Pazar, Mayıs 9, 2021
tr
Ana Sayfa GENEL 663 Sağlık Bakanlığı Kanun Hükmünde Kararnamenin getirdiği yenilikler

663 Sağlık Bakanlığı Kanun Hükmünde Kararnamenin getirdiği yenilikler

 1970’li yıllarda,  dünya genelinde yaşanan değişimlerle birlikte, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması, kamu sektörünün küçültülmesi, özel sektörde kullanılan yöntemlerin yaygınlık kazanması, yetkilerin alt birimlere devredilmesi, rekabet ve tercihin geliştirilmesi, hesap verilebilirliğin sağlanması ve performans uygulamalarının yaygınlık kazanması gibi kamuda yeni anlayışların geliştirildiği görülmektedir. Kamu hizmetlerinin miktar olarak önemli bir parçasını oluşturan yaklaşık olarak 65 milyar dolar katma değeri olan ve en çok sağlık hizmetlerinde bu değişimlerin yaşandığını söylemek mümkündür.

  Kamunun örgütsel yapısını ve bürokrasisini değişime zorlayan faktörler, ekonomik koşullardan küreselleşmeye,  beklentilerinn çeşitlenmesinden iletişim sektöründeki değişmeye varana kadar geniş bir alanda ortaya çıkmaktadır.[1] Bu süreçte en fazla sağlık sektörünün değişime zorlandığı görülmektedir.

  Sağlık sisteminde dönüşümde öne çıkan eğilimleri ve girişimleri şöyle özetlemek münkündür. Toplam sağlık hizmeti finansmanında kamusal finansmanın azaltılması veya yerini prim sisteminin alması; sağlık harcamaları finansmanına vergi ve sigorta primleri ile yapılan katkıların yanında, cepten ve ek ödemelerin yaygınlaşması, özel sağlık fonlarının yaygınlaştırılması, sağlık hizmetlerinin finansmanı ile tedarikinin bir birinden ayrılması, farklı sağlık hizmeti tedarikçileri arasında rekabet ortamının oluşturulması, hizmetlerin fiyatlandırılması, performansa dayalı ücretlendirme, sağlık hizmetlerinde adem-i merkezileşme ve sağlık hizmetlerinin tedariki ve sunumunda kamu-özel ortaklıklarının oluşturulmasıdır.[2]

  Sağlık hizmetlerinin kamusal içeriğini ve örgütlenme yapısını ve sağlık bürokrasisini değişime zorlayan tüm bu gelişmeler, sağlık hizmetlerinin üç farklı alanında somutluk kazanıyor. Üretim sürecinin yeniden örgütlenmesi, sağlık emekçilerinin istihdam biçimlerinin ve koşullarının yeniden düzenlenmesi ve sağlık finansmanının yeniden yapılandırılmasıdır.

  Ülkemizde sağlık söktörünün sorunlarını şu şekilde özetlemek mümkündür. Sağlık kazanımına yönelik sınırlamalar, sağlık hizmeti sunumunda ortaya çıkan eşitsizlikler, sağlık hizmeti sunumunda yetersiz etkinlik, sağlık hizmetinin düşük performansı, hizmet kalitesi, seçim ve sorumluluktur.[3]

   Bütün bu gelişmeler, sağlık sektöründe paradigma dönüşümüne yol açmıştır. Sağlık sistemlerinde gerçekleşen değişimlerle hastalığın yerine sağlık, hastane yerine topluluk içinde bakım, akut yerine kronik, tedavi yerine koruma, müdahale yerine gözetim ve hasta yerine kişi kavramları bilinçli olarak tercih edilmektedir.[4]

  Kamu yönetimi alanında yaşanan paradigma değişimi doğrultusunda “Desantralizasyon”, “Yönetişim”, “Kamu İşletmeciliği”, “Yeni Kamu Yönetimi”, Postbürokrasi” ve “Postfordizm” gibi kavram ve yaklaşımlar sağlık sektöründe ve sağlık bürokrasisinde sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır.[5] Söz konusu düşünceyi destekler şekilde, 1980 sonrası İngiltere Ulusal Sağlık Sisteminde (NHS) gelen değişimleri post-fordist sağlık hizmetleri modeli ile açıklamak mümkündür.[6]

   Türk Sağlık sektörünün yönetimle ilgili sorunlarını aşağıdaki şekliyle özetlemek mümkümdür. Kamu sağlık sektörü veya Sağlık Bakanlığı yetkilerin üst düzeyde toplandığı, aşırı derecede merkeziyetçi, katı ve hiyerarşik yönetimin egemen olduğu bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla bürokratik   ve örgütsel yapısı hizmetin kaliteli sunumu yönünde  bir engel olarak görülmektedir.

