Perşembe, Nisan 2, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 301

Mesudiye -Yeşilce Belediye Başkanı İ. Feyzi Ünal: “Yeşilce keşfedilmemiş bir cennet köşesi”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Ordu-Mesudiye ilçesine bağlı Yeşilce Beldesi önemli turizm merkezlerinden birisidir. Yeşilce Beldesi Mesudiye ilçe merkezine 12 km. uzaklıktadır. Yeşilce, 1998 yılında turizm merkezi ilan edilmiştir. Yeşilce gerçekten adeta yayla turizminde merkez ve örnek konumundadır. Dıştan bakıldığında adeta saklı bir cennet konumundadır. Yeşilce’nin konumu insanı büyülemektedir. Yeşilce Belediye Başkanlığımın ev çatılarının aynı renk boyama projesi gerçekleştiğinde, Yeşilce daha da güzelleşecek ve fotojenik bir durum alacaktır. Beldede tüm işler halk işbirliği ile imece usulü yapılmaktadır.

  Yeşlce’de turizmin gelişmesi için Mesudiye-Yeşlice karayolunun onarımının yapılarak asfalt yapılması gerekir. Yeşilce Belediye Başkanı İ. Feyzi Ünal’ın belde için var gücüyle çalışması ve beldeye sürekli kazanımlar kazındırması takdire şayandır. Ancak yaklaşık 5 yıldır beldede sağlık kuruluşu hizmeti olmasına rağmen yaklaşık 2.300 nüfuslu belde de sağlık personelinin olmayışı dikkat çekicidir. Yeşilce beldesinde ilkokul ve lise olmamasına rağmen Mesudiye Meslek Yüksek Okulunun bir bölümünün özelilikle turizm bölümünün burada bulunması beldenin turizm gelişmesine ayrı bir güzellik katmaktadır. Yeşilce Belediye Başkanı İ. Feyzi Ünal, “Yeşilce” konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;
 
                                                
                                                  Yeşilce Belediye Başkanı
                                                          İ. Feyzi Ünal
 

İmece anlayışı ve imece kültürü

  “Yeşilce adı gibi yeşil bir beldedir Yeşilce’nin bir başka özelliği de insanlarıdır. Hem doğası hem de insanları güzel olduğu için güzel bir beldedir. Yeşilce 1950’ler de kurulan bir belediye ve bugüne kadar Yeşilce için Yeşilce halkı bir şeyler yapmıştır. Biz buna halk arasında iş yapmaya imece diyoruz. İmece’yi tarif etmek için en önemli etkenler imece anlayışı ve imece kültürüdür. Burada en yaşlımız Lütfü amcadır. Beş dönem muhtarlık yaptı, uzun yıllar belediyelerde görev aldı. Bizi de çok yakinen bilir. Bu gördüğünüz Mesudiye Yeşilce arasındaki yol dahil kazma kürekle açılan bir yoldur. Daha sonra olanaklar ölçüsünde genişledi. Yeşilce’yi tarif etmek için öncelikle imece’yi ve insan faktörünü bilmek gerekir. Yeşilce herkesin bir işin ucundan tuttuğu bir işte katılımın olduğu bir yerdir.

 
 

                               

                                              Mesudiye-Yeşilce Beldesi
 
Türkiye’de olmayan bir yurt yaptık

   Biz Türkiye’de olmayan bir yurt yaptık. Halktan toplanan paralarla yapılan bu yurt 96 yataklı ve burada 130 öğrenci öğrenim görüyor. Diğer öğrencileri de evlerde barındırıyoruz. Mesudiye Yüksekokuluna bağlı turizm bölümü buradadır. Yeşilce’de ilkokul, ortaokul ve lise yok ama üniversitenin bölümü var. Biz insanlarımızın katkısıyla adı da imece olan bir otel yaptırdık. Belediye binasının önünde cami inşaatımız var. Biz Türkiye’de ilk defa cami yapıp, yıkan bir beldeyiz.  Bir çok yerde cami yıkılmaz ama burada yedi köyün otaklaşa kurduğu bir süt fabrikası yaptık. 562 üyesi vardı. Şu anda hayvancılık olmadığı için atıl durumdadır. Yeşilce’yi anlamak açısından Yeşilce insanları Yeşilce’yi unutmamışlardır. Ankara’ya İstanbul’a Almanya’ya gitmişler ama hiç bir zaman beldelerinden kopmamışlar ve hepsi üzerine düşeni yapmıştır. Şimdi Azmi Aksoy Kültür Merkezimiz var. Burası eskiden ortaokul olarak kullanılıyordu. Burasını da halk yaptı. Açıkçası bizim devletten çok alacağımız var.

 
                                              
                                        Yeşilce Belediye Başkanı Feyzi Ünal halkla
 

Devletten alacağımızı istiyoruz ve bunun için de uğraş veriyoruz

  Biz devletten alacağımızı istiyoruz ve bunun için de uğraş veriyoruz. Önümüzdeki süreçlerde de bunun takipçisi olacağız. Sağlık Ocağımız var. Doktor, ebe, hemşire hiç kimse yok. Sağlık Müdürü ile görüştük. Valiliğe yazı yazacağız. Sağlık personelimizi de kendimiz atayacağız. Öğrencilerimiz hasta olduğu zaman Mesudiye’de, Ordu’ya Belediye olarak biz götürüyoruz. Bu binaları bize verirlerse sağlık personelini sözleşmeli olarak biz atayacağız. Bunun da Türkiye’de reklamını yapacağız. Sosyal devlet eğitimine ve sağlığına sahip çıkmıyorsa,  bir belediyenin sağlık sorununu kendisinin nasıl çözdüğünü tüm dünyaya anlatacağız.

Yeşilce’de  5 yıldır sağlık personeli yok

  Burada 5 yıldır sağlık personeli yok. Belde nüfusumuzun kayıtlı 2.300 nüfusu vardır. Bu nüfus yazın 5.000-6.000 ‘i bulmaktadır. Şu anda insanlar Yeşilce’ye gelmeye başladı. Biz kendi sorunlarımızı kendimiz çözme noktasında kararlıyız. Arkamızda Yeşilce halkı var. Biz bu sağlık sorunu ile ilgili vali beye başvurduk, o da sağlık müdürüne talimat verdi. Sağlık müdürü de konuyla ilgileneceğini söyledi.

 
                                         
                                         Yeşilce Belediye Başkanı Feyzi Ünal
                                                          halkın içinde
 

Kurultayın fahri olarak başkanlığını Oktay Ekşi yürütmektedir

  1998 yılında bizim beldemiz Topçam Beldesiyle birlikte yaylalarımız turizm bölgesi ilan edildi. Bu ilanın en önemli faktörlerinden birisi de Mesudiye kurultayıdır. 1990 yılından itibaren her sene Mesudiye de ilçe kurultayı yapılır. Mesudiye kurultayı da ilk 1989 yılında başlayan Yeşilce şenliklerine endekslendi. Bugün Türkiye’de birçok yende şenlikler yapılıyorsa bunun ilk başlayanlarından biride Yeşilce’dir. Bu şenlikler 1989 yılında rahmetli başkanımız Sönmez Yılmaz zamanında başladı. İnsanları bir araya getirelim, dostluk pekişsin ve yaylalar arasında bir kaynaşma olsun diye başladı. Süreç içerisinde Mesudiye kurultayıyla birlikte Mesudiye’ye birçok kazanımlar oldu. Bu kurultayın fahri olarak başkanlığını Oktay Ekşi yürütmektedir. Oktay Bey Yeşilce yaylalarını çok sever, kendisinin girişimleriyle biz turizm bölgesi ilan edildik. Yeşilce’ye bağlı üç tane yaylamız var. Bunlar; Kızılağaç, Kıyıyurt ve Çukuralan yaylalarımızdır. Biz önünüzdeki süreçlerde yaylalarımızı, güzlelerimizi ve beldemiz Yeşilce’yi turizme kazandırmak istiyoruz. Bunun için önce yatak kapasitemiz artıracağız. Bu konuda temel ilkemiz sıcak su, temiz çarşaftır. Otelimizi yüksek okula beş yıllığına devrettik.Eski Jandarma Karakol binasını     Üniversiteye sosyal tesis kazandırma konusunu  Ordu Üniversitesi Rektörüyle görüşeceğiz.

 
                               
                                        Yeşilceli Güldürü ustası Sıtkı Ünal-
                                              Kemancı Nihat Şentürk
 
Herhangi bir olay olmadığı için beldemizden karakol kalktı

  Beldemizde istatistikî olarak herhangi bir olay olmadığı için beldemizden karakol kalktı.

 Bu durumda Yeşilce’nin güzelliklerinden bir tanesidir. İlçemizde olay olmaz, Şayet olursa bir büyük oturduğunuz yerde oturun diye söyler. Bu nedenle ilçemizde olay olmaz. Beldemizde bulunan tüm yapıların çatılarını projemiz gereği boyamak istiyor uz .Beldemizde kar fazla yağdığı için evlerin çatıları genellikle saçtır.Çatıları kiremit rengi olsun diye kırmızıya boyuyoruz.Bu  boyayı Yeşilceli ERKO Şirketler Grubunun Başkanı Yılmaz Korkmaz karşılıyor. Aldığımız bu boyayı halkımıza dağıtacağız ve halk da kendi evinin çatısını kendisi boyayacaktır. Başka iş adamlarımız başka şeyler yapıyorlar. İş adamımız Sıtkı Yılmaz abimiz Yaşlılar Evi, Park yaptırıyor. İşadamımız Ferruh Duman ise içme suyumuzu yaptırıyor. Nadir arkadaşımız ise otel yaptırıyor. Bizde herkes elinden geldiği kadar,  karınca kararınca herhangi bir işin ucundan tutuyor. Beldemize yardım yapan işadamlarımızın sayısını çoğaltmak mümkündür. Bizde anlayış önemlidir.

