Çarşamba, Nisan 22, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 131

Trabzon uluslararası coğrafi işaretler sempozyumu

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Trabzon’da; 12-13 Eylül 2017 tarihleri arasında WIPO organizasyonuyla Patent ve Marka Kurumu ve Gürcistan Patent Ofisi işbirliğinde “Uluslararası Coğrafi İşaretler Sempozyumu ve Sergisi” yapılacaktır. Yapılacak olan etkinliğin açılışı;Trabzon Valisi Yücel Yavuz, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN, Gürcistan Ulusal Fikri Mülkiyet Merkezi Başkan Yardımcısı Sophio Mujiri tarafından gerçekleştirilecek.
  İki gün sürecek etkinlik çerçevesindeki sergide, Trabzon ve çevre illerimizin coğrafi işaretli ürünleri başta olmak üzere Türk ve Gürcü coğrafi işaretleri tanıtılacak. Sempozyuma; Azerbaycan, Moldova, Bulgaristan, Makedonya ile Romanya temsilcileri de katılım sağlayacak. Etkinlik ile coğrafi işaret konusuna dikkat çekilerek tescilli coğrafi işaretlerin sayısının ve kalitesinin arttırılması, coğrafi işaretlerin etkin olarak korunmasına katkı sağlanması, coğrafi işaretli ürünlerin yurtiçi ve yurtdışında bilinirliğinin arttırılması amaçlanıyor.

World Foood Moscow Fuarı

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Trabzon Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Genel Sekreterliğinin “DKİB’den Rusya Federasyonuna çıkarma” konulu yazılı açıklaması şöyledir.; “Rusya Federasyonu ile Ülkemiz arasındaki ilişkilerin her geçen gün hızlı bir şekilde gelişmesi dış ticarette de aynı oranda yansıyarak yılın ilk sekiz ayında Doğu Karadeniz Bölgesinden Rusya Federasyonu’na yapılan ihracatta miktarda % 305 oranında ve değer bazında ise % 186 oranı gibi çok yüksek bir oranda ihracat artışı yaşanarak, Bölgeden Rusya Federasyonu’na yapılan ihracat 104.013.807 $’a ulaştı. Bu rakamın yeterli olmadığını, var olan potansiyeller bu rakamın daha üst noktalara ulaştırılması gerektiğine değinen Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan;
  Rusya Federasyonu’na Doğu Karadeniz Bölgesinden yapılan ihracatın daha üst sıralara ulaşması amacıyla geliştirdikleri projeler kapsamında, 11 – 14 Eylül 2017 tarihleri arasında Moskova’da düzenlenecek olan gıda sektörünün önde gelen uluslararası fuarı olan World Foood Moscow fuarında stand açarak Bölge ürünlerini ve ihracatçılarını tanıtacaklarını ayrıca, aynı etkinlikle eş zamanlı olarak gıda sektörü Bölge iş adamlarından oluşan bir heyetle de sektörel ticaret heyeti programı düzenleyerek Rus gıda sektörü firmaları ile Bölge firmaları arasında iş görüşmeleri gerçekleştireceklerini ifade etti.
  Fuar süresince info stantlarında yaş meyve ürünleri ve firmaları yanında, işlenmiş gıda ürünlerinin ve imalatçı firmalarımızın tanıtımı yapılarak, Doğu Karadeniz Bölgesinden Rusya Federasyonu’na yapılan ihracatın daha yüksek rakamlara ulaştırılmasını amaçladıklarını ifade eden Gürdoğan, bunun için de önümüzdeki dönemde fuarlar yanında, diğer ticaret heyeti organizasyonları düzenleyerek iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin daha üst noktalara ulaşması konusunda çaba sarf edeceklerini belirtti.”

Batum Türk Hukuk Bürosu

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Batum’da “Türk Hukuk Bürosu” açıldı.
Batumi Turkish Law and Consulting Office(Batum Türk Hukuk ve Danışmanlık Ofisi) Yönetici Avukatı Fatih Sarıoğlu konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi;
  “Geleneksel avukatlık değil, günümüz şartlarında, avukatlık mesleğinde, gelenekselliğin ve bireyselliğin yetersiz olduğuna inanan ofisimiz, kurumsallığın ve takım çalışmasının iş hayatındaki öneminin bilincindedir. Bu bilinç ile ulusal ve uluslararası firmalara ekip olarak küresel ölçekli avukatlık hizmeti sunmaktayız. İş dünyası, iş dünyası bakımından Türk yatırımcıları Avrasya’da yapacakları her türlü faaliyet ve yatırımlarında, hukuki mevzuat konusunda birebir kendi lisanlarını kendi kültürlerini bilen uzman avukatlardan destek alabilecekler. Yine aynı şekilde Avrasya ülkelerinden Türkiye’ye yatırım için gelen yatırımcılara da hukuk servisi vermiş olacağız.Gürcistan’da hukuk hizmeti vermekten dolayı memnunuz burada faaliyet gösteren başta Türkler olmak üzere çok sayıda yabancı girişimci bulunuyor bizim önceliğimiz kaliteli küresel ölçekli hukuk danışmanlığı ve dava vekilliği yapmak.
Uluslararası Erişim
  Batumi Türkish Law andConsulting OFFİCE olarak, nihai hedefimiz dünyanın yedi kıtasında bulunan hukuk büroları, meslek örgütleri ve güçlü çözüm ortaklarıyla birlikte müvekkillerimize en uygun hukuki çözümü, en kaliteli biçimde üretmektir. Bunun için farklı uluslardan avukat ve kendi alanlarında uzman danışmanlardan oluşan erişim ağımızı kurduk. Bu küresel ağ ile müvekkilimiz zaman kaybetmeden dünyanın neresinde olursa olsun interaktif bir şekilde yerinden avukatlık hizmeti sunuyoruz.(Tel: +995557 24 12 82 Tel: +90 553 510 58 00
 