 Sağlık sektöründe birden fazla taraf vardır. Bu taraflar arasında koordinasyon sorunu yaşanmakta olup   verimliliği ve performansı düşürmektedir. Kamu sağlık sektöründe önemli bir yeri olan Sağlık Bakanlığı’nın merkezi yönetim yapısı oldukça karmaşık olup görev tanımlamaları net değildir. Bu husus, bürokraside yetki karmaşasına neden olmaktadır. Sağlık bürokrasisini yönetecek olan sağlık yönetici sayısının yeterli olmadığını söylemek mümkündür. Bu durum,  aslında alanı dışında olan hekim kökenli yöneticilerin sağlık bürokrasisinde görev almalarına neden oluşturmuştur. Sağlık bürokrasisindeki kurumsallaşma bu nedenle bir türlü gerçekleştirilememiştir.

  Kamu yönetiminde paradigma dönüşümü ve Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı çerçevesinde, 58. ve 59. Hükümet dönemlerinde, sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyet ilkesi çerçevesinde sunulabilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) uygulamaya konulmuştur. SDP’nin temel amacını, sağlık hizmetlerinin organizasyonunda, finansmanında ve sunumunda etkililik, verimlilik ve hakkaniyet ilkelerine göre hareket edilmesi şeklinde ifade etmek mümkündür.[7]

  Sağlıkta dönüşüm programı ile ortaya konan model; Sağlık Bakanlığının politikalar geliştiren,  standartlar   koyan ve denetleyen bir konumda olması gerektiği belirtilmekte olup, söz konusu fonksiyonları etkili bir şekilde uygulamaya koyabilmek için  yapılması gerekenleri aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.

  -Sağlık politikası oluşturmak için veri ve bilgi toplamak ve bunları kullanmak,

  – Uygun bir hukuki çerçeve oluşturmak,

  – Kullanıcılara açık bir şekilde sorumluluk yükümlülüğü sağlamak

  Yukarıdaki hususları konumuzun içine almamızın nedeni; Sağlık Bakanlığının KHK çıkarma nedenini daha kolay anlayabilmek içindir. Sağlık Bakanlığı, dünyadaki sağlık söktöründeki gelişmeleri mevcut bürokratik yapıyla   gerçekleştiremeyeceğini fark ettiğinden bakanlığın yapısını, Kanun Hükmünde Kararnameyle, yeni kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde düzenlediğini söylemek mümkündür. Çıkarılan KHK’lar içerisinde, en köklü değişiklik Sağlık Bakanlığının KHK’sidir. Çünkü Bakanlığın ismi dışında, her şeyin değiştiğini,  merkezde ve taşrada yep yeni   bir örgütsel modelin kurulduğunu, bunun sonucu olarakta, bakanlığının merkez ve taşrasında yep yeni bir bürokratik yapının oluşturulduğunu söylemek mümkündür.  2003 yılından bu tarafa uygulanan sağlıkta dönüşüm programının bu KHK ile, daha da somutlaştırılarak kanuni dayanağa kavuştuğunu söylemek abartılı bir yaklaşım olmaz.

  Sağlık Bakanlığı şu ana kadar gelinen noktayı ve  KHK’nin çıkarılışını ve uygulanışını “Değişim Yönetimi” olarak şu şekilde açıklamaktadır ” Vatandaşlarımızın kaliteli sağlık hizmetlerine hakkaniyet içinde erişmelerini ve hizmet standartlarını yükseltmeyi amaçlayan Sağlıkta Dönüşüm Programını, 2003 yılından  bu tarafa istikrarlı bir biçimde uygulamaktayız. Kendimize mahsus, bir Türkiye modeli olarak yürütülmekte olan bu programın en önemli unsurlarından biri de Sağlık Bakanlığının planlama, yönetme ve denetleme kapasitesini güçlendirerek, söz konusu program ile sağlanan başarılarının süreklilik kazandırılmasıydı. Bu çerçevede, 02/11/2012 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile ” Bakanlık teşkilatı ve bağlı kuruluşların yeniden yapılandırılması” sürecini başlattık.

