Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB)Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu’nun “ Doğu Karadeniz Bölgesinden Ocak ayında 106.8 milyon dolar ihracat gerçekleşti” konulu yazılı açıklaması şöyledir;
“Genel Sekreterliğimiz yetki alanında bulunan Doğu Karadeniz Bölgesi Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane illerinden 2022 yılı Ocak ayında 106 milyon 783 bin 758 dolar tutarında ihracat gerçekleşmiştir. 2022 yılı Ocak ayında Bölgemizden gerçekleşen ihracatın; 84 milyon 539 Bin 398 doları Trabzon ilimizden, 11 Milyon 213 bin 544 doları Rize ilimizden, 5 milyon 987 bin 730 doları Artvin ilimizden ve 5 milyon 43 bin 85 doları ise Gümüşhane ilimizden gerçekleşmiştir.
Trabzon ilimiz, gerçekleştirilen 84 milyon 539 bin 398 dolar tutarındaki ihracatla Karadeniz Bölgesi’ndeki 18 il arasında en fazla ihracat gerçekleştiren il olarak ilk sırada yer almıştır. Trabzon’un ardından Samsun 76 milyon 834 bin 693 dolar ihracat ile ikinci sırada, Çorum ise 59 milyon 735 bin 406 dolar ihracatla üçüncü sırada yer almıştır.
2022’nin ilk ayında Doğu Karadeniz Bölgemizden en fazla ihracat gerçekleştirilen sektörler;
-55 milyon 266 bin 288 dolar ile fındık,
-18 milyon 213 bin 851 dolar ile yaş meyve sebze,
-13 milyon 188 bin 461 dolar ile maden metaller,
-3 milyon 227 bin 257 dolar ile su ürünleri ve hayvancılık mamulleri,
-2 milyon 883 bin 204 dolar ile çelik olarak sıralanmıştır.
Doğu Karadeniz Bölgemizden 2022 yılı Ocak ayında 83 farklı ülkeye ihracat yapılmış olup, en fazla ihracat yapılan ilk 5 ülke ise sırasıyla; İtalya, Rusya Federasyonu, Bulgaristan, Gürcistan ve Almanya olmuştur. Bu ülkelerden Bulgaristan’a yapılan ihracatımızda yüzde 39 ve Gürcistan’a yapılan ihracatımızda yüzde 59 ve Almanya’ya yapılan ihracatımızda ise yüzde 65 oranında artış yaşanmıştır.
Bölge ekonomisinin en büyük girdisini sağlayan ihracatımızın, 2022 yılında sürdürülebilir artış trendini yakalayabilmesi için ihracatçılar olarak en öncelikli beklentilerimiz; Bölgenin ve yaş meyve sebze sektörünün önde gelen pazarı olan Rusya Federasyonu’nda yaşadığımız ürün bazlı yasaklamaların kaldırılması için Rusya Federasyonu üst düzey yetkilileri ile hızlı bir şekilde müzakerelerin yapılması, finansmana erişim konusunda ihracatçılara pozitif ayrımcılık uygulanması, üretim yapan işletmelerimize getirilmiş olan enerji tedarik kısıtlamalarının bir an önce kaldırılması ve lojistik alanında ihracatçılarımıza destek sağlanmasıdır.”
Doğu Karadeniz Bölgesi Ocak 2022 ihracatı 106.8 milyon dolar
Türkiye’nin illere göre nüfusu: En büyük ilçe İstanbul-Esenyurt
Türkiye İstatistik KurumuTÜİK), 2021 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçlarını duyurdu. Türkiye’nin yeni nüfusu 84 milyon 680 bin 273 oldu. Erkek nüfus 42 milyon 428 bin 101 kişi olurken, kadın nüfus 42 milyon 252 bin 172 kişi oldu. Öte yandan; İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı %93,2 olarak açıklandı. Türkiye’nin 2021 nüfusu açıklandı. Türkiye’nin nüfusu il il belli oldu Nüfusu 57 ili geride bıraktı! Türkiye’nin en kalabalık ilçeleri belli oldu.

Yaklaşık 1 milyonluk nüfusuyla Türkiye’nin yüzde 1,15’ini oluşturan İstanbul-Esenyurt, en düşük il Tunceli’den 11,7 kat, en az nüfuslu Konya’nın Yalıhüyük ilçesinden 638 kat daha büyük. .İstanbul’un Esenyurt ilçesi 2021 sonu itibariyle 977 bini aşan nüfusu ile Türkiye’nin nüfus yönünden en kalabalık ilçesi oldu ve bu özelliği ile 57 ilin nüfusunu geride bıraktı.
İstanbul-l Esenyurt 977.489, Ankara- Çankaya 949.265, Ankara -Keçiören 942.884, Bursa- Osmangazi 884.451, Gaziantep- Şehitkamil 839.553, İstanbul- Küçükçekmece 805.930, Adana -Seyhan 792.536, İstanbul- Bağcılar 744.351, İstanbul -Pendik 741.895.



TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar. “Rusya-Ukrayna Savaşı ekmek ve buğday fiyatlarını etkiler”
Türkiye Ziraat Odaları Birliği(TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’dan ekmek ve buğday uyarısı. Rusya-Ukrayna gerilimi savaşa dönüşürse ithal buğday bulmakta zorlanacağız ekmek de zamlanacaktır.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Rusya-Ukrayna geriliminden dolayı buğday ithalatında sorun çıkabileceğini ve başta ekmek olmak üzere birçok gıdaya yeni zamlar gelebileceğini söyledi. Son zamanlarda yükselen gıda fiyatlarına ilişkin olumsuz bir açıklamada Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’dan geldi. Geçtiğimiz yıl toplam yüzde 86,6 oranında buğday ithalatını Rusya ve Ukrayna’dan yapıldığını söyleyen Bayraktar, savaş krizinden dolayı ithalatta sorun çıkarsa eğer, gıda fiyatlarının olumsuz etkileneceğini belirtti.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi; “Türkiye’nin 2021 yılında toplam buğday ithalat miktarının yüzde 86,6’sını Rusya ve Ukrayna’dan gerçekleştirdi. Arpa ithalat miktarının yüzde 79,4’ü, ayçiçeği ithalat miktarının yüzde 11,4’ü ve soya ithalat miktarının ise yüzde 13,3’ünün yine bu ülkelerden yapılmaktadır. Bu ülkelerden en yüksek ithalat, buğdayda yaşandı. Diğer yandan Türkiye, buğday ithalatının önemli bir kısmını dahilde işleme rejimi kapsamında un ve undan mamul ürünlere dönüştürerek ihraç ediyor. Rusya ve Ukrayna arasındaki buhrandan dolayı ithalatta sorun çıkması, başta ekmek olmak üzere gıda fiyatlarını olumsuz etkileyecektir.”
İklim krizinin Silahlı Kuvvetlere olan etkisi-Kriz çarpanı
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg (NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg 1990’da Norveç’te Çevre Bakan Yardımcısı olarak ilk siyasi görevinin ardından, İki kez Norveç Başbakanlığı yaptı, aynı zamanda 2013/2014’de BM İklim Değişikliği Özel Elçisi 97’de Kyoto Protokolü’nün çerçevesi olan ve daha sonra 2015’ten Paris anlaşması üzerinde anlaşılan Rio Konferansı’nı hazırladı.) Güney Florida Üniversitesi (USF) öğrencileri ile birlikte yaptığı bir konuşmada; Golfo Alexopoulos’ un İklim değişikliği küresel güvenliği nasıl etkiler? Bu durum ülkeler ve uluslararası ilişkiler arasındaki ilişkiyi nasıl etkiler? Şeklindeki sorusuna şöyle cevap vermiştir.
İklim değişikliğinin güvenlik açısından son derece önemli, aynı zamanda bir kriz çarpanı olduğunu ifade ederek; daha aşırı hava koşulları, küresel ısınma, yükselen deniz seviyelerinin insanları yer değiştirmeye zorlayacağını, su ve kıt kaynaklarla ilgili rekabeti artıracağını ve krizi daha da kötüleştirmenin yanında iklim değişikliğinin güvenlik açısından da önemli olduğunu NATO’nun bu konuda üç önemli görevinin bulunduğunu söylemiştir.
Bunlardan birincisinin, iklim değişikliği ve krizinin, askeri alanda da değerlendirmesi ve analiz edilmesinin önemli taşıdığı, İkinci olarak, iklim değişikliğine uyum söz konusu olduğunda NATO’nun önemli rolü’nün bulunduğunu belirterek, NATO ordusunun doğada faaliyet gösterdiğini, deniz seviyesi yükseldiğinde deniz üsleri ve altyapılarının da yükseltiden olumsuz etkileneceğini belirtmiş, son olarak, ordunun sera gazlarının azaltılmasına nasıl katkıda bulunabileceğine de dikkat çekerek, burada en önemlisin her kesimin sera gazı emisyonlarını azaltmaya yardımcı olması gerektiğinin altını çizerek küresel ısınmanın etkisini azaltmanın tek yolunun emisyonları azaltmak olduğunu söylemiştir.
Kısmen küresel ısınma, iklim değişikliğinin bir kriz çarpanı olduğunu, aşırı hava şartları ve iklim değişikliğinin daha fazla göç hareketini de beraberinde getireceğini bu yüzden NATO,nun iklim değişikliğinin güvenlik etkilerini en iyi bilgiye sahip, konuyu en iyi anlayan kurum olması gerektiğini vurgulayarak, doğru kararları almanın önkoşulunun sorunu doğru anlamaktan geçtiğini söylemiştir.