 

İnsan olalım

0
  Haram olsun haram…!!!Ümmet olalım…!!! İnsan olalım…!!! El vicdan diyelim…!!! Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!” Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye…Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzura getirilmiş.
  “Bu nasıl fitnedir, dini İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla! Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?” diye çıkışmışlar adama.
  Adam:
  – “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…” dedikçe kadı kızmış:
  – “Ne delili, ne ispatı? Sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın, katlin vaciptir!” demiş. Demiş ama bir yandan da merak edermiş:
  – “Nedir gerekçen?” diye sormuş. Adam:
  – “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş. Padişah da sinirlenmiş ama diğer yandan o da meraklanırmış:
  – “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl, Müslüman’a haram yazarsın?” Adam, başı önünde konuşur:
  – “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”
  – “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?”
  – “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultanım…”
  – “Eeee!”
  – “Sultanım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Museviler,
  “Ne oluyor, bu ne zulüm? Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…”Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş. Bir hafta dolunca, adam:
  – “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler.
  – “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar…
  Din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine…
  Sultan:
  – “Bitti mi?” demiş adama.
  – “Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
  – “Şimdi nedir isteğin?”
  – “Efendim, payitahtımız Bursa’nın en sevilen, âlimini alınız minberinden…”
  Adamın dediğini yapmışlar, Ulucami imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler.
  Bir Allah’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz? Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış… Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen-giden yok! Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta tutuklanan koca âlim için:
  – “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”
  – “Kim bilir ne suç etti de tevkif edildi!”
  – “Vah vah! Acırım arkasında kıldığım namazlara…”
  – “Sorma, sorma…”
  Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:
  – “Eee, ne olacak şimdi? Adam:
  – “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:
  – “Ey büyük Sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?”
  Sultan acı acı tebessüm etmiş:
  – “Hava bile haram, hava bile!” demiş.
  Vatanına, bayrağına, milletine, devletine sahip çıkmayana herşey haram…

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesinin 61. sayısı

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da 05.07.2011 tarihinden itibaren yayın hayatına başlayan ve yayın hayatının yedinci yılına giren, Türkiye temsilciliğini de Habergünebakış Sitesinin yaptığı(www.habergünebakis.com) Karadeniz Bölgesinin Türkçe-Gürcüce dilinde onbeş günlük olarak yayınlanan tek gazetesi olan ve Gürcistan-Batum, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun’un Ordu, Samsun illerinde dağıtımı yapılan uluslararası “Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi”nin 61.sayısı çıktı. Kuşe kağıda baskılı, onbeşgünlük tirajı 4.000 ve 8-4 sayfa renkli olarak yayınlanmaktadır.
               
       
        Haberci Gazetesi 1.sayfa       Haberci Gazetesi 2.sayfa         Haberci Gazetesi 3.sayfa
 
       
        Haberci Gazetesi 4.sayfa       Haberci Gazetesi 5.sayfa        Haberci Gazetesi 6.sayfa
 
                              
                                Haberci Gazetesi 7.sayfa      Haberci Gazetesi 8.sayfa

Artvin Valisi Ömer Doğanay: “Türkiye-Gürcistan dost ve kardeş iki ülke”

0
Haber-Röportaj: İlker ÇAKAN
  Artvin Valisi Ömer Doğanay;”Türkiye-Gürcistan ilişkileri ve Sarp Sınır Kapısı” konulu Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi olarak yaptığımız özel röportajda şunları söyledi;
-Türkiye-Gürcistan ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
  “Türkiye’nin 276 km.lik ortak sınıra sahip olduğu kuzeydoğu komşusu Gürcistan ile ilişkileri uzun yıllar öncesine dayanmaktadır. İki ülke de her dönemde birbirlerini dost ve kardeş ülke olarak nitelemiştir. Tarihten ileri gelen sorumluluk ve dostluk duyguları ile her iki ülke de ekonomik, kültürel v sosyal anlamda ilişkilerini güçlendirme için çaba sarfediyor. Geçmişten gelen ve halen devam eden İyi ilişkiler gösteriyor ki, gelecekte ekonomik ve kültürel anlamda daha büyük işbirliklerinde bulunacağız.
  Her iki ülkenin vatandaşları da yapılan anlaşmalar ve devam eden iyi ilişkiler sayesinde vize ve pasaport olmaksızın sadece kimlikleri ile ziyaretlerini gerçekleştirmektedirler. Gürcistan’a; Sarp, Türközü ve Aktaş Sınır Kapıları olan Türkiye’nin hem yolcu hem araç trafiğinde önem arz eden Sarp Sınır Kapısından verilere göre yıllık 6,5 milyon kişi, giriş çıkış yapmaktadır. Bu da günde yaklaşık 20.000 kişiye denk gelmektedir. Bu yoğunluk gün geçtikçe devam etmektedir. Bölgeye açılması planlanan Muratlı Sınır Kapısı ile ilgili çalışmalar da devam etmektedir.
  Batum Havaalanını iki ülke ortak kullanmaktadır. Türk Hava Yolları Hopa iç hatlar uçuşunu Batum üzerinden iki ülke arası yapılan anlaşmalarla sorunsuz bir şekilde gerçekleştirmektedir. Bu durum da iki ülkenin ilişkilerinin ulaştığı seviyeyi göstermesi açısından çok önemlidir. Parlamenter diplomasi çerçevesinde TBMM Türkiye-Gürcistan Dostluk Grubu da kurulmuş olup zaman zaman ziyaretler gerçekleştirmiştir, çalışmalarını sürdürmektedir.
 