 
 
                               
                               Ünlü Haber Sunucusu Erhan Karadağ ve Yeşilceli
                                         Güldürü Ustası Sıtkı Ünal(74)
 
Avrupa Birliği Fonlarından yararlanmak istiyoruz

  Çok olan çok, az olan az veriyor. Herhangi bir ekonomik gücü olmayanda eline küreği alıp, toprak atıyor. Biz bu anlamda farklıyız. Avrupa Birliği Fonlarından yararlanmak istiyoruz. Bir beldede bizim kadar sivil toplum örgütü yoktur. Ankara, İstanbul’da, Yeşilyurt Mahallemizde üç tane sosyal yardımlaşma derneği, imece vakfımız vardır. Yöre Dansları Kültür Derneği, Kadınlar Derneğimiz vardır. Ayrıca kooperatifimiz vardır. Sivil toplum örgütleri olarak bizde olan örgütler bir ilçede dahi yoktur. Bizim her türlü örgütümüz vardır. Şimdi da konut yapı kooperatifi kuruyoruz.

 
                               
                                Yeşilce Belediye Başkanı İ.Feyzi Ünal Yeşilceli
                              Keman Ustası Nihat Şentürk’ten keman dinlerken
 
Yaylada ve beldemizde özgün mimariyi koruyoruz
  Önümüzdeki süreçte Yeşilce özgün dokusuna uygun evler yapacağız. Biz yaylada ve beldemizde özgün mimariyi koruyoruz. Betonarme yapılara izin vermiyoruz. Halkımız kendi kendini kontrol etmesinden dolayı buna riayet ediyor. Yaylarımızdaki evleri ağaçtan veya taştan yapıyoruz. Yeşilce’de Kültür ve Turizm Bakanlığı elamanları alan çalışması yaptılar ve Çavuşlu Caddesini Sokak iyileştirmesi için programa aldılar. Ancak tescilli proje zorunluluğu doğduğu için ve ilçemizde tarihi eser niteliği olmadığı için böyle bir projeye gerek yok dedik ve biz kendimiz yaparız dedik. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay Yeşilceyi çok iyi biliyor. Zannediyorum CHP’li belediye olmamızdan dolayı siyasi zorluklar nedeniyle biraz çekingen davranıyor. Bu vesileyle o mesajı da vermiş olalım. Türkiye’de ilk Köy Enstitülerinin bir geleneği vardır. 17 Nisanda Köy enstitülerinin kuruluş yıldönümünü kutlayacağız. Fikri Taştemel, Mahmut Kolukısa, Azmi Aksoy, Ahmet Yücel gibi döneme özgü bir bir köy çocuğu gidip, öğretmen olup, geliyor. Bu öğretmenler unutmayarak bu bölgenin aydınlanması ve çocukların okuması için bir kurs ve ders veriyorlar. O dönemde Türkiye’nin birçok yerinde kız çocukları okumazken, bizde 1925’li yıllarda kız çocukları okula gidiyor. Bu aydınlanmanın verdiği ışıkla, bu öğretmen ve astsubay olan çocuklar; kendi çocuklarını da doktor, mühendis ve benzeri her kademede Yeşilcelilerin aydınlanma anlamında ciddi bir kültür birikimleri vardır.

 
                              
                                    Yeşilce Beldesi  Yaşlılar Futbol Takımı 
 
Sakin, kendine göre şirin bir beldemiz vardır

  Biz bunu yansıtmak istiyoruz. Bizim sakin, kendine göre şirin bir beldemiz vardır. Biz burada kalan arkadaşlarımıza da istihdam yaratmak istiyoruz. Herkes elinden geldiğince kadar para pul veriyor ve katkı yapıyor. Bu pastayı büyütmek istiyoruz. Biz bir şeyler üretip satmak istiyoruz. Buradaki kadınlarımıza beceri kursları vermek istiyoruz. Gençlerimize sahip çıkmak istiyoruz. Beldemizde turizmin yanı sıra hayvancılığın gelişmesine de çalışıyoruz. Bununla ilgili projelerimiz vardır. Tarım İl Müdürlüğüne bununla ilgili proje sunduk. Biz beldemizi eğitimle, turizmle ve hayvancılıkla geliştirmek istiyoruz.

Ekonomik olarak daha özgürleştirmek istiyoruz

   Ekonomik olarak daha özgürleştirmek istiyoruz. Eğircesu, Bakacak dediğimiz bir yer vardır. Eğirce suya bir gölet yapabilirsek, turizmde Trabzon’daki Uzungöl’den daha çok pay sahibi olacağımıza inanıyoruz. Yeşilce halkına teşekkür ediyor ve şükranlarımızı sunuyoruz. Biz başarılı gözüküyoruz. Biz burada belediye yönetiminin çabalarıyla bir bütünüz. İki mahallemizin muhtarları her zaman yanımızdadır. Ankara, İstanbul Derneğimiz, sivil toplum örgütlerimiz, vakıflarımız, eğitim, kültür derneğimiz bunların hepsi yanımızdadır.

 
 
                              
                                      Yeşilce Belediyesi Meclis Üyeleri ve
                             Ünlü Televizyon Haber Sunucusu Erhan Karadağ 
 
Çok sık toplantı yapan topluluğuz

  Halkımız yanımızdadır. Biz çok sık toplantı yapan topluluğuz. Belediyemiz tarafından sinema-tiyatro-toplantı salonu yaptık. Toplantı odaları yaptırdık, belediyenin çehresini değiştirdik. Belde merkezini güzelleştirmek için şelale yapıyoruz. Herkesin rahatlıkla tatilini yapabileceği, huzur içinde yaşayabileceği bir belde istiyoruz. Ama insanlarımız yaşlıdır. Acil olarak ulaşım sorunumuz vardır. Mesudiye- Yeşilce arası 13 km.’dir. Kanalizasyon projesini yaptırdık. Etüdü yapıldı ve ihaleye çıkacağız. Yeşilce; ulaşım, kanalizasyon ve içme suyu gibi alt yapısı yapıldığı takdirde Ordu Havaalanından 1 saat 15 dakikada Çambaşı yolu üzerinden, Yeşilce’ye ulaşılabilecektir. Yaylarımıza 1 saatte ulaşılacaktır. Bunlar turizm açısından çok önemlidir. Bizim beldemizin sınırları içinde en yüksek tepe Eriço Tepesidir. Bu tepenin kuzey tarafına Yıldırım denilen bölgeye ileriki dönemlerde bir kayak tesisi düşünüyoruz. Bu belediyenin yapacağı bir iş değildir. Buna devlet destek olacaktır. Ya da bu dediğimiz olanaklar olduğunda bir iş adamımız gelip, oraya bir tesis yapacaktır.

 

                              

                                      Yeşilce Belediye Başkanı Feyzi Ünal
                                            Yüksek Okul öğrencileriyle
 
Yeşilce’nin keşfedilmesini istiyoruz

  Daha doğrusu biz Yeşilce’nin keşfedilmesini istiyoruz. İnsanlarıyla, doğasıyla, yemekleriyle, sıcakkanlığıyla yeşilce keşfedilmemiş bir cennet köşesidir. Bunu dünyanın tanımasını istiyoruz. Bulgaristan, Yunanistan, Almanya’dan kardeş belediyeler bulacağız. Avrupa Birliği fonlarından yararlanacağız. Kültürümüzü oralara taşıyarak dünyaya açılmak istiyoruz. Diğer bir projemiz ise 2023 Mesudiye Kurultayının projesidir.

Dünya Demokrasi Formunu Mesudiyede toplayacağız

   2023 yılında Cumhuriyetin 100. yılında Dünya Demokrasi Formunu Mesudiye’de toplayacağız. Buda 40 ülkenin Başbakan veya Cumhurbaşkanının Mesudiye’ye gelmesi demektir. Mesudiye Gelişme Vakfının Başkanıyım. Bu projeyi Mesudiye Gelişme Vakfı yürütecektir. Proje üç aşamalı olacak ve 2013 yılında Türkiye Demokrasi Formunu topluyoruz. 2017 yılında Avrasya Demokrasi Formunu topluyoruz. Bizim için bunlar bir deneyim olacaktır. Bunun için toplantı salonları, kalınacak yerler hazırlanacaktır. Bu proje birçok insan için hayal gibi geliyor. Görülsün önemli değildir. Karıncaya nereye gidiyorsun diye sormuşlar. Oda hacca gidiyorum demiş. Sen gidene kadar ölürsün demişler. Karınca da hiç olmasa yolda ölürüm demiş. Yeşilce’yi, Mesudiye’yi dünyaya tanıtmak için bir çabanın içerisindeyiz. Çok güzel şeyler olacaktır. Bu noktada devletin ve hükümetin ilgisini çekmek istiyoruz.

