World Travel Awards ödül töreninde Gürcistan’ın Batum şehri, Avrupa’nın en hızlı büyüyen turizm destinasyonu ödülünü kazandı. Batum, resmi olarak 2023 Dünya Seyahat Ödülleri’nin ev sahibi şehri olarak seçildi. Dünya Destinasyon Ödülünü Batum Belediye Başkanı Archil Chikovani aldı. Destinasyon, turizm sektörünün en önemli bileşimlerinden biridir. Kelime anlamı ile destinasyon, varış yeri, gidilecek yer anlamını taşımaktadır. Destinasyon kavramı ise Coltman’ın (1989) yaptığı tanıma göre içinde turistler için cazip kabul edilecek farklı doğal çekicilikleri ve özellikleri barındıran yerlerdir.
Batum, dünyanın en hızlı büyüyen turizm destinasyonu unvanını kazanmak için Fransa, Japonya, Kolombiya, Meksika, Laos, Uruguay, Bulgaristan, Kuzey İrlanda gibi ülkelerin şehirleriyle yarıştı.
World Travel Awards- ის დაჯილდოების ცერემონიაზე ბათუმმა ევროპის სწრაფად მზარდი ტურისტული მიმართულების ჯილდო მოიპოვა.
ბათუმი ოფიციალურად დასახელდა, როგორც 2023 წლის „World Travel Awards“-ის დაჯილდოების ღონისძიების მასპინძელი ქალაქი.
Gürcistan Trabzon Başkonsolosluğu ile Trabzon Büyükşehir Belediyesi işbirliği çerçevesinde kardeş ve dost iki ülke olan Türkiye-Gürcistan dostluğunun daha iyi bir seviyeye gelmesine katkı sağlamak için 23-24 Eylül 2022 tarihlerinde Trabzon’da “Trabzon-Batum Günleri düzenlendi. 24 Eylül 2022 Cumartesi günü Trabzon Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezinde saat:19’da.iki ülke yiyecek ve içecekleri diğer kültürel değerlerinin tanıtıldğı sergi açıldı. Bu serginin açılışına Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti heyeti olarak;
Gürcistan Acara Özerk Cumhuriyeti Yüksek Şura Başkanı Davit Gabaidze, Acara Özerk Cumhuriyeti Milli Eğitim ve Spor Bakanı Maia Khacishvili, Batum Belediye Başkanı Archil Chikovani, Gürcistan’ın Trabzon Başkonsolosu Gela Japaridze, Gürcistan Yabancı Yatırımcılar Derneği Başkanı Osman Çalışkan, Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Çakan katıldı. Dost ve kardeş iki ülkenin ortak kültürel değerlerini gösteren serginin açılışından sonra sergiye katılan her iki ülkenin heyeti ve sergiye katılan her iki ülkenin vatandaşları Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezinde düzenlenen her iki ülke folklor gösterileri ve sanatçılarının şarkılarını zevkle ve ilgiyle izlediler. Gürcistan’ın geleneksel yemeği olan peynirli içli pide çeşidi “Haçapuri”ye yoğun ilgi oldu.
Açılışa katılan iki ülke vatandaşları bu kültürel ortak programa yoğun ilgi gösterdiler ve her iki ülkenin yiyecek ve içeceklerini tatma imkanı buldular. Bu programa katılanlar memnuniyetlerini dile getirerek, programı düzenleyenlere teşekkür ettiler. Katılan her iki ülke vatandaşları bu tür programların belli aralıklarla düzenlenmesinin iki ülke arasındaki dostluk ve kardeşliğin daha iyi bir seviyeye gelmesine büyük katkısının olduğunu söylediler.
Bu programda; 2007 Eurovision Şarkı Yarışması’nda “Visionary Dream”şarkısını söyleyerek Gürcistan’ı ilk defa bu yarışmada temsil eden Gürcistan’lı ünlü şarkıcısı Sopho Khalvashi ile Karadeniz Müziğinin tanınmış şarkıcılarından Bayar Şahin ile Trabzonlu Mahalli Sanatçı Cengiz Selimoğlu şarkı söylediler. Programı izleyenler bu sanatçıların şarkılarını zevkle dinlediler. Ayrıca Gürcistan ve Trabzon folklor ekipleri birbirinden güzel oyunlarını oynadılar.
