
Malatya Belediye Başkanı Ahmet Çakır’dan esnaf gezisi

Trabzon Valisi Dr. Recep Kızılcık: “Türkiye’de bir ilk olacak önemli projeleri Trabzon’da hayata geçirmeye başladık”
Haber: İlker ÇAKAN
Trabzon, ülkemizde ilklerin temsilcisi olmaya devam edecek
Trabzon’un tarihte olduğu gibi yine ülkemizde yapılacak olan güzel uygulamaların ve ilklerin temsilcisi olmaya devam edecek. Kırsaldaki çöplerin bugüne kadar çok büyük bir sorun teşkil etmediğini fakat sanayileşmenin ve ona uygun olarak tüketilen malzemelerin değişmesiyle kırsaldaki katı atıkların doğa ve çevre için tehdit oluşturmaya başladı.
Daha fazla çevre üzerinde duyarlı olmamız ve
sürdürebilirlik ilkesine riayet etmemiz gerekiyor
Şu anda dünyamızda en fazla konuşulan ve en fazla üzerinde düşünülen konuların başında çevre ve iklim değişikliği gelmektedir. Bunlar neticede doğrudan insanlığımızın ve gezegenimizin geleceğini ilgilendiren hususlardır. Nitekim bunun etkilerini son dönemde beklemediğimiz yoğunlukta yağan yağmur ve onun neticesinde meydana gelen afetler ile acı bir şekilde, hatta can kaybına neden olacak büyüklükte bizzat tecrübe ettik. İnsanlık kendi sonunu hazırlamak istemiyorsa, torunlarına daha güvenli, daha yaşanılabilir bir gezegen, dünya ve çevre bırakmak istiyorsa hepimizin bu güne kadar olduğundan daha fazla çevre üzerinde duyarlı olmamız ve sürdürebilirlik ilkesine riayet etmemiz gerekiyor.

Çevre konusunda Türkiye’de bir ilk olacak şekilde Trabzon’da önemli projeleri hayata geçirmeye başladık. Köylerimize kadar giderek oralarda ev ev dolaşıp, eğitim faaliyetlerinde bulunarak, derelerimizdeki kirliliği ve dere kenarlarındaki çaput gibi bağlanmış görüntüleri ortadan kaldırmak için projeler hazırladık. Türkiye’de bir ilki başararak, bu güne kadar şu yada bu nedenle derelerimizde yaşan kirliliğin ortadan kaldırılması, en ücra köşedeki atıkların bir tanesinin dahi çevreye zarar vermemesi için ve bunların toplanabilmesi için 1 Milyon TL ayırdık ve şuanda ihalesini yapma safhasındayız.
İstihdama katkı sağlayacağız
Trabzon’da hem çevre kirliliğini bertaraf etmek hem de istihdama bir nebze de olsa katkı sağlamak amacıyla hazırladığımız projeyi de hayata geçirmek üzereyiz. İŞKUR ile yaptığımız protokol çerçevesinde hazırladığımız yaklaşık 500 Bin TL’lik bu proje ile de belirli oranda istihdama katkı sağlayacağız ve Trabzon’umuzu tamamen atıklardan arındıracağız.
Doğu Karadeniz Bölgemizin eşsiz güzelliklerini,
yaylalarını, tarihi ve kültürel zenginliklerini ortaya çıkarmak
Trabzon’umuzda etkili ve yetkili kurumlarımız şehrimizin daha yaşanılabilir bir il olabilmesi için ilk adımlarını atmış durumdadır. Biz küresel ısınmanın, iklim değişikliğinin acı bir şekilde tecrübe edinerek öğrenildiği dönmemde; turizmin, yayla turizmine, doğa turizmine, tarih ve kültür turizmine kayacağı öngörüsünden hareketle Doğu Karadeniz Bölgemizin eşsiz güzelliklerini, yaylalarını, tarihi ve kültürel zenginliklerini ortaya çıkarmanın bir zorunluluk olduğunu ve ortaya çıkarılan bu güzelliklerin ülkemizin ve dünyanın, tüm insanlığın hizmetine sunulması gerektiğini düşünmekteyiz.”
Of Kaymakamı Tuncay Sonel’den öğrencilere 20 bin kitap hediye
Haber: İlker ÇAKAN
Trabzon-Of’ta bir yıl içersinde Halk kütüphanesinden en çok kitap okuyan esnaf ile öğrenciler Of Kaymakamı Tuncay Sonel tarafından altın ve kitap ödülü ile ödüllendirildi. Ayrıca Kaymakamlıkça Merkez Kasaba ve Köylerde bulunan tüm okullarda ki öğrencileri kitap okumaya teşvik etmek amacıyla 20 bin adet kitap hediye edildi
Kütüphaneler Haftasının 46. Yıldönümü nedeniyle Of Anadolu lisesinde bir tören düzenlendi. Kitap okumanın önemi üzerinde durulan konuşmaların yapıldığı törende, öğrenciler tarafından çeşitli şiirler ve kompozisyonlar slayt sunumu eşliğinde okundu. Daha sonra bir konuşma yapan Of Kaymakamı Tuncay Sonel şunları söyledi;
Of Kaymakamı Tuncay Sonel:”Ülkemizde kitap okuma
oranı çok düşük ve buda düşündürücü”
Kütüphaneler Haftasının 46 yıldır kutlanmasına rağmen, ülkemizde kitap okuma oranı çok düşük ve bu da düşündürücü, kitap okumanın ve okutmanın önemini sadece haftalarla değil yılın her günü önemle üzerinde durulması gereken bir konudur. İnsan kitap okursa bilgili olur, bilgili olursa güçlü olur ve hayatta başarılı olur. Bol bol kitap okuyun ve çevrenizde bulunan bireylere de okutun.” Tören; Of Kaymakamı Tuncay Sonel, Of Belediyesi Başkan Vekili Tahir Hacıahmetoğlu ve İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Yıldız’ın Halk Kütüphanesinde en çok kitap okuyan esnaf ve öğrencilere altın ve kitap ödüllerini vermesiyle son buldu.
Of Kaymakamlığınca gerçekleştirilen çeşitli projeler ile ilçe halkı ve öğrenciler her alanda okumaya teşvik ediliyor. Bu kapsamda 2008-2009 eğitim ve öğretim yılından itibaren başlayan ve her ay düzenli olarak devam eden oku kitabını al altınını projesi ile 26 okuldan en çok kitap okuyan 26 öğrenci ünlü simaların katılımıyla düzenlenen törenlerle altın ve kitap ile ödüllendiriliyor.
Kaymakamlık ve Belediyenin ortak çalışması sonucu; Of-Trabzon arası çalışan belediye otobüslerine çepler yaptırıldı ve buralara kitaplar konularak, yolcuların 45 dakikalık yolculukta kitap okumaları teşvik edildi. Berber, kuaför ve kahvehanelere de kitaplıklar yaptırılarak buralara toplam 2.000 adet kitap konuldu. Böylelikle müşteri olarak bekleyen ve kahvehanede boş oturan halkın zamanı bilgi ile değerlendiriliyor. Okullarda gazete köşesi oluşturularak, Trabzon’da yayın yapan yedi yerel gazete ve Of’tan yayın yapan iki yerel gazete her gün düzenli olarak okullara gönderiliyor ve böylelikle öğrenciler boş zamanlarında haberleri takip etme imkanına kavuşarak, okumaya teşvik edilmiş oluyorlar.
Çamaş’ta 35 yıl sonra vatandaştan yola kavuşma sevincine 5 kurban
Haber: İlker ÇAKAN

