Cumartesi, Nisan 11, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 104

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ayder Yaylası’nı inceledi

0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize programının 2. gününde Çamlıhemşin ilçesine bağlı dünyaca ünlü Ayder Yaylası’nı ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Burada sabah kahvaltısını yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ardından Ayder Yaylası’nda beraberindekiler ile birlikte kısa bir yürüyüş yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayder Yenileme ve Koruma Projesi kapsamında yapılan çalışmalar hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’dan bilgi aldı. Kendisine sevgi gösterisinde bulunan vatandaşları selamlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çocuklara hediye verdi ve yol kenarında haşlanmış mısır satan bir kadından satın aldığı mısırları kendisini takip eden gazetecilere ikram etti. Ayder Yaylası’nda yürütülen çalışmalara ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayder’de çok güzel bir gelişme gördüğünü, halkın da memnuniyetini bizzat dinlediğini ifade ederek, hedeflerinin 2022 yılı sonunda yeni bir Ayder ortaya çıkarmak olduğunu söyledi.

“Ayder Yaylası turizmde çok ciddi bir çekim alanı olacak”
“Yeni Ayder altyapısıyla, konutlarıyla, otoparklarıyla, restoranlarıyla her şeyiyle bizim için özellikle turizmde çok ciddi bir çekim alanı olacak” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize-Artvin Havalimanı’nın da bitişiyle Ayder’e yurt içi ve yurt dışında geliş-gidişin daha artacağını kaydetti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayder Yaylası’nda kayak turizmine yönelik çalışmaların da ilgili bakanlıklarca daha önce yapıldığını, bunun üzerindeki çalışmaların da devam ettiğini anlattı. Uzungöl’de yapılan çalışmalara ilişkin soru üzerine de Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, şu bilgileri verdi: “Uzungöl de bizim için özellikle Trabzon bölgesinde ciddi bir çekim alanımız. Uzungöl ile ilgili çalışmalar da yoğun şekilde devam edecek. Orada da çalışmalar başladı. Kaçak yapıların ötesinde tamamıyla işgal. Bunların üzerinde ısrarla duruyoruz. Kimse kusura bakmasın. Bunların yıkımı muhakkak olacak. Yıkımla beraber kimseyi mağdur etmeden buralardaki hak sahiplerine bu inşaatların yapımıyla birlikte konutsa konut, mağaza ise mağaza, bunun dışında otel vesaire neyse bunların haklarını da teslim etmekte hiçbir zaman tereddüdümüz olmayacak.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın incelemelerine; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Rize Valisi Kemal Çeber ve Milletvekilleri eşlik etti.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rize-Artvin Havalimanı inşaatını inceledi

0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayder Yaylası’ndaki incelemelerinin ardından kara yoluyla Rize-Artvin Havalimanı şantiyesine hareket etti. Yol boyunca Cumhurbaşkanlığı otobüsü üzerinden vatandaşları selamlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayder Yaylası’na çıkarken dönüş yolunda çay içme sözü verdiği haşlanmış mısır satan kadının yanına uğrayarak, burada ikram edilen çayı içti ve sohbet etti. Sevgi gösterisinde bulunanları selamlarken, karşılaştığı vatandaştan sigara paketini alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sigarayı bırakma sözü aldı ve otobüsün üzerinden bir gencin tulum dinletisini de izledi. Daha sonra da Rize-Artvin Havalimanı inşaatında incelemede bulunarak Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu’ndan çalışmalarla ilgili bilgi aldı.