İklim değişikliği ve güvenlik arasındaki genel ilişki konusunda bir tutum, değişen iklimden kaynaklanan sorunlar ile ilgili olarak insan güvenliği ele alınmalıdır. Özellikle en savunmasız ve daha yoksul toplumlar için bireysel zararlar olan yiyecek, su ve göç, dalgalarının neden olduğu daha geniş güvenlik etkileri gözden geçirilmelidir. Bunlar, her durumda olmasa da, Ortadoğu’da görüldüğü gibi yerel gerginliklerin şiddet ve çatışmalara dönüşmesine neden olabileceği düşünülmelidir.
Bu durumda iklim değişikliği yeni bir düşman demektir. Bu düşmanın bayrağı, bir lideri, savaşçıları veya bir manifestosu yoktur. Ama bu düşman insanları öldürüyor, toplumları istikrarsızlaştırmak için dünya çapında faaliyet gösteriyor ve giderek gücü artıyor. Bu nedenle iklim değişikliği genellikle ‘risk arttırıcı’, ‘kırılganlık arttırıcı’ ve hatta çatışmaların ‘katalizörü’ olarak tanımlanıyor. Gerçekleşmesi olası bir risk olduğu için nükleer savaşa karşı hazırlandık, ama iklim değişikliğinin kaçınılmaz etkilerine karşıda hazırlanmamız gerekiyor. Klasik bir düşmanla silahlı kuvvetler savaşır, fakat ülkedeki her bir kurum da düşmanın faaliyetlerinin sonuçlarına karşı hazırlanır. İklim değişikliği konusunda ise durum benzerdir. Diplomatlar, iş insanları, çevreciler ve diğer herkes iklim değişikliğiyle mücadele etmelidir.
Bu arada askerî kuvvetler de iklim değişikliğinin güvenlikle ilgili sonuçlarına karşı hazırlanmalıdır.
Askerî uzmanlar giderek bu konudaki endişelerini daha çok dile getirmekteler. İklim Değişikliği Konusunda Küresel Askerî Danışma Konseyi (GMACCC) muvazzaf ve emekli subaylar ve bağlı kurumların küresel ağıdır. On yıldan fazla bir süredir bu Konsey iklim değişikliğinin güvenlikle ilgili potansiyel etkileri konusunda uyarılarda bulunmuştur.
Ekim 2009’da yayımlanan ilk müşterek bildirisinde Konsey; “İklim değişikliğinin yaratacağı çatışma ve istikrarsızlıkları zamanında görüp anlamamak ve bu konuda çeşitli önleyici ve uyarlanmaya yönelik eylemlere yatırım yapmamak ulusların istikrarsızlığa sürüklenmesi, insanların güçlük çekmesi, kalkınmanın gecikmesi ve gereken askerȋ kuvvetlerin sağlanamaması açısından bize çok pahalıya mal olacaktır.” tavsiyesini yapmıştır.
Gelecekte tarihçiler gezegenimizin güvenlik sorunlarına hazırlanmakta neden bu kadar geciktiğimizi açıklamakta zorlanabilirler. İklim değişikliğinin boyutları o kadar büyük, riskler o kadar karmaşık ve işin içinde o kadar çok oyuncu var ki bu kadar çok yönlü bir riskle bugüne kadar hiç karşılaşmadığımızı söylemek doğru olur.
Değişen iklimin uluslararası, bölgesel, ulusal, çevresel ve insan güvenliği üzerindeki etkisine yanıt vermek, toplumun tamamı açısından yaklaşım gerektirir.
İklim güvenliği farkındalığının daha da yükseltilmesine yardımcı olmak ve savunma topluluğunun istikrar ve barışa yönelik riskleri, iklim değişikliğinin azaltılması ve adaptasyonunda sivil-asker işbirliğinin rolünü ve iklim değişikliğinin askeri personel üzerindeki etkilerini ele almada devlet ve devlet dışı aktörlerin rolünü vurgulamaya yardımcı olmak için görüşmeler yapılmıştır.
Arazi Operasyonları
Personel:
– Genellikle yalnızca belirli enlemlere ve aşırı sıcaklıklara göre donatılır,
– Çok uzun veya, çok sık olmamak kaydıyla Bu limitler esnetilebilir
– Giderek artan aşırı koşullar, personel için zorluklar yaratacaktır
Teçhizat:
– Aşırı koşullar, ekipmanın daha hızlı “aşınmasına ve yıpranmasına” neden olur
– Mühendislik çalışmaları aşırı iklim koşullarından etkilenebilir.
Lojistik Kabiliyet:
– Operasyonel ikmal yolları sel nedeniyle engellenebilir, kar/buz ve fırtınalar. Ayrıca, insani acil durumlar ve iklim değişikliğinden kaynaklanan istikrarsızlık lojistik kapasiteyi etkileyebilir .