  Sağlık hizmetleri sunumunda, sağladığımız iyileşme ve gelişmeye paralel olarak, Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarında yeniden yapılandırılması gereği doğmuştur. Bu gereklilikten hareketle, politika belirleme, düzenleme, denetleme ve hizmet sunumunun merkezde toplandığı dikey yapılanmadan; bakanlığımızın politika belirleme ve sistem yönetimi üzerinde yoğunlaştığı, kurumsal uzmanlaşmaya dayanan, taşra teşkilatındaki idarecilerin karar verme imkanlarını arttırmayı amaçlayan yapay yapıya geçtik.

 Temelde iş yapma biçimlerimizin yeniden tanımlandığı bu değişim sürecinde, kamu ve özel sağlık hizmetlerinin daha etkin ve verimli bir şekilde  yürütülmesi için icracı birimlerle, politika yapan ve düzenleyen birimler ayrıştırılmıştır. Bu kapsamda; yeni birim ve kurullar ile bağlı kuruluşların kurulmasının yanı sıra  taşra teşkilatımız da yeniden yapılandırılmıştır. Ayrıca, taşınır, taşınmaz ve personel devri işlemleri ile mevzuat güncellemeleri tamamlanarak, ikincil mevzuatta oluşturulmuştur. Hizmetlerin daha etkili ve verimli sunumu için bürokrasi ve yönetim kademeleri azaltılarak, profesyonel yönetim anlayışıyla kadrolarda düzenlemelerde yapılmıştır. Hastanelerimizi ve benzeri sağlık kurum ile kuruluşlarımızı maliyet ve etkinlik açısından daha etkin yönetebilmek için öngörülen Kamu Hastane Birliklerinin kurulma çalışması devam etmektedir.

  Bakanlık olarak, paydaşlarımızın değişim süreci hakkında bilgilendirilmelerine büyük önem vermekteyiz. Bu çerçevede, bir plan ve program ( Değişim Yönetimi ve Uygulama Planı) dahilinde yukarıdaki sayılan hususlar yapılmaya çalışılacaktır.”[8] Sağlık Bakanlığı 1983 yılından bu tarafa,  14/12/1983 tarihli ve 181 Sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnameyle yönetilmiştir. 663 sayılı yeni çıkarılan kanun hükmünde kararnameyi daha iyi yorumlayabilmek ve anlayabilmek için 181 sayılı KHK ile 663 sayılı KHK ‘nın bazı maddelerini kıyaslamakta yarar vardır.

   1983 tarihli ve 181 sayılı KHK’nın birinci  kısmındaki (madde 1)  amaç bölümünde; ” bu kanun hükmünde kararnamenin amacı, herkesin hayatının beden ve ruh sağlığı içinde devamını sağlamak, ülkenin sağlık şartlarını düzeltmek, fertlerin ve cemiyetin sağlığına zarar veren amillerle mücadele etmek ve halka sağlık hizmetlerini ulaştırmak, sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermelerini temin etmek için Sağlık Bakanlığının kurulmasına, teşkilat ve görevlerine ilişkin esaslarını düzenlemektir.

  2011 tarihli ve 663 sayılı KHK’nin birinci   kısmındaki (madde 1)  amaç bölümünde; bu kanun hükmünde kararnamenin amacı, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşların teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemektir.” Denmektedir. Dolayısıyla 663 sayılı KHK ile  sağlığın tanımı ve sağlık hizmetiyle ilgili yapılması gerekenlerden ziyade, bakanlık merkez teşkilatının ve bağlı kuruluşların örgütsel yapısının içeriğinden bahsetmektedir. Yani daha çok yeni kurumsal yapıyı ve yeni sağlık bürokrasisini ön plana çıkarmaktadır.

