçlarını, vatandaşın sorunlarını yerinde incelemek, yerinde çözmek, başarıda temel bir faktör olarak ortaya çıkıyor. Vatandaş her zaman o işi istemeyebilir, vatandaş doğru konuşamayabilir, ne istediğini sizin beklediğiniz ölçüde dile getiremeyebilir. Ama bu temel eğitim sorunudur. Bilinç seviyesi ne kadar yükselirse idarecinin de o kadar işinin zor olması gerekir. Çünkü bilinçli insanları idare etmek o kadar kolay şey değildir.

 
                                      
                                   Havza Kaymakamı Erol Rüstemoğlu’ndan
                                                       çocuk sevgisi
 
Bilinçli insanları idare etmek bir idarecilik sanatıdır

  Bilinçli insanları idare etmek bir idarecilik sanatıdır. Bilinçsiz insanları herkes idare eder. Koyun sürüsünü herkes güder. Vatandaşa koyun sürüsü gibi bakmayacaksınız. Türkiye’de bilinç seviyesi yükseldikçe, kamunun hizmet verme anlayışı da ona paralel bir şekilde değişmek zorundadır. Türkiye’de son zamanlarda çok önemli değişimler ve kavgalar oluyor. Bunlar vatandaşın bilinç seviyesinin yükselmesinden kaynaklanmaktadır. Doğum sancılı olur. Sancısız doğum sezaryenle olur. Türkiye’de bu da doğal olmayan bir yöntemdir. Bu konuda Sağlık Bakanlığımızın çok önemli çalışmaları vardır. Bir kaymakam ve idarecinin en önemli özelliği vatandaşın içinde, vatandaşın sorunlarını birebir görüp, değerlendirip ona göre yaptığı faaliyetleri düzenlemedir. Her yerin kaymakamlığı farklıdır. Havza’da yaptığım kaymakamlıkta, başka bir yerde yaptığım kaymakamlık farklı olmak durumundadır.

 
                                    
                                         Havza Kaymakamı Erol Rüstemoğlu  köyleri
                               ziyaret ederek vatandaşların isteklerini dinliyor
 
Gittiğiniz bölgenin özelliklerini çok iyi tahlil etmek durumundasınız

  Her yerin kendine özgü gelenekleri, kültürü, anlayışları vardır. Bu anlayışları dikkate alarak kaymakamlığınızı veya idare tarzınızı, prensiplerinizi ayarlamak, ona göre yeni baştan düzenlemek durumunda kalırsınız. Memleketimiz çok zengin bir kültüre sahiptir. Her yörenin kendine özgü özellikleri, gelenekleri, değerleri vardır. Bu değerleri dikkate almak suretiyle de yaptığınız idarecilik anlayışında ona uygun bir şekilde tekrar revize etmek ve değerlendirmek durumundasınız. Her yöreye uygun farklı bir anlayış, prensip derken, mevzuatın ön gördüğü düzenleme dışındaki kısımlar için geçerlidir. Bizim mesleğimizin en zevkli ve zor tarafı budur. Gittiğiniz bölgenin özelliklerini çok iyi tahlil etmek durumundasınız. Bir ilçeye göreve başladığınız zaman o ilçeyi çok iyi hızlı bir şekilde tanımak durumundasınız. Bir yeri tanımadan, zaten orada bir takım projelere soyunmak son derece yanlıştır. Sonuçlarına baktığımız zaman birçok proje yeterli tahlil ve değerlendirme yapılmadığı için maalesef başarısız olma durumunda kalmıştır. Bu nedenle idareci gittiği yerdeki toplumun genel özelliklerini, anlayışını, değerlerini öncelikle bir tahlil ederek faaliyetlerini yürütürse çok daha başarılı olur kanaatindeyim.

Vatandaşa göre; kaymakam şunu yapar, şunu konuşur,

şu şekilde davranır diye size bir rol biçilmiştir

  Kaymakamlık, valilik, müdürlük, genel müdürlük, idarecilikte vatandaşın size biçtiği bir rol vardır. Vatandaşa göre; kaymakam şunu yapar, şunu konuşur, şu şekilde davranır diye size bir rol biçilmiştir. O rol çok oynandığı için,  vatandaşın gözündeki kaymakamın rolü o olmuştur. Ama size biçilen rol her zaman doğru mu? Değildir. Eski anlayışların getirdiği sonuçlar itibariyle baktığımız zaman bir kaymakam tipi oluşmuştur. Ama o tip size uymayabilir. Bazen bu rolü oynamak zorundasınız. Oynamadığınız zamanda yanlış değerlendirilir veya iyi bir kaymakam değilsinizdir. Ben bir manava gittim. Vatandaşın birisi alışveriş yapıyor. Manav beni görünce o vatandaşı bıraktı, Kaymakam bey sizinle ilgilenelim dedi. Ben de önce vatandaşın işini bitir sonra benimle ilgilen dedim. Buna alışveriş eden vatandaş itiraz etti. Siz manava kadar kendiniz gelmişsiniz, alışveriş yapıyorsunuz. Ben sizi beklerim alışverişinizi yapın dedi.

 
                                    
                                       Havza Kaymakamı Erol Rüstemoğlu
                                           okullarda öğrencilerle birlikte 
  
Benim sizden farkım yok dedim

  Ben de kendisine benim sizden farkım yok dedim. Şu anda ben de vatandaşım, sen de vatandaşsın, ikimizde manavdan alışveriş yapıyoruz. Sen önce alışverişini yap, sonra ben alışverişimi yaparım dedim. Vatandaş buna olmaz dedi. Bir kaymakam manava kadar gelmiş öyle bir şey olur mu dedi.  Bizim köyde de okumuşlar, yazmışlar var ama ki bunların hiçbiri burunlarından kıl aldırmazlar. Kendileri manava gitmezler. Siz ne güzel gelmişsiniz dedi. Vatandaş o rolü size biçmiştir. Biçilen bu rol bana göre yanlıştır. O rolü oynamak zorunda değildim. Bazı roller vardır ki o rolü oynamak zorundasınız. Ama biçilen bazı rollere baktığınız zaman son derece yanlış bir takım anlayışların sonucu oluşmuş bir roldür. Bu rolü ben oynamam. Örneğin lojmandan hükümet konağına kadar yürüdüm. Vatandaş yolda durur derki Kaymakam Bey arabamla sizi yerinize bırakayım diyor. Vatandaşa diyorum ki arabam var, benim niyetim yürümektir diyorum. Ama vatandaş sizi o şekilde görmüş, kaymakam arabasına biner, veya korumasıyla beraber yürür.