 
                               
                                      Yeşilce Belediye Başkanı İ.Feyzi Ünal
 
Belediyede particilik yapmıyoruz

  Biz belediyede particilik yapmıyoruz. Herkese eşit mesafedeyiz. Burası sosyal demokrat gelenekten gelen bir belediyedir. Ancak diğer belediyelere baktığımızda, hükümetin biraz daha politik davrandığını görüyoruz. Bizim burada sel oldu, kanalizasyonumuz gitti. Bir iki yerde de heyelan oldu. Biz para istedik. AK partili belediyelere gönderdiler, bize göndermediler. Bizde diyoruz ki canları sağ olsun,  hiç sorun değil. İnşaat mühendisiyim. Okulu Ankara’da bitirdim. Daha önce Sincan Belediyesinde başkan yardımcısı olarak görev yaptım ve oradan aday oldum. Yeşilce çok güzel bir beldedir. Yeşilce’yi daha geliştirmek için, rutinin dışına çıkalım diye buradan aday oldum. Daha önce belediyecilik tecrübemizde vardır. Yeşilce birçok şeyi hak ediyor. Geçtiğimiz beş yıl içerisinde Yeşilce’de rutinin dışında bir şey yapılmadı ve bir proje uygulanmadı.

 
                               
                                    Yeşilce Belediye Başkanı İ.Feyzi Ünal  
                                            halkın içinde horon oynarken
 
Avrupa liglerinde oynamak istiyoruz

   Geçmiş beş yılda halka beraber imza attığımız ciddi bir proje yoktur. Dolayısıyla bu Yeşilce halkında rahatsızlık yarattı. Biz tekrar iyi ciddi bir ekiple, bu işleri bilen bir ekiple iş başına geldik. Belediye meclis üyelerimizin her biri birbirinden farklı değişik alanlarda uzman arkadaşlarımızdır. Bunlar beraber bir faaliyet raporu içerisinde devam ediyoruz. Rutinin dışında Yeşilce’yi futbol tabiriyle süper lige çıkarmak istiyoruz, Avrupa liglerinde oynamak istiyoruz. Bunu da önümüzdeki süreçlerde yapacağız.

İstanbul-Sarıyer Belediyesi ile kardeş belediyeyiz

  3 Kasım 2009 tarihi itibariyle İstanbul-Sarıyer Belediyesi ile kardeş belediyeyiz. Ankara-Çankaya ve Yenimahalle Belediyelerine de başvurumuz vardır. Bu belediyelerle de kardeş belediye olacağız. Belediye başkanı halkın içinde olacak ve görevini halkla beraber yapacaktır. Başarı halkın içindedir. Yoksa tek başına hiç kimse bir şey değildir. Bireysel başarı yoktur. Bizim başarımız oradadır. Belediye başkanının ufku, vizyonu hayalleri olacaktır. Bir şey olmaz diye başladığınızda zaten olmaz. Belediye başkanı 50 yıl sonrayı görecektir. İmar planı yapıyoruz, elli yıl sonrayı düşünüyoruz.

 

                               

                                        İstanbul-Sarıyer Belediye Başkanı
                                       Şükrü Genç Yeşilce Yaylalarında
 
Hayvancılıkta, ahırları 50 yıl sene nereye koyacağımızı düşünüyoruz

  Hayvancılıkta, ahırları 50 yıl sene nereye koyacağımızı düşünüyoruz. Rutin, günü kurtaran bir belediye başkanı olsam kanalizasyona girmem. Yoksa her tarafı delik deşik edeceğiz, her taraf çamur olacak. Ama 50 yıl Yeşilce’de böyle bir sorun olmayacaktır. Biz günü kurtarmak istesek; iki ağaç, iki çiçek dikeriz. Ne kadar güzel oldu deriz, sonra sorun yerinde durur. Ankara-Yenimahalle Belediyesinden iki tane kamyon aldık. İstanbul-Şişli Belediyesinden bir taksi aldık. Sarıyer Belediyesi bir makam arabası verecek ve bu konudaki çalışmalar devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesinden bir minibüs, Konak belediyesinden bir çöp arabası alıyoruz. Böylece bizim makine parkımız da sadece greyder ve silindir eksikliği kalıyor. Gerek yurtiçi ve gerekse yurt dışından Makedonya ve Batum’dan da kardeş belediye olduğumuzda o belediyelerden de bir şeyler alırız.”

 

     

 

İnsana dair…

0

  Uzun bir aradan sonra yine buradayım, sizlerle… En son yazımda vefa üzerine konuşmuşken, vefasızlığı ben gösterdim sanırım…

  Malumunuzdur ki, insan ne kadar mucizevi bir varlıksa, ona sunulan ömür de bir o kadar sırlarla, karmaşalarla dolu. Hayatımızın Hiçbir anını önceden tasarlayamayız. Bu bizim selahiyetimiz dahilinde değil.
  Bilemediğimiz bir ezelde takdir edilip programlanmış, yine bilemediğimiz bir ebede doğru yol alırken payımıza sunulmuş her yaşanılan ilahi kalemden çıkmış olan kader ismiyle bildiklerimizden başka bişey değil.
  Zaman zaman neşelerimiz, hüzünlerimiz, yanılgılarımız, umutlarımız olmuştur. Çoğu zaman kendimiz başardık gafletine düşeriz üstelik. Ama işin aslı böyle değil dostlar. Neden bunlardan bahsediyorum derseniz, köşemizden ayrı geçirdiğim zaman zarfında oldukça ilginç bir o kadar da hüzünle yaşadığım hadiselere vakıf oldum.
  Kimi zaman hesapta olmayan talihsiz yanılgılar içine düştüm, kimi zaman mucizevi donatılarla yaratılmış biz insanların ne kadar basiretsiz, gönül gözü kör ve acımasız olabildiklerine tanık oldum. Hep ben merkeziyette yaşadıkça meğer ne kadar zavallılaştığımızı izledim.
  Elbette ki hayat kısacık bir ömürle sınırlandırılmış karşılığı ötelerde saklı olan bir imtihanlar yumağından ibaret. Bunu hepimiz biliriz. Sabrı öğreniriz en bariz şekilde. Direnmeyi, hoşgörünün deryasında herşeye gülümseyebilmeyi, yine herşey güzel diyerek şükredebilmeyi, şükrün ödülü olan daha güçlü bir yüreğe sahip olabilmeyi öğrenir insan. Her yaşanılanılanın payımıza ayrılan azıklarımızdan ibaret olduğunu anlarız. Ne mutlu anlayabilene tabiki…
  Hayat dediğimiz şey elbette kolay değil. Bunu daha da zorlaştıran biz insanların bencilce tutumları, ihtirasları, kadirşinaslıktan uzaklaşmaları değil midir?  Bitmesi kati olan dünya nimetleri uğruna nasılda birbirini kırıp geçirebiliyor insan dediğimiz bizler. Yıllarını paylaşmış nice örnek gösterilebilecek dostluklar vardır hepimizin hayatında. İmreniriz, sevdiklerimize anlatırız gıpta ettiğimiz örnekler olarak. Böylesine imrenilecek dostlukların bi çırpıda, acımasızca hem de basit hiçler uğruna nasıl tarumar olduklarına tanık oldum… Vefa neydi?.. Sadakat ne demekti?.. Sevgi nereye kadardı?.. Neler oluyordu insanlara. Bu acımasızlık niyeydi?..
  Harcanmış bir “dün” den, içinde bulunduğumuz “zaman” dan ve görüp göremeyeceğimizi bile bilemediğimiz “yarın” dan ibaret olan ömrümüz bekaya taşıyacağımız güzelliklerden, iyiliklerden, hoşluklardan ibaret kalsa ne kaybederiz.. Neyi alıp veremiyoruz. Neyi paylaşamıyoruz da yıkıyoruz herşeyi. Ne mahsun gönülleri kırıp döküyoruz da bir damla yaş dökemiyoruz gözlerden vicdan eseri olarak!.. Yılların paylaşımıyla kazandığımız değerleri bi çırpıda harcayabiliyoruz da içimiz ürpermiyor.. Ey yaratılışından mükemmel olan varlık! Ey eşref-i mahlukat olan canlı!.. Neler oluyor bize?….
  Silkelen ve kendine gel. Başka bir dünya yok. Başka bir fırsat yok. Dünler geçsin varsın, yarınları filiz filiz yeşertip güzellikler alemine dönüştürecek tohumları ekelim bu andan itibaren. Sahip olduğumuz tek şey yaşadığımız şu andır sadece… Sonsuzluk aleminde dizlerimize vurup dövüneceğimiz şeyler olmasın ömür sayfamızda. Kırmayalım, bütünleştirelim, yıkmayalım, tamir edelim, üzmeyelim, sevindirelim, korkutmayalım, ümitlendirelim… “Bir namazlık saltanatın olacak taht misali şu musalla taşında” dediği gibi üstadın, şu kısacık konuklukta gönüllerde bir ah değil, sultanlık kazanalım..Aynada ki yüzümüze tebessümle bakabilelim, kırılan bir gönlün lekesi olmasın üzerinde baktığımızda suretimize…. Ta öteleri düşünelim, bizi nelerin beklediğini bilemediğimiz öteleri……..
  Selam ve sevgi ile..

 

 

 

Körüklü Ordu çizmesi

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Karadeniz Bölgesinde sadece Ordu il merkezinde; Körüklü Çizme İmalatçısı Türkay Yavaş tarafından yapılan körüklü çizmeye özellikle gençler özel ilgi gösteriyorlar. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün giydiği Acaska ve körüklü çizmeleri günümüzde Karadeniz Bölgesinde Ordu il merkezinde ayakkabı ustası Türkay Yavaş tarafından yapılmaktadır. Yaklaşık 10 günde yapılan ve bir çifti yaklaşık 40-450 TL’ye satılan çizmelere özellikle gençlerin daha çok ilgi gösterildiği öğrenildi.