İklim değişikliği, askeri personelin geleneksel çalışmalarını etkileyebilir:
İşin doğası değişebilir (doğal afetlere müdahale, su ve gıda malzemeleri gibi kritik altyapının dağıtımı ve korunması vb.)
Çalışmanın koşulları değişebilir (aşırı sıcak, hastalıkların yayılması vb.)
Çatışmaların doğası değişebilir (küreselleşmiş, yerinden edilme ve göç akışlarının etkisi, kara, su ve diğer kaynaklar üzerindeki çatışmalar vb.)
Askerlerin ekipmanları değişebilir. (enerji üreten ve gerektiren giyilebilir cihazlar vb.)
Başarılı iklim politikalarına ulaşmak için çok boyutlu bir yaklaşıma ihtiyaç duyulmaktadır. Yaklaşımlar özel sektörlerde ve toplumda politikacıların etkili liderliğiyle sistem değişikliği yönünde olmalıdır. Teknolojik yenilikler ve bilginin değişime ulaşmadaki rolü göz önünde bulundurulmalıdır.
Bilginin değişim için kullanılabilirliğinin farkındalığı için seferberlik, iletişim ve ikna ediciliğinin önemini üzerinde durulmalıdır. Her bireyin iklim değişikliği, tarihi, mevcut durumu ve potansiyel çözümleri hakkında bilgilendirilmesinin üzerinde durulmalıdır.
Kaynaklar:
– NATO – Görüş: NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve Güney Florida Üniversitesi (USF) öğrencileriyle ”NATO’nun Geleceği” konulu konuşma, 25-Mar.-2021
-NATO – Görüş: NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile Uluslararası Güvenlik ve İşbirliği Merkezi (CISAC) Payne Seçkin Öğretim Görevlisi Rose Gottemoeller arasındaki konuşma, Stanford Üniversitesi, 09-Mar.-2021
-Alexander Verbeek, NATO DERGİSİ – Gezegenin Güvenliği: iklim değişikliğinin güvenlik üzerindeki etkileri
– İklim Güvenliği Nexus: Orduya Etkileri – BDCD (brusselsdialogue.net)Yarbay, Rene Heise, Atmosfer Fizikçisi, Bölüm Başkanı, Jeo Destek – Uçuş Sistemleri, Hava Operasyonları Komutanlığı – Geoinformasyon Merkezi, Alman Hava Kuvvetleri / Eski Bölüm Başkanı, METOC SPOPS, Müttefik Komuta Operasyonu, SHAPE
-İklim Güvenliği Nexus: Orduya Etkileri – BDCD (brusselsdialogue.net)
-@Alex_Verbeek; @Planetary_Sec; @ArtForOurPlanet
Anastasiadis’in Ercan tuzağı
2017 yılında Crans Montana’da sürdürülen görüşmelerde, Rumların Federasyon hedefli görüşmeleri “Uniter Rum Devleti”ne dönüştürme çabaları ağır basınca Kıbrıs Müzakereleri çökmüştü.
2020 yılının sonbaharında KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Ersin Tatar’ın, “Eşit egemenlik temelinde iki devletli çözüm” teklifini masaya koyması ve Türkiye’nin de bu konuda ısrarcı olması, müzakerelerin seyrini ve içeriğini değiştirdi.
Müzakereler federasyon temalı görüşmelerden uzaklaşmaya başladı. Rumlar bir anda kendilerini müzakereleri çıkmaza sokan taraf konumunda buldular.
ABD ve AB’in uzun vadeli planı olan;
“Kıbrıs adasında federal bir devletin kurulması,
bu devletin BM tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınması,
Kıbrıslı Türklerin ortak değil, azınlık haklarına sahip vatandaşlar olması,
Türk askerinin adadan çıkarılması,
Türkiye’nin Kıbrıs ile bağının koparılması, ve
Doğu Akdeniz’de, AB’nin üyesi olan yeni devletin Münhasır Ekonomik Bölgesinin (MEB) diğer bir AB üyesi devlet olan Yunanistan’ın MEB’i ile ile birleştirilerek Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den dışlanması,
tehlikeye girince, ABD ve AB Rum tarafına, ‘Güven Yaratıcı Önlemler’ (GYÖ) önermesi ve müzakerelerin tekrardan başlatılması” talimatını verdi.
Talimatı alan Anastasiadis, ilk adımda, “Maraş’ın Rumlara iadesini, Ercan Havaalanı ile Mağusa Limanı’nın BM gözetiminde uluslararası seferlere açılması” teklifini yaptı. Buna ilaveten de “Arkası gelecek” açıklamasında bulundu. Aklınca Kıbrıslı Türkleri ve Türkiye’yi kandırmaya çalıştı.