Ordu-Çamaş’ta 35 yıl sonra vatandaştan
yola kavuşma sevincine 5 kurban
Ordu Valisi Orhan Düzgün: “Ordu, yeşil ile mavinin büyüsü”
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
Ordu, Karadeniz Bölgesinin sahili en geniş ve en güzel olan illerimizden birisidir. Kültür ve Turizm Bakanlığı-Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü iken Ordu Valiliğine atanan ve bu göreve başlayalı yaklaşık 6,5 ay olan, Ordu Valisi Orhan Düzgün ülkemizdeki en geç üç valimizden birisidir. Ordu Valisi Orhan Düzgün, Ordu ilinde halka kurduğu iyi bir iletişim ve işlerindeki disiplin ve yapılan tüm işlemleri bizzat takip etmesi ve kısa sürede sonuçlandırılması tutum ve davranışları ile herkesin takdirini kazanmıştır. Bürokraside güler yüzlü sempatik halk ilişkileri, işte disiplin ve iş bitirici olmak nadir idarecilerde bulunan özelliklerdir.
Vali Orhan Düzgün devlet işlerinin zamanında ve en erken bitirilmesine özel önem veriyor. Devlet işlerinin tamamlanması anlamında mesai saatinden sonra gece geç vakitlere kadar makamında çalışıyor. Bu tür çalışmalar yönetimde örnek davranışlardır. “Görevini iyi yapan takdir edilecek, görevini yapmayan ya da yanlış yapanlar da karşılığında cezasını görecektir ve görmelidir. İdareciliğin en önemli kısmının takip olduğunu düşünüyorum” Diye söyleyen genç, dinamik, çalışkan Ordu Valisi Orhan Düzgün, “Ordu ve iyi bir yönetici nasıl olmalıdır? Konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;
Ordu’nun sosyal ve kültürel hayatı devamlılık göstermektedir
“Ordu, sosyal ve kültürel bakımından Türkiye’nin en önde gelen illerinden birisidir. Ordu’nun sosyal ve kültürel hayatı devamlılık göstermektedir. Tiyatro Ordu’da aralıksız 46 yıldır devamlılık göstermektedir. Değişik kesimlerden bunun içerisinde; öze idareden TEDAŞ’ta çalışana kadar, tarımda çalışandan öğretmenimize kadar, imamlarımızdan serbest çalışan vatandaşlarımıza kadar pek çok vatandaşımız kendi aralarında birlik oluşturarak ve dernek kurarak musiki cemiyetleri kurmuşlar. Ordu’da bu dernek ve birliklerden çok sayıda vardır. Bunları dinlediğimizde ve izlediğimizde TRT’nin ya da Kültür ve Turizm Bakanlığının profesyonel ekibini ve korsunu dinliyormuşsunuz gibi izlenim vermektedir. Mesleklerini ve sanatlarını çok iyi bir şekilde icra ediyorlar.
Ordu yaylalar bakımından Türkiye’nin en güzel şehirlerinden birisidir
Ordu ekonomik olarak bildiğimiz gibi daha çok insanlar fındık üzerine geçimini sağlamaktadırlar. Türkiye’deki fındığın üçte ikisi, dünyadaki fındığında dörtte biri Ordu ilinde üretiliyor. Ordu’da alternatif geçim kaynaklar yeni ürünler ilave edilerek geliştirilmesi gerekliliğine inanıyoruz. Bu konuda son yıllarda üretimi giderek artan kivi üretimi vardır. Böylece yeni ürünler tarımda çeşitliliği artırmak gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’de Ordu arıcılık ve bal üretimi konusunda ilk iki sırada yer almaktadır. Ordu ve Muğla Türkiye’de en çok bal üreten illerimizdendir. Ordu yaylalar bakımından Türkiye’nin en güzel şehirlerinden birisidir. Özellikle sahil boyundaki yerleşim yerleri; Ordu, Ünye ve Fatsa yeşille, mavinin en iyi kaynaştığı yerleşim yerleridir. Bu yerleşim yerleri bu özellikleri bozulmadan bugüne kadar aktarılabilmiştir. Buraların sahil turizmi ve yeşil yolculuk bakımından önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında yaylarımızın da yazın yayla turizmi amaçlı, kışında kış turizmi amaçlı değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çambaşı Yaylasında bir kayak tesisi kurulması konusunda bir çalışmamız var. Burada yapılacak olan kayak tesisini kışın cazip hale getirme söz konusudur. Ayrıca bu kış turizminin ihtiyacını karşılayacak olan konaklama tesisleri, yazın yayla turizminde de kullanılabilir. Ayrıca bu tesislerin yanına yapılabilecek spor sahaları ile futbol kulüplerinin kamp amaçlı olaraktan burada spor turizmine katkı sağlamaları mümkündür. Bu tesisler aynı zamanda İlkbahar ve Sonbaharda da değişik eğitim, sempozyum gibi etkinliklere de ev sahipliği yapabilecek durumdadır. Böylece Ordu’nun yaylarını dört mevsim değerlendirme imkanı olacaktır diye düşünüyorum. Ordu’ya yeşil ile mavinin büyüsü diyebiliriz.
DPT ve DHL Genel Müdürlüğü ORGİ Havaalanının
yapılması konusunda çalışmalarını devam ettirmektedir
Ordu ve Giresun illerinin toplam nüfusu bir milyon ikiyüzbindir. Buna İstanbul’da yaşayan nüfusu da ilave edersek, bir milyonda İstanbul’da yaşayan vatandaşımız vardır. Bu rakam sayı açısından ciddi bir rakamdır. Bu nedenle Ordu Havaalanı önemli bir ihtiyaçtır. Yurtiçi ve uluslararası turizm faaliyetlerini ilave edersek, bu havaalanının önemli bir ihtiyacı karşılayacağını düşünüyorum. Bu konuda Ulaştırma Bakanlığı- DHL Genel Müdürlüğünün bir fizibilite çalışması devam etmektedir. DPT ve DHL Genel Müdürlüğü ORGİ Havaalanının yapılması konusunda çalışmalarını devam ettirmektedir.

Bu havaalanının en kısa sürede faaliyete geçmesi yönünde bir arzumuz vardır. Ben inanıyorum ki yakın bir zamanda ORGİ Havaalanı programa alınacak ve çalışmalara başlanacaktır. Ordu geleneksel gelir kaynakları olan ve tarım ürünlerinden fındık, bal vardır. Ayrıca balıkçılık konusunda da iyi bir potansiyel vardır. Yeni bir ekonomik tedbir olarak turizmin bu bölgede canlandırılması gerekiyor. Bunun içinde yayla turizminin ve hitap edebilecek doğa turizminin de geliştirilmesi gerekir. Ancak bunun için alt yapı olarak konaklama tesislerinin yapılması gerekir.
Yöneticinin belirli kesimleri dinleyerek karar vermemesi gerekir
İyi bir yöneticinin vatandaşları ve beraber çalıştığı arkadaşları dinlemesi ve çok acele etmeden, sadece belirli kesimleri dinleyerek karar vermemesi gerekir. Tüm tarafları dinledikten sonra karar vermesi gerekir. Ana kararı verdikten sonrada uygulamayı önemle takip etmesi gerekiyor.

İdareciliğin en önemli kısmının takip olduğunu düşünüyorum. Yapılacak işlerin ve hizmetlerin sürekli takibinin yapılması, o projelenen ve hedeflenen hizmetlerin gerçekleştirilmesi çok önemlidir diye düşünüyorum. Takip olmadığı zaman; konuşulan sözlerden, dile getirilen pek çok konunun gerçekleşmediği görülüyor. En önemlisi dinlemek, takip etmek, insanlara ve çalışma arkadaşlarınıza iyi davranmaktır. Kırıcı davranışlarda bulunmamak gerekliliğini düşünüyorum.
Görevini iyi yapan takdir edilecek, görevini yapmayan
ya da yanlış yapanlar da karşılığında cezasını görecektir ve görmelidir
Görevini iyi yapan takdir edilecek, görevini yapmayan ya da yanlış yapanlar da karşılığında cezasını görecektir ve görmelidir. Çünkü görevini yeteri kadar yerine getirmeyen, görevinde ihmali olan, yada devletin imkanlarını suiistimal eden kişilere de hoşgörü gösterilmesi bu tip davranışların artmasına neden olur. Devlet imkanlarının şahsi menfaatler doğrultusunda kullanılması da o hizmetlerde hakkı olan, ekonomik kaynakta hakkı olan vatandaşların hakkını yenmesi sonucunu getirir. Bunlara da hoşgörü gösterilmemesi gerekir.”
Çamaş Belediye Başkanı Yaşar Aktaş: Mazeret değil, hizmet üretiyoruz
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
Çamaş, Ordu ilinin deniz sahilinden iç kısımda kalan ilçelerinden birisidir. İlçe, dağlık ve engebeli bir coğrafi yapıya sahiptir. Çamaş Belediye Başkanı Yaşar Aklaş, ilçede yaptığı belediyecilik çalışmaları ile aynı ilçeler düzeyinde Karadeniz Bölgesinde örnek bir konuma gelmiştir. Çamaş Belediye Başkanı Yaşar Aklaş, yaptığı çalışmalarla herkesin takdirini kazanmış belediye başkanlarından birisidir. Özellikle belediyeye kazandırmış olduğu cenaze yıkama aracı en son elektronik sistemlerle donatılmış modern bir araç olması özelliği ile bölgede sadece Çamaş belediyesinde bulunmaktadır.
Belediye Başkanı Yaşar Aklaş; “Siz işinizi düzgün yapıp, yaptığınız işleri plan, projelere dayandırırsanız herkes size yardımcı oluyor.11 ayda toplam 44.100 m. yol çalışması yaptık. Tüm projelerim resmi kurumlardan geçiyor. Bu nedenle herkese teşekkür ediyorum.” diyor. Belediye Başkanı makam aracını gelin arabası olarak vatandaşın hizmetine tahsis eden, belediye çalışmalarında makam aracını değil, kendi özel aracını kullanan ve ilklere imza atan Çamaş Belediye Başkanı Yaşar Aktaş “Çamaş’ta belediye çalışmaları” konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;
Göreve başladığımda belediyenin 3 trilyon 635 milyar TL. borcu vardı
“Çamaş ilçemizin haberlerini basında yansıtma çabanızdan dolayı size teşekkür ederim.
29 Mart 2009 tarihinde yapılan mahalli idareler genel seçiminde MHP den Çamaş Belediye Başkanlığına seçilmiş bulunmaktayım.1971 yılında Çamaş, 1975 yılında isi Sarıyakup Belediyesinin kurulmasından sonra iki belediye birleşmiş ve Çamaş belediyesi adı altında hizmet vermiştir. Söz konusu tarihler olan 1971den bu ana kadar aradan geçen 38 yıllık süre içerisinde ilk defa MHP’den aday olup, ilçeden belediye başkanlığını kazanmış bulunmaktayım. Bizler gayret ettik, halkımız destek verdi, Yüce Mevla takdir eyledi ve yine Çamaş halkına teşekkür ederiz. Göreve başladığımda belediyenin 3 trilyon 635 milyar TL. borcu vardı. Bu borcun şu ana kadar 570 milyar TL.’sini ödedik. Göreve başladıktan sonra 11 aylık bir süre geçti ve bizim dönemimizde bir lira borç yoktur. Belediyemizin bir lira dahil akaryakıt borcu yoktur.

Çamaş Belediye Başkanı Yaşar Aktaş
Çamaş Belediyesinden 273 kişi alacaklı durumundaydı
Belediyemize tahakkuk eden borçlardan da 401 milyar TL. ödedik. Biz göreve geldiğimizde Çamaş Belediyesinden 273 kişi alacaklı durumundaydı. Şu anda belediyeden alacaklı sayısı 102’ye düşmüştür. Göreve geldiğimde belediyenin tahsilât işleri çok düşüktü ve göreve başladıktan sonra bunu hızlandırdım. Personeline bir lira maaş borcu olmayan belediyeyiz. Bu seçim sürecinde çok zor bir süreçten geçtik. Tabi daha sonra, biz devlet idaresinden, devlet terbiyemiz olduğu için hemen çalışmaya başladık. Önce hesap-kitap yönünden başladık ve baktık ilçemiz belediyesine bizim döneme devreden 3 trilyon 635 milyar lira borç var. Bunun sadece 500 milyar lirası akaryakıt borcu, diğeri ise çakıl, parke, kum borcuydu. Tabi biz bunlardan yılmadık. Mali kökenli olduğum için önce hesabı kitabı bir araya getirelim ve devam edelim dedim. Devam ettik ve bugünlere kadar geldik.

Çamaş Belediye Başkanı çocuklarla birlikte
Çamaş Belediyesinin bir lira akaryakıt borcu yoktur
Bu günleri gördükten sonra, bizim bir yıllık çalışma dönemimiz olan 11 aylık süre içerisinde Çamaş Belediyesinin bir lira akaryakıt borcu yoktur. Diğer borçlardan ise 350 milyar liraya yakın bir bölümü de ödendi. Bu süre içerisinde hem hizmet yaptık, hem de 3 trilyon 635 milyar lira borçtan 570 milyar lira ödeyerek borcu aşağı çekmiş olduk. İlçemizde en büyük sorun yol sorunudur. İlçemizde 17 mahallemiz ve 6 köyümüz vardır. Bizim sorumluluk alanımız 17 mahalle olduğu için, yol çalışmalarına en fazla yol sorunu olan Kestane Yokuşu Mahallesinden başlamak istedik.”

