Cumartesi, Nisan 25, 2026
tr
Ana Sayfa Blog Sayfa 167

Sen gittiğinde

0
  Şair olmak ayrı bir duygudur. Bu tür insanlar iç dünyalarını dışa yansıtırlar, yaşadıkları anı ve duyguları mısralarla anlatırlar. Yaşayan insan yaşadıklarını ya yazar veya şiirle anlatır. Güzel şiirler, güzel duygulu insanlardan çıkar. Şairler mesajlarını mısralarda anlatır. İşte size şairce düşününen measaj yüklü bir şiir;

SEN GİTTİĞİNDE

Gittiğin andan beri ev bomboş
Ve ben yetim kaldım

Tüm pencereler kapalı
Kavanozlar öyle duruyor
Tencereler tabaklar ve tavalar hiç kullanılmadılar
Ne bir yemeğin kokusu
Ne yemekten sonra içilen keyif çaylarının dumanı yok
Ocağın altı hiç kısılmıyor
Mutfaktan tıkırtı bile gelmiyor

Hiçbir çekmece açılmadı
Tüm kıyafetler yerli yerinde
Elbiseler askıda
Takı kutusu iğne kutusu hepsi öylece duruyorlar

Balkon hiç yıkanmadı
Tozlar birikti
Yaza çıkar mı ki bu çamur siyah ve kirli
Tavla da oynanmıyor ki
Zarlar düşsün sokağa

Terliklerin hala antrede yan yana
Banyoda şampuan senin bıraktığın gibi duruyor
Diş fırçanda öyle
Aynada gözlerin
Tarakta sarı saçların
Çiçekli çay bardaklarının anlamı yok sensiz
Kahve cezveleri fincanlar ters çevrilmiş
Kahve kokmuyor artık salon
Kitapların katlanmış sayfaları
Rüya tabirleri

Yaprak dökümü
Binbir gece
Bıçaksırtı
Ve hatırla sevgili
Bizim evin halleri
Kuaförün cd’cin seni sorar


Sabah ilaçları cam su bardağı baş ucunda

Vedalar
Karşılaşmalar
Kapı zili ve konuşmalar
Asansörün kapısı

Pazar listesi alışveriş listesi
El yazıları
Mutfak camında bekleyen sarışın kız
Ellerin gözlerin saçların

Kapının arkasına asılı bornozun
Resimlerin duvarda
Hep sarılmışsın çocuklara
Yürüdüğün kaldırımlar vitrinler
Selam söyleyen dostların

Sen gittin
Çok kişi gitti
Bir ağır işçi
Bir temizlikçi
Bir bakıcı
Bir aşçı
Bir anne
Bir hanımefendi
Bir sevgili
Bir arkadaş
Bir sırdaş
Güvenilen sırtını dayayacağın
Dizinde utanmadan ağlayacağın
Çok iyi biri

Çok kişi gitti evden ve ben yetim kaldım

                                                         Mustafa Kemal ÖZGÜN

Avrupa oyunları; neden Azerbaycan?