  663 Sayılı KHK’da Sağlık Bakanlığının görevleri yeniden tanımlanmıştır. Getirilen yenilikleri şu şekilde  özetlemek mümkündür. Söz konusu KHK, özellikle koruyucu sağlık hizmetlerini ve 1. basamak sağlık hizmetlerini ön plana çıkarmıştır. Bakanlığının görevleri kısmının  2.maddesinin e) fıkrasında;” insan gücünde ve maddi kaynaklarda tasarruf sağlamak ve verimi arttırmak, sağlıkta  insan gücünün ülke sathında dengeli dağılımını sağlamak ve bütün paydaşlar arasında işbirliğini gerçekleştirmek suretiyle yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun sağlanması”  şeklinde ifade edilmektedir. Bu madde de görüleceği gibi, daha önceki KHK’de hiçbir şekilde yer almayan, paydaş, kalite ve verimlilik  kelimelerinin yeni KHK’da yerini aldığını görüyoruz. Ayrıca, bakanlığın görevleri arasında; strateji ve hedefleri belirlemek, koordinasyon yapmak, sektörlerarası işbirliği yapmak, rehberlik, izleme, değerlendirme, teşvik yönlendirme ve denetleme yapmayı, KHK ‘nın Sağlık Bakanlığının yeni görevleri arasında saymıştır. Bu görev tanımlamalarına bakıldığında, yeni kamu yönetimi anlayışının ve yeni kamu işletmeciğinin izlerini taşıdığını görmekteyiz. Çünkü YKY anlayışı, performans hedeflerine, çıktılara, hizmetlerde niteliğe, etkinliğe, verimliliğe, müşteri merkezli hizmet anlayışına ve piyasa sisteminin önemine vurgu yapmaktadır. Ayrıca YKT, bürokratik ve çok kademeli merkezi kontrol sistemi yerine, piyasa sistemine dayalı denetimi öngörmektedir.

  1983 tarihli 181 sayılı KHK’nın Sağlık Bakanlığının görevleri kısmının 2. maddesinin c) fıkrasında; ana ve çocuk sağlığının korunması ve aile planlaması hizmetlerini yapmak, “hükmümün bulunduğunu görmekteyiz. 2011 tarihli 663 sayılı KHK’da ana çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerini yapmak, Sağlık Bakanlığının görevleri arasında yer almamaktadır. 1983 tarihli 181 sayılı KHK’da Bakanlığın örgütsel yapısı içerisinde aile planlaması genel müdürlüğü yer alırken yeni KHK’da bu genel müdürlüğün bakanlığın örgütsel  yapısı içerisinde yer almadığı gibi bakanlığın görev alanı içerisinde de saymamıştır.

  1983 tarihli 181 sayılı KHK’nın 4.maddesinde Bakanın görevini şu şekilde tanımlamaktadır.” Bakan, bakanlık kuruluşunun en üst amiridir. Bakanlık hizmetlerini mevzuata, hükümetin genel siyasetine, milli güvenlik siyasetine, kalkınma planlarına ve yıllık programlara uygun olarak yürütmekle ve bakanlığın faaliyet alanına giren konularda diğer bakanlıklarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamakla görevli ve Başbakana karşı sorumludur.

  2011 tarihli 663 sayılı KHK’da ise Bakanın görevleri tamamen değişmiş, 1990 sonrası kamu yönetimindeki değişimlere paralel olarak yeniden tanımlanmıştır. Buna göre Bakanın görevi; bakanlık teşkilatının en üst amiri olan bakan,  bakanlık icraatından ve emri altındakilerin faaliyet ve işlemlerinden başbakana karşı sorumludur. Bakanlığı, anayasa, kanunlara hükümet programlarına bakanlar kurulunca belirlenen politika ve stratejilere uygun olarak yönetmek. Bakanlığın görev alanına giren konularda  politika ve stratejiler geliştirmek, bunlara uygun olarak, yıllık ve amaç ve hedefler oluşturmak, performans ölçütleri belirlemek, bakanlığın bütçesini hazırlamak, gerekli kanuni ve idari düzenleme çalışmaları yapmak, belirlenen stratejiler, amaçlar ve performans ölçütleri doğrultusunda uygulamayı koordine etmek, izlemek ve değerlendirmek “şeklinde tanımlanmıştır. Burada dikkati çeken, milli güvenlik siyasetine uygun olarak faaliyetlerini yapmak ve kalkınma planlarına uygun hareket etmek,  bakanın görevleri arasında yer almamıştır. Bu durum, hükümetin sivilleşmeyi ön plana çıkarmasından  ve Milli Güvenlik Kurulunu da asli görev alanı içerisine çekmesinden kaynaklandığı söylenebilir.  