Kestane Yokuşu Mahallesinde Çamaş halkından
belediye hizmeti sevinci
45 gün değil de 29. günde çalışmaya başladık.
Çünkü seçimden önce Allah bize nasip ederse, 45 gün içinde en fazla yol sorunu olan mahalleden çalışmaya başlayacağız demiştik. 45 gün değil de 29. günde çalışmaya başladık. Bu mahallemizde; belediyenin dozeri, kepçesi. greyderi tüm araç ve gereci 8 ay çalıştı. Sekiz ay sonra 6 güzergahtan, 26 güzergaha ulaştık. Bu nedenle; yeni açılan yollar, genişletilen yollar, bağ ve bahçe yolları olmak üzere toplam 44.100 m. yol çalışması yaptık. Bu Ordu ilinde yapılan rekor bir çalışmadır. Uzunali Mahallemizde yol çalışması yapıldı ve 3 yeni cadde açıldı. Bunlar; Mahmut Uygun Caddesi, Güneşler Caddesi ve Aslankaranfil Caddesidir. Çamaş eskiden tek caddeydi, şu anda ise buna 3 cadde daha eklendi. Böylece ilçemizde toplam 4 cadde oldu. Buna paralel olarak Akköy Mahallemizde kanalizasyon çalışmaları yapılıyordu. Danışman Mahallemizde 5.200 m. boru döşeyerek o mahallemizi de suya kavuşturduk. İlçemizde parke çalışmalarıyla ilgili sıkıntılar vardı.
Bu kararlar Türkiye’de bir ilktir
Bu nedenle biz kaldırım çalışmalarını bitirdik. Bu çalışmaları plan, program, proje dahilinde şehrin yarısına getirdik. İlçemizde aydınlatma çalışmalarını a bitirdik. Bu çalışmalarımızla belediyemizce alınan kararlar vardır. Bu kararlar Türkiye’de bir ilktir. Bunlarla ilgili olarak 1 Nisan 2009 tarihinde Terörle Mücadele Yasasına göre şehit, Kıbrıs gazisi ve diğer gazilerimizi kapsayacak şekilde bir 4 Nolu Belediye Meclis kararı aldık. Bu kararımızla ilçemizde ki şehit ve gazi ailelerinin tamamına ücretsiz su sağlıyoruz. Onlara vatandaş olarak bizim minnet borcumuz var ve bunu da yerine getirdik. Çocuklarımız askere gidip gelene kadar bizlere emanettir. Şehitlerimize sahip çıktığımızdan dolayı Türkiye Şehit ve Gaziler Derneği başkanlığınca belediyemize plaket verildi. Ayrıca şehit ve gazilerimizin ailelerine belediyemiz düğün salonunu ücretsiz tahsis ediyoruz.

Çamaş Belediye Başkanı Yusuf Aktaş gazilerle
Makam aracını gelin arabası olarak vatandaşın hizmetine tahsis ettim
Belediyemiz evlendirme memurluğunca hiçbir ayrım yapılmadan; geline uluslar arası evlendirme cüzdanı, damada ise üzerinde Çamaş Belediyesi hatırası yazılı Türk bayrağı hediye ediyoruz. Diğer taraftan tüm düğünlerde gelin arabası olarak makam aracımı yakıtı, süslemesi ve şoförü belediyeden olmak şartıyla vatandaşın hizmetine gelin arabası olarak tahsis ettim. Bununla ilgili Belediye Meclisi Kararı var. Ben göreve başlamadan önce belediye başkanlığı makam aracı eşin, dostun elinde gezerdi. Ben göreve başladıktan sonra 11 aylık süre zarfında makam aracını kullanmadım. Hiç kimse bu araca binmemiş bindirilmemiştir. Kendim ise özel aracımı kullanıyorum.

Çamaş Belediye Başkanı Yaşar Aktaş’ın
makam aracı gelin aracı hazırlanmış
Azerbaycan folklor ekibi Çamaş’a geldi
Bizden daha güçlü belediyelerin yapacağı işleri yaptık. Bizim ilçede yaşayan insanlarımızın çoğu dışarıda olup temmuz ayının sonu ağustos ayının başı gibi ilçeye döndüklerinden ötürü şenlikleri 31 Temmuz- 2 Ağustos tarihleri arasında olmak üzere 3 gün yapıyoruz. Azerbaycan Kültür Bakanlığına yapmış olduğumuz münacatımızın kabul görmesi üzerine Azerbaycan folklor ekibi Çamaş’a gelip Şeyh Şamil oyununu oynadılar. Azerbaycan ekibi üç gün ilçemizi onurlandırdı. Buradan kendilerine teşekkür ediyoruz.

Çamaş Belediye Başkanı Yaşar Aktaş
geline uluslarası evlenme cüzdanı ve damata
Türk Bayrağı verirken
Yöresel sanatçılarımıza sahip çıkıyoruz
Daha önceki şenliklerde 3-5 saatliğine sanatçı getirilmiş ve bunlara birçok para verilmiştir. Biz Aydın Beyoğlu, Gaye Aksu gibi yöresel sanatçılarımıza sahip çıkıp, onlarla görüşerek sembolik rakamlarla ilçemizde konser verdiler.8. Gelinkaya şenliklerinde daha önce düzenlenmeyen ata sporumuz olan güreşe gençlerimiz merak sarsınlar diye milli güreşçimiz ve Avrupa ve dünya şampiyonumuz Muharrem Demirel ile görüşerek ilçemizde geniş çaplı bir güreş müsabakası düzenledik. Bu güreş turnuvası 8. Gelinkaya şenliklerine renk katmıştır. Bu şenlikleri iki gün boyunca yurt dışındaki vatandaşlarımız canlı olarak izlediler. Böylece ilçemizde yol, su, kanalizasyon ve aydınlatma çalışmaları bitti. Seçim öncesinde halkımıza oy sizden, çözüm bizden, düşün araştır öyle karar ve demiştik. Halkımızda böyle karar verdi. Çamaş’ta ilk defa muhalefet partisi olarak seçimi kazandık. Devlet tecrübesi geleneğimiz olarak her sabah belediyeye geldiğimizde plan ve programlarımıza bakarız. İlçemize 145.000 TL. değerindeki yeni aracı indirimle 125.000 TL ye aldık. 2008 yılında İstanbul’dan Fatsa’ya gelirken meydana gelen trafik kazasında bir çok vatandaşımızı trafik kazasında kaybettik.

Gelinkaya Şenliklerinde yapılan güreş müsabakası
Karadeniz Bölgesinde böyle bir cenaze yıkama aracı yoktur
Bu sırada ilçemizde cenaze aracı yoktu. Bunun için göreve başladıktan sonra 2009 model çift morglu modern bir cenaze yıkama aracı aldık. Cenaze ile ilgili tüm araç ve gereçler belediyemizce ücretsiz verilmektedir. Karadeniz Bölgesinde böyle bir cenaze yıkama aracı yoktur. Böylece; arazi, su, kanalizasyon, yol çalışması, hem sosyal ve kültürel etkinlikler, ilçeye 3 tane yeni cadde, iş makinesi ve cenaze arabası almakla 11 yılda gerçekleştirilmeyen işi biz 11 ayda yaptık. Eskiden belediye ile halk arasında bir kopukluk vardı ve biz bunları bitirdik.
Çamaş Belediye Başkanlığının aldığı
modern cenaze yıkama aracı
Vatandaşımıza bir yılın hesabını vermeye çalışıyoruz
Vatandaşımıza bir yılın hesabını vermeye çalışıyoruz. Resmi bir işim nedeniyle ilçe dışında değilsem sabah 08’000’den önce Çamaş’tayım. Anakara’ya göreve gittiğimde, Ankara’da iki günden fazla kalmıyorum. Çamaş’ta 24 saat bulunmaktayım. Herek istediği zaman görüşebilir. Sabahları çalışma yerlerinde işlerin takibini yaparım. İlçemize bir trilyon 700 miyar liralık kaynak aktarılmıştır. Çamaş Belediyesinin bugüne devletten almış olduğu en büyük projedir. Bu para Çamaş’ın alt yapısı, kanalizasyon gibi hizmetlerinde kullanılacaktır. İlçemizin 40 hektarlık alanını, 400 hektar alan çıkardık. Bununla ilgili 227 miyar TL.’lik harita planı yapılmasını sağladık. Bunun parası İller Bankasından ödenmek üzere ihalesi yapılacaktır.