Kendi anlayışıma göre, bu roller çok güzel roller değildir

  Hükümet konağına gider gitmez, odasına çıkar. Kendi anlayışıma göre, bu roller çok güzel roller değildir. Bu rollerin değiştirilmesi gerekir. Bu rolleri biz değiştirmemiz gerekir. Benimsemediğimiz, değişmesini arzu ettiğimiz, düşündüğümüz rolleri kendimiz oynamayarak değiştirmek durumundayız. Biz İngiltere Oxford’da 8 ay kaldık ve Oxford’da İngiltere Kraliçesi geldi, yanında 4-5 kişi vardı. Yanında koruması vardı, diğerlerini bilmiyorum. Bizde öyle bir şey olsa, binlerce kişi gelir, bir şeyler ister, aş ister, şunu ister, yanında görünmek için, fotoğraf çektirmek için koşturur. Tabii ki kültür farklılığı var. O mu iyi, bizimki mi diye kıyasladığımız zaman da bence onların ki iyidir. Benim anlayışım budur. Çünkü orada bir kurallar vardır. Herkes o kurallara uymak zorundadır. Kraliçe ne derse desin, başkaları ne derse desin o işin olacağı yöntem, kural bellidir. Bizde çok fazla kurallara bağlılık, kurallara uyma alışkanlığı oturmamıştır.

Türkiye’de yapılması gereken en önemli şeyde zihniyet değişikliğidir

  Bu toplum kültürünün yansıması şeklindedir ama Türkiye’de yapılması gereken en önemli şeyde zihniyet değişikliğidir. İdarecilerin ve vatandaşın, özelliğiyle kamu usulü herkesin zihniyetinde çok önemli bir değişim gerekiyor. bu değişim son yıllarda açığa vurmaya başladı. Bu zihniyet değişimi umarız hızlı olur. Bizde bu zihniyet değişimine köstek olarak değil, destek olarak yaptığımız faaliyetlerle, toplum içindeki davranışlarımızla, prensiplerimizle ayak uydurmak hatta öncü olmak durumundayız. Bu sorumluğu hisseden bir anlayışa sahibim. Bazı şeyleri çok fazla yapmışız. Bunlar yanlış olanlardır. Yanlışlık devamlı yapılarak, artık alışılmış, kanıtsanmış bir hale gelmiştir. Biz bunlara tabu diyoruz. Bunları mutlak surette yıkmak durumundayız. Diğer türlü büyümek, gelişmek mümkün değildir. Yeniliklere açık olmadığınız takdirde yarınlara umutla bakmanız, yarınlardan bir şey beklemeniz çok mümkün değildir.

 
 
                                   
                               Havza Kaymakamı Erol Rüstemoğlu Havza Halk
                               Kütüphanesine modern bir görünüm kazandırmış
 
“Allah Türkiye’ye bir şeyi vermemiş. İki adam bir araya gelip, bir iş yapamaz”

  Anlayış ve zihniyet değişiminin çok daha fazla hızlı olmasını arzu ediyoruz. Bunu başarırsak, Türkiye önümüzdeki belki 5-10 yılda, belki  20 yılda dünyanın çok önemli bir ülkesi, çok önemli ülkeleri arasına girecek potansiyele sahiptir. Türkiye hakkında yabancı bir iş adamı 10 yıl önce bir makale yazmıştır. Bu yabancı iş adamı “Allah Türkiye’ye çok şey vermiştir. Çok güzel bir coğrafi bölge, kültür, tarihi bir zenginlik, doğal kaynaklar, her şeyi vermiş. Allah Türkiye’ye bir şeyi vermemiş. İki adam bir araya gelip, bir iş yapamaz.”diyor. Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi güven sorunudur. Birbirimize güvenmiyoruz. Vatandaşın devlete, devletin vatandaşa güvenmediğinden bahsederiz. Devlet dediğimiz soyut bir kavramdır. Canlı kılan insanlardır. İnsanın, insana güveninin olmadığı bir yerde nasıl vatandaşın devlete, devletin vatandaşa güvenmesini beklersiniz. Dolayısıyla birbirimize güvenimiz son derece zayıftır. Bu sadece devlet-vatandaş anlamında değildir. Vatandaşın da vatandaşa güven anlamında aynı şeyi söylüyorum.

Türkiye kadar başkan olan başka bir ülke yoktur

  Güven eksikliğimiz bizim ortak bir iş yapmamız, sermaye birleştirip, yatırıma dönüştürmemiz anlamında da çok büyük sıkıntılara yol açıyor. Bizde ortak bir kültür yok. Herkes tek olmak istiyor. Türkiye kadar başkan olan başka bir ülke yoktur. Bunları; vakıf başkanı, dernek başkanı, belediye başkanı, belde başkanı, ilçe başkanı v.s.’dir. O kadar başkanımız var ki çok da fazla siyasi partimiz var. Temel sıkıntı, herkes tek olmak arzusundadır. Bu güzel bir arzudur ama bunun bir olumsuz yansıması da maalesef işte beraber ortak bir iş yapmak, ortak bir kültürün oluşması anlamında da, sermayenin de bir araya gelip birleşmesi anlamında ve daha büyük yatırımlar yapmak bir dezavantaj olarak ortaya çıkıyor. Bizim temel sıkıntımız zaten sermaye eksikliğidir. İnsanlarımızın elindeki sermayeler çok küçüktür.

Herkes küçük çapta yatırım yaptığı zaman sermaye birikimi olmuyor

  Bunları küçük sermayeler olarak yatırma dönüştürdüğünüz zaman maliyeti fazla oluyor. Ama sermayeyi birleştirip de ortak bir kültürle, ortak bir iş yapmak noktası zihniyetine sahip olduğumuz zaman çok daha büyük yatırımlar, çok daha büyük gelişmeler ortaya koyabileceğimize inanıyorum.  Herkes küçük çapta yatırım yaptığı zaman sermaye birikimi olmuyor, maliyeti çok fazladır. Örneğin 50 kişinin çok büyük bir sermaye ile bir market açtığını düşünün. Bir kişinin kredi alarak, borca girerek, yüksek faizlerle bir market açmaya kalkıştığını düşünün. Ortak sermaye de en azından kredi ve faiz maliyeti olmayacaktır. Türkiye’de marketleşme vardır. Bu konuda büyük marketler kuruluyor.

Bu süreci Avrupa, Amerika yaşamış, bizde yaşamak zorundayız

  Küçük esnaf maalesef kayboluyor. Bu olacak olan bir süreçtir. Bu süreci Avrupa, Amerika yaşamış, bizde yaşamak zorundayız. Bu nedenle küçük esnaf kan ağlıyor. Küçük esnaf bir araya gelip de, o büyük marketi kendisi yapma potansiyeline sahip olsa, bu amaca sahip olsa dışarıdaki insanlar gelmeyecektir. Bu nedenle bizim temel eksikliğimiz maalesef güven, birlikte çalışma kültürünün olmayışıdır. Bunları yıkmak ve aşmak durumundayız. Türkiye’deki en önemli büyük şirketleri, Koç, Sabancı gibi aile şirketleridir. Bunlar birlik ve beraberliklerini muhafaza etmişler ve birbirlerine düşmemişler, Türkiye’nin en zengin insanları olmuşlardır. Türkiye’de maalesef  bir çok aile şirketi dahi varlığını sündüremiyor. Bu işi aile şirketleri varlığını sürdüremiyorsa, siz başkalarının, komşunun, arkadaş grubunun böyle bir anlayışla faaliyetini sündürmesini nasıl beklersiniz.