  Bakanın görevleri arasında en dikkat çeken husus; performans ölçütlerini belirlemek ve performans ölçütleri doğrultusunda uygulamayı koordine etmek” hükmü yer almaktadır. Aslında bu uygulama ölçütü bakana verilen en önemli görevlerden birisidir. Sağlık Bakanlığında şu ana kadar,  performansla ilgili olarak; performansa dayılı ek ödeme sistemi dışında bir yöntemin geliştirildiğini söylemek doğru olmaz. Sağlık çalışanlarının hizmetlerini ve emeğini sadece performansa dayılı olarak belirlemek beraberinde bazı sorunları da getirmiştir. Fakat performansa dayılı yönetim modellerini doğru bir şekilde yapmak, standartlarını tartışmaya mahal vermeden belirlemek ve uygulamak, kaynakların etkili ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlayacaktır. Bu şekildeki bir uygulama, kamuda ihtiyaç olan hizmetin kalitesini de beraberinde getirecektir.[9]

 1983 tarihli 181 sayılı KHK’nın  8.maddesinde; ana hizmet birimleri olarak aşağıdaki kurumsal yapılar sayılmıştır.

 – Temel  Sağlık Hizmetleri  Genel Müdürlüğü,

 – Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü

 – İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü

 – Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü

 – Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü

 – Sıtma Savaşı Dairesi Başkanlığı

 – Verem  Savaşı Dairesi Başkanlığı

 – Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı

  – Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı,

  2011 tarihli 663 sayılı KHK’da ise ana hizmet birimleri tamamen değiştirilmiş bakanlığın örgütsel yapısına yeni hizmet birimleri eklenmiştir. Bakanlığın yeni örgütsel yapısı aşağıdaki gibidir.

  -Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü

 – Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü

 -Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü

 – Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü

 -Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü

 – Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü

 – Hukuk Müşavirliği

 – Denetim Hizmetleri Başkanlığı

 – Strateji Geliştirme Başkanlığı

 – Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü

 – Özel Kalem Müdürlüğü’dür.

  Burada dikkati çeken ve eleştirilmesi gereken husus,  teftiş kurulu başkanlığının kaldırılarak bunun yerine denetim hizmetleri başkanlığının kurulmuş olmasıdır. Fakat yeni örgütsel yapıda bu birim, ana hizmet birimleri arasında sayılmaktadır. Bu şekildeki bir denetim  uygulamasının sakıncaları ortadadır. Çünkü denetim ve teftiş hizmetleri,  ana bürokratik yapının dışında konumlandırılması gerekir ki, görevlerini yaparken yansız davranabilsin. Daha önceki yapıda, doğrudan bakana bağlı olarak çalışan  teftiş kurulu bu  örgütsel yapının içerisinde duruma göre müşteşara duruma göre de, müsteşar yardımcısına bağlı olarak çalıştırılabilecektir. Sağlık Bakanlığında, denetimle ilgili olarak  diğer bakanlıklardaki örgütsel yapının tersine bir kurumsal yapı  getirilmiştir.  Bu durum zamanla bakanlıklar arasındaki denetim ve teftiş koordinasyonunu bozacaktır. Kısaca, denetim ve teftiş hizmetlerinde,  objektiflik zedelenecek, amirin emrinde bir denetim kültürü gelişecek ve böylece denetimde etkililik  ve verimlilik zamanla kaybolacaktır.

  Ana hizmet birimleri içerisinde sayılan özel kalem müdürlüğü, örgütsel yapının işleyişine sekte vuracaktır. Çünkü 663 sayılı KHK’nın 19.maddesinde özel kalem müdürlüğü’nün  görevleri şu şekilde belirtilmiştir. – Bakanın çalışma programını düzenlemek- bakanın resmi ve özel yazışmalarını, protokol ve tören işlerini düzenlemek ve yürütmek ve bakan tarafından verilen benzeri işleri yürütmek. 2011 tarihli ve 663 Sayılı KHK’nin birinci  kısmındaki (madde 1)  amaç bölümünde; bu kanun hükmünde kararnamenin amacı, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşların teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemektir, denmektedir. Bu çerçevede, bakanlık özel kalem müdürlüğünün görevlerine bakıldığında, ana hizmet birimleri içerisinde yer aldığı görülmektedir.  Bakanlığın örgütsel şemasının en başında yer alan bakanlık özel kalem müdürlüğü, ana hizmet birimleri içerisinde yer alması nedeniyle, diğer ana hizmet birimlerinin üzerinde zamanla  hiyerarşik bir görünüm verecektir. Bu şeklideki bir yapılanma,  bakanlığın örgütsel yapısına zarar vercektir.

