Çarşamba, Nisan 22, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 130

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesinin 62. sayısı

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da 05.07.2011 tarihinden itibaren yayın hayatına başlayan ve yayın hayatının yedinci yılına giren, Türkiye temsilciliğini de Habergünebakış Sitesinin yaptığı(www.habergünebakis.com) Karadeniz Bölgesinin Türkçe-Gürcüce dilinde onbeş günlük olarak yayınlanan tek gazetesi olan ve Gürcistan-Batum, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun’un Ordu, Samsun illerinde dağıtımı yapılan uluslararası “Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi”nin 62.sayısı çıktı. Kuşe kağıda baskılı, onbeşgünlük tirajı 4.000 ve 8-4 sayfa renkli olarak yayınlanmaktadır.
                       
                        1- https://i.hizliresim.com/mJ5bZy.jpg
                        2- https://i.hizliresim.com/QpW50V.jpg
                        3- https://i.hizliresim.com/8NQO3V.jpg
                        4- https://i.hizliresim.com/yzRWDa.jpg
 
                            
                            Haberci Gazetesi 1.sayfa           Haberci Gazetesi 2.sayfa 
 
                         
                             Haberci Gazetesi 3.sayfa            Haberci Gazetesi 4.sayfa             

T.C. Tiflis Büyükelçisi Z. Levent Gümrükçü: “Türkiye-Gürcistan gerçek dost iki ülkedir”

0
Haber ve Röportaj-ÖZEL HABER: İlker ÇAKAN
  Türkiye Cumhuriyeti Tiflis Büyükelçisi Zeki Levent Gümrükçü ; “Türkiye- Gürcistan ilişkileri ve Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi ” konulu yaptığımız özel röportajda şunları söyledi;
Gürcistan’da görev yapalı yaklaşık 3.5 yıl oldu. Yeni Büyükeçiler Kararnamesi ile Belçika- Bürüksel Büyükelçisi olarak atandınız. Gürcistan- Türkiye ilişkilerinin daha iyi bir noktaya gelmesi için yaptığınız çalışmalardan konu edermisisniz?
  Türkiye-Gürcistan ilişkileri gerçek anlamda bir dostluk, komşuluk ve stratejik ortaklık ilişkisidir. İlişkilerimiz bu niteliğiyle, ben Tiflis’te göreve başladığım 2014 yılı başı itibariyle de son derece sağlam temellere oturmuş ve hemen her alanda karşılıklı işbirliğinin sürekli olarak geliştiği bir tablo çiziyordu. Bu itibarla, samimiyetle konuşmam gerekirse, Türkiye ile Gürcistan gibi zaten mükemmel bir ilişki ağına sahip iki ülke arasındaki bağların daha da gelişmesi doğrultusunda bir Büyükelçi olarak bu aşamadan sonra köklü bir katkıda bulunmak çok da kolay değildir. Ancak, ben de görev yaptığım süre içinde bu olumlu gündemin çeşitlenerek devam etmesi ve iki ülke kurumları arasındaki eşgüdüm ve işbirliğinin daha da gelişmesi için yoğun bir çaba içinde oldum.
Bu amaçla, karşılıklı olarak kurumlarımız arasındaki iletişimi daha da geliştirmek ve yeni işbirliği projelerini hayata geçirmek için gerek Gürcü gerek Türk makamları ile yakın bir temas içinde olmaya özen gösterdim. Bu bağlamda, herhalde 3,5 yıl içinde kapısını çalmadığım bir Gürcü kuruluşu kalmamıştır. Bunun neticesinde, Türkiye’deki muhatapları ile bugüne kadar temasa geçmemiş ve var olan işbirliği potansiyelini değerlendirmek için adım atmamış bir Gürcü kuruluşunun da kalmadığını düşünüyorum. Bu vesileyle, şahsıma her zaman büyük yakınlık gösteren ve yeni işbirliği imkanlarına hep olumlu yaklaşan Gürcü makamlarına da bir kez daha teşekkür etmek isterim.
 