Karadeniz Bölgesi ihracatının % 25’i Trabzon’dan

0

2020 yılının Ocak-Temmuz aylarını kapsayan 7 aylık döneminde; 18 ilin yer aldığı Karadeniz Bölgesinden gerçekleştirilen 2.518.468.350 ABD Doları tutarındaki ihracatın, % 25’ine tekabül eden 633.245.133 ABD dolarlık kısmı tek başına Trabzon ili tarafından gerçekleştirilmiş oldu. Trabzon ilinden gerçekleştirilen ihracatta bir önceki yılın 7 aylık dönemine oranla % 7 oranında artış yaşandı. Karadeniz Bölgesi illeri içinde en fazla ihracat gerçekleştiren ve birinci sırada yer alan Trabzon ilini, ikinci sırada 386.579.002 ABD Doları ihracatla Samsun ili ve üçüncü sırada ise 279.626.133 ABD Dolar ihracatla Zonguldak ili izledi.
Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu, geçtiğimiz yıllarda da olduğu gibi Karadeniz Bölgesinin en fazla ihracat gerçekleştiren İlinin Trabzon ili olduğunu Bölge içinde ihracat sıralamasındaki birincilik ünvanını koruyarak Bölge ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirme başarısı gösterdiğini ifade etti. DKİB Başkanı Kalyoncu; 2020 yılı 7 aylık döneminde Trabzon, Ordu, Giresun, Gümüşhane, Rize ve Artvin illerinin yer aldığı TR90 Doğu Karadeniz Bölgesi ihracatının ise % 61’inin aynı şekilde tek başına Trabzon ili tarafından gerçekleştirildiğine vurgu yaptı.
DKİB Başkanı Kalyoncu, güçlü kurumsal yapı, köklü ihracat kültürüne sahip olan Trabzon ilinden aktif olarak 234 firmanın ihracat yaptığını ve ihracatçı firma sayısının her geçen ay arttığını ifade etti. ve ihracatçılarımızla sürdürülen uyumlu çalışmalar, kentte var olan ihracat kültürü ve tecrübesi Trabzon ili ihracatını sürdürülebilir hale getirerek yaklaşık 20 yıl içinde Trabzon ili ihracatının 6 kat artış göstererek 1 Milyar Doların üzerine ulaştığını ifade etti.
Ülke çeşitliliği olarak da Trabzon ilinden ihracat yapılan ülke sayısının her geçen yıl arttığına vurgu yapan Kalyoncu, 2020 yılının 7 ayında Trabzon ilinden 115 Ülkeye ihracat yapıldığını ve ihracat yapılan Ülke sayısı itibariyle de Bölge içinde Trabzon ilinin birinci sırada yer aldığını belirtti.
Trabzon ilindeki dış ticarete yönelik kurumsal altyapının güçlü olması, İl ihracatını önümüzdeki dönemde daha da üst sıralara çıkararak Karadeniz Bölgesi ihracatının lokomotifinin her yıl Trabzon ili olacağına vurgu yapan Kalyocu; Trabzon ilinin bu tecrübesinin Bölge Birliği olan Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği kanalıyla tüm Bölge illerindeki işletmelere yaygınlaştırılması yönünde çalışmalar yaparak, Bölgedeki tüm illerin ihracatının Trabzon ili gibi üst rakamlara ulaştırılmasına katkı sağlayacaklarını belirtti.
Özellikle covid-19 pandemisi döneminde, bölgenin cazibe merkezi olan Trabzon ili ve Karadeniz Bölgesinin yakın komşu Ülkelerin tedarik merkezi işlevini gördüğünü ve komşu ülkelerin daha önce Çin Halk Cumhuriyeti, İran ve Avrupa ülkelerinden tedarik ettikleri bir çok ürünü Karadeniz Bölgesinden tedarik etmeye başlaması, bölgenin ihracat açısından cazibesini ön plana çıkardığını belirten DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Kalyoncu, bu durumun devamlılığı açısından da çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Giresun fındık hasadına katılacak

0

Haber: İlker ÇAKAN
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin 14 Ağustos 2020 Cuma günü Giresun fındık hasadına katılacağına ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı-Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinin basın duyurusu ve Giresun programı şöyledir;
“Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, 14 Ağustos Cuma günü Giresun’a giderek fındık hasadına katılacaktır.Bakan Bekir Pakdemirli Giresun programı kapsamında ayrıca ilde çeşitli ziyaretlerde ve incelemelerde bulunacaktır.” Tarım ve Orman Bakanı Dr.Bekir Pakdemirli’nin 14 Ağustos 2020 Cuma günü Giresun programı ise şöyledir; Saat- 10.30 Valilik ziyareti, Saat-11.10 Belediye Başkanlığı ziyareti, Saat-14.30 Fındık Hasat Programı(Yer: Batlama Vadisi), Saat-16.00 Fındık Araştırma Enstitüsü ziyareti, Saat-16.40 Giresun Ticaret Borsası Lisanslı Deposu ziyareti.