Türkiye’nin en önemli beyin gücü savaşlarda şehit olmuştur

  Bunlar maalesef Türkiye’nin önemli açmazları ama son yıllarda dediğim gibi iniş hızlı bir şekilde devam ediyor. Bilinçlenme artıkça bu sorun kendiliğinde ortadan kalkacaktır. Türk insanı çok çileler çekmiştir. Tarihe baktığınız zaman birçok savaşlara girmiştir. Kurtuluş Savaşı mücadelesi vermiştir. Kurtuluş savaşı mücadelesi çok kolay olmamıştır. Türk insanı birçok değerini kaybetmiş, birçok insan şehit olmuştur. Türkiye’nin en önemli beyin gücü savaşlarda şehit olmuştur. Bu savaşlardan zaten geriye kalan insanlar sakatlar, yaşlı insanlar ve kadınlardır. Böyle bir toplumsal yapıdan, öyle bir alt yapıdan bugünkü seviyeye gelmeniz çok kolay olmamıştır. O yüzden bizim insanımız her zaman zorlukların altından kalkmasını bilmiştir, kısa zamanda toparlanabilmiştir. Toparlanma sürecindeyiz. Önümüzdeki dönemde önemli gelişmeler olacaktır.”

 
 
                               T.C. HAVZA KAYMAKAMLIĞI WEB SİTESİ
                                    http://www.havza.gov.tr/NewsDetay.asp?NewsId=221
 
                               HAVZA’YI MARKALAŞTIRMAK İSTİYORUZ 
                               15.03.2010  
                             
  Kaymakamımız Sayın Erol RÜSTEMOĞLU “Haber Günebakış” isimli bir interaktif haber portalinde yayınlanan söyleşisinde gerek ilçemiz gerekse kamu idareciliği konusunda oldukça önemli konulara değindi.
  Haber Güneş Bakış Haber Portali’nden İlker ÇAKAN’ın ilçemizi ziyaretle yapmış olduğu bu söyleşide Sayın Kaymakamımız ilçemizin özellikle Milli Mücadele tarihimizdeki önemi ve dolayısıyla önemli yeri ve şifalı kaplıcaları ile ön plana çıkarılması gerektiğini vurgulayarak; “Havza’yı bu özellikleri ile markalaştırmak istiyoruz” dedi.
  Söyleşilerinde kamu idareciliği konusundaki düşünceleri ile bu kapsamda Kaymakamlık görevi süresince yapmış oldukları gözlemleri ve tespitlerini de içtenlikle ifade eden Sayın Kaymakamımızın söyleşilerini okumak için lütfen aşağıdaki söyleşi başlığına tıklayınız.
 

Erbaa Belediye Başkanı Ahmet Yenihan: “Türkiye’de işsiz olan bana gelsin”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Tokat-Erbaa ilçesi Tokat’ın en büyük ve en gelişmiş ilçelerinden birsidir. Belediye Başkanı Ahmet Yenihan 4.dönem belediye başkanlığını sürdürüyor. İlçede işsizlik yok denecek kadar azdır. Erbaa Belediye Başkanı Ahmet Yenihan Türkiye’ işsiz insanlar bana gelsin, ben onlara iş vereceğim diyor. Erbaa Belediye Başkanı  Ahmet Yenihan, “Erbaa” konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

LC Waikiki temsilcisi yatırım için kesinlikle Erbaa dedi

  “Türkiye’nin değil, dünyanın önemli firmalarından birisi olan LC Waikiki temsilcisi bugün benimle görüşmeye geldi. Yatırım iklimine Tokat mı uygun? Erbaa mı uygun? diye kendisine sordum. Yatırım iklimine uygun olan yer kesinlikle Erbaa dedi. Bunu yanındaki başka bir sanayici arkadaşımız diyor ki Tokat’ta; validen, belediye başkanından, sivil toplum örgütlerinden, üniversiteden destek alamıyoruz diyor. Halbuki bize, bugün geldiler, yeni tanıştık, hemen onları hediyelerle karşıladım. Onların hafızalarında yer edindik. Onlara değer verdiğimizi, önem verdiğimizi not ettirdik. İnşallah buraya yatırım yaptıklarında da sanki o fabrika bizim, işletme bizim olacak. Bu yatırım sonucunda; gençlerimiz iş ve aş imkanı bulacak ve büyük şehirlere ve kentlere göç etmeyecektir. Bunun sonucunda nüfusumuz düşmeyecek, artmaya devam edecektir.

Erbaa’nın güzelliği ve önemi etraftan söyleniyor

  Bu nedenle Erbaa dışarıdan çok anılıyor. Erbaa’nın güzelliği ve önemi etraftan söyleniyor. Dört dönem belediye başkanlığını nasıl başardığınız sorusuna gelince; Başarıyı elde etmek zordur. Bir şeyi, bir ilki başarmak çok zordur. Ama sürdürülebilir kılmak daha da zordur. Belediye başkanı seçildiğiniz zaman, halk önceki başkandan muzdarip olduğu için veya çeşitli nedenlerden dolayı çekip gittiği için halk önce deneyelim diyor. Bu yeni seçilen başkana bir şans tanıyalım diyor. Ama görüyor ki aradığını bulamıyor, belediye başkanı kapısını kapatmış, sırtını dönmüş. Ne cenazesine, ne düğününe gitmiyor, iyi ve kötü günde yanında yoktur. O zaman halk başka bir dönemde başka birisini arıyor. Belediye Başkanlığını geleceğe dönük olarak kent ve yönettiğimiz şehir için, kurduğumuz hayalleri Erbaa için düşündüğümüzde bunları gerçekleştirmek için zamana ihtiyacımız olduğunda bunu halkımız görüyor.

 
                                            
                                              Erbaa Belediye Başkanı Ahmet Yenihan
 

Halkın tesadüfen birinci dönem belediye başkanını seçmesi normaldir

  Bu nedenle halk başkanın bu işleri yapması için süreye ihtiyacı var diye düşünüyor. Bu işin başını ve sonunu getirmesi lazım ve bu hizmeti bize sunması gerekir. Bu nedenle kendisine zaman vermemiz gerekir. Bizi çeşitli nedenlerle, entrikalarla oradan indirmek isteyenlere en güzel cevabı veriyor. Halk belediye başkanım başka partili de olsa ona sahip çıkarım diyor. Halkın tesadüfen birinci dönem belediye başkanını seçmesi normaldir. Halk ikinci, üçüncü, dördüncü dönemde belediye başkanının seçerek gösteriyor. Bunların bir tanesi, iki tanesi tesadüf olabilir, ama dördüncüsü tesadüf olamaz. Bunun sebebi tamamen yalın ve net olarak söylüyorum.

Ben onlara ışık tutuyorum, öncülük yapıyorum

  Erbaalı hemşerilerimizle biz akrabayız, komşuyuz, arkadaşız, nereye koyarsanız koyun o kadar girift samimi bir ilişki ve diyalog içerisindeyiz. Onların acısı benim acım, onların neşesi benim neşem, Erbaa’nın gelişmesi ve güzelleşmesi, sanayileşmesi benim en büyük meselemdir diye öyle görüyorum. Onun içinde onlar bana destek oluyor, ben de onlardan elektrik, güç alıyorum. Ben onlara ışık tutuyorum, öncülük yapıyorum. Benim görevim olup, olmasın her türlü dertlerinde onların yanında oluyorum. Bu birliktelik Erbaa’ya çok şey kazandırdı.