  663 sayılı KHK, Sağlık Bakanlığının örgütsel yapısına, Tıpta Uzmanlık Kurulu, Sağlık Meslekleri Kurulu, Sağlık Politikaları Kurulu gibi yeni kurullar getirmiştir. Bu kurullar KHK’da kendilerine verilen görevleri etkin ve verimli bir şekilde yerine getirirse sağlık hizmetlerinin işleyişine ciddi katkıları olur. Aksi taktirde etkin olarak çalıştırılamassa veya araladında görev çakışması ve çatışması olursa, hantal ve verimsiz bürokratik yapılara dönüşmesi kaçınılmaz olur.

  663 Sayılı KHK’nın getirdiği en büyük yeniliklerden birisi de bağlı kuruluşlar şeklinde Sağlık Bakanlığı bünyesine yeni katılan bürokratik yapılardır. Bağlık kuruluşlar olarak sayılan Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye Tıbbi Cihaz ve İlaç Kurumu, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüdür. 1983 tarihli 181 sayılı KHK’nın 8.maddesinde; ana hizmet birimleri olarak  sayılan kurumların görevleri büyük ölçüde yeni kurulan bağlı kuruluşlara devredilmiştir. Aslında bu kararnameyle oluşturulan yeni kurumlar, bakanlığın dağınık olan görevlerini belli kurumlara devretmesiyle bakanlığın yeni bürokratik yapısının veya yeni örgütsel yapısının daha derli toplu hale geldiğini söylemek mümkündür. Çünkü daha önce, daire başkanlıkları şeklinde örgütlenen müstakil, daire başkanlıkları (kanserle savaş dairesi, verem savaş dairesi ), gibi kurumsal örgütlenmeler, yeni kurulan bağlı kuruluşların içerisine atılarak hizmetin kalitesini attıracak hem de daha denetlenebilir hale gelmiş olacaktır.

  Bağlı kuruluşlar içerisinde değerlendirilmesi gereken, 663 Sayılı KHK ile kurulan Sağlık Bakanlığının görevlerinin ve personelinin yaklaşık olarak 5/4’ünü kendi bünyesinde toplayan, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ve bu kuruma bağlı çalışan taşra örgütü olarak kurulan  Kamu Hastane Birlikleridir.

  Söz konusu KHK’nın 29. Maddesinde; bakanlık politika ve hedeflerine uygun olarak, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerini vermek üzere hastanelerin, ağız ve diş sağlığı merkezlerinin ve benzeri sağlık kuruluşlarının açılması, işletilmesi, faaliyetlerinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve denetlenmesi, bu hastanelerde her türlü koruyucu, teşhis,  tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin verilmesini sağlamakla görevli, bakanlığa bağlı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurulmuştur. Bu çerçevede; Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’nun Sağlık Bakanlığının ana hizmet birimlerinden devraldığı  görevleri şu şekilde özetlemek mümkündür. Toplum temelli ve özellikli sağlık hizmetleri, ağız ve diş sağlığı hizmetleri, bölge tabanlı sağlık hizmetleri, tıbbi ürün ve hizmet alımları, sağlık hizmetleri ve kalite gözlem hzimetleri, hasta hizmetleri ve sağlık otelciliği uygulama hizmetleri, performans-izleme, değerlendirme ve geliştirme hizmetleri, sağlık hizmetleri izleme hizmetleri, eğitim hizmetleri, bilgi sistemleri ve yönetimi, merkezi satın alma, hastane yatırımları izleme ve koordinasyon, insan kaynakları planlama, mali analiz, stok analizi ve kontrol, döner sermaye bütçeleme ve muhasebe uygulamaları, tedarik yöntemler düzenleme, maliyetlendirme ve fiyatlandırma, gelirleri değerlendirme  ve düzenleme, finansal izleme, hekim atama, hekim dışı personeli atama, özlük işleri,  yönetici ve sözleşmeli personeldir.

  663 Sayılı KHK’nın 30.maddesinde; “Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu tarafından, kaynakların etkili ve verimli kullanılması amacıyla kuruma bağlı ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumları ile il düzeyinde kamu hastane birlikleri kurularak işletilir. Hizmetin büyüklüğü göz önünde bulundurulmak suretiyle aynı ilde birden fazla birlik kurulabilir ve bir ilde birlik kapsamı dışında sağlık kurumu bırakılamaz. Birden fazla birlik kurulan illerdeki ve belli bölgedeki birliklerden biri koordinatör olarak görevlendirilebilir.