0
  Olimpiyat oyunlarının anavatanı sayılan Avrupa kıtasında ilk kez yapılacak Avrupa oyunlarının Azerbaycan’da yapılması büyük tarihi olay, ülkemizin imza attığı uluslararası başarılardan biridir. Bu başarının elde edilmesine etki eden başlıca faktör Azerbaycan’ın laik arenada kazandığı başarı, tuttuğu yeri ile ilgilidir. Bağımsızlık kazandıktan sonra etkin ve dış siyasetinin uygulanması, ikili ve çok taraflı ilişkilerin geliştirilmesi dünya devletlerinin Azerbaycan’a olan itimadının artması ile sonuçlanmıştır. Dikkate almak gerekir ki, buna kadar cumhuriyetimiz birkaç kez uluslararası dikkati kendi üzerine toplamayı başardı. 2011 yılından BM olmayan daimi üyesi olarak başlayan 2 yıllık etkin faaliyet, 2012 yılı Eurovision şarkı yarışmasının Bakü’de yapılması, FİFA U-17 Kadınlar arası dünya şampiyonası, 2013 Azerbaycan’ın milli uyduya sahip sayılı devletler listesine olması, ayrıca BEİD Dırmanma üzere Dünya Kupası ve “F2 Bakü Grand Pri” yarışları, 2014 Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine başkanlık etmesi vb. bu gibi adımlar Azerbaycan adının sıkça duyulması olanağını ortaya çıkarmıştır. Çağdaş Azerbaycan birçok uluslararası önlemlere, konferanslara, hem spor, hem de diğer odaklı dünya ve Avrupa şampiyonalarına ev sahipliği yapmakla yönlü gelişimini kanıtlamıştır. Arka arkaya yapılan spor yarışları Bakü’nün daha büyük ölçekli yarışlara ev sahipliği yapmak imkanlarını, ayrıca uluslararası güveni artırdı.
Spor tarihsel halkımızın milli manevi değerlerinden birine dönüşmüştür. İster SSCB bünyesinde, gerekse bağımsızlık döneminde sporcularımız başarılı performansları Azerbaycan sporunu dünyaya tanıtmıştır. Özellikle bağımsızlığımız elde ettikten sonra spor milli ruhla yoğrularak daha da perspektif olmuştur. Azerbaycan Cumhurbaşkanının kararı ile 2012 yılı ülkemizde “Spor Yılı” ilan edilmiş ve bu yıl Azerbaycan sporu için bir takım olağanüstü olaylarla akılda kalmıştı. Özellikle, Londra Olimpiyatlarında sporcularımızın başarılı performansları Azerbaycan sporunun varlığını ispatlamıştı.
 Bugün Azerbaycan’da çok yüksek düzeyde oluşturulan spor altyapısı mevcuttur. Spor başarıyla, hızla gelişiyor. Sporun kitlesinin artması sağlanıyor ve Azerbaycan’da Olimpiyat hareketi çok yüksek düzeye getiriliyor. Dünya şampiyonaları, Olimpiyat oyunlarında, Avrupa şampiyonaları bayrağımız dalgalanıyor. Yıldan yıla sporcularımız başarıları, madalya sayısı artıyor. Bu da doğrudan ülkemizin spor şöhretinin yükselmesine, Azerbaycan’ın dünyada ve Avrupa’da spor devleti olarak tanınmasına olanak sağlar. Tesadüf değildir ki, bu başarı Avrupa’da tutacak ilk oyunların Azerbaycan’da yapılması için lojistik zemin hazırladı. Avrupa Oyunlarının Azerbaycan’da yüksek düzeyde organize edilmesi amacıyla Cumhur Başkanın kararı ile oluşturulan Organizasyon Komitesinin yorulmak bilmeyen etkinlikleri yok sayılamaz.
Spor oyunlarını “siyasi oyun” olarak kullananlar …
  Azerbaycan bugün uluslararası arenada başarılar kazanmış, hızlı ekonomik-siyasi gelişimi ile laik dikkat çekmeyi başarmıştır. Azerbaycan’a karşı olan ilgi taraflı değildir. Malumdur ki, devletin başarıları diğer devletleri hiç de hep iyi anlamda “ilgilendirmiyor”. Her bir başarı kendi peşinde belli karışıklıkları getiriyor. Çünkü devletin başarısı bununla barışa bilmeyenlerin uğursuzluğudur. Zafere engel olmaya çalışan güçler daha da etkin hale, ister iç, gerekse dış “propaganda makinesi” (NM) çalışmaya başlıyor.
  Avrupa Olimpiyat Komitesi Azerbaycan’da l Avrupa Oyunları’nın yapılması ile ilgili karar alındıktan sonra geçen dönem içinde oyunların yüksek düzeyde düzenlenmesi ile ilgili oluşturulan Organizasyon Komitesi bu önemli uluslararası spor etkinliğinin unutulmaz şekilde uygulanması amacıyla önemli çalışmalara imza atıyor. Yeni oluşturulan ve mevcut spor tesislerinin esaslı onarım çalışmalarının bugünkü hızı ve seviyesi, hazırlık çalışmalarının zamanında tamamlanacağına eminlik kazandırmaktadır. Fakat, ne yazık ki, ülkemizin bu başarısı bir kısım iç ve dış güçler tarafından tahrif edilmeye başlanılmıştır. Yerli ve yabancı medyada gerçeğe uygun olmayan, önyargılı paylaşılan bilgiler oyunlar öncesi Azerbaycan’ın imajının bozulmasına yönelik adımlardır.
  İlk önce değinelim ki, “sapı kendimizden olan baltalar” a – ki, daima “milli birlik” çağrısı altında kişisel ilgi ve çıkar uğruna çalışan iç kuvvetlere. Avrupa oyunlarına az bir zaman kala ülke genelinde panik yaratmak, dünya kamuoyunun dikkatini Azerbaycan’a yöneltmek amacıyla bu güçler tarafından çeşitli tarz “şov” lar hazırlanıyor. Şeffaf ve açık olmayan önyargılı bilgiler, videolar yerel internet sitelerinde, sosyal ağlarda paylaşılıyor. Soru şudur: bu mudur milliyetçilik? Devlet hakkında doğru olmayan bilgileri dünya kamuoyuna duyurmak, devletin ifşasına çalışmak… Bu etkinliğin arkasında duran motif milli sevgimi, yoksa kişisel arzu? Devletine, milletine bağlı olan her bir sivil siyasi kimliğine bakılmaksızın devletinin başarılarını daha da kabartmalı. Milli gurur ve sevgi hissi ile göstermelidir. Avrupa oyunları