Cuma, Ocak 15, 2021
tr
Ana Sayfa GENEL Ne kadar çevreciyiz?

Ne kadar çevreciyiz?

 Görev yaptığım ilçe, çevrecilik kisvesiyle zaman zaman protestolara maruz kalmaktadır. Protesto kavramının vatandaşa tanınmış en demokratik haklardan birisi olduğu konusunda şüphem yok. Çünkü idarecilere kendilerini yönetme hakkını veren halkın, gerçekleşmesini istemediği bir hususta sesini duyurabilmesinin en etkin yollarından birisi protesto eylemine girmektir. Ancak demokrasi ile yönetilen hiçbir devlet vatandaşına sınırsız protesto hakkı tanımaz. Çünkü demokrasinin diğer bir gereği olarak bir hak başka bir hakkın sınırlarını işgal etmemeli, onun kullanımını engellememeli. Bu yüzden protesto hakkı da tıpkı diğer demokratik haklar gibi somut bir çerçeveye oturtularak sınırlandırılmıştır.
 Ancak benim asıl üstünde durmak istediğim konu protesto hakkı değil, çevrecilik. Konuya girmeden önce şunu söylemeliyim ki Karadeniz Bölgesi gerçekten de halk arasında söylendiği şekliyle dünyanın cennet köşelerinden bir tanesi. Burada Allah vergisi her şey muhteşem. ‘Allah vergisi’ ibaresini özellikle kullandım. Çünkü biz insanoğlunun yaptıkları maalesef o kadar güzel değil.
 Güzel yapamadığımız, çevrecilik bilincine tamamen zıt hususların başında yapılaşma geliyor. Hem şehirlerde hem de köylerde yapılaşma felaket bir durumda. Çevreyi bu felakete sürüklemede sorumluluk hem devlete hem de vatandaşa ait. Devlet bir yandan kendi binalarını yıllardan beri şehircilik standartlarına, çevreye ve doğaya uyumsuz yaparken diğer yandan vatandaşı güzel, doğaya uyumlu yapılaşmaya teşvik konusunda ve yapılaşmayı denetim noktasında üzerine düşeni yapmadı.
 Vatandaş ise doğal olarak denetim olmayınca ev yapma konusunda bildiğini okudu. Ancak bildiğini okuma noktasında, eski kuşaklara haksızlık yapmama adına, onlarla yeni kuşak nesilleri yani kendimizi ayırmamız gerekiyor. Çünkü dedelerimiz, nenelerimiz evini yaparken şaşılacak derecede estetik, güzel, doğayla barışık yapmış. Peki ya biz? Tabiri caizse gecekondu gibi, yangından mal kaçırır gibi, çirkin, plansız, betonarme evler yapmışız ve yapmaya devam ediyoruz.
  Vatandaşa ‘neden böyle ev yapıyorsunuz be mübarek’ diye sorduğum zaman bahane olarak en çok arazi kıtlığından dolayı böyle ev yaptıklarını söylüyorlar. Tabi bunu ormanların içinde yükselen beşer altışar katlı evler için söylüyorlar. Her ne kadar bu gelişmiş devletlerde kabulü imkânsız bir bahane olsa da biz kabul ettiğimizi varsayalım. Peki çirkin, beton evlere ne demeli? Kimse maddi imkânsızlıklardan konuşmasın. Çünkü evlerin içini de biliyorum. Ayrıca atalarımızın maddi durumları bizden daha iyi değildi. Ama onların yaptıkları adeta sanat eseri gibi. Ya imara, plana aykırı, yola sıfır hatta kimi zaman yolun içinde yapılan evlere ne cevap vereceğiz.
 Bu durum halen çözülmüş değil. Vatandaş estetikten yoksun bir şekilde betonarme evlerini yapmaya devam ediyor. En üzüldüğüm nokta ise çevreyi koruma adına protesto eylemlerine girişenler de aynı zihniyetle ormanları yara yara çevrecilik bilincinin tam zıddına yapılaşmadan geri durmuyor. O zaman insan ister istemez çevrecilik kisvesiyle yapılan protesto eylemlerinin samimiyetini sorguluyor. Çevrecilik üzerine değerlendirmelerim ileriki yazılarımda devam edecek…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

Amasya Valisi Mustafa Masatlı: “Basın demokrasilerin vazgeçilmez unsuru”

Amasya Valisi Mustafa Masatlı; “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü” kutlamak ve Amasya ilinde yapılan yatırım ve projeleri paylaşmak için Amasya genelinde görev yapan yerel...

Ünlü Sanatçı Davut Güloğlu’nun “Davut Güloğlu Hayat Devam Ediyor” Youtube Kanalı

Karadeniz Müziğinin Ünlü Sanatçısı Davut Güloğlu “Davut Güloğlu Hayat Devam Ediyor” adında yeni resmi youtube kanalını kurdu. Yoğun ilgi gören yuotube kanalında şimdiye kadar...

Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikası ve KKTC

Doğu Akdeniz, günümüzde, kıyıları ve deniz yatağındaki hidrokarbon yatakları nedeni ile çok önemli bir bölge haline geldi. Doğu Akdeniz bölgesi ile ilgilenen devletler sadece...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!