İngiltere-Türkiye dayanışmasının hedefleri
İngiltere, uzun bir müddet Orta Doğu’yu avucunun içinde tutmuş, Birinci Dünya Savaşında Arapları Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtmayı başarmış, Osmanlı Devleti’nin parçalanmasından sonra MI6 ajanı Gertrude Bell’e cetvelle Orta Doğu’nun sınırlarını çizdirip, kendine bağlı yapay devletler yaratmış bir ülkeydi. Bir dönemin aslanı olan İngiltere’nin, 1956 yılında yaşanan Süveyş krizini fırsata dönüştüren ABD tarafından uygulanan kibar bir diplomasi ile bölge ile olan bağları önce zayıflatılmış, sonra da pamuk ipliği kıvamına getirilmişti. Yıllarca Orta Doğu’da eski günlerde olduğu gibi çok etkin olmaya çalıştı ama ABD buna hiç fırsat vermedi.
Günümüzde İngiltere, son 4-5 yıldır sürmekte olan Türkiye-ABD sürtüşmesini, perde arkasından fırsata çevirmeye ve tekrardan bölgeye girmeye çalışıyor.İngiltere, ABD’nin Türkiye’ye uygulamaya ve dayatmaya çalıştığı ekonomik ambargoyu, yüzde yüz kontrolü altında olan Katar vasıtası ile etkisiz hale getirme çabasında. Bu nedenle de ABD’nin ekonomik ambargosu altında inleyen ABD’nin düşman devletlerinin aksine Türkiye, ABD’nin ekonomik ve finansal ambargosundan çok fazla yara almadı.
Milli Muharip Uçağın (MMU) motorunun imalatı için 2017 yılında İngiltereli Rolls Royce şirketi ile anlaşma yapılması ve bu anlaşmanın da birkaç yıl sonra bozulması ortadaki isteği ve baskıyı gözler önüne sermekte. İngiltere ile bağları çok kuvvetli olan Malezyalı Silterra şirketi ile ortaklaşa Türkiye’de çip üretimi anlaşması yapılması ve Türk mühendislerin Malezya’dan çip üretim eğitimi alması ise bir başka gelişme.
İngiltere ile Türkiye’nin ticari ilişkilerinde yeni bir adım atılması Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması ise bu girişimin son halkası. Bu anlaşma AB ile 2017 yılından beri sürmekte olan Gümrük Birliği Anlaşması’ndan çok daha önemli.
Bu anlaşmanın ikinci adımı, içeriği daha geniş, her iki ülkenin sanayisinin ve ekonomisinin iç içe geçeceği yeni bir anlaşma olacak. Bu ikinci adımın önemi ve hedefi İngiltere için farklı, Türkiye için farklı olsa da, her iki ülkeye farklı hedeflerle ortak kazanımlar sağlayacak, “Tercihli Ticaret Sistemi”nin oluşturulması olacak.
İngiltere, Türkiye’nin Balkanlar-Kafkasya-Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’den oluşan bölgedeki ekonomik, siyasi, endüstriyel ve askeri gücünden faydalanarak bölgeye 74 yıllık aradan sonra tekrardan girmeyi hedeflerken, Türkiye de İngiltere’nin 18. yüzyılda başlayan sanayi devrimi ile kazandığı “Teknik ve Yöntem Bilgisi”nden faydalanma, ABD’nin ekonomik ve siyasi ambargolarına rağmen, ekonomisinin gelişmesi için olmazsa olmaz olan sıcak paranın kesintisiz akmasını sağlama ve sanayi yatırımlarını, İngiltere kanalı ile geliştirmenin peşinde.
Bana göre, İngiltere ile başlatılan bu yakınlaşma, dört-beş yıllık bir zaman dilimi içinde Türkiye’yi, dünyanın ekonomisi en büyük yedi ülkenin arasındaki birlik olarak kabul edilen G7 (Yediler Grubu – Group of Seven) içinde taşıyacak gibi.
