Pazar, Mayıs 9, 2021
tr
Ana Sayfa GENEL Sağlık turizmi

Sağlık turizmi

  Ülkemizdeki yaygın olarak faaliyette olan turizm alanları, av, kış, inanç, ipekyolu, kongre, golf, gençlik, yat, botanik mağara, yayla, hava, dağcılık, su altı dalış ve kuş gözlemciliği turizmidir. Ülkemizin tarihi ve turistik değerleri artık tüm dünya ülkeleri tarafından biliniyor. Bunların yanında yeni gelişen sağlık veya tıp turizmini de bu turizm çeşitliliklerinin içine artık katmak gerekiyor. Çünkü sağlık turizminin teknolojinin gelişmesiyle ve alternatif tıbbın ön plana çıkmasıyla ayrıca önem kazandığı artık bir gerçektir.

  İşin  sağlık boyutunu  ilgilendiren kısmı ise günümüzde sağlık veya tıp turizmi olarak şekilleniyor. Bu turizm çeşidine daha kapsamlı olması hasebiyle tıp turizmi yerine  sağlık turizmi denmesi kanımca daha doğru olur. Bu bağlamda Anadolu coğrafyası sağlık turizmine öncülük edemez mi? İnsanoğlunun antik çağlardan bu tarafa sıkça ziyaret ettiği Anadolu coğrafyası çağın gereklerine uygun olarak tam donanımlı hastaneleriyle, şifalı sularıyla, alternatif tıbbın gelişme süreciyle ve uygulama sahasıyla elbette sağlık turizmine öncülük edebilir. Ülkemizde özel sağlık kuruluşlarının donamlı olarak arttığı da varsayıldığında sağlık turizmine geçiş için  aslında bir fırsatı da yakalamış bulunuyoruz.

  Son 20 yılın tüm dünyada giderek değer kazanan önemli bir gelir kapısı şüphesiz sağlık turizmidir. Gelişmiş ülkelerde milli gelirin ciddi bir kısmı bu turizm sahasından elde ediliyor. Sağlık turizmini şu şekilde tanımlamak mümkündür. Daha kısa sürede etkili ve verimli bir şekilde her bakımdan daha donanımlı hastanelerde alternatif tıp olanaklarının da kullanılmasıyla yurt dışından ya da yurt içinden gelen hastaların tedavi amaçlı olarak bu sağlık tesislerinden yararlanarak kalıcı bir şekilde tedavi edilip moral değerlerinin maksimize edilerek ve her türlü tıbbi imkanlardan yararlandırıldığı turizm şeklidir. Başka bir deyişle sağlık turizmi, sıhhatini korumak, şifa bulmak veya tedavi olmak amacıyla bir süreliğine ortam değiştiren bireylerin doğal kaynaklardan da yararlanmak suretiyle, turistik sağlık tesislerinde sağlık ve dinlenme amaçlı ihtiyaçlara yönelik almış oldukları hizmetlerin toplamıdır. Bu turizm sahasında aslolan, bilgi, tanıtım ve kültürden ziyade, nitelikli sağlık hizmeti sunmak ve almaktır.

  Ülkemizde sağlık turizmi dendiğinde, şifalı suların kaynağında kurulmuş oteller ve termal tedavi uygulanan sağlık merkezleri akla gelmektedir. Fakat bu turizme önem veren  ülkelerde sağlık turizmi farklı çerçevede ele alınmaktadır. Bu ülkeler, yabancı devletlerden gelen hastaları kalıcı tedavi ederek ciddi gelirler elde edip bu sağlık faaliyetini üretim ekonomisi olarak görmektedirler. Yani sağlık turizmini, ülkelerinin milli gelirlerini arttıran temel bir ekonomi sahası olarak ele alıp önemsemekteler. Yakınımızdaki coğrafyadan yola çıkacak olursak, İsrail, Ürdün, Güney Kıbrıs, Litvanya ve Polonya ve daha uzak coğrafyalardan ise Hindistan, Tayland, Malezya ve Küba  sağlık turizminin önemini kavrayan  ülkeler arasında gösterilebilir.

  Bu ülkelerde sağlık turizminin öne çıkmasına neden olan bazı etkenler vardır.  Örneğin, gelişmiş ülkelerde veya İngiltere ve ABD’de yaşayan insanların birçoğu gerçek anlamda sağlık sigortası kapsamında değildir. Başka bir deyişle bu ülkelerde sağlık sigortası kapsamına girmeyen  hastalıklar, İsrail, Ürdün, Litvanya, Polonya gibi ülkelerde düşük maliyetli ve ucuz olarak tedavileri yapılabilmektedir. Bu tedavilerin başında, ağız ve diş sağlığıyla ilgili tedaviler, göz ameliyatları, kısırlık tedavisi, estetik cerrahi uygulamaları ve alternatif tıp uygulamaları gelmektedir.

