Pazar, Mayıs 9, 2021
tr
Ana Sayfa GENEL Van görevimizin ardından

Van görevimizin ardından

  Yaklaşık olarak 45 gün önce görevli olarak gittiğim Van ilindeki izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Van ve Van Gölü çevresinde ele geçirilen tarihi ve arkeolojik bulgular, bölgenin Anadolu’nun en eski uygarlık merkezlerinden biri olduğunu, dolayısıyla da o günün şartlarında nispeten yoğun nüfuslu yöreler arasında sayılabileceğini göstermektedir. Bölgede yer alan çok sayıda tarihi kalıntılar, yerleşme ve nüfus yoğunluğu hakkında bir dereceye kadar fikir verse de, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine gelinceye kadar geçen süre içindeki nüfus gelişimi hakkında yeteri kadar sağlıklı bilgiye sahip değiliz.

  Bilinen en eski uygarlıklarından olan Urartular dışında Van Gölü ve çevresi güçlü bir siyasi organizasyona merkez olmamıştır. Bölge, Urartu egemenliğinden çıktıktan sonra çeşitli devletlerin sınır bölgesinde sık sık el değiştirmiştir. Bu nedenle çeşitli savaş ve istilalar dolayısıyla nüfusta zaman zaman azalmalar meydana gelmiştir.

  Van Gölü çevresinin 19.yüzyıl öncesindeki nüfusu hakkında yeteri kadar bilgi sahibi değiliz. Osmanlı Salnamelerine dayanılarak elde edilen verilere göre 19. yüzyılın son yıllarında Van Merkez Sancağı ve Hakkari Sancağından oluşan, bugünkü Bitlis, Muş, Ağrı ve Hakkari illerinin de bağlı bulunduğu Van vilayetinin nüfusu 430.000 idi. Osmanlı Salnamelerine dayanılarak yapılan araştırmalara göre 1889’da Van’ın merkez nüfusunun 35.000, Gevaş’ın 13.164, Adilcevaz’ın 12.697, Erciş’in 14.774 ve Muradiye’nin nüfusunun ise 13.382 olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan başka Van’ın nüfusu hakkında Osmanlı döneminde bazı bilgiler elde edilmiş olsa da, bunların tahminden öte bilimsel bir değeri yoktur. Bu nedenle bu rakamlara dayanılarak zamanın nüfusu ve özellikleri hakkında bir takım değerlendirmeler yapmak sağlıklı olmayacaktır. Bu yüzden Van Gölü çevresinde, özellikle Van’ın nüfusunun zaman içindeki seyrinin ortaya konmasının Cumhuriyet devrinde düzenli periyotlarla yapılan nüfus sayımlarının sonuçları ışığında yapılması daha anlamlı ve gerçekçi olacaktır.  

  Birinci Dünya Savaşı sırasında (20 Mayıs 1915) Van’ın Ruslar tarafından işgal edilmesiyle nüfusun büyük bir kısmı Van’ı terk ederek Anadolu’nun daha güvenli bölgelerine göç etmiştir. Rus ve Ermeni işgaliyle şehir, gerek şekil, gerek nüfus ve gerekse fonksiyon yönünden büyük değişikliklere uğramıştır. Çok sayıda binanın tahrip edilmesi sonucu şehir küçülmüş, önceleri Türk ahalinin göç etmesi, daha sonra ise Ermeni nüfusun bölgeyi terk etmesi ile şehrin

nüfusu o kadar azalmıştır ki 1889’da 35.000 olan nüfus bu dönemde 7.000’e kadar düşmüştür.  

  1927-1955 arasındaki hızlı nüfus artışı büyük ölçüde 1933 yılında yapılan bir idari düzenleme ile Hakkari’nin ilçe yapılarak Van’a bağlanmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bu durum uzun sürmemiş, 1936 yılında çıkarılan bir yasa ile Hakkari yeniden il yapılmıştır. Aynı yıl yürürlüğe giren bir başka yasa ile de Bitlis il olmuş ve Van’ın Ahlat ilçesi Bitlis’e bağlanmıştır. İl nüfusunda anormal artış ve düşüşlere yol açan bu arızi durum dikkate alındığında; 1927-1997 yılları arasında Van nüfusunun, 1935-1940 yılları arası hariç, daima ülke ortalamasının üzerinde arttığı görülür. 1960-1965 yılları arasında % 46.9’a ulaşan yıllık nüfus artış hızıyla Van’da bir nüfus patlaması gerçekleşmiştir. Takip eden yıllarda yıllık artış hızında bir miktar düşüş kaydedilmişse de bu hız ülke ortalamasının üzerinde gerçekleşmiş ve bugünkü nüfusa ulaşılmıştır.