 
                                     
                                      Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi
                                                         İnternet  Evi
 
İlçemizde yaklaşık 5.500 -7.000 kişi çalışıyor diyebiliriz

  Erbaa’da 20 tane tuğla fabrikası var. Her birinde 100 kişi çalışsa 2.000 kişi, 500 kişi de parke fabrikalarında çalışsa toplam 2.500 kişi eder. Böylece toplam 20 tane tuğla fabrikası, 5 tane parke fabrikası vardır. Ayrıca toplam 2.500 kişi de tekstil de istihdam ediliyor. Şu anda tekstil sektöründe takriben 27-28 tekstil atölyesi vardır. 500 kişi de sanayi de çalışıyor. Onları da saydığımızda ilçemizde yaklaşık 5.500 -7.000 kişi çalışıyor diyebiliriz. Belediye Başkanlığına yanıma gelenler iş bulamadığı için değil, belediyeye nasıl kapak atarız diye düşünüyorlar. İş bulmak isteyenler sabah erkenden kalkacak namazını kılacak, sabah saat 7.00 deki servis otobüslerinin birisine binip, gittiğiniz yerde kesinlikle size iş verilir. İşsiz gezen kesinlikle kimsenin olduğunu tahmin etmiyorum. İşsiz olanlar bana gelsinler, ben onları hemen alıp, işe yerleştireceğim. Türkiye’de işsiz olan bana gelsin. Onları işe yerleştireceğim.

Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi Erbaa’nın kimlik kartıdır

  Erbaa Belediyesi Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi Erbaa’nın kimlik kartıdır. Bir kentin  kimlik kartı olması lazım. O kentin geçmişiyle ilgili fotoğraflar, bilgiler, objeler var. Burada bulunan eserler, burada sergilensin diye evlerden toplanmıştır. Buradaki gelin odasında bulunan karyola ve elbiseler evlerden alınmıştır. Buraya girdiğimiz zaman Erbaa hakkında fikir sahibi oluyoruz. Gençler eski Erbaa’yı bilmiyor. 1939 -1940 depremleriyle yerle bir olan Erbaa’yı bilmiyor. Ama buradaki resimlere baktığımızda, o zaman Erbaa’da güzel binalar olduğunu, o dönemde kimlerin yaşadığını, nasıl giyindiklerini, bayramlarını nasıl yaptıklarını görebiliyoruz. Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezinde Kütüphane, internet evi, resim atölyesi, saz kursu, nikah salonu, sinema dahil her şey var. Erbaa’da halktan internetle ilgili çok şikayet aldığımız için, buraya internet evi kurduk. Burada 24-25 bilgisayarımız var. Böylece ödev yapmak için buraya gelen öğrenci ücret ödemeden ödevini yapıyor. Kitap okumak isteyen kütüphanede kitabını okuyor.

 
                                    
                                  Erbaa Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi
 
Kelkit vadisinde Erbaa bir merkez olacak

  Kütüphaneleri çağın teknolojisiyle de güçlendirmek gerekiyor. Böylece tarihi dokuyu koruyoruz. İnsanların kullanmadığı binalar çok çabuk eskir. Bu tarihi binayı kullanarak koruyoruz. Erbaa; asfalt yapımı, organize sanayi bölgesi, itfaiye binası ve içindeki donanımı,  yüzme havuzu, beton santralleri ve kum eleme tesisleriyle modern bir şehir görünümüne kavuştu. Ama işimiz bitmedi, işlerimize devam ediyoruz. Kongre Kültür Merkezi ile ilgili bir projemiz var. Kelkit vadisinde Erbaa bir merkez olacak. İlçemizde kurulacak bölge hastanemize arsa tahsisi yaptık. Asfalt şantiyemizin arazisini yeni kurulacak hastaneye veriyoruz. İlçemizde 4 yıllık Sağlık Bilimleri Yüksekokulu kuruldu. Tekel binalarını onlara tahsis ettiriyoruz. Ben belediye başkanı olduğumda, ilçemizde yüksekokul yoktu. Bir belediye başkanı vaatte bulunur, bir dönemi tamamlar çeker gider.

İnsanına sahip çıkan, insanlarına iş ve aş imkanı sunabilen,

göç ettirmeyen bir belediyeyiz.   

  Ama Ahmet Yenihan ceketini alıp, hiçbir yere gitmedi. Samimi, vaatlerinin arkasında olduğunu hemşerilerine ispatladı. Ben de burayı başkaları gibi bir basamak olarak görebilirdim. Ben de şahsi işlerimi, çocuklarımın geleceğini düşünür ve çekip giderdim. Erbaa benim için her şeydir. Onu çok seviyorum. Erbaalıları çok seviyorum. Onun için yola devam ediyorum. Çevre ve Orman Bakanlığının koordinatörlüğünde düzenlenen toplantıya katıldık ve örnek gösteriliyoruz. İllerde olmayan arıtma ve katı atık tesisi Erbaa’da var. Bu tesisler henüz; Tokat, Amasya, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve daha sayabileceğimiz birçok kentte yoktur. Biz bunları gerçekleştirmiş bir belediyeyiz. Bunun için örnek gösteriliyoruz. Türkiye’de her yönüyle örnek bir belediyeyiz. İnsanına sahip çıkan, insanlarına iş ve aş imkanı sunabilen, göç ettirmeyen bir belediyeyiz.”   

 

 

:

Ünlü Tiyatro Sanatçısı Engin Günaydın’ın Ağabeyi Hakan Günaydın: “Engin Günaydın, mesleğini başarılı bir şekilde sürdürüyor”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Türkiye’nin ünlü Tiyatro Sanatçısı Engin Günaydın; 29 Ocak 1972 Tokat-Erbaa doğumlu olup, ilkokulu Erbaa’da bitirdikten sonra, diğer eğitimini İstanbul’da tamamlamıştır. İlk önce “Otogargara” adlı tiyatro oyununda küçük bir rol almış olup, daha sonra televizyonda yayınlanan “Bir Demet Tiyatro” adlı dizide “Zabıta İrfan” rolü ile adından söz ettirmiştir. Daha sonra  ünlü Sanatçılar; Mehmet Ali Erbil ve Emel Sayın’ın baş rolünü oynadığı “Aşkım Aşkım” adlı televizyon dizisinde “Tarık Usta” rolünde oynamıştır. Ayrıca; ünlü Sanatçılardan Okan Bayülgen tarafından sunulan Televizyon programı “Zaga’da” da bir süre kısa skeçler yapan, Ünlü Tiyatro Sanatçısı Engin Günaydın; 2005 yılından itibaren “Avrupa Yakası” adlı televizyon dizisinde “Burhan Altıntop” karakterini canlandırmış ve popüler kültürde önemli bir referans haline gelmiştir. Ünlü Sanatçı Engin Günaydın “O Hikayedeki Mal Benim” adında bir stand up gösterisi yapmış ve birçok dizi, sinema ve reklam filminde rol almıştır