                                     
                                         T.C. Tiflis Büyükelçisi Z. Levent Gümrükçü
 
  Diğer taraftan, görev yaptığım süre boyunca şahsen özel bir önem ve öncelik verdiğim konu kamu diplomasisi faaliyetleri olmuştur. Zira, iki ülke halkları kültürel ve sosyal açıdan birbirine çok yakın olmakla ve gerçek bir dostluk ilişkisi içinde bulunmakla birlikte, insanlarımızın karşılıklı olarak ülkelerimizdeki gelişmeleri yakından takip ettiğini veya tam olarak anlayabildiğini söylemek zordur. Bunu aşmak ve halklarımız arasındaki mevcut doğal yakınlığın ötesine geçerek, ülkelerimizdeki güncel gelişmelerin karşılıklı olarak daha iyi anlaşılabilmesini sağlamak için gerek basın-yayın organları, gerek üniversite ve düşünce kuruluşlarıyla sık sık temas ederek Türkiye’deki gelişmeler hakkında ilk elden bilgi vermeye çalıştım.
  Keza, Türk kültürünün farklı yönlerini Gürcü toplumuna tanıtacak kültürel etkinlikler düzenlemeye de özel bir önem verdim. Bu bağlamda, geçen yıl Tiflis’te iki muhteşem konser veren İzmir Senfoni Orkestrası’nın Gürcistan’ın bağımsızlığını kazanması sonrasında bu ülkeye gelen ilk senfoni orkestrası olması benim için özel bir mutluluk kaynağıdır. Bunun yanısıra, İstanbul’un gözü olarak da bilinen Ara Güler’in Gürcistan’daki ilk fotoğraf sergisini açmak da bende ve Gürcistan’da iz bırakan etkinliklerimiz arasındadır.
  Son olarak, Türkiye-Gürcistan ilişkilerinin en önemli boyutlarından birini teşkil eden ekonomik işbirliğimizin temel itici gücü konumundaki özel sektör temsilcilerimizle yakın temas içinde olmaya ve onların olabilecek her türlü sorunuyla bizzat ilgilenmeye gayret gösterdim. Kendilerinden de her zaman destek ve yakınlık gördüm. İş dünyamızın Gürcistan’daki temsilcilerinin iş yerlerini ve fabrikalarını gezmek ve hem bu ülkeye hem de Türkiye-Gürcistan ilişkilerine yaptıkları katkıları doğrudan görmek de beni hep son derece memnun etmiştir.
Türkiye-Gürcistan ilişkileri göreve başladığınızda hangi noktadaydı,
bugün gelinen nokta nerededir?
   Biraz önce ifade ettiğim üzere, ilişkilerimiz Gürcistan’ın bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından bu yana karşılıklı saygı ve yarar temelinde sürekli bir gelişim göstermektedir. Bugün itibariyle birçok ülkenin yüzyıllar boyunca elde edemediği başarıları Türkiye ile Gürcistan 25 yıl gibi kısa bir süre içinde elde etmiştir. Son 4 yıl boyunca da hemen hemen her alanda önceki dönemde yapılanların üzerine eklemeler yapılmak suretiyle ilişkilerimiz son derece olumlu bir noktaya gelmiştir.
  Bu bağlamda, ilişkilerimizde son yıllardaki en önemli gelişmelerden biri iki ülke arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin (YDSK) kurulmuş olmasıdır. 2014 yılı sonu itibariyle kurulması kararlaştırılan ve ilk toplantısını 2016 yılı Temmuz ayında gerçekleştiren YDSK, iki ülke Başbakanlarının başkanlığında toplanan ve ilgili tüm Bakanların da katılım sağladığı geniş bir istişare mekanizması olup, bu niteliğiyle ilişkilerimize sağlıklı bir çerçeve kazandırmış ve üst düzeyde alınan kararların uygulamasının yakından takibi için etkin bir platform teşkil etmiştir. Nitekim, iki ülke kurumları arasında mevcut son derece yoğun ziyaret trafiği ve ilişki ağı bu mekanizma sayesinde çok daha odaklı bir nitelik kazanmış ve böylece ilişkilerimize yeni bir ivme kazandırılmıştır.
  Son dört yılın genel bir değerlendirmesi yapıldığında öne çıkan bir diğer husus da, ilişkilerimizin siyaset üstü bir nitelik taşıdığının bir kez daha açıkça görülmesidir. Zira, bu süre içinde iki ülke hükümetlerinde de de meydana gelen değişiklikler ikili ilişkilerin genel seyrini hiçbir şekilde etkilememiş, Türkiye-Gürcistan ilişkileri olumlu gündemi ve stratejik niteliği temelinde gelişmeye devam etmiştir.
  Öte yandan, ülkemizde geçen yıl 15 Temmuz’da gerçekleşen hain darbe girişimi sonrasında Gürcistan’ın Türkiye ile gösterdiği dayanışma ve verdiği destek de ülkelerimiz arasındaki dostluğun ne kadar samimi ve gerçek olduğunun açık bir göstergesini teşkil etmiştir. Bu bağlamda, Gürcistan Başbakanı Giorgi Kvirikashvili’nin darbe girişimi sonrası ülkemizi ziyaret eden ilk yabancı devlet adamı olması ve bu hassas dönemde ülkemizin terörizmle mücadelesinde koşulsuz işbirliği taahhüdünde bulunması hiçbir zaman unutulmayacaktır.
Önümüzdeki dönemde de, sadece Türkiye için değil, Gürcistan dahil faaliyet gösterdiği tüm ülkeler için büyük bir tehdit teşkil eden FETÖ terör örgütü ile birlikte mücadele edeceğimizden ve bu hain örgütün halklarımıza, devletlerimize ve ilişkilerimize zarar vermesine asla izin vermeyeceğimizden kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
  Bunların yanısıra, ülkelerimiz arasında artan ziyaretçi sayısı, açılan yeni sınır kapıları, en üst düzeyde imzalanan çok sayıda anlaşma, Diyanet İşleri Başkanlığımız ile Gürcü Ortodoks Kilisesi arasında olduğu üzere önemli kurumlarımız arasında başlatılan yeni işbirlikleri, Gürcistan’da hemen her alanda artan yeni Türk yatırımları, karşılıklı olarak kültürel mirasın korunması alanında atılan adımlar ve daha burada sayamayacağım kadar fazla birçok diğer gelişme de geride bıraktığımız dört yılın olumlu seyrine katkıda bulunmuştur.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü olarak görev yaptınız ve deneyimli bir  Büyükelçi olarak Türkiye- Gürcistan ilişkilerinde Türkiye olarak daha neler yapmamızı önerirsiniz?