sadece Avrupa, hem de dünya tarihine Azerbaycan adını kazıyacaktır. Hiçbir dayanağı olmayan, yanlış bilgilerle bu oyunları lekelemek değil, Azerbaycan’ın bu oyunları layıkıyla geçirmesi, ülkemizin daha gerçekçi tanınması için emek gerekir. Yurtiçinden panik yaratmakla dış güçlerin desteğine “ihtiyaç duyan” iç kuvvetler periyodik dış medya için veritabanı rolünü oynuyor. İlginç burasıdır ki, milli ruhtan öte, Ermeni şahısların birliğinden toplanan bu güçler Karabağ konusunda bu “büyük birliği” gösteri etmiyorlar. Karabağ gerçeklerinin dünyada yayılmasına yardımcı olmuyorlar, sonra ise milli rifahtan dem vuruyorlar. Yalan çıkışlarla dikkat çekmeye çalışanların etkinliği aslında satmak ve yalancılık yapmaktır! Bununla Azerbaycan’ı istemeyen bir grup dışı güçlerin de “telaşlanma” için imkan sağlayacaktır.
 İngiltere’nin “Amnesty International” örgütünün l Avrupa Oyunlarını boykot çağrısı, oyunlara hazırlıkla ilgili gerçekleştirilen etkinlikler hakkında dezinformasiyaların dolaşıma bırakılması, yabancı medyada isteğe yerleştirilen önyargılı, önyargılı materyaller ve diğer konular bu girişimlerin bariz örnekleridir “. Tüm bunlar ülkemize karşı önyargılı tutum sergileyen dış güçlerin faaliyetidir. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde, özellikle Almanya, Fransa gibi gelişmiş devletlerde Avrupa oyunları ile ilgili siyah PR belli anlamda verimli çalışmaktadır. Resmi devlet tutumunun olmamasına rağmen Avrupa oyunlarının boykot edilmesi yönünde “telaşla” çalışan güçler mevcuttur. Batı’nın önyargılı tutumu anlaşılandır. Çünkü bugün dünyada Ermeni lobisi denilen ve aslında Batı ve ABD’de kendi mührünü vuran bir korsan grup mevcuttur. Özellikle de lobinin Avrupa’nın demokrasi, eşitlik, adalet çağrısında bulunan ülkesi Fransa tarafından beslenilmesi Fransa’nın önyargılı tutumunun izahına açıklık getiriyor. Maalesef, insan eşitliğinden, her türlü ayrımcılık yapılmamasından konuşan Batı Hıristiyan faktörünü kendi politikasından kenarlaştıra bilmiyor. Ülke liderinin da sürekli vurguladığı gibi çifte standartlar bugün Batı dünyasının önde gelen politikasıdır. Hümanizm taraftarı olan Batı milyonlarca mültecinin kendi doğma el-obalarından iadesi için yıllardır kararlı bir adım atmıyor, insanlık dışı Ermeni cinayetleri halen cezasız kalıyor, ama ne içinse Batı’nın bazı dairelerine Avrupa oyunlarının ifşası meselesi daha ilginçtir. Çünkü Batı demokrasinin, ifade özgürlüğünün hakimliği “altındadır”. Milyonlarca Azeri’nin feryadı Batı için etkili değildir, fakat Azerbaycan’da iç istikrarı bozmak, “demokrasi” yaymak daha etkilidir. Nitekim günümüzde Mısır’da, Libya’da, Suriye’de, Irak’ta vb. devletlerde biz bu “demokrasi” ni daha açıkça görüyoruz.
  Spor oyunlarından herhangi bir “siyasi oyun” olarak yararlanmaya çalışan ister yerli, gerekse yabancı güçlerin tüm girişimleri yine de sekteye uğrayacak. 2012 yılı da ülkemiz için önemli bir etkinlikle akılda kalmıştı: “Eurovision şarkı yarışması”. Bu tedbir arifesinde de ülkemizin imajını zedelemeye niyetlenecek bir takım gösteriler, aktiviteler gerçekleşmişti. Fakat bu arzuda olanlar için fiyasko kaçınılmaz oldu. Sonuç ortada; Azerbaycan muteber önleme olağanüstü şekilde ev sahipliği yaptı, mentalitemize özgü misafirperverlik Eurovision tarihinde de ilke imza attı. Esas işi söze yok, faaliyete vermek gerekir. Çünkü sonuç tahrif edilemez, faaliyet, emek, zahmet kendi sonucunu verecek ve Bakü Avrupa oyunları Avrupa tarihinde ilk ve vazgeçilmez bir ırk olarak kutlanacak.
Avrupa oyunları; sonucu
 24 yıllık bağımsızlık tarihimize rağmen başarılarımız daha çok yıllar tarihi olan birçok devletlerin başarılarından daha fazladır. Bu, Azerbaycan’ın kendi gücüne edindiği, akıl gücüne yönettiği bağımsızlığının sonucudur .Bakü’de Avrupa oyunlarında Avrupa’nın 49 ülkesinden 6000’den fazla sporcu 20 spor dalında mücadele edecek. Etkinlik:
  – Azerbaycan’ın uluslararası nüfuzunun güçlenmesine;
  – Ülkemizin turizm potansiyelinin yayımlanmasına;
  – Azerbaycan’ın artan ekonomik-siyasi gelişmesinin tanıtılmasına;
 -Milli-manevi değerlerimizin (eski ve zengin kültürümüzün, milli mutfağımızın, misafirperverlik gibi kendine özgü yüksek kalitemizin vb.) Avrupa toplumuna sunmalarına;
  – Multikulturalizmin, hoşgörülü ortamın hakim olduğu Azerbaycan’ın tanıtılmasına;
 -Doğu ve Batı’nın beşiği, medeniyetler diyalog mekanı olan Cumhuriyetimizin objektif şekilde değerlendirilmesine imkan sağlayacaktır.
  Gerçekleşen çeşitli etkinliğin temel amacı oyunların maksimum şekilde planlı, lojistik organizasyonu, genç, bağımsız, dinamik gelişen Azerbaycan’ın ister spor, isterse de ekonomik-siyasi alanda başarılı olduğu büyük başarıların göstergesidir. Gerçekleştirilen amaçlı faaliyet şöyle demeye olanak veriyor ki, 2015 yılı oyunları ister kurumsal, ister yapısal, gerekse de bölgesel açıdan unutulmaz olacak Azerbaycan bu itimadı da doğrultacaktır. Avrupa Oyunları’nın başarılı organizasyonu, böyle prestijli oyunları geçirmeye muktedir olduğumuzu bir daha kanıtlayacak, cumhuriyetimiz kendi adını tarihe düşürecektir.