                                   
                                                      Artvin Valisi Ömer Doğanay
 
  Acara Özerk Cumhuriyeti Başbakanı Zurab Pataradze iki ülke ilişkileri için bir deyimlerinden örnek vererek “Yakın komşu uzak akrabadan daha yakındır” benzetmesini yapmıştır. Halihazırdaki iyi ilişkiler, projeler gelecekte de devam edeceğinin en büyük göstergesidir, iki ülkenin temasları, ziyaretleri, sosyal, ekonomik ,kültürel işbirliklerinin en iyi şekilde devam etmesi Türkiye ve Gürcistan halkı için önem arz etmektedir. Aynı zamanda Türkiye ve Gürcistan’ın bu üst düzey ilişkileri tüm dünyaya örnek teşkil etmektedir.
-Artvin ile Gürcistan Acara Özerk Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
  Acara Özerk Cumhuriyeti 1921 Kars Antaşması ile kurulan Türkiye’nin de siyasi olarak garantörlüğünü üstlendiği merkezi Batum olan özerk bir cumhuriyettir.
Acara Özerk Cumhuriyeti ile dini, sosyal, kültürel benzerliklerimiz vardır. Sınırın her iki tarafında da benzer yetişen ürünlerimiz, Gürcüce ve Lazca gibi ortak konuşulan dillerimiz vardır. Bu da çok iyi gösteriyor ki aslında biz tarihin aynı sayfalarında yer almış iki devletiz. Sınırlar bu durumu değiştirememişti, millet gönül köprüsü kurarak ilişkilerini devam ettirmektedir.
  Daha önce başlanan ve hala devam eden turizm projeleri ile iki devlet de istemektedir ki, Artvin’e gelen turist Batum’u da görsün, Batum’a gelen turist de gezisini Artvin’de devam ettirsin. Böylece ilişkiler Acara Özerk Cumhuriyeti kurulduğundan beri dostane ve kardeşçe ilerlemiştir. Acara Türkiye için önem arz etmektedir, buradaki yatırımların içinde Türk yatırımları % 60lara varmaktadır.
  Acara’da oldukça fazla Türk bulunmakta aynı şekilde Türkiye ‘de de Gürcü sayısı fazladır. 2012 de yapılan bir uygulama İle Acara devlet televizyonunda Türkçe dersler bile verilmeye başlanmıştır. Hem ülkemiz hem de Acara Devleti yetkilileri arasında temaslar her daim sürmekte zaman zaman ziyaretler gerçekleşmektedir. İki ülke de ilişkilerin eniİyi şekilde devam etmesi için çaba sarfetmektedir.
 
                                      
                                                    Artvin Valisi Ömer Doğanay-
                                      Acara  Özerk Cumhuriyeti Hükümet Başkanı
 
-Sarp Sınır Kapısının büyütülmesi konusunda yapılan çalışmalar ne aşamadadır?
  Ülkemizin Gürcistan ile imzaladığı anlaşma sonucu 2011’de hayata geçen vizesiz geçiş sistemi ile her iki ülkenin vatandaşları sadece kimlikleri ile giriş çıkış yapmaya başlamış bu da yoğunluğu arttırmıştır. Her gün yüzlerce tır geçişiyle beraber binlerce insan geçişi sağlanmaktadır. Her geçen gün artan bu yoğunluktan dolayı daha iyi hizmet vermek amacıyla Sarp Sınır Kapısında bir takım büyütme çalışmaları devam etmektedir.
  Gümrük ve Ticaret Bakanımız bu hususla ilgili yerinde incelemelerde bulunmuş, kapıdaki yığılmaları önlemek için artık tek noktada dur-kalk yapılarak tüm işlemler bir noktada halledilmektedir. Ayrıca plaka sistemine geçiş yapılmış olup yani giriş çıkışlarda araçların plakalarının okunduğunu belirtmiştir.
  Hala yenileme ve modernizasyon çalışmaları devam eden Sarp Sınır Kapısında, 2017 yılı içerisinde Ramazan Bayramı’nda oluşan yoğunluk Valiliğimizin de personel artırımı ve çabalarıyla sorunsuz bir şekilde geçirilmiştir. Kafkasya’ya, Orta Asya’ya açılan kapımız olan Sarp Sınır Kapısının ticaret hacmi düşünüldüğünde daha iyi ve en yüksek kapasite ile verim almak için modernizasyon çalışmaları devam etmektedir.
-Sarp Sınır Kapısındaki yoğunluğun önlenmesi konusundaki çalışmalarınız nelerdir?
  Sarp Sınır Kapısı, ihracat ithalat potansiyeli çok yüksek olan önemli bir sınır kapımızdır. İki ülke arası yoğun geçişlerden dolayı kapıda çalışmalar hala devam etmektedir. Eğer bu ticaret hacminin devam etmesini istiyorsak iki ülke de elinden geleni yapmalıdır. Türkiye bu noktada kapıyı genişletme çalışmaları ile büyük bir adım atmıştır. Valiliğimiz hem Sarp Sınır Kapısı’nda görev yapan mülki amiri ile hem de oradaki personeli ile yoğun zamanlarda personel de sağlayarak katkısını her daim sağlamaktadır. Türkiye ve Gürcistan’ın nüfusu karşılaştırıldığında hem geçişlerin her gün aksamadan devam etmesi hem de yenilememin yapılması için yoğunluğun devam edilebileceği öngörülebilir.
                                         