  Tokat-Erbaa ilçesinde yaşayan ve elektrik konusunda işyeri bulunan ve “Avrupa Yakası Televizyon dizisinin sevilen karakteri Burhan Altıntop’u oynayan, Türkiye’nin ünlü Tiyatro Sanatçısı Engin Günaydın’ın Ağabeyi Hakan Günaydın’la “Ünlü Tiyatro Sanatçısı Engin Günaydın” konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

              
                                          
                                         Ünlü Tiyatro Sanatçısı Engin Günaydın’ın
                                                      Ağabeyi Hakan Günaydın
 
Küçüklükten itibaren bir tiyatroya bir hevesi vardı

  “Engin’le beraber 5 kardeşiz. Engin son beşik dediğimiz en küçük kardeşimizdir. İlkokulu Enbaa’da okuduktan sonra eğitimini İstanbul’da tamamladı. Erbaa’ya sık sık gelir. Ailesine düşkün olup, aile efradımızın her ferdine ev aldı. Kendisi şu anda akrabadan 7 çocuğu üniversitede okutmaktadır. Biz zengin bir sülale olmayıp, fakir bir sülaleyiz. Erbaa’dan sonra eğitimini İstanbul’da kız kardeşimin yanında tamamladı. İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi- Tiyatro Bölümü mezunudur. Engin’in küçüklükten itibaren bir tiyatroya bir hevesi vardı. “Vavien” filmi Erbaa’da çekildi ve 5 dalda ödül aldı. Berlin’de 23 Mart 2009’da yapılacak film festivalinde de ödül bekliyor. Bu film geçen yıl yaz ayında Erbaa’da çekildi. Bu filmle Erbaa’nın reklamı oldu ve kendisi Erbaa’nın çocuğu olduğunu gösterdi.

Kendi memleketinde ilk defa film çeken sanatçı unvanını aldı

  Böylece kendi memleketinde ilk defa film çeken sanatçı unvanını aldı. Ben Erbaa’da çekilen filmde “Tuhafiyeci” rolünü oynadığı “Vavien” filminin Türkçe anlamı karşlığı bir çeşit elektrik anahtarıdır. Filmin öyküsü şöyledir; “Samsun’da elektrikçi arkadaşın pavyondaki kıza aşık olması ve onunla yaşadığı platonik aşkı anlatıyor. Bu aşkı nedeniyle kendi hanımını öldürmeye çalışıyor. Bu nedenle hanımını yardan aşağı atıyor, ancak hanımı ölmüyor. “Engin, mesleğini başarılı bir şekilde sürdürüyor. Engin filmdeki gibi şakacı olmayıp, aile içinde çok tutucudur. Aramızda ciddi konular üzerinde konuşur ve tartışırız. Espri mahiyetinde hiçbir zaman konuşmaz. Çok ciddi bir kişiliğe sahiptir. Film ve oyunlarda mesleği gereği rol yapıyor, aslında gerçek yaşamında ciddi birisidir.

 
                                 
                                       Ünlü Tiyatro Sanatçısı Engin Günaydın ve
                                                   Ağabeyi Hakan Günaydın
 
Hayırsever bir kişiliğe sahip olup, insanları mutlu etmek hoşuna gidiyor

  Şımarıklığı sevmeyen birisi olup, ukalalığı yoktur. Kendisi espriye dahi gülmüyor. Erbaa Hastanesinin iki odasını tanzim etti. Erbaa’da bana villalardan ev aldı. Sülaleden fakir olanların evlerini yıktırıp, yeniden yaptırıyor. Erbaa’da maddi konuda kim istediyse ona yarım etti. Hayırsever bir kişiliğe sahip olup, insanları mutlu etmek hoşuna gidiyor. Ailesindeki herkesin mutlu olmasını istiyor. Şu an aile efradının hepsine birer ev aldı. Erbaa’da film çekmek, Erbaa için en büyük yatırımdır. Televizyonlarda programlara çıktığı zaman, Erbaa’nın reklamını yapıyor. Tokat’ın neyi meşhursa, televizyonlarda hep onun reklamını yapıyor. Bu reklamı Erbaalı kazansın diye yapıyor. Bu da Erbaa için en iyi hizmettir. Reklamlarda; Erbaa’nın sanayi sitesi gelişmiş, yaprağı da güzel diyor.Bunlar parayla olacak işler değildir.” 

 
 
 
 
 
 
 
    

Tekirdağ El Sanatları Gelişim Merkezinin yöresel el sanatları ürünleri

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürlüğü hizmet binası zemin katında 2004 yılında kurulan ve burada faaliyetini sürdüren Tekirdağ Valiliği-Tekirdağ El Sanatları Gelişim Merkezi ürünleri beğeni topluyor. Burada bulunan dokuma tezgahlarında Tekirdağ yöresi sehpa, masa örtüsü gibi yöresel dokuma ürünleri üretilmektedir. Kursa anne- kız usta öğretici olarak çalışan Yasemin Çınar ve Hatice Çınar; “Amaçlarının Tekirdağ yöresi el sanatları ürünlerini gelecek nesillere taşımak olduğunu,  şimdiye kadar bu kurstan yaklaşık 100 kişinin mezun olduğunu” söylediler.

 
                    
                Tekirdağ El Sanatları Gelişim Merkezi    Tekirdağ El Sanatları Gelişim Merkezi
                              dokuma tezgahı                              yöresel el sanatları ürünleri

Tekirdağ’da vatandaş için zararı olabilecek işyeri tabelaları kaldırılıyor

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Tekirdağ il merkezinde kötü görüntü sergileyen bilgi amaçlı levhalar yenileriyle değiştiriliyor. Tekirdağ Belediye Başkanlığı-Trafik Zabıta Amiri Fevzi Akyel, “Tekirdağ Belediyesi- Trafik Zabıta Ekiplerince, Tekirdağ şehir merkezinde bulunan yazıları bozulmuş olan levhalar yenileriyle değiştirildiğini veya herhangi bir doğal afet sırasında vatandaşa zararı olabilecek işyeri levhalarının ise kaldırıldığını” söyledi.  Tekirdağ Belediyesi- Trafik Zabıta Ekiplerinin Avrupa standartlarına uygun ve bölgede örneği olmayan araçları dikkat çekiyor.
 
                                                 
                                           Tekirdağ Belediyesi Trafik Zabıta Ekipleri
                                              bilgi amaçlı eski levhaları değiştiriyor

Of Kaymakamı Tuncay Sonel: “Marka Of’umuzun, marka insanlarına hizmet”

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Trabzon-Of’ta; dünyanın dört bir yanında, farklı kültürlerden okurların büyük beğenisini kazanan ve 35 dile çevrilerek, 40 aşkın ülkede basılan “Kayıp Gül” romanını yazarı Serdar Özkan Of’lu öğrencilerle bir araya geldi. Of ilçe genelinde kitap okuma alışkanlığını kazandırmak ve teşvik etmek amacıyla 2008- 2009 eğitim öğretim döneminde başlayan “Oku Kitabını Al Altınını Projesi” kapsamında her ay 26 okuldan 26 öğrenci kitap ve altınla ödüllendiriliyor. Şubat ayının altın ve kitap ödülü almaya hak kazanan öğrencilere altınları ve kitapları KayıpGül romanın yazarı Serdar Özkan’ında katıldığı bir programla verildi.