Gürcistan Trabzon Başkonsolosluğu ile Trabzon Büyükşehir Belediyesi işbirliği çerçevesinde kardeş ve dost iki ülke olan Türkiye-Gürcistan dostluğunun daha iyi bir seviyeye gelmesine katkı sağlamak için 23-24 Eylül 2022 tarihlerinde Trabzon’da “Trabzon-Batum Günleri düzenlendi.
Türkiye ve Gürcistan’dan iş dünyası temsilcilerinin katıldığı Türk – Gürcü İş İnsanları Forumu ve ikili iş görüşmeleri, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nda (TTSO) gerçekleştirildi. Bu foruma Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyeti heyeti olarak; Gürcistan Acara Özerk Cumhuriyeti Yüksek Şura Başkanı Davit Gabaidze, Acara Özerk Cumhuriyeti Milli Eğitim ve Spor Bakanı Maia Khacishvili, Batum Belediye Başkanı Archil Chikovani, Acara Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Giorgi Romanadze, Gürcistan’ın Trabzon Başkonsolosu Gela Japaridze ve Gürcistan Yabancı Yatırımcılar Derneği Başkanı Osman Çalışkan, Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Çakan katıldı.
Forumun açılışında konuşan TTSO Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, ticari ilişkilerin gelişmesi için bu toplantıları düzenlediklerini belirterek, “Türkiye ile Gürcistan arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesi, her iki ülkenin iş insanlarının çabasıyla bugüne kadar geldi. Bu anlamda her iki ülkenin işadamlarını da kutluyorum. Ancak ticaret hedeflerinin gerçekleşmesi için sadece iş insanlarının hızlı hareket etmesi yetmiyor, ülkelerdeki siyasi ve bürokratik yapının da aynı şekilde gelişmesi gerekiyor. Bizlere de zaman zaman sorunlar ve çözüm önerileri aktarılıyor ve bunları sonuca bağlanması için gerek oda olarak gerekse bakanlıklar nezdinde çaba sarf ediyoruz, ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamaya çalışıyoruz. En fazla lojistik sektöründe sorunlar yaşamaktayız” dedi. Başkan M. Suat Hacısalihoğlu, “Amacımız işadamları arasındaki ilişkileri biraz daha sıcak tutarak gerek iki ülke arasında gerekse üçüncü ülkelerle ticaretin gelişmesine katkı sunmak olacaktır” diye konuştu.
Gürcistan Acara Özerk Cumhuriyeti Yüksek Şura Başkanı Davit Gabaidze ise, bu tür toplantıların iş adamları için önemli bir fırsat olduğunu dile getirerek, bu fırsatın değerlendirilmesi temennisinde bulundu. Gürcistan Yabancı Yatırımcılar Derneği Başkanı Osman Çalışkan da toplantıda bir sunum gerçekleştirdi.
Türk – Gürcü İş İnsanları Forumunda daha sonra iki ülke iş insanları arasında ikili iş görüşmeleri gerçekleştirildi. Böyle bir forum Trabzon’da ilk defa geçekleştirildi. Bu formun ve Trabzon- Batum günlerinin Gürcistan Trabzon Başkonsolosu Gela Japaridze’nin ve Başkonsolos Yardımcısı Giga Kushitahvli’nin yoğun gayretleri sonucu gerçekleştiği öğrenildi.
Ayrıca iki ülke turizm acentalarının katıldığı “Turizm Forumu düzenlendi. Bu faaliyetin dışında Trabzonspor Kadir Özcan Gençlik Geliştirme Merkezinde Trabzonspor U-19 takımı ile FC Dinoma Batumi-19 futbol takımları arasında dostluk futbol maçı yapıldı.
Geçtiğimiz hafta içinde toplanan “Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi”, yıllardır Avrupa Birliği’ni, yalan yanlış beyan ve iddialarla kendi çıkarları için tepe tepe kullanan Yunanları ve Kıbrıslı Rumları hüsrana uğratacak bir karar aldı.
