Cuma, Nisan 24, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 158

Ömür uzatan 10 yeşil besin

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Enginar:Karaciğer dostu olarak bilinen enginar, yapılan araştırmalar sonucunda içerdiği vitamin ve mineral yoğunluğu ve anti toksin özelliği ile birçok hastalıkta destek tedavi olarak da özellikle yapraklarından gıda desteği olarak faydalanılmaktadır. Enginar aynı zamanda mide ve sindirim sistemi dezenfektanı olarak da bilinmektedir. Bunun dışında kalp hastalıklarında, romatizma ve gut da, safra kesesi ve karaciğer rahatsızlıklarında faydalıdır. Enginar yemeği yaparken sadece taban bölümü değil, yapraklarının da pişirilip dip kısmının sıyrılarak yenmesi tavsiye edilir.
  Bezelye: Protein, lif ve nişasta açısından zengin bir sebzedir. A, C ve B vitaminlerinin yanı sıra demir, potasyum ve fosfor gibi mineralleri de içinde barındıran besleyici bir sebzedir. Bezelye bir çok yemek çeşidinde kullanılabilir, ayrıca soğuk yemeklerde ve çorbalarda da kullanılabilir.
  Bakla:Protein ve vitaminler açısından son derece zengin bir sebze olan baklanın taneleri tazeyken yeşil, kuruyunca açık kahverengidir. Kuru bakla, taze baklaya göre daha besleyicidir. Kuru baklanın 100 gramında yaklaşık olarak 25 gr. Protein, 60 gr. Karbonhidrat vardır. Ayrıca bakla B1, B2, B6 ve K vitaminlerinin yanı sıra potasyum ve magnezyum mineralleri açısından da oldukça zengindir.
  Ispanak: Demir deposu olarak bilinen ıspanak ayrıca A, B, C ve E vitaminlerinden, magnezyum, fosfor ve iyot mineralleri ve protein açısından da çok zengin bir sebzedir. Bu nedenle vücudun direncini arttırır, özellikle bahar aylarında nükseden hastalıklara karşı vücudu korur. Kemik ve dişleri de güçlendirir. Diş çürümelerine karşı koruyucudur.Ispanağı salata olarak, kıymalı veya zeytinyağlı yemek olarak hata atıştırmalıklar içerisinde bile kullanabiliriz.
Tüm bu faydalarının yanında ıspanak gut hastalarına, eklem iltihabı olanlara, böbrek taşı şikayeti olanlara tavsiye edilmez.
  Biberiye: Nane ile aynı aileden olan ve hemen hemen her mevsimde bulunabilen biberiye, A, B ve C vitaminleri bakımından oldukça zengindir, ayrıca yüksek oranda demir içerdiği için demir eksikliğine bağlı kansızlık rahatsızlığında da kullanılabilir. Biberiye sos ve salatalara hoş bir tat vermek için kullanılır ayrıca balık ve et yemeklerinde de tat ve aroması için kullanılmaktadır. Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, mide ülserinde, hazımsızlık ve sindirim sisteminin yavaş çalıştığı kabızlık gibi durumlarda, migren tipi baş ağrılarında faydalı olabilir. Hatta biberiye yağı kas ve eklem ağrılarını hafifletmekte kullanılabilir.
Her zaman olduğu gibi aşırı kullanımı önerilmez.
  Taze fasulye: Vitamin, mineral ve antioksidan bakımından oldukça zengin bir sebze olduğu için özellikle mevsiminde haftada 2 defa, özellikle öğlen öğünlerinde etli veya zeytin yağlı olarak tüketilmesi önerilmektedir.Kalorisi düşük, yağ bakımından fakir bir sebze olsa da bol lifli yapısı sebebi ile diğer gıdaların sindirimine yardımcı olduğu ve sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını sağladığı için ayrıca kötü kolesterolün bağırsaktan emilimini engellediği için yararlı bir yiyecektir.
Özellikle A vitamini yönünden zengindir, cilt ve göz sağlığı için yararlıdır. İçerdiği Lutein, zea-xantin ve Beta karoten gibi anti oksidanlar sayesinde vücutta bulunan serbest radikallerin zararlı etkilerini yok eder, yaşlanmayı geciktirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
  Kuşkonmaz: Zeytinyağlı yemek, salata veya çorba olarak tüketilmektedir. Özellikle Akdeniz ülkelerinin şifalı bitkilerindendir.
  A, B, C vitaminleri dışında kalsiyum, magnezyum ve demir bakımından da zengindir. Soğuk algınlığı, hazımsızlık, şişkinlik ve ödem atılmasına yardım eder. Ayrıca karaciğer ve safra kesesi için de yararlıdır. Lif açısından zengindir, içeridiği kalsiyum sebebi ile kemikleri güçlendirir. Bağırsak florasında probiyotik bakterilerin çoğalmasını destekler, böylece sindirimi güçlendirir.
Dikkat: Kuşkonmaz bitkisi yüksek oranda pürin içerdiği için böbrek yetmezliği olan hastalar ve gut hastalığı olanların bu şifalı bitkiyi tüketmemesi önerilir.
  Semizotu:Vitamin ve mineral bakımından oldukça zengindir.Semizotunun içerdiği omega 3 doymamış yağlar, balıklarınkiyle kıyaslanabilecek düzeydedir:Kanama hastalıklarında ve peklikte çok yararlıdır.Yaşlı, hasta ve diyet yapan kişiler için çok uygun bir sebzedir.İdrar söktürür,kanı, üre ve benzeri pisliklerinden temizler,sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirir,böbrekteki kum ve taşı döker.Şeker hastalarının susuzluğunu azaltan bu besin,yeşil salata olarak yenilirse daha faydalıdır.
  Brokoli: A, C, E vitaminlerini ve diğer vitaminler bakımından, ayrıca demir, bakır, potasyum ve kalsiyum mineralleri açısından oldukça zengindir. Salata olarak, haşlanmış olarak, zeytinyağlı yemek olarak ve çorba olarak sıkça tüketilir. Mükemmel bir antioksidandır.
  Taze sarımsak: Mevsimsel salgın hastalıklarda koruyucu olarak, tansiyon ve kolesterol düşürücü olarak, kan sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici olarak faydaları saymakla bitmez.