  Bence iki tarafın da dikkat etmesi gereken en önemli husus, ilişkilerin bugün ulaştığı ileri seviyenin rahatlığına kapılmadan, ilişkilerimizin halen son derece büyük bir gelişme potansiyeli bulunduğunun bilinci içinde hareket etmeleri ve her alanda daha fazla neler yapabiliriz anlayışıyla birlikte kararlı bir şekilde işbirliği yapmaya devam etmeleridir.
  Bu bağlamda, örneğin, Türkiye’nin Gürcistan’ın birinci ticaret ortağı olması bizi mevcut ticaret hacmini kısa bir süre içinde en az iki katına çıkartabilecek olduğumuz gerçeğinden saptırmamalıdır. Bu yöndeki çabalarımızda ayrıca, ikili ticaretimizin olabildiğince dengelenmesine ve bu bağlamda Gürcistan’ın Türkiye’ye ihracatının artmasını sağlayabilecek adımların atılmasına da özel bir özen göstermemizde fayda olacaktır. Bu konuda Türk yatırımcıların da önemli bir işlev görebileceğini ve yatırım kolaylığı bakımından dünyada sayılı ülkeler arasına giren Gürcistan’ı bir üretim üssü gibi kullanabileceklerini düşünüyorum.
  Öte yandan, Gürcistan’ın doğuya açılan bir penceremiz olduğu gerçeğinden hareketle, bu ülkenin ulaşım altyapısının geliştirilmesinde de gerek özel sektörümüzle gerek kamu kuruluşlarımızla daha aktif bir katkı sağlayabileceğimizi ve bunu yapmamızda ciddi yarar olduğunu düşünüyorum. Başbakan Kvirikashvili’nin hükümet programı şeklinde ortaya koyduğu 4-nokta planında da önemli bir yer tutan bu hususta Gürcü ve Türk kurumları arasında yakın işbirliği yapılması iki ülkenin de yararına olacaktır.
  Esasen, bunu hemen hemen tüm sektörler için geçerli bir husus olarak düşünmek gerekir. Zira Gürcistan’ın istikrarı ve kalkınmasına katkı sağlayacak her adım esasen Türkiye için de olumlu bir gelişme teşkil etmektedir. Bu itibarla, Gürcistan’la ilişkilerimizde, bu ülkenin ihtiyaç duyduğu her alanda kendilerine yardımcı olmak ve tecrübe paylaşımı dahil yapabileceğimiz her türlü katkıyı sunmak genel bir hareket noktası oluşturmalıdır.
Son olarak, Gürcistan’da Türkçe’ye ve Türk kültürüne artan ilgiyi dikkate alarak, bu yöndeki çalışmalarımızı özellikle artırmamız gerektiğine inanıyorum. 2012 yılında Tiflis’te faaliyete geçen Yunus Emre Kültür Merkezimizin özellikle Türkçe dil öğretiminde önemli bir boşluğu doldurduğu gerçek olmakla birlikte, bu çabamızı ilkokullardan başlayarak daha yaygın bir çerçeveye oturtmamıza ihtiyaç bulunmaktadır. Bu yönde, Tiflis’te ahiren yeni bir okul açan Maarif Vakfımızın da önümüzdeki dönemde önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Tarihi İpek Yolu Projesi olan Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projesi ile Azrbaycan doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupaya taşıyacak Trans Anadolu Doğalgaz boru projesine sizin görev süreniz içinde çalışmalara hız verildi. Bu iki dev projenin hayata geçmesi ne vakit gerçekleşecektir?
  Türkiye ile Gürcistan arasındaki ilişkiler stratejik bir nitelik kazandıran en önemli unsurların başında belki de Azerbaycan ile birlikte yürüttüğümüz üçlü işbirliği ve bu kapsamda hayata geçirilen projeler gelmektedir. Gerçekten de, 1990’lı yıllarda Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ile başlayan ve bilahare Bakü-Tiflis-Erzurum doğal gaz boru hattıyla devam eden bu üçlü işbirliği, bugün sadece enerji alanında değil diğer birçok konuda da stratejik önemde projeler üretmekte ve sadece bölgemiz için değil tüm dünya için vazgeçilmez bir nitelik taşımaktadır.
Nitekim sizin de ifade ettiğiniz üzere, enerji alanındaki projelerimizi şimdi Güney Gaz Koridoru ile daha geniş bir çerçeveye oturtuyor ve Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı’nın (TANAP) tamamlanmasıyla birlikte Azeri gazını Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine ulaştıracak bir altyapıyı birlikte hayata geçiriyoruz. Bu proje halen hızla ilerlemekte ve 2018 yılı içinde tamamlanması beklenmektedir.
  Öte yandan, enerji alanındaki sözkonusu projelerden bile belki daha önemli bir diğer üçlü işbirliği projesini de ulaşım alanında Bakü-Tiflis-Kars demiryoluyla birlikte hayata geçiriyoruz. Geçmişte bazı hukuki sorunlar ve teknik zorluklar nedeniyle geciken bu proje nihayet son aşamaya gelmiş olup, bu yıl Ekim ayı içinde açılması planlanmaktadır. Böylece tarihi İpek Yolu’nu bir kez daha bu sefer demiryolları üzerinden ihya etmiş ve Asya ile Avrupa arasında Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan üzerinden yeni bir köprü kurmuş olacağız.
  Tabii tüm bu stratejik projeler Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan arasındaki mükemmel işbirliği ve ortak vizyon sayesinde hayata geçmektedir. Önümüzdeki dönemde bu işbirliğinin her alanda daha da gelişeceğine ve hem ülkelerimiz, hem bölgemiz hem de tüm uluslararası toplum yararına sonuçlar vermeye devam edeceğine inancım sonsuzdur.
 