 
                                                  
                                                     Ordu’lu ayakkabıcı ustası
                                       Türkay Yavaş’ın yaptığı  körüklü çizmeler

Türk Halk Müziğinde Mesudiyeli genç yetenek Mert Mahir Beceren

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Ordu-Mesudiye’li, İstanbul Bilgi Üniversitesi 1. Sınıf öğrencisi Mert Mahir Beceren(21)  Türk Halk Müziğine küçük yaşlarda ve saz çalmaya ise ortaokul yaşlarında başlamış. Ortaokul öğrenimi sırasında belediyenin açmış olduğu  saz kursuna katılan, Mert Mahir Beceren  günümüzde ise daha iyi bir Türk Halk Müziği eğitimi alabilmek için Ünlü Türk Halk Müziği Sanatçısı ve ozanı Arif Sağ Müzik Okulunda da 5 aylık bir eğitim görmüş.

 

                                

                                    Ordu-Mesudiye-Yeşilce Belediye Başkanı
                                       İ. Feyzi Ünal ve Mert Mahir Beceren
 
  Daha sonra ise Türk Halk Müziği dalında kendini geliştirmek amacıyla; sanatçıları izlemiş, nasıl söylediklerini,  parmaklarını bağlamada nasıl kullandıklarını, kulağını nasıl geliştireceğini, saz çalan kişileri gözlemleyerek öğrenmiş. Türk Halk Müziğinde saz ve sözünde olumlu tepkiler aldığını söyleyen Türk Halk Müziği dalında geleceği parlak olan Mesudiyeli genç yetenek Mert Mahir Beceren, “İnsanlardan bugüne kadar hep olumlu tepkiler aldım ve buda azmimin daha da artmasına sebep oldu.” diyor. 

İlkokul ve lise olmayan Yeşilce Beldesinde yüksek okul var

0

Haber: İlker ÇAKAN 

  Ordu’nun deniz sahilinden en uzak ilçelerinden birisi Mesudiye ilçesidir. Mesudiye ilçesine bağlı ve ilçe merkezine 12 km. uzaklıktaki Yeşilce Beldesinde Ordu Üniversitesine bağlı Mesudiye Yüksek Okulunun Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü bulunmaktadır. Yeşilce Beldesinde ilkokul ve lise yoktur. Meslek Yüksek Okulunun Yeşilce Beldesindeki hizmet binasında; 62 erkek ve 70 kız olmak üzere toplam 132 öğrenci eğitim ve öğretim görmektedir. Yeşilce Beldesindeki Yüksek Okulda Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümünden başka Muhasebe ve Ağırlama Hizmetleri bölümleri bulunmaktadır.
 
                                 
                                     Mesudiye-Yeşilce Beldesinde hizmet veren
                                                     Yüksek Okul  binası
 

  Ağırlama Hizmetleri Bölümünde; 7 kız, 10 erkek olmak üzere toplam 17 öğrenci, Muhasebe Bölümünde; 26 kız, 15 erkek olmak üzere toplam 41 öğrenci, Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümünde; 37 kız, 37 erkek olmak üzere toplam 74 öğrenci eğitim görmektedir. Yeşilce Beldesinde ayrıca 10 yatak kapasiteli Uygulama Oteli bulunmaktadır. 12.09.2002 tarihinde Ondokuz Mayıs Üniversitesine bağlı olarak eğitim-öğretime başlayan Mesudiye Meslek Yüksekokulu, 01.03.2006 tarihi itibariyle Ordu Üniversitesine bağlanmıştır.

 
                               
                                    Mesudiye-Yeşilce Beldesinde bulunan
                            Yüksek Okulda eğitim-öğretim gören öğrenciler
 

Mesudiye Kaymakamı Rıza Gençoğlu: “Mesudiye’nin turizm yönünden geleceği parlak”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Ordu iline bağlı Mesudiye ilçesi, Ordu’nun deniz sahilinden en uzak ilçelerinden birisidir. Ordu-Mesudiye arasında ulaşım; toplu taşıma araçlarıyla yaklaşık 3 saat, binek araçlarıyla ise 2 saat 15 dakika sürmektedir. Mesudiye ilçesinin turizm yönünden geleceği parlaktır. İlçe merkezinden geçecek olan ve yapımı devam eden, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan Dereyolu’nun faaliyete geçmesiyle birlikte Mesudiye özellikle turizm yönünden hızlı bir gelişme sürecine girecektir. Mesudiye Kaymakamı Rıza Gençoğlu görevine bağlı ve çalışkan kaymakamlarımızdan birisidir. Mesudiye Kaymakamı Rıza Gençoğlu, “Mesudiye” konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

 

                                 
                                                                Mesudiye  
    
Ordu-Mesudiye arsındaki ulaşım yaklaşık bir saate inecektir

  “Mesudiye’nin en önemli sorunu ve özelliği, il merkezine oldukça uzak bir ilçe oluşudur. Ordu-Mesudiye arası binek araçlarıyla ulaşım yaklaşık 2 saat 15 dakika, toplu taşıma araçları ile ise ulaşım yaklaşık 3 saat sürmektedir. Dereyolu olarak bilinen ve Akdeniz-Karadeniz yolu olarak isimlendirdiğimiz Hükümet programına alınan yeniz yolumuzun inşaat programı devam etmektedir. Yaklaşık üç yıllık bir süre içerisinde faaliyete geçmesi düşünülen bu yolun faaliyete geçmesiyle birlikte Ordu-Mesudiye arsındaki ulaşım yaklaşık bir saate inecektir.

 
                                                   
                                                  Ordu-Mesudiye Kaymakamı
                                                              Rıza Gençoğlu
 
  İlçenin ulaşım sorunu  böylece çözüldükten sonra Mesudiye’nin kendi halinde gelişeceğini düşünüyorum. Köylere Hizmet Götürme Birliği vasıtasıyla ilçemize bağlı köylerin yol ve su sorunların çözüyoruz ve buna yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Yüksek Planlama Kurulu tarafından Ordu iline ayrılan 15 trilyonluk ödenekten, 1.2 trilyonluk ödenek ilçemize ayrıldı. Ordu’nun çok ilçesi olduğu, bu nedenle geniş bir yüzölçümü olması nedeniyle dikkate edilirse ilçemize ayrılan bu ödenek iyi bir ödenektir. Bu ödeneklerle içme suyu ve stabilize ve asfalt yol yapımı çalışmaların yürüteceğiz. Mesudiye ilçemizde 2009 yılında KÖYDES kapsamında yaptığımız çalışmalar şunlardır;

1-Beyağaç köy yolu sanat yapıları yapım işi.

2-Beyağaç köy yolu 4,5 km stabilize kaplama yapım işi.

3-Beyseki köy yoluna 5 adet sanat yapıları yapım işi.

4-Hamzalı- Güzelce Grup yolu 3 adet menfez yapım işi.

5-Darıcabaşı köy yoluna 3 adet sanat yapısı yapım işi.

6-Yardere köy yoluna 1 adet menfez, 3 adet duvar sanat yapısı yapım işi.

7-Karacaören Grup yoluna 1 adet menfez, 2 adet duvar sanat yapısı yapım işi.

8-Yeşilçit-Musalı Grup yoluna 1 adet menfez.

9-Güzelce köyü içme suyu yapım onarım işi.

10-Yağmurlar köyü- Gölyanı Mah. içmesuyu yapım işi.

11-Kale Beyseki 7 km. stabilize kaplama.

12-Kale Beyseki ek sanat yapıları.

13-Beyağaç-Zile-Çambaşı 9.5 km. ve sanat yapıları.

14-Çukuralan duvar.

15-Türkköyü içmesuyu.

16-Güzle-S.Deresi-Bekiş-Yardere-Hamzalı büzler.

17-Abdili içmesuyu.

18-Arpaalan köy yolu sanat yapıları.

19-Karacaören köy yolu genişletme.

20-Pınarlı menfezler ödemesi.

 

                                                 
                                              Mesudiye Kaymakamı Rıza Gençoğlu
                                                    kivi üretimi incelemesinde
 
İlçemizin gelişmesi için, en önemli ve gelecek vaat eden sektörlerden olan turizm sektörünü ön görüyoruz. Bu nedenle Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay Ordulu olduğu için ve kendisi Mesudiye’yi bildiği için buralar kendisinin takibinde olan bir konudur. Sayın Valimiz Orhan Düzgün’ün önceki görevi Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü olduğu için bu konuları bizlerden daha iyi biliyor ve takip ediyor. İlçemizde bulunan tarihi kilisenin restorasyonunu Köylere Hizmet Götürme Birliği önümüzdeki günlerde gerçekleştirecektir. Bu kilisenin en önemli özelliği ahşap bir yapıya sahip olmasıdır. Restorasyonu bu özelliğe uygun şekilde yaptıracağız. Türkiye’de bu kilisenin başka bir örneği yoktur. Restorasyondan sonra burayı kültür merkezi ve toplantı mekanı olarak kullanacağız. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile beraber bunların yönlendirme çalışmalarını yürüteceğiz.
 