Ordu Valisi Tuncay Sonel işçilerle birlikte fındık topladı

0

Haber: İlker ÇAKAN
Ordu Valisi Tuncay Sonel, fındık hasadına başlanması münasebetiyle Ordu-Altınordu ilçesinin Delikkaya mahallesinde Yalçın Topkaya’ya ait fındık bahçesinde işçilerle birlikte fındık hasadında bulundu.Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı  Mehmet Hilmi Güler, İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan’ın da eşlik ettiği fındık hasadında, sabahın erken saatlerinde işçilerle birlikte fındık bahçesine giren Vali Tuncay Sonel, beline sepeti takarak, daldan fındık topladı. Bahçe sahibi nezdinde tüm fındık üreticilerine bol ve bereketli bir hasat dönemi dileyen Vali Tuncal Sonel, fındık toplayan işçilere de kolaylıklar dileğinde bulundu.
Ordu Valisi Tuncay Sonel ile birlikte fındık toplayan işçiler de sevinçlerini ve mutluluklarını dile getirerek, “İlk defa bir fındık bahçesinde vali gördük. Bizlerle birlikte beline sepeti bağlayarak fındık toplayan Valiye şahit oluyoruz. Çok mutlu olduk. Sayın Valimiz, bizden önce bahçeye gelmiş. Buna da çok şaşırdık. Bizleri şereflendirdi. Bahçemizi şenlendirdi. Allah kendisinden razı olsun” diye konuştular.

                                                                       Ordu Valisi Tuncay Sonel

 

Askeri çatışmaların çözümünde askeri olmayan yöntemlerin rolü(3)