Türkiye ve Azerbaycan vatandaşlarına kimlikle seyahat imkanı
T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın “Türkiye ile Azerbaycan Cumhuriyetleri vatandaşlarının karşılıklı ziyaretlerinde kimlikle seyahat etme imkanı” konulu yazılı açıklaması şöyledir;
“Sayın Cumhurbaşkanımız, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in davetine icabetle 9-10 Aralık 2020 tarihlerinde dost ve kardeş Azerbaycan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirmişlerdir.
Bu anlamlı ziyaret sırasında halklarımızın daha sıkı biçimde kenetlenmesinin önünü açacak olan iki ülke vatandaşlarının kimlik kartlarıyla karşılıklı ziyaretlerine imkan tanıyan protokolün imzalanmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz.
Azerbaycan’ın Türk vatandaşlarına uyguladığı vizeyi kaldırmasının hemen akabinde, 25 Şubat 2020 tarihinde iki ülke vatandaşlarının vizesiz ikamet süreleri 30 günden 90 güne çıkartılmıştı.
Sayın Bakanımızın Azerbaycanlı mevkidaşıyla 10 Aralık tarihinde imzaladığı bu protokol ile de iki ülke vatandaşları sadece kimlik kartı ibraz etmek suretiyle Türkiye ve Azerbaycan’a gidebileceklerdir. Halklarımız arasındaki teması daha da artıracak olan bu yeni düzenleme aynı zamanda Can Azerbaycan ile ilişkilerimizin ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından son derece anlamlıdır.”
SARS- CoV-2 virüsü nedeniyle Türkiye’de uygulanacak tedbirler
T.C. Batum Başkonsolosluğu’nun SARS-Cov-2 virüsü nedeniyle Türkiye’ye giriş-çıkışlarda uygulanacak tedbirlere ilşikin duyurusu şöyledir: “Son dönemde İngiltere’deki vaka artışları ile ilişkili olduğu bildirilen ve mutasyona uğramış olan SARS-CoV-2 virüsünün ülkemize girişinin engellenmesi amacıyla; 28.12.2020 tarihinden itibaren yurtdışından hava yolu ile, 30.12.2020 tarihinden itibaren kara, hava ve deniz yolu ile Türkiye’ye giriş yapacak kişilerin ülkeye girişlerinden önceki son yetmiş iki (72) saat içerisinde yapılmış negatif SARS-CoV-2 PCR testlerini ibraz etmeleri gerekmektedir.
Negatif PCR testi ibraz etmeyen kişiler konaklayacaklarını beyan ettikleri adreste (ev, otel vb.) karantinaya alınacak, konaklayacak yeri olmadığını belirtenler ise İl Sağlık Müdürlüklerince belirlenecek mekanlarda karantina altına alınacaktır. Karantina sürelerinin 7. gününde PCR testleri yapılarak test sonuçları negatif çıkanların karantinası 7. günün bitiminde sona erdirilecek ve PCR testleri pozitif çıkanların tedavileri ise Sağlık Bakanlığı COVID-19 rehberi doğrultusunda yapılacaktır. Bu uygulama, 1 Mart 2021 tarihine kadar devam edecektir. Saygıyla duyurulur.”
განცხადება
SARS-CoV-2 ვირუსის გამო თურქეთში შესვლა-გამოსვლაზე დაწესებულ რეგულაციებთან დაკავშირებით
“ბოლო პერიოდში ინგლისში დაფიქსირებულ ვირუსის მუტაციური ფორმის SARS-CoV-2-ის შემთხვევების მატების გამო, ვირუსის თურქეთში შეღწევის პრევენციის მიზნით 2020 წლის 28 დეკემბრიდან უცხოეთიდან საჰაერო გზით, ხოლო 30 დეკემბრიდან სახმელეთო, საჰაერო და საზღვაო გზებით თურქეთში შემოსულმა პირებმა ქვეყანაში შემოსვლისას უნდა წარმოადგინონ ბოლო 72 საათის განმავლობაში გაკეთებული SARS-CoV-2 ტესტის უარყოფითი პასუხი.