                                                     Artvin Valisi Ömer Doğanay-
                                     Türkiye Batum Başkonsolosu Yasin Temizkan
                                                                                                                                             
-Artvin ile Batum arasında turizm konusunda işbirliği çalışmalarınız varmıdır?
  Artvin ve Batum kültürel anlamda çok benzemektedir. İki yerleşim bölgesi de akraba insanları barındırıyor. Dolayısıyla sınır geçişleri de hesaba katıldığında, bir turist sınırın diğer tarafına çok rahat geçebilmekte orda seyahatine devam etmektedir. İki bölge de eko-turizm başta olmak üzere doğa, deniz, kültür turizminde oldukça önemlidir. Sürekli olarak karşılıklı turlar düzenlenmekte, turist potansiyeli her geçen gün artmaktadır.
  2017 Mayıs ayı içerisinde Batum’da düzenlenen, ‘Expo Batumi Travel 2017’ uluslararası turizm fuarında bulunarak, Artvin ilimiz her alamda tanıtılmış, tanıtım standına büyük ilgi gösterilmiştir. İI Kültür Turizm Müdürlüğü’nce stantta ziyaretçilere Artvin’i tanıtıcı hediyeler verilmiştir.”
                                 
                                            
 
ართვინის პროვინციის გუბერნატორი ომერ დოღანაი:
თურქეთი და საქართველო ორი მეგობარი ქვეყანა”