Anastasiadis’in yaptığı teklif gerçekte, Mağusa Limanı ile Ercan Havaalanı’nın sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin onayı ve izni ile önce BM’nin, sonra da AB’nin denetimi ve kontrolü altına verilmesidir. Burada yatan tuzak, Mağusa Limanı ile Ercan Havaalanı’nın sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yönetiminde olduğu ve ancak sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin izni ile açılabileceğinin kabul edilmesidir.
Ercan Havaalanı BM kontrolünde uluslararası uçuşlara açılınca yürürlüğe sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin FIR hattı girecek, tüm uçuşlar Larnaka Havaalanındaki Kontrol Kulesi tarafından organize edilecek, adanın tüm hava sahası da sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolü altına girecek.
Mağusa Limanı’nın BM denetiminde uluslararası seferlere açılması da, denizlerimizde de sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolünü ve hakimiyetini getirecek. 2009 yılında AB Komisyonunun yaptığı açıklamaya göre Mağusa Limanı uluslararası trafiğe kapatılmış değil ve açık. Dolayısıyla BM’nin denetimi altına verilmesine de gerek yok.
GYÖ kapsamı altında Ercan Havaalanı ile Mağusa Limanı’nın BM denetiminde uluslararası trafiğe açılması, siyaseten Kıbrıs adası üzerinde sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin adanın tek meşru devleti olduğunun teyidi olacak, adanın tek egemenlik ve yönetim hakkının da sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nde olduğunun kabul edildiği sonucunu getirecek.
Gazimağusa’nın surlarından başlayıp Larnaka’ya kadar uzanan ve atalarımızın Vakıf malı olan toprakların içinde yer alan Maraş’ın iadesi ise söz konusu bile değil. Gazimağusa Mahkemesinin 2000 ve 2005 yılında aldığı kararlar bunu teyit etmekte…
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ; 29.01.2022 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün istifası sonucu Adalet Bakanı olarak atandı.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 1 Nisan 1965’te Yozgat-Akdağmadeni ilçesinde doğdu. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun olan Bekir Bozdağ, yüksek lisansını Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dinler Tarihi Anabilim Dalında tamamladı, ayrıca Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Serbest avukat olarak çalışan Bekir Bekir Bozdağ, 1999 yılında Fazilet Partisi Akdağmadeni Belediye Başkan Adayı oldu, Fazilet Partisi Yozgat Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcılığı (1999-2001) görevinde bulundu. Bekir Bozdağ, AK Parti Yozgat kurucu il yönetiminde Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcılığı (2001-2002),
AK Parti Teşkilat Başkanlığında değişik illerde İl Koordinatörlüğü ve Bölge Koordinatörlüğü (2002-2007), AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyeliği, AK Parti Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı (2015) görevlerinde bulundu ve 22, 23, 24, 26 ve 27. yasama dönemlerinde Yozgat Milletvekili seçildi. 22. Yasama Dönemi’nde TBMM Adalet Komisyonu Üyeliği (2002-2007), 23. Yasama Dönemi’nde AK Parti TBMM Grup Başkanvekilliği (2007-2011) yapan Bekir Bozdağ, 61. Hükümet’te Başbakan Yardımcısı, 61, 62, 64 ve 65. hükümetlerde Adalet Bakanı, 65. Hükümet’te Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü görevlerinde bulundu, 27. Yasama Dönemi’nde Anayasa Komisyonu Başkanlığına seçildi.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’dan
Türkiye-Gürcistan Haberci Gazetesine övgü
(www.habergunebakis.com)
30 Mart 2017


Karadeniz Bölgesi’nden Rusya Federasyonu ihracatı
Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB)Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu’nun “Karadeniz Bölgesinden Rusya’ya ihracatın % 56’sı Trabzon’dan yapıldı” konulu yazılı açıklaması şöyledir;
“2021 yılında Karadeniz Bölgesinden Rusya Federasyonu’na 352.910.192 $ tutarında ihracat yapıldı ve yapılan ihracatta bir önceki yıla göre %24 oranında artış yaşandı. 2021 yılında 18 ilin yer aldığı Karadeniz Bölgesi illerinden Rusya Federasyonu’na en fazla ihracat gerçekleştiren il Trabzon oldu ve birinci sırada yer alan Trabzon ili Rusya Federasyonu’na yapılan ihracatın %56’lık kısmını tek başına gerçekleştirdi. Karadeniz Bölgesinden Rusya Federasyonu’na en fazla ihracat gerçekleştiren iller Trabzon, Samsun ve Rize olarak sıralandı.