Kıbrıs konusunu ve Rumların iddialarını temelden sarsmış olan bu karardan daha önemlisi kararın politik içeriği ve AB’nin gelecekte Türkiye ile ilgili alacağı kararlara yönelik etkileri.
Lafı uzatmadan sadede gelelim; Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi, “insan hakları” konulu toplantısında, “AİHM’in Loizidou kararı”nı tartıştı ve “KKTC tarafından mülkiyet konusunda alınan önlemleri yeterli bularak incelemenin kapatılması” yönünde bağlayıcı bir karar aldı. Konseyin gözetim ve denetim sürecinin de sonlandırıldığı bu toplantı, Rumların KKTC’de terk ettikleri toprakların geleceği ve Rum tezlerinin temelini oluşturan Titinia Loizidou konusunu da örnek teşkil edecek şekilde karara bağlamış oldu.
Rumlar ve Yunanlar bundan hoşlanmayıp hop oturup hop kalksalar da bunun artık değiştirilmesi mümkün değil. Söz konusu karar politik olarak, Rum yönetiminin Loizidou kararına atıfla yıllardır iadenin gerçekleşmesi yönünde yaptığı propagandanın ne kadar mesnetsiz olduğu ortaya çıkarmakta. Hukuki olarak da tazminat ve takas seçeneklerinin mülkiyet taleplerinin karşılanmasındaki etkinliğini teyit etmekte, mülkiyet sorunlarının da sadece KKTC’de kurulu Taşınmaz Mal Komisyonunda (TMK) çözülebileceğini, AİHM’e gerek olmadığını vurgulamakta.
Buraya kadar olan konu, Rumların 1871 yılında Kıbrıs adasının İngiliz Yönetimine girmesi sonrasında tapuda yaptıkları sahtekarlıklarla ele geçirdikleri Osmanlı Vakıf mallarını sanki de kendilerininmiş gibi davranarak sahibi olduklarını iddia ettikleri mülklerinin geleceği ile ilgili.
Asıl önemlisi bu kararın politik yönü.
“Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi”nde söz konusu kararla ilgili yapılan oylamada;
25 ülke KKTC’nin uluslararası hukuka uygun bir mülkiyet rejimi tesis ettiği lehinde oy kullanırken, sadece 5 ülke aleyhte oy kullandı. Merak edenler için o ülkeleri de yazalım: Güney Kıbrıs, Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan, Ermenistan.
46 üyeli komitenin 25 üyesinin (yaklaşık yüzde 55) Türkiye’nin “KKTC, uluslararası hukuka uygun bir mülkiyet rejimi tesis etmiştir.” iddiasının arkasında durması, çekimser kalan 16 ülke arasında da Avusturya ve Fransa gibi her fırsatta Türkiye aleyhine girişimlerde bulunmaktan çekinmeyen, AB’nin önde gelen ülkeleri sayılan devletlerin bulunması çok önemli.
Kim nasıl okur bilmem ama bana göre mesaj gayet açık.
Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi AB içinde eskisi gibi etkin desteğe sahip değil.
AB Türkiye’ye yaptırım uygulayarak karşısına almak istemiyor.
Gürcistan Trabzon Başkonsolosluğu ile Trabzon Büyükşehir Belediyesi işbirliği çerçevesinde kardeş ve dost iki ülke olan Türkiye-Gürcistan dostluğunun daha iyi bir seviyeye gelmesine katkı sağlamak için 23-24 Eylül 2022 tarihlerinde Trabzon’da “Trabzon-Batum Günleri düzenlenecektir. 23 Eylül 2022 Cuma günü saat:16:30’da Trabzonspor Kadir Özcan Gençlik Geliştirme Merkezinde Trabzonspor U-19 takımı ile FC Dinoma Batumi-19 futbol takımları arasında dostluk futbol maçı düzenlenecektir. Programın açılışı ise 24 Eylül 2022 Cumartesi günü Trabzon Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezinde saat:18.00 yapılacaktır. Hamamizade Kültür Merkezinde ayrıca aynı gün akşam saat:19.00 da konser programı yapılacaktır.