  Of Anadolu Lisesi girişinde çiçekle ve folklor ekibinin oyunuyla karşılanan Yazar Serdar Özkan’ın slayt sunumlu biyografisinin okunmasının ardından devam eden törende bir konuşma yapan Of Kaymakamı Tuncay Sonel şunları söyledi;

Kültür Merkezi ve Halk Eğitim Merkezi önümüzdeki aylarda bitiyor

  “Çok değerli yazarımız Serdar Özkan’ı aramızdan görmekten mutluluk duydum, marka Of’umuzun marka insanlarına hizmet amacıyla bir hayırseverimizle görüşmeye İstanbul’a gittiğimde orada bir yerde Kayıp Gül romanı dikkatimi çekmişti. Kitabı alarak inanın bir nefeste okudum. Gerçekten o kadar önemli bir roman ki ben çok etkilendim. Kitabı okuduğunuz zaman yaşıyorsunuz sanki. Ülkemizin tanıtımı açısından verdiği mesajlar açısından çok önemli. Bizlerde bir buçuk yıldır Of ailesi olarak birinci önceliğin eğitimi olduğunu her fırsatta söylüyoruz. Oflu hayırseverlerimize katkılarıyla eğitim alanında birçok proje hayata geçirildi. Bunlardan fiziki mekan olarak Kültür Merkezi ve Halk Eğitim Merkezi önümüzdeki aylarda bitiyor. Bu tür etkinlikleri o güzel mekanlarda yapacağız.

 
                                 
                                      Kayıp Gül Romanı Yazarı Serdar Özkan
                              Of Kaymakamı Tuncay Sonel’e kitabını imzalarken
 
Of-Trabzon arası çalışan belediye otobüslerine kitap cebi

  Çünkü Of bunu hak ediyor. Bildiğiniz gibi Of- Trabzon arası çalışan Belediye otobüslerine çep yaptırıp buralara kitaplar koyduk. 40 dakikalık yolculuklarında kitap okusunlar diye. Yine tüm kahvehaneler ve berberlere kitaplıklar oluşturduk. Yine ilçede takdir alan 567 öğrencimize Kayıp Gül romanını hediye etmiştik. Bunlar okumayı teşvik etmek amacıyla yapılan çalışmalar.

Bu toprakları vatan yapan ecdadımıza karşı hepimizin sorumlulukları vardır

  Çocuklar okumak çok önemli, okumanın yaşı yoktur. Okursanız bilgili güçlü olursunuz, bu güç size ömür boyu fayda sağlar. İlerde sizlerde önemli mevkilere gelip güzel işler yapacaksınız. Bu ülke kolay kazanılmadı. Başta büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu toprakları vatan yapan ecdadımıza karşı hepimizin sorumlulukları vardır.”

Kayıp Gül Romanı Yazarı Serdar Özkan:

“Of Kaymakamımız Sayın Tuncay Sonel’in heyecanına ortak olmak için geldim”

  Kayıp Gül romanın yazarı Serdar Özkan ise şunları söyledi; ” İlçeye gelişimden itibaren çok büyük bir ilgi ve sevgiyle karşılandım. Her yerden davet gelmesine rağmen, Of Kaymakamımız Sayın Tuncay Sonel’in heyecanına ortak olmak için ilk defa bir ilçede ki programa katıldım. Burada önemli olan Kayıp Gül romanına öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin gösterdiği sevgi ve muhabbettir. Beni en çok memnun eden yönü öğrencilerin kitabı okudukları zaman, öğretmenlerine tavsiye etmeleri, bu da hikayenin öyküsünden keyif aldıklarını gösteriyor. Onun için burada öğretmen ve öğrencilerden oluşan bir topluluğa seslenmekten ayrıca mutluluk duyuyorum.”

 
                                 
                                     Of Kaymakamı Tuncay Sonel’den, Kayıp Gül romanı
                         Yazarı Serdar Özkan’a kemençe ve taka maketi hediyesi 
 
26 okuldan en çok kitap okuyan 26 öğrenciye altın ve kitap ödülleri

  Konuşmaların ardından, 26 okuldan en çok kitap okuyan 26 öğrenciye altın ve kitap ödülleri Yazar Serdar Özkan, Çaykara Kaymakamı Ufuk Özen, Yomra Kaymakamı Sinan Başak ve Köprübaşı Kaymakamı Hayri Zorlu tarafından verildi. Konuşmalar sonrası İmza standı açıldı. Of, Çaykara, Yomra ve Köprübaşı Kaymakamlarına ile daire amirlerine, belediye başkanlarına, öğretmenlere, öğrencilere ve velilere imzaladığı kitapları hediye eden, Yazar Serdar Özkan’a ise Of Kaymakam Tuncay Sonel tarafından günün anısına yöreye özgü kemence ve taka maketleri ile organik çay hediye edildi. Törene ayrıca; Çaykara Kaymakamı Ufuk Özen, Yomra Kaymakamı Sinan Başak, Köprübaşı Kaymakamı Hayri Zorlu, İlçe Emniyet Müdürü Atıl Çiçek, daire amirleri, belediye başkanları, banka müdürleri, çay fabrikası müdürleri, okul müdürleri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı.

 

 

 

 

Erbaa Belediyesinden numarataj sisteminde Türkiye örneği

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Tokat-Erbaa Belediye Başkanlığı-Numarataj Müdürlüğü teknolojiyi değerlendirerek, dizüstü bilgisayarı bilgisayarlarla 3G’yı kullanarak, Erbaa ilçe merkezinin her yerine hizmet veriyor. Erbaa ilçe merkezinde adres değişikliği yapan ve sisteme hiç kayıtlı olmayan veya yanlış beyanda bulanan vatandaşlarının ayağına kadar giderek, kayıtları kontrol ediyor ve yanlışlık varsa süratle düzeltilmesini sağlıyor. Erbaa Belediye Başkanlığı-Numarataj Müdürlüğü böylece hem nüfusuna sahip çıkıyor ve hem de vatandaşlarının cezai işleme maruz kalmalarının önüne geçiyor.

Erbaa’lı Ressam kardeşler Kamil-Kürşat Eraslan

0

Haber: İlker ÇAKAN

 Tokat-Ressam kardeşler Kamil ve Kürşat Eraslan, Erbaa Belediye Başkanlığı Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi Güzel Sanatlar Atölyesinde 2004 yılından Bu tarafa faaliyet gösteriyorlar. Anadolu’da sanat kültürünün oluşmasına Katkıda bulunan Kamil-Kürşat Ressam kardeşler aynı zamanda resim öğretmeni olup, 8 yıllık sanat Tecrübeleri var. Güzel Sanatlar Atölyesinde; öncelikle Resim Öğretmenliği, iç mimarlık, grafik, seramik, endüstriyel sanatlar, resim gibi yetenek sınavlarına, Güzel Sanatlar Lisesi sınavlarına hazırlık kursları veriliyor. Çocukların ve diğer yaş grubundan insanlarında sanatsal olarak faydalandığı Güzel Sanatlar Atölyesi; Erbaa’nın sanat ve kültür gelişimine katkıda bulunuyor.