   Birlik teşkilatı, genel sekreterlik ve hastane yöneticiliklerinden oluşur. Genel sekreterlik birliğin en üst karar ve yürütme organıdır. Genel sekreterlik bünyesinde tıbbi hizmetler, idari hizmetler ve mali hizmet başkanlıları kurulur.Birliğe bağlı hastaneler hastane yöneticileri tarafından yönetilir. Hastane yöneticisine bağlı olarak başhekimlik, idari ve mali işler ile sağlık bakım hizmetleri müdürlükleri kurulur. Kurum tarafından, birliklerin ve hastanelerin büyüklükleri dikkate alınarak belirlenen hallerde, birlik ve hastanelerdeki yönetim görevleri tek kişiye verilebilir.”denmektedir. Aslında kamu hastanelerinin klasik işleyişi terk edilerek, özel sektör odaklı bir yönetim öngörülmektedir. Ayrıca bu çerçevede,  Sağlık sisteminde yeniden yapılanma  uygulamaları kapsamında hastanlerin yapımı ve işletimi için şu ana kadar kamu yönetiminde olmayan kamu-özel ortaklığı getirilerek bakanlığın örgütsel yapısı içerisinde yerini almıştır. Bakanlığın bürokratları “taşradaki hastanelerimiz, artık yeni CEO’larla yönetilecek ( genel sekteter ve hastane yöneticisi), sağlık hizmetinin sunumundaki kalite ve verimlilik gün geçtikçe artacak demektedirler. Bu anlayış, yeni kamu yönetimi ve yeni kamu işletmeciği felsefesini büyük oranda  çağrıştırmaktadır.

  Birlik personelinin niteliği ve statüsü KHK’nın 32.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; birliklerde; sözleşmeli statüde personel  istihdam edilir, denmektedir. Bu duruma göre, genel sekreter, idari işleri başkanı, mali işler başkanı, tıbbi hizmetler başkanı, hastane yöneticisi, başhekim,  başhekim yardımcıları, idari ve mali hizmetler müdürü ve yardımcıları ve sağlık bakım hizmetleri müdürü ve yardımcıları sözleşmeli personel olarak çalıştırılacaktır. Kurum, yaklaşık olarak, 8500 kişiyle bu statüde sözleşme imzaladığında göre, şu ana kadar  kamu yönetiminde olmayan bir istihdam şeklini kamu yönetimine getirmiştir. İlk defa sözleşmeli bürokrat Sağlık Bakanlığının KHK ‘sı  ile Türk kamu yönetim sisteminde yerini almıştır. Çünkü, Sağlık Bakanlığının hekim kökenli kurum başkanları, Müsteşar Yardımcıları, Genel Müdürleri, daire başkanları başhekimlik veya hastane yönetici sıfatıyla Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanıyla sözleşme imzalayarak, bakanlıktaki idari görevlerine devam etmektedirler. Bu durum Sağlık bürokrasisini alt-üst etmekle beraber zamanla bazı hukuki sorunları da beraberinde getirecektir. Bu şekilde bir çalışma statüsünün bakanlıktaki hekimlere verilmesi zamanla iç huzuru bozacak, aynı işi yapan iki bürokrattan birisi diğerinden yaklaşık olarak %100 ‘ü aşan daha fazla ücret alacaktır.

   663 Sayılı KHK, Sağlık Bakanlığının teftiş ve denetim yapısını da kökten değiştirmiştir. 1983 tarihli 181 sayılı kanun hükmünde kararnamade, teftiş kurulu başkanlığı doğrudan bakana bağlı olarak çalışmaktadır. Bakanlığın müsteşarı bile bu kurula emir ve talimat veremezken, yeni KHK ile Sağlık Bakanlığında Teftiş Kurulu Başkanlığı 5 bölünmüştür. KHK ile yeni kurulan denetim hizmetleri başkanlığı ana hizmet birimleri içerisinde sayılmaktadır. Dolayısıyla,  denetim ve teftiş bakana bağlı olmaktan çıkmış, müsteşarın emri altındaki müsteşar yardımcısına bağlanmıştır. Ayrıca, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Tıbbi Cihaz ve İlaç Kurumu ve Türkiye Hudut Sahiller ve Sağlık Genel Müdürlüğün emrinde çalışmak üzere, denetim birimleri kurulmuştur. Başmüfettiş, müfettiş ve müfettiş yardımcılarının ünvanları değiştirilerek, sağlık başdenetçisi, sağlık denetçisi ve sağlık denetçi yardımcılıklarına dönüştürülmüştür. KHK ile, teftiş kurulundaki müfettişler,  denetim hizmetleri başkanlığına ve kurumların içinde yeni kurulan denetim hizmetleri daire başkanlıklarının  emrinde çalışmak üzere, sağlık başdenetçisi, sağlık denetçisi ve sağlık denetçi yardımcısı ünvanıyla dağılımı yapılmıştır.

