Pazar, Nisan 26, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 184

Gürcistan- Batum Müzik Center

0

Haber: İlker  ÇAKAN        

  Gürcistan’ın en büyük çok amaçlı sanat merkezi Batum’da hizmet veriyor. Gürisatan-Acara Özerk Cumhuriyetinin  başkenti Batum’da  bulunan  Batum Sanat Merkezi Avrupa standartlarında yapılmış, çok amaçlı sanat merkezinde;  çeşitli kültürel sanat faaliyetlerinin yapıldığı yaklaşık 1.000 kişinin alacağı modern bir salonu vardır. Batum’da düzenlenen bazı uluslar arası toplantılarda burada yapılmaktadır.Gürcistan-Batum Müzik Center Halk İlişkiler ve Basın Sorumlusu Slome Tsetkhakaldze Batum Sanat Merkezinde kültürel etkinliklerin  devam ettiğini ve bu etkinliklere halkın yoğun ilgi gösterdiğini söyledi. Batum Müzik Center; müzik, folklor ve dans dallarında faaliyet göstermektedir.

 
                                                  
                                                Gürcistan-Batum Müzik Center
                            Halk İlişkiler ve Basın Sorumlusu Slome Tsetkhakaldze

Dernekpazarı Kaymakamı Selim Erkovan’nın mutlu günü

0

Haber: İlker ÇAKAN       

  Trabzon-Dernekpazarı Kaymakamı Selim Erkovan, Din Kültürü Öğretmeni Vildan Mollahüseyinoğlu ile dünya evine girdi. Trabzon Pelitli Yalıpark Otel’de düzenlenen düğün törenine Trabzon Valisi Abdil Celil Öz ve eşi Rukiye Öz’ün yanı sıra vali yardımcıları, kaymakamlar, bürokratlar ile çok  vatandaşlar katıldı. Çiftin nikahı Trabzon Büyükşehir Belediyesi evlendirme memuru tarafından kıyılırken, gelin şahitliğini de Vali Abdil Celil Öz  ile Trabzon Müftüsü Keramettin Demir yaptı.

              

               
                                                     

Batum’da Güney Amerika Müzik Grubundan mini konser

0

Haber: İlker ÇAKAN

 Güney Amerika Pucaramanta  Müzik Grubu  Gürcistan-Acara Özerk  Cumhuriyetinin başkenti Batum’da,  Batum Plaza İş Merkezinin önünde mini konser  verdi. Mini konser Gürcistan halkının ilgisini çekti.

 

                                          

Bakü uluslararası tiyatro festivali

0

Haber: İlker ÇAKAN

 Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de geçtiğimiz günlerde;  Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan ve İran’dan  tiyatro  sanatçılarının  katıldığı uluslararası tiyatro festivali yapıldı. Azerbaycan halkının da yoğun ilgi gösterdiği tiyatro festivalinde, festivale katılan ülkelere ait çeşitli tiyatro oyunları sergilendi.  Festivale; Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinden  Berikebi Tiyatrosu  Genel Menejeri  ve Kültür ve Sanat Yönetmeni  Revaz Bainazishvili’de katıldı.
 
                                             

3. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’dan Trabzon Valisi ziyareti

0

Haber:İlker ÇAKAN

  3. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar Trabzon Valisi Abdil Celil Öz’ü ziyaret etti. Valilik şeref defterinin imzalanmasının ardından gerçekleştirilen ziyarette Trabzon Valisi Abdil Celil Öz şunları söyledi; “3. Ordu komutanımız bugün hem buradaki birliklerini denetlemek, hem de genel çalışmaları değerlendirmek üzere ilimize geldi. Burada yer alan Tugayımız mevcut kadrosuyla beraber bölgemizin ve ülkemizin güvenliği için çalışmalarına devam ediyor. Komutanımıza yapmış olduğu ziyaretten ve hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum.”  3. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ise, “4. Motorlu Piyade Komutanlığımızı denetleme maksadıyla Trabzon’a geldim. Birliğimize verdiği desteklerden dolayı valimize teşekkür ediyorum” dedi.

  Trabzon Valisi Abdil Celil Öz, ziyaretin anısına Orgeneral Ümit Dündar’a Trabzon’un figürlerinin yer aldığı gümüş telkariden yapılmış gemi maketi hediye ederken, Orgeneral Ümit Dündar’da, Vali Abdil Celil Öz’e komutanlığın simgesi olan plaketi takdim etti.