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesinin 39. sayısı çıktı

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da 2011 yılında yayın hayatına başlayan ve yaklaşık 5 yıldır yayın hayatına devam eden, Türkiye temsilciliğini de Habergünebakış Sitesinin yaptığı(www.habergünebakis.com) Karadeniz Bölgesinin Türkçe-Gürcüce dilinde onbeş günlük olarak yayınlanan tek gazetesi olan ve Gürcistan-Batum, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun’un Ordu, Samsun illerinde dağıtımı yapılan uluslararası “Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi”nin 39. sayısı çıktı. Kuşe kağıda baskılı, haftalık tirajı 4.000 ve 8 sayfa renkli olarak yayınlanmaktadır.
 

         
      Haberci Gazetesi 1.sayfa            Haberci Gazetesi 2.sayfa        Haberci Gazetesi 3.s.
 
     
     Haberci Gazetesi 4.sayfa           Haberci Gazetesi 5.sayfa          Haberci Gazetesi 6.s.
 
                             
                                   Haberci Gazetesi 7.sayfa        Haberci Gazetesi 8.sayfa

Kaçkar Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Osman Göllüce

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Artvin-Hopa ilçesinde kurulan Rize, Artvin, Ardahan illerini kapsayan Kaçkar Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne atanan Bandırma Gümrük Müdürü Osman Göllüce 14.06.2016 tarihinde görevine başladı. Kaçkar Gümrük Ticaret Bölge Müdürü Osman Göllüce bir ay gibi kısa bir sürede bölge teşkilatlanmasını tamamladı. Bölge Müdürü Osman Göllüce bakanlık bünyesinde; çalışkan, devlet-vatandaş diyoloğunu başarı ile yürüten disiplinli bir yönetici olarak bilinmektedir.Kaçkar Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne; Sarp, Akdaş, Türkgözü Gümrük Kapıları ile Hopa ve Rize Gümrük Müdürlükleri bağlı olarak çalışıyor. Günlük ortalama 2500 araç ile 20.000 insanın giriş-çıkış yaptığı Türkiye-Gürcistan Sarp Sınır Kapısının Hopa sınırları içinde bulunması ve Hopa ilçesine 20 km. uzaklıkta olması nedeniyle Bölge Müdürlüğünün Hopa’da olması bölgedeki ticaret ve gümrük işlemlerinin da daha gelişmesine ve sorunların da yerinde çözülmesine katkı yapacağı öğrenildi.