Konu hakkında açıklamalarda bulunan Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu; 2021 yılında Trabzon’dan Rusya Federasyonu’na 197.812.135 $ tutarında ihracat gerçekleştirildiğini ve yapılan ihracatta da bir önceki yıla göre %8 oranında artış yaşandığını belirterek, birinci sırada yer alan Trabzon ilini ikinci sırada Samsun ve üçüncü sırada bulunan Rize illerinin takip ettiğini ifade etti. Trabzon ilinden Rusya’ya ihraç edilen ürünlerin %92 lik kısmının yaş meyve sebze ürünlerinden oluştuğunu belirten Saffet Kalyoncu ve en fazla ihraç edilen diğer ürünün de Balık (Türk Somonu) olduğunu hatırlattı.
Son yıllarda Rusya Federasyonu’na ihracatımızın önemli kalemlerinden biri olan Türk Somonu ve Alabalık ihracatının her geçen yıl arttığını, Alabalık (Gökkuşağı Alabalığı-Türk Somonu) ihracatında Rize ilinin birinci sırada yer aldığını belirten Saffet Kalyoncu; Rize ilinden 2021 yılında Rusya Federasyonu’na 7.577 Ton karşılığı 43.167.706 $ tutarında Alabalık ihracatı gerçekleştirildiğini belirtti.
DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu; 2021 yılında ülkemiz genelinden de Rusya Federasyonu’na yapılan ihracatın %27 oranındaki artışla 5 Milyar $ seviyesinin üzerine çıktığını hatırlatarak, 2021 yılını önemli oranda bir artışla tamamlayan Rusya Federasyonu’na yapılan ihracatımızın, 2022 yılına biraz sancılı başladığını ifade etti. Özellikle Rusya Federasyonu’na en çok ihraç edilen ürün grubunda yer alan ve toplam ihracatın %20’sini oluşturan Türk yaş meyve sebze ürünlerine, bir kısım yasaklamaların gündeme gelmesi ve belli ürünlerde Rusya Federasyonu’nun yasaklama kararı almasının, ihracatçıları endişelendirdiğini ve uzun vadeli plan yapma noktasında ihracatçıların tedirginlik yaşadığını belirtti.
Türkiye’nin Rusya Federasyonu’na en kısa sürede, en uygun fiyatla, taze ve kaliteli ürünleri sunmasına ve Rus tüketici kitlesi tarafından da Türk yaş meyve sebze ürünleri öncelikli olarak tercih edilmesine rağmen, objektif olmayan kriterlere göre yapılan tespitlerle belli ürünlere yasaklama getirilmesinin iki ülke arasındaki ticaret hacminin gelişmesini olumsuz olarak etkilediğini belirten Saffet Kalyoncu, yasaklama konusunun ticari ilişkilerin önünü tıkamaması açısından üst düzeyde ele alınıp çözüme kavuşturulması çağrısında bulundu.”
THY Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat: “THY ülkemizin gökyüzündeki gururu”
Türk Hava Yolları’nda bugün yapılan yönetim kurulu toplantısında Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı görevinden istifa etti. Yapılan Yönetim Kurulu toplantısında alınan karar kapsamında, THY’de Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Yatırım ve Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Prof. Dr. Ahmet Bolat getirildi. THY Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, Albayrak Holding CEO’su ve Müsiad eski Genel Başkanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın kardeşidir.
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, THY’de yüzde 51 pay sahibi Varlık Fonu’nun önerisiyle THY’de bağımsız yönetim kurulu üyesi oldu.
Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen Prof. Dr. Ahmet Bolat yaptığı ilk açıklamada, şunları söyledi:
“Küresel başarı yolculuğunda çok daha iyi yerlere ulaşması”
Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu’nun aldığı kararla Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanlığı görevini üstlenmiş bulunuyorum. Öncelikle bana bu görevi tevdi eden kurul üyelerine teşekkür ederim. Layık görüldüğüm görev ve sorumluluğun ne derece önemli olduğunun farkındayım. Ülkemizin gökyüzündeki gururu olan ve uzun yıllardır görev yapma şansı bulduğum şirketimizin küresel başarı yolculuğunda çok daha iyi yerlere ulaşması için tüm arkadaşlarımızla birlikte gayret göstereceğiz. 84 milyon vatandaşımızın ortak değeri olan Türk Hava Yolları’nın yeni başarı hikayelerini inşallah hep birlikte yazacağız. Yönetim Kurulu Başkanlığından ayrılan M. İlker Aycı ile yönetim kurulu üyeliğinden ayrılan Muzaffer Akpınar ile Mithat Görkem Aksoy’a şahsım ve Yönetim Kurulumuz adına yapmış oldukları değerli hizmetler için kamuoyu önünde bir kez daha teşekkür ediyor, bundan sonraki çalışma hayatında başarılar diliyorum.”
THY Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat kimdir?