 
                  
                          Erbaa’lı Ressam Kamil Eraslan’ın yağlıboya resim tabloları
 
  Erbaa’lı gençlerin üniversite sınavlarını kazanmalarına yardımcı oluyor. Güzel Sanatlar Atölyesinde şu an 16 kursiyer kurs görmektedir, Ressam ve Resim Öğretmeni Kamil Eraslan; Sivas Cumhuriyet Üniversitesi mezunu olup, Şimdiye kadar Erbaa’da 5 tane Kişisel resim sergisi açmış ve Erbaa’da da her yıl Kişisel ve karma resim sergisi açmaktadır. Ressam ve Resim Öğretmeni Kürşat Eraslan’da Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim-İş Bölümü mezunu olup, halen Erbaa Kıvırcıoğlu Kemal İlköğretim okulunda Resim Öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Ayrıca 19 Mayıs Üniversitesi Resim-İş Anabilim Dalında yüksek lisans yapmaktadır. Erbaa’da Şimdiye kadar 3 Kişisel, 5 karma sergi açmıştır.
 
                 
                       Erbaa’lı Ressam Kürşat Eraslan’ın yağlıboya resim tabloları
 

Kadınların ruhu üzerine araştırmalar ve makaleler yazıyorum

  Erbaa Belediye Başkanlığı Güzel Sanatlar Atölyesi Öğretmeni-Ressam Kamil Eraslan “Resim ve Sanat” konulu yaptığı açıklamada şunları söyledi; “İçinde yaşadığımız sosyal çevre Sanatın tüketilmesine ve Sanat bünyesinin oluşmasına pek müsait bir yapı değildir. Fakat tarih boyu bütün Sanatkarlar toplumların yapılarının değişmesine öncülük etmişlerdir. Düzlemin içinden beslenip, onlara yol göstermişlerdir. Bizde önce içinde yaşadığımız toplumda öncelikle hedeflediğimiz bunlardır. Kadınların ruhu üzerine Kişisel araştırmalar ve makaleler yazıyorum. Çizgi ve kompozisyonlarımda kadını ifade ederken; hem Biçimsel, hem içeriksel kullanıyorum. Resimlerimde kadını estetik Figüran aracı olarak kullanıyorum. insanların düşüncelerinin ve hislerinin değişmesine yardımcı olmak ve onlara öncülük etmektir. Bunun oluşması ve gelişmesi için elimizden gelen bütün çabayı gösteriyoruz. ”

 

 

 

Erbaa Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bayanlar cenaze yıkama kursu

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Tokat-Erbaa ilçe merkezine bağlı Koçak Kasabasında Erbaa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü- Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce; bayan yetişkinlere yönelik cenaze yıkama elemanı yetiştirmek amacıyla “Cenaze Yıkama Kursu” açıldı. Bu kursta cenazenin temizlenmesi ve yıkanması, kefenlenmesi, defnedilmesine kadar yapılan işlemler hakkında cenaze yıkama elemanının sahip olması gereken bilgi, beceri ve dini bilgiler veriliyor. İki hafta süren kursta yaş sınırı aranmamakta olup, bu  kursa toplam 24 bayan kursiyerin katıldığı öğrenildi.

Vezirköprü Kaymakamı Erol Karaömeroğlu: Vezirköprü markalaşma yolculuğu projesi

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Samsun-Vezirköprü ilçesi tarihi misyonu itibariyle önemli ilçelerimizden birisidir. Samsun ilindeki vakıf eserlerinin % 80’i Vezirköprü ilçesindedir. Samsun’un yüzölçümü bakımından da  en büyük ilçesidir. Vezirköprü ilçesinde Osmanlı döneminden kalma tarihi evler o döneme ait mimari yapı açıdan önemlidir. İlçede her döneme ait tarihi eserler ve kalıntılar bulunmaktadır. Vezirköprü Kaymakamı Erol Karaömeroğlu, “Ekolojik Sadrazam Evleri ve Sokak Sağlıklaştırılması” projesi hazırlayarak ilçenin turizm yönünden ufkunun açılmasının sağlamıştır. Kaymakam Erol Karaömeroğlu  ilçenin turizm, eğitim, ekonomik yönden gelişmesi için  gayret gösteriyor. İlçenin marka şehir olması için çalışıyor. Aynı zamanda okul öncesi eğitimde okullaşma oranını % 98’e çıkarmıştır. Çalışkan, görevine son derece bağlı, Vezirköprü’nün  özellikle turizm yönünden marka şehir olması için ufkunu açacak proje hazırlayan ve bu  projenin uygulanması için büyük gayret gösteren Vezirköprü Kaymakamı Erol Karaömeroğlu, “Vezirköprü “konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

 
                               
                                                          Vezirköprü İlçesi
 
Vezirköprü, vezirler çıkarmış bir ilçedir

  “Vezirköprü tarihi derinliği olan, derin bir tarihi zenginliğe sahip, her karış toprağı doğal ve kültürel zenginliklerle sulanmış bir ilçedir. Samsun’un coğrafi bakımından en büyük yüzölçümüne sahip, Samsun’un en çok köyüne sahip ilçesidir. Vezirköprü üç-beş ilden daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir. Vezirköprü, vezirler çıkarmış bir ilçedir. Özellikle Köprülü Mehmet Paşa, Osmanlıya yükseliş döneminde en istikrarlı dönemini yaşatan, Köprülü Mehmet Paşa ve oğullarının çıktığı bir ilçedir. Vezirköprü ismi Köprülü Mehmet Paşa ve oğullarından geliyor. Vezirköprü böyle bir tarihi derinliğe sahip ilçedir. Amasya’da şehzadelik yapan padişahlarımızın piknik için yazın yayla olarak çıktığı bir ilçedir. Böyle kutsal bir ilçe, kutsal bir şehirdir.3-5 bin yıllık bir tarihi olan bir ilçedir.

 
                                       
                                              Samsun- Vezirköprü Kaymakamı
                                                         Erol Karaömeroğlu
 
Hititlerin kutsal şehri Vatikan’ı buradadır

  Hititlerden bu yana birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış bir ilçedir. Onun için tarih kokan, tarih dolu bir ilçedir. Özellikle Hititler’den kalma Oymaağaç Köyümüzde Höyük çalışmalarımız var. 2006 yılında kazı çalışmaları başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığının denetiminde, Almanya Berlin  Üniversitesinden arkeolog finansmanında. kazı çalışmaları yürütülüyor. Hititlerin kutsal şehri Merit ‘in Oymaağaç Köyünde olduğuna dair   kuvvetli tabletler ve bulgular elde edildi. Onun için  ilçemiz Hititlerin kutsal şehri Vatikan’ı buradadır. Kutsal bir şehir, Osmanlı döneminde Köprülü Mehmet Paşa döneminde yapılıp, bugüne kadar gelen; hanlar; hamamlar, camiler, taşhan, bedesten, taş medrese vs. önemli vakıf eserlerimizdir.