EXPOMED Batumi 2016

0
Haber:İlker ÇAKAN
  Batum’da faaliyet gösteren organizasıyon şirketı “Geonet Expo” tarafından Sheraton Otelde 14-16 Nisan’da ilk uluslararası Sağlık Turizmi ve Teknolojileri Fuarı düzenlmiıyor. Fuarda tanıtılacak olan ürünler; modern tıbbı teknoloji,dental (dişçi) klinikleri, tıp okulları, eczaneler, ilaç üreticıfirmaları, hijyen, kozmetik, modern bakım ürünleri, teknoloji, plastik rekonstrüktif cerrahi lider firmaları klinikleri ve sağlık turizminde aktif çalışmaları yapan firmalardır. Uluslararası Fuar “EXPOMED BATUMI 2016” bölgedeki sağlık sektöründeki hizmet kalitesinin yükseltilmesine, servislerin kaliteleştırilmesine ve teknolojinin iyileşmesine yardımcı olacaktır.Davet edilecek şirketler arasında değişik ülkelerden plastik cerrahi konumunda lider olan kliniklerdeki sağlık personel temsilcileri yer alacaktır. Fuarda ikili görüşmeler, geleceğe yönelik sözleşmeler ve iş birlikleri,toplantıları ve sunumlar yapılacaktır.


International University Hospital Batumi

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Batum Uluslararası Üniversite Hastanesi (International University Hospital Batumi) Gürcistan Başbakanı Giorgi Kvirikashvili’nin katıldığı törenle açıldı. Törende bir konuşma yapan Gürcistan Başbakanı Giorgi Kvirikashvili, Gürcistan’da sağlık sektörüne önemli bir katma değer sağlayacak olan hastanenin Türkiye-Gürcistan ilişkilerinin gelişmesine de katkı yapacağını belirtti. Türkiye Tiflis Büyükelçisi Zeki Levent Gümrükçü’de, hastanenin kurulmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek, geçen yıl Bahçeşehir Üniversitesi tarafından Batum’da açılan üniversite ile eğitim alanında yapılan yatırımın şimdi yine Türk girişimcileri sayesinde bu defa sağlık alanında devam ettirildiğini ve böylece Gürcistan’ın ve Türkiye-Gürcistan ilişkilerinin geleceğine de değerli bir yatırım yapılmış olduğunu söyledi. Hastanenin açılışına katılan Gürcistan Acara Özerk Cumhuriyeti Hükümet Başkanı Archil Khabadze’de bir konuşma yaptı. Hastanenin açılışına çok sayıda davetli katıldı.
 
                                      

Linet Batum konseri

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Ünlü Türk Müziği Sanatçısı Gürcistan-Batum Leogrand Hotelde iki saat konser verdi. Yoğun ilginin olduğu konserde yaklaşık 600 kişi vardı.
 
 

Vize rejiminde herhangi bir değişiklik yok

0
Haber: İlker ÇAKAN
  T.C.Tiflis Büyükelçiliği’nin “Basında, Türkiye’nin Gürcistan vatandaşlarına vize zorunluluğu getireceği yönünde bazı haberler yer almıştır”konulu duyurusu şöyledir;”Basında, Türkiye’nin Gürcistan vatandaşlarına vize zorunluluğu getireceği yönünde bazı haberler yer almıştır. Sözkonusu haberler gerçeği yansıtmamakta olup, Türkiye ile Gürcistan arasında halihazırda uygulanan vize rejiminde herhangi bir değişiklik öngörülmemektedir. Bilindiği üzere, Gürcistan vatandaşları, Türkiye’ye yapacakları 180 gün içerisinde 90 günü aşmayan turistik amaçlı seyahatlerinde vizeden muaf olup, ayrıca iki ülke vatandaşları karşılıklı olarak birbirlerinin ülkelerine pasaportsuz seyahat edebilmektedirler.”