Çamaş-Örmeli Mahallesinde yapılan yol çalışmaları
Arazımız engebeli olduğu yol çalışmaları güçlükle yapılmaktadır. Her gün 7 hastamız Fatsa’da diyalize gönderilmektedir. Bu hastalarımızı programa dahil ettik. İlçemizdeki doğum yapacak kadınlara hizmette öncelik tanıyalım diye onların doğum tarihlerini tespit ettik. İlçemizin tüm ara yolları ulaşıma açılarak, karayolu ağına bağlandı. Personelimizin belediyeye geliş ve gidişlerini kontrol etmek amacıyla parmak izi kart basma sistemini kullanıyoruz. Daha sonra sistemden bilgisayar çıktısı aldığımda, hangi personelimizin ne zaman işe gelip gittiğini
görüyorum.
Belediye başkanı olacak insanları,
belediye başkanı olmadan önce 7-8 aylık eğitime tabi tutarım
Ben devlet idaresi sistemi içinden geliyorum. Devlet sisteminde çalışmanın nasıl olduğunu biliyorum. Hiçbir vatandaşı küçümseme anlamında söylemiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Benim elimde bir yetki olsa, belediye başkanı olacak insanları belediye başkanı olmadan önce 7-8 aylık eğitime tabi tutarım. Bu eğitimde; uygulamada karışılacak tüm mevzuatları öğretirim. Bu kurs sonunda belli bir puan belirleyerek örneğin % 70 puan alanlar belediye başkanı olur, kendilerine mahalli idareler seçimlerinde belediye başkanı adayı olur diye bir sertifika veririm.
Belediye başkan aday adaylarında böyle bir kriter olması gerekir
Tüm siyasi partilerde bu aday adaylarından hangisini istiyorsa onu alsın. Kendi partisine aday adayı yapsın. Belediye başkan aday adaylarında böyle bir kriter olması gerekir. Örneğin vatandaşımız belediyeye geliyor. İlgili başkanın devlet tecrübesi olmadığı için işlerinde zorlanıyor. Çünkü ben göreve başlamadan tüm programlarım hazır olduğu için, göreve başladıktan hemen sonra hizmete başladım. Bizim kimsenin düşüncesine, görüşüne karşı değiliz, saygı duyarız. Ülke hepimizindir. Tüm partilerde belediye başkan adayı seçimlerinde bu kriterler uygulanırsa, seçilen belediye başkanlarından parti olarak daha fazla verim alırlar.
Bu sistem milletvekili seçimlerinde de uygulanırsa siyasi partiler daha başarılı olur
Bu sistem milletvekili seçimlerinde de uygulanırsa siyasi partiler daha başarılı olur. Herkes işini bilirse ülkemiz daha ileriye gider. Her şey yapılabilir, bir eşya, araç, yol yapılabilir ama beyin gücü yıllarca ancak yetiştirilebilir. En büyük yatırım insana ve insanlığa yapılan yatırmdır diyoruz. Her pazartesi günü sabahleyin tüm belediye ilgili birim amirleriyle bir hafta içinde yapılacak işlerimizin planlamasını yaparız. Daha sonraki haftada aynı gün yine toplantı yaparak, genel değerlendirme yaparak, yeni yapılacak işlerin planlamasını yaparız. Belediyenin tüm işlerini en detayına kadar kendim takip ederim.1971 yılında Çamaş Belediyesi kurulmuş ve aradan 38 yıl geçmiş ve Çamaş ilçesinde hiçbir muhalefet partisinin adayı seçim kazanmamıştır. Çamaş halkı bize destek verdi ve Yüce Mevla takdir eyledi seçimi kazandık. Vatandaşlarımızın bize inanç ve güvenlerini kesinlikle boşa çıkarmadık.
İktidarda olan hizmet yapar, muhalefette olan hizmet yapamaz
görüş ve düşüncesi bizim ilçemizde kırılmıştır
Uygulamalarımıza çok hızlı bir şekilde başladık. İktidarda olan hizmet yapar, muhalefette olan hizmet yapamaz görüş ve düşüncesi bizim ilçemizde kırılmıştır. İktidar ve muhalefetten olumsuz bir durum görmedim. Önemli olan bilgileriniz ve belgeleriniz düzgün olsun, çalışma azminiz olsun. Gerek iller bankasından, gerekse devletimizin diğer resmi kuruluşlarından olsun benim plan, program ve projelerim geçmiştir ve yardımcı olunmuştur. Bu konuda emeği geçen herkese teşekkür ederiz. “Orda bir köy var uzakta, gitmesek de, gelmesekte o köy bizim köyümüzdür” söyleminde olduğu gibi bu iş öyle değildir. İşinizin başınızda varsanız, varsınızdır. Personelinize örnek olup, çalışırsanız gerisi kolaydır. Bir vatandaşımız yurt dışından ilçemize geldiğinde, ilçedeki yapılanları gördüğünde şöyle demiş “Başkan kendisi için çalışmamış, ilçe için çalışmış.”

Çamaş Belediye Başkanı Yaşar Aktaş tarafından
yolları yaptırılan Çavuşbaşı Mahallesinin yeni hali
Halkın vekilliğinin özgür iradesine gölge düşüyor
Bir siyasi partiye genel seçimde oy verirsiniz, parlamentoya gider, oy verme anı gelir. Kendisine olan özgür iradesi azdır. Sayın vekillerimiz buna kırılmasınlar, gücenmesinler, alınmasınlar. Çünkü bunu herhangi bir siyasi parti olarak düşünüyorum. Çünkü ilgili siyasi partinin genel başkanı ben grup kararı alıyorum diyor. Burada evet veya hayır diye bir durum olmuyor. O zaman vekillik olayı nasıl oluyor? Bu sefer halkın vekilliğinin özgür iradesine gölge düşüyor. Ama belediye başkanlığı öyle değildir. Milletvekili halkın düşüncesini ve siyasi görüşünü parlamentoda yansıtır.
Belediye çalışmalarında vatandaşın siyasi görüşüne ve düşüncesine göre hareket edilmez
Belediye başkanı seçilip, göreve başlayıp çalıştıktan sonra çalışmaya başlar. Ama mahalli idareler öyle değildir. Belediye başkanı su getirir vatandaş içer, yol yapar vatandaş üzerinden geçer. Örneğin cenaze aracı getirdik herkes istifade ediyor. Belediye çalışmalarında vatandaşın siyasi görüşüne ve düşüncesine göre hareket edilmez. Çünkü yapılan hizmetlerden herkes istifade eder. Seçimlerden önce vaat ettiğiniz işleri yapmanız gerekir. Belediye Başkanlığı mazeret yeri değildir. Çalışmak gerekir.”
Sivas Gençlik Merkezi Halk Oyunları Ekibi birinci oldu
Haber: İlker ÇAKAN
Amasya Hamit Kaplan Kapalı Spor Salonunda yapılan ve Ağrı, Erzincan, Erzurum, Sivas illerinden Gençlik Merkezi Halk Oyunları Ekiplerinin katıldığı 5.Bölge Gençlik Merkezi Halk Oyunları yarışmasında Sivas Gençlik Merkezi Büyükler Halk Oyunları Ekibi stilize(sahne düzenlemeleri) ve otantik dalda birinciliği kazandı. Sivas Gençlik Merkezi Büyükler Halk Oyunları Ekibini, Folklor Öğretmeni Gülseren Moğulkoç çalıştırıyor.
Gençlik Merkezi Büyükler Halk Oyunları Stilize Dal yarışmasında, Kırşehir Gençlik Merkezi Halk Oyunları ekibi ikinci oldu. Büyükler Halk Oyunları Otantik Dal yarışmasında, Sivas Halk Oyunları Ekibi ile aynı puanı alan Erzurum Gençlik Merkezi Halk Oyunları Ekibi de birinci oldu.