                                         
                                         T.C. Tiflis Büyükelçisi Z. Levent Gümrükçü
 
 
Türkiye-Gürcistan dostluk ve kardeşlik ilişkileri konusunda iki ülke
halkına mesajınız varmıdır?
  Biraz önce de ifade ettiğim üzere, Türkiye ile Gürcistan gerçek anlamda dost iki ülkedir. Bunu son 25 yılda birçok vesileyle kanıtlamışlardır. Ne zaman birinin yardıma ve desteğe ihtiyacı olsa, diğeri hep onun yanında olmuştur. Bizde “ev alma komşu al” diye bir söz vardır. Tabiatıyla ülkelerin böyle bir lüksü bulunmamaktadır. Ancak olsaydı dahi, bizler herhalde Gürcü dostlarımızı komşumuz olarak seçerdik. Eminim ki Gürcistan’da da bize karşı benzer duygular beslenmektedir.
  İşte bu örnek dostluğu, sadece ekonomik, siyasi ve stratejik nedenlerle açıklamak mümkün değildir. İlişkilerimizin en temel unsurunu halklarımız arasında kökünü tarihten alan kuvvetli dostluk ve kardeşlik bağları oluşturmaktadır. Bu bağlar var olduğu sürece ülkelerimiz de işbirliğini ve karşılıklı yarara dayalı ilişkilerini sürekli olarak geliştirmeye devam edeceklerdir. Bu sebeple, halklarımıza mesajım ve samimi dileğim, coğrafyanın bize bahşettiği komşuluğu dostluğa dönüştürme yönünde atalarımızın attıkları adımlara sahip çıkmaları ve daha da ileri götürmeleridir.
Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi olarak yayın hayatına 05.07. 2011 yılında başladık ve yayın hayatımızda 7. yıla girdik. Yayın politikamız olarak daima iki ülke ilişkilerinin daha iyi bir seviyeye gelmesine katkı yapacak haberleri yayınlamayı ilke edindik. İkili ilişkilere katkı yapacak haberleri daima manşetten verdik. Gazetemiz Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi hakkında görüş ve düşünceleriniz nelerdir?
   Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesini görev sürem boyunca hep yakından takip ettim ve ülkelerimiz arasındaki dostluğa katkılarını takdir ettim. Önümüzdeki dönemde de başarılı çalışmalarınızın devamını diliyor, başta iş dünyamız olmak üzere Gürcistan’da yaşayan Türk toplumunun da, gerek tirajınızı artırarak, gerek haberlerinize somut girdi sağlayarak bu konuda sizlere gerekli desteği vereceğine inanıyorum.”

TİKAdan Acara İzci Hareketine destek

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara İzci Hareketi’nin ofis teşrifatı T.C. Batum Başkonsolosluğunun girişimleriyle, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Tiflis Program Koordinasyon Ofisi tarafından yenilenmiştir. Bu çerçevede 30 Ağustos 2017 tarihinde düzenlenen törene T.C. Batum Başkonsolosu Yasin Temizkan, TİKA Tiflis Koordinatörü Hüseyin Şanlı, Acara Meclis Başkanı Yardımcısı Merab Karanadze, Acara İzci Teşkilatı Başkanı Şorena Lomadze ve Gürcü izciler katılmışlardır. Türkiye ile Gürcistan arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 25. yıldönümü vesilesiyle ve ülkeler arasındaki iyi ilişkilerin bir göstergesi olarak TİKA tarafından izci ofisine mobilya malzemeleri (dolap, masa, koltuk, kanepe) ile televizyon, bilgisayar gibi elektronik malzemeler hibe edilmiştir.
  Başkonsolos Yasin Temizkan konuyla ilgili yaptığı açıklamada Gürcü izcilerin çalışmalarını desteklediklerini belirtmiş, Türk ve Gürcü izciler arasında temasların artırılmasına yönelik projelere önem atfettiklerini, son bir yıl içinde Gürcü izcilerin Başkonsolosluğun katkılarıyla ülkemizde 4 kampa katıldıklarını ifade ederek iki ülke halkları arasındaki dostluğun her alanda geliştiğini görmekten memnun olduklarını söylemiştir. Acara İzci Hareketi Başkanı Şorena Lomadze sözkonusu yardımlardan dolayı duydukları memnuniyeti ifade ederek, Türkiye’ye ve ilgililere teşekkür etti.

  ქ. ბათუმში თურქეთის რესპუბლიკის გენერალური საკონსულოს ინიციატივით თურქეთის თანამშრომლობისა და საკოორდინაციო სააგენტოს (TİKA)-ს ხელმძღვანელობამ აჭარის სკაუტურ მოძრაობას ახალი საოფისე ინვენტარი გადასცა. აღნიშნულის ფარგლებში, 2017 წლის 30 აგვისტოს გამართულ ღონისძიებას ესწრებოდნენ თურქეთის რესპუბლიკის გენერალური კონსული ბატონი იასინ თემიზქანი, TİKA-ს თბილისის კოორდინატორი ბატონი ჰუსეინ შანლი, აჭარის ა.რ. უმაღლესი საბჭოს თავმჯდომარე ბატონი მერაბ კარანაძე, აჭარის სკაუტური მოძრაობის ხელმძღვანელი შორენა ლომაძე და ქართველი სკაუტები.
  საქართველოსა და თურქეთს შორის დიპლომატიური ურთიერთობების დამყარების 25წლისთავთან დაკავშირებით და ქვეყნებს შორის ბრწყინვალე ურთიერთობებისნიშნად,   TİKA-ს მიერ აჭარის სკაუტურ ორგანიზაციას გადაეცა საოფისე ავეჯი (კარადები,   მაგიდა,სავარძელი, დივანი), ტელევიზორი და კომპიუტერული ტექნიკა.
გენერალური კონსულის ი. თემიზქანის განცხადებით გენსაკონსულო მომავალშიც გააგრძელებს სკაუტური ორგანიზაციის საქმიანობის მხარდაჭერას, გენერალური საკონსულოს მხარდაჭერით ბოლო ერთი წლის განმავლობაში ქართველმა სკაუტებმა თურქეთში 4 ბანაკში მიიღეს მონაწილეობა. გენერალურმა კონსულმა კმაყოფილება გამოთქვა ორი ქვეყნის ხალხებს შორის ყველა სფეროში მეგობრული ურთიერთობებისგანვითარებასთან დაკავშირებით.
  აჭარის სკაუტური მოძრაობის ხელმძღვანელმა შორენა ლომაძემ, გაწეული დახმარების გამო თურქეთის რესპუბლიკასა და შესაბამის პირებს მადლობა გადაუხადა.
 