Sanat hayatımızın bir parçası

0
  Yaşam için daha iyi bir amaç,bir anlam aramak sorumlulukların en güzeli değil midir değerli okurlarım.Öğrenmek,araştırmak,özgür olmak yaşamın amacı olmalıdır diye düşünüyorum.
  Milyonlarca insan kitap okuyor, müzik dinliyor, tiyatroya,sinemaya gidiyor.Neden?Oyalanmak,eğlenmek,vakit geçirmek,dinlenmek istiyor demek boşta kalan kelimeler olur kanısındayım.Hiç düşündünüz mü acaba neden bir insan karanlık bir salonun aydınlatılmış salonunda her şeyin oyun olduğunu bildiği halde soluğu kesilircesine odaklanıyor bu oyunun parçasına?
  Demek ki insan bütün olmak istiyor. yaşamının kopmuşluğundan kurtulmak, sınırlarını aşmak,daha bir doluluğa daha anlamlı bir dünya özlemini çekiyor.Tekniğin en uzak burçlarına,atomun en gizli derinliklerine yönelmek sınırlı olan benliğinin dışına sanatla birleştirip toplumsallaşmayı öngörüyor.Sanatın insanı kendine bağlaması gerçekliğin kendine bağlamasından daha başkadır.
Bir sanat yapıtı seyirciyi eyleme katar, karar vermesini sağlar. Sanat insanın dünyayı tanıyıp değiştirebilmesi için gereklidir. Sanat, toplumsal ilişkilerin gelişmesine yarar.usta olan sanatçı gereklidir topluma.Toplumsal görevini unutmaması için de sanatçıyı uyarmak da toplumun görevidir.
  Okullarımızdan başlayarak bu bilincin toplumumuzda aşılanmasından yanayım. Günümüz *teknoloji olsun,uyuşturucu , bonzai ,sigara v.b. kötü alışkanlıkları gördükçe sanat daha da bir önem kazanmakta.Çünkü sanat mutlu olmanın anahtarıdır.Boşluğa düşen insanın farkındalıklarını keşfetme yoludur.
İnsan sanatın içerisinde yer aldıkça buradan ne kadar çok şey öğreneceğini görüyor.Çünkü sanatla uğraşan insanların hep bir öğrenme,keşfetme çabası içerisinde olduğunu görüyor.İnsan ne istediğini,ne yaptığını bildiği sürece başarıyı elde edebiliyor.sanatın insan doğasını güzelleştirdiği,hoşgörüyü getirdiği,keşfetme algısına vardığı bir yolculuktur.Bu yolculuk esnasında kendini bulması da kaçınılmazdır.
  Bir ülkenin güçlü olabilmesi için sanatın gerekli olduğu düşüncesindeyim.
Bazı cümleleri Ernest Fichner’in Sanatın Gerekliliği adlı kitabından alıntıladım değerli okurlarım…sevgi,saygı ve selamla

Giresunda derneklere proje desteği eğitimi

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Giresun Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü tarafından, İçişleri Bakanlığı Bütçesinden Derneklere Yönelik Proje Yardımları ve Proje Destek Sistemi’nin (PRODES) eğitim ve tanıtım toplantısı yapıldı. Giresun Valiliği toplantı salonunda düzenlenen tanıtım toplantısına; Vali Yardımcısı Yüksel Çelik, İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçisi Murat Kırçova, Giresun İl Dernekler Müdürü Nazan Aydoğan ve dernek yöneticileri katıldı.
  Toplanın açılışında bir konuşma yapan Vali Yardımcısı Çelik “Proje desteği tanıtım toplantısı için bu toplantı tertiplendi. İnanıyorum ki bundan çok istifade edin. Hem derneklerimize hem ilimize faydalı sonuçlar elde edilir. Gelişmiş toplumların seviyesine örgütlü toplum olma fayda örülüyor. Ne kadar çok örgütlü derneğimiz, sivil toplum kuruluşumuz olduğu takdirde. Orada demokrasinin ne kadar geliştiğinin göstergesi olarak kabul edilmektedir. İlimiz Karadeniz bölgesinde sivil toplum kuruluşu sayısı olarak önde gelen illerden bir tanesindir. Burada hepinizi güzel bir katkısı, emeği var. Dernekler, genellikle başkan ya da üyelerin desteği ile aidatlarıyla ayakta duruyor. Bakanlığımızın 2010 yılından beri uyguladığı sivil toplum kuruluşlarına destek programında istifade etmeniz, inanıyorum ki size ciddi bir katkı sağlayacaktır. Bu proje eğitiminden sizlerin azami istifade etmenizi istiyoruz. Buradan en iyi şekilde yararlanmaya bakalım.” dedi.
  Toplantıda, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı Denetçisi Murat Kırçova, İçişleri Bakanlığı Bütçesinden Derneklere Yardım Yapılması Hakkında Yönerge kapsamında derneklere hazırladıkları projeleri gerçekleştirmek üzere mali yardım yapıldığını belirterek, desteklenecek proje konularının her bütçe yılında İçişleri Bakanlığı tarafından belirlendiğini, İçişleri Bakanlığınca yapılan yardımlardan faydalanmak isteyen derneklerin, projelerini Başvuru Rehberine göre hazırlamaları ve 07 Mayıs 2015 tarihine kadar Proje Destek Sistemi (PRODES) üzerinden elektronik olarak müracaat etmeleri gerektiğini ifade etti.İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı Denetçisi, dernek temsilcilerini Proje Destek Sistemi ile ilgili bilgilendirerek, 2015 yılı içinde desteklenecek projeler hakkında bilgi verdiler ve başvuru rehberine uygun olarak hazırlanmamış projelerin değerlendirmeye alınmayacağının da altını çizdi.
2015 yılı için 21 milyon TL. ödenek
  İçişleri Bakanlığınca 2015 yılı için bütçesinde 21milyon 200 bin TL, dernek projeleri için ödenek ayrıldığı, bakanlıktan talep edilebilecek yardım miktarının ise en az 5 bin TL en çok 150 bin TL olduğu,
2015 yılında içinde;
 -Aile ve toplum değerlerinin korunması ve geliştirilmesine yönelik projeler,
 -İnsan hakları ve demokrasi bilincinin yaşatılması ve etkin hale getirilmesine yönelik projeler,
 – Karar alma mekanizmalarına katılım, kamu-sivil toplum diyaloğunun arttırılması ve aktif vatandaşlık konulu projeler,
 -Toplumda huzur ve barışı temin etmek üzere farklı toplum kesimleri arasında uzlaşı, işbirliği ve etkileşimi artırmaya yönelik projeler,
  -Toplumun farklı kesimleri arasında işbirliği ve etkileşimi arttırmaya yönelik projeler, 
 -Gençlerin, kadınların ve engellilerin girişimciliğini, liderlik vasıflarını ve istihdamını arttırmaya yönelik projeler,
 -Çocuklar, gençler, kadınlar, engelliler, maddi durumu iyi olmayan ve sosyal risk altındaki gruplara yönelik projeler,
 -Kültür, tarih ve medeniyet değerlerinin korunması, geliştirilmesi ve ihyasına yönelik projeler,
 -Gazilerimize ve Şehit yakınlarına yönelik projeler,
 -Eğitim, kültür, sağlık, spor ve madde bağımlılığı ile mücadeleyi konu alan sosyal içerikli projelerin, destekleneceği belirtilerek, toplantı soruların cevaplandırılmasıyla sona erdi.

KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi 2015

0

Haber: İlker ÇAKAN
  KKTC’de 19 Nisan Pazar günü Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. 7 adayın yarışacağı seçimde, 176 bin 916 seçmen, 693 sandıkta, 08.00 – 18.00 saatleri arasında oy kullanabilecek.Adaylardan birinin ilk turda seçimi kazanması için, kullanılan geçerli oyların yarıdan 1 fazlasını alması gerek. Hiçbir adayın bu oy oranına ulaşamaması halinde, seçim, 26 Nisan’da, en çok oy alan 2 aday arasında yeniden yapılacak. Seçimin gayri resmi bilgileri ve nihayetinde sonucu, Yüksek Seçim Kurulu’nun “www.mahkemeler.net” isimli sitesinde yayınlanacak. Yakın Doğu Üniversitesi’nin “www.umitilhan.com/cum2015/index.asp” adresine girildiğinde de ayni bilgiler görülebilecek. Oy verme günü saat 19.00’a kadar seçim ve seçim sonuçlarına ilişkin her türlü haber, yorum ve açıklamanın yayını yasak olacak.
Adaylar nerede ne zaman oy kullanacak
  Adaylardan, Dr. Derviş Eroğlu Gazimağusa Polatpaşa İlkokulu 34 numaralı sandıkta saat 10:00’da, Kudret Özersay Bayraktar Türk Maarif Koleji 85 no’lu sandıkta saat 09:30’da, Mustafa Akıncı Şehit Ertuğrul İlkokulu 213 numaralı sandıkta saat 11:00’de, Dr. Sibel Siber ise Şehit Tuncer İlkokulu 134 numaralı sandıkta saat 11:00’de oy kullanacak.

 

Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesinin 34. sayısı çıktı

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Gürcistan-Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum’da 05.07.2011 tarihinde yayın hayatına başlayan ve yaklaşık 4 yıldır yayın hayatına devam eden, Türkiye temsilciliğini de Habergünebakış Sitesinin yaptığı (www.habergünebakis.com) Karadeniz Bölgesinin Türkçe-Gürcüce dilinde onbeş günlük olarak yayınlanan tek gazetesi olan ve Gürcistan-Batum, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun’un Ordu, Samsun illerinde dağıtımı yapılan uluslararası “Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesi”nin 34. sayısı çıktı. Kuşe kağıda baskılı, haftalık tirajı 8.000 ve 8 sayfa renkli olarak yayınlanmaktadır.
 