  ართვინის გუბერნატორ ბატონი ომერ დოღანაის სპეციალური რეპორტაჟი თურქეთ-საქართველოს შესახებ და ამ ორი ქვეყნის მაკავშირებელ სარფის საზღვარის თაობაზე. ეკსკლუზიური რეპორტაჟი „გაზეთ ჰაბერჯი”ში
-როგორ აფასებთ საქართველო-თურქეთს შორის ურთიერთობებს?
  “თურქეთისა და საქართველოს შორის საზღვრის სიგრძე 276 კილომეტრია, რომელიც ჩრდილოეთ აღმოსავლეთიდან გვესაზღვრება. საქართველოსთან ჩვენი ურთიერთობა წლებს ითვლის. ეს ორი ქვეყანა ყოველთვის მეგობრულ და ძმურ ურთიერთობებით თანაცხოვრობენ. ეს ისტორიული მეგობრობა, ყოველდღიურ ცხოვრებაში, ეკონომიურ თუ კულტურულ სფეროში იჩენს ხოლმე თავს. წარსულ და აწმყოს თუ გადავხედავთ გვიჩვენებს, რომ ჩვენი ურთიერთობები ისევე, როგორც ეკონომიური ასევე კულტურული უფრო დიდხანს გაგრძელდება და უფრო განვითარდება.
  ორივე ქვეყნის მოქალაქეების ურთიერთ თანამშრომლობა და კეთილმეზობლური ურთიერთობები გახდა მიზეზი ორ ქვეყანას შორის საზღვრის გადაკვეთა მომხდარიყო პირადობის მოწმობით. საქართველოსთან თურქეთს აქვს სამი სასაზღვრო კვეთის ობიექტი, სარფის, თურქგოზის და აქთაშის საზღვრები. სარფის საზღვარი ვიზიტორების გადატვირთულობით გამოირჩევა. სასაზღვრო მონაცემების მიხედვით ეს საზღვარი წელიწადში 6,5 მილიონ ადამიანს ატარებს. ეს კი დღეში დაახლოებით 20 000 კაცს ნიშნავს. სარფის საზღვარზე ასეთი ხალმხრავლობა დღითი დღე იზრდება. ასევე ამ რეგიონში იგეგმება ახალი საზღვრის გახსნა, რომელსაც მურათლი ერქმევა.
აქვე აღსანიშნავია, რომ ბათუმის საერთაშორისო აეროპორტი ემსახურება ორივე ქვეყნის   შიდა რეისებს. ხოფიდან განხორციელებილი შიდა რეისების თავლსაზრისით ერთ-ერთი სანიმუშო თანამშრომლობაა საქართველოსთან. ასევე პარლამენტის დონეზე თურქეთის მეჯლიშში არის სპეციალური განყოფილება საქართველოსთან ურთიერთობის დეპარტამენტი, რომლებიც ხშირად გვსტუმრობენ და ვსტუმრობთ საქართველოსაც.
ვისარგებლებ აჭარის ავტონომიური რესპუბლიკის მთავრობის თავმჯდომარის ბატონი ზურაბ პატარაძის გამონათქმით „შორეულ ნათესავს ახლო მეზობელი სჯობიაო” და გეტყვით რომ, ჩვენი ქვეყნების ურთიერთობას კეთილმეზობლურ ცხოვრებას ნამდვილად არ ყავს ბადალი. ეს მომავალში ახალი პროექტების განხორციელების მაჩვენებელია. ვფიქროს თურქეთ-საქართველოს შორის, დიპლომატიური, კულტურული, კეთილმეზობლური, პოლიტიკური ურთიერთობები დიდი სიკეთეს მოუტანს ორი ქვეყნის მოსახლეობას, მათ განვითარებას და ურთოერთობებს. მინდა გითხრათ, რომ თურქეთ-საქართველოს ურთიერთობები სამაგალითოა სხვა ქვეყნებისათვისაც.
-ართვინის რეგიონსა და საქართველოს, აჭარის ავტონომიური რესპუბლიკის რეგიონს შორის ეკონომიკურ და კულტურულ ურთიერთობებს როგორ შეაფასებდით?
  აჭარის ავტონომიური რესპუბლიკა 1992 წელს ყარსის ხელშეკრულებით არის დაფუძნებული. თურქეთი ამ ხელშეკრულების მონაწილე და ერთ-ერთი განანტორის ფუნქცია აქვს. ავტონომიის დედაქალაქი ბათუმია.
აჭარის ავტონომიური რესპუბლილაში მცხოვრები ადამიანებთან გვაკავშირებს, რელიგიური თუ რეგიონისათვის დამახასიათებელი კულტურული, ადათ წესების მსგავსებები. საღვრის ორივე მხარეს, მსგავსი მცენარეებისა თუ მოსავლის, მსგავსი ენებზე, ქართულ თუ ლაზურად მოსაუბრე ადამიანების ხილვა თავისუფლად არის შესაძლებელი. ეს ყველაფერი კიდევ ერთხელ გვიჩვენებს თანაცხოვრობის ისტორიულ წარსულს დახანგძლივობას. შეიძლება ითქვას, რომ ჩვენ ერთი გეოგრაფიული რეგიონის შვილები ვართ.
  ორმხრივი ტურისტილი პროექტები ითვალისწინებს იმასაც, რომ ბათუმში მოსული ვიზიტორებმა ნახონ ართვინი, ართვინის ვიზიტორებმა კი ბათუმი. ეს კიდევ უფრო აღრმავებს ამ ორი ქალაქის და რეგიონის ურთიერთობებს. მნიშვბნელოვანია ისიც რომ აჭარაში უცხოური ინვესტიციის 60 % მდე თურქეთის მოქალაქეები ახორციელებენ.
აჭარაში თურქეთის ბევრი მოქალაქე მოღვაწეობს, ასევე ძალიან ბევრია თურქეთშის ქართველი მოსახლეობა. 2012 წელს აჭარის საზოგადოებრივ მაუწყებელში თურქულის გაკვეთილებიც ტარდებოდა. ორი ქვეყნის უმაღლესი რანგის პირები ხშირად ხვდებიან ერთმანეთს და ამ ურთიერთობების უფრო გაღრმავებაზე მუშაობენ.
-რა ეტაპზეა სარფის საზღვრის სამშენებლო საქმიანობა. როდის დასრულდება?
  თურქეთსა და საქართველოს შორის 2011 წელს ხელმოწერილი ხელშეკრულების შედეგად ძალიან მოიმატა საზღვრის კვეთი მსურველთა რაოდენობა. მოქალაქეები საზღვარს კვეთენ სხვადასხვა მიზნით. ტურისტული, სავაჭრო და სხვა მიზნით. სარფის საზღვარი დატვირთულია ასევე გადამზიდი ტრანსპორტის საზღვრის კვეთით. ამიტომ უკეთესი მომსახურებისათვის დაიგეგმა და უკვე დაიწყო საზღვრის ინფრასტრუქტურის მოწყობა და მშენებლობა.
  საბაჟო და სავაჭრო სამინისტრომ მოამზადა ერთი ფანჯრის ფორმულა. რაც გულისხმობს მგზავრების ასევე ავტომობილების ერთ ფანჯარაში ყველა დოკუმენტაციების მოგვარებას. რაც დააჩქარებს მომსახურებას. შექმნის საზღვარზე მეტ გამტარიანობის შესაძლებლობას. ასევე უკვე ამოქმედდა მანქანის ნომერით ვიდეო რეგისტრაციის მოსახურება, რომელსაც სისტემა თავისით ახორციელებს და დროში მოგების საშუალებას იძლევა.
მიუხედავად ამისა ჯერ კიდევ არის ხალხმრავლობა საზღვარზე და გადატვირთულია საზღვარი. 2017 წლის რამაზანში ჩვენ სპეციალურად გავზარდეთ თანამშრომელთა რაოდენობა, რათა შეგვემცირებინა გადატვირთულობა და გაგვეზარდა გამტარუნარიანობა. ვინაიდან სარფის საზღვარი ერთდაგვარი კარიბჭეა შუაზიში, კავკასიაში ამიტომ მისი მნიშვნელობაც დიდია. აქედან გამომდინარე მიმდინარეობს მუშაობა საზღვრის სრული მოდერნიზაციის მიმართულებით.
-სარფის საზღვარის განტვირთვისათვის რა სახის ზომებს მიმართავთ?
  სარფის საზღვარი იმპორტ-ექსპორტის ერთ-ერთი მნიშვნელოვანი ფუნქხციის მატარებელია, განსაკუთრებოით თურქეთ-საქართველოსათვის. ამიტომ აქ მიმდინარეობს ძალიან სერიოზული მუშაობა. თუ ჩვენ ამ სავაჭრო პოტენციალის შენარჩუნება და გაზრდა გვსურს ვფიქრობ ორივე ქვეყანამ განსაკუთრებული სამუშაოები უნდა ჩაატაროს. ჩვენ ხშირად ვზრდით პერსონალს. ვავიტარებთ იფრასტრუქტურას. საქართველოს და თურქეთის მოქალაქეებმა საზღარი რომ დაუბრკოლებლად გადაკვეთონ აუცილებელია ბევრი სახის ღონისძიებების გატარება.
-თუ გაქვს ურთიერთანამშრომლობა ართვინსა და ბათუმს შორის
ტურიზმის სექტორში?
  ართვინი და ბათუმი კულტურული მნიშვნელობით ერთმანეთს ძალიან ჰგავს. ამ ორი რეგიონში მცხოვრები ადამიანები, ხშირ შემთხვევაში ერთამნეთის ნათესავებიც არიან. ამიტომაც ხშირია ერთმანეთთან გადასვლა და მონახულება. კიდევ ერთი მსგავსება ისა, რომ ორივე რეგიონის დამახასიათებელი ტურისტული მიმართულება ეკო-ტურიზმია. თმაცა არანაკლებ მნიშვნელოვანია ზღვის, კულტურული ტურიზმი. ხორციელდება ყოველდღიური ტურები ორივე რეგიონში.
  2017 წლის მაისში ბათუმში ტარდება გამოფენა „ექსპო ჯორჯია თრაველის„ სახელწოდებით. სადაც ართვინი წარმოდგენილი იყო სრულად. ქალაქის ტურისტულმა განყოფილებამ ყველაფერი გააკეთა იმისათვის, რომ კარგად გაეცნო მომავალი ვიზიტორებისათვის ათვინის რეგიონები. სტანტის ვიზიტორებსაც საჩუქრებით გაუმასპინძლდა.”