Prof. Dr. Bolat 1959 Konya doğumludur. İş hayatına 1981’de Yıldız Kalıp Şirketi’nde tasarım ve üretim mühendisi olarak başlamıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra 1984’te A.B.D.’de Stanford Üniversitesi’nde Yöneylem Araştırması alanında yüksek lisansını, 1988’de University of Michigan’da Endüstri ve Operasyonlar Mühendisliği bölümünde doktorasını tamamlamıştır. 1985 ve 1988 yılları arasında University of Michigan’da araştırma görevlisi, öğretim görevlisi ve yardımcı doçent görevlerinde bulunmuştur. 1988’den 2005’e kadar olan dönemde Riyad King Saud University’de yardımcı doçent, doçent ve profesör pozisyonlarında görev almıştır.
Yeni görevine atanmadan önce THY A.O’nda Yatırım Yönetimi, Uluslararası ilişkiler ve Anlaşmalar ile İnovasyon ve Projeler Başkanlıklarından sorumlu Genel Müdür (Yatırım ve Teknoloji Yardımcısı olarak çalışmıştır. Daha önce de Strateji Geliştirme, Filo Planlama, Yatırım Yönetimi ve Ar-Ge’den sorumlu Başkan olarak Ortaklığa 400’e yakın uçak satın alımı ile 150’ye yakın uçak kiralanmasının planlanması ve gerçekleştirilmesinde hizmet etmiştir. Turkish Cabin Interior AŞ Yönetim Kurulu Başkanı, Turkish HABOM AŞ ve Sun Express Havayolları Yönetim Kurulları Üyesi ve THY Spor Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışmıştır.
Uçak-körük ataması, petrol tanker taşımacılığı, şehirlerarası otobüs işletmeciliği gibi lojistik alanlarda projeler yürütmüş; optimizasyon, sıralama ve çizelgeleme ve otomobil üretim hatları konularında birçok doktora, yüksek lisans tezleri yaptırmış ve bu alanlarda uluslararası periyodiklerde çok sayıda makale yayınlamıştır.
KKTC’de milletvekili erken genel seçim sonuçları
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 23 Ocak 2022 Pazar günü yapılan erken genel seçim sonuçları KKTC Yüksek Seçim Kurulunca(YSK) açıklandı. Buna göre; 50 sandalyelik Cumhuriyet Meclisine girmeye hak kazanan milletvekilleri belli oldu. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), KKTC’nin 7 farklı bölgesinden Cumhuriyet Meclisine girmeye hak kazanan 50 milletvekilinin isimlerini açıkladı. KKTC’de erken genel seçimde iktidar partisi UBP seçimi önde bitirdi Seçim sonuçlarına göre, Ulusal Birlik Partisi (UBP) 24, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 18, Demokrat Parti (DP) 3, Halkın Partisi (HP) 3, Yeniden Doğuş Partisi (YDP) 2 sandalye elde etti.
Daha önce 7 Ocak 2018 tarihinde gerçekleştirilen milletvekili genel seçimlerinde; UBP 21, CTP 12, HP 9, DP 3, YDP 2 milletvekili çıkarırken; Toplumcu Demokrasi Partisi 3 vekil çıkarmıştı.
KKTC YSK(Yüksek Seçim Kurulu)’nin ilanına göre, Lefkoşa’da UBP’den Faiz Sucuoğlu, Olgun Amcaoğlu, Ahmet Şavaşan, Hasan Taçoy, Alişan Şan, Sadık Gardiyanoğlu, Zorlu Töre, CTP’den Tufan Erhürman, Sıla Usar İncirli, Doğuş Derya, Ürün Solyalı, Devrim Barçın, Filiz Besim, HP’den Kudret Özersay, DP’den Hasan Tosunoğlu, YDP’den Talip Atalay Meclise girdi.
Gazimağusa’da UBP’den Dursun Oğuz, Sunat Atun, Oğuzhan Hasipoğlu, Hakan Dinçyürek, Resmiye Eroğlu Canaltay ve Hüseyin Çavuş, CTP’den Asım Akansoy, Teberrüken Uluçay, Erkut Şahali, Şifa Çolakoğlu, DP’den Fikri Ataoğlu, HP’den Ayşegül Baybars, YDP’den Erhan Arıklı milletvekili seçildi. Girne’de UBP’den Kutlu Evren, İzlem Gürçağ Altuğra, Ünal Üstel, Özdemir Berova, Hasan Küçük, CTP’den Ongun Talat, Fikri Toros, Fazilet Özdenefe, Ceyhun Birinci, HP’den Jale Refik Rogers, DP’den Serhat Akpınar seçilen milletvekilleri oldu. Güzelyurt ilçesinde UBP’den Ali Pilli, Ziya Öztürkler, CTP’den Armağan Candan milletvekili seçildi.
İki bakan Cumhuriyet Meclisi dışında kaldı
20 aylık Ulusal Birlik Partisi-Demokrat Parti hükümetinde bakanlık yapan iki bakan yeni dönemde halkın onayını alamadı. 3 dönemdir milletvekilliği görevini yürüten Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst ve 5 dönemdir Meclis’te yer alan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu milletvekili olamadı.