 

     

Yenmeyen tavuk

0

  Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun  çok önemli kilometre taşlarından  olan  Sakarya Zaferi’nin (13 Eylül 1921-2008) 87. yıl dönümü nedeniyle Ankara  Polatlı  Belediyesi tarafından Org.Asım Gündüz’ün hatırası  ve tarihe iz bırakan sözleri “Yenmeyen Tavuk” başlığında tablo halinde hazırlanıp şanlı tarihimizin daha iyi anlaşılması  bakımından  günümüz insanının ilgisine sunulmasının anlamı büyüktür. Gerçeklerin bilinmesinde genç nesillere aktarılmasında fayda vardır.

   Şehit ve gazilerin kanlarıyla sulanan bu topraklar kolay kazanılmadı. Bugün üzerinde yaşadığımız vatan, şehit olan atalarımızın mirasıdır. Günümüzden 93 yıl önce Atatürk tarafından Türk Milleti için söylenen her sözün, vatan için yazılan her kelimenin değeri  bugünde, yarında çok önemlidir. Bütün bunlar tarihimizdeki derin izlerin açık ifadesidir. Bu değerler unutulmamalı görüşündeyim.
  Orgeneral Asım Gündüz’ün hatırası şöyledir.
  “Yenmeyen Tavuk
   O gün Duatepe’de düşmanın iniltisini sevinç gözyaşlarıyla kutluyorduk. Kolordu Kurmay Başkanı  Hayrullah (Fişek), bir akşam yemeği hazırlamıştı. Ortada bir cılız tavuk ile, dört beş dilim siyah ekmekten başka bir şey yoktu. Dünden beri ağzımıza en ufak bir lokma girmemişti. Gazi Paşa, İsmet Paşa, Ben, Kâzım Bey sofraya bağdaş kurduk. Hayrullah Bey (Fişek),  Tevfik Bey (Bıyıklıoğlu), Salih Bey (Omurtak), Muzaffer Bey (Kılıç), Salih Bey (Bozok) biraz uzaktaydılar.
   Atatürk Kâzım Bey’e dönerek:
  -Erlere yiyecek ne verebildiniz, dedi.
   Kâzım Bey şaşırdı, durakladı;
   Kurmay başkanına dönerek:
 -Hayrullah Bey, erlere ne verebildik? Diye sordu.
 -Efendim, dün sabah tedarik ettiğimiz buğdayı kavurmaları için birliklere dağıtmıştık!..
  Mustafa Kemal Paşa biraz durakladıktan sonra ayağa kalktı ve tavuğa el atmadan yürüdü, biz de onu takip ettik, diğer arkadaşlar da ne tavuk ne bir dilim ekmeğe el sürebilmişti. O akşam hepimiz aç yattık. Çok iyi hatırlarım, birkaç gün evvel Çaldağı bölgesinde Yaver Muzaffer Bey Başkumandanla Fevzi Paşa’ya ancak bir tek yumurta bulabilmişti. Düşman, tarlaları köyleri yakmış, sefalet ve yokluk bölgeyi kasıp kavurmuştu…”
  Sakarya Savaşı’nda olduğu gibi diğer cephelerde de durum aynı idi. Açlık ve yokluklar içinde savaşıldı.  Üzerinde yaşadığımız toprakların vatan olarak kalması, Türkiye  Cumhuriyeti’nin devlet olarak kurulması  tamamen  Ulu Önder Atatürk’ün  gayretleriyle  olduğu bir gerçektir.  Bu gibi  tarihi  belgeler  günümüz okuyucusuna ışık tutmaktadır.

Hukukun üstünlüğü

0

  Yaklaşık 3.5-4 yıl kadar önce 12 Eylül Referandumunda pek çok değişiklik halk oyuna sunulurken seçimlerden önce en önemli vurgu “Üstünlerin Hukuku değil, Hukukun Üstünlüğü” tesis edileceği vurgusu idi. Türk Milleti bu referandumda evet dedi. Gelinen noktada hukukun mu, kişilerin üstünlüğü mü tesis edildi, 12 Eylül Referandumunda hem hayır hem de evet oyu veren milletimiz bunu değerlendirmeli. 12 Eylül 1980 darbesi sonucu ortaya çıkan anayasa % 92 oy oranı ile kabul edilmişti, şimdi ne olduğu malum. O halde bundan sonraki nesile nasıl bir gelecek bırakacağımız bizim elimizde, bizi nasıl anacaklar, iyi düşünmeliyiz.