0

Hibrit kavramı, 2005 yılında iki ABD Deniz Piyade subayı General James Mattis ve Frank Hoffman tarafından yazılan bir makalede ortaya çıkmıştır. Hibrit savaş konusunda önemli çalışmalar yapmış olan Frank Hoffman, hibrit savaş teriminin ilk defa Robert G. Walker tarafından kullanıldığını belirtmiştir. Kavram 2007 yılında literatüre girmiştir. Hoffman, hibrit savaş kavramını birçok savaş çeşidinin esnek ve gelişmiş düşman tarafından o andaki şartlara en uygun olacak şekilde aynı anda kullanıldığı bir savaş türü olarak tanımlamış ve önümüzdeki dönemde konvansiyonel kuvvetlerin, gayrinizami harp unsurlarının, terörist grupların ve suç örgütlerinin aynı harekât alanında ve aynı zamanda mevcut olacaklarını iddia etmiş ve iddiasında da yanılmamıştır.
Akademik ve askerî çevrelerde yıllarca süren tartışmaların ardından, “melez”, Savaşa bir yaklaşım olarak ABD Dışişleri Bakanı Robert Gates “Dörtlü Savunma” incelemesinde hibrit savaşın daha görünür, düzensiz, asimetrik veya geleneksel olmayan bileşenlerden ibaret olduğunu, yerleşik paradigmaların dışında kalan bu terimlerin lejyon, asimetrik savaş, düzensiz çatışma, bileşik savaş, karma savaş, dikkat dağıtma savaşı, dördüncü nesil savaş, düşük yoğunluklu çatışma, sınırlı savaş, sınırsız savaş, özel savaş, geleneksel olmayan savaş olarak belirtilmiştir. Paul Brister, hibrit savaş kavramını sınırlı savaş, askerî stratejinin amacı, düşman için bir ikilem yaratmak şeklinde tanımlamıştır.
M. Kani Hacıpaşaoğlu 3. E-SAFE Güvenlik Zirvesinde “Bildiğimiz konvansiyonel savaş güçlerinin yanında aynı zamanda propaganda, yanıltma, siber savaşlar, kitlesel imha ve sabotaj konularının hepsiyle beraber karmaşık mücadeleye hibrit savaş diyoruz.” şeklinde hibrit savaşı tanımını yaparak en belirgin özelliklerinin de yeni ve yüksek teknolojik araçların kullanımıyla sivil ve asker ayrımının bulanıklaşması diye eklemişti.
ABD ve Rusya nın hibrit savaş tanımı, g ünümüzde ABD savaş literatüründe hibrit savaş “sinerjik etkiler elde etmek için tüm toplumsal fonksiyonlar yelpazesinde spesifik güvenlik açıklarına uyarlanmış çoklu güç enstrümanlarının senkronize kullanımı” şeklinde ifade edilmektedir. Rus siyaset bilimci Andrew Korybko, hibrit savaşı “jeostratejik transit bölgelerindeki tarihsel, etnik, dini, sosyo-ekonomik ve coğrafi farklılıklardan istifade eden dışsal kimlik çatışmaları” şeklinde tanımlamaktadır.
ABD ve Rus tanımları arasında bazı farklar görünse de, hibrit savaş kapsamında genel olarak düzensiz savaş, sahte haberler, diplomasi ve dışarıdan seçim müdahalesi gibi diğer etkileyici yöntemlerle harmanlayan askerî stratejiler öngörülmektedir. Bu kapsamda hibrit savaş, geleneksel askerî birlikler, taktikler ve stratejiler dışında, paramiliter yapılar vs. düzensiz askerî kuvvetlerin istihdamı gibi araçları da kullanmaktadır.
Bir sonraki aşama ise; hibrit savaş’ın kapsamı, “iki ordu arasında doğrudan gerçekleşmemiş olan bütün savaşları” ifade etmektedir. Etnik, dinî veya ulusal açıkları kullanan psikolojik saldırıları, düşman hatlarının arkasında faaliyet gösteren provokatörleri, yaptırımlar yoluyla ekonomik saldırıları, boykotları ve cezalandırıcı tarifeleri, düşman ekonomisini zayıflatma yöntemlerini, seçimlere yönelik siber saldırıları ve çeşitli referandumları içerir.
Hibrit savaşın klasik savaştan farkı, askerî etkenin düşük olması yada hiç olmamasıdır. Bu savaşta değişik devletlere ait olan, herhangi bir yasa veya sözleşmelere tabi olmayan insanlar kullanılabilmektedir. Hibrit savaşı aynı zamanda bir medya savaşıdır. Öyle ki medya, toplumun kararlarını ve düşüncelerini, hareket tarzlarını etkilemek adına kullanılan en iyi araçlardandır. Bu savaşta; gazete ve dergi yayınları, ön yargılı görüşler ile ifade edilen politik söylemler ve kışkırtmalarla Lobilerin kurulması.(Devamı gelecek yazımda)…

Artvin “Çay Makası Ekmek Kapısı” projesi

0

Haber: İlker ÇAKAN
Karadeniz Bölgesinin en önemli gelir kaynaklarından biri olan çayın hasadında oluşabilecek işgücü açığının yerli kaynaklar içerisinden karşılanmasına yönelik Artvin Valiliğince “Çay Makası Ekmek Kapısı”projesi gerçekleştirildi. Bu proje kapsamında kaymakamlıklar vasıtasıyla ilçelerde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından düzenli destek alan dar gelirli vatandaşlar başta olmak üzere, geçmiş dönemde devletin çeşitli birimlerine müracaat ederek iş talebinde bulunanlarla irtibata geçilmiş, çay-fındık hasat dönemlerinde yevmiyeli olarak çalışmak isteyen vatandaşlardan bir çalışma listesi oluşturularak, bu listedeki kişiler ilçe İş-Kur birimi koordinasyonunda işçi talebinde bulunan üreticilerle irtibatlandırılmışlardır. Artvin Valiliği ve ilgili kurumlarda yapılan bu çalışmanın teşvik edilmesi ve kolaylaştırılması amacıyla çalışanlara; elektrikli çay hasat makinası, çay makası, tulum, çizme, yağmurluk gibi alet-ekipman ve malzeme desteği yapıldı.