Azerbaycan Cumhuriyeti-Devlet Başkanlığı-Devlet İdarecilik Akademisi Dekanlığına aynı akademide öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Hasan Murtezaoğlu atandı. Azaerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan Devlet İdarecilik Akademisi Dekanlığına atanan Prof. Dr. Murteza Hasanoğlu 2009 yılından itibaren Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetemizin www.habergunebakis.com Haber Sitesinde köşe yazarı olarak Türkçe ve İngilizce yazılarını yazmaya devam etmektedir.
Sağlık için beslenmenin ne kadar önemli olduğu her fırsatta belirtiliyor. Doğru beslenme hastalıklardan korunmamızı sağlarken sağlıksız beslenmek birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Severek tükettiğimiz yiyeceklerin zararları bilinmiyor. Yediğimiz birçok gıda yavaş yavaş hasta olmamıza neden oluyor. Asla yememeniz gereken gıdalar şöyledir;
Yapılan araştırmalara göre kanserin, kalp ve damar hastalıklarının, diyabetin, böbrek hastalıklarının oluşmasında oldukça etkisi olan yanlış beslenme hayatımızı tehlikeye atıyor. Daha lezzetli diye aldığımız gıdalar bizi hastalıklara sürüklüyor olabilir. Üstelik masum görünen bu gıdaların zararları yeteri kadar bilinmiyor. Özellikle pratik olduğu düşünülerek alınan paketlenmiş ve hazır gıdalar sağlık için çok büyük tehlike oluşturuyor. Tuz
Standart sofra tuzu asla tüketmemeniz gereken besinler arasında listenin başında yer alıyor. Normal miktarlarda kullanılan sofra tuzu, deniz tuzu, kaya tuzu ve kristal tuz vücut için yararlıyken, aşırıya kaçıldığında zararlı hale gelebiliyor. Fazla tuz tüketimi kan basıncının artarak yüksek tansiyon, kalp ve damar sorunlarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Meyve suyu
Meyve suyu, bolca içtiğinizde en az gazlı içecekler kadar tehlikelidir ya da zararlıdır. Bunu şöyle düşünün: 230 ml’lik bir bardak portakal suyunu içmek için oturduğunuzda, kelimenin tam anlamıyla saniyeler içerisinde veya en fazla birkaç dakika içinde dört orta boy portakal tüketiyorsunuz. Bunu dört portakal yemenin ne kadar süreceği ile karşılaştırın ve meyvenin bütün formundayken daha sağlıklı olduğunu en hızlı şekilde görebilirsiniz. Lavaş Ekmek, ağır karbonhidrat yüklü bir besindir. Lavaş da, bir nevi ekmek türüdür. Çok aşırı tüketimlerde, metabolizmayı yavaşlatır ve de damar tıkanıklıklarına neden olur. Hazır çorba
Bu besinlerin çok büyük bir kısmı çeşitli katkı ve koruyucu maddeler içerir. Ayrıca hazır paketli her gıdada olduğu gibi hazır çorbaların sodyum içeriği yüksektir. Sodyum içeriği özellikle hipertansiyonu olanlar için büyük bir risk oluştururken, sağlıklı kişilerde de kan basıncını olumsuz etkileyebilir aynı zamanda vücutta ödem oluşmasına neden olabilir. Turşu Yüksek miktarda tuz alımı yüksek tansiyonun en önemli sebeplerinden biri olmuştur. Çok fazla sodyum alımı da vücudun susuz kalmasına neden olarak böbrek hasarı, kalp krizi ve inme riskini arttırabilir. Bu sağlık riskleri akılda tutulmalı ve turşu tüketiminde kesinlikle aşırıya kaçılmamalıdır. Yağsız ve az yağlı süt