                                   
                                        Mesudiye Kaymakamı Rıza Gençoğlu
                                               Pınarlı Köyünde öğrencilerle
 

Avrupa Birliği Koordinasyon merkezi var

  Vatandaşlarımızla ilgili projeleri bizden önceki arkadaşlarımızın yürüttüğü gibi bizde yürütüyoruz. Bu nedenle SYD Vakfından iş kurma amacında olan vatandaşlarımıza proje karşılığında yardımcı oluyoruz. El sanatları, yeme-içme, dikiş-nakış, arıcılık, hayvancılıkla ilgili projeler imiz gerçekleşti. Sayın valimizin talimatlarıyla ilimizde Avrupa Birliği Koordinasyon merkezi var ve bu merkezin ilçe birimleride kuruldu. Bu projenin ilçe temsilciliğini gerekli formasyonu uygun olduğu için eşim yürütüyor. Kendisi ilçemizle kadın sivil toplum kuruluşları ve kültür ve sanat konularıyla ilgili birkaç proje üzerinde çalışıyor. Bur projelerin uygun görülmesiyle birlikte ilçemize belirli bir kaynak geleceğini tahmin ediyoruz. Mülki idare amirliğinde başarı herkese göre değişir. Halk kendisini sorunların dinleyen, elinden geldiğince bu sorunlara çözüm getirebilen, ancak her sorunu kaymakamlık makamında çözümlendirilmesi anlamında sonlandırılması mümkün değildir. Fakat vatandaş sorunun çözümlendirilmesinin mümkün olmadığın bildiği halde son bir umut olarak bizlerle gelip görüşebiliyorlar.

 

                                        

                                     Mesudiye Kaymakamı Rıza Gençoğlu
                                                    Yeveli Köyünde
 
Mesudiye’nin turizm yönünden geleceği parlaktır

  Ama o sorununa çözüm bulamasak da kendileriyle görüşüyoruz, fizik olarak görüşememekte vatandaş kendi sorunun bize intikal ettiğini bildiği zaman, idarecisini kendisine yakın olarak görebiliyor. Büyük il ve ilçelerimizde kaymakam ve valinin vatandaşla her dakika görüşmesi mümkün değildir. Halkın sorunlarıyla dertlenen, evinde de bu sorunlara nasıl çözüm bulabilirim diye düşünen idareci daha başarılı olur diye düşünüyorum. Dereyolu yapımı bittiği zaman buranın yeşilliği ile tarihi eserleri turizmin hizmetine açılırsa ilçenin geleceği parlak olur diyebiliriz. İlçemiz yayla turizmi açısından da değerlendirilebilir. Mesudiye’nin turizm yönünden geleceği parlaktır. Mesudiye- Yeşilce’ de Ankara- Beypazarı’da bulunan evleri hatırlatan evlerimiz vardır. Topçam Barajının ilçemize katkıları olacaktır. Ordu’da turizm ile yapılan toplantılarda konuların çoğu Mesudiye ile ilgilidir. Bu nedenle Mecidiye’nin turizm yönünden geleceğini parlak olduğunu düşünebiliriz.”

 
                                 
                                       Mesudiye Belediyesi önünde sergilenen
                                    Osmanlı Devleti döneminden kalma tarihi top
 
 
 
                               T.C. MESUDİYE KAYMAKAMLIĞI WEB SİTESİ
                            http://mesudiye.gov.tr/yeni/index.php? option=com_
                                  frontpage&Itemid=1&limit=3&limitstart=3
 
                                      Mesudiye Kaymakamı Rıza Gençoğlu:
                                 “Mesudiye’nin turizm yönünden geleceği parlak”
 
 
                                     MESVAK MESUDİYELİLER BİRLİĞİ
                                          HİZMET VAKFI WEB SİTESİ
                                                 http://mesvak.org.tr/
 
                                          Habergünebakış için İlker ÇAKAN’ın
                                            Kaymakamımız ile yaptığı röportaj.
 

Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve bilgi-bilinç sorunu

0

Sınav bir bilinç ve tercih olgusudur
  Üniversitede okuma isteği bir şekilde ne istediğini bilme veya neyi istemediğini bilme sürecidir. Başka bir ifade ile kişinin kendi gelecek ile ilgili yol haritasını çizebilme bilincidir. Herkesin üniversite okuma hakkı var ancak üniversiteyi okuyabilecek bilgi ve yeterliliğe sahip olmak gerekir. Hak etme ancak bilginin uygun teknikler ile ölçülmesi ile belirlenir.
Ancak ne yazık ki mevcut eğitim sistemi bu olanağı gençliğe kazandıramamaktadır. Üniversite sınavını kazanarak üniversiteye gelen gençlerde gördüğümüz birçok eksiklik orta öğretimin üniversite okuyacak nitelikte donanımlı bir gençlik yetiştirmediğidir.
Uzun amandır sınavları ve sonrasını izliyorum. Edindiğim izlenim her yıl milyonları ilgilendiren bu sınav bilgi edinmeden çok sınav kazanmaya endekslenmiştir.  