ისინი, ვინც არ წარმოადგენენ PCR ტესტის უარყოფით პასუხს, დაექვემდებარებიან კარანტინის გავლას მათ მიერ გაცხადებულ მისამართზე (სახლი, სასტუმრო და ა.შ.), ხოლო ვისაც არ ექნებათ გასაჩერებელი ადგილი, განთავსდებიან რეგიონის ჯანდაცვის დირექტორატის მიერ განსაზღვრულ საკარანტინო სივრცეებში. საკარანტინო ვადის მე-7 დღეს, ვისაც ექნება უარყოფითი პასუხი PCR ტესტზე, მათთვის მე-7 დღის ბოლოს დასრულებულად ჩაითვლება საკარანტინო ვადა, ხოლო ვისაც PCR ტესტის პასუხი ექნება დადებითი, ის მკურნალობას გააგრძელებს ჯანმრთელობის დაცვის სამინისტროს COVID-19 პროტოკოლის შესაბამისად.აღნიშნული რეგულაცია გაგრძელდება 2021 წლის 1 მარტამდე.”
“Gürcistan’a giriş yapmak isteyen vatandaşlarımız”
T.C. Batum Başkonsolosluğu’nun “Gürcistan’ giriş yapmak isteyen vatandaşlarımıza duyuru” konulu yazılı açıklaması şöyledir; “Son dönemde Gürcistan’a form doldurarak resmi izinle giriş yapan vatandaşlarımızdan, girişlerine 8 gün karantina koşuluyla izin verildiği ancak kendilerinin esasen karantina olmaksızın 72 saatte bir PCR testi koşuluyla giriş yapmayı talep etmiş bulundukları yönünde şikayetler ve karantinadan çıkmak için yardım talepleri alınmaktadır.
Gürcistan’a giriş için izinler ya 8 gün karantina ya da girişte ve her 72 saatte bir PCR testi şartıyla verilmektedir. Vatandaşlarımız form doldururken yükleyecekleri davet mektubunda bu husustaki tercihin belirtilmesi mümkün olup, bununla birlikte karar Gürcü makamlarına aittir. Bir vatandaşımızın 8 gün karantina koşuluyla girişine izin verildiği takdirde, sözkonusu vatandaşımızın bu izinle Gürcistan’a giriş yaptıktan sonra kararın “karantina” yerine “72 saatte bir PCR testi” olarak değiştirilmesi mümkün olamamaktadır.
Bu itibarla, Gürcistan’a karantina olmaksızın 72 saatte bir PCR testi uygulamasıyla girmek isteyen vatandaşlarımızın sisteme yükleyecekleri davet mektubunda giriş yöntemine ilişkin tercihin belirtilmesi önem taşımaktadır. Ayrıca, 72 saatte bir PCR testi yöntemiyle giriş arzu edilmesine rağmen başvuruya 8 gün karantina koşuluyla izin verildiği yönünde cevap alınması halinde, Gürcistan’a 8 gün karantina koşuluyla giriş yapmak istemeyen vatandaşlarımızın, seyahat programlarını Gürcistan’a giriş yapmadan önce gözden geçirmeleri tavsiye olunur. Saygıyla duyurulur.”
Gürcistan Master Kadınlar Futbol Ligi Şampiyonu Khashuri Iveria
Gürcistan- Acara Özerk Cumhuriyetinin Batum şehrinde düzenlenen Kadınlar Master Futbol Ligi (Master League Women)maçları düzenlendi. Biribirinden güzel futbol maçlarının oynandığı Master Kadınlar Futbol Ligi 2020 sezonu maçlarına halk yoğun ilgi gösterdi.
