Yazan: Aygün Mübariz
IV. Şuşa Global Medya Forumu, Azerbaycan’ın uluslararası kamuoyuyla doğrudan iletişim kurma imkânını genişletirken Türkiye-Azerbaycan medya işbirliği, Türk dünyasındaki bilgi paylaşımı ve Güney Kafkasya’da barışın toplumsal zemini açısından da önemli mesajlar verdi.
Şuşa, Azerbaycan için sıradan bir şehir değildir. Ülkenin kültürel hafızasında, tarihî kimliğinde ve yakın geçmişinde özel bir yere sahiptir. Uzun yıllar işgal ve yıkımla anılan şehir, bugün yeniden kurulan hayatın ve kültürel canlanmanın simgelerinden biri hâline geliyor.
13-14 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenen IV. Şuşa Global Medya Forumu da şehrin değişen rolünü gösteren önemli etkinliklerden biriydi. “Barışın Teşvikinde Medyanın Misyonu: Gerçeğin Yeniden Tesis Edilmesi ve Güvenin Yeniden İnşası” başlığıyla gerçekleştirilen Forum, 53 ülkeden 160 konuğu bir araya getirdi.
Şuşa’da barışın inşası, dezenformasyonla mücadele, medya diplomasisi, savaş sonrasında şehirlerin yeniden yapılanmasının anlatılması, yapay zekâ ve sınır ötesi medya ilişkileri ele alındı. Bu konuların yakın geçmişte ağır bir çatışma yaşamış bir şehirde konuşulması, Foruma ayrıca anlam kazandırdı.
Şuşa’yı yerinde görmek
Şuşa’daki değişim bugün açıkça görülüyor. Yollar, konutlar, tarihî yapılar ve kültür mekânları yeniden inşa ediliyor. Şehre dönen hayat, savaş sonrasındaki dönüşümün en somutgöstergelerinden biri.
Ancak bir şehrin yeniden kurulması sadece binalarla tamamlanmıyor. O şehirde nelerin yaşandığının, neden yıkıldığının ve bugün nasıl bir geleceğe hazırlandığının doğru anlatılması da en az fiziksel imar kadar önem taşıyor.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Forumun amacını açıklarken farklı ülkelerden gelen medya temsilcilerinin hem güncel meseleleri tartışmasını hem de Karabağ ile Şuşa’daki değişimi yerinde görmesini önemsediklerini belirtti. Daha önce bölgeyi ziyaret eden bazı gazetecilerin ilk gelişlerinde yıkımı, bugün ise yeniden kurulan şehirleri ve geri dönen hayatı gördüklerini söyledi.
Bu yaklaşım, Azerbaycan’ın uluslararası iletişiminde dikkat çekici bir adımdır. Azerbaycan artık yalnızca kendisi hakkında dışarıda oluşturulan görüşlere cevap vermekle yetinmiyor. Yabancı gazetecileri bölgeye davet ederek olayları yerinde izleme ve doğrudan bilgi edinme imkânıda sunuyor.
Bu nokta özellikle önemlidir. Karabağ ve Şuşa hakkında uzun yıllar farklı ülkelerde birbirinden oldukça farklı anlatılar oluşturuldu. Bölgeyi görmeden, sahadaki durumu incelemeden ve yerel kaynaklarla konuşmadan yapılan değerlendirmeler çoğu zaman eksik kaldı. Gazetecilerin süreci doğrudan izlemesi, Azerbaycan’ın görüşlerinin daha geniş ve daha doğru bir çerçevede anlaşılmasına katkı sağlayabilir.
Forumun Azerbaycan açısından asıl değeri de burada ortaya çıkıyor. Ülke yalnızca kendi mesajını vermiyor, aynı zamanda bu mesajın sahadaki gelişmelerle karşılaştırılabileceği bir ortam oluşturuyor.
Türkiye açısından neden önemli?
Şuşa Global Medya Forumu’nun Türkiye bakımından da somut bir anlamı var. Güney Kafkasya’da yaşanan gelişmeler Türkiye’nin güvenliği, enerji politikası, bölgesel ticareti, ulaşım hatları ve Orta Asya ile bağlantılarıyla doğrudan ilişkilidir.
Bu nedenle Türkiye kamuoyunun bölge hakkında doğru ve zamanında bilgi alması yalnızca bir medya meselesi değildir. Bölgedeki siyasi gelişmelerin nasıl anlatıldığı, toplumların olayları nasıl değerlendirdiğini ve dış politikaya nasıl yaklaştığını da etkiler.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Anadolu Ajansı Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan’ın sorusuna verdiği cevap, Türkiye–Azerbaycan ilişkilerinin bugünkü seviyesini açık biçimde ortaya koydu. Aliyev, iki ülkenin yalnızca dost ve kardeş olmadığını, aynı zamanda müttefik olduğunu vurguladı.