 
                               
                                                   Vezirköprü Kunduz Yaylası
 
Vakıf eserlerinin % 80’i bizim hudutlarımız içerisindedir

  Samsun ilindeki vakıf eserlerinin % 80’i bizim hudutlarımız içerisindedir. Bunların yüzde yüzü restore edilmiş ve hizmete hazır haldedir. Hepsi ayakta restore edilmiş, ziyaret açık haldedir. Böyle bir tarihi ilçe hak ettiği yere, tanıtıma bir türlü sahip olamamıştır. İstenilen şekilde öne çıkamamıştır. Her ne kadar Samsun iline bağlı olsa da daha çok Orta Anadolu kültürüne sahip, ilkim ve insan tipi olarak Orta Anadolu kültünün, Orta Anadolu insan tipinin olduğu bir ilçedir. Amasya ile ortak özellikleri olan bir ilçedir. İç Anadolu kültürüne sahip bir ilçedir. Bu kültüre sahip olduğu içinde; uysal, saf, temiz insanlara sahip bir ilçedir. Atak değil devlete son derece saygılı güzel insanların olduğu bir ilçedir. Bizlerde böyle bir ilçeyi hak ettiği yere taşımak için, ilçede bir markalaşma yolculuğu projesi başlattık. Bu ilçeyi hangi özellikleriyle ve hangi değerleriyle ortaya çıkarabiliriz diye bir çalışma başlattık. Bu ilçenin turizmle markalaşabileceğine karar verdik.

 
                              
                                                      Vezirköprü Taşhan
 
Turizme yönelik önemli projeler başlattık

  Turizme yönelik önemli projeler başlattık. En önemlisi ormanlarımız var. İlçemizin 1.700 rakımına sahip, her türlü çiçeğin yetiştiği çam ormanlarıyla kaplı,  Kunduz ormanlarının turizm merkezi olması için Kültür ve Turizm Bakanlığına başvuruda bulunduk. Altınkaya Barajı ve Şahinkaya Kanyonu bizim sınırlarımız içerisindedir. Buranın da turizm merkezi olması için Kültür ve Turizm Bakanlığına başvuruda bulunduk. Turizm merkezi ilan edildikten sonrada turizm yatırımlarının yapılması için azami elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Daha önemlisi ilçemizde 300 yıllık Osmanlı mimarisine sahip binlerce ev vardır. Bu evleri dış cephe restorasyonu ve sokak sağlıklaştırılmasına tabi tutarak; hizmete, ulusal ve bölge turizmine kazandırmak için projeler yaptık. Bu ileriye dönük projemizin ismi ” Ekolojik Sadrazam Evleri ve Sokak Sağlıklaştırılması”dır. Bu proje ile ilgili kaynağı İl Özel İdaresindeki fonlardan sağladık ve proje ihalesine çıktık. Bu proje Ekim ayında tamamlanacak, ondan sonra İl Özel İdaresi kaynağı ile beraber projenin uygulama ihalesini yapacağız.

 
                               
                                               Vezirköprü Şahinkaya Kanyonu
 
Etnografya ve Arkeoloji şube müzesi başvurusu yaptık

  Turizme yönelik olarak Hitit kazılarından çıkan eserleri sergileyebilmek için Kültür ve Turizm Bakanlığından Samsun Müze Müdürlüğüne bağlı bir Etnografya ve Arkeoloji şube müzesi başvurusu yaptık. Orada da süreç devam ediyor. Bir ilçenin güçlenebilmesi hep turizmle olmaz. Güçlü bir ilçe olabilmesi için insanına yatırım yapması lazım. Bizde bu ilçede eğitime yönelik alt yapının tamamlanması için büyük bir mücadele veriyoruz. Bu nedenle; yurtlar, okullar yapıyoruz. Özellikle okul öncesine yönelik, daha ilk geldiğim aylarda “Haydi çocuklar Ana Okuluna projesi” yaptık. Sosyal Yardımlaşma Vakfı Genel Müdürlüğünden 500-600 milyar bir kaynak sağladık.

 
                                
                                               Vezirköprü Tarihi Osmanlı Evi
 
Okul öncesine kazandırdığımız çocuk oranı % 98’dir 

  Okul öncesine büyük yatırım yaptık. Şu an okul öncesinde 60-72 ay 5 yaş çocuklarında okul öncesine kazandırdığımız çocuk oranı % 98’dir.İnsana yatırımın bir ilçede yapılan en önemli yatırım olduğuna inanıyorum. İnsana yatırım yapan ilçe, insanına yatırım yapan il daha başarılı olur. Eğitimde ilçenin geleceğini olumlu yönde etkileyecek alt yapı yatırımları ve projeleri uyguluyoruz. Samsun’un Bafra, Çarşamba, Vezirköprü olmak üzere üç önemli ovası vardır. Tarım’da özellikle organik tarım konusunda çalışmalar yapıyoruz. Organik kuru fasulye ve nohut konusunda Kuyumcu Köyümüz buna çok müsaittir. Kuyumcu Köyünde; organik kuru fasulye ve nohut çalışmalarını gerçekleştiriyoruz Tarımda özellikle soğuk deposu projemiz var. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansının tarıma dayalı proje duyurusunu bekliyoruz. Bununla ilgili ilan yapıldığında soğuk deposu ile ilgili olarak oraya başvuru yapacağız.

Tarımda meyvecilik alanında öne çıkmak istiyoruz

  Buraya 200 ton kapasiteli bir soğuk hava deposu düşünüyoruz. Bu projeyi meyveciliğin desteklenmesi ve geliştirilmesi anlamından düşünüyoruz. Bizim coğrafya olarak,  Amasya’dan bir farkımız yoktur. Amasya meyvecilikte çok ileride, Vezirköprü’de aynı iklim ve mikro klima iklimine sahip, dolayısıyla bizim meyveciliğimizde çok iyi bir aşamaya gelebilir. Biz meyveciliği desteklemek için gerek İl Özel İdaresinden, gerek Kaymakamlığımız Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından proje belirlettik. Bugüne kadar 3-4 yıl içerisinde 150.000 meyve fidan dağıtıldı. Bu nedenle ilçe olarak meyveciliği çok önemsiyoruz. Tarımda meyvecilik alanında öne çıkmak istiyoruz. Çalışmalarımızı, projelerimizi bu doğrultuda gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Hedeflerimize ulaşmak imkanlar ölçüsünde içinde elimizden geleni yapacağız.

Başarılı olan idareci, vicdanı olan idarecidir

  Vezirköprü’nün geleceği;1-Eğitim yatırımlarına, 2-Turizm projelerine bağlıdır Bu ilçe turizmle markalaşacak bir ilçedir. Turizmle ilgili elinde önemli imkanlar ve fırsatlar var. Bunu değerlendirdiği ölçüde öne çıkabilir. Eski Osmanlı mahallerimizdeki yerlere baktığımızda, bir Safranbolu evlerinden, bir Beypazarı evlerinden çok daha güzeldir. Ancak bu ilçe bugüne kadar bunu anlatamamış. Bizim bütün çabamız, hedefimiz, çalışmamız bunların duyurulması,  bu evlerin tanıtılması ve ortaya çıkarılması, ulusal ve bölgesel ölçekte turizme kazandırılmasıdır. Başarıın kriterleri farklı, farklıdır. Bu insandan insana değişir. Bence başarılı olan idareci, vicdanı olan idarecidir. Vicdanı olmayan idareci başarılı görünse de gerçek anlamda başarılı değildir.”

error: Content is protected !!