Sagarejo bölgesindeki Kachreti köyünde “Ambassador” oteli, Master League’in son maçına ve gala ödül törenine ev sahipliği yaptı. Kadınlar arasında yapılan Master League final maçında, Khashuri’nin “Iveria” şampiyonu Batı “Terjola” galibini 8: 0 yendi. e Lomidze tarafından yapıldı. Bir gol en genç katılımcı olan Lizi Nishnianidze tarafından atılır.
Master Liginde Nino Bukhrikidze en iyi kadın futbolcu unvanını kazandı. İkinci olan “Terjola”, finalde Kobuleti’nin “Kveso Lions” ını 4: 0 yendi ve penaltı serisinde “Chkhorotsku” yu 6: 5 yendi. Turnuvaya yaklaşık 60 kız takımı kaydedildi. Kazanan takıma 2.500 GEL nakit para ödülü verildi. İkincilik için – 1500 GEL ve üçüncülük için 1000 GEL.verildi
Kadınlar Futbol Ligi turnuvası; futbolu teşvik etmek ve sağlıklı bir yaşam tarzı tanıtmak amacıyla Tiflis Belediye Başkanlığı ve Gürcistan Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Bakanlığı tarafından finanse edildi. Düzenlenen bu lig maçında Gürcistan Haşuri (Khashuri) Iveria Kadınlar Futbol Takımı Gürcistan Şampiyonu oldu.
ხაშურის ივერია ქალთა მასტერ ლიგის გამარჯვებულია!
საგარეჯოს რაიონის სოფელ კაჭრეთში, სასტუმრო „ამბასადორმა“ მასტერ ლიგის ფინალურ ეტაპს და გალა დაჯილდოებას უმასპინძლა. ქალთა შორის მასტერ ლიგის ფინალურ დაპირისპირებაში აღმოსავლეთ კონფერენციის ჩემპიონმა ხაშურის „ივერიამ“ დასავლეთის გამარჯვებულ „თერჯოლას“ 8:0 მოუგო.
ჰეთ-თრიკი შეასრულა უნიჭიერესმა ფეხბურთელმა ელენე ენჯიბაძემ, დუბლი გაიფორმეს ნინო ბუხრიკიძემ და ირმა ლომიძემ, რომლებიც ქალთა მასტერ ლიგის ნამდვილი აღმოჩენები არიან. ერთი გოლიც ყველაზე პატარა მონაწილის – ლიზი ნიშნიანიძის ანგარიშზეა.
აღსანიშნავია, რომ ნინო ბუხრიკიძემ მასტერ ლიგისგან საუკეთესო ქალი ფეხბურთელის ტიტული დაიმსახურა.
შეგახსენებთ, რომ ხაშურის „ივერიამ“ თავდაპირველად 1/4 ფინალში სოხუმის „დინამო 1“ 8:1 დაამარცხა, შემდეგ 1/2 ფინალში კი ახალციხის „ზარზმა“ გამოთიშა ასპარეზობას (4:1).
მეორეადგილოსანმა „თერჯოლამ“ კი ფინალამდე ქობულეთის „კვესოს ლომებს“ 4:0 მოუგო და „ჩხოროწყუს“ პენლების სერიაში 6:5 აჯობა.
ტურნირში გოგონების 60-მდე გუნდი დარეგისტრირდა. გამარჯვებულ გუნდს ფულადი ჯილდო 2500 ლარის ოდენობით გადაეცა. მეორე ადგილოსანს – 1500 ლარი, ხოლო მესამეადგილოსანს 1000 ლარი. პროექტი ქალაქ თბილისის მერიისა და საქართველოს განათლების, მეცნიერების, კულტურისა და სპორტის სამინისტროს დაფინანსებით იმართება, მიზნად კი ფეხბურთის პოპულარიზაციის ხელშეწყობას და ჯანსაღი ცხოვრების წესის დანერგვას ისახავს.