Artvin “Çoruh Ekoturizm” projesi

0

Haber: İlker ÇAKAN
Artvin“Çoruh Ekoturizm”projesi kapsamında Anbarlı-Tütüncüler, Ormanlı-Fıstıklı köyleri, Çamlık-Yenimahalle ile Kafkasör-Genya Dağı boyunca 52 kilometrelik güzergahta boyunca yürüyüş yolu, orman yolu, stabilize köy yolu ve bisiklet yolu olmak üzere 4 ayrı parkur oluşturulacak. Proje ile ilgili olarak bilgi veren Artvin Valisi Yılmaz Doruk şunları söyledi;
“Türkiye’nin en uzun eko turizm yollarından birisidir. Bu güzergahın şelaleleri, zengin bitki ve faunası, derin vadileri ve berrak sularıyla doğa severler için olağan üstü güzellikler sunacaktır.
Artvin’in büyüleyici doğasının tahrip etmeden turizme kazandırmak için bu projeyi çok önemsiyoruz. Güzergah boyunca yapılacak, yürüyüş yolu, ahşap köprüler, korkuluklar, çeşme, oturma bankları, masalar, kamelyalar, seyir terasları, ağaç, bitki ve hayvan tanıtım tabelaları ile yerli ve yabancı turistlere büyüleyici bir parkur sunmayı arzuluyoruz. Artvin’de hayata geçirilecek olması ilimizin turizmine değer katacaktır.”
Artvin Orman Bölge Müdürlüğüne ait Biyolojik Mücadele Laboratuvarında zararlı böceklerle mücadele kapsamından faydalı böcekler üretilmektedir.

Kuvvet çarpanı olarak “Hibrit Savaşı” (2)