Az yağlı sütten korkmanın zamanı geldi. Amerikan Beslenme Dergisi’nde yayınlanan 2016 araştırması, az yağlı süt benzerleri yerine onu yemek için güçlü bir örnek haline getiriyor. Araştırmacılar 18.000’den fazla kadın üzerinde çalışmış ve daha fazla tam yağlı süt tüketenlerin düşük yağlı süt grubuna kıyasla aşırı kilolu veya obez olma ihtimalinin yüzde 8 daha düşük olduğunu bulmuşlardır. Bunun yanı sıra, az yağlı ve yağsız süt ürünleri genellikle şeker ilave edilir, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve hatta kanser için güçlü bir risk faktörüdür. Hazır et suları ve bulyonlar
Et bulyonların neden olduğu hastalıklar arasında Parkinson, sara, diyabet, obezite ve Alzheimer gibi önemli sağlık sorunları yer alıyor. Et ve tavuk bulyonların bu kadar çok zararlı olmasının sebebi ise içeriğinde yer alan mono sodyum gluatamat (MSG). Hazır puding
Hazır puding karışımında bol miktarda sodyum bulunmaktadır. Puding tüketimi bağırsakların da sağlığını bozabileceği için; metabolizmanıza zarar verebilir. İşlenmiş et
Yüksek miktarda tuz alımı yüksek tansiyonun en önemli sebeplerinden biri olmuştur. Çok fazla sodyum alımı da vücudun susuz kalmasına neden olarak böbrek hasarı, kalp krizi ve inme riskini arttırabilir. Bu sağlık riskleri akılda tutulmalı ve turşu tüketiminde kesinlikle aşırıya kaçılmamalıdı Margarin
Margarin ham maddesi olan yağların bitkisel özellik taşımalarına karşın üretim süreci sentetik ve yapaydır. Sonuç olarak da zamanla kalp hastalığı gibi olumsuz durumlara neden olabilir. Kolesterol oranını yükseltmesi de bir başka olumsuz etkisidir.
Cumhurbaşkanlığının 15 Eylül 2022 tarih ve 31954 sayılı resmi gazetede yayınlanan 14 Eylül 2022 tarh ve 6042 sayılı kararına göre; Tokat Havalimanı uluslararası giriş ve çıkışlara açık daimi hava hıdut kapısı oldu. Karadeniz Bölgesinde Rize-Artvin Havalimanından sonra Tokat Havalimanı da Uluslararası giriş ve çıkışlara açık ikinci havalimanı oldu.
Tokat Havalimanı 1987 yılında yapımına başlanılan ilk olarak 1995 yılında Tokat’ta hizmete açılan, 2018 yılında eski havalimanının kuzeydoğusunda inşası başlanarak 25 Mart 2022 tarihinde tekrar hizmete açılan bir havalimanıdır
ÖZEL HABER-RÖPORTAJ: İlker ÇAKAN
Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Habergünebakış((wwww.habergunebakis.com)
Medya Grup Başkanı İlker Çakan’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’la “Eşit egemenlik temelinde iki devletli çözüm” konulu yaptığı Özel haber-röportaj şöyledir;
Kıbrıs 1571-1878’e kadar bir Osmanlı adasıydı
“Bir kere Kıbrıs’ta iki ayrı halk vardır. Hep dışarıdan bakıldığında Rumlar her zaman Kıbrıs’ın hem kendilerine aitmiş gibi intiba, izlenim bırakmaya çalışırlar İçerdeki siyasetleri de odur. Yıllarca burada verilen bu mücadelenin geçmişine baktığımızda bizim için en büyük değerli olan Kıbrıs 1571-1878’e kadar bir Osmanlı adasıydı. Bizim atalarımız Osmanlılar burayı 307 yıldır yönetti. Malum sebeplerden dolayı Osmanlı Devletinin sıkıntı yaşamasıyla birlikte İngiltere egemenliğine geçer. Daha sonra 1914 Çanakkale Savaşlarından sonra burayı ilhak eder. Maalesef İngiliz sömürge yönetimi döneminde buraya Rum-Yunan nüfusu aktarılır. Mevcut 100 bin nüfus, 1960 yılında 400 bine çıkarılır. Aslında dörtyüzbin nüfus büyük bir nüfus değildi. Aslında bu nüfus İstanbul’un bir mahallesi gibiydi. Kıbrıs ama o kadar Türkiye’ye yakın ve burnunun dibindedir. Türkiye’nin güvenliği içinde o kadar önemlidir. Mücadeleyi Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte yürüttük