  Doğu Anadolu’nun iklimine de değinmek gerekirse; şiddetli karasal olmasıyla dikkati çeker. Bu karakter, bölgenin merkezi boyunca, doğuya doğru gidildikçe, yani çevre denizlerin etki alanlarından uzaklaşıldıkça daha da belirginleşir. Bölgede kışlar özellikle çok uzun, şiddetli ve karlıdır. Buna karşılık yaz mevsimi çok kısa olmakla birlikte, bölgenin en kuzeyindeki yüksek platolarda bile oldukça sıcak geçer. Sahada rüzgarlar, Van Gölü’nün uzanış doğrultusuna uymak zorunda kalır. Havzanın batısında batı yönlü rüzgarlar egemen olduğu halde, doğu kesimde ilkbahar ve yaz mevsiminde batı yönlü, sonbahar ve kış mevsiminde ise doğu yönlü rüzgarlar etkindir. Göl ile çevresindeki yüksek plato ve dağlar arasındaki termik zıtlıklar, basınç farklılıklarına yol açmak suretiyle, rüzgar yönleri üzerinde de etken olmuşlardır. Farklı ısınma koşulları gündüzün gölden karalara, geceleyin de kara alanlarından göle doğru meltem rüzgarlarının doğmasını sağlamıştır.                                                                

Van yöresinin ovaları ve vadileri şu şekildedir:

  Van Ovası: Van ilinin kurulduğu yerde olup, Van Gölü’ nün doğusunda 150 km karelik bir alanı kaplamaktadır. Ovanın yaklaşık yükseltisi 200 m kadardır. Van Ovası, kuzeydoğuda Sıhke Düzü, kuzeyinde Akköprü Düzü ve güneyinde de Şamranaltı Düzü adını alan bir kaç bölümden oluşur. Çok verimli toprağa sahiptir.

  Erciş Ovası: Van’ ın en önemli ovalarından biridir. Yüzölçümü 150 km2 olan bu ova, Van Gölü’ nün kuzeyinde yer almaktadır. Nispi yükseltisi çok azdır. Erciş Ovası iki bölüme ayrılır. Bunlar Hatun ve Erciş ilçe merkezinin yer aldığı Sulu Ovadır. Erciş Ovası’ nda çok çeşitli sebze ve meyve yetiştirilmektedir.

  Hoşap Vadisi: Norduz Yaylası’ nın yüksek kesimlerinden doğan Hoşap suyu, Hoşap Ovası’ na dek derin ama sarp olmayan bir vadide akar. Hoşap Vadisi, Gürpınar ilçesinin Güzelsu (Hoşap) beldesi merkezi yakınında Hoşap Ovası’ na açılır.

  Memedik Vadisi: Özalp yöresinde doğan Memedik Çayı boyunca birçok düzlük uzanır. Vadi boyunca uzanan düzlüklerden Saray ve Mollahasan (Karakallı) düzleri, akarsuyun yukarı tarafında yer alır. Memedik Vadisi oldukça dardır. Bu vadi batıda Erçek Düzü’ ne açılır.

Van yöresinin gölleri  ve vadileri aşağıdaki gibidir:

  Van Gölü: 60 bin yıl önce Nemrut Volkanı’nın patlaması ile Muş Ovası’nı da içine alan büyük su kütlesinin özü Tatvan’da kapanmıştır. Böylece 4.zamanda, Nemrut Dağı Volkanı’ndan çıkan lavlar, bir set oluşturarak Van Gölü çanağının Muş Ovası ile bağlantısını kesmiştir. Çanakta toplanan suların dışa akışı kesildiği için zamanla Van Gölü bugünkü şeklini almıştır.

  Van Gölü’ nün kuzey ve batısı tümüyle volkanik dağlarla çevrilidir. Güney çevresi yüksek dağlar, kristalin şitler ve paleozoik arazilerle, doğusunda ise neojen tekneleri ve alüvyonlarla örtülü küçük ovalarla çevrilidir. Çok sayıda koy ve burunlar vardır. Kuzey kıyılarında çok güzel ve geniş kumsallara rastlamak mümkündür. Van Gölü, ana yatak ve ona kuzeydoğuda geniş bir geçitle bağlanmış olan büyük bir körfezden oluşur. Ana yatağın en geniş yeri olan Van-Tatvan arası 125 km.’dir. Gölün yüzölçümü 3.712 km2 dir. En derin yeri 451 m. olan gölün ortalama derinliği 171m. ve denizden yüksekliği 1.650 m‘dir. Van Gölü’ nde büyük boyutlu toplam 4 ada vardır. Bunlar: Akdamar, Çarpanak, Adir ve Kuş Adası’dır. Akdamar Adası Van Gölü’ ndeki en büyük ada olup, uzunluğu 1.5 km ve genişliği 500 m.’dir. Bu adada tarihi Akdamar Kilisesi bulunur.