0

Max Boot’ un “Hangi kültürden olursa olsun, daha güçlü bir düşmanla çarpışmak zorunda kalanların başvurduğu son çaredir.” şeklinde tanımladığı gerilla savaşının aksine hibrit savaşlar için hedef ülkenin daha güçlü olması gerekmemektedir. Tam da bu aşamada kuvvet çarpanı olarak devreye hibrit mücadele girmektedir.
Küreselleşme, Endüstri 4.0 devriminin getirdiği son dönem teknolojik gelişmeler ve bilgiye ulaşmadaki köklü ve nitelikli değişim, önceden tecrübe edilemeyen bir gelişmeyi dünya ülkelerine kabul ettirmiş, savaş kavramı da bunun gelişim fırsatçısı olmuştur. Büyük ölçüde kullanılan ve araştırmalara konu olan Hibrit savaş terimi üzerinde anlaşılan bir tanım bulunmamakla birlikte Hibrit (Melez) savaşın tanımı ve ne zaman başladığı konusunda tam bir mutabakat yoktur. Bu nedenle hibrit savaş kavramının tanımına geçmeden önce “hibrit” teriminin etimolojik olarak ne anlama geldiğine bakmak yerinde olacaktır.
Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğüne göre hibrit Fransızcadan ( hybride) dilimize hibrit kelimesi isim olarak melez anlamı ile birlikte; teknolojik anlamda da iki farklı güç kaynağının bir arada bulunması, savaş kavramı ise devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal, uğraşma, kavga, bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele şeklinde tanımlanmaktadır. İngilizce Oxford sözlüğünde ise hibrit (hybrid) kavramı iki farklı maddenin birleşiminden oluşan maddeyi ifade etmek için kullanılmaktadır.
Hibrit tehditlerin tanımı ile ilgili yapılan tanımlar, gelişen ve değişen durumlar sebebiyle kısa bir sürede değişebilir veya bu tehditlerle mücadele kapsamındaki faaliyetlerin yapısını etkileyebilir. Hibrit tehditlerin çeşitliliğinden hareketle tespit edilen hedeflerin belirlenen zayıf noktalarına yönelecek şekilde özel olarak da hazırlanabilirler.
Hibrit savaşın geleneksel savaştan ayrılan en önemli tarafı, savaş ilan edilmeden ve başlangıçta mümkün olduğunca fark ettirilmeden yoğunluğu hedef ideale bağlı çatışmanın sürdürülmesi durumudur. Anlama ve kavrama açısından; farkına varılamayan zaman zaman küçük parıltılar çıkaran pamuğun için için yanması bu duruma verilebilecek güzel bir örnektir. Bu tür savaşlarda saldırı olduğunu anlamak ve başlangıç zamanını tahmin etmek önceleri zor olsa da teknolojik gelişmelerle atbaşı birlikte giden istihbarat faaliyetleri tehlikeyi kısa zamanda tespit edebilecek kabiliyete ulaşmıştır.
Hibrit savaşında politik amacın çıkarlar ve tehditler kapsamında, hedef seçilen ülkede gerek hükümet politikalarından kaynaklanan sorunlar, gerek otorite zayıflığı veya boşluğundan kaynaklanan olası yada var olan tehditlerin kısmen azaltılmasını sağlayacak yada ortadan kaldıracak yeni bir siyasi iradenin kurulmasını sağlamaktır. Adalet ve benzeri ihtiyaçların öne sürülerek organize edilen barışçıl protestoların zaman içinde direniş ve muhalif grupların desteklenmesi ile kitlesel insan toplulukları meydana getirerek oluşturulan kaos ortamının iç terör eylemlerine dönüştürülerek, kamu binalarının ve işyerlerinin zarar görmesi sonucu masum insanların yaralanması ve öldürülmesi ile meydana gelen ayaklanmalar ile dirlik ve düzenin varlığı konusunda kamu’da yaratılmış olan yaygın inancın zayıflatılması ve ortadan kaldırılmasına çalışılması için gerçekleştirilen eylemler amaca giden yol olarak seçilmiş eylemlerdir.
Amaçlara tesir edecek temel unsurlar ise özel kuvvetler, düzensiz güçler, düzenli birlikler, ekonomik savaş unsurları, siber saldırı unsurları, diplomasi, bilgi harekâtı ile hedef ülkedeki kontrollü kaos ortamını destekleyen ve teşvik eden yerel güçler yer almaktadır. Kontrollü kaos ilerleyen süreç içerisinde kaosa ve iç terör eylemlerine evrilebilmektedir.
Geleneksel ve düzensiz yöntemlerin birlikteliği tarih boyunca kullanılmıştır. Amerikan Devrimi ve Napolyon Savaşları ile XIX. yüzyılda küçük çatışmalarda melez savaş örneklerine rastlamak mümkündür. Guatemala’daki 1837-1839 isyanında domuz avcısı Rafael Carrera’nın köylüleri Mariano Galvez’in hükûmet güçlerine karşı üç yıl süren bir ayaklanma ile liberalleri görevden alan isyancılar Carrera’nın hâkim olduğu hükûmeti kurmuşlardır.
Hibrit savaş yönteminin Osmanlı döneminde başarılı bir şekilde uygulandığına rastlamak da mümkündür. İber Yarımadası’ndaki gelişmelerin İstanbul’daki Osmanlı yöneticilerince dikkatle takip edildiği, Tunus ve Cezayir’in istikbalini sorgulamak üzere içinde bulunulan durumdan yararlanılarak propaganda faaliyetlerine başlandığı ve bu faaliyetlerin Afrika’da yaygınlaşması amacıyla hareket tarzlarının belirlendiği, Tunus ve Cezayir’in yanı sıra hayati derecede stratejik öneme sahip Fas’ta da kontrol ve koordinenin planlanan operasyon sonucunda yerli kabilelerle Fransız kuvvetleri arasında çatışmaların çıkması, Fas’taki bütün kabileler arasında büyük heyecan yarattığı, Türk ordusunun Mısır’ı işgal edebilirse genel bir ayaklanma hâlini alabileceğinden şüphe olmadığı, bu vaziyette Türkiye için yapılacak işin Arapçayı iyi konuşur, mahalin âdet ve mizacına uyabilecek zeki ve kabiliyetli adamlar göndermek suretiyle Fas içinde çalışmak, birçok kabileleri Fransa aleyhine kaldırmak duyulan heyecanın kaynağıydı. Sonuçta böyle olmuştu Fas’a geçen Türk subayların buradaki etkin propagandalarının hızla yayılması ile birlikte Taza, Meknes, Atlas dağlarının doğu ve kuzeydoğusundaki şehirler arasında yaşayan Berberi kabilelerinin General Hanry komutasındaki Fransız birliklerine saldırmaları sonucu Fransızların önemli ölçüde kayıplar verdiği Fas’ta yayımlanan gazetelerde doğrulanmıştır.
1914 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Osmanlı devleti; Kasım 1915’te Rusya’daki Türk topluluklarının esaretten kurtulmalarına yönelik planlarını uygulama sahasına geçirmek üzere harekete geçmiştir. Rusya’daki Sakin Müslüman – Türk Tatarlarının haklarını Müdafaa Cemiyeti adıyla tüm dünyaya hazırlanan bir bildiri ile propaganda niteliği taşıyan çağrıyı Rusya’nın düşmanı Almanya, Avusturya – Macaristan ve Bulgaristan’a , tarafsız İsveç, Norveç, İsviçre, Danimarka, Amerika’ya, Rus boyunduruğundan kurtulmaya çalışan Polonyalılara, Ukraynalılara, bugün Rusya’nın müttefiki İngiltere, Fransa ve İtalya’ya yapılmıştır. Ayrıca Budapeşte, Viyana, Avusturya-Macaristan, Almanya İmparatoru, Bulgar Kralı’ndan Türk topluklarının Rus boyunduruğundan kurtarılması yönünde savaş dışında örgütsel yöntemlerle Türk topluluklarının kurtarılması yönünde propaganda faaliyetleri yürütmüştür.
Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’un 2013 yılında yayımladığı ve sahada uygulandığı görülen “Öngörüde Bilimin Değeri” başlıklı makaleye “Gerasimov Doktrini” adı verilmiştir. ‘’Askeri Çatışmaların Çözümünde Askeri Olmayan Yöntemlerin Rolü’’ adlı değerlendirmede; Siyasi Hedeflere Ulaşmak için Silahlı Savaşın Değiştirilmiş Karakterini aşağıdaki şema ile anlatılmış ve Hibrit Savaş’ın çerçevesi çizilmiştir.(Devamı gelecek yazımda)…