           
 
 
         
           Haberci Gazetesi 1.sayfa    Haberci Gazetesi 2.sayfa    Haberci Gazetesi 3.sayfa
 
        
                Haberci Gazetesi 4.sayfa  Haberci Gazetesi 5.sayfa Haberci Gazetesi 6.sayfa
 
                                
                                     Haberci Gazetesi 7.sayfa   Haberci Gazetesi 8.sayfa

Müzelerin tarihsel oluşumu

0
  Mitolojiye baktığımızda ,9 tane kızı olan Akaların en büyük tanrısı Zeus’un kızlarına Müz denir.Bu kızlar şarkı söyler,dans eder ve Apollan’a eşlik ederler.Müzler eski Yunan Panteon’unda resim ve şiir ilhamı veren mabudelerdir.Müze;eski Yunanlılarda Müz denilen bu 9 kızdan ismini almaktadır.Bu kızlar için bir tepede müze adlı bir bina taptırılmıştır.
  Müze kavramı, sadece bu 9 kızdan ibaret değildir tabiî ki.İlk müze fikri insanlarda ihtiyaçtan doğmuştur.Orta Asya da tarihi eşyalarla dolu olan mezarla da birer müzedir aslında.Mezopotamya da bulunan Sümerlere ait büyük kütüphane de tarihin büyük müzelerindendir.Mısırlılara ait kralların mezarları da tarihi eşyalarla dolu birer müzedir.
  Büyük İskender’in ölümünden sonra,İskender’in genarellerinden olan Lagos’un oğlu Mısırda büyük bir devlet kurar.Lagos’un oğlu olan 24 yaşında ki Ptoleme Fiadelf ismindeki bu genç kral savaşı sevmemektedir.İlgi alanı olanı edebiyat,sanat ve diğer ilimleri ön plana çıkarır.Bu ilgisinden dolayı Faros Adası’ndaki ilk müzeyi kurmuştur.Atinalı bir filozof bu genç kralı İskenderiye de de bir müze ve kütüphane kurmasında rol oynamıştır.Müze kralın sarayına yakın ağaçlıklı ve güzel bir yere kurulur.Müzedeki kütüphane de 90 bin kitap toplanır.Müzeye memurlar görevlendirilir.Alim ve filozoflar, müzedeki eserleri tasdik eder.İzmir de bulunan Bergama Müzesi de dünyada bilinen ilk müzelerdendir.
  Rönesans ın doğuşuyla birlikte te de müze fikri yaşam bulmuştur.O dönemde ,manastır,kilise ve saraylarda sanat eserlerinin toplandığı salonlar oluşturulur.Aristokratlar ,feodal beyleri ellerindeki sanat eserlerini dostlarına izletmek için müzeler oluşturur.Krallara ait ihtişamlı vazolar,heykeller her çeşit değerli eşyalar sergilenmeye başlar müzelerde.Aslında bu, ihtişamlarını sergilemek için bir çeşit ihtiyaçtır o dönemde.Tarihe baktığımızda Gazneli Mahmut ‘un Hindistan’da bir müze oluşturduğunu görmekteyiz.
Avrupa ‘da ilk müze kurma fikri 1746 yılında olmuştur.İngiltere de ise Oxford üniversitesinde 1679-1683 tarihleri arasında Elias Ashmolen’in koleksiyonundan yararlanılarak ilk müze kurulmuştur.Bu müze tarihte ilk defa halka açık olarak kurulmuş bir müzedir.Paris’teki ilk müze de 1750 yılında Lüksenburg Müzesi olarak dünyanın ilk resmi müzesi olarak kurulmuştur.
  Osmanlı Tarihi’nde ise ilk kez Osmanlı padişahlarının hazineleri 1512- 1520 yılları arasında Yavuz Sultan Selim döneminde dünyaca ilgi görmüş ve değerlendirilmeye başlanmıştır.Bu dönemde Yavuz Sultan Selim’in doğu seferi sonucu Suriye ve Mısır seferi, Mekke- i şeriflerinin Yavuz’a teslimiyetleri, Halifeliğin Osmanlıya geçmesi ve kutsal emanetler ve ganimetler koleksiyonların zenginleşmesini sağlamıştır.
Değerli okurlarım; müze gezilerinin önemsetilmesi dileğiyle…sevgiler…saygılar…
  Sanatsal özgeçmişim….Sanatta 19. yılım…
  1996–2000:Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi
  2000–2004:Gazi Üniversitesi-Güzel Sanatlar Eğitim Fakültesi-Resim-iş     Öğretmenliği
  (Ana Dalı: Resim-iş.(Seramik, heykel, fotoğraf, grafik, tekstil, özgün baskı alanlarında da eğitim aldı.)
  1998: ‘‘İnsanlığın Düşmanı Verem” konulu resim yarışması-Jüri özel ödülü
  1998: ‘‘Türkülerimiz” konulu resim yarışmasına katılım
  1998: ‘‘İzmir-Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi” –amblem(grafik)yarışmasına katılım
  1999: ‘‘11 Nisan Şanlıurfa’nın kurtuluşu” konulu resim yarışması-Mansiyon
  2000: ‘‘2000 Yılında Düşünüzdeki Şanlıurfa” konulu resim yarışması- Üstün başarı belgesi ve Jüri özel ödülü
  2000: ‘‘36. Kütüphane Haftası” konulu resim yarışması-İkincilik ödülü
  2000: ‘‘11 Nisan Şanlıurfa’nın Kurtuluşu” konulu resim yarışması –İkincilik ödülü
  2008: Ankara Barosu ‘‘Adalet Uğraşısı İçinde Avukat ve Avukatlık Mesleği” Katılım Belgesi
  2008: İstanbul Ümraniye Belediyesi- ‘‘Şehir Yaşamı İçinde Engellerimiz” Katılım
  2008: Ankara –Şereflikoçhisar- Özbir Sanat Atölyesi Çalışmaları Teşekkür Plaketi
  Aldığı başarı belgeleri
  1998 Kültür Bakanlığı Şanlıurfa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi- kurs başarı belgesi (resim)
  1999 Kültür Bakanlığı Şanlıurfa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi- kurs başarı belgesi (karakalem- resim)
   Katıldığı sergiler
  1997: Şanlıurfa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi-Sanatta Genç Çizgiler Salonu –karma resim sergisi
  1998: Şanlıurfa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi-Sanatta Genç Çizgiler Salonu- Karma resim sergisi
  1999: Şanlıurfa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi-Karma resim sergisi
  2000: Şanlıurfa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi-karma resim ve heykel sergisi
  2000: Şanlıurfa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi -2000 Yılında Şanlıurfa konulu karma resim sergisi
  2000: İ İstanbul Mutlu Sanat Odası- 2000 Yılında Şanlıurfalı Gençlerin Yaratıcılığı –konulu resim sergisi
  2008: Ankara-Şereflikoçhisar-Özbir (Özürlüler Birliği Derneği) Sanat Atölyesi –
  Karma resim sergisi
  2013:Ankara/Kazan –Dünya Sanatçılar Topluluğu Derneği Sanat Etkinliği Karma      Resim Sergisi
  2013: TAI(Türkiye’nin Havacılık ve Uzay Merkezi) 29. Yıl Kuruluş Yıl Dönümü 15.000 kişinin katılımıyla gerçekleşen Canlı Performans sanat Etkinliği.
  Çalıştığı alanlar
  2001, 2002, 2003, 2004 yıllarında grup çalışmalarında resim çalışmalarında yardımcı oldu
  2007-2008 :Ankara- Şereflikoçhisar- Özbir (Özürlüler Birliği Derneği)’de Sanat Eğitmeni olarak çalıştı
  2007: Ankara-Hitit Dershanesi-Resim Kursunda sanat eğitmeni olarak görev yaptı. (Güzel Sanatlar liselerine ve fakültelerine hazırlık kursları)
  2005 .2008 Yılları arası Arı Okulları -Yaz Okulu –Yaratıcı Sanatlar Öğretmeni
  2009: Dönmez Resim Atölyesi Sanatçı ve Sanat Eğitmeni
  2011: Dünya Sanatçılar Topluluğu Derneği
  2012: BERSAN Sanat Merkezi- İşletme Sahibi

AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır: “Türkiye Avrupada. Zorluklar ve Fırsatlar”

0
Haber: İlker ÇAKAN
  Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Roma ziyaretinin ikinci gününde, İtalya’nın önde gelen düşünce kuruluşu Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IAI) tarafından düzenlenen “Türkiye Avrupa’da. Zorluklar ve Fırsatlar” konulu seminerde, “Kıbrıs sorununu çözmek, Suriye meselesi ve Ukrayna krizini çözmekten daha kolay” dedi.
  Türkiye’nin, Kıbrıs sorunu ve AB üyeliğini ikiz kardeş olarak gördüğünü ifade eden Bozkır, “Çünkü her ikisinin de 50 yıllık geçmişleri var. Birlikte geliştiler. Türkiye bu sorunu çözmeye çok istekli. Daha önce de iki tarafın uzlaştığı parametreler var. Dolayısıyla Kıbrıs sorununu çözmek, Suriye meselesi ve Ukrayna krizini çözmekten daha kolay. Berlin Duvarı’nın çöküşünün 25. yılını kutlarken, adanın başkentinin halen bir duvarla ayrılmış olması üzücü” diye konuştu.
  Adada 2004 yılında gündeme gelen Annan Planı sırasında çözüm için olumlu bir hava yakalandığını anımsatan AB Bakanı ve Başmüzakereci Bozkır, “Kıbrıs sorununu çözersek Türkiye’nin AB ile müzakerelerdeki 14 başlığının da önü açılacak. Bu sorun 50 yıllık bir geçmişe sahip, çözülürse diğer krizler için de örnek olur” dedi.
  Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır,Türkiye’nin Kıbrıs’a en yakın anakara olduğuna dikkati çekti ve Kıbrıs çevresindeki doğal kaynakların adaya ait olduğunu vurguladı.Yunanistan ile ilişkilerle ilgili olarak Bakan Bozkır, refah seviyesi yüksek bir Yunanistan’ın Türkiye’nin de çıkarına olacağını söyledi.

Memleketim neresi?

0
  Şair olmak ayrı bir duygudur. Bu tür insanlar iç dünyalarını dışa yansıtırlar, yaşadıkları anı ve duyguları mısralarla anlatırlar. Yaşayan insan yaşadıklarını ya yazar veya şiirle anlatır. Güzel şiirler, güzel duygulu insanlardan çıkar. Şairler mesajlarını mısralarda anlatır. İşte size şairce düşününen measaj yüklü bir şiir;


  MEMLEKETİM NERESİ

  Doğduğum günden beri yollardayım,
  Annem kundağımın uçakta açıldığını söylerdi.
  On’dandır belki ,
  Yollarda geçti ömrüm
  Hiç kimsenin hemşehrisi olmadım
  Annem babam da öyle sahiplenmediler,hiçbir şehri.
  Yolculuklardaydık,
  Her zaman hazırdık,
  Hemen kalkıp gitmeye
  Bir işaret yeterdi Yeniden yola çıkmak için.
  Yollarda tanıdık dostlarımızı
  Öğrendik ne varsa insan için
  Yolların üstündeydi,
  Yolların sonu yoktu.
  Güzergahta da olsa,
  Rota da olsa,
  Pusulaya bakıp ta öyle çıkılsa yola
  Ya da bir sigara içimi mesafede de olsa
  Yolculuk hep vardı,
  Belki, bir gün
  Bir söğüt ağacının serin gölgesinde
  Adımın yazılı olduğu o beyaz bir taşı bulduğumda yolculuğum sona erecekse,
  İşte memleketim de orası olacak.

                                                                             Mustafa Kemal ÖZGÜN

“Doğu Karadeniz Bölgesi ihracatında duraklama”

0
Haber: İlker ÇAKAN
 Doğu Karadeniz İhracacatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan Ahmet Hamdi Gürdoğan “Doğu Karadeniz Bölgesi ihracatı duraklama gösteriyor” konulu açıklaması şöyledir; “Genel Sekreterliğimiz yetki alanında bulunan Doğu Karadeniz Bölgesi Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane illerinden 2015 yılının ilk 2 ayında 255.079.124 $ tutarında ihracat gerçekleşmiş olup, gerçekleşen bu ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine (2015 yılı Ocak-Şubat ayı ihracatı 254.301.764 $ olarak gerçekleşmiştir) göre aynı düzeyde kalmıştır. 2
 Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane illerimizden 2015 yılı Ocak-Şubat ayları ihracatının ürün sıralamasında; bir önceki yıla oranla % 30 artışla 170.452.883 USD tutarında ihracatla Fındık ve Mamulleri birinci sırayı, % 28 düşüşle 36.658.478 USD tutarındaki ihracatla Yaş Meyve Sebze Ürünleri ikinci sırayı ve % 43 düşüşle 19.341.281 USD tutarındaki ihracatla da Madencilik ürünleri üçüncü sırayı almaktadır.
Bölgemizden 2015 yılı Ocak-Şubat aylarında 73 değişik ülkeye ihracat yapılmış olup, en fazla ihracat yapılan ilk 5 ülke ise sırasıyla; Rusya Federasyonu, Almanya, Fransa, Polonya ve Gürcistan olmuştur. En çok ihracatımızın yapıldığı bu ülkelerden de Almanya’ya % 44’lik, Fransa’ya %63’lük artış yaşanmasına rağmen, Rusya Federasyonu’na yönelik ihracatımızda %28’lik ve Gürcistan’a yönelik ihracatımızda %4’lük düşüş yaşanmıştır.
  Yurtdışı piyasalar ve yurtiçi genel konjonktürel duruma bağlı olarak Ülkemiz geneli 2 aylık ihracatta görülen düşüşe bağlı olarak, Bölgemiz ihracatı da durağan bir seyir izlemektedir. Özellikle döviz paritesinde görülen oynaklık yanında, Bölgemizin en önemli pazarı olan Rusya Federasyonu ve hinterlandı ülke piyasalarında yaşanan kriz ve yansımaları önümüzdeki dönemde Bölge ihracatını daha da olumsuz etkileyeceği endişesindeyiz. Avrupa Birliği Ülke piyasalarında Bölgemiz ihracatı açısından yaşanan artışın tamamen ürün fiyat artışlarından, yani bu ülkelere ihraç edilen fındık fiyatlarındaki yükselişten kaynaklandığı açıkça ortada olup, bu durum da genel olarak ihracatımızın düşüş trendinde olduğunu açıkça göstermektedir.
Bundan dolayı gerek Ülkemiz genelinde yaşanan trendler ve gerekse uluslararası piyasalarda yaşanan olumsuzlukların ihracatçılarımızı çok büyük oranda olumsuz olarak etkilemeye başlaması, özellikle yaş meyve sebze sektörünün en önde gelen vazgeçilemez pazarı olan Rusya Federasyonu piyasasında yaşanan olumsuzlar nedeniyle sektör ihracatçılarına yeterli düzeyde destek olunmaması ihracatçılarımızın kayıplarını her geçen gün büyütmektedir.
  Her kriz ortamının barındırdığı riskler yanında, birçok avantajları da beraberinde barındırması ve Ülkelerin de bu duruma göre ihracatçılarına destek mekanizmaları yönünden pozisyon almaları gerekmekte olduğu gerçeğine rağmen Ülkemiz tarafında buna seyirci kalınması ihracatta yaşanan kayıpların daha da artması sonucunu doğurmaktadır. İhracatçılarımızın seçim atmosferi ortamında ekonominin ikinci plana hatta daha da ötelere atılmasından dolayı büyük bir endişe ve ümitsizliğe kapılmaları kaçınılmazdır. Ayrıca, bu olumsuz ticaret ortamı durumuna rağmen kontrol mekanizması dışına itildiği açıkça görülen döviz kurlarında yaşanan istikrarsızlık durumları da ihracatçılarımızın endişelerini artırmaktadır.Bölge olumsuz şartlarında diğer girdi kalemlerinden yoksun olan Doğu Karadeniz Bölgemizde ekonominin ana dinamosunu oluşturan ve ekonomiye en büyük katkı sağlayan ihracatımızın düşüş trendine girmesi halinde, Bölge ekonomisinin bu durumdan çok büyük zarar göreceği açıkça ortadadır. Bu nedenle, ihracatçılarımızın olumsuzluk yaşanan piyasalardaki kayıplarını telafi edecek destek mekanizmalarının ivedilikle uygulamaya alınması ve seçim sürecinde ekonominin ve ihracatın en öncelikli konuların başında yer almasını temenni etmekteyiz.”
error: Content is protected !!