Gürcistan’da Master Liginde ünlü oyuncular futbol maçı
Gürcistan Master Liginde ünlü oyuncular futbol maçında Usta Lig’in tanınmış eski oyuncuları ve seçkin oyuncuları yer aldı. Yıldızlarla dolu takımlar gerçek bir gösteri sergilediler ve maç 7 × 7 Futbol Federasyonu ve Master League için 7: 7’lik sembolik bir skorla sona erdi.
მხანაგურ დაპირისპირებაში ყველასათვის ცნობილი ყოფილი ფეხბურთელები და მასტერ ლიგის გამორჩეული მოთამაშეები იღებდნენ მონაწილეობას. ვარსკვლავურად დაკომპლექტებულმა გუნდებმა ნამდვილი სანახაობა მოაწყვეს და შეხვედრა 7×7 ფეხბურთის ასოციაციისა და მასტერ ლიგისთვის სიმბოლური ანგარიშით 7:7 დასრულდა.


Kumsal katliamı nasıl oldu?
Tarih 24 Aralık 1963, günlerden Salı. Yer Lefkoşa’nın Kumsal bölgesi, Mehmet Akif Caddesi ve Mürüvet İlhan Sokak (olay günkü ismi İrfan Bey Sokak). Saat akşam üstü 18.00 civarı. Hava kararmış, ısı yaklaşık 8 C.
Pazartesi gecesi, yani bir gün evvelki 23 Aralık gecesi, ev sahibi Hasan Yusuf Gudum, karısı Feride Hasan Gudum, Meriç’li (eski ismi Mora) Ayşe (Cankan), kucağında iki yaşındaki kızı Işıl (Cankan) ve Ayşe hanımın kız kardeşi Növber İbrahimoğlu daha güvenli olduğu düşüncesi ile Kıbrıs Türk Alayında görevli Tabip Binbaşı (Em. TuğGn) Nihat İlhan ile eşi Mürüvet hanımın evine sığınmışlardı.
EOKA milisleri ve Yunan Subaylarının komutasındaki küçük bir Rum birlik ise evin 120 m. kuzeyindeki Severis un fabrikasına mevzilenmiş, fabrikanın en üst katına da kum torbalarından yüzü Türk bölgesine dönük küçük bir korugan yaparak içine 1 adet A4 tipi makineli tüfek yerleştirmişti. A4 tipi makineli tüfek binanın damına, ellerinde 1959 yapımı CZ vz.52/57 tipi otomatik tüfek, 1936/57 yapımı M1 Garand tipi yarı otomatik tüfek ve Stengun makineli tabanca olan Rum çetecilere, masum Türk evlerine yaptıkları saldırılarda atış desteği vermek ve düşman ateşinden korumak amacı ile kurulmuştu.
Hasan Yusuf Gudum dışarıda durup bir nevi gözcülük yaparken, Mürüvet hanım da çocuklarını pijamalarını giydirmiş, kahvaltı türü bir şeyler yedirmiş ve onları yatırmaya hazırlanıyordu. Evdeki komşu hanımlar ise hep birlikte yiyecek bir şeyler hazırlayıp masaya oturmuşlardı.
Evin batı tarafından geçen Kanlıdere’nin diğer kıyısından silah sesleri duyulmaya başladığı vakit Hasan Bey büyük bir telaşla içeri girmiş ve “Rumlar bizi basıyor” diyerek heyecanlı bir şekilde bağırarak evdekileri uyarmıştı.
Çok geçmeden Kanlı Dere tarafından eve kurşun yağmaya başladı. Kurşunlar yağmur gibi geliyordu. Mutfağın önündeki yemek odasının tehlikeli olduğunu ve eve pencerelerden giren kurşunlardan kendilerini koruyamayacağını hisseden masum ve savunmasız dokuz insan, elektrikleri kapattılar ve evin güvenli olduğunu düşündükleri yerlerine saklanmak çabası içine girdiler.