  Göl içinde, adalara ulaşımı sağlayan tekneler ve Van-Tatvan arasında sefer yapan feribotlar çalışır. Van Gölü, büyüleyici güzelliği, iskeleleri, koyları, yarımadaları ve körfezleri ile tam bir deniz görümündedir. Bu nedenle çevre halkı, Van Gölü’ ne “Deniz” ismini sıkça kullanır. Van Gölü’nün suyu tuzlu ve sodalıdır.

  Erçek Gölü: Van Gölü’ nün 30 km. doğusunda, lavların yığılması ile oluşmuş, bölgenin ikinci büyük gölüdür. Van Gölü’nden bir eşikle ayrılan Erçek Gölü, bir çöküntü havzası içindedir. Yüzölçümü 99 km2 olup deniz seviyesinden yüksekliği, 1.800 m.’dir. En derin yeri 15 m.’yi bulur. Göle doğudan karışan Memedik Çayı bol su taşımaktadır. Göl, Van Gölü gibi oldukça tuzlu ve sodalıdır.

  Keşiş Gölü: Bir diğer adı da Turna Gölü’ dür. Eskiden yapay bir gölet durumundayken, bol kaynaklarla beslenerek bugünkü halini aldığı söylenir. Keşiş Gölü; Kuh, Kozan ve Erek Dağı arasındaki vadidedir. Yüzölçümü 4 km2 dir. Van’ın özellikle kuzeydoğu kesimlerinde rastlanan bir başka toprak türü de kireçsiz kahverengi orman topraklarıdır. Van’da ormanlar önemli bir yer tutmadığından bu topraklar ilde en az rastlanan top­rak türüdür.

Van ilinde koruyucu sağlık hizmetleri: 

  Sağlık hizmetlerinin birinci ve en önemli dalı hiç şüphesiz ki koruyucu sağlık hizmetleridir. Bu hizmetler maliyet olarak ucuz olması yanında sosyal ve ruhsal anlamda büyük öneme haizdir. Aşı ile korunabilir polıo, tetanoz ve benzeri bazı hastalıkların aşıları ucuz olmasına rağmen, tedavileri oldukça maliyet gerektirmekte ve sonuçta da % 100 iyileşme gerçekleşmemektedir. Basit bir sağlık eğitimi ile halledilecek olan çevre, su, atık, temizlik eğitiminin verilmemesi durumunda toplumsal bazı hastalıkların meydana gelmesi doğaldır. Bu durumda tedavi maliyetleri de bir hayli yükselmektedir. İzah edilen gerçeklerden hareketle ilimizde koruyucu sağlık hizmetlerine büyük önem verilmektedir. Bugün Van ilinde 58 sağlık ocağı, 47 binalı sağlık evi, 2 verem savaş dispanseri, 2 AÇS/AP dispanseri ile koruyucu sağlık hizmetleri verilmektedir.

Van ilinde bulaşıcı hastalıklar ile ilgili faaliyetler:

  Aşı hizmetleri bakanlığımızın konu ile ilgili genelgeleri doğrultusunda sistematik olarak uygulanmaktadır. Van ilinde uygulanmakta olan bağışıklama çalışmaları son yıllarda hedeflenen düzeylere yaklaşmıştır. Bu ilde merkez ve ilçe merkezlerinde aşılama çalışmaları rutin olarak yürütülmekte, coğrafi ve iklim şartlarının ulaşımı güçleştirdiği aylarda dahi aşılama çalışmaları büyük özverilerle devam ettirilmektedir. Önceki yıllarda % 60-70 dolaylarında olan bağışıklama düzeyi 2006 -2007-2008 yıllarında % 95 seviyesine ulaşmıştır. İldeki aşılama oranına ulaşılmadaki en büyük etken, bağışıklama hizmetlerinin ulusal politika haline getirilerek devamlı gündemde tutulmasının yanı sıra, bu çalışma ve uygulamaları yapan personelin eğitiminde yapılan hizmet içi eğitimlerle istenen düzeye ulaşılmasıdır.

  Soğuk zincir araç ve gereçlerinin takviyesi ve aşıların soğuk zincir kurallarına uygun olarak sağlık kuruluşlarına ulaştırılması, ilgili personelin zaman zaman yapılan hizmet içi eğitimlerle bilgilerinin yenilenmesi neticesinde aşı ile korunabilir hastalıklardan; kızamık, polıo, boğmaca, tetanoz, difteri vakalarında büyük bir düşüş yaşanmıştır. İlimizde yürütülmekte olan etkili aşılama hizmetleri sayesinde son yıllarda olduğu gibi 2007-2008 yıllarında kızamık ve polio hiç görülmemiştir. Diğer aşıyla korunabilir hastalık vakalarına da çok seyrek rastlanılmıştır. İlde eradikasyon çalışmalarının istenen düzeylere getirilmesi ile birlikte son 3 yılda % 70’lerdan alınıp % 95’lere getirilen aşılama oranının % 100’lere çıkarılması nihai hedef olarak kabul edilmiştir.