Biz mücadeleyi Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte yürüttük. Türkiye Cumhuriyeti her zaman bizim yanımızda olmuştur. Çünkü burası Osmanlı döneminden bu tarafa hep Türkiye’nin ilgi alanındadır. Hem Lozan Anlaşması ve hem de 1960 KKTC Kuruluş Anlaşmasına göre de Türkiye Cumhuriyeti buranın bir garantörüdür. Garantör ülke statü değişikliği olduğunda yani KKTC yerine başka bir anlaşmayla şekil bulacaksa garantör ülke olarak muhakkak Türkiye Cumhuriyetinin sözünün ve görüşünün alınması gerekir. Annan Planından sonra Kıbrıs Türküne ve Türkiye’ye sormadan Avrupa Birlğine aldılar. Kendilerine göre öyle bir olaya vesile oldular. Denge aleyhimize gelişmiştir. En azından Türk-Yunan dengesinin korunması lazımdır
Benim yeni siyasetimin esas temeli ve dayanağı Annan Planından sonra tek taraflı olarak Avrupa Birliğine alınması ile dengeler değişmiştir. Bu coğrafyada sadece Kıbrıs Türk halkı ve Rum halkı ile beraber yaşaması ötesinde Lozan Anlaşmasında ve 1960 Kıbrıs anlaşmasında da bu vardır. En azından Türk -Yunan dengesinin korunması lazımdır. Yunanlılar ve Rumlar bu adayı hiçbir zaman yönetmediler. Hiçbir zaman tamamıyla kendileri egemen olamadılar. Ama bizler buranın 307 yıldır sahipleriydik. Osmanlılar döneminde burası tamamen Osmanlılara ait egemen bir adaydı.
İki ayrı egemen eşit devlet
Dolayısıyla geçmişe baktığımızda, Türkiye’nin hakkına ve hukukuna baktığımızda, çok önemsediğimiz hava sahasına baktığımızda, göklerdeki hakimiyetimize baktığımızda, insansız hava araçlarımız ihalar ve sihalar gibi teknolojik gelişmelere baktığımızda iki ayrı egemen eşit devletten başka bir modeli ne Kıbrıs Türk halkını ne Türkiye’yi asla tatmin edemez. Avrupa Birliğine girdiğimizde tamamıyla Kıbrıs Türk halkı ile Anadolu’nun ve Türkiye Cumhuriyetinin bağlarını koparmak. Avrupa Birliği içinde bizi farklı yerlere sürüklemek için bunun farklı zeminini oluşturmaya çalışıyorlar. Avrupa Birliği içerisinde pek sınır yoktur. Sınır olmadan önce Güney Kıbrıs ile Yunanistan bir birdir. Türkiye’nin adadan çekilmesini istiyorlar
Böylece burayı tamamen onların egemenliğine vermek istiyorlar. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliğinde olmadığına göre, çoğunluğun azınlığı yönetmesini istiyorlar. Türkiye’nin adadan çekilmesini istiyorlar. Kuzeyide Rum ve Yunan ikilisinin etkisi altında Kıbrıs Türklerinin zemin kaybettiği, Türkiye onların bahsettiği bu çerçevede buradan tamamen çekilecek. Bütün müzakerelerde ve tutanaklarda o anlaşılmaktadır. İlk önce Türkiye’nin garantörlüğü sonlandırılacaktır
Ada Avrupa birliğinde olduğu için Burası üniter bir devlet yapısı içinde federal veya başka bir çatı altında anlaşmaya varıldığında Türkiye Avrupa Birliğinde olmadığı için buradan tamamen çekilecektir. İlk önce Türkiye’nin garantörlüğü sonlandırılacaktır. Onların planına göre daha sonra beş,on en fazla onbeş sene sonra da Türk askeri adadan tamamen çekilmiş olacaktır. Böylece Kıbrıs Türk halkının sonunun başlangıcı olacaktır. Dolayısıyla bütün bu oyunları durduracak ve ret çekecek yeni siyasettir.
Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerini istediği şekilde yürütebilir
Yeni siyaset iki ayrı egemen eşit devlettir.Buda uluslaarası anlamda eşitliğimizin kabul görmesiyle belki Güvenlik Konseyinin bir kararıyla bütün bu tehlikeli gelişmelere dur denilebilir. Kuzeyde bağımsız egemen bir KKTC devleti şimdi olduğu gibi gelecekte de Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerini istediği şekilde yürütebilir. Türkiye Cumhuriyeti ile sağlam ilişkilerini devam ettirir. Adada iki ayrı eşit egemen eşit devletin varlığı ile hem Türklerin ve hemde Rumların faydasına çeşitli müspet sonuçlar alınır. Tabiî ki bunların olabilmesi için iki devletin işbirliği ile birtakım yeni yapıcı kararlar almasına bağlıdır. Eğer üniter bir devlete götürecek federal temelde bir anlayış hem Kıbrıslı Türklerin adada varlığını yok etmek, hemde Türkiye’nin çekilmesiyle birlikte Doğu Akdenizdeki dengelerin tamamen Ruım-Yunan ikilisinin lehine çevirmektir. Bizleride bu arada bir bakıma dışlamak ve sıfırlamaktır. Siyasetimin esas dayanağı çok millidir, çok doğrudur
Benim siyasetimin esas dayanağı ve temeli anlattığım çerçevede çok önemlidir ve çok millidir, çok doğrudur. Gelişen konjoktürde Doğu Akdeniz’in önemine binaen ve Türkiye Cumhuriyetinin ilgi alanı olan bu Mavi Vatandaki gerek karbon, gerek güvenlik, gerek diğer konular, jeostratejik, jeopolitik, Libya anlaşması ve diğer şu anda vizyonda olan hamleler, ekonomik münhasır bölge, karasuları, deniz yetki alanları ve bütün bu kavramlarla bütün bunlar Doğu Akdeniz’deki hakimiyetimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin egemenliğinden geçmektedir. Türkiye Cumhuriyeti siyasetimi tamamıyla desteklemiştir. Teşekkür ederim
Onun için yeni siyaseti, onun için yeni anlayışı, yeni vizyonu ne odur ki benim Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Türkiye Cumhuriyeti bu siyasetimi tamamıyla desteklemiştir. Bu siyaset her geçen gün daha da kökleşmiştir ve benimsenmektedir. Türkiye Cumhuriyetine bir defa daha teşekkür etmek istiyorum. Cumhurbaşkanı Tatar’ın Kıbrıs politikasını bizde destekliyoruz
Çünkü inandılar ve güvendiler. Türkiye Cumhuriyetinin bugün gerçekten çeşitli farklı pozisyonlardaki büyükelçileri olsun Uluslar arası anlamda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi önemli kurum kuruluşlardaki Türkiye’nin temsilcileri oradaki yapılan görüşmelerinde ve tutanaklarıyla artık Kıbrısta yeni bir dönem başlamıştır. Cumhurbaşkanı Tatar’ın Kıbrıs politikasını bizde destekliyoruz. İşin doğrusu budur demişlerdir.. Bu açılım her yerde savunulmaktadır. “
ÖZEL HABER: İlker ÇAKAN
Gaziantep Kalesi içerisinde yer alan galeri, 2009 yılında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından İstiklal Savaşı’nda kahramanca verilen mücadelenin anlatıldığı “Kahramanlık Panorama Müzesi” olarak hizmete açılmıştır. 10 ay 9 gün süren işgalde, kahramanca şehrini savunan Gaziantep halkının bu destansı zaferi görkemli Gaziantep Kalesi’nin gizemli galerisinde anlatılmaktadır. Gaziantep savunmasının teşkilat yapısı, cepheler ve abide şahsiyetlerin kronolojik olarak resimler, rölyefler, heykeller, sunumlar ve maketlerle anlatıldığı galeri içerisinde, 79 pano, 41 rölyef, 52 heykel, 13 büst, 125 portre rölyefi ile bu mücadele ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır.