Pazar, Mayıs 9, 2021
tr
Ana Sayfa GENEL Yolsuzluk açısından sağlık sektörüne bakış

Yolsuzluk açısından sağlık sektörüne bakış

    Risk bir işte, bir süreçte gerçekleşmesi istenmeyen sonuçların gerçekleşmesi veya ön görülenden farklı bir sonuç oluşmasıdır. Sağlık hizmetlerinde de planlanan bir olgu amaçlanan bir güdü vardır. Sağlık insanların hayati durumlarıyla yakından ilişkili olan bir olgu olması yanında, sosyal devlet anlayışının bir neticesi olarak bir kamu hizmeti olması nedeniyle sağlık hizmetleri büyük bir önem arz etmektedir.

    Özellikle bir kamu hizmeti olması hasebiyle, kamu hizmetinin sürekli ve kesintisiz yürütülmesi prensibinin doğal sonucu olarak bu hizmetin yürütülmesinde herhangi bir aksaklık olmaması gerekmektedir. Ama her süreçte ve faaliyette olduğu gibi bu süreçte de usulsüzlükler, aksaklıklar ve yolsuzluklar olması kaçınılmaz bir sonuçtur.

    İnsan hayatıyla ayrılmaz bir biçimde ilişkilenen bu sektörde de yolsuzluk olur mu diye insan kendi kendine soramadan edemiyor. Maalesef bu süreçte de bahse konular hayli yüksek oranda gerçekleşmektedir. Bu aksaklıklar, yolsuzluklar, o denli yüksek boyutlara ulaştığı için denetim görevi yapan görevlilerin ve özellikle profesyonel denetimi yerine getiren müfettişlerin söz konusu olumsuzluklara yetişememesi sonucunu doğurmuştur. İşte tam burada denetimin etkinliği ve verimliliği gündeme geliyor.

   Yolsuzluk alanları geniş ise ve biz bunlara yetişemiyorsak; yapılacak en iyi iş kanımca risk analizi yapıp, bu süreçte yolsuzluk riski en fazla olan alanların denetimi yapılarak denetimin marjinal  faydası artırılabilir. Yani denetim sayısı aynı iken en azından riskli alanlara bakarak kamu kaynağının kaybını en aza indirgenmesi sağlanabilir. Eldeki imkanlarla en etkin denetimi yapıp kamu kaynağının kaybında maksimum engellemeyi sağlamak gerekmektedir.

    Bunu yapmanın en etkin ve kolay yolu risk analizi olduğunu söyleyebiliriz. Yani yolsuzluğun en çok olabileceği noktaları belirlemek gerekmektedir. Sağlık sektörü açısından riskli alanları günümüz şartları itibariyle değerlendirirsek 1) ilaç ithali ve yolsuzluklar 2) yapım işleri ve hizmet alımları 3) personelin etik olmayan davranışları

   İlaç İthali Ve Yolsuzluklar Bilindiği üzere ilaç jeneriği olmayan yani ikinci kalitesi olmayan bir üründür. Bunun doğal sonucu olarak ilaç konusu büyük hassasiyete sahiptir. Ülkemizde kullanılan ilaçların %60 ‘dan fazlası ithal edilen ilaçlardan oluşmaktadır. Bu ithal ilaç sektörü de yıllık dört buçuk milyon dolarlık bir büyüklüğe sahiptir. Bu kadar büyük bir cironun olduğu ilaç ithalatı sektöründe yolsuzlukların olması kaçınılmaz bir sonuçtur. Birde bu kadar büyük bir paya sahip ithal ilaç sektörünün denetlenmesi  haliyle çok zor olmakta ve hatta çok yetersiz olmaktadır. Sektör büyük oranda denetimin dışında kalmaktadır. Denetimin olmadığı bir süreçte aksaklıkların ve yolsuzlukların olmaması mümkün değildir.