Çevre sağlığı faaliyetleri:

  İlde su sanitasyon çalışmalarına yönelik çalışmalar etkin bir şekilde; Merkez ilçe’de Sağlık Müdürlüğü Gıda ve Çevre Kontrol Şube Müdürlüğü, ilçeler, kasabalar ve köylerde sağlık ocağı elemanlarınca yürütülmektedir. Van ilinde yapılan faaliyetler; halk sağlığını ilgilendiren, insan tüketimi amaçlı,doğal mineralli ve kaynak suları konularında, su sanitasyon, hava, halk sağlığı, mesken ve atıklarla ilgili faaliyetlerde eğitim ve denetim çalışmaları yapılmaktadır. Çevre sağlığı şubesi olarak 2008 yılında  1669 bakteriyolojik, 167 adet kimyasal muayene gerçekleştirilmiştir.

Sanayi ve Ticaret:

  Van ilinin ekonomik yapısı genel olarak tarımsal faaliyetlere dayanmaktadır. Bunun yanında ticaret, turizm ve sanayi faaliyetleri de ekonomide önemli bir yer tutmaktadır. İl ekonomisinde sanayi; hammaddeyi yerinde işlemek, ihtiyaçları temin etmek ve istihdama olan katkılarından dolayı önemli bir işlev görmektedir. İlde sanayileşme hareketlerinin temel nedenleri arasında yukarıda belirtilen hususlar yer almaktadır. İlimizde ilk önemli sanayileşme hareketi; 1966 yılında temeli atılan ve 1969 yılında üretime başlayan Van Çimento Fabrikasının yapımı ile başlanmıştır. Bu sanayileşme hareketini; 1977 yılında üretime geçen Van Yün İpliği Sanayi, 1980 yılında üretime geçen Et ve Balık Kurumu Van Et Kombinası, 1981 yılında üretime geçen Sümer Holding A.Ş.Van Deri ve Kundura Sanayi İşletmesi, 1988 yılında üretime geçen Van-Et Entegre Et Sanayi takip etmiştir. Ayrıca söz konusu dönemde ilde un ve yem fabrikaları, ağaç sanayi, plastik sanayi ile süt mamulleri işletmesi de faaliyete geçmiştir. İlimizde kurulan Organize Sanayi Bölgesi alanında inşa edilen sanayi tesisleri 1998 yılından itibaren üretime geçmeye başlamışlardır.

  Van da sanayileşmenin başlangıcından günümüze yer dağılımı incelendiğinde; Edremit ilçesinde bulunan Van Çimento Fabrikası, Erciş İlçesinde bulunan T. Şeker Fabrikaları A. Ş. Erciş Şeker Fabrikası ve Gürpınar İlçesinde bulunan Van; Et Entegre Et Sanayi tesisleri dışında kalan önemli sanayi tesislerinin tamamı Merkez ilçe sınırları içerisinde yer almaktadır. Önceleri İskele Caddesi ile Van-Edremit ve Van-Erciş Karayolları güzergahlarında yoğunlaşan sanayi tesisleri, son yıllarda Van-Erciş Karayolunun 13. kilometresi civarında kurulan Van Organize Sanayi Bölgesinde inşa edilmeye başlanmıştır.

  Nihai olarak Van ili; tarihi ve coğrafyasıyla görülmeye değer bir kent olduğu ortadadır. Doğunun incisi denebilecek birçok özelliği bağrında taşımaktadır. Sağlıkta, sanayi ve ticaretteki gelişmeler ilin çehresini tamamen değiştirmiştir. Kısacası geleceğe ışık tutacak olan Van ili her yönüyle görülmeye değer bir yöre ve kenttir.(www.kayad.org.tr-www.alikoplay.org)

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

TİKA’dan Gürcistan’daki çiftçilere destek

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı(TİKA) tarafından Gürcistan'da Zugdidi Belediyesine bağlı 8 köyde Gürcistan'daki savaş mağduru 55 aileye tarım işlerinde kullanılmak üzere; mini traktörler,...

Diyanet İşleri Başkanlığından Gürcistan’da Ramazan ayı yardımı

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Ramazan ayı nedeniyle hazırlanan yardım paketleri, Gürcistan Müslümanlar İdaresi ve Tiflis Büyükelçiliği-Din Hizmetleri Müşavirliği tarafından...

Ticaret Bakanı Mehmet Muş: “Türkiye’nin ihracatını artırmak”

Cumhurbaşkanlığı'nın 21.04.2021 tarih ve 31461 sayılı(Mükerrer) Resmi Gazetede yayınlanan 2021/193 sayılı kararına göre; Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın görevine son verilmiş ve bu suretle boşalan...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!