    
 
     

Batum 2017 Miss Mister Planet

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuıriyetinin başkenti Batum’da Kültür ve Sanat Merkezinde Batum 2017 Miss Mister Planet” güzellik yarışması yapıldı. Yarışmaya çeşiti ülkelerden çok sayıda güzel katıldı.

MÜSİAD Batumda yönetim değişikliği

0
Haber: İlker ÇAKAN
   Müstakil Sanayiciler ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) Batum Şubesi için yapılan olağan genel kurul toplantısında Nuri Sarı oybirliği ile yeni başkan seçildi. Müstakil Sanayiciler ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) Batum Şubesi 1. Olağan Kongresiyle yeni yönetim kurulunu seçti. Kurulduğu günden bu yana çalışmalarına ara vermeden devam eden MÜSİAD Batum Şubesi yönetimine kattığı yeni isimler ve yeni görev dağılımı ile daha güçlü bir ekip oluşturdu.
Geçtiğimiz Cumartesi günü MÜSİAD Batum Şubesi’nde gerçekleştirilen genel kurul sonucunda MÜSİAD Batum Şubesi Başkanı Mustafa Okutan görevini yeni başkan Nuri Sarı’ya devretti.
  Genel kurula MÜSİAD 2. Dönem Başkanı ve Rize Eski Milletvekili Ali Bayramoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Batum Başkonsolosluğu yetkilileri, MÜSİAD Yurtdışı Teşkilatlanma Komisyonu Başkanı İbrahim Uyar ve Avrasya Bölge Koordinatörü Şeref Aygün ile birlikte pek çok davetli katıldı. Eski Başkan Mustafa Okutan bir teşekkür konuşması yaptı. Genel Kurulda bir konuşma gerçekleştiren MÜSİAD Yurtdışı Teşkilatlanma Komisyonu Başkanı İbrahim Uyar, Başkan Nuri Sarı ve yeni yönetiminin çok büyük işlere imza atacağına MÜSİAD Genel Merkez olarak inançlarının tam olduğunu belirterek şunları söyledi. Programın sonunda bir önceki Başkan Mustafa Kalafat’a hizmetlerinden ötürü hediye plaketi takdim edildi.
 
         