İlk defa 6 partili Cumhuriyet Meclisi
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti siyasi tarihinde 1974 yılından sonrasındaki 14 milletvekilliği seçiminde ilk kez 6 parti Cumhuriyet Meclisi’nde yer almaya hak kazandı. 1976’daki seçimde meclise 4, 1981’de 5, 1985’te 4, 1990’da 2, 1991’de 2, 1993’te 4, 1998’de 4, 2003’te 4, 2005’te 3, 2009’da 5, 2013’te ise 4 parti girmişti.
Cumhuriyet Meclisinde tek doktor milletvekili
2013-2018 dönemi arasında Cumhuriyet Meclisi’nde bulunan doktor milletvekili sayısı 15 iken önceki gün gerçekleşen erken genel seçimlerde sadece 5 aday seçilebildi. Halk bu sonuçlarla doktor vekiller üçte iki oranında Meclis dışında da bıraktı, meclisin tek yeni doktoru Sıla Usar
8 Milletvekili Cumhuriyet Meclisine giremedi
Yüksek Seçim Kurulu’ndan alınan net sonuçların ardından oluşan milletvekilleri dağılımında, Meclis’ten toplam 8 isim yer almıyor. Ulusal Birlik Partisi’nde Kemal Dürüst, Tahsin Ertuğruloğlu, Hakan Dinçyürek ve Ahmet Kaşif’ Meclise giremedi. CTP’de ise Birikim Özgür, Hüseyin Erçal, Mehmet Çağlar ve Salih İzbul milletvekili listesinde yer alamadı.

Türkiye’den 2021 yılında yapılan fındık ihracatı
Trabzon Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği(DKİB) Genel Sekreterliği’nin “2021 yılında ülkemizden ihraç edilen fındık ” konulu yazılı açıklaması şöyledir;
“2021 Yılında 345.433 ton karşılığı 2 milyar 260 milyon 406 USD olarak gerçekleşen yıllık bazda fındık ihracatının %35 lik kısmı tek başına Trabzon ili tarafından gerçekleştirildi. 2021 yılında Trabzon’dan 116.777 ton karşılığı 781 milyon 938 bin 644 USD fındık ihracatı gerçekleşmiş olup, ihracatta 2020 yılına göre miktarda %17 ve değer tutarda da %13 oranında artış yaşanmıştır.
2021 yılında yapılan fındık ihracatında 1nci sırada yer alan Trabzon’u, 2inci sırada İstanbul, 3üncü sırada Giresun ve 4üncü sırada da Ordu ili takip etmiştir. 2021 yılında Trabzon’dan 62 değişik ülkeye fındık ihraç edilmiş, en çok ihracat gerçekleştirilen ülkeler sırasıyla İtalya, Almanya ve Polonya olmuştur.
İtalya’ya yapılan fındık ihracatında %58, Çin Halk Cumhuriyeti’ne %35, ABD’ye %27, Güney Kore’ye %76, Japonya’ya %100 oranında ihracat artışı yaşanmıştır. 2021 Yılı fındık ihracatı hakkında değerlendirmelerde bulunan Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Fındık ve Mamulleri Sektör Komitesi Başkanı Mehmet Cirav; Yıllık bazda Trabzon ilinden gerçekleşen fındık ihracatında %13 oranında artış yaşanarak yapılan ihracatın 781 milyon 938 bin 644 USD olarak gerçekleştiğini belirterek, Trabzon ilinin fındık ihracatının % 35 lik kısmını tek başına gerçekleştirdiğini ifade etti. Cirav; Fındık dış ticaretinin merkezi olan Trabzon ilinin tarihin her döneminde ülke fındığının en büyük kısmının ihracatını yapan bir merkez işlevi görerek, fındık ticaretindeki tecrübesi ve bilgi birikimi ile bu özelliğini günümüze kadar sürdürdüğüne vurgu yaptı.
DKİB Fındık ve Mamulleri Sektör Komitesi Başkanı Cirav; 2021 yılını %13 oranındaki artışla tamamlayan Trabzon ilimiz fındık ihracatının 2022 yılında hem sezon bazında ve hem de yıllık bazda artışla kapatacağından ümitli olduklarını ifade etti. 2022 yılının çok daha istikrarlı bir yıl olacağından ümitli olduklarını aktaran Cirav; üretim maliyetlerinde, özellikle gübre fiyatlarında üreticinin, lojistik ve enerji maliyetlerinde ise ihracatçının desteklenmesinin elzem olduğunun altını çizerek, öngörülebilir bir kur politikası ile ihracatımızın çok daha üst rakamlara ulaşacağını belirtti.”