  “პრესაში გავრცელდა ინფორმაცია იმასთან დაკავშირებით, რომ თურქეთი აპირებდა საქართველოს მოქალაქეებისათვის სავიზო რეჟიმის დაწესებას, რაც არ შეესაბამება სიმართლეს და თურქეთ-საქართველოს შორის მოქმედ სავიზო რეჟიმში არ იგეგმება რაიმე სახის ცვლილების შეტანა.
  აღსანიშნავია, რომ საქართველოს მოქალაქეებს უფლება აქვთ ტურისტული მიზნით უვიზოდ იმყოფებოდნენ თურქეთის ტერიტორიაზე 90 დღის მანძილზე, ყოველი 180 დღიანი პერიოდის განმავლობაში. გარდა ამისა, ორივე ქვეყნის მოქალაქეები მეორე ქვეყნის ტერიტორიაზე მგზავრობენ პასპორტის გარეშე.”
 

Rusya’yla tekrar komşu olmak

0
  Türkiye’nin sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle Rus savaş uçağını düşürmesi sonrasında meydana gelen gelişmeler, krizin ne yöne gideceği, bu olayın nelere sebep olabileceği gibi soruları kamuoyunun birinci gündemine oturtmuş bulunuyor. Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin oturduğu zemini irdelemek bugünü ve geleceği anlamaya yardımcı olabilir.
  Rusya, Sovyetler Birliği gibi bir süper gücün kalıntıları arasından yükselen ve dünyanın diğer devletlerine benzemeyen kendine has özellikleri bulunan önemli ve yalnız bir ülkedir. Rusya’yı güçlü kılan özelliklerinden biri Kızıl Ordu’dan arta kalan askeri gücüdür. Bunun başında nükleer silahlarının ve stratejik intikal ve operasyon yapabilme kabiliyetinin geldiği söylenebilir. Rusya’nın tepkisiz kaldığı meselelerde bu özelliklerinin bir önemi görülmezken, Suriye’de olduğu gibi meselenin içine aktif olarak girdiğinde dengeleri değiştirebilme yeteneğinin olduğu görülmektedir. Diğer yandan Rusya’nın yalnız bir ülke olması, kendini bağlayan veya karar süreçlerini kontrol eden bir ittifakı ve onun mekanizmaları olmaması nedeniyle verdiği kararları ve yaptıkları beklenmedik biçimde gelişebiliyor. Devletin karar mekanizmalarının da oldukça hiyerarşik biçimde dar bir üst yönetime bağlı olması sürpriz ve radikal eylemlerin hayata geçmesine imkân veriyor. Kırım’ın ilhakı meselesi buna güzel bir örnek. Bu yönetim uygulamasının Rusya için kolay kazançlar kadar kolay kayıplara da yol açma potansiyeli vardır. Zira Rusya, Ukrayna politikası sebebiyle Avrupa’dan belirli ölçüde tecrit edilmiştir.
  Rusya’nın dikkate alınması gereken ve dünya ekonomik dengeleri üzerinde etkisi olan özelliği, sahip olduğu ve doğrudan kontrolü altında olan enerji kaynaklarıdır. Rusya, Avrupa’yı ve Türkiye’yi kendine olan enerji bağımlılığı ile kontrol etmektedir. Bu bağımlılık ilişkisi, kaynak sağlayanı bağımlı olana karşı güçlü kılmaktadır. Mevcut düzen bu şekilde kurulmuştur ve münferit olaylarla bu düzenin kısa sürede değişmesi beklenmemelidir. Örneğin Avrupa’nın ve Türkiye’nin Rusya’nın sağladığı doğalgaza alternatif bir gaz veya enerji tedarik sisteminin gelişmesini en başta Rusya istemeyecektir.
 Rusya’nın Suriye seferinin, yukarıda belirttiğimiz üzere devletin karar mekanizmalarının yapısı nedeniyle en üst seviyeden müdahalelerle yönetildiği düşünülebilir. Dolayısıyla elde edilen sonuçlarda üst yönetimin performansını göstermektedir. Eğer düşürülen uçak talimat veya destek almadan sınır ihlali yapmış olsaydı büyük ihtimalle pilotlar suçlanabilirdi. Büyük olasılıkla Rusya yönetimi Türk sınırını ciddi bir sınırlama olarak görmemiş ve gerektiği durumlarda ihlal edilmesi konusunda serbesti ya da talimat vermiş olabilir. Kamuoyu olan bitenin hesabını üst yönetime çıkaracağından şimdi herkes karşı tarafı suçlamaktadır. Yetkili kişiler ne olup bittiğini detaylı olarak bilmektedir. Zira kimse ortak bir inceleme ve soruşturma yapmak istememektedir. Nihayetinde bir savaş uçağının düşürülmesi güçlü bir ülke olmak iddiasında bulunan bir ülke ve kamuoyu için ciddi bir travma sayılabilir. Kamuoyunun bu travmayı atlatması için kısa bir dönem Rusya tarafından krizin canlı tutulması ve yönetimin uyguladığı ticari cezaların kamuoyunca tatmin edici bulunması halinde sonlandırılması beklenebilir. 
  Ticari bazı alanlarda etkiler uzun olabilir ancak bu krizin enerji bağımlılıklarında değişiklik yaratması beklenmemelidir.Türkiye müdahil olmaya çalıştığı Suriye İç Savaşından Rusya’nın meseleye müdahil olması ile yavaş yavaş uzaklaştırılmaya başlanmıştır. Uçak krizi bu gerginliği en üst seviyeye çıkarmıştır. Bu durum Türk kamuoyunun istemeyeceği bazı gelişmelerin olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca Ortadoğu’da Rusya’nın 1990’larda bıraktığı hayaletinin tekrar hayat bulmaya başladığı söylenebilir. Bunu da önemli ölçüde Türkiye’nin karşısında yer alarak yapmaktadır. Rusya’nın Suriye’deki müdahalesinden başka Irak merkezi yönetimi de Türkiye’nin Musul’daki askerlerini çekmesini Rusya’dan askeri destek isteyerek yapmayı planlamaktadır. Özetle Türkiye güneyinde komşuları üzerinde istediği etkileri sağlayamamış ve yakın gelecekte de sağlayamayacak görünmektedir.