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesinin 26. sayısı çıktı

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da 05.07.2011 tarihinde yayın hayatına başlayan ve Batumi-Georgia Network Medya Grup tarafından çıkarılan ve yaklaşık 4 yıldır yayın hayatına devam eden, Türkiye temsilciliğini de Habergünebakış Sitesinin yaptığı (www.habergünebakis.com) Karadeniz Bölgesinin Türkçe-Gürcüce dilinde onbeş günlük olarak yayınlanan tek gazetesi olan ve Gürcistan-Batum, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun’un Ordu, Samsun illerinde dağıtımı yapılan uluslararası “Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi”nin 26. sayısı çıktı. Kuşe kağıda baskılı, haftalık tirajı 8.000 ve 8 sayfa renkli olarak yayınlanmaktadır.
 
 
          
     Haberci Gazetesi  1.sayfa         Haberci Gazetesi  2.sayfa    Haberci Gazetesi  3.sayfa
 
         
     Haberci Gazetesi  4.sayfa      Haberci Gazetesi  5.sayfa        Haberci Gazetesi  6.sayfa
 
                             
                             Haberci Gazetesi  7.sayfa   Haberci Gazetesi  8.sayfa

Ermenistanın devlet terörü politikası ve Azerbaycana karşı saldırganlığının sonuçları

0

  Bilimsel araştırmalar uluslararası terörizmin bir parçası olan Ermeni terörünün tarihinin 100 yıldan fazla olduğunu ortaya koymuştur. Ermeni saldırgan milliyetçileri 19. Yy. sonunda 1885’te Marsilya’da Armenakan, 1887’de Cenevre’de Hınçak, 1890’da Tiflis’te Taşnaksutyun partilerini kurdular. Bundan sonra Ermenilerin Büyük Ermenistan iddiaları yeni bir safhaya girdi. Ermeni terör örgütleri bu planı hayata geçirmek için siyasi terör eylemlerine geniş başvurulmasını programlarında da başlıca araç olarak öne çıkarmışlardır.

Ermeni terör örgütlerinin ilklerinden olan Armenakan Partisi İran ve Çarlık Rusya’sında yaşayan Ermenilerle geniş işbirliği yaparak Türkiye’nin Van, Muş, Bitlis, Trabzon bölgelerinde ve İstanbul’da silahlı çatışmalar ve terör eylemleri gerçekleştirmiştir. Hınçak Partisi’nin temel amacı ise Türkiye’nin Anadolu bölgesini, Rus ve İran Ermenistan’ı dedikleri toprakları birleştirmek suretiyle “Büyük Ermenistan” devletini kurmak olmuştur. Partinin programının 4. Fıkrasında, hedefe ulaşmak için propaganda, ajitasyon, terörizm ve yıkıcı örgüt oluşturma yönteminin tercih edilmesi gerektiği (5, s.138) ifade edilmiştir.

Ermeni milliyetçilerinin en önde gelen örgütü sayılan Taşnaksutyun Ermeni Federatif Devrimci Partisi’nin temel gayesi Azerbaycan’ın Karabağ, Nahçıvan ve Türkiye’nin Anadolu topraklarında “Büyük Ermenistan” devleti kurmaktır. 1892 yılında Tiflis’te ilk kurultayını yapan Taşnaksutyun Türklere karşı komploların düzenlenmesi kararını almıştır. İşte bu kurultaydan sonra Taşnaksutyun “Türkü, Kürdü her yerde, her koşulda öldür, sözünden dönenleri, Ermeni hainleri de öldür, intikam al!” emrini yayınlamıştır.

1. XX yüzyılda Ermeni terör örgütleri ve onların suçları

  20. yüzyılda Taşnaksutyun partisi tarafından oluşturulan bir dizi terör grubu mevcuttu: 1973 yılında faaliyete başlamış “Ermeni Soykırımının İntikamcıları Grubu” 1980-1982 yılları arasında Avusturya, Danimarka ve Portekiz’de Türk diplomatları katletmiş, ayrıca Taşnakların gizli terör grubu “Dro” ve “Dro – 8”, “Dro – 88”, “Dro – 888”, “Dro – 8888” gibi bölümler şu anda bu yönde geniş faaliyetlerine devam etmektedir (1, s.335).

1960-1970’lerde Ermeni terör örgütlerinin faaliyeti daha da genişledi. Şöyle ki, 1975 yılında oluşturulan “Ermenistan’ın Özgürlüğü Uğruna Gizli Ermeni Ordusu” (ASALA) adlı örgüt bu dönemden başlayarak Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde bir dizi terör eylemleri yapmıştır ki, sonuçta masum insanlar Ermeni terörünün kurbanı olmuşlardır. Merkezi Beyrut’ta, kamp tabanları ise Suriye’de bulunan ASALA terör örgütünün amacı Doğu Türkiye, Kuzey İran ve Azerbaycan’ın Nahçıvan ve Dağlık Karabağ toprakları üzerinde Büyük Ermenistan kurmaktır. Kurulduğu zamandan örgüt ağırlıklı olarak Türkiye ve Azerbaycan vatandaşlarına karşı terör eylemleri gerçekleştirmektedir (5, s.139).

