Pazar, Mayıs 9, 2021
tr
Ana Sayfa GENEL Büyük oyunların izdüşümü

Büyük oyunların izdüşümü

  İmparatorlukların çok uluslu devletlerden teşekkül ettiğini biliyoruz. Bu nedenle, imparatorlukların yıkılışının ardından yerlerine kurulan ulus devletler, bünyelerine çok kültürlülüğü de katmışlardı. Ulus devletlerin ilk kuruluşunda, bu yapı sorunsuz olarak benimsenmişti. Bu duruma en güzel örnek, Anadolu’muzda kurulmuş olan Türkiye’dir.

  1980 ‘li yıllara kadar, esamesi bile okunmayan PKK denilen bu terör örgütü, niçin büyük oyunların izdüşümü haline geldi? Ülkemizde kardeşane ve birlik içinde yaşamanın keyfini sürerken neden acaba barış, huzur ve dirlik içinde yaşamayıp gittikçe ayrılığa düştük? Ülkemizi her yönüyle maddi ve manevi olarak kemiren günümüzde de artarak devam eden “terör” olarak adlandırılan bu kan mağarasının boyutu gerçekte nedir? Acaba millet olarak bu tehlikeyi nasıl bertaraf edeceğiz. Ne yapılmalıdır ki, bu kan mağarasının kökü tamamen kurutulsun?

  Terörle yaşamak millet olarak kaderimiz midir? Bütün bunların kökten çözümü için, aklıselim ekseninde düşünülüp yapıcı projeler üretilmelidir. Ayrışmacılığın değil birleştiriciğin formülünü millet ve devlet olarak hep birlikte gerçekleştirmeliyiz. Birbirimize tahammül edip birlikteliğin sinerjisini oluşturarak dış güçlere fırsat vermemeliyiz. Derinlemesine bakıldığında mevcut politikalarla ve çözüm önerileriyle bu terör belasının defi mümkün değildir. Türkiye kendi uluslar arası ittifaklarını teröre karşı neden seferber edemiyor, sorusu burada net olarak sorulabilir. Çünkü karşı karşıya kaldığımız yıkıcı ve bölücü terör, evvelde ABD, sonrasında AB’nin stratejileri kapsamında yürümekte olan bir planın parçası ve sonucudur.

  Artık bilinen bu uluslar arası gerçeği hiçbir kimse, hayır bu böyle değildir diyemez. Sorunun boyutlarını ve ne yapılması gerektiğini şu şekilde ortaya koyabiliriz. Ülkemizin her yerine ve İran’ın iç bölgelerine kadar sızan bu terör örgütünün etnik temelli, bölücü, ayrılıkçı açıkça “biz toprak isteriz” tezini vurguladığı gerçeğini unutmamalıyız. Ayrıca bu tezi, Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen yandaş devletlerin (ABD, İngiltere, İsviçre, Fransa, Ortadoğudaki bazı ülkeler) sinsice desteklediğini bilmeliyiz. Bu çatışmanın ve başkaldırının siyasallaşmış bir savaş olduğu kabul edilerek buna göre topyekûn savaş şartlarına göre devletin ve milletin hızla şekillenerek yeniden yapılanması gerekir. Bu meyanda, terörün yabancı ülkelerce sinsice desteklendiği de göz önüne alınırsa konunun boyutunu gelin siz düşünün. Terör sorunun çözümünde, Doğu ve Güneydoğudaki mağaraları kan yuvası haline getiren terör örgütü değil, onları kendi amaçları için kullanan devletler muhatap alınmalıdır.

  Çünkü lojistik destek dediğimiz her türlü ihtiyaçlarını bu devletlerden temin ediyorlar. Hal böyle olunca kendisini müttefik olarak gördüğümüz, ABD ve AB ile bu çerçevede masaya oturulup ilişkiler yeniden düzenlenmelidir. Devletlerarası ilişkiler düzenlenirken milli eksenli stratejiler doğrultusunda hareket edilerek yeni bir istikamet tayin edilmelidir. Örnek olarak, İran’ın politikalarına benzer, dik duruşu olan, milli eksenli ve bağımsız bir yapılanmanın temel taşları ülkemizin her alanında kararlı bir şekilde dizayn edilmelidir. Bu çerçevede Irak’ın Kuveyt’i işgali ile başlayan İncirlik üssünün kullanımı, NATO, BM’ler ekseninde ortak yürütülen ve ABD’ye destek arzeden tüm askeri işbirliği uygulamaları, devletimiz tarafından çok dikkatli izlenmelidir.