    O halde ilaç sektöründe; Denetim, a) Kalite kontrolü  b) Fiyat denetimi. Kalite kontrolü ithal edilen ilaçların % 60’ı, Hindistan dan ithal edildiği göz ününe alınırsa kalite kontrolünün yapılması da mutlaka yapılması gerekmektedir. Bu gün yapılan ithalatların hangisini o ülkeye gidip yerinde denetliyoruz? Bu gün bunun cevabı maalesef ki hiç olabiliyor. Yani bize ne gönderirlerse ülkede örneklem üzerinde yapılan denetim dışında herhangi bir inceleme yapılmamaktadır. En azından ithalat öncesi denetim yapılamıyor. Yani önce ithal edeceğimiz firmanın bizim onayımızı alması bizim kalite kriterlerimizden geçer not alması gerekmez mi? Ondan sonra ithal edilmesi gerekmez mi?   

    Bu ithalattaki görünmez engellerdir. Bu tür olgular ithal eden ülkenin pazarlık gücünü artırır. Aynı zamanda ilaç ithal edilmeden denetim yapıldığından ilacın yeterli kalitede olmaması nedeniyle oluşacak kamu kaynağı zararı giderilmiş olacaktır. Denetim, yeterli personel olmaması, yeterli altyapının olmaması, sektörün sürekli gelişmesi gibi çeşitli nedenlerle yapılamamaktadır. Neden her ne olursa olsun sektörün denetimin dışında kalan bir sektör haline geldiği açıktır. Kişilerin bu denetim eksikliğini fırsat bilip, insanı hayrete düşüren yolsuzluklar yapmaktadırlar. Fiyat denetimi İthalatçı firmalar veya üretici firmalar her ülkeye farklı fiyatlar sunmakta ve bazı ülkeler ilacı daha pahalıya almaktadırlar veya aynı ilacın pahalı olanını almaktadırlar. Yine burada denetim sistemi gelişmemiş ülkeler diğer gelişmiş ülkelere göre daha fazla fahiş fiyattan ilaç almaktadırlar veya ilaç alımın da görevli yetkililer bazı firmalarla anlaşarak onların getirdiği her ilacı fahiş fiyattan almaları veya buna sebebiyet vermeleri sonucu büyük kamu zararları doğmaktadır. Bunun yanı sıra kapsamlı bir fiyat araştırması yapılmaması da ilaçta büyük usulsüzlüklerin yapılmasına neden olmaktadır.

    Bu sorunlara gelebilecek en iyi çözümün ithal ilaç sektörünün daraltılması, ithalat kaybının iç sektörde üretimiyle karşılanması gerekmektedir. Burada devletin teşvik edici ve destekleyici yönünün ön plana çıkması sektöre gerekli desteği vermesi gerekmektedir. Ancak burada da ciddi bir handikap ortaya çıkmaktadır. O da yerli girişimcilerin bu tarz bir oluşuma sıcak bakmamalarıdır. Çünkü ithal ilaç sektörünün gerçekten yüksek bir kar marjı taşımasıdır. Bunun yanında üretim yapmanın sıkıntıları ve üretim sorunlarını, rekabet edememe riskini almak istemeyen girişimciler üretim yerine ithalata yönelmekte yüksek kar elde etmeyi hedeflemektedirler.

    Yapım İşleri ve hizmet alımları ülkemiz de 5018 Sayılı Kanundan önce ihaleler birimlerinde uzmanlaşmış birimleri tarafından yapılmakta idi. Dolayısıyla bu konularda bir uzmanlaşma vardı ama, bunun yanında bu uzmanlaşan personelin ihaleye katılan kişi veya kurumlarla anlaşarak kendilerine menfaat sağlamak suretiyle kamu kaynağının da kaybına neden olmaları söz konusu olmakta idi. Ancak 5018 sayılı yasadan sonra ihaleleri her birim kendisi yapması gündeme gelmiştir. Bunun sonucunda daha önce ihale tecrübesi olmayan kurumlar ihale yapmaya başlamıştır. Bu işteki acemilik kalifiye personel yetersizliği bu alanlarda kamu kaynağının heder olmasına neden olmaktadır. Burada kişilerin iyi niyetli olduğunu varsaysak bile bu tecrübesizlik ve iş bilmemenin neticesinde kamu zararına sebebiyet verilmektedir. Bunu için bu birimlerin gerekli eğitimi alması, ihale sürecinde danışma hizmeti alabilecekleri bir danışmanlık biriminin olması veya benzer ihalelerin nasıl olduğunu gösteren bir otomasyon sisteminin kurulması gerekmektedir. Buna ilaveten ihalenin kesinleşmeden önce ön mali kontrol birimlerince incelenmeli ve o ana kadar olan aksaklıkların giderilmesi sağlanmalıdır.