Dr. İlhan’ın eşi Mürüvet Hanım, eşi kendisine “Eğer ateş olursa duvardan duvara geçecek kurşunlara hedef olmazsınız, banyo sizi korur” dediği için hemen daha 6 aylık olan Hakan’ı kucaklar, 6 yaşındaki Murat ile 4 yaşındaki Kutsi’yi de ellerinden sıkı sıkı tutarak evin sol arka köşesinde yer alan banyoya doğru koşar. Arkasından Növber hanım ve kucağında kızı Işıl’ı sıkı sıkı tutan Ayşe hanım ve Hasan dede, hep birlikte banyoya girerler ve saklanmaya çalışırlar. Kalın taş duvarları ve küçük de bir penceresi olan banyo gerçekten de iyi bir korugan gibidir.
Üzerinde gri bir palto olan Mürüvet hanım, çizgili pijamalarını giymiş olan çocuklarını kucaklar ve hep birlikte banyo küvetinin içine uzanarak pencerelerden giren mermilerden kendilerini korumaya çalışır. Ayşe hanım, kucağında kızı Işıl ile sağ köşeye, lavabonun sağ tarafına çömelir. Növber hanım ise kapıyı eli ile sıkı sıkıya kapatabilmek için kapının hemen yanına sağ tarafa oturur.
Ev sahibi Hasan Efendi eşi Feride Nine’yi tuvalete kapının arkasına saklar ve banyoya gelerek lavabonun sol tarafına büzüşür.
Kumsal bölgesinde yıllarca Türklere kapı komşuluğu yapan Ermeniler, bölgenin savunmadan yoksun olduğunu telsizle Rumlara bildirdikten sonra, Akritas Planı, Genel Harekat Planı bölümü, Birinci Kesim (Ayios Pavlos, Ayios Demetios bölgeleri) bölge komutanı “Terezepilos” kod adlı Yunan subayının komutasında sayıları 150 olan EOKA’cı milisler, Severis Un Fabrikası’ndaki makineli tüfeğin koruması altında önce içinde su seviyesi az olan Kanlıdere’yi yürüyerek geçmişler ve sonra da Akritas Planında belirtildiği şekilde bölgelere dağılmışlardı.
Mehmet Akif caddesi, Mürüvet İlhan Sokak (eski ismi İrfan Bey sokak), Murat İlhan sokak ve Gültekin Şengör sokak, Kıbrıs ordusunda teğmen olan (Emekli Binbaşı) Savvas Selis ve Thisoas kod adlı EOKA’cının komutasındaki ekibin görev alanı olarak belirlenmişti.
Savvas Selis’in grubu, “Enosis” naraları atarak ateş açmaya başlar ve İrfan Bey sokağı tarafından Türk bölgesine saldırıya geçerler. Severis Un fabrikası üzerindeki makineli tüfeğin koruması altında evlere önce uzaktan ateş ederler. Özellikle de köşedeki beyaz tek katlı evin kuzeye bakan, kapının hemen yanındaki odasının pencerelerini ateş yağmuruna tutarlar, olmaya ki eve yaklaşırken o odada olan birisi kendilerine ateş edip vurabilir düşüncesi ile. Üç kişi yolun solundaki eve doğru yönelirken, beş kişi de sağ köşedeki beyaz tek katlı binaya yönelir. Ermenilerden gelen bilgiye göre bu binada Türk Alayında görevli bir Türk subayı, eşi ve üç çocuğu yaşamaktadır. Bu aile yok edilmelidir ki, Rumların, Kıbrıslı Türklerden ve Türkiye’den korkmadıkları dünyaya gösterilsin.
Beyaz evden kendilerine karşı ateş açılmayınca daha da cesaretlenen Rum caniler, giriş kapısının önüne gelip kilidine ateş ederler ve sonra da tekmelere kapıyı kırarak içeri girerler.