Kahramanlık destanı

0
  30 Ağustos’ta Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 95. yılını kutlamaktayız. Tarihin altın sayfalarında yer alan ve birçok ulusa da örnek olan bu şanlı zafer, Türk milletinin ordusu ile birlikte yazdığı kahramanlık destanıdır. Tüm imkânsızlıklara rağmen sayı ve silahça kendinden çok üstün olan düşman karşısında, yüreğindeki vatan sevgisi ve üstün cesaretiyle Türk ordusunun milletini ve ülkesini kanının son damlasına kadar savunup kazandığı kutsal bir zaferdir.
  Bu zafer, aziz milletimizin gücünün ortaya konulması bakımından büyük anlam ifade etmektedir. Geçmişten günümüze milletimizin aynı kararlılığı sergilemeye devam etmesi sayesinde bizler, her türlü vesayet zincirini kırmış olan, yarınlarından kaygı duymayan bir ülkede yaşamanın gururu içerisindeyiz. Yeni Türkiye vizyonumuzdaki hedefleri gerçekleştirip, toplumsal refahı daha da artırarak ülkemizin ve şehrimizin kalkınıp gelişmesi için elimizden geleni yapacağız.
30 Ağustos Zaferi’nden 95 yıl sonra Türk milleti ve devleti hakkında yanlış hesaplar içinde olanların hevesleri, gayri milli tutumları ile yeniden canlanmaya yüz tutsa da Allah’ın izniyle milli irade karşısında yerle bir olmuşlardır. Türk milletinin istiklaline ve istikbaline kastedenlere karşı yapılan var oluş ve diriliş mücadelemiz bitmedi ve bitmeyecek.
  Tarihimizin şerefli sayfalarından biri olan 30 Ağustos Zaferi vesilesiyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal savaşımızın tüm şehitlerini, tüm kahramanlarını saygıyla, minnetle, şükranla anıyorum.

Ekonomist-İşadamı Sadullah Kavak: “Yerel ve yerli esnaflarımıza sahip çıkalım”

0
Haber-Röportaj:İlker ÇAKAN
  Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi-www.habergunebakis.com sitesi köşe yazarı, Ekonomist-İşadamı Sadullah Kavak “Yerel ve yerli esnafımıza sahip çıkalım” kampanyası başlattığından dolayı Kahramanmaraş Bakkallar Bayiler ve Şekerciler Odası Başkanlığı tarafından takdirname ile ödüllendirildi ve odanın onursal üyesi oldu. Ekonomist-İşadamı Sadullah Kavak “Yerel ve yerli esnafımıza sahip çıkalım”kampanyası ile ilgili olarak yaptığı şunları söyledi;
Faydasını hep beraber gelecekte göreceğiz
  “Kara gün dostlarımıza sahip çıkalım. Cebimiz para olunca AVMlere olmayınca mahallemizdeki bakkal amca yaz deftere al haftaya artık milli olmalıyız. Sermayemiz dışarı değil, ülkemizde kalsın.
  “Kaderini, yaşantısını, geleceğini Kahramanmaraş’a veya bulunduğu bölgeye bağlamış, iyi ve kötü günümüzde yanı başımızda bulduğumuz yerli esnafımıza sahip çıkmalıyız.” “Yerel esnafımıza destek çıkarsak bunun faydasını hep beraber gelecekte göreceğiz.
Ulusal işletmeler yerine yerel işletmeler
  Paramız yerel ekonomide ve ülke ekonomisinde kalmış olur. Girişimciliği desteklemiş oluruz ve yerel esnafımız Kahramanmaraş’ımıza yani yaşadığı yere yatırım yapar. Ulusal işletmeler yerine yerel işletmelerden mal ya da hizmet satın aldığınızda, piyasada daha fazla para tutulur. Çünkü bu yerel işletmeler de alışverişlerini bölgesindeki diğer küçük esnaftan, hizmet sağlayıcılardan ve çiftçilerden yaparlar. Böylece küçük esnaftan satın alma, yereldeki vergi büyümesine de yardımcı olur ve yerel işletmeler için yeni teşvikler oluşabilir.”
Sermayemiz bölgemizde kalsın
 “Küçük esnaf siftah yapamadan kepenk kapatıyor” Zincir marketlerin devlet tarafından teşvik görmekte oysa “Her gün bir yenisi eklenen yabancı ve yerli sermayenin oluşturduğu dev mağazalar (ulusal zincir marketler) ya da mağazalar zinciri, küçük esnaf ve sanatkârı, özellikle de bakkal ve market esnafını olumsuz yönde etkilemiştir.Zaten içinde bulunduğumuz yüksek enflasyonla birlikte ekonomik bir durgunluğun yaşandığı bu dönemde, siftah yapmadan kepenklerini kapatan esnaf ve sanatkâr vergisini ödemekte zorlanıyor.” Haydi yerel ve yerli esnaflarımıza sahip çıkalım. Sermayemiz bölgemizde kalsın.”
 