MÜSİAD Türkiye’de 86, yurtdışında 68 ülkede 181 noktada

0
  Yerlerin, göklerin ve ikisi arasındakilerin yegane sahibi Hay ve Kayyum olan Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Sizleri, selamların en güzeli, Allah’ın selamı ile selamlıyorum, esselamu aleyküm. Tohumlarını, 9 Mayıs 1990’da, bir avuç genç ve yürekli işadamlarının toprağa attığı MÜSİAD, 27 yılın sonunda kocaman bir çınara dönüştü. Kökleri Anadolu’nun Ahilik bilinci ile derinleşen, dalları dünyanın dört bir yanında erdemli ve ahlaklı iş yapabilme düşüncesi ile yeşeren MÜSİAD, bugün uluslararası bir sivil toplum kuruluşu. Rabbime şükürler olsun, 27 yıldır hak yolunda bir an olsun durmadan, hep daha ileriyi düşünerek çalışan bir sivil toplum kuruluşunun yönetim kurulu üyesi olarak konuşuyorum. Bu yolda bizimle birlikte yer alan, kurucu başkanımız ve kurucularımız başta olmak üzere, MÜSİAD düşüncesine fikren, kalben ve bedenen destek olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum.
  MÜSİAD, sadece bir iş adamları derneği değildir. 27 yıldır düzenlediğimiz bütün organizasyonlar, hazırladığımız raporlar, savunduğumuz fikirler ve inandığımız değerler, bunun göstergesidir. Biz iş adamlığını sadece para kazanmak, mevki elde etmek veya statü sahibi olmak için düşünmedik, asla da düşünmeyeceğiz. Bizim için iş adamlığı, toplumun dertleri ile dertlenmek, milletinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutmak ve lobilerin karanlık yüzlerine boyun eğmeden dik durabilmektir. Hamdolsun 27 yıldır MÜSİAD olarak hep birlikte dik durduk.
  Ünlü Gürcistan Şairi Şota Rusteveli der ki; ‘’Bir sevda peşinde değilsen eğer, düşman olur özün, kendi özüne.” Bu veciz söz, bireysel ve toplumsal hayatımızı şekillendiren vizyonu ortaya koyarken, 27 yıl önce yola çıkan MÜSİAD’ın anlam dünyasına da işaret etmektedir. Heyecanımızı ve coşkumuzla, kendi sevdamızın peşinde koştuk elhamdülillah..MÜSİAD olarak her zaman hem kendimizin hem de ülkemizin gelişimi için var gücümüzle çalıştık. Kendimizi geliştirdik evet; önceki başkanlarımızın vizyonu ve çalışma arkadaşlarımızın değerli çabalarıyla teşkilat yapımızı güçlendirdik. Bugün, Türkiye’de 86, yurtdışında 68 ülkede ise 181 noktada var olan bir MÜSİAD’a ulaştık.
Malumunuz üzere MÜSİAD Yurtdışı Teşkilatlanma olarak çok yoğun bir yılı geride bıraktı. 2016’nın mart ayında Romanya ile başlayarak Güney Afrika, Karlsruhe, Makedonya, Avustralya, Japonya, Sudan ve Amsterdam Şube açılışları, Bükreş, Viyana, Köln ve Frankfurt’ta AGİK programları gerçekleştirildi. Son olarak İngiltere’nin başkenti Londra’da şubemizin açılışını gerçekleştirdik. Çok yoğun ve verimli bir dönemi geride bıraktık çok şükür.
  2017 son dönemine girerken 3-5 Kasım tarihleri arasında Rotterdam, Den Haag, Utrecht Şubelerimizin açılışlarını ve Dünya Genel İdare Kurulu (DGİK) programımızı gerçekleştireceğiz. Devamında ise yıl sonuna kadar Tiflis, Bakü, Belçika şubelerimizin açılışları yapacağız. Yoğun bir dönem bizleri beklemekte. İnşallah hep beraber gayret ederek bu periyottan alnımızın akı ile çıkacağız. Öte yandan lobi faaliyetlerimizde teşkilatlarımız vasıtasıyla hızla devam etmektedir. Bu çalışmalarımızın bir neticesi olarak 20 Eylül’de MÜSİAD USA şubemizin organizasyonunda çok önemli misafirlerin katılacağı Dünya İş Zirvesi programını gerçekleştireceğiz inşallah.
  Türkiye’de bulunan Gürcü kökenli vatandaşlarımızın sayısına bakıldığında, iki ülkenin tarihsel bağlarının ne kadar güçlü olduğu da anlaşılıyor. Osmanlı yüksek bürokrasisinde de, çok sayıda Gürcü devlet adamı yer almıştı. 17 Gürcü Sadrazam, 173 Vezir, 6 Kaptan-ı derya, 23 padişah annesi ve daha burada sayamadığımız çok sayıda Gürcü kökenli vatandaşımız bunun göstergesidir. Bu Çalışkanlıkları ve sadakatleri ile tanınan Gürcü dostlarımıza, günümüzde Karadeniz başta olmak üzere, ülkemizin farklı şehirlerinde rastlamak mümkün. Aynı şekilde, Tiflis ve Batum başta olmak üzere farklı Gürcü şehirlerinde de, Türkiye’den gelen yurttaşlarımıza rastlamak çok olağandır. Onlar kanalıyla, uzun yıllardır, orta ve büyük hacimli ticari faaliyetler devam etmektedir. Fakat böyle sıkı bir ilişkinin olduğu iki ülkenin, Hınkel’i, Haçapuri’yi, Hamsiyi, Mısır Ekmeğini birlikte yiyen, Tulumun ezgileriyle, birlikte sevinen ve hüzünlenen iki ülkenin, ticari ilişkilere baktığımızda; dış ticaret rakamlarının, artış eğilimde de olsa, potansiyelin altında olduğu da görülmektedir.
  Öte yandan iki ülkenin ticari ilişkilerine baktığımızda,Türkiye’nin Gürcistan’a olan ihracatı, 10 yıl önce 200 milyon$ iken, 2016’da yaklaşık olarak 1,5 milyar$ rakamlaulaşmıştır. Türkiye’nin Gürcistan’dan ithalatı ise 10 yıl önce 300 milyon$ iken, 2016 yılında yaklaşık olarak 186 milyon$’adüşmüştür. Gürcistan’la olan ticaretimizde, en önemli ihracat kalemlerimiz otomotiv, maden, gıda ve demir-çelik ürünleri olurken, önde gelen ithalat kalemleri ise petrol ve türev ürünleri, otomotiv, ilaç, mineraller, gıda ve makine olmuştur. İnanıyorum ki, daha ileri adımlar atılacak ve konuşulacak rakamlar şimdikinden daha farklı olacaktır. 
  Türkiye, 2007 yılından beri Gürcistan’ın en büyük ticaret ortağı durumundadır. Gürcistan’a en çok doğrudan yatırım yapan ülkeler arasında da Türkiye ilk sıralarda gelmektedir. Öte yandan 31 Mayıs 2011 tarihinde imzalanan ve 10 Aralık 2011 tarihinde yürürlüğe giren bir protokol uyarınca, iki ülke vatandaşları birbirlerinin ülkelerine sadece kimlik bilgileri ile seyahat edebilmektir.
Ekonomi Bakanlığı’ndan alınan istatistiklere istinaden, Gürcistan’da bugüne kadar, Türk müteahhitlik firmaları tarafından yaklaşık 3,5 milyar dolar tutarında proje üstlenilmiştir. Türk firmalarının faaliyet alanları, enerji santrali, turistik tesis, konut, karayolu inşası gibi alanlarda yoğunlaşmaktadır.
  Türk şirketleri Gürcistan’da yatırıma büyük ilgi göstermektedir. Bu bağlamda, Gürcistan’daki önemli Türk yatırımları arasında Tiflis ve Batum havaalanlarını, Paravanihidroelektrik ve Gardabani termik santrallerini, Batum Uluslararası Üniversite Hastanesi’ni, Tiflis yakınlarındaki Natakhtari bira ve meşrubat fabrikasını, yine Tiflis yakınlarında (Ksani) şişe fabrikası ile Borjomi ve Batum’daki beş yıldızlı otelleri saymak mümkündür.
  Karşılıklı olarak bu kadar yoğun olan ticari ilişkilere rağmen sıkıntılarda yaşanmaktadır. Türkiye-Gürcistan arasındaki ticaret sürekli bir artış eğilimi gösterse de iki ülke arasındaki dış ticaret rakamları ve Türkiye’nin Gürcistan’daki yatırımlarının miktarı potansiyelin altındadır. Türk firmalarının Gürcistan faaliyetlerindeki temel sıkıntısı finansman sorunudur. Ulaştırma sektöründe yaşanan sorunlar da iki ülke ticaretini olumsuz yönde etkilemektedir. Farklı ülkelerde şube açarken en büyük gayelerimizden biride bu sorunların çözümünde aktif rol almak, devletimize ve milletimize hizmet etmektir. Genel Kurulunu yapmakta olduğumuz MÜSİAD Batum şubemizde yeni yönetimi ile bu amaca hizmet edecektir. Karşılıklı ilişkilerinin büyük mesafeler kat edebilmesi için MÜSİAD’ın Tiflis ve Batumteşkilatları olarak elimizden gelen mücadeleyi göstermeliyiz.
  Bulunduğumuz ülke ve bölgede daha aktif ve girişken olmalısınız. Ticaret ve sanayi odaları, iş dünyasına hitap eden STK’larda daha çok yer alarak buralarda yönetim kadrolarında bulunmanız gerek kendiniz gerek kurumunuz gerekse ülkeniz için önemli faydalar vereceğini düşünmekteyiz. Bu yönde daha çok gayret edilecek inşallah. Bulunduğumuz bölgedeki Büyükelçiliğimiz Konsolosluğumuz ya da Ticaret müşavirliğimiz ile ilişkilerimizi geliştirmeli, buradaki akreditasyonumuzu sağlamalıyız. Sağlamalıyız ki daha etkin ve verimli faaliyetlerde bulunabilelim.
  Öte yandan güçlü teşkilatlar oluşturmalı, hali hazırda var olan teşkilatlarımızı da gerek kurumsal gerekse yönetsel açıdan daha güçlü bir hale getirmeliyiz. Teşkilatlarımız ile bulundukları bölgelerde oluşturduğumuz yerel güç, merkezi daha güçlü kılmaktadır. Yerelde güçlülük merkezde de güçlü bir yapıyı temin edecektir her daim.
  Üyemize daha çok fayda sağlamamız açısından iş geliştirmeye önem vermeliyiz. Bulunduğumuz bölgedeki muhatap kurumlarla Mou ve partnerlik anlaşmaları imzalayarak yeni networkler kazanmalıyız. Bu da işin geliştirilmesi açısından önemli kazanımlar sağlayacağını düşünüyorum. Sözlerime son verirken, siz MÜSİAD dostlarına yürekten teşekkür ediyorum. MÜSİAD Batum Şubemizin Genel Kurulunun rabbim’den hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum. Hep birlikte, daha da güçlenerek, azimle, inançla çalışmaya devam edeceğiz. Allah’ın bereketi ve mağfireti üzerimize olsun.