Eğitimin amacı öğrenmekten çok sınav kazandırmak oldu
  Yükseköğretimle birlikte 18 milyona yakın öğrenci sınav maratonları içinde bir sınavdan diğerine koşuyorlar. Orta öğretimde SBS için üç adet, üniversiteye girişte iki sınav, fakülte sonrası KPSS ve diğer ara sınavları derken kişinin hayatının sınava endekslendiği görülüyor. Üniversite sınavını kazanan gençlerin büyük çoğunluğu zamanlarını ilköğretimden lise son sınıfa kadar 7-8 yıl süresince okul ile dershane arasında geçirmektedirler. Bir bütün olarak ortaöğretim okulları arasındaki rekabet de bu süreci tetiklemektedir. Maalesef biz anne ve babalar da bu yarışta çocuklardan daha erken pozisyon alarak çocuklarımızı sınavı kazandırmaya teşvik etmekteyiz. 
  Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafında yapılan bir araştırmada “Üniversiteye giriş sistemiyle ilgili yurttaşların yüzde 82,4’ü sınav sisteminin, öğrencileri yeteneklerine uygun mesleklere yerleştirmediğine inanıyor”. Aynı çalışmada lise ve üzeri eğitimli bireyler arasında yapılan araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 82,6 üniversite giriş sisteminin ”Dershanelere gitmeyi ya da özel ders almayı zorunlu kıldığını” düşünüyorlar. Dershane sorunu aileler için ciddi bir maddi sorun, öğrenciler için ise başka bir sorun. Bir başka araştırmaya göre de dershaneye giden öğrencilerin % 62’si gelecekleri konusunda kaygı duymaktadırlar.    Ülkemizde milyonlarca öğrenci her gün okul, dershane arasında ezbere dayalı ve sonuçta test esaslı sınavı başarma eksenine sıkıştırılmış durumdadır. Gördüğüm öğrencilerin artık ezbercilik ve test çözme yorgunu oldukları yönündedir. Artık YGS ve bir sonraki sınav LYS zorunlu bir yarış olmanın ötesinde bir anlam ifade etmiyor. Eğitim öğrenmek, düşünmek ve öğrendiğini hayatına uyarlamak.
  Gençliğin kendisini geliştirecek veya ve beynini besleyecek, okuma, sanat ve diğer kültürel etkinliklerden uzaklaştığı görülüyor. Çok haklı olarak çocukların kitap okuma, sanatsal etkinlikleri izleme zamanı ve isteği olmamaktadır. İstese de yarıştan koparım korkusu ve kaygısı yakasını bırakmıyor.  
Sınavı kazanma kaygısı öğrencilerin kendilerini geliştirmesine olanak tanımıyor
  Sınava girmek bir sorun, sınavı kazanıp bir üniversiteden mezun olup işsiz kalmak bir başka sorun. Ülkemizdeki işsizler ordusunun en yüksek dilimini yüksek okul mezunları oluşturduğu düşünülürse sorunun büyüklüğü daha iyi anlaşılır. Arzu edilen ve gelişmiş bir ülkede olması gereken üniversite eğitimi alacak düzeyde lise eğitimin verilmesi, diğerlerinin de meslek eğitimine yönlendirilmesidir. Meslek eğitimi alanlar da ülkenin ara eleman ihtiyacını karşılasınlar. Ne yazık ki ülkemiz halen bu sorunu çözemedi ve uzun zamandır bu konu ciddi bir ayrışma konusu olmuştur. Ülkemiz üniversiteye nitelikli öğrenci kazandıran lise ile meslek edinme becerisi kazanacak meslek okulları ayrımını ve niteliklerini netleştiremedi. Hal böyle olunca herkes aynı eksende iş bulma umuduyla üniversite kapısına yönlendiriyor. Ancak ne lise ne de üniversite eğitimi nitelikli insan yetiştirme ortamından uzak durumdadır.
Bilinç sağlayamadık
  Eğitimin en önemli amacı kişide farkına varılabilirlik sağlamaktır. Sınava giren gençlerde gördüğüm genel eğilim çok fazla farkına varılabilirliğin gelişmediği yönündedir. Çok sınırlı sayıda genç öğrencide bu durumu gözlüyoruz. Üniversiteye gelen sınırlı sayıda bilinci gelişmiş olanlar da bir süre sonra sistemi ve üniversiteyi sorguladığı için sürecin dışına itiliyor geriye çok az insan ülke için toplum için yeni bir şey söylüyor veya yapıyor.
Öğrencilerimize eğitim becerisi kazandıramadık
  Sık sık ülkemizdeki eğim becerileri gündeme getirilir. Ancak neden öğrencilerimizin el becerileri gelişmiyor sorusu cevapsız kalıyor. Modern eğim yöntemlerinde çocukların doğalarına uygun olarak oynayarak, yaparak geliştiklerini biliyoruz.
  Kişinin eli ile doğadaki nesnelere dokunması onun hissetmesi beyinde olgunun kalıcılığını sağlamaktadır. Yaparak öğrenme becerisi fen bilimleri alanındaki “gözlem-deney-kuram” ilişkisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda çağdaş eğitim tekniği ve felsefesi “Duyulan unutulur, görülen anımsanır, yapılan anlaşılır” özdeyişine uygun olarak, bilfiil yaparak öğrenmeyi ve öğretmeyi benimsemektedir. Bilim dünyasının bugünlerde önemsediği modeli ülkemiz Köy Enstitüleri ile yaşamış ve pratiğini Anadolu’nun eğitimsiz köylerindeki insanlara öğretmiştir. Eğitim modelinin temeli ezber bilgiden çok, kişiye yaşama dönük beceriler kazandırmalıdır.
Köy Enstitüleri eğitimi yaparak öğrenme ile düşünmeyi sağlıyordu
  Ülkemiz için kaçırılmış olan bu eğitim modeli bir dönemde ülkemizde eğitimin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. En önemli özelliği eğitimin yaparak öğrenmesi ilkesine dayanıyordu. Yeni yeni üniversitelere önerilen yaparak öğrenme modeli bu esaslara dayanmaktadır. Öğrencilerin kendi okullarını kendilerinin yapmasıdır. Öğrenciler öğrendikleri marangozluk, sıvacılık, duvarcılık bilgisi ile gittikleri yerlerde okul, köy evi diğer gereksinim duyulan binalar yapılmıştır. Yaparak öğrenme eğitim sistemi ile eğitilen kişilerin özgüvenle üretim ve eğitim yaptığı biliniyor. Eğitim sisteminin kişiyi geliştirdiği ve yaratıcılığı artırdığı biliniyor. Mark Twain, “Eğitim kafayı geliştirmek içindir, belleği bilgiyle doldurmak için değil” diyor.   Köy Enstitüsü eğitim sistemi Mark Twain’in ifadesine uygun olarak eğitim kişiyi ezbercilikten uzak, tamamen kişiyi geliştirmektedir. Hint düşünürü Krişnamurti de, “Gerçek eğitim, insana düşünmeyi öğretir” diyor. Düşünmeyi öğrenmek ancak yaparak, doğru ve yanlışı algılaması ile ola
  Umarım ülkemiz bunca sorununu yine tek çıkış yolu olan yüksek eğitim kalitesi ile aşar.
Gençlik önemli enerjisi doğru değerlendirilmelidir
  Ne aradığını bilen, değerleri gelişmiş bir gençlik bir ülkenin yeraltı zenginliklerinde daha da önemlidir. Ülkemiz eğitim sistemi ne yazık ki çok sayıda sıradan insan yetiştirmektedir. Birçok öğrenciye ne okumak istersiniz diye sorulduğunda adeta öyle alanlar sayıyorlar ki bir başka ifade ile “yeter ki üniversiteyi kazanayım ne olursa okurum” diyorlar. Diğer bir şekilde geleceğini nasıl şekillendireceğini bilmeyen bir gençlik yetiştiriyoruz. Sıradan insandan çok talep eden, o uğurda çaba sarf eden bilinci gelişmiş, analiz ve sentez edebilen insan yetiştirmeliyiz. Şikâyet eden değil, iş yapan, üreten bir nesil yetiştirmeliyiz. Bugünkü sınava endeksli ve iş bulmaya yönlendirilmiş eğitim sistemi, korkum odur ki ülkemize faydalı olmayacaktır. Unutmayalım ki sınavı kazanan çok ancak onlarca yıldır sorun hep aynı. Şikâyet aynı. BİRŞEYLER DEĞİŞMELİ! Ancak nasıl?
Eğitimcilere uyarı görevi düşüyor
  Mevcut hali ile okul-dershane arasında ezbere ve sınava kazanmaya dayalı sistem uzun zamandır gençliğin enerjisini tükettiğini ve ülkemize zarar verdiğini düşünüyorum ve kaygılanıyorum. Kendini anlamayan bir gençlik geleceğin düşün, bilim ve sanat insanlarını bağrından çıkaramaz. Sınırlı sayıda iyi yetişen genç de beyin göçü ile dışarıya gitmektedir. Ülkemiz tez elden bu gerçeği görmeli ve kendinse insanlığa yaralı nesiller yetiştirmenin yolunu araştırmalıdır. Geçmişte Köy Enstitüleri ile kazandığımız fırsatı kendi ellerimizle kaçırmışız. Mevlana’nın ifadesi ile “Şimdi yeni söz söyleme zamanı”. 
Ülkemiz eğitim bilimcileri, psikologlar ve diğer ilgili uzmanların konuyu bütünsellik içinde işlemleri ve üst yöneticilere çözüm önerilerini bekliyorum. Bu hali ile ülkemize nitelikli insan yetiştiremediğimizi görüyorum. Sanırım okumuş, aydınlanmış, sorumluluk sahibi her birimizin bu durumu görüp uyarması bir zorunluluktur.
Yeni bir anlayışa ihtiyaç var
  Ağır ekonomik ve sosyal sorunların yaşandığı günümüzde acaba ülkemizde “Doğunun Rönesans’ı” denilen Köy Enstitüleri kapatılmasaydı bugün durum nasıl olurdu? Bir bütün olarak insan ve doğayı  merkeze alan eğitim ile kırsaldan başlayarak ülkenin tamamını nitelikli eğitmeyi düşünen sistem ile ülkemizin okur-yazarı düzeyini % 100 düzeyine çıkarsaydı sonuç ne olurdu? Eğer Köy Enstitüleri geçmişin iç ve dış koşullarına yenik düşürülmeseydi, ülkemiz farklı bir yerde olur muydu? Eğer ülkemiz köylü kentli demeden tüm insanı Köy Enstitülerinin de yarımı ile her yönü ile becerileri gelişmiş bir şekilde eğitebilseydi, bugün 1.6 milyon gencimiz iş umudu ile üniversite kapısına dayanır mıydı?  Herhalde insanımız daha bilgili, birey olma bilinci gelişmiş, yurttaş olarak ülkesinin daha iyi yaşam koşullarına sahip olması için çabalıyor olacaktı. Muhtemeldir ki insanımız durumu idare eden değil, daha aktif yurttaş olarak hayatın her alanından kendisinin de sorumluluğunu ve katkısının olduğu bilinci ile hareket edecekti.

Mataracı Kömür Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Mataracı: Halkımıza ucuz ve kaliteli kömür”

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Türkiye’de birçok şubesi bulunan Mataracı Kömür Ltd. Şti. Amasya şubesini de hizmete açtı. Açılışa; MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Amasya Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Mahmut Demir, Amasya MHP İl Başkanı Fatih Çoşan, MHP Merkez İlçe Başkanı Erhan Demir ve kalabalık bir halk topluluğu katıldı. Mataracı Kömürün Amasya Şubesinin açılışı nedeniyle bir açıklama yapan Mataracı Kömür Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Mataracı şunları söyledi;

  “Amasya Organize Sanayi Bölgesinde ithal kömür pazarlamasına 2002 yılında yatırım yaparak başladık.2006 yılında pazarlama çerçevesini genişleterek Trabzon il merkezinde şubemizi açtık. Amasya il merkezinde açmış olduğumuz ofisimizde, Amasya’lı vatandaşlarımıza toptan fiyatına kömür pazarlamayı düşünmekteyiz. Amasya’ya ucuz ve kaliteli kömürü ulaştırmak hedefindeyiz.” Mataracı Kömürün açılışı nedeniyle dağıttığı hediyeli çantalar Amasya halkının yoğun ilgisini çekti ve halk bu çantadan alabilmek için adeta birbiriyle yarıştı. Halktan ezilme tehlikesi geçirenlerde oldu.

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal: “Türkiye bir bütündür”

0

Haber: İlker ÇAKAN

  Türkiye Kamu Çalışanları Amasya Şubesince Amasya Lisesi konferans salonunda düzenlenen konferansta  konuşmacı olarak katılan Antalya Milletvekili Mehmet Günal, “Ne açılma, ne bölünme, bir bütündür Türkiye” konulu bir konferans verdi.

  MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal  konuşmasında Türkiye’nin siyasi ve ekonomik yönden çok önemli bir süreçten geçtiğini ve bunun üzerinde önemle durulması gerektiğini vurguladı. Konferansa; Türkiye Kamu Çalışanları Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi, TURKAV Genel Sekreteri Mehmet Topal Gökseli, TURKAV Genel Başkan Yardımcısı Naci Kayın, MHP Amasya İl Başkanı Fatih Coşan, Amasya Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Mahmut Demir ve davetliler katıldı.