Dışişleri Bakanlığı-SAM’den “COVID-19 Sonrası Dünya: İşbirliği mi Rekabet mi?” kitabı

0

Haber: İlker ÇAKAN
T.C. Dışişleri Bakanlığı-Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM)yayınları arasında çıkan “COVID-19 Sonrası Dünya: İşbirliği mi Rekabet mi?” (The World after COVID-19: Cooperation or Competition?) adlı kitabı yayınlandı. Derlemesi; T.C. Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi & Antalya Diplomasi Forumu tarafından yapılan, basım Tarihi Haziran 2020 olup, toplam 165 sayfadır.Yayın Kurulu; Yavuz Selim Kıran-Dışişleri Bakan Yardımcısı, Burak Akçapar-Dışişleri Bakanlığı Dış Politika , Analiz ve Eşgüdüm Genel Müdüdrlüğü, Dr. Ufuk Ulutaş-Dışişleri Bakanlığı-Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı, Mesut Özcan-Dışişleri Bakanlığı-Diplomasi Akademisi, Sbel Erkan-Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Genel Müdür Yardımcısı, Yasin Temizkan-Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Daire Başkanı, Nuh Naci Başer- Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi İkinci Katip, Emre Yılmaz-Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi, Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Üçüncü Katibi
Mehmet Zeki Günay’dır. T
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu; Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) tarafından yayınlanan “COVID-19 Sonrası Dünya: İşbirliği mi Rekabet mi? kitabı ile ilgili olarak yayınladığı mesajda şunları söyledi; “SAM ve Antalya Diplomasi Forumu küresel çapta yabancı uzmanların görüşlerini derledi. Bu önemli kitabı ilgiyle okuyacağınıza inanıyorum.”

(Kitap bu link üzerinden indirilebilir: http://sam.gov.tr/tr/covid-19-sonrasi-dunya-isbirligi-mi-rekabet-mi/ )

error: Content is protected !!