                                      

MÜSİAD Yurtdışı 15 Temmuz faaliyetleri

0
  Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) olarak 15 Temmuz hain darbe girişiminin 1. yıldönümünde yurtdışında 38 ülkede yer alan 37 şube, 3 temsilcik ve 18 temsilcimiz vasıtasıyla farklı alanlarda, güçlü bir faaliyet silsilesi gerçekleştirdi..
  Bu faaliyetler dahilinde MÜSİAD ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alandaki gücünün, 15 Temmuz vurgusunda, Türkiye ile aynı anda tüm dünyada hissedilmesi heyecanı misyonumuzun temelini oluşturdu. İnsanlık ve birey adına, toplumların kendi kaderleri üzerinde ki seçim konusunda mevcut iradenin kutsal ve paylaşılamaz olduğunu, tüm dünyaya demokratik toplumun hayatının vazgeçilemez bir parçası olarak ispatlayan 15 Temmuz Zaferi, 38 farklı ülkede MÜSİAD teşkilatlarının yüksek gönüllülük gücü ile tanıtıldı. Özellikle yerelden dokunuşlar ile o ülkenin dili ve kendi kültürel değerleri ile o ülke insanına, ülkenin yerleşik kurumlarına ve sivil toplum kuruluşlarına ulaşan MÜSİAD Dünya Başkanlarımız tarafından, 15 Temmuz Zaferi, mevcut tüm demokrasiler içerisinde, Türk milleti tarafından dünyaya sunulan ayrı bir mihenk olarak vurgulandı.
  Mevcut tanıtım faaliyetleri içeriğinde, MÜSİAD ofislerinde, ülke meydanlarında, basın kuruluşlarında; Tanıtım toplantıları, yürüyüşler, yazılı ve görsel medyada tanıtıcı yayınlar, basın toplantıları ve basın bildirileri gerçekleştirildi. Özellikle ülkenin duyarlı olduğu iletişim metodları tercih edilerek gerçekleştirilen anma programlarının yanı sıra diplomatik misyonlarımız ile ortak programlar gerçekleştirilerek ve o ülke yerelinde de yoğun sosyal medya tanıtımı gerçekleştirildi. Yabancı ülkelerde gerçekleştirilen TV programlarının yanı sıra ilgili ülkelerde mevcut bill-board ile o ülkelerdeki meydanlar 15 Temmuz Zaferi teması işleyen görseller ile donatılarak, dünya insanlarının 15 Temmuz Zaferi sembolleri ile meydanlarda kucaklaşması ilk elden temin edildi. Ülkelerinin kültürü içerisinde, doğal hayat akışında farklı bir vurgu silsilesi oluşturularak düzenlenen bu dizi halindeki tanıtım faaliyetlerine ek olarak, ilgili ülkelerde geçerliliği olan kurum ve kuruluş liderleri ile ortak açıklamalar gerçekleştirilerek, bu açıklamalar yazılı basında özel olarak hazırlanan güçlü görseller ile desteklendi.
  Ayrıca matbu olarak 15 Temmuz Zaferini anlatan kitapların ilgili ülkedeki yayın kuruluşlarına, sivil toplum kuruluşlarına ve kanaat önderlerine ulaşması için özel bir çaba sarf edilerek; Görülen ihtiyaç üzerine mevcut yayınların yanında ayrıca MÜSİAD kaynakları ile finanse edilen yeni kitaplar hazırlatılarak, 15 Temmuz Zaferinin bu ilk yıl dönümünde ülkedeki kurumlar ile paylaşıldı.
Ülkelerde mevcut İslamî unsurlar ve Türk vatandaşlarımız unutulmayarak camilerde mevlidi şerifler okunarak, partner kuruluşlara tüm etkinliklerde ayrı bir yer ve işbirliği imkanı sağlandı. Özellikle TV ve sosyal medya için hazırlanan 15 Temmuz Zafer filmleri ise demokratik bir direniş ve sonrasında toplumsal dayanışma ile gelen demokratik zafergerçeğini, yabancı toplum halkalarına en kolay bir şekilde iletmemiz temin edildi.
  MÜSİAD Dünya Teşkilatlarının gücü ile iş, aile ve ticari ortaklarımız ile birlikte, yereldeki lobi gücümüzü kullanarak, yabancı ülkelerin valilik, belediye, parlamentolarında ve ticaret odalarında 15 Temmuz Zaferi ve sonrasında güçlenen Türkiye Ekonomisi vurgusu yapılarak ve tüm dünyada 15 Temmuz Zaferinin bir savaş değil, ekonomik bir başarı ile taçlanan unutulmaz bir zafer olduğu mottosu işlendi.
  Tüm tanıtım faaliyetlerimiz etrafında, Türk iş dünyasının güçlü bir üyesi olan MÜSİAD üyesi işadamları olarak, Türk halkının dünya demokrasisine bir hediyesi olan 15 Temmuz Zaferinin, tüm dünya insanları tarafından onların evinde, ülkesinde bilinirliğini ve görünürlüğünü arttırmak hedeflenerek organizasyonlarımız o ülke halklarının katılımı ile gerçekleştirildi.
  Sonuç olarak bu kıymetli hedefimiz dahilinde, MÜSİAD Dünya Başkanları vesilesi ile tek merkezden organize edilen özgür ve güçlü bir sosyal bir girişim halinde, başta Türk nüfusunun yoğunluğuna bağlı olarak Almanya olmak üzere; Avusturya, Danimarka, Hollanda, KKTC, ABD, İngiltere, İsviçre, Fransa, Güney Afrika, Gürcistan, Nijerya, Romanya, Sudan, Makedonya, Japonya, Avustralya, Kazakistan, Pakistan, Belçika, Azerbaycan, Çin, Singapur, BAE, Suudi Arabistan, Irak, Fildişi Sahili, İran, Katar, Macaristan, Nijer, Senegal, Tacikistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Ukrayna, Kuveyt ve Tayvan’da 15 Temmuz Zaferinin taze bir heyecan ile tanıtımı gerçekleştirildi.
  38 ülkede gerçekleştirilen 15 Temmuz Zaferine ait tanıtım faaliyetlerimizin, ülkesini seven işadamları olarak mütevazi bir duruş ve güçlü bir motivasyonla, 15 Temmuz Zaferinin kahramanı olan aziz milletimize ithaf ile büyük bir onur duyularak gerçekleştirildiğini ve MÜSİAD yurtdışı Teşkilatları olarak 15 Temmuz Zaferine ait faaliyetlerimize dahilinde özet bir bilgilendirmeye bu almanak vesilesi ile yazılı olarak yer verildiğini belirtmek isterim.