Ellerinde otomatik tüfek tutan iki cani, “Taksim istersiniz ha!” diye bağırarak her tarafa gelişi güzel ateş eder ve soldaki odaya çabucak göz attıktan sonra ileri seğirterek, önlerindeki kapıdan hole geçip soldaki yatak odasına yönelirler ve tekrar ateş etmeye başlarlar. İçlerindeki hınç önlerine çıkan her tür canlıyı öldürmelerini emrediyordu. Bu odada işleri bitince hızla önlerindeki ara kapıdan geçip, mutfağın önündeki hole gelirler ve soldaki ikinci yatak odasına da ateş ederler. Yataklara, yatak altlarına ve dolaplara. Arkadaki grup da önce sağdaki misafir odasına dalar, sonra da ateş ederek mutfağa geçer.
Ufacık banyo odasının içine sığınan masum ve savunmasız Türkler ise birbirlerine sarılmış Rumların kendilerini bulmaması için dualar ediyorlardı. Küvetin içinde Mürüvet hanım, üç çocuğuna sıkı sıkı sarılmış, bedenini siper etmişti. Ayşe hanım kızı Işıl’ı kolları ile sarmalamış, sırtını köşeye dayamış, lavabo ile köşe arasına sokulmuştu, Növber hanım, kapının açılmasına mani olabilmek için kapının dibine çökmüştü. Hasan dede de, o küçücük banyonun içinde, lavabonun sağ tarafı ile küvetin arasına büzüşmüştü. Nefes bile almıyorlardı. Sadece Allah’a dua ediyorlardı.
Evin sol tarafındaki odaları boş bulan iki Rum cani, evin arka sol tarafındaki kapıları sıkı sıkıya kapalı olan banyo ve tuvalete yönelirler ve “Enosis” çığlıkları altında tüm mermilerini kontrplak kapıların üzerinden içeriye boşaltırlar.
Kapıyı eli ile sıkı sıkı kapalı tutmaya çalışan Növber hanım, elinden kötü bir yara alır ve yana kaykılarak kapının önüne yığılır. Kapının tam karşısında yer alan banyo küvetinin içindeki Mürüvet hanım ve üç çocuğu ise küvetin içine yığılırlar. Kapıyı kırarcasına açmaya çalışan Rumlar, Növber hanımın kapının önüne yığılması nedeni ile kapıyı birazcık aralayabilirler ve o aralıktan sağa ve öne doğru tekrar ateş ederler. Vefakar anne ve çocukları o anda şehit olurlar. Etraf bir anda kan gölüne döndüğü için Rum caniler hepsini öldürdüklerini sanarak hemen yan taraftaki tuvalete yönelirler. Kapıyı açamazlar ama kontrplak kapıdan içeriye onlarca mermi sıkarlar. Kapının arkasına saklanmış olan Feride nine başına isabet eden kursunlar nedeni ile anında şehit olur ve yere yıkılır.
İçerdekilerin öldüğüne inanan iki cani geri çekilir ve diğer üç cani de banyo kapısının önüne gelip sıra ile aralıktan içeriye ateş ederler. Acımasızca silahsız, korumasız ve masum insanlara ateş eden Rumların silahından çıkan kurşunlardan birisi, önce kızı Işıl’ın dizini parçalar sonra da Ayşe hanımın bir bacağından girip diğer bacağından çıkar. Ayşe hanımın ayağında büyük bir yara açılır.
Feride nine ile banyoya çocukları ile saklanan Mürüvet hanım ve çocukları şehit olurken, Hasan Yusuf Gudum ile birlikte Ayşe hanım, kucağındaki kızı Işıl ve Növber hanım ağır yaralanırlar.
Eve kimlerin ya da kaç kişinin girdiğini tam olarak bilen yok. Baskın sırasında CZ vz.52/57 tipi otomatik tüfek ile 15 el, Stengun otomatik tabanca ile 12 el ve 1936/57 yapımı M1 Garand tipi yarı otomatik tüfek ile de 6 olmak üzere toplam 33 el ateş edildiği, şehitlerin vücutlarındaki yaralardan ve duvarlarda hala yeri belli olan kurşunların izlerden anlaşılmaktadır. Bilahare incelenen kovanlar, iğnenin vuruş yerlerindeki farklılıklarından dolayı olayda 5 ayrı silahın kullanıldığını göstermektedir. Kovanlar bilahare Albay (Major) Meysi tarafından eve ilk giren (GAÜ Kurucular Kurulu Bşk) Memduh Erdal’dan alınmış ve kayda geçirilmiştir.