   Örgütün Ebu Nidal, Kara Eylül gibi terör grupları ile işbirliği yapmasında önemli figürlerden biri ASALA’nın lideri Akop Akopyan olmuştur. Atina’da 1980 yılında katledilmiş Türk Büyükelçisinin ölümünde sorumluluğu üstlenen Akopyan New York Times gazetesine verdiği demeçte şöyle demiştir: “Bizim düşmanımız Türk rejimi, NATO ve bizimle işbirliği yapmayan Ermenilerdir.” Bununla birlikte, 1980 yılının Nisan ayında Lübnan’da ASALA ortak terör eylemlerinin yapılmasına dair PKK ile anlaşmış ve bu niyetlerini resmiyete dökmüşlerdir. Beyrut’ta 28 Ağustos 1993’te yapılan açıklamada ASALA pantürkist petrol boru hattı (Bakü-Tiflis – Ceyhan kastedilmiştir) ile ilgili projenin uygulanmasına imkan vermeyeceğini bildirmiştir (1, s.335).

   Daha ASALA’nın kuruluşundan önce, 1972 yılında Viyana’da Taşnaksutyun partisinin kurultayı sırasında oluşturulan “Ermeni soykırımı adalet Komandoları”nın amacı Ermeni asıllı genç Lübnan vatandaşlarını askeri birliklerde toplayarak, Türkler ve Azerbaycanlılara karşı kanlı terör eylemleri düzenlemek olmuştur. ASALA’nın bir parçası sayılan ve 1979 yılında oluşturulan “Ermeni özgürlük cephesi” de aynı zamanda, Türkiye ve Azerbaycan aleyhine teröristler hazırlar (5, s.140 ‘da).

  1980’lerin ikinci yarısı – 1990’larda ASALA’yla beraber, uzun yıllardır Batı’da ve bazı Doğu ülkelerinde kök salmış Ermeni terör örgütleri de farklı zamanlarda çeşitli terör eylemleri gerçekleştirmiştir. Diplomatların kaçırılmasıyla iştigal eden ve 1990 yılında Fransa’da kurulan “Genç Ermeniler ittifakı”, 1991 yılında İsviçre’de kurulan ve tutuklu Ermeni teröristlerin kurtarılmasına çalışan “9 Haziran” grubu ve 1991 yılında Fransa’da kurulan ve terör faaliyetini ASALA’yla yoğun ilişkide gerçekleştiren “Ermeni özgürlük hareketi” (AOD) Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde çok sayıda insan kaybına neden olan eylemler hayata geçirmiştir. Bu Ermeni terör örgütleri “misyonlarını” yerine getirdikten sonra yasadışı koşullarda faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.

   1988 yılında Moskova’da kurulan “Ermeni Birliği”nin ASALA ile yoğun ilişkileri vardır ve eski Sovyet coğrafyasında teröristlerin faaliyetleri için ASALA mensuplarına sahte belgeler sağlamış, diğer yandan Karabağ’a silah ve paralı asker transferinde görev almıştır. 2001 yılının Şubat’ında ASALA tarafından kurulan Gegaron terör örgütünün amacı Güney Kafkasya ve Orta Asya topraklarında Türk kökenli siyasi lider ve diplomatlara karşı terör eylemleri gerçekleştirmektir. ABD, Kanada ve Batı Avrupa’da faaliyet gösteren “Demokratik Cephe” grubunun başlıca amacı Türkiye Devleti”ni parçalamaktır (1, s.336).

  Bununla birlikte, 1981 yılında Fransa’da yaşayan Ermeni gençleri tarafından oluşturulmuş Orli grubu 1987 yılına kadar dünyanın çeşitli havaalanlarında 10’dan fazla terör eylemi gerçekleştirmiştir. Avrupa’nın pek çok ülkesinde faaliyet gösteren “İsviçre grubu” Fransa, İtalya ve Yunanistan’da yapılan 4 terör eyleminin sorumluluğunu üstlenmiştir.

Aynı zamanda, 1981 yılında Paris’te kurulan “İntiharcılar birliği” aynı yıl Türkiye’nin Fransa’daki Başkonsolosluğu’nun işgaline katılmış, sonuçta grubun 4 üyesi ve eski başkanı Yan Kaşkayan tutuklanmıştır. 2001 yılı 29 Nisan’ında ağırlıklı olarak Ermenistan, Suriye ve Lübnan vatandaşlarından oluşan Ermenistan Savunma Birliği tarafından oluşturulan “Havari” örgütünün amacı Türkiye ve Azerbaycan topraklarında terör eylemleri gerçekleştirmektir (5, s.140 ‘da).