Geçmişten ders almak?

0
  Bu haber sitesinde daha önceki tarihlerde yazdığım yazılardan bazı bölümleri aldım en altta günümüzü yazmaya çalıştım.
27.01.2015 tarihli yazı
  “İnsan hakları, evrensel hukuk çerçevesi içinde tanımlanmalı ve hiçbir zümrenin diğer zümreye baskısı olmamalıdır. Bu anlamda terörden çok çeken ülkemizin, ellerinde masum insanların kanı olan batı ülkelerinde de 12 kişi değil bir kişide ölse terörü lanetlemesi batı için ders niteliğindedir. Terörü lanet mitinginde Yahudileri yakan Almanya’nın lideri ile Filistin halkını fosfor bombaları ile öldüren İsrail lideri kol kola olması da bir ironidir aslında.
  Ama yıllarca bizim çağrılarımıza kulak tıkayan Avrupa, saldırı kendisine yönelince bir araya gelmeleri sadece onların huzur bozulunca mı terörü önlemeye çalışmak önemli hale gelmiştir. Suriye’de, Filistin’de, Afrika’da ve dünyanın diğer bölgelerinde masumlar öldürülürken aynı duyarlılık gösterilirse ve terör örgütlerine silah yardımını yapan ticari unsurların faaliyeti engellenirse terör bitecektir.”
26.10.2013 rarihli yazı
 Terör örgütü geçmişte 7000’e yakın güvenlik görevlisi olmak üzere 40.000’e yakın insanın ölmesinden ve yüz milyarlarca dolar zarar verilmesinden sorumlu değilmiş gibi insan haklarından, demokratikleşmeden bahsedince, süreç durursa önceki durumlarına döneceklerinden bahsedince, elde etmeye çalıştıkları ödünlere karşılık bu kadar ölüm ve verdikleri zararların haklı olduğunu neredeyse açıklamadıkları kaldı.
22.08.2013 tarihli yazı
  Suriye’deki olaylara Rusya,  İran ve Çin göz yumuyorsa Mısır’daki olaylara Batı göz yumuyorsa, Libya’daki olaylarda hemen savaş uçakları ile müdahale ediliyorsa  batıdan insanlık ve insan haklarını korumak için normal bir davranış bekleyebilir miyiz? 
 Bölgedeki en önemli ülke olarak Atatürk’ün önderliğinde verdiğimiz bağımsızlık savaşının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Zamanında bizi bölmeye parçalamaya çalışan ülkeler şimdi müttefikimiz ve onlarda kendi çıkarlarına göre çifte standart uygulamaktan çekinmiyorlar. Uyanık olmalıyız. Birlik ve dirlik halinde olmalıyız.
Günümüz (Aralık 2015)
  Sınırımızı defalarca ihlal eden ve uyarılara kulak asmayan rus savaş uçağı düşürüldü. Siyasi, ticari ve askeri alanlar gibi pek çok alanda iş birliği halinde olduğumuz Rusya devlet başkanı her türlü işbirliğini bitirmeye çalıştığı gibi düşmanca tavır takındı. ABD yaptığı ilk açıklamada uçak düşmesi olayı Türkiye-Rusya arasında olan bir olaydır dedi. NATO ağız ucuyla Türiye’yi desteklediğini söyledi, sonra NATO genel sekreteri bunun Müslümanlar arasında bir savaş olduğunu söyledi, biz ön saflarda olmamalıyız dedi. Türkiye Musul’a asker gönderince Irak tavır aldı Rusya ağzı ile konuşarak Türkiye’nin ışid petrolünü aldığını söyledi ve Irak başbakanı düşmanca tavır takındı. ABD Musul’a asker göndermemizin koalisyon kapsamında olmadığını yani bir anlamda bizimle alakası yok dedi. 
