Pazar, Mayıs 9, 2021
tr
Ana Sayfa GENEL Teknolojik devrim

Teknolojik devrim

  Orta Asya’dan başlayarak, dünyanın dört bir köşesine yaptığı akınlarla destanlaşan, adaleti ve etkin hizmeti ile her bakımdan yer yuvarlağına damgasını vurmuş yüce bir milletin bireyi olan bizler, teknolojik ilerlemenin neresindeyiz?

  Osmanlı imparatorluğu, 1839 yılında ilan edilen ıslahat fermanıyla teknolojide ne kadar geri kaldığını vurgulamış ve bu teknolojisizlik krizinden hızlı bir şekilde çıkabilmek için yeni teknolojik açılımlar getirmeye çalışmıştır. Özellikle II.Mahmut döneminde teknolojik yeniliklere çok önem verilmiştir.Çünkü çağdaşı olan dünya devletlerinden “Osmanlı imparatorluğu” gün geçtikçe geri kalıyordu.Bu teknolojik yetersizlik belli dönemlerde savaşlarda da kendini göstermeye başlamış ve  93 harbinde devlet olarak teknolojik eksikliğimiz nedeniyle  Rusya’nın karşısında epey zorlanmıştık.

  Osmanlı’nın diğer devletlere nazaran teknolojik yetersizliği 1914 yılındaki birinci dünya savaşında da kendini gösterdi.O yıllarda Almanya, ABD, İngiltere gibi ülkeler savaş uçağı dahi üretirlerken bizlerin o yılarda teknolojik üretimi yok denecek kadar azdı. Bu teknolojik gerilik kurtuluş savaşına kadar  bizleri savurup sürükledi.Kurtuluş savaşından elbette başarıyla çıktık. Bu şüphesiz Aziz milletimizin sayesinde gerçekleşti.Doğal olarak o yıllarda devletimizin teknolojik üstünlüğü ve buna bağlı olarak yeterli gücü olsaydı İngiltere, Fransa gibi ülkeler binlerce kilometreyi arşınlayarak bizim topraklarımızı işgal edemezdi. Oysaki bizim  o dönemde teknoloji seviyemiz oldukça geriydi.Teknolojik anlamda demir yolları dışında başka bir teknoloji ürünümüz yoktu.Fakaf çağdaşımız olan  devletlerin elinde her türlü teknolojik imkan vardı.I.Dünya Savaşı ve kurtuluş savaşında işgalci devletlerin karşısında teknolojik yetersizliğimiz nedeniyle biz kendi topraklarmızda ne acıdır ki savunma durumuna düşürüldük.

  Bir ülkenin gelişmişliğini gösteren temel göstergelerin başında  o ülkenin teknolojik gelişmişlik düzeyidir. Başka bir deyişle  teknolojik gelişmeyle doğru orantılıdır.Devlet ve  millet  olarak 1800 ‘lü yıllardan bu yana niye tam anlamıyla teknoloji üretemiyoruz. Acaba millet olarak bu bağlamda genlerimizde mi bir eksiklik var? Yoksa milletimizin genlerinin gücünü ve yetkinliğini ortaya çıkaracak ve bu yeteneklerini gerçek anlamda kullanabilecekleri ortamlar mı oluşturulmuyor?.Acaba ülkemizi bunca yıl yöneten sorumluluk sahibi kimselerin bu yönde bir eksiklikleri mi var ? Ya da gerçek anlamıyla bu konulara ciddi anlamda önem mi  verilmiyor ? Aslında ülkemizin en büyük yapısal sorunlarından birisi “teknolojik devrimi” bir türlü gerçekleştirememiş olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında ilgili kurumların ve sorumluluk sahibi olan kişilerin yetkinliği  ve yeterliliği bu alanda içler açısı durumdadır.

  Ülkemiz ekonomi ve teknolojik üretimde yanlış politikalar nedeniyle ithal ikamesine dayanan üretimi bir türlü terk edememiştir. Hele hele bu savrulma günümüzde artan ivmeyle devam etmektedir. Tüketime endeksli yapıdan üretime dayanan yapıya bir türlü geçilemiyor. Bugün kullandığımız teknolojik ürünlerin çoğu dışarıdan ithal yoluyla ülkemize girmektedir. Ülke ekonomileri açısından bakıldığında bu durum teknolojiyi üreten ülkelere faizsiz kredi vermek anlamına geliyor.Bu çerçevede ülkemiz mutlaka teknolojik devrimi gerçekleştirmelidir.