  Bakana bağlı olarak çalışan denetim elemanları veya bakanlık müfettişleri müsteşar yardımcısına ve kurum başkanlıklarının içinde kurulan denetim hizmetleri daire başkanlıklarına bağlı olarak çalıştırılmaktadır. Bu anlayış, denetimde uzmanlaşmayı savunanmaktadır. Bakanlığın devasa bir yapıda olduğunu, mevcut denetim anlayışı ve örgütsel yapı içinde etkili ve verimli bir denetimin yapılamadığı ifade edilmektedir. Denetim elemanlarının kurumların bünyesinde hızlı ve etkin bir denetim yapacağı söylenmektedir. Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarında denetimde etkinlik ve verimlilik için savunulan bu görüş, gerçek anlamda yerini bulamassa, denetimde etkinsizleştirme ve verimsizliğin yolu da açılmış olur. Bu  durum  zamanla kaynak israfına, sağlık bürokrasisinde disiplinsizliğe, sağlık kurum  ve  kuruluşlarında keşmekeşliğe neden olur.

 

Kaynakça:

 1 – Saygılıoğlu, Nevzat, ve Arı, Selçuk (2002), “Etkin Devlet: Kurumsal Bir Tasarı ve  Politika Önerisi”, Sabancı Üniversitesi Yayınları, İstanbul.

 2 -Güzelsarı, Selime “Sağlık Hizmetinde Yeniden Yapılanma ve Kamu Özel Ortaklığı”,Amme İdaresi Dergisi, Cilt:45, Sayı:3, Eylül 2012,

 3- Saltman, Richard, B. and Figueras, Joseph (1998), “Avrupa Sağlık Reformu: Stratejilerin Analizi, Sağlık Bakanlığı Proje Genel Koordinatörlüğü Yayını, Ankara.

 4-Nettleton, Sarah (1995), ” The Sociology of  Health and Ilnsess,”, Polity Press, Cambridge.

 5 -Kırılmaz, Harun (2005), “Sağlık Sektöründe Yeniden Yapılanma ve Bir Uygulama: Sağlık Bakanlığı- SSK Sağlık Tesislerinin Ortak Kullanımı”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniveristesi  Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalı.

 6 -Wably, Sylvia (1994), ” Medicene and Nursing: Professions in a Changing Health Service, Sage Publications Ltd, London.

 7 -Sağlık Bakanlığı (2003), “Sağlıkta Dönüşüm” Sağlık Bakanlığı Yayını, Ankara

 8-  http:// www.saglik.gov.tr/ TR/ belge/ 1-15631/-degisim-yönetim.html.

 9 -Balcı, Asım ve Kırılmaz, Harun (2005)” Performansa Dayılı Ücretlendirme Sistemleri ve Kamu Sektöründe Uygulanabilirliği”: Sağlık Bakanlığında Gelirlerinden Performansa Dayılı Ek Ödeme Sistemi”, Bilgi Çağında Türk Kamu Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması İçinde, A.Nohutçu ve A.Balcı (eds), Beta Yayınları, İstanbul.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

TİKA’dan Gürcistan’daki çiftçilere destek

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı(TİKA) tarafından Gürcistan'da Zugdidi Belediyesine bağlı 8 köyde Gürcistan'daki savaş mağduru 55 aileye tarım işlerinde kullanılmak üzere; mini traktörler,...

Diyanet İşleri Başkanlığından Gürcistan’da Ramazan ayı yardımı

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Ramazan ayı nedeniyle hazırlanan yardım paketleri, Gürcistan Müslümanlar İdaresi ve Tiflis Büyükelçiliği-Din Hizmetleri Müşavirliği tarafından...

Ticaret Bakanı Mehmet Muş: “Türkiye’nin ihracatını artırmak”

Cumhurbaşkanlığı'nın 21.04.2021 tarih ve 31461 sayılı(Mükerrer) Resmi Gazetede yayınlanan 2021/193 sayılı kararına göre; Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın görevine son verilmiş ve bu suretle boşalan...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!