  Son iki yüzyılda halkımıza karşı Ermeni faşistleri tarafından bilinçli olarak gerçekleştirilen etnik arındırma, soykırım ve saldırganlık politikası Azerbaycan tarihinin facialarla ve kanlı olaylarla dolu çok acı sayfalarını oluşturmaktadır. Bu saldırgan milliyetçilik politikalarının temel amacı Azerbaycan Türklerini tarihi topraklarından kovmakla bu ezeli Azerbaycan topraklarında Ermenilerin uydurdukları Büyük Ermenistan devletini kurmak olmuştur.

20. yüzyılın başlarında Ermeni milliyetçileri Taşnaksutyun partisinin programında ortaya konan Büyük Ermenistan ütopyasını gerçekleştirmek doğrultusunda faaliyetini genişleterek, Azerbaycan Türklerini tarihî yurtlarından planlı biçimde kovmak ve terör eylemleri gerçekleştirmekle beraber, etnik arındırma ve soykırım politikasını da hayata geçirmeye başladılar.

   Şöyle ki, 1905-1907 yıllarında Ermeniler Bakü’de, Gence’de, Karabağ’da, Erivan’da, Nahçıvan’da, Ordubad, Şerur-Dereleyez’de, Tiflis’te, Zengezur’da, Gazah ve başka yerlerde sivil Azerbaycan Türklerine karşı katliamlar gerçekleştirmiş, sivil halkı acımasızca katletmiş, şehir ve köyleri yakmış ve yıkmışlardır. Ermeni silahlı birlikleri Şuşa, Zengezur ve Cebrail kazalarında, Erivan ve Gence vilayetlerinde Azerbaycan Türklerinin 200’den fazla yerleşim birimini yakıp yıkmış, on binlerce soydaşımızı yerinden yurdundan etmiştir(2, s.14). Ermeniler 200 binden fazla Azerbaycan Türkü’nü çocuk, kadın, ihtiyar demeden katletmiş ve bu topraklarda Çarlık Rusya’sının kendilerine vaat ettiği Ermenistan Devleti’ni kurmak için etnik arındırma işlemini yapmışlardır.

   Taşnaksutyun partisinin gerçekleştirdiği terör eylemi Nemesis operasyonu adıyla bilinir. 1919 yılının Ekim ayında Taşnaksutyun partisi Erivan’da düzenlenen IX. kurultayda Nemesis terör hareketine başlamak hakkında karar almıştır. Armen Garonun yönettiği Nemesis operasyonu listesine Türkiye ve Azerbaycan’dan 650 devlet adamı ve aydının ismi dahil edilmiştir. Çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren 3-5 kişilik terörist grupların amacı isimleri listede bulunan kişileri arayıp bularak katletmekti. Aynı dönemde Türkiye ve Azerbaycan’ın devlet adamları, aydınları Taşnaksutyun partisinin Nemesis terör hareketinin hedefine çevirmişlerdir (5, s. 114).

   Şöyle ki, 1920 yılında Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi Başkanı Nesip Bey Yusifbeyli, Parlamento Başkanı Hasan Bey Ağayev Tiflis şehrinde Ermeniler tarafından öldürüldü. Aynı yıl Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Feteli Han Hoyski Tiflis kentinde Ermeni teröristi Aram Yerkanyan tarafından öldürüldü (5, s. 115).

15 Mart 1921’de Osmanlı İçişleri Bakanı Talat Paşa’yı Berlin’de katleden Sogomon Tehliryan yakalansa da, sonradan Berlin mahkemesi kendisini beraat ettirdi. Bir sure sonra, 19 Temmuz’da Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Behbud Han Cavanşir Türkiye’nin İstanbul kentinde Taşnaksutyun partisinin üyesi Misak Torlakyan tarafından katledilmiş, fakat o dönemde İstanbul’u işgal altında bulunduran İngilizlerin askeri mahkemesi tarafından ruh hastası olduğu gerekçesiyle beraat ettirilmiştir. Bu saldırıların devamı olarak 1922 yılı 4 Ağustos’unda Ermeniler tarafından Osmanlı Harbiye Bakanı Enver Paşa Afganistan yakınlarında, aynı yıl Temmuz 25’inde ise Tiflis kentinde Cemal Paşa ve onun yardımcısı Ermeni teröristleri Petros Ter-Pogosyan ve Artaşes Gevorkyan tarafından öldürüldü (5, s. 116).