ve Folklor Öğretmeni Gülseren Moğulkoç
Dünya çapında üniversite kurmak zor mu?
Dünya Bankası Eğitim Direktörü Jamil Salmi’nin kaleme aldığı ve Kadri Yamaç’ın çevirdiği Dünya Çağında Üniversiteler Kurmanın Zorluğu adlı kitap 2009 Eflatun yayınlarında çıktı.
Kaynak dünyadaki en iyi üniversitelerin genel durumunu ve nasıl dünyanın önemli üniversitesi olduklarını bunun koşullarını inceleyen bir rapor niteliğindedir.
Dünya Bankasının son yıllarda Yükseköğretimin Sürdürülebilir Kalkınmaya Katkısında Bilgi Toplumunun Önemi konusunda başarılı üniversitelerin rolünü raporlaştırarak Dünya Bankasına ve diğer devletlere önerilerde bulunmaktadır. Ülkemizde de zaman zaman Dünya Bankasının eğitim konusundaki raporlar konuşuluyor ancak sonuçta neler öneriliyor onu bilmiyoruz. Fakat Türkiye’nin 140 üniversitesinden ancak 2009 yılında ARWU (Academic Ranking of World Universities (ARWU) ) Center for World-Class Universities ve Institute of Higher Education of Shanghai Jiao Tong University, China, tarafından yapılan sıralamada yalnızca İstanbul Üniversitesi ilk 500 sıralamasına sonlardan girebilmiştir.
Rapor ağırlıklı olarak dünyanın en iyi üniversitelerini sınıflandıran iki Uluslararası sınıflandırma gurubundan THES (Times Higher Education Supplement) ve Çin’in SJTU (Shanghai Jiao Tong University) sıralamalarını temel alarak değerlendirme yapmaktadır. Rapor dünyanın belirli ülkelerinin son yıllarda dünya çapında üniversite kurmak istediklerini bunun için Dünya Bankasından yardım istediklerini buna istinaden böyle üniversitelerin kurulması için olası stratejiler ve izlenecek yolları analiz ederek çeşitli zorlukları, riskleri ve maliyetleri tanımlamaktadır”.
Dünya çapında üniversite olmak ne demektir?
Bu terim Jamil Salmi’nin kaleme aldığı kaynakta şöyle tanımlanmaktadır: “Yükseköğretimin sadece öğrenme ve araştırma kalitesinin iyileştirilmesi için değil, aynı zamanda ve daha da önemlisi gelişmiş bilgiyi elde ederek, uyum sağlayarak ve yaratarak küresel yükseköğretim pazarında rekabet yeteneğini artırmak”. Son yıllarda üniversitelerin genelde Humboldt’un üniversite modelinden çok Amerikan Üniversitesi modellerine yönelik bir kaymanın olduğu gözleniyor. Özellikle günümüz dünyasında araştırma tekniklerinin ve teknolojileri yanında iyi bilim insanı ve öğrenci kazanmanın da pahalı olması nedeniyle kamu kaynakları ve bağış almadan çıtaya yükseltmekte zorlanılmaktadır. GSMH’nin yüzde 2-3 arasında kaynak ayıramayan ülkelerin istenilen düzeyde araştırma yapamadıkları biliniyor. Son yıllarda ilk 100 iyi üniversitenin önemli bir kısmını Amerikan üniversitelerinin oluşturması yeni bir tartışma başlattı.
Dünya çapında üniversiteler 2003 yılından bu yana, öğretim üyeleri, çalışanların akademik ve araştırma performansı gibi nesnel ölçütlerin yanında nitelikli mezun, üst düzey bilimsel dergilerde makale, öncü araştırmalar, patent kazındırma ve inovasyon yaratma gibi ölçütleri dikkate almaktadır.
Söz konusu kriterleri çoğunlukla Amerikan, İngiltere, Japonya ve bazı Avrupa ülkelerinin yüksek düzeyde mali deste sahip üniversiteleri karşılayabilmektedir.
Dünya çapında üniversite olmanın ölçütü var mı?
Bugün dünya çapında üniversiteleri incelendiğinde yüksek nitelikli öğretim üyesi, araştırmada mükemmeliyet, kaliteli eğitim, kamusal ve diğer kaynaklardan edinilen bol mali kaynak, çok yetenekli öğrenci, akademik özgürlük, iyi tanımlanmış özerk yönetişim, öğrencilerin yaşantısı için iyi donanımlı tesisler gibi özellikler belirtilmektedir. Çinli akademisyenlerce yukarıda sayılan özelliklere ilave olarak üniversitenin toplumsal katkısı da işlenmektedir.
Ölçütler iş gücü pazarında yüksek nitelikli mezun vermesi, üst düzeyde bilimsel dergilerde yayın yapması, öncü nitelikte araştırma yürütmesi, teknoloji ve bilimsel patent sahibi olması ve teknik inovasyona katkı sağlaması şeklinde sıralanmaktadır.
Bu konudaki görüşler yüksek talebe uygun mezunlar, öncü araştırma ve teknoloji transferi eksenine oturtulmuştur. Dünya çapında başarılı üniversiteler; ” Çok sayıda yetenekli öğretim üyesi ve öğrenciye sahip.”,” Zengin bir eğitim ortamı ve ileri araştırmaların yürütülmesini sağlayan bol kaynak.”, ” Stratejik vizyon, yenilikçilik, esnekliği ve kaynak kullanımında yönetişim özellikleri.”
Bu üniversitelerin en önemli özelliği yüksek lisans öğrenci sayısının lisans öğrencisi sayısından fazla olmasıdır. Genelde oran % 50’nin üzerindedir.
Raporda Dünya çapında üniversite olmanın iki boyutu bulunmaktadır. Birinci boyutu, dışsal boyutu, devletlerin, hükümetlerin ve bölgelerin hatta illerin maddi ve manevi boyutu konusu, ikinci boyutu üniversitelerin kendi kendilerini sürekli iyileştirerek ve ileriye taşıyarak dünya çapında üniversite oluşturması için çaba sağlamasına bağlıdır.
Günümüzde ileri araştırmaların yapılması için alt yapı ekipmanları, tesisler, yardımcı eleman gereksinimi milyon dolarları gerektiren yüklü maliyetler hükümetlerin ve devletlerin kamu desteği olmadan yürütemez. Hükümetlerin maddi desteği her ne kadar önemsense de esas olarak Oxford ve Cambridge gibi üniversitelerin yönetim, misyon ve hedef tanımlanması yanında kurumların özerk olması ve kendi kararlarını kendilerinin vermesi üniversitelerin dünya çapında prestij sahibi olmasına neden olmuştur.
Oxford üniversitesinin gelecek dönemdeki Rektör Yardımcısı için Yale Üniversitesi Yöneticisi Profesör Andrew Hamilton getirtiliyor. Ancak Oxford’un mevcut Rektör Yardımcısı ise Dr. John Hood, Yeni Zelanda’dan gelmiş bir bilim insanı ve yönetici. Üniversitenin Rektörü Lord Patent üniversitenin bünyesine nitelikli bilim insanı ve yönetici atanması için 2.5 milyar dolar harcandığını belirtiyor.
Toplantıda yaptığı konuşmada Prof. Hamiton için kanıtlanmış akademik liderlik ve olağanüstü bilimsel başarıya sahip olduğunu belirtiyor. Konuşmasında yeni rektör yardımcısının 21. yüzyılın ikinci on yılında bize yol gösterecek sıra dışı bir seçimdir diyor. Bu atamadan anlaşılan üniversitenin geleceği önceden belirleniyor. Üniversiteyi ileriye taşıyacak bilimsel ve liderlik yönü ileri idarecileri seçebiliyorlar. Üniversiteyi öncü yapmak için hiçbir komplekse kapılmadan Yeni Zelanda’dan ve Amerika’dan insanları üniversitenin başına getirebiliyorlar. Tabii buraya gelebilmek için üniversitenin iç demokrasinin yüksek, çalışma
Bizim gibi ülkelerde dünya çapında üniversite kurulabilir mi?
Bu sorunun cevabı raporda şöyle aranmaktadır
” Hükümetler mevcut üniversiteler arasında mükemmelleşme potansiyeli olan az sayıda üniversite içinde bir kaçının kapasitesini yükseltebilir.”, ” Mevcut üniversiteler arasında bir kısmını birleştirerek yeni bir sinerji yaratılabilir.”, “Yeni baştan bir üniversite yaratılabilir.”.
Dünya Bankası gelişmekte olan ülkelerin dünya
çapında üniversiteye sahip olmasına soğuk bakıyor
Yazar son bölümde değişik ülkelerin dünya çapında üniversiteye sahip olmak istediklerini ancak bunun çok pahalı bir girişim olduğunu belirtiyor. Gelişmekte olan ülkelere dünya çapında üniversite kurmak için çaba sarf etmelerine gerek olmadığını belirtiyor. “Dünya çapında üniversite olma isteği yerine, çabalarını yerel halka ve ekonomiye yönlendirirlerse, kalkınmaya, daha yararlı ve süründürülebilir nitelikte öncülük yaparlar” ifadesi kullanılmaktadır. Bu durum Dünya Bankası için yadırganacak bir durum değildir.
Dünya Bankası günümüze kadar temel politika olarak gelişmiş ülkelerin her alanda olduğu gibi eğitim ve bilimde de öncülüğünü benimsemektedir. Diğer az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde Sayın Jamil Salmi’nin belirttiği gibi yerel sorunlara yönelmelerini ve ileri bilim ve teknolojinin de yine gelişmiş ileri ülkelerin yapmasını savunmaktadır. Dünya Bankası gözü ile gelişmekte olan ülkelerin hiçbir zaman kendileri olma şansı olmayacaktır.
Bilim ve teknoloji alanında dünyada öne geçme eğilimi ve yüksek rekabet az gelişmiş ülkeler üzerinde istenmeyen gelişmelere de neden olmaktadır. Gelişmiş ülkeler arasındaki rekabet çoğunlukla az gelişmiş ülkelerin nitelikli bilim insanlarını da bünyelerine katacak şekilde şiddetlenmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkelerin sahip olduğu sınırlı sayıda bilim insanını beyin göçüne uğratarak o ülkelerin toptan gelişmesini engellemektedirler. Eğitim düzeyi yüksek, organize olabilme becerisi gelişmiş, nitelikli insan sayısı bir ülkenin gelişmişliğinin göstermektedir. Eğer gelişmekte olan ülkeler elindeki iyi eğitilmiş nitelikteki insanını kaçırırsa gelişmeleri kolay olmamaktadır. Maalesef bugün birçok ülkenin yaşadığı durum bu.
Dünya Bankası Eğitim Direktörü Sayın Jamil Salmi’nin önerisi de siz dünya çapında üniversite istemeyin ancak kendi yerel sorunlarınızı çözün demeye getiriyor.
Her ne kadar Dünya Bankasının yüksek rekabet önererek gelişmekte ülkelerin yarışamayacağı koşuları ortaya koysa da, geçmişte ülkemizde Köy Enstitüleri modeli, Hindistan’da bilişim alanındaki gelişme ve Küba’nın eğitim ve sağlık ananındaki başarılı çalışmalarda yüksek rekabete girmeden de başarılı eğitim modelleri gösterilebilir.
Türkiye’nin dünya çapında üniversitesi olmalı mı?
Türkiye nüfusu, yüzölçümü ve ekonomisi ile dünyanın ilk on yedi ülkesi arasında yer almaktadır. Bilimsel makale üretme potansiyeli yönünde ilk on dokuz ülke arasında bulunuyor. Ülkemiz coğrafi konumu, genç nüfusu ve gelişme dinamiği bakımından dünya çapında birkaç üniversiteye sahip olması gerektiği ihtiyacı doğuyor. Türkiye’nin ilk 500 sıralamasına sondan bir veya iki üniversite ile zaman zaman giriyor olması ülkemizin kısa sürede dünya çapında üniversiteye sahip olmasının zaman alacağını gösteriyor. Ancak bu imkânsız değil. Yeter ki siyaset üstü yaklaşımla bilimsel liyakate dayalı bir yapılanma sağlansın. Bu konunun ayrıca başlı başına tartışılması gerekir.
Özet olarak dünya çapında üniversite olabilmek için çok sayıda yetenekli kişi, uygun yönetişim ve bol mali kaynağa sahip olmak gerekiyor. Ayrıca üniversitelerin özerk yapısı yanında kurumsal yönetim anlayışı ve bilimsel liderliğin varlığı ön plana çıkmaktadır. Her yönü ile liyakatin bilime ve üniversiteye yön verdiği belirtiliyor. Oxford’un nasıl bugün dünyada öncü olduğunun nedenleri ve sonuçları hepimizin anlayabileceği şekilde işlenmektedir. Dünya çapında üniversitelerin arkasında devlet desteğinin olduğu açıkça görülüyor. Öğretim üyesi ve öğrenci seçiminin de kurumsal kültür önemsenmiş.
Diğer taraftan genelde dünya çapında üniversitelerin çoğunluğu batı ülkelerinin üniversiteleridir. Çoğunluğu kamu ve vakıflar tarafından desteklenen, çalışanlarının ücretleri göreceli olarak yüksek olan, kaynak bulan ve özel sektörle işbirliği içinde çalışan üniversitelerdir.
Genelde uluslararası nitelikte etkinlik göstermeyen üniversitelerin kurumsal kimliğinin olmaması yanında iddialı bir vizyonunun olmaması ve ciddi bir çalışma motivasyonun olmaması gibi birçok etkenden dolayı performanslarının düşük kalmasıdır.
Diğer taraftan Dünya Bankası eğitim, bilim ve teknolojik çalışmalarda az gelişmiş ve gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelere eğitim ve bilim yönünde bağımlılığını savunmaktadır.
Sonuç olarak dünya çapında üniversite olmanın belki bir reçetesi yoktur. Fakat nitelikli iyi yetişmiş insan gücü, doğru ve esnek yönetim anlayışı ve kaynak kullanımı ortak paydadır.
Umarım bir gün ülkemizde de dünya çapında üniversitelerimiz olur. Öncelikle ülkemizde yapılacak bütüncül bir anayasada yeni çağcıl bir yükseköğretim yasasının hazırlanması gerekir. Tabii önce üniversite anlayışının ve üniversitelik bilincinin toplumun her kesimince benimsenmesi gerekir. Dünya çapında üniversitelerin olduğu ülkelerde toplum eğitim ve bilim konusunda yüksek hassasiyete sahiptirler.
Trabzon Valiliğinin motosikletli fotoğrafçı ve kameramanı Bekir Sami Emiroğlu
Haber: İlker ÇAKAN
Trabzon Valiliğinin motosikletli fotoğrafçı ve kameramanı Bekir Sami Emiroğlu, Trabzon Valiliğinin fotoğraf ve kameraman görevini en iyi şekilde yapabilmek için kendisine motosiklet almış. Fotoğrafçı ve Kameraman Bekir Sami Emiroğlu Trabzon’un yoğun trafiğine takılmamak için valilik tören, programlarına motosikleti ile gidiyor ve görevini en iyi şekilde yaparak, bu davranışı ile herkesin takdirini kazanmış.
Çaykara Kaymakamı Ufuk Özen: “Çaykara ilköğretimde marka bir ilçe”
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
Trabzon-Çaykara ilçesi yüzölçümü yönünden Trabzon ilinin Maçka ilçesinden sonra en büyük ilçelerinden birisidir. İlçede doğal şartların zorluğu ve yerleşim yerlerinin dik olması nedeniyle ilçeden büyük ölçüde göç olmuştur. Çaykara ilçesinde okuma-yazma oranı çok yüksektir. Çaykara ilköğretimde marka ilçe olmuştur. Çaykara Kaymakamı Ufuk Özen; ilçede sosyal devlet olmanın tüm gereklerini yerine getiriyor. Sabahleyin saat 07.50’de göreve başlıyor, akşam saat 23.00 kadar çalışıyor. Özelikle saat 17.00’den sonra köy gezilerini yapıyor. Köylerde devlet olarak gitmediği ev yok. Kaymakamlık makam aracının birisini vatandaşın hizmetine tahsis etmiştir.

Vatandaşın kendisine her zaman rahatlıkla ulaşabilmesi kendi eliyle cep telefonu numaralarını sürekli vatandaşa dağıtıyor. Vatandaş 24 saat bana ulaşsın diyor. Kaymakam Ufuk Özen’in uyguladığı örnek yönetim anlayışları saymakla bitmez. Gerçekten vatandaşın özlediği bir yönetim anlayışı sergiliyor. Köylerde gezerken kocasından boşanmış ve 2,5 yıldır samanlıkta yaşayan, böbrekleri çürürmüş ve yeşil kartı olmayan bir bayan vatandaşı bulup, ona devletin şefkat elini uzatması çok manidardır. Masa başından yönetimle siz halka hizmet ediyoruz diyemezsiniz. Türkiye’de halka dayalı yönetim anlayışı uygulamak istiyorum diyen yöneticilerin Çaykara Kaymakamı Ufuk Özen’in bu röportajını mutlaka okumalarını öneririm. Genç, dinamik, çalışkan, halka dayalı mülki idare yöneticiliğinin Türkiye örneğini uygulayan Çaykara Kaymakamı Ufuk Özen, “Çaykara ve başarılı mülki idare amirliği nasıl olmalıdır?” konulu yaptığım röportajda şunları
“Çaykara Kaymakamlık görevine 15 Aralık 2009 tarihinde başladım. Bayburt’luyum. Dedelerimin Bayburt’tan Çaykara’ya göç etmeleri nedeniyle de aslen çaykara’lıyım. Dolayısıyla genetik kodlarımız Karadeniz yöresine ait olup, Çaykara’ya uzak değildir. Bu durum yörenin insanını tanıma fırsatı vermiştir. Buranın kültürüne baştan yabancı değildik. Karadeniz denilince yeşillik zenginliği akla gelir. Karadeniz insanının bilinmeyen yönleri de vardır. Bizim buranın insanı özellikle kadınlarımız çok çileli, kaderine razı, çekmiş oldukları sıkıntıları, kaldıkları mağduriyetleri hiç dışarı vurmayan, hayatındaki zorlukları kabullenmiş, kaderine razı, kanaatkâr, itaatkâr bir toplumdur. Dışarıdan görüldüğü gibi olmayıp, insanımız çok çilelidir. Arazi çok engebeli olup, geçim kaynakları çok sınırlıdır. Coğrafi şartların zorluğu insanımızı ticaret ve okumaya sevk etmiştir. Tabiatla sürekli mücadele vardır. İnsanlarımız % 80 meyilli arazide ikamet etmektedirler. Buradan tarımsal faaliyetlerini yürütmek zorunda kalıyorlar.
Çaykara, eğitim seviyesi çok yüksek bir ilçemizdir
Dar arazilerde geçimlerini temin etmeye çalışıyorlar. Burada çileli bir hayat vardır. Mağduriyet deyince Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri akla geliyor. Ama Karadeniz insanında da ve Karadeniz toplumunda da maddi yönden Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu aratmayacak manzaralara şahit oluyoruz. İlçemizin genel ekonomik durumu böyledir. Çaykara, eğitim seviyesi çok yüksek bir ilçemizdir. Çaykara Türkiye’nin en küçük ilçelerinden birisi olmasına rağmen ekonomik ve bürokratik etkisi, gücü belki büyük illerimizden çok fazladır. Hayat şartları, doğal ve maddi şartların zorluluğu insanımızı ticaret ve okumaya yöneltmiştir. İlçemizde okuma oranı çok yüksektir. Çaykara özellikle mülki idare yönetiminde ağırlıktadır. Çaykara’lı toplam 4 tane valimiz vardır. Erzurum, Rize, Malatya Valileri Çaykara’lıdır. Çaykaralı hemşerilerimizin takdire şayan özellikleri vardır. Bu özelliği Çaykara dışına çıktığınız zaman daha rahat müşahede edebiliyorsunuz. Çaykaralılar birbirlerine çok bağlıdırlar.

Yardımlaşma ruhu canlı ve birebirdir. Çaykaralı birisinin bir ihtiyacı olduğunda herkes birbirine haber verebiliyor ve yardımlaşma konusunda herkes seferber oluyor. Millet olarak bu özelliğimiz yavaş yavaş kaybolmasına rağmen, Çaykaralıda bu özellik devam etmektedir. Bu durum bizim en büyük gurur kaynaklarımızdan birisidir. Çaykara’da hiçbir hırsızlık olayı olmamıştır. Akşamları esnaf rahat olarak tezgâhını toplamadan evine gider. İlçemizde güvenlik sorunu yoktur. Hırsızlık ve cinayet olayı yoktur. İlçemizde herhangi bir olumsuz adli vaka yoktur. Ayrıca bu bizim övünç kaynağımızdır.
Çaykara’da toplumumuzun asil değerleri hala mevcuttur
Çaykara toplumu dejenere olmamıştır. Çaykara’da toplumumuzun asil değerleri hala mevcuttur. Özellikle okuyan çocuklarımıza karşı çok fevkalade yardımlaşma duygusu vardır. Geçen yıl 6. sınıftan LGS sınavında İlköğretim düzeyinde iki tane Türkiye birincimiz vardır. Çaykara’nın turizm beldesi Uzungöl’ümüz vardır.Uzungöl’e geçen yıl yaklaşık 325.000 turist gelmiştir. Burada çeşitli imkansızlıklar altında turizm faaliyeti yapılıyor. Türkiye’nin her yerinde herkesin evinde Uzungöl’ün resmi vardır.
Uzungöl ismi belde isminin çok önüne geçmiştir. Bu fotoğraflara bakan insanlar burada çok büyük turizm kazancı var zannederler. Halbuki Uzungöl çeşitli sıkıntıları hala aşamadı. Önemli meseleler var, onları halledemedi. Uzungöl’de en büyük sıkıntımız alt yapı, tesis yetersizliğidir. Uzungöl’e gelen turistleri Uzungöl’de uzun vadede tutamıyoruz. Uzungöl’ün sadece göl ve çevresi olarak düşünülmemesi gerekir. Uzungöl’ün bir turizm vadisi olarak düşünülmesi gerekir. Uzungöl’ün birkaç kilometre yukarısında müthiş doğal güzelliği olan Yedi Göller Bölgesi vardır. Uzungöl’ün bu mücavir alanı ile beraber düşünülmesi gerekir.Yedi Göller Bölgesinin turizme kazandırılması, Uzungöl’ün civarındaki ormanların milli park haline getirilip, turizme açılarak, Uzungöl’ün vadisini turizm amaçlı düşünürsek Uzungöl daha çok turist çekebilir. Çünkü Uzungöl’e turist gelip, geziyor balığını yiyor ve yarım saatte gidiyor. Bu nedenle turistleri burada bir hafta, ongün,bir ay tutacak imkanlar yoktur.Bu nedenle bu ortamları oluşturmamız gerekir.

Türkiye ve dünyada Uzungöl’ün başka bir örneği yoktur
Turizmde en önemli amaç turistin geldiği yöreye para bırakmasıdır. Bu nedenle burada barınma imkanları artırılabilir. Turistlerin vakit geçirebileceği sosyal mekanlar oluşturulabilir. Turistlerin kalabileceği sosyal mekanları Uzungöl’deki doğal dokuyu bozmadan yapmak gerekir. Yedi Göller Bölgesinin Uzungöl’e uzaklığı 10-15 km. civarındadır. Bu bölgeye turist gidiyor ama yeterince değerlendiremiyor ve randıman alamıyoruz. Uzungöl’de taraflar çok olduğu için burada bir şey yapmak ve açmakta çok zordur. Birçok kurumun burada bağlantısı vardır. Bunun için burada rahat hareket etmekte zorlanıyorsunuz. Aslında bu kurumlarında haklılık payları vardır. Uzungöl bir tane, alternatifi yoktur. Bu gibi yerleri har vurup, harman savuramayız. Alternatifi olmayan hiçbir şeyin kolayca harcanmaması gerekir. Türkiye ve dünyada Uzungöl’ün başka bir örneği yoktur. Burayla ilgili kurumlar Uzungöl’deki doğallılığın asırlar boyu devam etmesi için mücadele ediyor.