  Ülkemiz sağlık turizmi kapsamında özellikle kanser tedavisi, beyin cerrahisi, ortopedik tedavi ve çeşitli ameliyatlar ile genetik çalışma alanlarında yerini alabilir.Bu sağlık hizmetleriyle ilgili olarak  gerekli altyapı hazırlanırsa ülkemiz  sağlık turizmi açısından ciddi anlamda ilgi odağı haline gelebilir. Buradaki amaç, yabancı ülkelerdeki hastaları tedavi amaçlı kendi ülkemize çekip hem döviz girdisi elde etmek hem de ülkeyi tanıtmaktır. Bu tedavi aşamaları ortalama 15 gün olarak düşünüldüğünde sadece konaklama ücreti olarak  büyük ölçüde  gelir elde edilip  hem hastalar memnun edilecek hem de sağlık turizmi amacına ulaşacaktır.

  Ortadoğu, Rusya, Orta Asya ülkelerinden ülkemize çok sayıda hasta gelmektedir. Ayrıca  termal tedavi amacıyla Avrupa’dan çok sayıda hasta gelmektedir. Ülkemize gelen hastaların tedavileri gerçek anlamda kalıcı olarak yapılıp gerekli konfor ve alt yapı oluşturulabilirse 9.Cumhurbaşkanı Özal’ın ifade ettiği gibi “bacasız sanayi “için yeni sahalar açılmış olur. Sağlık turizmini bacasız sanayi haline dönüştürmek  için şöyle bir öneri getirilebilir. Özellikle sağlık alanında özel sektör ve Sağlık Bakanlığı Orta Asya, Avrupa ve Ortadoğu’dan gelen hastalar için ayrı ayrı her milletin kültürüne ve yaşam tarzına uygun olarak hastane kampüsleri oluşturabilir. Bu üç farklı kıta insanı için ihtiyaçları doğrultusunda bütün branşları kapsayan özel nitelikli hastane kampüsleri kurulabilir. Tedavi amaçlı ülkemize gelmek isteyen hastaları, sağlık turizmi amaçlı kurulan hastane kampüslerinden hava ambülansı ile doğrudan doğruya getirilip tedavileri  yapılabilir. Bütün bunların yapılması sonucunda, sağlık turizmi açısından yeni bacasız sanayi ortaya çıkmış olacaktır.

  Sağlık turizminin bacasız sanayiye dönüştürülmesi neticesinde, ülkemiz sağlık turizminden yılda 15 milyar dolar gelir sağlayabilir. Çünkü, sağlık turizminden kazanılan gelirin dünya ortalaması 145 milyar doların üzerindedir. Bu durum, sağlık turizmi  gelirleri açısından ele alındığında ülkelerin milli gelirlerinin yaklaşık olarak  % 15’ine tekabül ediyor.

  Ülkemizin sağlık turizmi açısından önü açıktır. Ülkemizin bu yönde önünün açık olması nedeniyle yerli ve yabancı yatırımcılar ülkemizde ciddi yatırımlar yapmaktadır. Her alanda açılan özel hastaneler ve tıp merkezleri bunun doğal bir göstergesidir. Bu sağlık kuruluşları teknoloji ürünü cihazlarla da donatılıyor. Sağlık turizmi açısından sevindirici olan husus, hastanelerimizde sahasında  yetişmiş  ve işin uzmanı hekimlerin görev yapıyor olmasıdır. Bu hususu bir örnekle açıklamak gerekirse, ülkemizde bir jinekolog hekim, amniyosentez, sezeryan ameliyatı, normal doğum, rahim içi araç takılması gibi tedavi süreçlerinin hepsinde başarı gösterebiliyor. ABD ve İngiltere gibi ülkelerde basit tedaviler için dahi farklı bir uzman hekim  görevlendiriliyor. Hal böyle olunca tedavinin maliyeti arttığı gibi hasta için zaman açısından ciddi kayıplar ve aksaklıklarda ortaya çıkabiliyor.