   Güney Kafkasya’da Sovyet rejiminin kurulmasını kendi amaçları için kullanan Ermeniler 1920’de Zengezur’u ve Azerbaycan’ın diğer bazı topraklarını Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti arazisi ilan ettiler. Sonraki dönemlerde ise bu bölgelerde tarihsel olarak yaşayan Azerbaycanlıların yurtlarından edilmesi politikasını daha da geliştirdiler.

Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinin dağlık bölümüne XIX. yüzyılda göç ettirilen Ermenilere 7 Temmuz 1923’te özerk bölge statüsü verildi ki, bu da Sovyet Rusya’nın himayesi ve katılımı ile gerçekleştirildi. Bu olay sadece Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün bozulması değil, hem de Ermenilerin Azerbaycan’a karşı gelecekteki toprak iddiaları için bir araç oldu. Sovyet döneminde Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinin dağlık kısmında yaşayan Ermeni topluluğu tüm siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel konuları içeren özerk yönetime sahip olsa da, Ermenistan kendi toprak iddialarını birkaç kez ortaya atmış, ancak isteğine nail olamamıştır.

Fakat, bunun karşılığında 1947 yılının 23 Aralık’ında SSCB Bakanlar Kurulu Ermenistan SSC’den Azerbaycanlı nüfusun Azerbaycan SSC’nin Kura ve Aras nehri vadilerine göç ettirilmesine ilişkin karar almıştır. Bu karar doğrultusunda 1948 -1953 yıllarında Azerbaycanlıların tarihi topraklarından, özellikle de Erivan ve çevre bölgelerinden toplu şekilde sınır dışı edilmesi sonucu 150 bine yakın soydaşımız zorunlu bir şekilde Azerbaycan’ın ovalık bölgelerine göç ettirilmiştir (2, s.8).

 

KAYNAKÇA:

1.Azerbaycanlıların Soykırımı: Tarihin kanlı kroniği. I c. / Genel Koordinatör: R.   Mehdiyev, Editör : A. Hasanov. / Bakü, 2012, 448 s.

2. Azerbaycanlıların soykırımı hakkında (8 farklı dilde). Bakü, 1998, 120 s.

3.Ermeni cinayetleri. I cilt. Bakü, 2003, 159 s.

4.Ermeni terörizmi ve suçları: Azerbaycan’da, Türkiye’de ve dünyada (olay ve verilerin kronolojisi). Bakü, 1994, 184 s.

5.Ermeni terörü / / Armenian terror / / Armyanskiy terror, Bakü, 2007, 168 s.

6.Ahmedov E. Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı saldırganlık politikasının aşamaları. – Geostrategiya dergisi, N 2, Nisan, 2011, s.70 – 76.

7.Hacıyev N. Dağlık Karabağ’ın tarihinden belgeler. 2005, 192 s.

8.Halilov H. Karabağ’ın aşiretleri. Bakü, 1992, 119 s.

9.Memmedov A. Uluslararası çatışmalar. 2002, 208 s.

10.Memmedov H., Memmedov N. Türkiye’de ve Azerbaycan’da Ermeni milliyetçilerinin cinayetleri. Bakü, 2006, 215 s.

11.Memmedov İ., Esedov S. Ermenistan Azerbaycanlıları ve onların acı kaderi (kısa tarihi deneme). Bakü, 1992,72 s..

12.Pompeev Y. Karabağ’ın kanlı girdabı. Bakü, 1992, 208 s.

13.Ermeni terör ve haydut gruplarının insanlık karşıtı suçları (XIX-XX. Yy.)

Bakü, 2002, 395 s.

14.DKÖV hadiseleri sahtekarların yanlış aynasında (belgeler). Bakü, 1989, 92 s.

15.Hocalı. Soykırımın Kronolojisi. Bakü, 1993, s.88 – 92.

16.Ahmedov E. Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırısı : tarihsel sürecin analizi (1987-2011). Ansiklopedik yayın. Bakü, 2012, 912 s.

17.Aggression of the Republic of Armenia against the Azerbaijani Republic,

 Baku, 1994, 28 p.4 – 6.

Dağlık Karabağ’da Ermeni zulmü ve Hocalı katliamı(25-26 Şubat 1992)

0

  Soğuk Savaş`ın ardından  dünyada yeni bir uluslararası düzen ortaya çıkmıştır. Uluslararası ilişkiler son  yirmi yılda çok değişmiştir. Sovyetler Birliği`nin çöküşü ile ortaya çıkan “yeni dünya düzeni” küresel, sosyal, politik, ekonomik ve kültürel alanlarda içiçe geçmiş bir  değişim ve dönüşüm süreci başlatmıştır. 