İtalyan Hakim ve Ömer Muhtar

0
   İtalyan devleti’ne karşı savaştınız mı?
   Ömer Muhtar:
   -Evet
  -İnsanları İtalyan devleti’ne karşı savaşmaya teşvik ettiniz mi?
   Ömer Muhtar:
   -Evet
  -İtalya’ya karşı kaç yıl savaştınız?
   Ömer Muhtar: Yaklaşık 20 yıl
  -Yaptıklarından dolayı pişman mısınız?
   Ömer Muhtar:
  -Hayır
  -İdam edileceğinizi biliyor musunuz?
   Ömer Muhtar:
  -Evet
  Hakim şaşırdı:
  -Sizin gibi birisi için böyle bir son, çok üzücü
   Bunu duyan Ömer Muhtar şöyle dedi:
  -Tam tersi! Bu, hayatımın sonu için en güzel yol.
  Hakim daha sonra, mücahidlere cihadı durdurmalarını emreden bir 
  emirname   yazması halinde O’nu beraat ettirmek ve ülke dışına sürgüne   göndermek istedi.
  Bunun üzerine Ömer Muhtar,
  O meşhur sözlerini söyledi:
  -“Her namazda Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed (s.a.s.)’in de o’nun resulü olduğuna şehadet eden parmaklarım, asla yanlış bir şey yazamaz!
Bizler teslim olamayız…!!!
  Ya kazanırız ya da ölürüz!”
  Biz ölsekte kazanırız ve siz kaybedersiniz…
  Fakat acı olan siz bunu ancak öldüğünüzde anlarsınız ve bunun size bir faydası olmaz..!
  Ömrünü küffara karşı cihad ederek geçiren Ömer Muhtar’ı şehadet’e    yürüyüşünün yıl dönümünde (16 Eylül 1931) saygı ve rahmetle yad ediyoruz.
  Kalınız sağlıcakla…!!!

Üreten toplum olalım… Atatürkten tarihi mesaj

0
  “Atatürk, dinlenmek için gittiği İstanbul’daki Florya köşkünden, yanında yalnızca şoförü ile Küçükçekmece’ye doğru giderken tarlasında sabanla çift süren bir çiftçi görür. Çiftçinin sabanında koşulu olan öküzün yanında, koşulu bir de merkep vardır. Şoförüne;
  – Arabayı durdur, der.
  Arabadan iner. Tarlaya doğru yürür. Çiftçi kendisine doğru geleni görmüştür. Sabanında koşulu olan öküzü ve merkebi durdurur. Atatürk, yanına gelince,
  -Kolay gelsin Ağa, der.
  -Sağolasın Bey! Hoşgeldin.
  -Hoşbulduk Ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına merkep koşmuşsun. Hiç öküzün yanına merkep koşulur mu? Bunlar denk değil.
Köylünün canı sıkkındır. Biraz da alınmıştır. Bezgin bir ses tonuyla,
  -Merkeple Öküzün yan yana koşulmayacağını bilmiyom mu sanıyon bey. Sen bunu bana mı söylüyon?
  -Kime söylemeliyim ağa?
  -Sen bunu git vergi memuruna söyle.
  -Vergi memuruna mı?
  -He ya! Bu sene ürünüm kıt oldu. Vergi borcumu ödeyemedim. Dört gün önce vergi memurları öküzün eşini “Vergi borcunu karşılar” diyerek alıp götürdüler. Sattılar. Benim öküzün eşi sizin gibi beylerin sofrasına et, sucuk oldu bey.
  Atatürk, çok sinirlenmiştir. Alışkanlığı gereği kızdığı zaman kaşlarını çatmaktadır. Onun bu halini gören köylü,
  -Bana niye kaş çatıyon bey. Yalan söylediğimi mi sanıyon? Sana ne söylediysem hepsi doğru. Ben Küçükçekmece Köyündenim. muhtara sor istersen.
  Atatürk,
  -Neden kaymakam bey’e gidip durumu anlatmadın ağa?
  -Gittim Bey.
  Köylü duraksamıştır. Bunu anlayan Atatürk, devam eder.
  -Kaymakam ne dedi?
  -Git borcunu öde, dedi.
  -Sen de Vali Bey’in yanına gitseydin.
  Köylü Atatürk’ü bir müddet süzer. Atatürk, konuşmadan dinlemektedir. Köylü konuşmaya devam eder.
  -Sen hiç Vali’nin yanına gitmemişsin bey. Halından belli oluyor.
  -Halimden belli mi oluyor?
  – He ya! hem gitseydin bilirdin.
  -Neyi bilirdim?
  -Kapıdaki jandırmaların adamı içeri koymadığını, bey.
  Atatürk,
  -Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin?
Diye sorar.
   köylü gülümseyerek,
  -İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyola, der.
   Atatürk, kızmıştır.
  -Peki! Gazi Paşa’ya niye telgraf çekmedin? Diye sorar.
  -O’nunda bir gözü kör, görmez diyola. Hem, sen zenginsin.
  Tomofilin bile var. Bunları heç duymadın mı?
  Atatürk, cüzdanından elli lira çıkarır.
  -Bunu kabul et ağa. Öküzün yanına bir eş alırsın, der.
Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Yanından ayrılır. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya köşküne döner. Başbakan İsmet Paşa’ya şu telgrafı çeker.
  -“Derhal Heyeti Vekileyi (Bakanlar Kurulu’nu) topla, İstanbul’a gel.”
Başbakan başkanlığında Bakanlar Kurulu Florya köşküne gelirler. Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollamıştır. Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş Jandarmaların arasından Florya Köşküne gelen köylü “Eyvah ben ne yaptım” diye için için dövünmektedir. Kendisini kapıda karşılayan şık giyimli bir beyefendi nazik bir sesle ” beni takip edin efendim” deyince içi biraz ferahlasa da çok korkmuştur. Adamı takip ederek büyük bir toplantı salonuna girerler. Salon kalabalıktır. Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır. Gözleri karamış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır. Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir. Tanıdık bir ses duyar.
  -Hoşgeldin ağa. Gel yerin burada.
  Diyen Atatürk, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir.   Köylü, zorlanarak yürür ve yığılırcasına sandalyeye oturur. Durumunu anlayan Atatürk,
  -Sakin ol ağa. Korkacak hiç bir şey yok.
  -Sağol bey! Sağol.
Köylünün soluklanmasını ve rahatlamasını bekleyen Atatürk, bir müddet sonra,
  -Seni buraya niye çağırdım biliyor musun ağa?
  -Hayır bey, bilmiyom.
  -Dün bana anlattıklarını, bu gün burada anlatmanı istiyorum. Ama; bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak anlatmanı istiyorum. Haydi başla, seni dinliyoruz.
Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Daha önce söylediklerinin eksik olanlarını Atatürk, tamamlar. Köylünün konuşması bitince Atatürk, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler. Sonra ayağa kalkar. Elini masaya sertçe vurarak, öfkeli bir sesle;
  -Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz.
  Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaştırılmıştır. İcra İflas Kanunu Madde 82/4.: Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez…”
  Şimdi biz büyükbaş hayvan ithal eder olduk(Bulgaristan,Yunanistan). Samanıda Romanya’dan ithal eder olduk. Buğday, mercimek, nohut kısaca hububat ürünlerini ithal eder olduk. Sarımsağı dahi yurt dışından ithal eder hale geldik.
  Kalınız sağlıcakla…!!!

Batumda Kurban Bayramı çoşkusu

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da Kurban Bayramı çoşkuyla kutlandı. Batum Merkez Orta Caminde kılınan Kurban Bayramı namazına yoğun ilgi oldu.Ramazan Bayramı nedeniye Merkez Orta Camii ve avlusu tamamen doldu.Bunun dışında caminin arka tarafında kapısının önündeki sokakta tamamen doldu. Kurban Bayramı namazı bitiminde Kurban Bayramı kutlamalarına katılmak üzere: Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti Hükümet Başkanı Zurab Pataradze, Acara Özerk Cumhuriyeti Yüksek Şura Başkanı Davit Gabaidze, Acara Özerk Cumhuriyeti Bakanları Batum Merkez Orta Camiye geldiler. Hükümet Başkanı Zurab Pataradze, Yüksek Şura Başkanı Davit Gabaidze Kurban Bayramı nedeniyle camide birer konuşma yaparak daha sonra birlikte halkın bayramını kutladılar. Bayram tebrikleri halk tarafından sevinçle karşılandı.
 
      
 
      
 
      
 
            

Batum Başkonsolosluğunda bayramlaşma

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da Kurban Bayramı nedeniyle Batum Başkonsolosluğunda halkla bayram tebriği programı düzenlendi. Kurban Bayramı tebrik programına Batum Başkonsolosu Yasin Temizkan ve başkonsolosluk personeli ile vatandaşlar katıldı.
 
     
 
                                      
error: Content is protected !!