  Ülkemiz, tüm coğrafyaların ortasında yer alması nedeniyle ulaşımı kolaydır. Kamu ve özel hastanelerimizde uygulanan her türlü tedavinin maliyeti diğer ülkelerle kıyaslandığında  daha azdır. Ayrıca ülkemiz, kaplıcalar ve  alternatif tıp imkanları açısından da avantajlı konumda bulunuyor. Şu an sağlık  turizmi hizmeti sunan kuruluşlar, daha çok kendi çabaları ile yurt dışındaki anlaşmalı kurumlar aracılığıyla Türkiye’ye gelen hastaları tedavi ediyor.Bazı tıp merkezleri ise, yurt dışında açtıkları danışmanlık şirketleriyle hastalara Türkiye’deki imkanları tanıtıyor.Ülkemizdeki sağlık kuruluşları sınırlı imkanlarla ancak bu kadar sağlık turizmine katkıda bulunabiliyor.

  Konuya başka bir açıdan bakıldığında medikal turizm olarak da adlandırılan sağlık turizmi, özellikle Avrupa’da yaşayan insanların daha çok  ilgisini çekmektedir. Bazı Avrupa ülkelerinde, hastaların devlete ait sağlık kurumlarında tedavi olmak için uzun süre beklemeleri gerekiyor.Örneğin basit bir kalça protezi ameliyatı için bile acı içinde kıvranan hastalara, bir yıl sonrası için gün verilebiliyor.Hasta özel sağlık hizmeti almak istediğinde ise kendisine çıkarılan maliyet büyük oluyor.Başka bir deyişle,  devlete ait sağlık kuruluşlarının yetersizliği, özel sağlık kuruluşlarının da pahalılığı yüzünden binlerce Avrupalı bütçelerine uygun tedavi arayışıyla yurt dışına çıkarak sağlık turizmine katılıyor. Sağlık turizminde epeyi mesafe alan Singapur, ülkelerine gelen hastaları düşük maliyetle ve kalıcı olarak tedavi ediyor. Hindistan’da devletin desteğiyle Ticaret Odası tarafından kurulan MTCM “medical Tourism Council of Maharashtra- Devlet tıp konseyi” ülke dışından gelen hasta ve yakınlarına uzun süreli vize vermekten tutunda yurt dışında açtığı temsilciliklerle de ülkelerini tıp ve tedavi merkezi olarak tanıtarak sağlık turizmi kapsamında faaliyette bulunuyor. Hasta tedavi maliyetlerinin yüksek olduğu İngiltere, Almanya ve ABD gibi ülkelerden çok sayıda hasta bu gibi ülkelere geliyor.

  Ülkemizde sağlık turizminin gelişebilmesi kuşkusuz, öncelikle hastaların ülkemize gelmesini sağlamak olmalıdır. Bunun için ülkemiz yöneticilerinin sağlık turizmini kurumsallaştırarak devlet politikası haline dönüştürmesi gerekir. Ülkemizin diğer turizm  sahalarında  olduğu gibi  dünya devletlerine  sağlık turizminde bende varım demesi gerekiyor. Aksi taktirde ülkemiz, bu sahada da yolun başında kalakalır.

  Nihai olarak; sağlık turizminden elde edilen gelirin dünya ortalaması 145 milyar dolar civarındadır. Ülkelerin milli gelirleri açısından bakıldığında sağlık turizminden elde edilen gelir çok ciddi bir kalemi oluşturuyor. Ülkemiz,  bir an önce sağlık turizmini devlet politikası haline dönüştürüp pastadan payını alması gerekiyor. Çünkü sağlık turizmi bacasız sanayi olarak dünyada genel kabul görüyor. Hal böyle olunca ülkemiz sağlık turizminden yılda ortalama olarak 15 milyar dolar gelir elde edebilir. Bu bağlamda insanımıza yeni istihdam kapısı sağlanıp ülkemize yeni teknolojiler kazandırılmış olur. Böylece sağlık turizminin üretim ekonomisine dönüştürülmesiyle  parasal anlamdaki gittikçe artan cari açığa da bir nebze olsun çare bulunmuş olur. (www.kayad.org.tr)  

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

TİKA’dan Gürcistan’daki çiftçilere destek

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı(TİKA) tarafından Gürcistan'da Zugdidi Belediyesine bağlı 8 köyde Gürcistan'daki savaş mağduru 55 aileye tarım işlerinde kullanılmak üzere; mini traktörler,...

Diyanet İşleri Başkanlığından Gürcistan’da Ramazan ayı yardımı

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Ramazan ayı nedeniyle hazırlanan yardım paketleri, Gürcistan Müslümanlar İdaresi ve Tiflis Büyükelçiliği-Din Hizmetleri Müşavirliği tarafından...

Ticaret Bakanı Mehmet Muş: “Türkiye’nin ihracatını artırmak”

Cumhurbaşkanlığı'nın 21.04.2021 tarih ve 31461 sayılı(Mükerrer) Resmi Gazetede yayınlanan 2021/193 sayılı kararına göre; Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın görevine son verilmiş ve bu suretle boşalan...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!