  Devlet adamlarımızın asli görevi, devletin varoluş nedeninden hareketle, ülkenin her yerinde güvenliği sağlamak olmalıdır. Ülkemiz yönetimi, Irak’ın kuzeyini kendi emelleri için yoğuran Barzani ve Talabani’ye karşı bu şeytan üçgenini kıracak projeler üretmelidir. Ülkemiz, lojistik gücünü kullanarak şu andaki imkânları ve elindeki araçlarla bunu çok kısa sürede sonuç alacak şekilde yapabilecek durumdadır. Başka bir deyişle “Türkiye’nin yetişmiş beyinleri, tecrübeli kadroları, güvenlik sistemimiz, hükümet, diplomasi kabiliyetimiz, savunma kapasitemiz; bunların tümü bugün yaşadığımız derin acıya rağmen Türkiye’nin teröre boyun eğmemesi için seferber olmalıdır.”

  Devletimizi idare edenler, bir birleriyle barışık ve dayanışma içerisinde çalışıp kurumlarımızı trenin vagonları gibi koordineli olarak harekete geçirerek azami ölçüde bu sinerjiden yararlanmalıdır. Büyük oyunun izdüşümü, Irak’ın Kuzeyinde bir “Kürt Devleti” oluşturmaktır. Bununla da yetinilmeyerek İran, Suriye ve Türkiye’deki sözde kendilerinin toprakları olarak gördükleri yerlerle de bütünleştirerek bir büyük “Kürdistan” yaratmaktır. Bu oyunun kurucusunun ABD olduğu asla unutulmamalıdır. ABD, İngiltere gibi ülkeler tarafından 1990’den beri dört ülkede ve özellikle Ortadoğu’da bu şekilde bir sürecin işletildiği bütün milletimiz tarafından bilinmelidir.

  Bu bağlamda, terör örgütünün veya PKK’nın parti programındaki hedefinin “Sosyalist, Birleşik Bağımsız Kürdistan” kurmak olduğu da gözardı edilmemelidir. Bu çerçevede, Türk milleti tehlikenin farkında olmalıdır. Farklılıkların barış içinde yaşatılabilmesindeki asıl görevin devleti yöneten merkezi otoriteye aittir. Bu çerçevede yapılan iyi niyetli eleştirilerin göz ardı edilmemesi gerekir. Bu bağlamda Devlet her alanda güçlü olmalıdır. Eğer devlet her alanda güçlü değilse, farklılıkların farkına varılması ve onların barış, huzur içinde yönetilmesi ve yaşatılması bir fanteziden öteye gidemez. Devlet, farklılıkların barış ve huzur içinde yaşatılabilmesi için ivedilikle gerekeni yapması gerekir.

  Nihai olarak; yaşamayı öğrenmek farklılıkların kabulüyle mümkündür, cümlesinin içeriğine uygun olarak küresel tandanslı her türlü sorunun çözümünde özgün stratejik projeler üretilip bunu yeni pozitif enerjilerle donatmak gerekmektedir. Bu çerçevede ülkeyi yöneten sorumluluk sahibi kimselerin ve devlet adamlarımızın öncelikli olarak “devlet-millet ebet müddet” fikri ve duygusuyla bedenlenmeleri gerekir.(www.kayad.org.tr)

 

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

TİKA’dan Gürcistan’daki çiftçilere destek

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı(TİKA) tarafından Gürcistan'da Zugdidi Belediyesine bağlı 8 köyde Gürcistan'daki savaş mağduru 55 aileye tarım işlerinde kullanılmak üzere; mini traktörler,...

Diyanet İşleri Başkanlığından Gürcistan’da Ramazan ayı yardımı

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Ramazan ayı nedeniyle hazırlanan yardım paketleri, Gürcistan Müslümanlar İdaresi ve Tiflis Büyükelçiliği-Din Hizmetleri Müşavirliği tarafından...

Ticaret Bakanı Mehmet Muş: “Türkiye’nin ihracatını artırmak”

Cumhurbaşkanlığı'nın 21.04.2021 tarih ve 31461 sayılı(Mükerrer) Resmi Gazetede yayınlanan 2021/193 sayılı kararına göre; Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın görevine son verilmiş ve bu suretle boşalan...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!