  Günümüzde örtülü ve asimetrik bir savaş yöntemi olarak kullanılan terörizm, gelişen teknoloji ile birlikte yıkıcı etkisini gittikçe arttıran küresel bir tehdit haline gelmiştir. Terörist eylemler, uluslararası hukukta tanımlanan suçlar olmakla birlikte, gerek işlenişinde duyulan saik, gerek işleniş tarzı itibariyle “terör suçu” olarak nitelendirilirler.  Uluslararası  hukukta suç olarak tanımlanan bu fiillerin bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ile, devletin ana yapısını, bu yapının dayandığı temel prensipleri değiştirmek veya yıkmak, toplumda korku ve panik yaratmak amacının güdülmüş olması durumunda, bu suç bir “terör suçu” niteliğini kazanmaktadır.

  Kafkasya dağlarının güney doğusunda yer alan, 4.392 km2’lik Dağlık Karabağ, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin sınırları içinde Kür ve Aras nehirleriyle Gökçe Gölü arasında, batıda Ermenistan Cumhuriyeti sınırına, güneyde İran sınırına çok yaklaşan, kuzeyden güneye 120 km, doğudan batıya ise 35-60 km. uzunlukta dağ ve ovalardan oluşan bir bölgedir. Kıbrıs adasının yarı büyüklüğünde olan bu bölge, maden yatakları, mineral suları, orman ürünleri ve  tatlı su balıkçılığı ile ekonomik yönden önemli bir merkezdir. Karabağ, Kafkaslar bölgesinin hâkim bir noktasında; Azerbaycan, Ermenistan ve İran’ı kontrol edebilecek bir konumdadır. Bugün bölgede devam eden hakimiyet mücadelelerinin arkasında  bu yerin jeopolitik konumunun da payı büyüktür. Karabağ bölgesi çok eski zamanlardan beri Türklerin yerleştiği bir yer olmuştur.

  Hocalı Katliamı 20. yy’ın ve insanlık tarihinin en büyük vahşet ve katliamlarından biridir. Hocalı Katliamı, Karabağ Savaşı sırasında 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubat’a bağlayan gecede Azerbaycan`ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kentinde Azeri sivillerin, Ermeniler tarafından katliamı olayıdır. Hocalı’da gerçekleştirilen katliama giden süreçte, Ermenileri Rusların desteklediği yönünde ciddi bulgular bulunmaktadır. Hocalı’da yapılan katliam, Rus 366. Motorize Piyade Alayının desteğindeki Ermeni silahlı kuvvetleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu katliam, Ermenilerin Dağlık Karabağ`ın işgalinden bu yana cereyan eden en kapsamlı sivil kırım olarak tarihe geçmiştir. Saldırıda ölenler hakkında Azerbaycan Cumhuriyeti resmî kaynaklarının bildirdiği rakam 106`sı kadın, 83`ü çocuk olmak üzere toplam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azerbaycanlı sayısının bin 300 kişi olduğu tahmin ediliyor.

  Katliamın ardından Azerbaycan, Hankendi`ndeki 366. Motorize Piyade Alayı`nın saldırıya katıldığını açıkladı. Çünkü saldırıda gelişmiş konvansiyonel silahlar kullanılmıştı. Bunlar değil bölgedeki yerel gruplarda, yeni oluşmaya başlayan Azerbaycan ve Ermenistan ordularında bile yoktu. Rus tarafının tersini söylemesine karşın alaydan firar eden üç Rus askeri 3 Mart 1992`de düzenledikleri basın toplantısında, Hıristiyan Ermeniler yanında Müslüman Azerbaycanlılara karşı savaşmalarının istendiğini itiraf etti. Hocalı stratejik öneme sahip bir yerleşim merkeziydi. Karabağ`daki mevcut tek hava alanının burada olması ve demiryolunun hattının buradan geçmesi nedenleriyle kent, stratejik önem taşıyordu. Hocalı Katliamı`na giden süreçte Ermenilerin Ruslar tarafından açıkça desteklendiğinin bulguları vardır.  Dağlık  Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden birisinde olan Hocalı köyü stratejik olarak Ermenistan Silahlı Kuvvetleri için askerî bir hedef niteliğinde idi. Hocalı Dağlık Karabağ bölgesi`nin merkez şehri olan Hankendi’nden 10  km. uzaklıktadır. Karabağ`daki mevcut tek hava alanının burada olması ve demiryolunun da buradan geçmesi nedenleriyle kent, stratejik öneme sahipti. Azerbaycan Parlamentosu 1994`te Hocalı`da yaşanan katliamı “soykırım” olarak kabul etti . İnsan Hakları İzleme Örgütü olayı Dağlık Karabağ anlaşmazlığı içerisinde yapılan en büyük katliam olarak nitelemiştir.

  Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyeleri, Arnavutluk, Azerbaycan, Birleşik Krallık ve Türkiye, Bulgaristan, Lüksemburg, Makedonya, Norveç tarafından yayımlanan 324 nolu Avrupa Konseyi bildirgesinde; Ermeniler tüm Hocalıları katlettiler ve tüm şehri harap ettiler ifadesi geçmiştir.İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamı’nı Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir

  Meksika Senatosu, Pakistan Senatosu, Kolombiya Parlamentosu, Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi, ABD’nin Teksas, New Jersey, Massachusetts, Georgia eyaletlerinde kabul edilen kararlarda Hocalı Katliamı “soykırım” olarak nitelendirildi.

 Bu katliamı yaşayan ve sonra Beyrut`a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, For the Sake  of Cross (Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında şu satırları aktarmaktadır;

  “Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hâlâ yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.”

  Tüm semavi dinler, insan hayatını kutsal sayar, insan hayatına kastetmeyi en büyük günah kabul eder. Hangi din bebeğe kıymayı kabul eder. Ermeniler tarafında Hocalı’lı çocuklar yaşlılar, kadınlara katliam yapıldı. Dünya kamuoyu bu olaylara seyirci kaldı. Ermenistan   Dağlık  Karabağ’da insanlık suçu işledi.  Soykırım suçu, gerçek anlamda bu olaylarda işlenmiştir.

  Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da yaptıkları, Uluslararası hukuk, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi  kurallarına göre suçtur. Pek çok savaş hikâyesi tarih kitaplarından okuduk ve işittik. Ama Hocalı`daki gibi bir vahşet tarihte görülmedi. 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini veren ve `Hocalı Katliamı` baş sorumlusu olan yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, önce başbakan daha sonrada Ermenistan Devlet Başkanı oldu.  Hâlâ da Hocalı katliamının sorumlular Ermenistan’da üst düzey yönetimde bulunuyorlar. Ermenistan’ın Ermeni terör örgütlerinin müşterek amacı; her fırsattan yararlanarak Türkiye`yi  ve Azerbaycan’ı  istikrarsızlığa sürüklemek ve sözde işgal altındaki Ermeni topraklarını kurtararak “Bağımsız Büyük Ermenistan”ı kurmaktı .

  Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1948 tarihli Kararıyla kabul edilmiş ve imzaya ve onaya veya katılmaya sunulmuştur.

  Yürürlüğe giriş tarihi ise: 12 Ocak 1951

 Sözleşmeci Taraflar

  Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 11 Aralık 1946 tarihli ve 96(I) sayılı kararında soykırımın, Birleşmiş Milletlerin ruhuna ve amaçlarına aykırı olan ve uygar dünya tarafından lanetlenen, uluslararası hukuka göre bir suç olarak beyan edilmesini dikkate alarak,tarihin her döneminde soykırımın insanlık için büyük kayıplar meydana getirdiğini kabul ederek,

insanlığı bu tür bir iğrenç musibetten kurtarmak için uluslararası işbirliğinin gerekli olduğuna kanaat getirerek,

Aşağıdaki hükümlerde anlaşmışlardır:

Madde 1 [Önleme ve cezalandırma görevi]

Sözleşmeci Devletler, ister barış zamanında isterse savaş zamanında işlensin, önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt ettikleri soykırımın uluslararası hukuka göre bir suç olduğunu teyit eder.

Madde 2 [Soykırım oluşturan eylemler]

   Bu Sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluşturur.

  a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;

  b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;

  c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;

 d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;

 e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek;

 Hocalı katliamı Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin 2.maddesi ile uyum göstermektedir. Dolayısıyla bu katliamdan sorumlu olanlar bu sözleşmeye göre yargılanmalılar.

  Türkiye’nin dış politikasında Kafkasya bölgesinin stratejik önemi son derece yüksektir. Türkiye Azerbaycan’la aynı kökeni, kültürü, dili, dini ve tarihi paylaşıyor. Eğer, Ermenistan Türkiye ile sınırların açılması ve işbirliği yapmak istiyorsa, önce Hocalı’da yaptıklarının hesabını vermeli, işgal ettiği Azerbaycan topraklarından şartsız çekilmeli, ‘Büyük Ermenistan’  kurmak hayaliyle Türkiye’den toprak istemesi, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanıması ve Türkiye’ye karşı asılsız sözde soykırım iddialarından vazgeçmelidir.

error: Content is protected !!