 
                             
                          MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal konferansı

Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı: “Bafra her zaman tarihe damgasını vurmuştur”

0

Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN

  Bafra, Samsun ilinin ekonomik ve sosyal, nüfus yönünden en büyük ilçelerinden birisi olup, Kızılırmak Nehrinin Karadeniz’e döküldüğü yerde geniş Kızılırmak deltası üzerinde kurulmuştur. Bafra’nın merkez nüfusu 90.000 olup,  köyler ve beldelerle beraber 170.000’e varan önemli bir nüfusu bünyesinde barındırmaktadır. Türkiye’nin özelliklede Karadeniz Bölgesinin tarım ambarıdır. İlçede yaz kış her türlü tarım ve hayvancılık yapılmaktadır. Ülkemizin en büyük hidroelektrik santrallerinin bulunduğu ve Kızılırmak üzerinde kurulan Altınkaya ve Derbent Barajları Bafra coğrafyasında bulunmaktadır. Türkiye genelindeki 448 kuş çeşidinin 347′ sini bünyesinde barındıran Bafra Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti ve Kızılırmak Deltası görülmeye değer doğa harikası yerlerimizdendir.

  Bafra zamanda Türkiye’deki dört önemli tütün diyarından birisidir İlçede gıda sektörü sanayisi gelişmiştir. Şu anda gıda sektöründe 12 fabrika faal olarak çalışmaktadır. Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı ilçenin ekonomik, sosyal ve turizm yönünden gelişmesi için önemli projelere imza atmıştır.

 Kaymakam Ayhan Boyacı’nın yaptırdığı; mandacılık, turizm projesi, saanen keçi  organik tarım,arıcılık. gıda sanayi, yat limanı projeleri Bafra’nın ve ülkemizin ufkunu açacak önemli projelerdir. Bu projeler hayata geçtiği takdirde Bafra; Karadeniz Bölgesinin ve ülkemizin yıldızı olacaktır. Bafra’nın ve dolayısıyla ülkemizin ekonomik yönden kalkınması için böyle güzel ve tarihe damgasını vuracak projeler hazırlayan Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı’yı candan tebrik ediyor ve başarılar diliyorum. Çalışkan, Bafra’nın ve ülkemizin kalkınması için gönlünü veren gönül ve devlet adamı Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı, “Bafra” konulu yaptığım röportajda şunları söyledi;

 
                                              
                                            Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı
 
Bafra, tarım ve hayvancılığa çok katkıları olan bir yöredir

  “Bafra ilçemiz asırlar evvelden günümüze tarımcılıkla geçimini sağlamış, tarım ve hayvancılığa çok katkıları olan bir yöredir. Birkaç asır öncesine dayanan tütün üretimi işletmeciliği tütün mamulleri ile Bafra; Türkiye’deki dört önemli tütün diyarından birisidir. Ama son yıllarda tütünden bir uzaklaşma görülüp, tarım daha kapsamlı ve yaygın şekilde yapılmaktadır. Ana gelir kaynağımız tarımdır. Bafra tarım ürünleriyle, yaz ve kış sebzeleriyle geçimini sağlayan, büyük bir değer oluşturan Bafra; Samsun değil tüm ülke ekonomisine katkısı olan bir yöredir. Aynı zamanda büyük hayvancılık diyarıdır. 115 köyümüz, 4 kasabamız ve merkez belediyemiz olmak üzere beş belediyemiz var. Bafra ilçemizin merkez nüfusu 90.000 olup,  köyler ve beldelerle beraber 170.000’e varan önemli bir nüfusu bünyesinde barındırmaktadır.

Türkiye’nin en büyük kuş cenneti Bafra’dadır 
  Dünyaca meşhur, genişlik ve sulak alan itibariyle Türkiye’nin en büyük kuş cenneti Bafra’dadır. Türkiye genelindeki 448 kuş çeşidinin 347′ si Bafra Kızılırmak deltası Kuş Cenneti’nde mevcuttur. Geçtiğimiz 2009 yılı Kasım ayında Kuş Cennetinde; Çevre ve Orman Bakanlığının yaptırmış olduğu tesisler hizmete girdi. Bu tesislerin hizmete girmesiyle Kuş Cennetinin bir taraftan organize edilmiş bir tanıtımı, diğer taraftan bilim adamlarının, iç ve dış yerli ve yabancı turistlerin beğenisine, hizmetine sunulmuş tesislerimiz vardır. Bu doğa harikasını herkesin görmesi lazımdır. Kuş Cenneti; Çevre ve Orman Bakanlığı-Milli Parklar ve Avcılık Genel Müdürlüğünce ilan ve tescil edilmiş bir mıntıkadır.
 
                               
                                                        Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti
 

Kızılırmak Deltası dünyaca meşhur güzel bir yöredir

  Batı kısmında Kızılırmak nehrinin denize kavuştuğu yerde Kızılırmak Deltası dünyaca meşhur güzel bir yöredir. Bu tabiat harikası; özelliği sebebiyle aynı zamanda mükemmel bir turistik potansiyele haizdir. Bu doğa güzelliği harikası, zenginliği sebebiyle turistik tesisler açılarak turizmdede ileri de adını duyuracağı kanaatindeyiz. Güneybatı kısmında; Kızılırmak Deltasından güneye doğru gidildikçe sırayla sulama, enerji amaçlı hidroelektrik santralleri bulunan Derbent ve Altınkaya Barajları var. Yaklaşık 490.000 dönüm arazi Kızılırmak sulama projesiyle sulanıyor. Bu sulama ile yaz ve kış sebzeleri yetiştiriliyor. İç ve dış piyasa derken gıda endüstrisini getiriyor.   Artık küresel ısınmanın başlayıp, sıkıntılarının çekildiği dünyamızda ve yurdumuzda böyle bir delta üzerinde, böyle bir sulak alan üzerinde bulunmak çok büyük bir şanstır. Allah’ın bu yöre insanlarına verdiği bir lütuftur. Yalnız yöre değil bölge ve ülke insanı da bundan nasibini alacaktır. Bu sulak alanlar sebebiyle 110.000 dönüm çeltik ekimi yapılmaktadır. Bunun 60.000 dönümü ruhsatlı, geri kalanı da ruhsatsız olmak üzere ülke ekonomisine 110.000 dönüm çeltik alanından, yaklaşık 200.000 ton çeltik üretimi sağlanmaktadır.

 
                                 
                                                       Altınkaya Barajı
 
Bafra pirincini tescil ettiriyoruz

  Dolayısıyla artık çeltik üretilirken, Bafra pirinci olaraktan farklı bir pirinç kaliteli uzmanların, aşçıların gıda mühendislerinin bilimsel olarak tarif ettikleri şekilde Bafra pirinci olarak raflara sofralara geliyor. Çok üstün nitelikli bir pirinç, pişme, açılma özelliği irilik tanesi ile sofralarda pilav olarak en çok aranan pirinçtir. Dolayısıyla bunu artık tescil ettiriyoruz. Yakınımızdaki üniversitelere müracaat ettik. Çeltikteki uzman profesörlerimiz önümüzdeki günlerde hazırladıkları raporları sunarak, Bafra pirinci olarak tescili yapılacak. Raflarda iç ve dış pazarlarda hem aranacak, hem de satılacak. Bunun yanında yaz ve kış sebzelerinin hepsi var. Kızılırmak deltasında geçmiş yıllarda ilkel şekilde tekneler çalışıyor, ama modern bir balıkçı barınağı yoktu.

Karadeniz Bölgesinde bulunmayan modern turistik bir yat limanı

  Bunun doğu kısmına Karadeniz Bölgesinde bulunmayan modern turistik bir yat limanı yapıldığı takdirde, aynı zamanda bu yat limanından hızlı feribotlar hareket edecektir. Samsun, Trabzon ve bütün Karadeniz sahillerini dolaşarak ihracat ürünlerimizi götüren gemiler Ukrayna’nın Odessa limanına 4 saat gibi kısa bir sürede günlük sebze ve meyve ihracatı yapılacaktır. Denizden olmak üzere sınır ticareti kısa metrajdan geliştirilerek ilave bir dış pazar imkanı bulunacaktır. Kuzey Karadeniz’de limanları olan Rusya ve Ukrayna yabana atılmayacak bir ihracat pazardır. Bunu da inşallah yöre halkımıza kazandırmayı düşünüyoruz. Bu konuda çalışmalarımız, müracaatlarımız yapıldı ve devam etmektedir. Kızılırmak deltasının sulak alanlarında hayvancılık örneği olarak manda vardır. Geçmiş yıllarda yüzbinlerce manda varken, bugün manda sayısı 12.000’e düşmüş ve yıllar içinde azalmıştır. Manda; yol kenarlarında beslenme ihtiyacında olan bir hayvan değil, sulak alanlarda özellikle göllere, derelere girerek orada yetişen bitkilerle beslenen, doğal dengenin bir parçası olmak üzere yaşamını sürdürüyor.

Mandacılık projemizle 50 haneye 6’şar tane yüksek

süt ve et verimi olan melez manda dağıtılacak

  Mandanın  sütü; keçi sütü gibi tıbbi şifalı bir süt olup, her derde deva, kaymağa, peyniri, yoğurdu sofralarda çok aranmaktadır. Örneğin İtalyanların meşhur Parmesan  peyniri manda sütünden yapılır. Ancak orada  manda sütü yeterli olmadığı için, bu peynirin yapımında inek sütü karıştırılır. Bu peynir kalitesi içinde ihtiva ettiği maddeler yönünden; beslenme çağındaki çocuklar için ve rahatsızlığı olan pek çok yetişkin vatandaşlara şifa veren bir süt ürünüdür. Yoğurdu, kaymağı ve peyniri olmak üzere hepsinin ayrı bir ilaç ve beslenme özelliği vardır. 7 Şubat tarihinde bir Gıda Endüstrisi tesisini faaliyete açmak üzere ilçemizi şereflendiren Sayın Tarım Bakanımıza törende sorunlarımızı arz ettik. Mandacılık projemizle 50 haneye 6’şar tane yüksek süt ve et verimi olan melez manda dağıtılacak. Manda ıslah birliğiyle sık sık görüşmelerimiz oluyor. Tarım Bakanlığından Manda ıslahı konusunda hazırladığımız projeye uygun görüş bildirildi. Önümüzdeki günlerde bu damızlık mandalar getirilerek, yörede mandacılıkla iştigal eden halkımıza dağıtılacak.