Bu müttefiklik siyasi, askerî, ekonomik, enerji ve ulaştırma alanlarında kendisini gösteriyor. Ancak ilişkilerin medya ve kamuoyu boyutu da giderek daha fazla önem kazanıyor.
Türkiye’deki gazetecilerin Şuşa ve Karabağ’daki gelişmeleri yerinde izlemesi, bilgiyi üçüncü ülkelerin kaynaklarından almak yerine doğrudan sahadan edinmesi bakımından değerlidir. Aynı durum Azerbaycan medyası için de geçerlidir. İki ülkenin gazetecileri arasında güçlü ve doğrudan ilişkilerin kurulması, bölgesel gelişmelerin daha hızlı ve daha doğru aktarılmasına yardımcı olabilir.
Burada amaç bütün medya kuruluşlarının aynı başlıkları kullanması veya aynı yorumları yapması değildir. Asıl ihtiyaç, doğrudan bilgi akışını güçlendirmek, kaynak çeşitliliğini artırmak ve doğrulanmamış haberlerin yayılmasını önlemektir.
Türkiye–Azerbaycan medya iş birliği, iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin kamuoyu ve bilgi alanındaki tamamlayıcı unsurlarından biri olabilir.
Türk dünyasında doğrudan bilgi ihtiyacı
Forum kapsamında Türk Haber Ajansları Birliğinin, yani ATNA’nın yönetim kurulu toplantısının yapılması da dikkat çekiciydi. Türk devletlerinin ulusal haber ajanslarını bir araya getiren bu yapı, bölgedeki gelişmeler hakkında doğrudan bilgi paylaşımını artırmayı amaçlıyor.
Türk dünyasıyla ilgili haberler zaman zaman bölge dışındaki kaynakların öncelikleri ve bakış açıları üzerinden uluslararası dolaşıma giriyor. Bu durum bazı gelişmelerin eksik veya yanlış bağlamda sunulmasına yol açabiliyor.
Ulusal haber ajansları arasında doğrudan bağlantı kurulması; haber, fotoğraf ve video paylaşımını kolaylaştırabilir. Ortak projeler, gazeteci değişimleri, mesleki eğitimler ve yeni teknolojiler konusunda iş birliği de bu süreci güçlendirebilir.
Elbette kültürel yakınlık tek başına güçlü bir medya alanı oluşturmaz. Bunun için mesleki standartlara, doğrulanmış bilgiye ve güvenilir kurumlara ihtiyaç vardır. Şuşa Forumu, bu yönde yeni temasların kurulmasına imkân veren bir platform olarak değerlendirilebilir.
Şuşa’yı Türk dünyasının resmî bir medya merkezi olarak tanımlamak doğru olmaz. Ancak şehir, ortak tarihî hafıza ile geleceğe dönük iletişim imkânlarını buluşturan sembolik bir mekân olma potansiyeline sahiptir.
Barışın toplumsal zemini
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in barışın adil olmasıve uluslararası hukuka dayanması gerektiğine ilişkin açıklaması, Azerbaycan’ın bölgesel sürece yaklaşımını ortaya koyuyor. Güney Kafkasya’nın büyük güçler arasında bir rekabet alanına dönüştürülmemesi gerektiğine dair mesajı da bölge ülkelerinin doğrudan iş birliğine dikkat çekiyor.
Bu siyasi yaklaşımın toplumlar tarafından anlaşılması için medyanın da sorumlu davranması gerekir. Bir haberin başlığı, kullanılan kaynaklar ve doğrulanmadan yayılan bir iddia, kamuoyunun barış sürecine bakışını doğrudan etkileyebilir.
IV. Şuşa Global Medya Forumu’nun önemi yalnızca kaç ülkeden katılımcının geldiğiyle veya etkinliğin ne kadar geniş yankı uyandırdığıyla ölçülmemelidir. Forum, Azerbaycan’ın kendi görüşlerini uluslararası kamuoyuna doğrudan anlatması, Türkiye ile medya ilişkilerini geliştirmesi, Türk dünyasında bilgi paylaşımını artırması ve Güney Kafkasya’da güvene dayalı yeni bir iletişim ortamının oluşmasına katkı sağlaması bakımından değerlidir.
Şuşa, Azerbaycan’ın hafızasında zaferin, geri dönüşün ve kültürel canlanmanın simgesi olarak kalacaktır. Bundan sonraki dönemde şehrin barış, medya diyaloğu ve bölgesel iş birliğiyle de anılması, Şuşa’ya ve bütün bölgeye yeni bir anlam kazandırabilir.