    Personelin etik olmayan davranışları sağlık hizmetini sunan personelin etik olarak davranışları da yolsuzluları gidermede önemli bir yoldur. Örneğin bir cerrahın bıçak parası diye tabir edilen ameliyata girmesi için hastadan alınan parayı almaması bunu bir mesleki ahlak bilinci olarak algılaması bir aksaklığı giderecektir. Paranın bu denli büyük bir rol oynadığı, ihalelerin büyük bir kısmının sağlık sektöründe yapıldığı ( Kamu kurumlarında yaklaşık olarak yılda 40 milyar dolar ihale yapılmaktadır. Bunun 23 milyar doları Sağlık sektörüne aittir.) düşünüldüğünde; madem bu alanı yeteri kadar denetleyemiyoruz, en azından personele yolsuzluğu önleme bilincini kazandırmamız gerekmektedir. Bu da eğitimle mümkün olabilmektedir. Gerçektende insanları eğitmedikten, onlarda yolsuzluk bilinci kazandırılmadıktan sonra ne kadar denetim yaparsanız yapın yine yolsuzluk yapılacaktır. En iyi polis insanın kendi vicdanıdır.

    Bazı insanlar bazı olguları artık yolsuzluk olarak görmemekte, onlara göz yummaktadır. Halbuki bunların kendi cebinden ödediği vergilerle karşılandığını, kendi fakirleştikçe başkasının haksız yere kazanç elde ettiğini bilmemektedir. İnsanlara bunu öğretmek bu bilinci kazandırmak gerekmektedir. Bunun yanında yolsuzluk cezalarının caydırıcı olması gerekmektedir. Toplumda oluşan genel kanı yolsuzluk yapanın yanına kar kalıyor, kimse hak ettiği cezayı almıyor diye genel bir inanç var. Buda insanları daha da fazla yolsuzluk yapmaya itmektedir. Kamu güvenini kötüye kullanan kişinin hak ettiği ölçüde ağır şekilde yargılanması ve gerekli cezayı alması gerekmektedir. Böylece kamuoyunun yasalara, yargıya ve Böylece kamuoyunun yasalara, yargıya ve her şeyden önce devlete olan güveni artacaktır. (www.kayad.org.tr-www.alikoplay.org)

 

 

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON HABERLER

TİKA’dan Gürcistan’daki çiftçilere destek

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı(TİKA) tarafından Gürcistan'da Zugdidi Belediyesine bağlı 8 köyde Gürcistan'daki savaş mağduru 55 aileye tarım işlerinde kullanılmak üzere; mini traktörler,...

Diyanet İşleri Başkanlığından Gürcistan’da Ramazan ayı yardımı

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Ramazan ayı nedeniyle hazırlanan yardım paketleri, Gürcistan Müslümanlar İdaresi ve Tiflis Büyükelçiliği-Din Hizmetleri Müşavirliği tarafından...

Ticaret Bakanı Mehmet Muş: “Türkiye’nin ihracatını artırmak”

Cumhurbaşkanlığı'nın 21.04.2021 tarih ve 31461 sayılı(Mükerrer) Resmi Gazetede yayınlanan 2021/193 sayılı kararına göre; Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın görevine son verilmiş ve bu suretle boşalan...

SON YORUMLAR

error: Content is protected !!