 
                               
                                              Bafra’da manda yetiştiriciliği
 
Dağ köylerimizden olan 22 köyde organik tarıma geçildi

  Ayrıca dağ köylerimizden olan 22 köyde organik tarıma geçildi. Bu köylerimizde başta; kuru fasulye, mercimek, nohut ve yörede yetişen bütün bitkilerde,  ilaç, hormon gibi hiçbir kimyasal madde katmadan, tamamen organik şekilde yetiştirerek, Tarım Müdürlüğümüzün sıkı kontrolu ve koordinatörlüğü ile organik tarım yapılmaktadır. Bu dağ köylerimiz, kovancılık ve arıcılık için ideal bir mekandır. Buralar yaklaşık 200.000 arı kovanını barındıracak mekanlar olduğu için, bu 22 köyümüzde katkısız, saf arıcılığa, balcılığa giriştik. Tarım Müdürlüğümüz uzmanları denetiminde saf arıcılık ve balcılık yapılmaktadır. Bafra arıcılık öve balcılıkta namını duyuracaktır. Geçmişte saf yüzde yüz balcılık yapıldığı zamanlarda Bafra namını duyurmuştur ve duyurmaya da devam edecektir. Saf bal üretimi ve pazarlanmasına dikkat ediyoruz.

 
                               
                                          Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı
                                 Ögretmen Lisesi yemekhanesini denetlerken
 
Ülkemizin her yerinde saf Bafra balları alımı tercih edilecektir ve

Saanen keçi projesi de hazırlanıyor

  O zaman ülkemizin her yerinde saf Bafra balları alımı tercih edilecektir ve alınacaktır. Dağ mekanımızda ve ovamızda da yetişebilen meşhur İsviçre menşeli  Zanen(Saanen) keçileri normal keçinin üç katı kadar süt vermektedir. Yünleri ise Ankara Tiftik keçisinin yünleri gibi kalitelidir. Keçi sütü sofralarda ve ilaç sanayinde ve süt sektöründe aranan bir maddedir. Bu konuda da süt pazarlayıcılarına ve üreticilerine, gıda sektörüne çok büyük destek olacaktır. Beslenilmesi ve yetiştirilmesi kolaydır. Dağda ve ovada her mekanda koyun gibi otluyor ve her şeyi yiyor. Beslenme tarzı çok kolay ve fakat süt verimi, normal keçinin üç katıdır. Bununda projeleri hazırlanıyor ve bu konuda hayvancılıkla uğraşan köylümüze büyük bir müjde vereceğiz.

 
                                    
                                                            Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı
                                                               köylerde inceleme yaparken
 
Turizmde de halkımız nasibini bulacaktır

  Turizmde de halkımız nasibini bulacaktır. Turizmde henüz konaklama sektörü buruya girmemiştir. Bu doğa güzelliklerini ortaya koyup, tanıtıma ağırlık veriyoruz. 15–22 Nisan 2010 tarihleri arasında ülkemizde ve dünyada turizm haftası kutlanacaktır. Bu turizm haftasında; yöresel, organik Bafra yemeklerinin tanıtım sergisini ve yemek yarışmasını organize ediyoruz.

Bafra Delta Kuş Cennetini görmeyen öğretmen ve öğrenci kalmayacak,

her öğrenci gönüllü bir turist rehberi olacaktır

  Hafta boyunca etkinlikler olacaktır. Yörelerde geziler organize edeceğiz. İlçeye geldiğimde, Milli Eğitim Müdürümüze emir verdim. Bafra Delta Kuş Cennetini görmeyen öğretmen ve öğrenci kalmayacak, her öğrenci gönüllü bir turist rehberi olacaktır. Başta anneleri, babaları, aile çevrelerini oralara götürerek, bu güzel ve zengin yörenin tanıtımına öğrencilerimizden başlayarak, bütün yetişkinlere kadar, Bafra halkı katkıda bulunacaktır. Bu güzellikleri gözler önüne serdiğimiz takdirde, turizm sektörü buralara gelip tanıtım yapacaktır ve bunun yanında yatırım yapacaktır. Turizm; sadece belirli bölgelerde deniz ve plaj, güneş endeksli turizm değildir. Burada zengin tarih, doğa güzelliği var. Bunları gözler önüne serdiğimiz takdirde,  burada 12 ay turizm faaliyeti olur. Bu nedenle yatırımcıları bekliyoruz. Dünyada ve ülkemizde sulak mekanlar azalırken, burada küresel ısınmanın girmediği sulak mekanların bol olduğu bir yerde doğa, yeşillik iç içedir.

 
                               
                                                      Derbent Barajı
 
Yatırımlarla destekleyerek iç ve dış turizmi buraya çekmek istiyoruz

  Bu güzellikleri yatırımlarla destekleyerek iç ve dış turizmi buraya çekmek istiyoruz. İnşallah buda önümüzdeki günlerde olacaktır. Bafra’da Organize Sanayi Bölgemiz var. Yöredeki bu kadar zengin tarım sayesinde; Organize Sanayi Bölgemizde gıda ağırlıklı çeltik fabrikaları, biber ve domates salça fabrikaları, pul ve köz biber işleyen tesisler var. Ayrıca soğuk hava depoları vardır. Örneğin köyden bir vatandaş; elma dikmek, çekirdekli meyve yetiştirmek istiyor. Ürünü pazarlayamam diye merak etmiştir. Bu konuda somut olarak uzmanlara rastlamıştır. Organize Sanayi Bölgesinde iki tane ve şehir içinde de iki tane ufak çapta olmak üzere toplam 4 tane soğuk hava deposu, ambalajlama, paketleme tesisleri vardır. Modern, hijyenik anlamında çok güzel soğuk hava depolarımız vardır. Bu depolarımızın varlığından köylülerimize haber verdim.

 
                               
                                        Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı
                               Köy İlköğretim Okullarında inceleme yaparken
 
Binlerce ton sebzeyi ve meyveyi saklayacak soğuk hava depolarımız hizmete girdi

  Çekirdekli meyve yetiştirerek, ürünümü ve meyvemi nasıl satacağım ve pazarlayacağım diye endişe duyan çiftçilerimize ve üreticilerimize güzel bir haberdir. Hiç endişe duymasınlar Binlerce ton sebzeyi ve meyveyi saklayacak soğuk hava depolarımız hizmete girdi. Buda tarım ve gıda sektöründe iç ve dış pazarlamada destekleyecek en büyük imkandır. Buda gıdaya, üretime, tarıma ve pazarlamaya çok büyük destektir. Bundan da ümitliyiz. Bafra için güzel günler gelecektir. Ben bundan ümitliyim. Bafra her zaman tarihte ve günümüz ülkesinde tarihe her zaman damgasını vurmuştur. Her zaman önemli olduğunu göstermiş ve hissettirmiştir. Yaz kış sebzeleri yetişiyor. Bunun dışında Gıda Organize Sanayinde istihdam yaratıyor. Bu Organize Sanayi Bölgesindeki tesislerin her birisi en az kişi çalıştırıyor. İrili ve ufaklı pek çok fabrika var. Bunları alt yapısıyla beraber belli bir yerde topladığımız takdirde sektörün istediği imkanları devlet olarak onlara tanımış oluyoruz.

 
                                        
                                         Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı
                                                     ağaç  dikerken
 
Yöremizin ekonomik ve sosyal kalkınması için hizmet etmek

  Gıda Sanayine Samsun, Yozgat’tan, Anadolu’nun belli yerlerinden Organize Sanayide tesis kurmak için, incelemek isteyen müteşebbislerimiz oldu Bunlardan haber bekliyoruz. Şu an Gıda Organize Sanayinde 12 tane kuruluş hizmete devam etmektedir. Dört tanesi müracaat etti. Onlarda projelerinin üzerinde inşaat çalışmalarına başlayacaklardır. Böylece büyük bir istihdam sorununu gidereceğiz. Yasaların, tüzük ve yönetmeliklerin emrettiği doğrultuda, bir taraftan devleti ilçemizde temsil, bir taraftan halkın ihtiyaçlarını, sorunlarını anlayıp, devlet-halk işbirliği, devlet-halk-millet yaklaşmasını sağlayarak ihtiyaçları en iyi şekilde keşfedip, ihtiyaçların giderilmesi, yöremizin ekonomik ve sosyal kalkınması için hizmet etmektir. Yasaların verdiği imkanları hizmet gereği olarak kullanmak, yöremiz halkına her yönden, yörenin ihtiyaçları nedir? Onları bilip, kalkındırmak amacıyla çalıştığımız takdirde, amaca ulaşırız Görevimizi layıkıyla yapmış oluruz. Bu vesileyle şahsınıza ve tüm camianıza, Bafralı dostlarıma gönül dolusu sevgi ve selamlarımı iletiyorum.”

 
                                      

                         Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı’nın Kore gazisi ziyareti

error: Content is protected !!