Bu durum burada yapılacak tesisleri ister, istemez sınırlandırıyor. Uzungöl baştan yanlış yapılandırılmıştır. Burada şu an herhangi bir tesis yapmak çok zordur. Ancak yeni tesislerin yasal mevzuata uygun bir şekilde, doğal dokuyu bozmadan yapılması gerekir. Uzungöl’de yarım günlük bir turizm uygulaması var. Ancak bunu uzun vadeye yaymak gerekir. Uzungöl’ün mücavir alanı çok geniştir.. Yayla turizmine de önem verilmesi gerekir. Çaykara’da çok fazla yayla vardır. Burada doğal köy hayatı vardır. Buraya gelen vatandaş 3-5 gün 60-70 yıl önceki köy hayatını yaşasın, inek sağsın, tarlada çapa yapsın, yayıkta ayranını yapsın, yoğurdunu kendi mayalasın. Turizm sadece deniz değildir. İnsanlar denizden artık bıktı. Yayla turizmi aslında doğal ortamdır. Yaylalar bu nedenle bunun için çok müsait yerlerdir. Vatandaş, turist aslında doğalı, yeşili istiyor. Çaykara’mızın 27 köyü, 11 mahallesi, 4 beldesi vardır. Merkez nüfusumuz 2.600 civarındadır. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ve Çaykara’mızda en büyük sıkıntımız göç hareketinin olmasıdır. Nüfusumuz gittikçe azalıyor. Çaykara’da sabit nüfus 2.500 civarındadır.
doğduğu ev müze olarak tasarlanmış ve burada kişisel eşyaları vardır
Uzungöl Beldemizin nüfusu 2.500, Taşkıran Beldemizin 2.600, Karaçam Beldemizin 2.500, Ataköy Beldemizin nüfusu 1.800 civarındadır. Bunlar sabit nüfuslardır. Bu belediyelerimiz bu nüfus üzerinden para alıyorlar. Ama bu belediyelerimiz bu nüfusların 4-5 katına hizmet veriyorlar. Hizmet vermede zorluk çekiyorlar. Çaykara’nın toplam nüfusu köyleriyle beraber 10.000-12.000 civarındadır. Çaykara’da imkanlar çok sınırlı olduğu için insanlar göç etmeyi tercih etmiştir. Çaykara’dan göç eden vatandaşlarımız ekonomik ve bürokratik yönden önemli yerlerde bulunmaktadırlar.
Çaykara coğrafi yapısı çok dağlık ve engebeli olup,
% 80 meyilli arazilerde yerleşim yerlerimiz vardır
Ataköy Beldemizde Beşinci Cumhurbaşkanımız Cevdet Sunay’ın doğduğu ev müze olarak tasarlanmış ve burada kişisel eşyaları vardır. Çaykara, Trabzon ilinin Maçka’dan sonra ikinci büyük coğrafi alanına sahip bir ilçedir. Çaykara coğrafi yapısı çok dağlık ve engebeli olup, % 80 meyilli arazilerde yerleşim yerlerimiz vardır. Çaykara’nın 1.267 km. yol ağı vardır. Her geçen gün bu yol ağlarına yenilerini ekliyoruz. İlçemizin hemen hemen her yerine ulaşım vasıtalarıyla gidebilirsiniz. İlçemizin bu zor tabiat şartlarına rağmen ulaşım rahattır. Yıllardan bu tarafa sürekli yol yapılıyor.

Ülke olarak ve Çaykara Kaymakamlığı olarak en önemli öncelik verdiğimiz konu eğitimdir.Çaykara eğitim yönünden çok öndedir. İnsanımız çok zeki ve kabiliyetlidir. Eğitimde iki önemli konu vardır. Birincisi çocuğun istek ve azmi, ikincisi çocuğun modelleyebileceği kişilerdir. Çaykara gençleri istek ve azimli, model olarak görebilecekleri de çok örnekler vardır. Eğitimde model çok önemlidir, çocuk kendisine birisini modelleyecektir. Çaykara ilçemizde bu yıl 528 öğrencimize maddi yardımda bulunduk. Günlük ihtiyaç sahibi 72 öğrencimize gündüz öğleyin sıcak yemek veriyoruz. Çünkü bu öğrencilerimiz bizim geleceğimiz ve memleketimizi bunlara emanet edeceğiz. Bu nedenle bu öğrencilerimize sahip çıkmamız gerekir. Çaykara ilköğretimde çok büyük başarı ve ivme kazandı. Bu nedenle ilköğretim düzeyinde eğitim düzeyimiz çok yüksektir.
İlköğretim okullarında günlük derslerden sonra,
akşam mesaiden sonra akşam etütleri yapılmaktadır
İlçemizde bulunan ilköğretim okullarında günlük derslerden sonra, akşam mesaiden sonra akşam etütleri yapılmaktadır. Böyle bir uygulama birçok yerde yoktur. Akşam eğitim etüdünü lisede de yapıyoruz. Dolayısıyla bu öğrencilerimize akşam yemeği de veriyoruz. Kaymakamlık olarak biz bu öğrencilerimizi destekliyoruz. Zeki Bilgi İlköğretim Okulu bu yıl yarıyıl tatilinde10 gün ders çalışma kampı düzenledi ve bunların ekonomik maliyetini kaymakamlık olarak biz karşıladık. Bu kampta OKS’ye yönelik çalışmalar yapıldı. Zeki Bilgili İlköğretim OkuluTrabzon ilinde eğitimde çok başarılı bir okulumuzdur. Bu okuldan iki tane Türkiye birincimiz vardır. Diğer ilköğretim okullarımızda da aynı şekilde etüt sistemi devam ediyor. Uzungöl ve Taşkıran Beldelerimizdeki ilköğretim okullarında da aynı şekilde akşam etüt çalışmaları başlamıştır. Çünkü burada coğrafi yapı çok önemlidir. Özel dershaneler yoktur. Buradaki öğrenci ile Trabzon merkezdeki öğrencide, İstanbul’daki kolejlerde okuyan öğrencilerde ayın sınava giriyor. Bunların gerisinde kalmamak üzere eğitim camiası olarak alternatifi öğretmeye çalıştık.
ilçemizdeki Zeki Bilgili İlköğretim Okuluna gelmektedir
Burada dershane olmadığı için, buradaki etütleri takdire şayan fedakar bir eğitim kadromuzla beraber dershanenin muadili olarak koyduk. Hatta Çaykara ilçemize göre Of büyük bir ilçedir. Of’tan 20-25 civarında öğrencimiz akşam etüdü için ilçemizdeki Zeki Bilgili İlköğretim Okuluna gelmektedir. Bu nedenle Çaykara ilköğretimde bir marka olmuştur. Kaymakam olarak okulları sürekli geziyorum. Özellikle akşam etütlerini geziyorum. Çünkü oradaki öğretmenlerimiz bir fedakarlıkta bulunuyor. Onlar her zaman devletin şefkat elini arkalarında hissedeceklerdir. Bu nedenle eğitim camiamızı yalnız bırakmamaya çalışıyorum. Bu nedenle hatta ayağımın biri okullardadır. Okullarımızda tek tek takip ettiğim öğrencilerimiz vardır. Buraya beni ziyaret gelirler. Telefonları bende vardır. Akşam evlerine telefonla ders çalışıyor musun? Sınavların nasıl, hangi derslere çalışıyorsun? diye sorarım. Bizzat takip ettiğim, azımsanmayacak rakamda öğrencimiz vardır. Benim telefonum herkes de vardır. Öğrenciler de beni arıyorlar. Görev başlayınca benim prensibim şudur.

Devletle vatandaş arasındaki perdeyi kaldırmak gerekir. Vatandaşın direkt olarak rahatlıkla devlete ulaşması lazımdır. Çünkü vatandaşımızın bir kısmının eğitim seviyesi iyi olduğu için hakkını arayabiliyor. Bir kısmının ise eğitim seviyesi düşük olduğu için hala hakkını arayamıyor. Ama biz iletişim kavramını açık tutarsak, vatandaşın devlet düzeyinde temsil makamı olan kaymakamlık arasındaki iletişim kanallarını yaygın ve açık tutarsak, vatandaşı daha iyi tanırız. Vatandaşa daha iyi hizmet götürürüz. Vatandaşın derdine daha iyi çözümler buluruz. Dolayısıyla ben gittiğim her yere, her köye, her kahvehaneye, her oturduğum yere kendi elimle yazdığım; adım ve soyadım, cep telefonu numaramı içeren not kağıtlarını vatandaşa dağıtıyorum.
Cep telefonu numaramı elle yazarak vatandaşa dağıtmak hoşuma gidiyor
Cep telefonu numaramı elle yazarak vatandaşa dağıtmak hoşuma gidiyor. Bu nedenle bana günde onlarca telefon geliyor. Bizim ilçemizde Doğu Anadolu Bölgesini aratmayacak manzaralar vardır. Örneğin bir vatandaş telefonla arayarak benim evimde sobam yok diyor. Bunun üzerine beklemeden hemen makam aracı ile vatandaşın yanına giriyorum ve evine misafir oluyorum. Burada amaç devletin sıcak yüzünü vatandaşa göstermektir. Vatandaş böylece bana sahip çıkan bir devletim var diyecektir ki bu çok önemlidir. Bu tür hizmetleri mümkün mertebe herkese götürmeye çalışıyoruz. Örneğin kar yağmıştır ve bir teyzemiz telefonla arayarak, ben çarşıya çıkacağım, alışveriş yapmam gerekiyor diyor.
birisini vatandaşın hizmetine tahsis ettim
Bunun üzerine ben hemen makam aracımı gönderip, teyzeyi alıp ve geldik. Daha sonra alışverişini yaptı. Tekrar köyüne götürdük. Geçenlerde yine birisi telefonla arayarak eşim yatalak hastası doktora götüreceğim, ambulans istiyorum dedi ve hemen ambulansı temin ettik. Yine bir vatandaşımız telefonla beni arayarak erzakım yok dedi ve bu vatandaşımızın erzakını hemen temin ettim. Diğer taraftan bir kadın ablamız telefonla arayarak, eşim hasta, doktora götüremiyorum. Doktora götürmeye çalışan akrabalarına da fırça atıyor. Bunun üzerine hemen ablamızın eşini hastaneye getiriyor ve doktora muayene ettirip, tekrar evine geri götürüyoruz. Hastaneye yaşlı insanlarımız geliyor. Sabah doktora muayene oluyor. Köyüne tekrar gitmesi için akşam köyün minibüsünü beklemesi gerekir. Böylece köyüne gitmesi için çarşıda 5-6 saat beklemesi gerekir. Bu nedenle sosyal devletin gereği, vatandaşa hizmetin gereği, o yaşlı amcamızı, teyzemizi hastaneden alıyoruz, direk evine götürüyoruz. Kaymakamlığımızın iki tane makam aracı var. Bunlardan birisi arazi aracı olup, bunu vatandaşın hizmetine tahsis ettim. Yaşlı, hasta hiç beklemesin, doktoruna gitsin, ilacını alsın sosyal devlet anlayışı budur.