  Bu konuya sağlık sektöründen örnek vermek gerekirse; tıbbi malzemelerin % 90 dışarıdan ithal yoluyla ülkemize girmektedir. Bu da milyarlarca doların dış ülkeye akması anlamına gelmektedir.Ameliyat bıçağı, ameliyat ipliği gibi en basit materyalleri bile üretemiyoruz.Bu nasıl gelişme nasıl kalkınma.Bu anlamda sorumluluk sahibi kimseler, hangi hizmeti yaptı? Teknolojinin gelişimi ve üretimi anlamında hangi kurumsal gelişmeyi sağladı.Teknolojik donanıma sahip kendi bilim adamlarımızı ülkemizde kalmaları ve kalıcı hizmet yapmaları için hangi kolaylığı sağladı acaba….

  Yeni milenyumda ise, ülkemizi teknolojik buluşlarla ve teknolojik gelişmelerle küresel rekabete sokmak zorundayız. Küreselleşmenin yerel olana kültürünü  dayattığı bir dünyada yaşıyoruz.Eğer teknolojik devrimi gerçekleştiremessek küresel rekabette ne korunabilir ne kendimiz kalabiliriz, ne de iddialı olabiliriz. Yeni bin yılda, içe dönük ve kapalı bir toplum olarak yolumuza devam etmek istemiyorsak, küresel toplumda bilgi toplumu ve teknoloji çağının gerisine düşmemeliyiz.Tersi durum olursa maazallah, tarihin üğüttüğü toplumlardan biri  haline geliriz.
  Küreselleşen dünyanın “Göbektaşı” Türkiye’dir cümlesinden hareketle, her türlü teknolojik ihtiyacımızı mutlaka kendimiz üreterek, dışa bağımlılıktan kurtulmalıyız.Çünkü Ülkemiz, Ortaasya, Kafkasya, Ortadoğu ve Avrupa ekseninde çok önemli bir  laboratuar konumundadır.Bu laboratuarı teknolojik donanımla bedenlemeliyiz.

İşte tam bu anlamda bilgi toplumunun önemi ön plana çıkmaktadır.Bilginin bile üç saniyede eskidiği göz önüne alınırsa “teknolojik devrimi” gerçekleştirmeden bilgi toplumuna ulaşmanın mümkün olamayacağı artık görülmelidir. Bilgi toplumu, soru soran, doğruyu arayan, bilmese de bilginin nerede olduğunu bilen, bilgiye hızlı ve zamanında ulaşan, bilgiyi doğru kullanabilen toplumdur.

  Türkiye’nin çok kritik bir döneme girdiği şu günlerde teknolojik savunmasının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Özellikle savunma sanayimiz ve üretimimiz her yönüyle milli teknoloji donatımıyla olmalıdır. Matbaa ve sanayi devrimini kaçırdığımız gibi teknolojik devrimi de asla kaçırmamalıyız.(www.kayad.org.tr)

 

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

TİKA’dan Gürcistan’daki çiftçilere destek

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı(TİKA) tarafından Gürcistan'da Zugdidi Belediyesine bağlı 8 köyde Gürcistan'daki savaş mağduru 55 aileye tarım işlerinde kullanılmak üzere; mini traktörler,...

Diyanet İşleri Başkanlığından Gürcistan’da Ramazan ayı yardımı

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Ramazan ayı nedeniyle hazırlanan yardım paketleri, Gürcistan Müslümanlar İdaresi ve Tiflis Büyükelçiliği-Din Hizmetleri Müşavirliği tarafından...

Ticaret Bakanı Mehmet Muş: “Türkiye’nin ihracatını artırmak”

Cumhurbaşkanlığı'nın 21.04.2021 tarih ve 31461 sayılı(Mükerrer) Resmi Gazetede yayınlanan 2021/193 sayılı kararına göre; Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın görevine son verilmiş ve bu suretle boşalan...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!