  İran, Çin ve Rusya ve hatta Irak Suriye’yi destekliyor. Akdeniz pek çok ülkeden savaş gemileriyle dolu. Etrafımızda görünürde bazıları müttefik olan ancak dost ve barış içinde olduğumuz ülke kalmadı. Kurtuluş savaşımızda düşmanımız olanlar şimdi müttefik ama şimdi onların dostluklarına güvenilmeyecek oldukları görüldü.
  Gelişmeye devam eden ülkeyiz, genç nüfusa sahip olan ülkeyiz, en önemli kozumuz bu. Bununla birlikte tarımsal açıdan bir zamanlar kendine yeten sayılı ülkelerden biri iken, ihtiyaç nedeniyle pek çok tarımsal ürünü ithal eder hale gelmişiz. Zorunlu ithal bizim çiftçimizin mağduriyetidir. Enerjide, gelişmiş sanayide dışa bağımlılığımız devam ediyor, bazı askeri malzemeler açıdan da dışa bağımlı durumdayız. Akdeniz kaynıyor, ateş çemberi içerisindeyiz. 
  Çemberin içine girmememiz gerekiyor. Bu arada Türkiye’de 3 milyona yakın Suriyeli var buna karşılık petrol zengini arap ülkelerinde kaç Suriyeli var ve Suriyeliler dindaş ülkeler yerine neden hıristiyan ülkelere ölümü göze alarak gitmek istiyorlar ve neden ülkelerinin bağımsızlığı için ölümüne mücadele etmiyorlar.

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesinin 38. sayısı çıktı

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da 05.07.2011 tarihinde yayın hayatına başlayan ve yaklaşık 4 yıldır yayın hayatına devam eden, Türkiye temsilciliğini de Habergünebakış Sitesinin yaptığı (www.habergünebakis.com) Karadeniz Bölgesinin Türkçe-Gürcüce dilinde onbeş günlük olarak yayınlanan tek gazetesi olan ve Gürcistan-Batum, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun’un Ordu, Samsun illerinde dağıtımı yapılan uluslararası “Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi”nin 38. sayısı çıktı. Kuşe kağıda baskılı, haftalık tirajı 8.000 ve 8 sayfa renkli olarak yayınlanmaktadır.
 
              1-http://i.hizliresim.com/q814ZD.jpg
              2-http://i.hizliresim.com/Xq7BAk.jpg
              3-http://i.hizliresim.com/P645yO.jpg
              4-http://i.hizliresim.com/1Dmym5.jpg
              5-http://i.hizliresim.com/Lg7apb.jpg
              6-http://i.hizliresim.com/r8BQ9N.jpg
              7-http://i.hizliresim.com/0NjqGB.jpg
              8-http://i.hizliresim.com/1DmypB.jpg
             
                 
                Haberci Gazetesi 1.sayfa   Haberci Gazetesi 2.sayfa     Haberci Gazetesi 3.sayfa
 
                
              Haberci Gazetesi 4.sayfa    Haberci Gazetesi 5.sayfa     Haberci Gazetesi 6.sayfa
 
                                        
                                       Haberci Gazetesi 7.sayfa     Haberci Gazetesi 8.sayfa           
error: Content is protected !!