Denetim açısından bir kurumun sağlıklı işleyebilmesi için, denetim şarttır. Denetimi yasalar doğrultusunda yapmak gerekir. Bir ilçedeki kurumların hepsi devletin varlığını hissedecektir. Devlette zeval olmaz. Devletin otoritesini bütün kamu kurumları hissedecektir. Vatandaşta devletin şefkat ve merhametini hissedecektir ve bu çok önemlidir. İlçemizde iki tane hastanemiz vardır.
Ataköy Beldemizde bulunan Ruh ve Sinir Hastalıkları
Bölge Hastanesini gece saat 00.30′ da denetledim
Bunlardan birisi ilçe merkezinde bulunan 25 yataklı devlet hastanesi, diğeri 5. Cumhurbaşkanımız Cevdet Sunay’ın doğum yeri olan Ataköy Beldemizdeki 88 yatak kapasiteli Ruh ve Sinir Hastalıkları Bölge Hastanesidir. Kâğıt üzerinde denetimin yanında, fiili denetiminde olması gerekir. Göreve yeni başladığımda yılbaşı geçesi saat 00.30’da Ataköy Beldemizdeki Ruh ve Sinir Hastalıkları Bölge Hastanesini denetledim. Denetlemelere akşam mesai saatinden sonra resmi makam aracı ile gitmeyip, sıradan araçlarla gidiyorum.

Denetimden hiçbir kamu kurumunun korkmaması gerekir. Denetim; kurumların daha seri, daha verimli çalışmasına yardımcı olmasını sağlayan önemli mekanizmadır. Yöneticiliğin okulu yoktur diye meşhur bir sözümüz vardır. Yöneticilik insanın karakteriyle alakalıdır. Herkes bir şeyin akademisyeni olabilir ama, yöneticilik insanın karakteri ve kişiliği ile ilgilidir. Yöneticilik aslında bir sanattır. Bilgi sermayenizi kafanızdaki idealler doğrultusunda yönlendirebilme sanatıdır. Yöneticilikte en önemli şey karşınızdaki muhatap size güvenecektir. Çalıştığınız ekiple insani ilişkileriniz çok iyi olacaktır. İletişim kanalları açık olacaktır ve halka çok yakın olacaksınız. Artık halka rağmen yönetim tarzı olmuyor. Halktan kopuk bir insanın yönetici olması çok zordur. Çünkü bu makamlar, koltuklar gelip, geçicidir. Halka ve milletimize hizmet etmek için bu makamlardayız.

Halktan kopuksanız? Halkın hangi derdine çare olacaksınız?
Halktan kopuksanız? Halkın hangi derdine çare olacaksınız? Bu da çok zordur. Yöneticilikteki benim kanaatim olması gereken kriter, yöneticinin halkla içi içe olması gerekir. Yöneticinin çok iyi bir gözlem kabiliyeti olacaktır. Geçen gün pazara çıktığımda seyyar bir satıcı yanlış anlamazsanız size bir şey söyleyeceğim dedi. Siz yanınızda çoğu zaman koruma taşımıyorsunuz, makam aracı kullanmıyorsunuz, sabahları esnafın yanına gidip kahvaltı yapıyorsunuz.

Vatandaşla berabersiniz. Ben sabahleyin 07.50’de göreve başlıyorum, akşam saat 21.30, 22.00,23.00’e kadar çalışıyorum. Ben akşam mesai saatinden sonra köyleri geziyorum. Bence devletin çalmadığı kapı olmaması gerekir. Bir yerde mağdur bir insan varsa, o mağdur insana devletin imkanlarını sunmada aracıyız. Devletimiz kendi imkanları doğrultusunda kaymakama birçok imkan sağlıyor. Bu bizim vazifemiz ve fonksiyonumuzdur. Bu imkanı vatandaşa sağlam bir şekilde aktarmak gerekir. Hemen hemen her gün bir köydeyim. Gece saat 21.00,22.00,23.00’e kadar köylerdeyim. Bu gezi sırasında hastaları ziyaret ediyorum. Devletin sıcak yüzünü hastaya götürüyorum. İhtiyaç sahiplerini yerinde görüyorum. Yerinde görmek farklı, makamdan görmek farklı olur.
Kaymakam olarak vatandaşın yanına giderek,
arkasında devletin varlığını hissettirmesini sağlıyorum
İnsanlarımızın evine misafir oluyoruz, olayı yerinde görüyoruz. Eğer vatandaşın evinin tadilata, tamirata ihtiyacı varsa onu gideriyoruz. Başka ihtiyaçları varsa onu gidermeye çalışıyoruz. Halkımız bu durumdan çok mutlu oluyor. Benim kanaatime göre en büyük fakirlik; başınıza bir felaket gelmiş, kapısını çalacağınız hiç kimse yoktur. Hasta olmuşsunuz, kapısını çalacağınız hiçbir yakınınız yoktur. Bu nedenle ben kaymakam olarak vatandaşın yanına giderek, arkasında devletin varlığını hissettirmesini sağlıyorum. Yanınızda devlet olarak biz varız diyoruz.

Vatandaş devletin, devlet de vatandaşın sıcak ve şefkatli sinesini görecektir. Buda ancak ev ev gezmeyle olur. İnsanların sıkıntılarını yerinde görüyoruz. Gezdiğimizde; evinde 2-3 günlük haricinde yiyeceği olmayan insanlarımızı görüyoruz. Bu durumları yerinde tespit ediyorum. Hayatınızda evinize bir vali ve kaymakamın gelmesinden herkes mutlu olur. Vatandaş ziyaretlerini samimi olarak yapmak lazım, riyakar olmamak gerekir. Köylere giderken yanımda erzak götürüyorum. Köyümüzün birisinde yolda giderken bir haneye rastladık.

çürümeye başlamış. Kadın öyle gariban ki yeşil kartı bile yoktu
Elli yaşlarında ve başka bir ilimizde evliyken 27 yılık kocasından boşanmış ve babasının samanlığına sığınmış, ahşaptan yapılmış ve tamamen karanlık, kömür çuvallarını birbiriyle ekleyerek çatı yapmış ve kadıncağız tek başına 2,5 yıldır burada kalıyormuş ve soğuktan böbrekleri çürümeye başlamış. Kadın öyle gariban ki yeşil kartı bile yoktu. Bunun üzerine biz bunu ilçeye getirdik, hastaneye gönderdik ve yeşil kartını çıkardık. Şu anda bunun evini yapmak üzere harekete geçtik. Bu vicdani ve hem de anayasal bir sorumluluktur. Anayasamız “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir” diyor. Vatandaşa hizmet götürmek zaten sosyal devlet olmanın gereğidir. Oradaki fakire devlet olarak sahip çıkmamız bizim kanuni görevimizdir.

Mağdurumuza, mazlumumuza, sakatımıza sahip çıkmamız gerekir. İdarecilik, yöneticilik bir ekip işidir. Yöneticinin beraber çalıştığı ekibin en çok sevdiği ve en çok korktuğu kişi olması gerekir. Beraber çalıştığı ekibin, yöneticimiz her türlü meselemizi çözebilir diye yöneticilerine güvenmesi gerekir. Kaymakam olarak vatandaşın yanına gittiğiniz zaman, vatandaş tedirgin gibi oluyor. Hata yapmama kaygısı oluyor. Biz yanınıza kahvaltı yapmaya, çay içmeye geldik deyince vatandaşın hoşuna gidiyor. Vatandaş bundan dolayı çok memnun oluyor. Cep telefonum 24 saat açıktır. Herkes, her türlü taleple geliyor. Vatandaşın derdini direkt kendisinin anlatmasını istiyorum. Birçok vatandaşımız telefonla kimseye açamamış özel derdini bana izah ediyor. Bunun üzerine imkanlarımız ölçüsünde vatandaşımızın derdine anında çözüm buluyoruz. Çoğu zaman yaşlı kadın ve erkek vatandaşlarımız ihtiyaçlarını gidermek için bana geliyorlar. Daha sonra bu yaşlı vatandaşlarımızı makam aracımızla köylerine gönderiyoruz.

Halkla beraber olmak gerekir, halkla beraber olmanın hiçbir zararı olmaz. Biz halk için buradayız. Zaten milleti yaşatki devlet yaşasın denilir. Zaten vatandaşın istediği de budur.Vatandaş kapıyı vurmadan, yanıma geliyor.Vatandaşın mülki idare amirliği ile iletişim kurarken rahat olması gerekir ve bunu sağlamak lazımdır.Buraya geldiğinizde asık bir yüz, soğuk bir çehre olmamak gerekir. Bu nedenle benim kanaatim kaymakamın odasının fazla şatafatlı olmaması gerekir. Bizim gariban halkımız şatafatın zaten şaşırıyor, eli ayağı birbirine dolanıyor, zaten derdini anlatamıyor.
O cafcaflı masalar, koltuklar, şatafatlı makam odaları
vatandaşın psikolojik olarak iyice daha tedirgin olmasına sebep oluyor
O cafcaflı masalar, koltuklar, şatafatlı makam odaları vatandaşın psikolojik olarak iyice daha tedirgin olmasına sebep oluyor. Dolmabahçe Sarayında mı derdinizi rahat anlatırsınız, yoksa normal bir oda mı derdinizi rahat anlatırsınız. Halkla, çalışanlarla birlikte olmak çok farklı bir şeydir. Ama otoriterimden taviz vermem. Otoritenin olması gerekir. Çünkü ben burada devlet otoriterisini temsil ediyorum. Devlette zeval olmaz, otoritede de zeval olmaz.

ben o işlere gerek var mı? Yok mu? diye yerinde görüyorum
KÖYDES kapsamında yapılacak işleri yapılmadan önce ben o işlere gerek var mı? Yok mu? diye yerinde görüyorum. Kamu kaynaklarını en etkin şekilde kullanmak gerekir. Devletin imkanları sınırlıdır. Elimizdeki az parayla; en verimli, en etkin hizmeti sağlamamız gerekir.Çaykara ilköğretimde marka ilçedir sözünü hiç tereddüt etmeden söyleyebiliriz. Kısaca vatandaşla beraber olmaktan korkmamak lazımdır. Uygulamada hissi davranışlar olabilir, bunu da vatandaşın hoşgörüsüne bırakmak gerekir. Vatandaşın bu davranışında kasıt yoktur.”