Hz. Musa ile Çoban

0
  Hazreti Musa; Bir gün bir başına dağları dolanırken, uzaktan yoksul ve yanlız bir çoban gördü.
Çoban dizüstü çökmüş, ellerini semaya açıp dua etmekteydi. Bu durum hz. Musa’nın çok hoşuna gitti, ama yaklaşıpta çobanın duasını duyunca şaşırdı.
  Çoban Rab’ine şöyle yalvarıyordu; Kurban olduğum Allah ‘ım. Seni ne kadar severim, bir bilsen. ne istersen yaparım, yeter ki Sen iste. Sürüdeki en yağlı koyunu kes desen, gözümü kırpmadan keserim Sen’in için. Koyun kavurması güzeldir. Allah ‘ım, kuyruk yağını da alır pilavına katarsın, tadına yenmez olur.
  Hz. Musa duaya kulak kabartarak çobana yaklaştı.Çoban duasına devam ediyordu:
Yeter ki sen dile, ayaklarını yıkarım. Kulaklarını temizler, bitlerini ayıklarım.
Ne kadar çok severim ben Sen’i. Sana çok hayranım.
  Duydukları karşısında Hz. Musa öfekeden küplere bindi, bağıra çağıra kesti çobanbın duasını:
Hz. Musa: Sus, seni cahil adam! Ne yaptığını sanırsın?Allah pilav yer mi? Allah’ın ayakları mı var yıkayasın? Böyle dua olur mu? Külliyen günaha giriyorsun. Derhal tövbe et!
  Çoban, Hz. Musa’dan azarı işitince kulaklarına kadar kızardı, utancından yerin dibine girdi. Bir daha böyle kendi kafasına göre dua etmiyeceğine gözyaşları içinde yeminler etti. O gün akşama kadar Hz. Musa çobanın yanında durup ona temel duaları ezberletti. Sonra “Allah benden razı olur, iyi iş yaptım.” diye düşünerek yoluna devam etti.
  Hz. Musa o gece bir ses işitti, seselenen Rab idi:
  “Ey Musa! sen bugün ne yaptın? sen ayırmaya mı geldin buluşturmaya mı? Şu garip çobanı azarladın. Onun bana ne kadar yakın olduğunu anlayamadın. Ağzından çıkan lafı bilmese de, O çoban inancında samimi idi. Kalbi temiz, niyeti halisti.
  Biz kelimelere bakmayız, Niyete bakarız! kelamlara bakacak olsak yeryüyünde insan kalmazdı!Biz çobandan razıydık. Başkasına medih olan söz sana zemdir. Ona bal olan sana zehirdir. Sen işittiklerini inkar ve küfür saydın ama bilsen ki bir kabahati varsa bile, ne tatlı kabahattır onun ki”
Musa hatasını anladı, ertesi gün çobanın yanına gitti çoban duaya durmuştu yine, Ama dünkü heyecanından, samimiyetinden eser yoktu. Öğretildiği gibi yakarmaya gayret gösterdiğinden, aman bir yanlış laf etmiyeyim diye takılıyor, kekeliyor, terliyordu.
Hz. Musa, çobana ettiğinden pişman olup, sırtını okşadı ve dediki:
  “Ey dost, ben hatalıyım, ne olur affet. Bildiğin gibi dua et. Allah nazarında böylesi daha kıymetlidir.
  Kalınız sağlıcakla…!!!
error: Content is protected !!