24 Aralık gecesi Lefkoşa’nın batı mahallesi Kumsal’a yapılan baskın arkasında, Yunan Alayı’na mensup subayların ve askerlerin de katliama bilfiil katıldıklarını belgeleyen kanıtlar bıraktı.Saldırganların geri çekilirken terk ettikleri malzeme arasında, özellikle de Severis Un Fabrikası damında, Yunan subay şapkaları, Yunan ordusuna ait çelik başlıklar ve NATO’ya ait bazuka mermileri ile mermi kovanları vardı.
Kumsal bölgesinde yıllarca Türklere kapı komşuluğu yapan Ermenilerin bölgenin savunmadan yoksun olduğunu telsizle Rumlara bildirdikleri, daha sonra TMT tarafından belirlenmesi nedeni ile Kumsal, Köşklüçiftlik ve Arabahmet bölgelerinde oturan Ermeniler, bu hainliklerinin ortaya çıkmasından sonra evlerini terk etmek ve Rum bölgesine kaçmak zorunda kaldılar.
Rum çeteciler, Kumsal bölgesinden çekilirken, kadın, erkek, yaşlı ve çocuk ayırımı yapmaksızın yüzlerce Türkü de dipçik darbeleriyle önlerine katıp götürdüler. Kaçırılan Türklerin bir bölümü kurşuna dizildi.
Rumca gazetelerde son zamanlarda çıkan itiraflara göre, beraberinde erkek, kadın-çocuk ve yaşlı yaklaşık 200 Kıbrıslı Türk esir getiren EOKA’cı Tasos Marku, operasyonu fiilen idare eden Rum Bakan’a telefon eder ve ne yapması gerektiğini sorar. Eli silah tutabilecek erkeklerin öldürülmesi talimatını verir kendisine telefonun öbür ucundaki Rum Bakan.
Akritas Planının mimarlarından o dönemde Bakan olan sadece Yorgadjis ve Papadopulos’dur. İtiraflar, Yorgadjis’in öldürülmesinden çok seneler sonra yapıldığından, emri veren Bakanın Yorgadjis olması durumunda, dile getirilmesi sorun yaratmaz, konuşanı sıkıntıya sokmazdı. Geriye “Kumsal Katliamı”nın mimarının Papadopulos olduğu varsayımı kalmaktadır.
Katliamdan sonra eve ilk giren kişi ise 25 Aralık 1963 Çarşamba günü öğleden sonra Severis Un fabrikasından açılan makineli tüfek ateşine rağmen eve ulaşmayı başaran, TMT’nin o dönem en gözü pek kişilerinden olan Memduh Erdal ve fotoğrafçı Mustafa Mehmet Özünlü olur. Resimleri Memduh Erdal çeker.
Severis Un fabrikasındaki Rum makineli tüfek yuvası da ertesi gün, 26 Aralık 1963, Perşembe günü, Kıbrıs Türk Alayı’ndan gelen küçük bir ekip tarafından susturulur ve fabrika Türklerin eline geçer. Aynı gün Türk jetleri Lefkoşa üzerinde alçaktan uçarak Makarios’a ihtar verirler.
Not: Bu yazıda anlatılan “Kumsal Katliamı”nda geçen olayların derlemesi, Samtay Vakfı arşivindeki belgelerin ve o günü yaşayan kişilerin anılarının, Prof. Dr. Ata Atun tarafından derinlemesine incelenip, kronolojik olarak sıralanması ile yapılmıştır.












